17 Nisan, 2026 08:31:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Nora Gray

Sayfa: [1]
1
St. Mungo Sihirli Hastalıklar Hastanesi / Beyaz ışık
« : 16 Mayıs, 2023 18:20:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Soğuk, vücudunun titrediğini hissediyordu genç cadı. Parmak uçlarının soğuktan uyuştuğunu hissediyordu ve nefes alışının düzensizliğini. Kalp atışlarını dinliyordu sadece, yavaş atıyordu. Yavaş ve düzensiz, her vuruş ona sanki bu soğuktan kurtaracak kanı pompalamaya çalışıyor ama yetersiz kaldığını hissettiriyordu. Her kan hücresi vücudunda donmuştu sanki ve çözülmeyi bekliyordu. Vücudunda ki oksijenin azaldığını hissetmişti, kan hücrelerinin çekildiğini ve her şeyin son bulduğunu. Yavaş yavaş karanlığa gömülürken küçük bir ışık parçası bırakmıştı belki de arkasında. Belki o ışık parçası yetmişti onun hayatına tutunmasına. Öldüğünde böylemi oluyordu, her şey karanlık ve soğuk. Oysa ki genç cadı sıcaklığı bulacağını sanıyordu her zaman. En azından annesinin anlattıkları kadarına inanıyordu gerçi inanıp inanmadığını hiç bir zaman sorgulamamıştı kendi kendine ve şimdi ise hissettiği tek şey soğuktu.

Tüm hücreleri sanki soğuktan kas katı kesildiğini hissediyordu, ah hayır soğuktan değildi bu acıdan dolayıydı. Kasları gerilmişti acıdan dolayı ve tek bir noktaya sabitlemişti kendisini. Yeni açılmaya başlayan zihnine bütün sinir hücreleri acıyı iletiyordu, bütün duyu organları oraya sabitlemişti kendisini bütün vücudu sanki tek bir şeye odaklanmıştı.

Gözlerini arala yamıyordu genç cadı sanki göz kasları emirlerini hiçe sayıyordu, parmaklarını oynatmaya çalıştığında sanki kan tekrardan vücuduna hücum etmeye başladığını hissetti. Uyuşan parmak uçları karımcalaşmaya başlamış oynattığında küçük küçük kürdanlar sanki parmak uçlarına saplanıyordu. Küçük cızırtılar duymaya başladı ilk önce daha sonra anlayamadığı boğuk seslere dönüştü. Yavaş yavaş neler olduğunu hatırlamaya çalışıyordu sanki hafızası bir yapboz parçası gibi tek tek geri geliyordu. İlk baş bir kimlik hatırladı üzerinde farklı bir isim yazan daha sonra yeşillikler ile çevrili güzel bir daha sonra kızıl saçlara sahip bir kadın portesi. Portre? o anda işte tüm taşlar yerine oturmaya başladı. Her şey o resme dokunduğunda tek tek gerçekleşti. Yüksek bir yerden düşmüştü ve acısını hissettiği yere demir saplandığını hatırlıyordu. "Balian" diye fısıldadı genç cadı ama sesi çok güçsüz çıkmıştı. Kirpiklerini araladığında görüşü net değildi ama çevresinde birinini olduğunu gördü. Görüşü yavaş yavaş netleşmeye başladığında bu kişinin ismini söylediği şifacı olduğunu anladı.

Başını hafif kaldırıp yana çevirdiğinde arkadaşını gördü, meraklı bir şekilde ona bakıyordu. "Ah, Leo ölmedim mi?" dedi. Genç büyücü başını hayır anlamında sallandıktantan sonra genç cadı tekrardan önüne döndü ve başını gerisi geriye yastığa bıraktı. "Tabi ya ölseydim senin burada ne işin vardı, muhakkak çoktan bende ateşin içinde olurdum" dedi şakaya karışık ses tonu ile. "Sanki tüm kemiklerimi kırmışlar gibi hissediyorum" dedi bu sefer. Vücudunu küçük küçük oynatmaya çalıştı ilk baş ayak parmaklarını daha sonra bacaklarını, kollarını fakat her kıpırdandığında karın boşluğuna sanki bir bıçak saplanıyordu. Başında ki şifacı ona bir şeyler sayarken sadece başı ile evet anlamında sallayıp geçiştiriyordu. St. Mungo da işi gereği çok fazla yatmışlığı vardı ama hiç biri bunun kadar acı verici değildi. Sadece bir kaç gün sürmüşlerdi hatta kolunu kırdığında ise zorla bir hafta geçirmişti kemiklerin kaynaması için ona verilen acı suyu hatırlayınca yüzünü buruşturdu. Bakışlarını bu sefer arkadaşının yanında ki genç adama çevirdi. Onu tanıyordu şifacı dostunun stajyeriydi. Demek oraya kadar gitmişti yaralandığı belki de Luna gelememiş ve stajyerini göndermişti nasıl olduğunu kontrol etmesi için. Yavaşça doğrulmaya çalışan cadıya şifacı yardım ederken "Öyle bakmayın, birkaç güne kadar hiç bir şeyim kalmaz" dedi genç cadı.

2
Diğer Dünya Ülkeleri / İhanet
« : 30 Nisan, 2023 12:18:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc cadı: Persephone De León

Üzerinde bulunduğu bota çarpan dalgalar yüzünü ıslatıyordu genç kadının. Ege'nin soğuk ve temiz sularına baktıkça boğazının kuruduğunu hissedebiliyordu. Yine de dakikalar sonra inecek olduğundan teknenin öbür tarafına yürüme gereği duymadı. Kaşe montu Yunanistan'ın cehennem kadar sıcak iklimi için fazla sıcaktı. Yüzüne vuran güneş mayışmasına neden oluyordu. Ufak huzur kırıntılarıyla süslenmiş anılarını düşleyerek zihninin rahatlamasını bekledi. Küçüklüğünü geçirdiği sular her zamankinden daha sakindi o gün. Tüm çocukluğunu yaşadığı topraklara dönmek onun nostaljik hissetmesini sağlamıştı. Ama aklında tek bir soru vardı. Adras d'Ibelin onu ne halt yemeye çağırmıştı? Ilık rüzgar yüzüne çarparken, korku ve endişe zihnine yeni yeni sirayet ediyordu. Cebinde duran ve henüz açma gereği duymadığı davet niteliğindeki mektuba uzandı. Zarfı düz beyaz renkteydi fakat güneşe tuttuğunda içini göstermeyecek kadar opaktı. Zarfın üzerinde büyük puntolarla gönderenin adı ve adresi yazıyordu. Gönderen, Darren Shan, her kimse Yunan sınırlarına girmeden mektubu açmaması için not düşmüştü. İsmi nereden hatırladığına emin değildi. Bakanlığın kara listesinden olmaması için dua etti kendi kendine. Arka cebinden çıkardığı kelebek bıçakla son derece sert olan kağıdı tek hamlede keserek zarfı açtı. İçinden çıkan kağıdın üzerinde neredeyse kusursuz bir el yazısı vardı. Uzaktan limanın ve martıların sesleri duyulurken gözlerini kağıt üzerinde gezdirmeye başladı.

"Değerli Bayan De León,
Umarım yolculuğunuz güzel geçmiştir. Önümüzdeki görevde size yardımcı olabilmek beni müteşekkir bırakır. Lütfen kendinize dikkat edin.

Sevgiler
D. Shan"

Görevin ne olduğunu bilememekten muzdarip zihni, aklına düşen aç kurtlar tarafından parçalanıyordu. Yine annesinin yediği bir boktan mıydı acaba? Yoksa teyzesine mi bir şey olmuştu? Endişe ile dudaklarını ısırdı. Ağzına gelen kan tadına rağmen durmuyordu. Zarfın içinden düşen kurumuş bir gül ile dikkati dağıldı. Eğilip gülü yavaşça yerden kaldırdı. Uzun süre önce kurutulmuş olmasına rağmen gülü kokladı. Tekrardan zarfın içine narince yerleştirerek cebine koydu. Bu zarif jest ona zamanında çok sevdiği birini hatırlatmıştı. Bir kaç saniye sonra teknenin motoru durdu. Martılar ağlarmışcasına daha güçlü bir şekilde bağırmaya devam etti. Tekneden inme vakti çoktan gelmişti.


3
Seherbaz Büro / Bakirenin ölümü
« : 17 Nisan, 2023 14:58:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Seherbaz:Persephone

Sabahları çalışan biri değildi genç kadın. İşini seviyordu. Masa başında belge doldurmaktansa suçluların peşinde koşmayı severdi. Herkesin bir bağımlılığı vardı sonuçta. Persephone'nin ise adrenalindi. Korku, heyecan ve hareket yaşamının bir parçasıydı artık. Ama o sabah her şey o kadar monotondu ki rapor kağıtlarını doldurmayı bile bitirmişti. Ayaklarını masaya attı. Tam çekmecesinden çıkardığı beyaz dizisini okumaya başlamıştı, kapısı çalındı. "Bayan De León?" Boğazını temizledi. "Gelebilirsiniz." Yeni gelen stajyer oldukça kibar ve nazikti. Ya da sadece üstü olduğundan Persephone'nin tüm isteklerini yapıyordu. Oldukça fırsatçı biriydi genç kadın. Bu nezaketi değerlendirecekti. "İstediğiniz yeni belgeleri getirdim."dedi tiz bir sesle adam. Hayali etrafta koşuşturup, suçluların korkulu rüyası olmaktı belli. Ama ne kadar gerçekleştirebilirdi bu hayali? Kibar biriydi. Seherbaz olmak sert insanların işiydi. Onun gibi tiz sesli bir hanım evladı başarılı olamazdı. Fakat o gün kimsenin hayallerini yıkabilecek kadar neşeli değildi. "Teşekkürler, gidebilirsin." dedi çıkartabileği en nazik ses tonuyla. Ayaklarını masadan indirdi, genç adam odadan çıkarken belgeyi okuyordu.

Yirmi yedi yaşında, kadın, bakanlık çalışanı. Öldürülmüş. Dosya ilgisini çekmişti. Faili meçhul cinayetlerle ilgililenmeyi severdi. Dedektiflik bürosunda çalışmadığı için hayıflandı. Ama istihbarat da oldukça zevkliydi. Yavaşça kapağını açtı dosyanın. İçinden düşen bir kaç fotoğraf yüz üstü düştü. Yere eğilip, fotoğraflardan birini kavradı. Ceset resimleri... Kurbanın görüntüleri, hiç bir duygu uyandırmamıştı. "Belki de artık duygusuzumdur", dedi genç kadın fotoğraflara bakarken. Vahşi bir şekilde ölmemişti kadın en azından. Dosyadaki diğer kağıtlara göz gezdirdi. Birkaç genel bilgi dışında sıradışı bir şey yoktu.

Fakat bir isim ister istemez gözüne takıldı. "Baba adı: Dios Feodor d'Ibelin..." dedi kendi kendine. Soyadı beyninde yankılandı. Daha önce nerede duymuştu bu adı? Zihninin derinliklerine baktı. Balian. Kimdi bu kadın? Neyiydi? Her kimse gidip baş sağlığı dilemek doğru bir davranıştı. Özellikle akrabalarını kaybetmiş kişilere iyi davranırdı Persie. Kendi babasının acısını üzerinden yıllar geçse bile hala atlatamamıştı. Ayağa kalktı ve ofisinden dışarı çıktı. Belki işe gelmemiştir, diye düşündü. Ama gidip bakmak en iyisiydi. Her ne kadar Syrinx yüzünden araları çok iyi olmasa da çocukluktan beri tanıdığı biriydi sonuçta. Ofisinin kapısı çaldı, ses gelmeyince açmayı denedi fakat kilitliydi. En azından denemişti. Kafasını kaldırdı ve sağa doğru döndü. Aradığı genç adamın meraklı gözleriyle karşılaşmıştı. "Balian, ben kayb-" cümlesini tamamlamadan söze atıldı genç adam. Kulaklarına inanamadı Persephone. Kurbanın akrabası olduğunu bilmiyor muydu genç adam?

4
Diğer Dünya Ülkeleri / Hayat devam ediyor
« : 14 Nisan, 2023 14:15:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç cadı mermer merdivenleri çıkarken topuklu ayakkabılarının sesleri koridorda yankılanıyordu. Kırmızı ayakkabıları üzerinde ki beyaz renkli ve kırmızı puantiyeleri olan ayakkabısı ile oldukça uyumluydu. Uzaktan görüldüğünde önemli bir buluşmaya, partiye gidilmiş gibi gözüküyordu ama cadının tek gittiği yer bakanlıktan aldığı görev için gittiği randevuydu. Bakanlıktan aldığı görevlerin bazıları sıradan oluyor bazıları da gerçekten onu zorluyordur. En azından hiç kimsenin onu isteği dışında yatağa atamazdı. En azından küçük oyuncakları ile bunu engelliyor ve işler o safhaya gelmeden istediğini alıyordu. Sonuçta uzun bir eğitim geçirmişti hayatında ve bazı şeylerin ne olduğunu en başta öğrenmişti. Bazen de keşke orduda kalsaydım diyordu elbette ama  İngilterenin de acı dolu anıları olduğu gibi güzel anıları da vardı onun için. Kapıyı açıp üzerindeki lastiği kontrol etti. Orada duruyordu, içeri girdikten sonra sol tarafta bulunan oda parfümünün düğmesine bastı. Etrafa yayılan lotus çiçeği kokusu tüm odayı doldururken genç cadı derin bir nefes çekti içine. Tabi ki de bu yapay kokular hoştu ve etrafı güzelleştiriyordu ama  onun asıl sevdiği koku sadece birkaç adım ötesinde ki tuvalet aynasının üzerinde kırılmaz cam bir fanusun içinde duran kırmızı taze güldü. Genç cadı ona baktıktan sonra gülümsedi, yıl başı şurada geçeli sadece birkaç gün olmuştu o kadar ama sevdiği adamın dediğine göre bu gül onların aşkları ile hep taze kalacaktı. Genç cadı gülümsedikten sonra saçında ki küçük tüllü şapkayı çıkarttı ve sandalyenin üzerine koydu. Bu gün ki işinden dolayı yarın büroya gitmesi gerekmiyordu. Gerçi istese gitmezdi elbette ama yine de genç cadının evde durmak ve bakanlıktan gelecek emirleri beklemek değildi tarzı. Üzerinde ki elbiseyi çıkarıp kendisini sıcak suyun kollarına atmak istiyordu. Elbisenin fermuarını açmaya yeltendiğinde camının tıkladığını fark etti. Çok geçmeden bakanlıktan gönderilen baykuş tam karşısında duruyordu. Camı açıp baykuşu içeri aldı ve baykuşun ayağında ki mektubu eline aldı. Mektubun ondan görebiliyordu üzerinde de Balin'ın mührü vardı.

Bayan Gray,

Eski Konsey üyesi Adras d'Ibelin çiftliğini terk ederek kaçtıktan sonra, arkasında bıraktığı tüm düşünseli sıvılarını içeren şişeler ortadan kayboldu. Bulunması için görevlendirdiğim kişiler görevlerini bitirdiğinde yargılanması konusunda önemli yol gösterici olacaklar. Bu şişelerin izini sürebilecek ve onları bulabilecek kadar deneyimli olduğunuza güvenerek, sizin bu görev için en iyi seçenek olduğunuzu düşünüyorum.Şişelerin güvenli şekilde saklanması için Esrar Dairesinden görevlilerle birlikte çalışmanızı tavsiye etmek isterim.


Aniden Beliren not= Seni seviyorum.

Balian d'Ibelin


İkinci notu gördüğünde yüzünde gülümsemeyi saklayamadı genç cadı. Derin bir iç çektikten sonra yeni gelecek görev için bakanlığa gidip şişeler hakkında daha fazla bilgi edinmesi gerektiğini biliyordu.

«Beş gün sonra - İtalya/Milano Saat: 08:30

Aşıklar şehrimi denmeli yoksa aşıklar ülkesi mi. Genç cadıya ikisini de kapsıyordu. Gerçi bir çok ülkeye verilmişti bu isimler Fransa, Rusya ve İtalya şimdi de onlardan birindeydi genç cadı. Arnavut kaldırımların bulunduğu meydanda yürüyordu şuan için ve çok geçmeden de gitmesi gereken bir yer vardı. Bir kaç gündür bu olayı ayarlamak için uğraşıyordu. Milano da küçük bir Hotel de kalmıştı bir kaç gündür ve şişenin bulunduğu büyük şirkete sızabilmişti aslında tam sızma değildi. Büyük bir ticari şirketti ve genç cadı oraya sekreter olarak işe girmişti. İş yerinin patronu İngiliz bayanlara özel ilgisi olduğundan ve genç cadının İngiliz aksanı sayesin kolayca alınmıştı iş yerine.  Büyük binanın önünde durdu kısa süreliğine daha sonra adımlarını hızlandırıp içeri girdi. Kendi masasına geçerken elinde ki çantasını bıraktı. Çok geçmeden içeri kumral, ela gözleri olan uzun boylu patron girdi. "İyi günler Bay Agostino, kahveniz her zaman ki gibi mi olsun" dedi. Kırk yaşlarının başında olan adam başını evet anlamında salladıktan sonra "Bu gün büyük bir toplantım var, buraya birkaç adam gelecek başka içeri kimseyi alma lütfen" genç cadı tamam dercesine başını salladı ve kahveyi getirmek için gitti. Ne toplantısı olduğunu masanın altına yerleştirdiği küçük bir böcek sayesinde öğrenmişti genç cadı. O şişeden bahsetmişlerdi , mavi renkli gökyüzü demişlerdi ismine ve gök yüzü gözlere sahip adamın demişlerdi. Adrastan bahsettiklerini anlıyordu Nora tabi ki de, şişe yine el değiştirecekti ve değiştirmeden Nora onu alması gerektiğini biliyordu. Elinde ki kahveyi patrona çok geçmeden götürdü, bardağı bırakırken masanın üzerinde duran notlara göz atmak için biraz ağırdan aldı. Adamın dikkatini dağıtmak için adama daha çok sokuluyor adamın da bu olay hoşuna gidiyor ve cadıya ilgi gösteriyordu. Nora bacağında hissettiği el ile irkilirken şişenin nereye gideceğini öğrenmişti başka bir şehre gidiyordu. Bu binadan çıkmadan onu alması gerekiyordu. "Bay Agostino toplantınız beş dakika sonra başlamak üzere" dedi ve adamın yakalarına gitti elleri. Onları düzeltir gibi yaptı ve adama daha çok sokuldu. "Umarım toplantınız iyi geçer ve toplantıdan sonra bunu kutlayabiliriz" dedi. Adam yüzünde ki memnun ifade ile başını onaylarken oturduğu yerden kalkmıştı. Nora adamdan uzaklaşıp yüzüne küçük bir gülümseme koydu, kapıdan çıkarken tabi beni bulabilirsen dedi. Şişenin şuanda tutulduğu yerin anahtarı artık ondaydı. Adama sokulduğunda kemerinde ki küçük çantaya benzer şeyde anahtarı tuttuğunu çok önceden biliyordu şimdi de anahtar avuçları arasındaydı. Hızlı adımlar ile giriş kata indikten sonra şişenin bulunduğu odaya sadece bir koridor kalmıştı ki önünde korumanın biri olduğunu gördü. Ne yani bir koruma mı diye geçirdi içinden, sorun değildi bu işine gelirdi.  Arkasında ki yangın düğmesine bastığında bütün binanın alarm sistemi devreye girdi. Kapıda ki görevli ne olduğunu anlamadan etrafı kolaçan etmek için yerinden ayrılmıştı ki Nora hızlı adımlar ile odaya yaklaştı ve kapıyı anahtar ile açtı. İçeri girdiğin cam bir fanusun içinde iki tane şişe duruyordu. "Ah Mugglelar ellerinde neyi tuttuklarından haberleri bile yok" dedi. Etrafa göz attıktan sonra şişeyi koruyan herhangi bir şey olup olmadığını araştırdı. Cam fanusu kaldırdığında alarmın çalacağını biliyordu onu tetikleyen bir çip vardı. Üzerinde ki gömleğin düğmelerini açtı ve südyenine ulaştı. Südyeninin telini çıkarıp onu kıvırdı. Cam fanusu dikkatlice tam yerinden kaldırmadan oynattı daha sonra teli içine sokup çipe basınç yaptı. İki şişeyi alırken bu sefer fanusu tekrardan geri kapattı. Artık iki şişe ellerinin arasındaydı.

« Bir gün sonra - Avustralya/Sydney Saat: 21:15

Işıl ışıl parlayan bu şehirde gezmek gerçekten de güzeldi genç cadı için. Dünkü başarıyla sonuçlanan görevinin tadını şimdi Avustralya da çıkarıyordu. Bu görev sayesinde bütün dünyayı dolaşacağım dedi kendi kendine. Gemilerin siren seslerini duyabiliyordu ve denizin tuzlu kokusu gemilerin çıkardığı kükürt kokusuna karışıyordu. Şimdilik sadece liman ve sanayi şehriydi ama ilerde bir gün buranında güzel bir şehir olacağına inanıyordu. Tam karşısında duran Opera binasındaydı şimdi ki görevi. Adımlarını hızlandırdı genç cadı, üzerinde ki kırmızı renkli elbise bu bina için oldukça uygundu. İçeri girdiğinde herkes yerini almıştı ve opera birazdan başlayacaktı. Çok geçmeden de beklediği olmuş ve bütün gözler sahnede ki kadına çevrilmişti. Genç cadı yanında ki adamdan geçmek için izin isteyip yavaş hareketler ile kalkmıştı. Herkes büyülenmiş gözler ile sanatçı kadına bakarken genç cadı koridora çıkmıştı. Merdivenlere yönelip alt kata inmişti genç kadın. Çok geçmeden beyaz renkli kapının önüne gelmişti.Son günlerde kullanılan kilit sistemi ile karşılaştı. Bir kaç yerde nadiren rastlamıştı bunlara çoğunlukla büyük yerlerde oluyordu ama henüz çok az bilinen bir şeydi fakat genç cadıda bunun çözümünü bulmuştu. Çantasından çıkardığı pudrasını iyice fırçasına yedirip anahtara sürdü daha sonra çantasından çıkardığı burun bandını bastırdı olduğu yere. Yeşil ışık yanması ile birlikte kilit açıldı. "Kadın olmayı seviyorum" dedi gülümseyerek. İçeri girdiğinde asasını çıkaran genç cadı küçük bir Lumos büyüsü ile etrafı aydınlattı. Küçük bir kasa vardı tam karşısında genç cadı ona yaklaştığında aynı güvenlik sisteminin orada da olduğunu gördü. Aynı sistemi denedi yine ve en sonunda şişeleri eline aldı. "Aptallar bu sisteme çok güveniyor olmalılar" dedi genç cadı. Kasanın içine hologram büyüsü ile iki tane şişe yerleştirdi. Şişeleri çantasına atıp artık bir sonra ki görev için ilk baş İngiltereye sonra görev yerine gidebilirdi.

5
Diğer Dünya Ülkeleri / FB - Bindik bir alamete!
« : 02 Nisan, 2023 18:13:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl: 10.10.1860

Kurgu:Genç ajan Yunanistandan gelen ikinci mektup ile işlerin devam edeceği haberini alır ama bilinmezliklerin arasından kaybolduğunun haberi henüz ulaşmamıştır.

Önceki Rpgler:

1- https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/
2-https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/fb-murekkep/msg3250/?topicseen#msg3250
3-https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/fb-dried-rose/msg3282/#msg3282
4-https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/fb-yildiz/msg3340/?topicseen#msg3340


08.09.1860

Genç cadı kapıyı anahtarla açtıktan sonra içeriye girdi. Bu gün ki koşturmadan yorgun düşmüştü ve bir an önce kendisini sıcak suyun kollarına bırakmak istiyordu. İçeri girdiğinde ilk baş kapıyı kontrol etti, kendisi açmasıyla düşen lastiği tekrardan eline alıp kapıya taktı. Bu onun evin içinde ki yöntemlerinden birisiydi eğer evine Muggle usülü kapısı açılıp girilirse kendisi geldiğinde yerde duran küçük lastik ona bu olayı anlatacak görgü tanığı olacaktı. En azından hayatta kalmanın küçük bir yoluydu. Bundan bir kaç sene önce eski evine izinsiz giren birini bunun sayesinde yakalamıştı. Kapıyı kapattıktan sonra elinde ki çantasını az ilerde duran sandalyenin üzerine koydu. Üstünde ki ceketi çıkarıp askılığa astıktan sonra geçip yatağının üzerine oturdu ve ayağında ki bordo renkli ayakkabıları çıkardı. Ayak bileğini sağ eliyle ovalamaya başladı, ayakta fazla durmaktan ayakları şişmişti ve topuklu ayakkabı her adım attığında canını yakmaya başlamıştı. Bizim mesleğin cilvelerinden birisi dedi kendi kendine gülümseyerek. Ayağı kalkıp banyoya yöneldi ve küveti tıkadıktan sonra musluğu açtı. Sıcak su yavaş yavaş dolmaya başlarken içine en sevdiği banyo köpüğünü ekledi. Saçlarını masanın üstünden aldığı ince tokalar ile tutturduktan sonra üzerini çıkarıp küvetin içine girdi. Ayak parmağına değen suyun ilk damlasından itibaren sıcak suyun etkisi onu sarmaya başlamış içinde oluşan küçük ürperti yerini yumuşaklığa bırakmıştı. Arkasına yaslanıp bir kaç dakika öylece uzandı genç cadı. Bütün günü böyle geçiyordu. Büroda ki dosyalar, dışarıya çıkarsa eğer koşturma ve en sonunda eve geldiğinde sıcak suyun kollarında. Yaşlanıyorum diye söylendi genç cadı kendi kendine. Doğum gününe bir aydan az bir zaman kalmıştı ve her günü aynıydı. Yaşlanıp ölmek en iyisi diye geçirdi içinden bu seferde, en  acısız ve zahmetsiz belki de. Aklında kaç zamandır aslında başka bir şey vardı, beklediği bir mektup vardı. Eğer o mektup gelirse onun ölüm mektubu gelmiş olacaktı. Onun öğrendiği fakat kimsenin öğrenemediği bir şey vardı öğrenseydi eğer Balian bunu yapmasına asla izin vermezdi bunu biliyordu ama bazı şeyler için fedakarlıklar gerekirdi.

Baykuş gagası ile üçüncü vuruşunda genç cadı bornozunu giyip banyodan çıktı daha sonra baykuşa baktı. Camı açıp mektubu eline aldığında artık ölüm mektubu eline ulaşmıştı. Baykuşu camdan geri saldıktan sonra banyoya geri yöneldi. Bornozunu çıkarıp suyun içine geri girdi mektubu açtıktan sonra yazanları okudu. Büyük d'Ibelin onla görüşmek istiyordu demek ki şimdi başlamak istiyordu. Elinde ki mektubu yere bıraktıktan sonra yanda ki kibriti aldı ve hemen yanında ki gül kokulu mumu yaktı. Mumun kokusu tüm banyoyu kaplarken genç cadı derin bir nefes çekti içine daha sonra mektubu tekrardan eline alıp mumun titrek alevine doğru tuttu. Mektup yanmaya başladı ve kısa süre içersin de mektuptan sadece küçük siyah bir duman kalmıştı. Genç cadı dumanın çıkardığı is kokusunu ciğerlerine çekerken arkasında yaslandı tekrardan. Demek ki yaşlanmayacağım diye geçirdi içinden.

10.10.1860

Son dosya ile de işi bittikten sonra onu da yanda ki birikinti yığınının içine bıraktı genç cadı. Bakışlarını kendisine sadece iki masa uzakta olan kardeşinin masasına çevirdi. Boştu, kardeşi Oliver'ı bu gün hiç görmemişti. Keşke gitmeden önce onu görebilseydi diye geçirdi içinden. Ona hiç bir zaman sarılamamıştı en azından büyüdüğünde küçükken didişirlerdi ama ona sarılıp kokusunu içine çektiğinde içine dolan huzur vardı. Şimdi de bunu istiyordu ama kardeşi geldiğinden beri sadece bir birlerine düşmanca bakış atmaktan başka yaptıkları bir şey yoktu. Ahşap masanın neredeyse kırılmak üzere olan çekmecesini çekti ve içinden akşam yazdığı mektubu çıkardı. Çekmeceyi tekrardan kapattıktan sonra askılıkta ki lacivert renkli ceketini aldı. Hemen pencere önünde ki masada bulunan arkadaşı genç cadının çıkmak üzere olduğunu görünce ona selam verip görüşürüz demişti. Cadı yüzüne bir gülümseme kondurup "Umarım" dedi. Kapıdan çıkıp koridora yöneldi ve baş seherbazın odasının önünde durdu. İçeri de olmadığını biliyordu lakin içeri de olsaydı zaten gideceğini söylemek daha zor olacaktı. Yine de kapıyı tıklattı ve içeri girdi. Oda boştu, genç cadı masaya doğru adımladıktan sonra elinde ki mektubu baş seherbazın her zaman açık duran çekmecesine koydu. Balian'ı tanıyordu ve geldiğinde o çekmeceye muhakkak bir şey almak yada koymak için açacaktı ve açtığında da mektubu bulacaktı. Zarfın üzerinde tek bir şey yazıyordu o da kendi ismi. Özür dilerim Balian, keşke sana söyleye bilseydim ama bazı şeyleri feda etmeden bazı şeyler olmuyor. Bana bu isteğini ilk gün söylediğinde neler olacağını anlamıştım zaten. Sende şüpheliydin zaten ama ben... genç cadı çekmeceyi kapattı ve arkasını dönüp kapıdan çıktı. O arada kendisine bakan sarışın cadı ile karşılaştı. "Ah, Merhaba Edith" dedi genç cadı. Sarışın kadın sanki ona o odada ne işin var diye bakıyordu. "Benim Bay d'ıbelin'e vermem gereken önemli bir dosya vardı ama kendisi yerinde olmadığı için masasının üzerine bıraktım" dedi. Kadın inanmış gibi yüzünde ki şüpheyi kaldırmıştı. Kadını yıllardır tanıyordu ve ikisi de iyi dosttu ama şu bir kaç gündür cadının yüzünde anlam veremediği bir ifade vardı. Bir şey olmuştu yada bir şey yaşamıştı her şeye sanki şüphe ile bakıyordu.

6
Birleşik Krallık / FB - Yıldız
« : 01 Nisan, 2023 15:02:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
❀ Zaman: 01 Eylül 1860

❀Önceki RPG: https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-saf-guc!-bilgi/msg3331/?topicseen#msg3331

❀Kurgu: Büyük d'Ibelin hakkında planlar devam ederken genç cadının eline geçen bir bilgi sayesinde silah tüccarı olan Ramin'ni bulması

❀Karakterler: Ramin Drejlaskov & Nora Gray



Nora yatağının hemen kenarında oturmuş elinde dosya ile düşünüyordu. Elindeki dosya konuşturması gereken adama aitti hemen yanındaki dosya ise büyük d'Ibeline. Adamdan alacağı bilgiler onu büyük d'Ibeline daha çok yakınlaştıracak tı bu önemliydi fakat nasıl yapacağını pek bilmiyordu. Güneş batmaya çoktan başlamıştı ve sevkıyat bu geceydi. Bakışlarını pencereye çevirdiğinde bir kaç minik yıldız kendisini göstermeye başlamıştı bile. Kumral cadı yatağın üstündeki dosyayı da eline aldıktan sonra onları dolabındaki gizli çekmeceye koydu. Artık bu gizli çekmece kendisine yetmiyor olmuştu daha büyüğüne ihtiyacı vardı. Dolabı kapattıktan sonra aynanın karşısına geçti yine o kırmızı rujunu sürüyordu bu rujun bir özelliği vardı ve bunu sürdüğünde bazı acil durumlarda işe yarıyordu. Ruj'un kapağını kapattıktan sonra onu çantasına attı. Çantasını alıp sapını uzattıktan sonra onu boynuna geçirdi ve asasını masanın üzerinden alıp sevkıyatın yapılacağı limana cisimlendi.

Limana geldiğinde etraf büyük konteynerler ile doluydu. Her biri çok büyüktü ve bazıları tekli iken bazıları da üst üste sıralanmıştı. Kırmızı ve mavi konteynerlerin yanından geçtiğinde tıkırtılar duyulmaya başladı. Büyük bir vinç mavi renkli üzerinde kırmızı D harfi olan büyük konteyner kaldırıyordu. Demek ki genç cadıya verilen bilgi doğruydu ve ticaret çoktan başlamıştı. Belki de çoktan yapılmıştı ve silahlar o konteynerin içindeydi. Genç cadı buna emindi o konteynerlerin içi silah doluydu fakat buna engel olamazdı eğer Adras bu olayı öğrenirse şüphelenebilir ve bunu kimin yaptığını araştıra bilirdi. Zaten şu basın işinden dolayı şüphelenmiş gibi duruyordu yada genç cadıya öyle gelmişti ama Nora damın odasından ayrılırken adamın mavi gözlerinin şüpheyle baktığını görmüştü. Genç cadı bu durum yüzünden fazlasıyla gergindi. Gece yapılan sevkıyat nedeni ile pek ortalıkta kimse gözükmüyordu. Sadece sevkıyatı yapan adamlar ve korumalar vardı fakat istediği adamı göremiyordu. Bakışlarını etrafta gezdirirken biraz daha yaklaşmayı düşündü. Hemen ön taraftaki konteynerin arkasına geçti fakat yanlışlıkla ayağı ile yuvarladığı taş konteynere çarpınca çarpan sesin ardından yakında olan bir adam ona doğru döndü. Genç cadı konteynerin arkasında kendisini saklarken ufak adımlarla karşısındaki kırmızı renkli konteynere geçmeye çalıştı ve oraya gelen adam onu görmedi. Gördüğü tek şey konteynerler dı. Adam umursamayarak yerine döndü. Nora hemen yandaki mavi renkli konteynerin arkasından başını çıkardığında damın gittiğini gördü derin bir nefes çektikten sonra ilerlemeye devam etti.

Bakışlarını konteynerin arkasından çıkardığında bulması gereken adamı gördü. Hemen karşısında duruyor etrafı gözetiyordu. Biraz tedirgin ve biraz da etrafında ki adamlar yüzünden sert durmaya çalışıyor gibiydi. Genç cadı sevkıyatın bitmesini bekliyordu hiç kimseyi şüphelendirmemek için ama gece bitmeden bu işi de halletmeliydi. Buraya gelmeden önce aklında bir plan yapmıştı fakat unu gerçekleştirebilecek miydi bilmiyordu. Genç cadı eline asasını aldı ve derin bir fes çekti. Yerden aldığı bir taşı karşısında arkası dönük adamın ayaklarına doğru attı ve kendisini geri gizledi. Adamın dikkatini çekmiş olmalıydı ki bakışlarını buraya çevirmişti, yerden bir taş daha aldığında bu kez yine aynı eyi yaptı. Adam iyice huzursuzlaşmış diğer adamlara baktıktan sonra taşın atılan yere doğru yürümeye başladı. Köşeyi döndüğünde ise elinde asası ona dönük Nora ile karşılaştı. "Sesini çıkarmayı bile deneme" dedi genç cadı ve adama gel işareti yaptı. Kendisi yavaş yavaş geri gittiğinde adam iyice köşeyi dönmüştü ve artık diğerlerinin göremeyeceği bir yerdeydi. "Eğer bir hamle yapmaya çalışırsan daha asanı çekemediğin gibi ölürsün" dedi sert ve net bir ses tonu ile. Nora adama yaklaştı ve adamın sırtının konteynere vermesiyle asasını ona daha çok yaklaştırdı. Adamın ne istiyorsun gibi bakışları ile karşılaşmıştı. "d'Ibelini istiyorum" dedi genç cadı "Adras d'Ibelin!" diye ekledi.

7
Seherbaz Büro / FB - Saf güç! Bilgi...
« : 29 Mart, 2023 17:47:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kurgu: Nora'nın Adras d'Ibelin ile konuştuktan ve bazı bilgiler edindikten sonra bunu Balian'a bildirir o da bu bilgileri yüz yüze konuşmak için onu ofisine davet eder.

Önceki Rpgler:
1- https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/
2-https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/fb-murekkep/msg3250/?topicseen#msg3250
3-https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/fb-dried-rose/msg3282/#msg3282

Karakterler: Nora Gray & Balian d'Ibelin

Tarih: 25 Ağustos 1860



Genç cadı adeta evin içinde ne yapacağını düşünüyordu. Dolanıp dururken aklındakileri sıralıyordu. Arkadaşı olan Balian'a ilk başta neler olduğunu bildirmeliydi gerçi onun için bir mektup göndermişti ama cevabını henüz alamamıştı. Şu büyük d'Ibelin ile tekrardan görüşmeli ve olan biteni adam gibi öğrenmeliydi. O silah tüccarı ile ne işi olabilirdi acaba adamın ismi listelerde yazıyordu sonuçta bir kaçakçıydı. Acaba Adrasın kötü işlerini mi yapıyor diye düşündü. O kadar çok aklını kurcalayan şey vardı ki. Ahşap dolabı açtı ve çekmecenin de ki kıyafetlerini yana çekip gizli bölmede bulunan Adras için topladığı bilgiler dolu dosyayı eline aldı. Silah kaçakçısı olan adamın fotoğrafını eklemişti geçen gün. Derin bir nefes aldıktan sonra dosyanın içindeki bilgileri tek tek göz attı. Nasıl bir iş peşindeydi büyük d'Ibelin.

Pencereden gelen ses ile irkildi ve hemen çıkardığı kağıt parçaları, resimler ve dergi gazete küpürlerini dosyanın içine geri koyup dosyayı da gizli çekmecesine yerleştirdi. Başını kaldırdığında pencereyi bir kaç kere daha tıklatan baykuşunu gördü. Pencereyi açmasıyla artık sonbahara dönen hava içeri girdi. Baykuşun gagasından mektubu aldığında baykuş süzülerek gözden kayboldu. Mektuba baktığında seherbazlık bürosundan geldiğini gördü. Baş seherbaza yazdığı mektubun cevabı olmalıydı bu. Zarfı acaleyle açtığında mektubun küçük bir köşesinin yırttığını fark etti buna aldırış etmedi ve mektubu içinden çıkarıp okumaya başladı.

Sevgili Nora,

Bu konu hakkında mektuplaşmak yerine yüz yüze konuşmak daha güvenli olacaktır. Kısa zamanda beni ziyaret edersen sevinirim. Kendine dikkat et.



Baş seherbaz
Balian d'Ibelin


Balian'ın zamanı vardı demek ki kendisi de yüz yüze konuşmanın en iyisi olduğunu biliyordu bazı mektuplar bakanlıkta okunabiliyordu yada yanlış yere gidebiliyordu evet bu tehlikeyi göze almıştı ama ve bu yüzden gergindi. Mektubu alıp çantasına tıkıştırdı daha sonra ocakta kaynamakta olan çaydanlığın altını kapattı. Üzerindeki lacivert renkli sabahlığını çıkardı ve üzerine bir şeyler giymek için dolabını açtı. Kırmızıya yakın bir pembe olan gözleğini ve onun altına uygun da krem renkli bir pantolon giyidi. Siyah renkli topuklu ayakkabılarını kutusundan çıkardı. Aynanın karşısına geçtikten sonra saçlarına şekil verdi ve hafif bir makyajla artık hazırdı. Yatağın üzerine daha demin fırlattığı çantasını aldı ve yerde onun için duran siyah topuklu ayakkabıları giyidi. Kapıyı açtığında karşısında ev sahibini gördü. "Kira evet" dedi kadına karşılık kadın da kaşlarını kaldırmış şekilde ona bakıyordu. "Efendim şuan çok acil bir işim var hayat memat meselesi gelince muhakkak" dedi ve kadının yanından adeta koşarak uzaklaştı. Dışarı çıktığında belli bir mesafe yürüdü ve bir ara sokağa daldığında sihir bakanlığına cisimlendi. Eski gıcırdayan ve gerçekten çok kötü kokan asansör ile ikinci kata çıkmaya çalıştı. Çantasından çıkardığı parfümünü etrafa biraz sıktı en azından bir süre işe yarardı. Yanındaki adam ona ne yapıyor bu kadın diye bakarken "Gerçekten de çok kötü kokuyor" diye söylendi Nora. İkinci kata geldiklerinde indi ve ciğerlerine derin bir hava çekti. Daha sonra onu verdi. Mermer zeminde yürürken topuk sesleri etrafta koşuşturan insanların seslerine karışıyordu ve az kalsın ona biri çarparken genç cadının yan dönmesiyle onu sıyırmış elindeki dosyaların dağılmasına neden olmuştu. Genç çırağa dosyalar konusunda yardım ederken uzakta gördüğü kişiyi hemen tanıdı. Onlara doğru geliyordu. Cadı elindeki dosyalar la ayağa kalkarken "Bay d'Ibelin" dedi ve gülümsedi. Elindeki dosya yığının çırağın kollarına bırakırken "Bende size geliyordum" diye ekledi.

8
Diğer Dünya Ülkeleri / FB - Dried rose
« : 27 Mart, 2023 13:35:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl:20.08.1860
Mekan: Yunanistan
Kurgu: Nora'nın Balian ile konuştuktan sonra Adras için planlar yapar ve gönderdiğin mektubun cevabı gelmesiyle kendisini Yunanistanda bulur.
Önceki Rpler: 1-https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/msg3249/?topicseen#msg3249
                          2-https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/fb-murekkep/msg3250/?topicseen#msg3250

Karakterler:Nora Gray, Matthew Silver, Adras d'Ibelin



Nora elindeki mektuba bakarken ne yapabileceğini düşünüyordu. Yazdığı mektubun cevabı ona çok geçmeden gelmişti, bu kadar erken gelmesini de beklemiyordu doğrusu demek ki Adrasın dikkatini çekmişti. Mektubun cevabının gelmesinden hemen sonra üç gün sonra Yunanistan da olacağını bildirdiği bir mektup yazdı ve hemen gönderdi. Baş seherbaz Balian ona birkaç tüyo vermişti doğrusu bu iş için ama kalanını kendisi anlaması gerekiyordu. Başkalarının işiyle devam etmiş olsaydı aklı karışabilir kendi çıkardığı sonuçlarla öğrendiği sonuçlar karışırsa bağ kurmakta zorlanabilirdi. Balian'da bunu düşünmüştü. Elindeki mektupta yazılanları bir kere daha okudu, bakanlık çalışanı rolünü devam mı ettirseydi gerçi bu tehlikeli olabilirdi bakanlıkta çalışanlar ile ilgili bir ton dosya vardı ve Adras konsey üyesi olduğu için bunu çok rahat ele geçirebilir ve onun foyasını ortaya çıkarabilirdi. En iyisi başka bir şey bulmaktı, oturduğu yatağından kalkıp gardırobuna yöneldi. Çekmecesini açtığında içindeki çamaşırlarını kenara kaydırdı ve eliyle yoklayarak gizli kapağı buldu. Kapağı ters yöne kaydırdıktan sonra içindeki şeyler açığa çıktı. Küçük, siyah ve üzeri gümüş rengi işlemelere sahip kutuyu eline aldı ve sanki tozlanmış gibi onu üfledi. Evet biraz tozlanmıştı gerçi orda ama bu kutuyu arada sırada kullanıyordu gerçi. Kapağı açtığında içindekileri yatağa döktü. Bir sürü sahte kimlik vardı, bakanlıktan herhangi bir çalışan, basın, MI5, polis... kimlikleri ile doluydu. İçlerinden birini seçip artık oyununu kaldığı yerden oynaması gerekiyordu. Kimliklere dikkatlice bakarken üzerinde aynı mektupta kullandığı isim yazan bir kimliğe denk geldi. Genç cadı bu ismi seçtiğinde onu bir yerde kullandığını ama nerde kullandığını hatırlamadığını düşünmüştü ve şimdi bulmuştu. Aslında duruma en uygun kimliklerden biriydi Adrasa sorular sorarak onu tanımaya yardım edebilirdi. Yatağın üzerinde duran basın kimliğini eline aldı. Kısa süre içinde kimliği süzdükten sonra yatağının hemen ayak ucu kısmında bulunan siyah renkli küçük çantasının içine açtı ve kimliği içine attı. Daha sonra krem renkli orta boy çantasını aldı ve içinden bir dosya çıkardı. Adrası araştırmıştı ve onun sağ kolu olan adamı. Evet ödevine iyi hazırlamıştı ve şimdi de bunu sunacaktı. Dosyayı kurcaladıktan ve göz attıktan sonra onu dolaptaki gizli çekmecesine koydu.

Ne giyeceğini bilememişti genç cadı, ciddi bir şeyler mi giymeliydi yoksa sade her zamanki gibi mi giyinmeliydi. Eline beyaz gömleği ve lacivert düz eteğini aldı. Ayna karşısına geçip bunların kendisine nasıl gideceğine baktı. Son derece sade ve şık duruyorlardı acaba bunları giymeli miydi yoksa daha ciddi bir şeyler mi giymesi gerekiyordu. Gardrobuna geçtikten sonra aynı eteğinin renginde bir ceket indirdi askıdan ve yatağının üzerine koydu. Bir süre düşündükten sonra bunları giymeye karar verdi. Üzerini değiştirdikten sonra dağınığı asasını küçük bir salladıktan sonra toparladı. Tuvalet masasına yönelip eline aldığı taraf ile saçlarına şekil vermeye başladı daha sonra da makyaj malzemelerini çıkardı. Biraz pudra ve göz kaleminden sonra siyah kapaklı rujunu açtı. Kırmızı renk onun en sevdiği renkti ve çoğunlukla kırmızı ve tonları rengine sahip rujları vardı. Kırmızı rujunu eline aldıktan sonra onu sürdü. Hemen sağ tarafında bulunan çekmecesini açtıktan sonra altın kaplama bir ruju eline aldı. Aynı sürdüğü renkte bir rujdu bu fakat başka özellikleri de vardı. Ruju eline alıp çantasına attı Küçük yaramaz diye fısıldadıktan sonra gülümsedi. Son hazırlıklarını da yaptı ve çantasına sihirli tüy kalemi ve not defterini de attıktan sonra masanın üzerinde bulunan asasını aldı ve ceketine sıkıştırdı. Daha sonra ilk baş Almanya ya sonra da Yunanistan’a cisimlendi. Bir anda Yunanistan’a cisimlenmek sıkıntı çıkarabilirdi ve genç cadı bunu göze alamazdı.

9
Birleşik Krallık / FB - Mürekkep
« : 27 Mart, 2023 11:27:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl:13:08:1860

Kurgu: Eski Baş seherbaz Balian'ın bir tanıdığı olan Nora'dan yardım istemesi ile Adras hakkında planlarını kuran genç cadının ilk planı.

Önceki RPG:https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/



Krem renkli yastığından bir kere daha kaldırdı başını, bir türlü uyku girmiyordu gözüne. Yatarken bile tavandaki çizgilere dikkat ediyordu. Bu eve kendisinden önceki kiracının iki çocuğu vardı ve ev sahibinin söylediğine göre erkek olan çocuğu tavanda bir delik açmıştı. Küçük çocuk bunu nasıl yapardı genç cadı bilmiyordu ama gözleri her zaman o boşluğa takılıyordu. Dışarıdan gelen havlama seslerini duyduğunda bakışlarını cama çevirdi. Sütlü kahverenkli perdeler pencereyi kapatıyordu ve dışarısını göstermiyordu. Genç cadı yatağından doğruldu ve ellerini başına koydu. Başına derinden gelen bir ağrı saplanmaya başlamıştı. Migren denilen lanet ağrı yoktu onda ama arada bir hafiften gelen ağrılar oluyordu ve genç cadı bunu streslikten olduğunu düşünüyordu. Annesi Sandra da bu migren denilen şey vardı çok sık başına ağrılar girer ağrı kesici içse de durmuyordu. Nora yatağının yanındaki komidinin çekmecesini açtı ve oradan bir ağrı kesici çıkardı. Komidinin üzerinde bulunan cam sürahiyi eline aldı ve hemen yanı başında duran bardağa su doldurdu. Sürahinin içinde yarıdan biraz fazla olan su çalkalanarak geri komidinin üstüne bırakılmıştı adeta. Beyaz renkli küçük hapı ağzına attıktan sonra suyu da içti. Bir kaç dakika içinde etki etmeye başlayacağını biliyordu fakat o uyuyamayacaktı uykusu kaçmıştı bir kere. Ayaklarını yataktan sarkıttı ve ponponlu yumuşak terliklerini buldu. Onları giydikten sonra ayağı kalkıp sabahlığını üzerine geçirdi. Yavaş adımlarla pencerenin önüne geldi ve perdeyi biraz olsun araladı. Etraf hala karanlıktı ve sokakta yana ışıklar etrafı biraz olsun aydınlatmaya çalışıyordu. Havlayan köpekleri göremiyordu ama sokakta gezen bir adamı görebiliyordu. Elinde ki içki şişesiyle yalpalayarak yürüyen orta yaşlarında bir Muggledı bu. Her zaman bu saatlerde aynı sokaktan geçer evi olmadığı için parkta yatardı. Çöplerden bulduğu içki şişeleri ile dolanır yada acıyarak ona para veren insanlardan aldığı parayla içkisini alırdı. Genç cadı yüzünü buruşturarak bakışlarını başka yöne çevirdi. Gökyüzüne baktığında bu gece çok fazla yıldız olduğunu gördü fakat ay yoktu. Yeni ay olacağından bir kaç gün ayın gözükmeyeceğini biliyordu. Geçmiş yıllar geldi yine gözünün önüne genç cadının askeriyedeki yıllar. Güneşin doğuşundan önce kalkar ve güneşin doğuşunu izlerdi. Kendisini yalnız hissediyor olabilirdi fakat huzurluydu ama şimdi o bile kalmamıştı elinde. Annesinin ölümü ile her şey alınmış gibiydi elinden.

Güneş kısa süre önce doğmuş olsa da genç cadı pencerenin kenarından hala ayrılmamıştı. Dokuz gün olmuştu, dokuz gün önce Balian ile konuşmuş genç seherbaz ondan bir şey istemişti. Cadı ufak çaplı bir araştırma yapsa da hala harekete geçmek için hiç bir şey yapmamıştı. Pencerenin kenarından ayrılıp tuvalet masasının yanına gitti. Birkaç krem, parfüm ve makyaj malzemesi ile dolu olan üstünde küçük bir çanta vardı. Siyah renkli ve sarı işlemelere sahip çantanın içine baktığında aradığını bulamadı daha sonra aklına gelen şeyle hemen altta bulunan çekmeceyi açtı. Gömlek ve tişörtlerle dolu çekmece de bir kaç gömleğini kaldırdı ve gizli bölmenin kapağını çekti. içinden duran dosyayı eline aldı. Üzerinde hiç bir şey yazmamasına rağmen kapağını çevirdiğinde iç kapağında büyük harflerle "ADRAS D'IBELİN" yazıyordu. İçerisinde gazeteden topladığı küpürler birkaç araştırdığı şeylerin dokümanı vardı. dosyayı alıp yatağının üzerine oturdu. Hala nereden ve nasıl başlayacağını bilmiyordu. Yatağının yanındaki çekmecesini çektikten sonra not defterini eline aldı. Balian'ın bahsettiği Adrasın yanında çalışan adam hakkında birkaç bir şey araştırıp yazmıştı. Konsey üyesi Adrasın bu adama çok güvendiği belliydi, pis işler hep onun altından çıkıyordu genç cadıya göre. Dosyayı ve not tefterini yatağının üzerine bırakırken üzerini değiştirmek için ahşap dolabına yöneldi. Açık mavi bir gömlek aldı askıdan ve bir kumaş pantolon. Üzerini değiştirdikten sonra saçlarını taradı ve en sevdiği ruju olan kırmızı rujunu sürdü. Bu rujun en sevdiği olmasının başka bir nedeni daha vardı. Tekrardan yatağına döndüğünde dosyayı ve not defterini eline aldı. Dolabının yanında ki açtığı masaya yöneldi. İngiltere haritası masanın üzerindeydi ve onun üzerine dosyayla not defterini yerleştirdi. Daha sonra ise çekmecesinden aldığı mürekkep ile parşömen eline aldı.

Çok Gizli
Tarih:13.08.1865

Sayın Adras d'Ibelin

Öncelikle Konsey üyesi seçilmenizi tebrik ederim ve başarıları dilerim eminim ki gayet iyi işler yapacaksınız. Size asıl önemli sebebimi bildirmek isterim. Bakanlıkta yanlışlıkla kulak misafiri olduğum bir olay var ve bunu nasıl açıklayacağıma dair bilmiyorum. Konsey üyesi olduğunuz için size kin güdenler var haliyle fakat bu masum bir olay gibi gelebilir ama hiç öyle değil. Sizi ve ailenize zarar vermeyi düşünüyorlar. Size yardım etmek ve güvenliğinizi korumak isterim


Bakanlık Çalışanı
Elizabeth Handerson


Genç cadı mektubu yazdıktan sonra yazdıklarını okumaya başladı. Umarım böyle bir mektup işe yarar ve Adras ona geri cevap verirdi. Başka ne yapması gerektiğini bilmiyordu elinde kullanabileceği hiç bir şey de yoktu. Dosyayı ve defteri eline aldı daha sonra onları çantasına sıkıştırdı. Parşömeni de katlayıp bir zarfın içine koydu daha sonra aldığı bir mumu eritip zarfın ek kısmına döküldü açılmaması için ve üzerine çok gizli yazdı. Pencereyi açıp dışarı bakındı kendi baykuşu ortalarda gözükmüyor gibiydi "Nerede bu aptal şey" diye sızlandı o sırada kapının çalması ile mektubu pantolonunun cebine koyması bir oldu. "Geliyorum..." dedi ve kapıya yöneldi kapıyı açtığında alt komşusu olan aynı zamanda ev sahibi olan kadını gördü. "Günaydın bayan Petunya" dedi. Yaşlı kadının yüzündeki memnuniyetsizliği görebiliyordu. "Kirayı geçen hafta vermiştim bir şey mi oldu" dedi. Kadın elindeki çuvalı gösterdi içinden ki şey çıkamak için debeleniyordu. "Senin şu baykuş" dedi ve çuvalı genç cadıya uzattı. Nora çuvalı alır almaz içindeki puhu baykuşu dışarı çıkardı. "Ah Bayan Petunya çok özür dilerim" dedi daha sonra kadının gidişin izledi. Her seferinde farklı dairelere giden son derece salak bir baykuşa sahipti. Kapıyı kapattı ve baykuşla beraber pencerenin yanına geri döndü. Baykuşun ayağına mektubu doladı ve onu pencereden geri gönderdi. Son derece salaktı ama şuana kadar gideceği yeri hiç karıştırmamıştı.

Üç gün sonra

Genç cadı yatağına uzanmış elindeki gazeteyi okumaya çalışırken penceresinin tıklamasıyla dikkati o yöne kaydı. İkici bir tıklamanın ardından yatağından kalktı ve camı açtı. Baykuşu geri gelmişti ve ayağında bir zarf vardı. Baykuşu geri dönmesi ile genç cadı mektubuna karşılık geldiğin anlamıştı. Mektubu eline alıp büyük bir merakla okumaya koyuldu.


Sayın Elizabeth Handerson;

Böylesine bir durumu bize bildirdiğiniz için öncelikle size teşekkür ediyorum. Sayın d'Ibelin Bey'e mektubunuzu ilettim ve kendisi de durumu bildirdiğiniz için oldukça müteşekkir. Uygun bir zamanda buluşmanızı uygun görmekte. Yunanistan'a gelmeniz sorun olmaz ise eğer sizleri çiftliğimizde ağırlamaktan şeref duyarız.

Saygılar Matthew Silver


Mektubu yazanın Adrasın sağ kolu olan adam olduğunu anladı, Adrasın dikkatini çekmişti ve onu Yunanistana çağırıyordu. Nora'nın yüzünde sinsi bir gülümseme oluştu adeta. En kısa zamanda Yunanistana gidecekti. Bunu şimdi Balian'a söylemenin gereksiz olduğunu düşündü işler biraz daha ilerledikten sonra ona bir mektup göndere bilirdi yada kendisi gidebilirdi bu duruma bağlıydı fakat şimdi gidip Adrasın kim olduğunu öğrenme vaktiydi.

RPG SONU


10
Seherbaz Büro / FB - Eyvahlar olsun!
« : 24 Mart, 2023 12:58:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yaz mevsiminin en sıcak ayıydı Ağustos. Genç kadın yatağından kalktı ve her gün yaptığı gibi geceliğinin üzerine çikolata kahverengisi renklerinden oluşan kenarları dantelli sabahlığını geçirdi. Askıdan aldığı sabahlığın hemen yanında bulunan yine aynı renkte ve tüylü terliklerini ayağına geçirdi. Üzerinde bulunan ponponları sevmese de renginden dolayı bu terlikleri seviyordu. Banyoya ilerlerken eski döşemelere sürten ayakları tüm odayı kaplamıştı ve aşağıda ki dairede oturan ev sahibinin gıcık olmasına neden oluyordu. Genç cadının sürekli kaldığı bir ev olmadığı için her seferinde bam başka insanlarla tanışıyordu. Aşağı ki daireden gelen sese aldırış etmedi ve banyoya gitti. Ev sahibi büyük olasılıkla terliklerin çıkardığı sesten yine hoşlanmamış ve eline kaptığı süpürge sapı ile tavanı yokluyordu. Nora sıcak suyun musluğunu açtı ve küvetin dolmasını bekledi. Saçlarındaki bigudileri vücudunu rahatlatmak için girdiği girdiği sudan sonra çıkaracaktı. Üzerindeki sabahlığı ve geceliği çıkardıktan sonra ayağını kaldırdı ve küvetteki suya değdirdi. Sıcak suyun ısısı tüm vücudunu sararken suyun iyi olduğuna kanat germiş ve küvetin içine uzanmıştı. Bir kaç dakikalık sıcak suyun keyfini çıkardıktan sonra eline aldığı tarçın özlü sabun ve lifi vücudunda gezdirdi. Banyo yaparken çiçeksi kokulardansa daha yoğun olan tarçın, çikolata kokularını tercih ederdi  kumral cadı.

Koyu lacivert eteğinin üzerine giydiği mine rengindeki gömleğinin düğmelerini iliklerken yatağının hemen sol köşesinde duran tuvalet aynasının başına geçti. Siyah renkli ve üzeri tüylü bir kabı eline aldı açtığında ise gümüş bir kolye içindeydi. Kolyeyi içinden çıkardı ve boynuna takmaya çalıştı.Bu annesinin ona küçükken verdiği kolyeydi ve kaybetmeye korktuğu için onu her zaman bu gibi kapaklı kapların içinde taşırdı. Kısa bir uğraştan sonra ucunda küçük bir kalp olan kolyesini en sonunda takmıştı, Küçük kolyenin üzerinde tek bir şey yazıyordu. I Miss You *Seni Özledim* Annesi ona bu kolyeyi verirken zor da olsa kızının ajanlığını kabul etmiş göreve gidip geldikten sonra ilk dediği şey seni özledim olduğuydu ve bunu her zaman hatırlaması için ona böyle bir kolye yaptırmıştı o da annesiyle bu anısını her zaman boynunda taşıyordu. Saçlarındaki bigudileri tek tek çözdükten sonra onlara şekil verdi. Daha sonra da hemen masanın üzerinde duran makyaj malzemeleri dolu sandığı açtı ve içinde bordo renkli rujunu çıkardı. Kırmızının en koyu tonu olan bu renk onun favorisiydi. Rujunu da sürdükten sonra siyah renkli topuklu ayakkabısını giydi. Şimdi eski döşemelerde sürtünme sesi değil de takırtı sesleri çıkıyordu.  Dün aklındaki şeyi yapmak için kapıyı açtı fakat karşısında gördüğü şey ev sahibiydi. Kadın elleri belinde ona bakıyordu. "Ah kira öyle değil mi" dedi elli, elli beş yaşlarında, siyah saçlarının birkaç tutamı ak düşmüş  kadın başını evet anlamında salladı. "Ah" diye bir ses duyuldu genç cadıdan "Hatırlattığınız iyi oldu Bayan Petunya, çantamı içeride unutuyordu üstelik anahtarlarda içinde" dedi ve içeri girip askıda duran eteği rengindeki çantasını aldı. İçinden bir miktar para çıkardıktan sonra kadına uzattı, kadın hiç çekinmeden parayı aldı ve hiç bir şey demeden oradan uzaklaştı. Nora evin kapısını kilitledikten sonra dışarı çıktı. Akşam gazetede gördüğü haberden sonra yüzünde muzip bir gülümseme oluşmuştu, eski bir tanıdığını görmüştü gazetede şimdi onun yanına gidecekti. Bakanlığa gitmek için yürümeye karar verdi lakin bakanlık buradan pek fazla uzak değildi.

Bakanlıktan içeri girdiğinde etrafta koşuşturan cadı/büyücüleri gördü. Kendisi de burada sadece bir kaç sene çalışmış daha sonra ajanlığa geçmişti gerçi hala seherbazlık bürosuna bağlıydı. Bakanlığı eski, gıcırdayan asansörüne bindi ve yanında bulunan cin cücesine yüzünü buruşturur gibi baktı. "Seherbazlık bürosu, ikinci kata" dedi. Bir kaç saniye ona bir kaç dakika gibi gelmişti bu rutubet kokan yerde. Seherbazlık bürosuna geldiğinde ortamın daha hareketli olduğunu görebiliyordu. Ellerinde dosya dolusu çalışanlar bir oradan bir oraya koşuştururken sorgu için götürülen cadı ve büyücülerin yanında ki seherbazlar ise gözlerini zanlılardan ayırmıyorlardı. Genç cadı koridorda yürümeye başladı ayakkabıları mermer zemini döverken çıkardığı sese aldırış etmeden baş seherbazın odasının önünde durdu. Kapısını yavaşça çaldıktan sonra biraz araladı."Bay d'Ibelin gelebilir miyim"dedi içeriye küçük bir bakış atarken.

11
Yetişkin Karakter Başvuruları / Nora Gray
« : 22 Mart, 2023 20:29:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı:Nora Gray

Karakterin Yaşı:27

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Kişilik olarak başarıyı ve kendi kurallarını koymayı seven birisidir. İşinin başındayken oldukça sert ve ciddi davranan Nora, arkadaşları yanında iken son derece rahat ve hatta bazen muzip tavırlara bürünebilen bir büyücüdür. Suçlulara olan sert müdahaleleri nedeniyle üst makamlar tarafından ne kadar eleştiri alsa da yine bildiğini okumaya devam eder. Yetişkin olduktan sonra bile bırakamadığı birçok huyu vardır.  Karanlık bulutlarla ve yağmurlu havayla arası hiçbir zaman arası iyi olmamıştır. Çatlak Kazan'da bira içme yarışmalarına, Quiddich alıştırmalarına, sihirbaz satrancı oynamaya, Honey Dukes'deki şekerlemelere hala bayılıyor. Aile içerisindeki çatışmalara ve hayatında meydana gelen karmaşık, karanlık olaylara rağmen sürdürdüğü bu küçük hobiler sayesinde hayata tutunduğunu düşünmektedir.

Karakterin Kısaca Geçmişi:Kasım ayında safkan cadı ile büyücünün ilk çocukları olarak  İngiltere/ Newbury' da dünyaya geldi. Aile gayet varlıklı bir İngiliz büyücü ailesiydi. Ailenin soyunun safkan olması Gray ailesinin cadı yada büyücü evliliklerine izin veriyor olmasıydı. Mugglelar ile evliliği yasaklanmıştı fakat melez olanlarla serbest bırakmıştır. Bunun sonucunda ailede koftiler bulunmaktadır cadı ve büyücülerden doğan çocuklar kofti olarak doğmuştur. Aile uzun zaman köklerini korusa da en sonunda soyun tek erkek çocuğu Steven soyu devam ettirmek için kalmıştır. Soyu devam ettirmeye çalışanların kız çocukları olurken artan cadı ve büyücü ölümleri soyun nerdeyse bitmesine sebep olacaktı. Steven adındaki büyücü Fransız bir kofti olan Helena ile evlenir. Fakat Helena'nın ölmesi ile sadece Daniel isimli tek erkek çocukları vardır. Aile soyunu koruyabilmek için Gray aile büyükleri Melez ve kofti olanlarla evlenmeyi yasaklar. Bundan önce Daniel Ravenclaw mezunu bir safkan cadıya aşık olmuştur zaten.Daniel ise Gryffindor mezunudur, Hogwarts'tan mezun olduktan sonra sihir bakanlığına girmiş ve seherbaz olarak işe başlamıştır. Sandra ise iyi ve varlıklı bir ailenin kızıdır ve saf Ravenclaw bir aileden geliyordu. Baştan aile Daniel'i kabul etmeseler de en sonun da bunu kabul etmişlerdi. Fakat Sandra hakkında o kadar bilmedikleri çok şey vardır ki. Sandranın taşıdığı sır bir kaç sene gün yüzüne çıkmıştır ve David yine de bunu pek umursamamıştır. Cadı bir eski bakanlık ajanıdır. Evlenmeden kısa süre önce ajanlığı bırakır ve tüm geçmişini bir rafa kaldırır.Gerçek ismi Sandradır fakat dışarıda daha bir çok isimle de bilinir, kılık değiştirmede adeta ustadır çünkü cadı Metamorfmagusdur.

Bu evlilikten iki sene sonra da Nora dünyaya gözlerini açmıştır. Aile büyükleri soyun devam etmesi için saf kan bir erkek çocuk beklerken kız doğmasıyla Sandaranın üzerinde baskı artmış hatta Daniel için ikinci bir eş aramaya başlamışlardır. Fakat Nora daha iki yaşına geldiğinde Sandra tekrardan hamile kalır ve bu sefer Samuel isimli bir erkek çocuk dünyaya gelir. Aile büyükleri Samuel'e değer verirken Nora'nın da hayatı kıskanmakla geçer ve aile büyüklerinden uzaklaşır bundan dolayı kardeşi ile araları da pek iyi değildir. Nora on bir yaşına geldiğinde Hogwarts mektubunu alır ve ailesini gururlandırır. Hogwarts'ta seçmen şapka başına konulduğunda annesi gibi zeki olduğu için Ravenclaw ve babası gibi cesur olduğu için Gryffindor arasında gidip gelir. Fakat en sonunda genç cadı kırmızı ve altın renklerine kavuşur. Uçuş derslerinde pek başarılı olamayan Nora Karanlık Sanatlara Karşı Savunma ve İksir derslerinde oldukça başarılıdır. Kendisinden iki sene sonra erkek kardeşini Hogwarts'a gelmesi için beklerken Samuel aileye hayal kırıklığı yaratır ve Hogwarts'tan kabul mektubu gelmez. Aile büyükleri bunun ardından genç büyücüyü kendi imkanları ile eğitmeye karar verirler. Bu sırada genç cadı kendisini geliştirmek için Hogwarts dışında da çok çeşitli büyüler ve iksirler öğrendi, çeşitli kitaplar ve tılsımlar okudu.

Hogwarts'ın son yıllarına geldiğinde ise babasının ölümü ile aile sarsılır. Daniel yatağında ölü bulunur ve bunun nasıl olduğu açığa kavuşamaz. Aile büyükleri Daniel'in ölümü ile soyu devam ettirecek tek erkek olan Samuel'in üzerine iyice gelirler. Kısa süre sonra Nora Hogwarts'tan başarılı bir şekilde mezun olur. Yedinci sınıftayken stajyerliğini sihir bakanlığında yapan genç cadı yine bakanlıkta bir iş istiyordur. Fakat ne olduğuna karar veremediği için bir süre işsiz  olmaya karar verir. Genç cadı daha yirmi dört yaşına geldiğinde ise farklı psikolojik sebeplerden ve kendisini geliştirmek için askeriye'ye katılır. Orada başarılar gösteren genç cadı yüzbaşı makamına kadar yükselir.Genç kadın hayatının sırrını saklamaya başlar. Lakin ailesi öğrendiğinde kendisinin Steven'ın entrikalarında bulacağını biliyordur. Bir izin günün de eve dönen genç cadı şans eserin süpürge dolabında annesinin geçmişine ait bazı eşyalar bulur. O eşyalardan ve mektuplardan annesinin eskiden bir bakanlık ajanı olduğunu öğrenir. Bunu annesi ile konuşur fakat Sandra geçmişi ile ilgili pek bir şey demek istemez. Nora bu olaydan kısa süre sonra askeriyeden ayrılır ve bakanlıkta ajan olur. Seherbazlık bürosuna bağlı olarak çalışan genç cadı annesi ne kadar bu mesleğini yapmasını istemese de yine de bakanlık ajanı olarak çalışmaya devam eder. Seherbazlık bürosundaki mesleği ve ev hayatı arasında mekik dokuyan genç cadı hayatının aşkını bu yıllarda bulduğunu sanır. Uzaktan kuzeni olan Matthew ile görüşmeye başlar ve ailenin onayı ile nişanlanırlar. Birbirlerini çok seven çift daha sonra ayrılır. Genç cadı düğün gününün hayalini kurarken Matthew'in Quidditch maçı için gitti bir ülkede onu aldattığını öğrenir ve genç cadı bir daha genç adamın yüzüne bakmaz. Acı içinde ki genç cadı hayatının aşkını kaybetmişken bir darbe daha gelir. Genç cadı'nın annesi Sandra ölür. Kardeşine de ulaşamayan genç cadı annesinin ölümüyle beraber artık bir başına kalmış olur. Bir bakıma da artık zayıflık olarak ona karşı kullanacak bir olanak kalmamış olur tek bir şey hariç geçmişinde ve geleceğinde gizlediği bir anı ve ona hayat veren kendisi. Annesinin cenazesinden sonra büyük dedesi Steven ile kavga eder ve Nora ailesini ve diğer her şeyi bırakıp evini terk eder. Amerikaya git gelleri sıklaşır fakat sırrını orada yaşatması gerekiyordur, İngiltereye döndüğünde Londra da küçük bir daireye yerleşen genç cadı zaman zaman gizlilikten dolayı kaldığı evi değiştirse de Londra da kendi düzenini kurmuştur. Seherbazlık bürosunda seherbaz adı altında çalışan genç kadın bakanlığın ona verdiği işleri yapmaya devam ediyordur.

İstediğiniz Meslek: Seherbaz - Ajan

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Merlin Tılsım Kulübü

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü:8
Lanet Gücü:13
Tılsım Gücü:10
İksir Gücü:3

[spoiler]Yaz mevsiminin en sıcak ayıydı Ağustos. Genç kadın yatağından kalktı ve her gün yaptığı gibi geceliğinin üzerine çikolata kahverengisi renklerinden oluşan kenarları dantelli sabahlığını geçirdi. Askıdan aldığı sabahlığın hemen yanında bulunan yine aynı renkte ve tüylü terliklerini ayağına geçirdi. Üzerinde bulunan pon ponları sevmese de renginden dolayı bu terlikleri seviyordu. Banyoya ilerlerken eski döşemelere sürten ayakları tüm odayı kaplamıştı ve aşağıda ki dairede oturan ev sahibinin gıcık olmasına neden oluyordu. Genç cadının sürekli kaldığı bir ev olmadığı için her seferinde bam başka insanlarla tanışıyordu. Aşağı ki daireden gelen sese aldırış etmedi ve banyoya gitti. Ev sahibi büyük olasılıkla terliklerin çıkardığı sesten yine hoşlanmamış ve eline kaptığı süpürge sapı ile tavanı yokluyordu. Nora sıcak suyun musluğunu açtı ve küvetin dolmasını bekledi. Saçlarındaki bigudileri vücudunu rahatlatmak için girdiği girdiği sudan sonra çıkaracaktı. Üzerindeki sabahlığı ve geceliği çıkardıktan sonra ayağını kaldırdı ve küvetteki suya değdirdi. Sıcak suyun ısısı tüm vücudunu sararken suyun iyi olduğuna kanat germiş ve küvetin içine uzanmıştı. Bir kaç dakikalık sıcak suyun keyfini çıkardıktan sonra eline aldığı tarçın özlü sabun ve lifi vücudunda gezdirdi. Banyo yaparken çiçeksi kokulardansa daha yoğun olan tarçın, çikolata kokularını tercih ederdi  kumral cadı.

Koyu lacivert eteğinin üzerine giydiği mine rengindeki gömleğinin düğmelerini iliklerken yatağının hemen sol köşesinde duran tuvalet aynasının başına geçti. Siyah renkli ve üzeri tüylü bir kabı eline aldı açtığında ise gümüş bir kolye içindeydi. Kolyeyi içinden çıkardı ve boynuna takmaya çalıştı.Bu annesinin ona küçükken verdiği kolyeydi ve kaybetmeye korktuğu için onu her zaman bu gibi kapaklı kapların içinde taşırdı. Kısa bir uğraştan sonra ucunda küçük bir kalp olan kolyesini en sonunda takmıştı, Küçük kolyenin üzerinde tek bir şey yazıyordu. I Miss You *Seni Özledim* Annesi ona bu kolyeyi verirken zor da olsa kızının ajanlığını kabul etmiş göreve gidip geldikten sonra ilk dediği şey seni özledim olduğuydu ve bunu her zaman hatırlaması için ona böyle bir kolye yaptırmıştı o da annesiyle bu anısını her zaman boynunda taşıyordu. Saçlarındaki bigudileri tek tek çözdükten sonra onlara şekil verdi. Daha sonra da hemen masanın üzerinde duran makyaj malzemeleri dolu sandığı açtı ve içinde bordo renkli rujunu çıkardı. Kırmızının en koyu tonu olan bu renk onun favorisiydi. Rujunu da sürdükten sonra siyah renkli topuklu ayakkabısını giydi. Şimdi eski döşemelerde sürtünme sesi değil de takırtı sesleri çıkıyordu.  Dün aklındaki şeyi yapmak için kapıyı açtı fakat karşısında gördüğü şey ev sahibiydi. Kadın elleri belinde ona bakıyordu. "Ah kira öyle değil mi" dedi elli, elli beş yaşlarında, siyah saçlarının birkaç tutamı ak düşmüş  kadın başını evet anlamında salladı. "Ah" diye bir ses duyuldu genç cadıdan "Hatırlattığınız iyi oldu Bayan Petunya, çantamı içeride unutuyordum üstelik anahtarlarda içinde" dedi ve içeri girip askıda duran eteği rengindeki çantasını aldı. İçinden bir miktar para çıkardıktan sonra kadına uzattı, kadın hiç çekinmeden parayı aldı ve hiç bir şey demeden oradan uzaklaştı. Nora evin kapısını kilitledikten sonra dışarı çıktı. Akşam gazetede gördüğü haberden sonra yüzünde muzip bir gülümseme oluşmuştu, eski bir tanıdığını görmüştü gazetede şimdi onun yanına gidecekti. Bakanlığa gitmek için yürümeye karar verdi lakin bakanlık buradan pek fazla uzak değildi.[/spoiler]

Sayfa: [1]