Zagora Şehri - d'Ibelin Çiftliği
Npc Büyücü:Adras d'Ibelin
Pelion Dağı'nın eteklerinde gizlenmiş ormanın, iğne yaprakli ağaçları hala yeşilliğini korurken, Zagora isimli şehre ilerledikçe artan meyve ağaçları çoktan yaprağını dökmüştü. Çokta uzakta bulunmayan denizden doğru gelen ılık havanın etkisiyle çayırlarda kendisini yer yer gösteren yeşil rengi çok iyi saklıyordu bu sarımtırak yapraklar. Bahsedilen bu yeşillikleri, meyve bahçeleriyle hala ilgilenmeyi seven yaşlı çiftler kendi arazilerini dökülen yapraklardan temizlerler ise görmek mümkündü. Şehirde ki ekonomiyi yürüten ve canlı tutan d'Ibelin Çiftliği'nde çalışmayan, daha doğrusu çalışmaya mecali kalmamış, ihtiyarlar bu meyve bahçelerinden geçimlerini sağlıyordu. Şuan çiftliği idare eden Adras'ın,babası zamanında köydeki tüm sebze ve et üretimini üstlendiğinden, diğer vatandaşların ticaret adına satabildikleri tek şey meyve oluyordu. Koca çiftlik arazisinde meyve bahçelerine yer verilmemesi, şehrin diğer tüccarlarına d'Ibelin ailesinde ki alçak gönüllüğün bir parçası olarak gösterilmek istenmişti belki. Arazide süs amaçlı bolca kiraz ağacı vardı sadece. Onları da d'Ibelin ailesinin genç kuşağından gelen Balian, gezdiği Asya ülkelerinde görüp diktirmişti.
Yıllar boyunca birçok babaya, oğluna ve yine onun oğluna hizmet etmiş çalışma odasında ki mobilyalar çiftliğin en eski parçalarıydı. Dönem dönem girişte misafirleri ağırlayan büyük salondaki yada yatak odalarında ki mobilyalar çeşitli zevklere göre değişmiştir ama yalnızca bu odaya dokunulmamıştır. d'Ibelin ailesinde değişen isimlerin aksine değişmeyen amaçların bir göstergesi oluyordu bu durum, alınan kararların amaçlarının değişmezliğine bir örnek.
"İngiltere'ye yolladığımız mal miktarında ki artışa bakılırsa, siyasal olarak izlediğimiz yol başarılı olmuşa benziyor. Bunun yanında Balkanlar'da bir düşüş söz konusu olmuş, bana sorarsanız muggle siyaseti biraz daha ilginç işliyor o bölgede. Taktik değiştirip..."
Matthew elinde tuttuğu kağıtta yazan raporları okurken, kendi yorumlarını katarak geçen ayın değerlendirmesini yapmakla meşguldü. Çiftliğin idaresini şuan için elinde tutan ihtiyar Adras, yıllar boyunca duymaya aşina olduğu cümleler söylenirken başka düşünceler içerisine girmekten yaşlı zihnini alı koyamamıştı. "Bu kadarı yeterli." koltuğunda kıpırdanırken aklını kurcalayan o soruyu sordu "Şu gazeteci kız işini hallettin mi ?" sanki mobilyalar yanlış şeylerin konuşulduğunu belli etmek istercesine gıcırdıyordu genç müdür koltuğa otururken. "Evet efendim. Darren Shan, daha önce de birlikte çalışmıştık, ona ilettim aklımdakileri." söylenilenler başka soruların oluşmasına sebebiyet veriyordu yaşlı adamın zihninde, bu durumdan hiç hoşlanmazdı. "Aklındakiler ne?" huzursuzluğu mimiklerine yansımıştı, bakışları Matthew'i korkutmuş olmalıydı ki okuma gözlüklerini çıkarırken hafif bir titreme olmuştu elinde. "Stravos Ailesi'ne mensup Persephone De Leon'u tanıyorsunuzdur." tabi ki tanıyordu onu Adras, genç kızla birkaç kere karşılaşmışlardı. Epeyce ilginç bir karşılaşma olmuştu içlerinden bir tanesi, genç cadı şuan deyim yerindeyse avucunun içerisindeki bir minik serçe kuşu gibiydi. O cadı aklına Lilith'i de getiriyordu ister istemez. Karanlık geçmiş tüm aydınlık hatlarıyla Adras'ın zihnindeydi. "Kaynaklarım o kızın bakanlıkta, bizim sahte gazeteciyle bayağı haşir neşir olduğunu söyledi. Shan ile konuşurken bunu kullanabileceğimizi düşündük." adamın soğuk bir ifadeyle sunduğu fikri kendine üstlenmişti ama planda kendine düşen payı arttırmak fena fikir değildi " Gazeteci ölmeden önce öğreneceği tek şey arkadaşının bu planda bulunduğu olacak. Bize karşı giriştiği bu başarısız operasyonunda ölümün tek ceza olmaması gerektiğini düşündüm. " bu yorumu yapan da Darren Shan'ın kendisi olmuştu ama burada olmaması genç müdürün işine gelmişti tabi. Duydukları karşısında oldukça tatmin olan Adras ise bu fikrin kimden gelip kimden gelemeyeceğini anlayabilecek kapasitedeydi tabi, aldırış etmeden dinledi. "O küçük kız benim yüzümden bir kez daha bir aldatmacanın ortasına düşecek demek ki." kurduğu bu cümleyi sadece kendisinin hatırlayacağı bir anıyı barındırıyordu. "Hangi kızdan bahsettiniz efendim?" diye sordu haliyle Matthew, anlamamıştı. Adras cevap vermedi ve burnunu sokmaması gerektiği kanaatine varan genç konuşmaya devam etti "Persephone daha tam olarak haberdar değil her şeyden, bay Shan kabul edeceğinden emin ama kurbanın kim olduğunu söylememek gerekiyor. Bilerek arkadaşını öldürmek isteyecek birisi değil." oturduğu koltuktan kalkarken gözü kolunda ki saate gitti. "Her an gelmek üzeredir. Ben karşılamaya gideyim, izninizle." dedi ve Adras onaylayan bakışlarıyla gidebileceğini işaret ettikten sonra odadan çıktı.