17 Nisan, 2026 08:58:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Need for Speed: Diagon Yolu  (Okunma sayısı 659 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı William N. Harker

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 154 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To William N. Harker
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 10
Need for Speed: Diagon Yolu
« : 19 Ağustos, 2022 23:55:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Arkalarındaki tabelanın üzerinde uçan ve tekrar tekrar aynı cümleyi yazan tebeşirin takırtılarını hiç umursamadan hararetli konuşmalarına devam eden üç genç bir çıkmaza girmiş gibiydi. Oğlanlardan biri diğerinin elindeki süpürgeye doğru eğilip yakından baktığı sırada tebeşir o hafta boyunca aynı cümleyi on dokuz bin sekiz yüz altmış ikinci kere tamamlamış ve daha cümle tamamlanır tamamlanmaz görsel efekt yaratmak adına çoktan silinmeye başlamış ilk kelimenin üstünden geçmek için uçuşa geçmişti: "Okula dönüş fırsatını kaçırmayın! Öğrencilere özel süpürge bakım indirimi!" 

André'nin süpürgesinin çalılarını gösteren Alfred kendinden emin bir sesle "Şuraları biraz daha budamalıydın; böylece ilk kalkışta çok daha hızlı fırlayabilirsin. Tıpkı bir arbale-" o sırada arkadaşının önceki aylarda başına gelenleri hatırlamış ve o aşağılık avcıları André'ye hatırlatmamanın daha doğru olacağını düşünerek sürdürmüştü cümlesini "Tıpkı bir bludger gibi! Mutlaka sahadaki en hızlı kişi olmaya bakmalısın."

André ise bu düşünceye katılmıyordu. Fikir karşısında şaşırmış halde "Fakat o zaman manevra kabiliyetini ciddi ölçüde kaybedersin! Evet sürat önemli ama dönmek istediğin yere dönemedikten sonra hızlı olmanın anlamı ne ki? Elimde Quaffle ile karşıdan gelen kovalayıcıya doğru daha hızlı uçarım olsa olsa."

"Ah André! Yeterince hızlı uçuyorsan o rakip kovalayıcının tek yakaladığı senin hızınla ağzına dolan tozlar olur. Haksız mıyım Will? Sen de bir şeyler söyle."

O ana kadar sohbete katılmayıp yeni bakımdan çıkmış kendi süpürgesini inceleyen William dikkatin birden kendisine yönelmesine şaşırsa da bu tartışmaya kendi inançlarını dahil etmekten geri kalmamıştı:

"Tabi ki ikiniz de haklısınız: hız ve manevra önemli ayrıntılar. Yine de bence esas önemli olan süpürgenin güvenlik aksamları. Mesela az önce kurdurduğum 'basınç-denge klipsi' sayesinde artık uçarken aklım hi-"

"Diyeceğim o ki, rakibini atlatmana gerek yok André, onu geride bırak yeter!"

Cümlesinin ortasında kafasını ondan öte yana çeviren ve cümlesini bölen Alfred'in omzunu şiddetle dürttü William.

"Hey! Hey! Bu da neydi şimdi?"

"Üzgünüm Will, süpürgeyi sadece büyükannesiyle yarışmak için kullanan birinin argümanlarını dinlemek istemiyorum."

Derisinin altını yakarak ilerleyen bir sıcak dalgasının boynundan yanaklarına ve sonra da tüm yüzüne yayıldığını hissediyordu William. Aklının derinlerinde kalmış bir mantık zerresi onu durdurmaya çalışsa da ağzından çıkmakta olan sözcükleri engelleyemiyor gibiydi. Kendisini rezil edeceğini biliyor gibiydi, ama durmak mümkün değildi sanki.

"Görelim hadi o zaman kim kiminle yarışıyormuş! Süpürgelerimiz yanımızda, kim daha iyi uçuyor görelim! André var mısın?"

Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #1 : 19 Ağustos, 2022 23:56:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Normalde çılgınlıklarıyla nam salmış Alfred'den bekleyeceği türden bir tepkiyi çok daha metanetli dostu William'dan görmeyi beklemiyordu ilk anda. Bu sebeple başta bir saniyeliğine tepki veremedi kumral saçlı oğlan. Teklifi idrak etmeye başladıkça yüzünü bir gülümseme sarmaya başladı ve kafasında olası senaryoları anbean daha da detaylı canlandırdıkça daha da genişledi gülümsemesi. "Şimdi, burada diyorsun yani?.." Yüzündeki muzip ifade iyice oturmaya başladığında Gryffindor'lu fişek Alfred'e de doğru konuşarak, onu da galeyana getirmek amacıyla ortaya attı ilk kuralı: "Diagon Yolu, paralel sokaklar. Binaların çatı hizasının üstüne çıkmak yok. Buraya ilk geri dönen kazanır."

İki dostunun da bu konudaki hevesini görmesiyle birlikte çevresine bakındı hızlıca. Böyle bir işe girişeceklerse başlarına bela olup kendilerine azar çekecek yetişkin bir akranın ortalıkta olmaması, en azından yarışa başlayana kadar kendilerini fark etmemesi gerekiyordu. "Sanırım bu yapacağımıza karşı bir kanun yok cidden... Aslında olmalı da ama sanırım üzümü yeyip bağını sormamak lazım şu spesifik anda..." diye mırıldandı yanındaki ikiliye. Etrafı kolaçan ederken kendileri gibi muhtemelen kampanyadan faydalanmaya gelmiş, tanıdık bir iki sima da gözüne çarpmıştı. Kaş ve göz hareketleriyle beriyi işaret ederek yanındaki dostlarına doğru mırıldandı: "Böyle bir halta girişiyorken tüm ekibi mi dahil etsek?"

Onayları aldıktan sonra bir elinde süpürgesi, usulca ve her duruma karşın çok fazla dikkat çekmemeye çalışarak insanların arasında gezmeye ve bazı selamlar vermeye, sonrasında kulaklara fısıldamaya başlamıştı. Her şey hazır olduktan sonra, dükkanın önünde meşe ağacından süpürgesi, manevra kabiliyetiyle ve üzerinde iken çeviklik hissiyle bünyesini doldurup taşıran yoldaşı Lorraine'in üzerine yerleşecek ve Diagon Yolu'nun belki de göreceği ilk "sokak yarışı"nda yerini alacaktı.



-Bu kurgu, tamamen eğlencesine öğrenci karakterlere açılmış bir okul öncesi kurgusudur. Konsepti ise doğru anladınız, Diagon Yolu'nda tüm insan kalabalığının üzerinde, sokaklara sarkan çatı ve tabelaların altında bir sokak yarışı yapacağız.

-Kurgu tamamen dalgasına olacak ancak en rekabetçi sokak yarışı deneyimi adına, birkaç kritik anı içerecek şekilde düzenli olarak GM'lenecektir. Bu sebeple yarış başladığı andan itibaren her RP'nin altına bir Öğrenci Görev/Düello Zarı atılması gerekecektir.

-Yarış başlangıcı, 20 Ağustos akşam saatlerinde gelecek ilk GM metni ile olacaktır. O vakte kadar buraya kısa kısa RP'lerle isteyen dahil olabilir. Yetişemezseniz de endişe etmeyin, ileride sonradan da dahil olabilirsiniz.

-Yarış başladıktan sonra, yalnızca o spesifik anlarda ne yaptığımızı, örneğin virajın birinde engele nasıl yaklaştığımızı, betimleyip belki minik bir iki interaksiyon araya sıkıştırıp zar atacağız. Yani aşırı kısa, anlık reaksiyonlar üzerine kurulu bir seri olarak ilerleyeceğiz. Muhtemelen her gün yazabilme imkanı bulan herkesin birer kısa RP atmasıyla birkaç RP içerisinde sonuçlanacak bir seri olacak. RP yazamayan olursa belki bir tık geri düşer o an için ama her daim sonraki RP'lerde de bunu toparlayabilir.
[/justify]

Çevrimdışı Charlotte Vera Rillian

  • Hufflepuff
  • 8. Seviye
  • İleti: 39
  • 295 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Charlotte Vera Rillian
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #2 : 20 Ağustos, 2022 21:33:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yeni dönem öncesi babasıyla alışverişe geldiğinde Charlotte her zaman bunalırdı. Her sene bu aylarda babasının kendi elinden düşürmediği teşekküllü bir listenin kopyasını Charl'ın eline tutuştururdu. Charl ise bunca malzemeyi ne yapacağına asla anlam veremezdi. Eğitime son derece önem veren baba Rillian ile Charlotte'un tek anlaşamadıkları konu bu idi muhtemelen. Charlotte eğitim ve öğrenime pratik yaklaşıyor, kitapları sevse de onları okumak istediği zaman okuyordu.  Dayatmalardan hoşlanmıyordu. İksirler için ise formüllerden ziyade daha çok karmaşa yaratmayı seviyordu. Kaynayan kazanın içinden ne çıkacağının sürpriz olması daha güzel olmaz mıydı? Eh, maalesef ki bunu da kimselere izah edemiyordu. Etmeye de uğraşmıyordu aslında. Sabit bir yaklaşım gibi gözükse de öyle değildi. Sadece umursamıyordu. Olduğu gibi, gelişine, anı anda yaşamayı seviyordu. Kendi düzeniyle daha başarılıydı. Öyle ki adeta bir bal kavanozundan fırlamışcasına bina birincisi olmuştu. Hala inanmamakla birlikte ailesinin beklentilerini istemeden fazlasıyla yükseltmişti. Babasının son çılgınlığı Charl'ın Quidditch takımına katılmasaydı. Bunu ilk duyduğunda aralıksız iki dakika boyunca güldüğünden babası algıları kapalı bir şekilde bu fikre sahiden sevgili kızının takıma katılma fikrine sıcak baktığını düşünmüştü. O sebeple soluğu Diagon Yolu'nun kalabalık sokaklarında almışlardı.

Ne dese ikna edemediği babasıyla alışverişe gelince haliyle ilk yaptıkları iş yeni bir süpürge almak olmuştu. En son ne zaman uçmuştu Charlotte? Hatırlamıyordu. Kötü bir uçucuydu. Süpürge üstünde durmayı öğrenmesi iki haftasını almıştı birinci sınıfta. Onun gibi özgürlüğüne ve keyfine düşkün bir öğrencinin süpürgelerle arası iyi olmalıydı belki de rüzgarın ve yüksekliğin verdiği huzurla. Ara ara denemelere kalkışmış ve bir süre sonra süpürge ile arasında ki kontrol sorununa bir çözüm geliştirememişti. Korkuyor olabilir miydi? Bunu şimdiye kadar hiç düşünmemişti. İlk teorisi korkmanın aksine yer-yön bulma yeteneğinin zayıf olmasıydı ve akabinde onu takip eden reflekslerinin ağırlığıydı. Başta ciddiye almamış olsa da üstüne düşmemek bir noktada sinirini bozmuştu. Zayıflığından kaçmak ne kadar doğruydu? Suratı ekşidi. Bunu fark eden babasının kolları Charlotte'un omzunda yerini bulmuştu. Sıvazladı bir süre. Onu neşelendirmek istiyordu. Büyümenin ne kadar sancılı olabileceğini biliyordu orta yaşlı adam."Liste dışına çıkabileceğini de biliyorsun. Neden gidip kendi istediğin dükkanlara da bakmıyorsun? Derste yediğin şekerli tüy kalemleri tüketme hızına bakarsak bu dönem için daha fazla alman gerek. Portakallısının yeniden stoklara geldiğini duydum." Yeni dönem... Mezuniyet senesi... Quidditch... Dersler... Portakal... Ne? Babası az önce iki yıl önce üretimi durdurulan portakallı tüy kalemlerin yeniden satışa sunulduğunu mu söylemişti? Charlotte'un ihtiyacı olan buydu işte. "Ciddi misin?" Suratına bakıp devam etti."Evet, ciddisin. Yani.. İnanılmaz! İki yılın sonunda yeniden geldiklerine inanamıyorum! Böyle güzel bir tadı üreticilerinde unutamayacağını biliyordum! Ee-e... Ben niye burada duruyorum ki? Gitmem gerek. Hepsini almalıyım. Hepsini!" Heyecanı sesinden belli olan porsuk koşar adımlarla adresini çok iyi bildiği dükkana doğru yol alırken babası arkasından yalnızca gülüyordu. En az iki saat kadar kızını kendi haline bırakmasının yerinde bir karar olduğu kanısına varmıştı onu böyle neşeli bir şekilde görünce.

Cümbüşün arasından süpürgesinin varlığının imdadına yetişmesiyle kurtularak dükkan önüne vardığında cama asılmış dans eden harflerin oluşturduğu yazıyla adeta yıkılmıştı. "Günlük satım erkenden bitmiştir. İlginiz için teşekkür eder ve yine bekleriz." Elini alnına yapıştırarak hayıflandı bir süre. Şanssızlık bir güne karşılık gelseydi o da Charlotte için bu gün olurdu kesinlikle. Elinde süpürgesiyle dikilirken yakınındaki öğrencilerin konuşmalarına istemsizce kulak kabarttı. Söylediklerine göre bir "sokak yarışı" vardı. Süpürgelerle. Herkese açık olan bu fikrin kimden çıktığını düşünürken André'nin de adının geçmesiyle heyecanlandı Charlotte. Kesinlikle bir porsuk bir porsuğu desteklemeliydi. Başka kimlerin olduğunu henüz bilmiyordu. Babasının yanına dönünce sıkılacağını da çok iyi bildiğinden yarışı seyredecek bir tepe bulmanın mantıklı olacağını düşünüyordu. Geldiği hızla duyduğu kadarıyla öğrendiği yarışın başlayacağı alana yöneldi hemen. Şekerli tüy kalemleri unutmuştu. Yarın yine en alakasız anda hatırlardı nasılsa.

Soluk soluğa okuldan silüetlerin yanına yaklaşmayı başarabildiğinde kesik kesik konuşuyordu: "Oh! Hey... André! Iıı.. William! Ve uuh... Gry-ffindorlu sporcu güleç çocuk! Bb-eni bekleyin. Ben de varım."

Evet, Charlotte'un karar değiştirme hızı belli ki koşuculuğuna göre daha formdaydı. Şimdi uçmayacaktı da ne zaman uçacaktı? Uçmak için seçtiği yol çok engebeli ve yanlış olsa da ayağına kadar gelen bu muazzam fırsatı tepemezdi. Korkusu olup olmadığını öğrenmek istiyordu en azından. Hem babası onun adına bu kadar hevesliyken denememeyi kendisine yediremezdi.  Biraz eğlenmenin de kimseye zararı olmazdı. Olur muydu yoksa? [/justify]
« Son Düzenleme: 20 Ağustos, 2022 21:35:33 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Charlotte Vera Rillian »

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #3 : 20 Ağustos, 2022 21:45:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Bu gerizekalı, kalın kafalı kuzenim geçen sene arkadaşlarıma dedi ki "O kadar çağırıyoruz adaya gelmiyorsunuz ehe ehe, Eadwig'i sevmiyonuz sanırım." Ağzına uçan tekme attığımın herifi. Ben de bu sene dedim ki, adada oturuyoruz sıkılıyoruz, sürekli çıkıp çıkıp geleyim arkadaşlarla takılayım. Bu salağa da malzeme vermeyeyim. Hem annem büyüceşurada, babam da başseherbaz oldu iyice ev boş. Bir şey olursa bakmam gerekiyor. Bakıyor muyum? Bakmaz olur muyum? Zaten çocukluktan beri buna çalışıyorum ben. Tüm yapılması gereken işleri hallettim. Gereken erzağı falan listelettim. Haftasonuna kadar tüm işleri bitirdim. Şimdi de çıktım geziyorum. İşte benim istediğim hayat bu yahu. Adada malikanede oturayım. Dosya mosya yapayım. Gelir giderleri çıkarayım. Arada bir adayı gezeyım falan. Bir de Charlotte olsa yanımda çok güzel. Ne öyle kuduruk kuzenim gibi seherbaz olayım da ucube yakalarken kolumu bacağımı kaybedeyim hayalleri... Diyeceksiniz aranız hala mı kötü? E yani. Ne zaman iyi oldu ki? Bir de bizim bir gerizekalılığımız var. Birbirimizi çok kırıyoruz. Aşırı kırıyoruz ama karşımızdakine de göstermeyeceğiz ya. Sanki bir şey olmamış gibi konuşuyoruz da hala. Yani Charlotte ile aralarında bir şey olduğunu fark ettiğim gibi kendime engel olamayıp atladım üstlerine, nedeni benim arada bir böyle patlamamdan kaynaklanıyor. Sonra noldu? Ares'in olayını öğrenelim gel Samuel ormana gidelim dedik. Bakanlık sorguya falan çekti. Annem ağzıma sıçtı. Çok sorumsuz hareketler. Normalde çok yapmam böyle de, işte Charlotte olayı kafamı allak bullak etti. Mantığımı mı kaybettim ne yaptım?

Ya neyse yine kafam dumanlandı. Diagon yolunda yürüyoruz kankam Nathaniel ile. Hava da bir sıcak ki sormayın. Soğuk hava üfleyen bir ıvır zıvır aldık yürürken yanımızda uçuyor bir nebze yaşayabiliyoruz. Süpürge satılan dükkanın önünden geçerken "Okudun mu?" dedim Nate'e bakmadan. "Dünya şampiyonasında İngiltere'nin süpürgeleri yanmış mı ne olmuş. 1 kişi ölmüş. Nimbus'un piyasa değeri düştükçe düştü. Bu zamanda yatırım yapılmaz, son bir senede olmayan kalmadı." diye rastgele bir gündem sohbeti başlattım. "Alacaksan da Nimbus alma kankam. Süpürge demişken..." Kafamla bir avuç Gryffindor ve Hufflepuff öğrencileri olduğunu bildiğim çocukları gösterdim. Ellerinde süpürgeler ile bir yarış yapmaya mı hazırlanıyorlardı? André'yi tanıyordum. Baya sevdiğim bir çocuktu bunu gösteremesem de. Zaten kime gösterebiliyorum ki? "Yarış yapacaklar gibi duruyor. Bu kalabalıkta. Tch..." Nate'e baktım. "Gel tozumuzu yedilerim bunlara."

Yanlarına geldikten sonra kafamı hafiften kaldırarak yukarıdan bakıyor bir ifade ile "Dostane bir yarış yapıyorsunuz öyle mi?" dedim dalga geçercesine. "O "dostane" kelimesini kaldıralım hadi." Yürüyüp adının Alfred olduğunu bildiğim çocuğa omuz attıktan sonra süpürgesini aldım elinden. Karşı çıkınca da "Ne o? Arkadaşlarının beni yeneceğine inanmıyor musun yoksa O'Donnell?" diye sordum tehditkar bir şekilde. "Hmphh!" diye bir ses çıkararak omuz silktim. "Aslında mantıklı bir düşünce."

Ben böyle raconumu kesmişken, William'a doğru bakacağım diye kafamı bir çevirdim, arkasındaki rastgele, öylesine sandığım Hufflepuff'lı kızın yüzünü bir gördüm... Beynimden vurulmuşa döndüm. "R-rillian?" diye fısıldadım kekeleyerek. Sesim çıkmadı anasını satayım. Hemen çevirdim kafamı. Koskoca Boleyn. KOSKOCA EADWIG BOLEYN BİR KIZ GÖRDÜ DİYE KENDİNİ NEDEN KAYBEDİYOR ULAN? Olmadı ki bir şey. Kalbim atmıyor ki hızlı hızlı. Sakinim ben. Hmph! Seviyorum. O  da biliyor. Heyecanlanma lan artık. Ne zaman bitecek bu?

"Ehem... Nereden nereye yarışıyoruz söyleyin."[/justify]


Çevrimdışı Nathaniel Leo Lastrange

  • Slytherin
  • 2. Seviye
  • İleti: 4
  • 65 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nathaniel Leo Lastrange
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Emre
  • Meslek: Slytherin VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 1
  • Lanet Gücü: 8
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #4 : 20 Ağustos, 2022 22:47:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ağustos ayının sonuna yaklaşıyorlardı ve okulun açılmasına az bir vakit kalmıştı. Bugün Eadwing ile alışverişe gitmek konusunda anlaşmıştı. Birlikte Diagon Yolu'na gideceklerdi.Ailesi onunla birlikte gelmek istiyordu ancak o her zaman ki gibi Eadwig ile vakit geçirmek istiyordu. Onların sadece ödeme yapması için gerekli bütçeyi ona vermesini istedi ve durum bir şekilde onun lehine gerçekleşti.

Yemek vakti geldiğinde hızla odasından çıktı. Merdivenleri üçer beşer atlayarak indi ve büyük salona doğru koşar adımlarla gitmeye başladı. Acıkmıştı ama acele etmesine neden olan bu değildi. Acele ediyordu çünkü yemek saati demek bir nevi teneffüs demekti, yani arkadaşlarıyla rahat rahat çene çalabileceği bir vakitti. Nathaniel'ın Eadwig dışında iki yakın arkadaşı vardı. Biri muggle kökenli biri ise melez olduğu için ailesi onlarla görüşmesini istemiyordu. Ama genç büyücü onlara olan borcu oldukça değerli kılıyordu ve güven duygusunu hissettiği insanlardı. Oysaki Nathaniel ailesine bile güvenmezdi. Yaz tatilleri dışında eve gitmeyen çocuk, bütün yaz yine 'o arkadaşların ile görüşmeyeceksin' nutukları dinlemişti. Tamam, o da safkan olmasıyla gurur duyuyordu ama bu diğerleri ile arkadaş olmasına neden engel oluyordu ki? İkisi ile de görüşmek istiyordu, onlarla çene çalmak, maceralara atılmak istiyordu. Bazen safkan olduğu düşüncesi beynini kemiriyor, başka melez veya muggle arkadaş edinmemek konusunda kendisine söz veriyordu. Aslına bakılırsa bu sözü tutuyordu da. Bu iki arkadaşı dışında hiçbir safkan olmayanla görüşmüyor mecbur kalmadıkça konuşmuyordu. Ailesine benzemeye başladığını fark ettiğinde biraz olsun canı sıkılıyordu.

Çatlak Kazan’dan az evvel çıkan Nathaniel, Diagon Yolu’nun tüm yaz gördüğünden daha kalabalık sokağına baktı ve derin bir iç geçirdi.Eadwig en sonunda yanına geldiğinde sıcak havayi engelleyecek lanet sihirli şeyleri getirmişti. Ama ne fayda hava yanıp tutuşuyordu.Elbette bir hot cadı kadar değil!

Ağır adımları Arnavut kaldırımlarını ezip geçerken bir yandan da Eadwig gelecek potasında okuduğu hatta okumayıp birisinin mırıldanmasıyla duyduğu haberden bir şeyler söylüyordu."Dostum para benim için çok önemli özellikle bu sene mezun olacağımızı düşünüyorum da senin de söylediğin gibi böyle bir ticarete girmek tamamen aptallık olurdu." Nathaniel parayla alakalı çok şey düşünüyordu. Ailesi zengindi fakat yine de her koşulu düşünmek zorunda hissediyordu.Suan ise kendi süpürgesi annesinin ona sınavlarının başarısı sebebiyle hediye olarak almıştı."Çok geç kaldın bu tavsiyeyi vermek için kanka! Annem hediye olarak çoktan nimbusu seçti.Aslında onu teslim almam gerekiyor" derken gözü Quidditch malzemeleri satan yaşlı bunağın dükkanını arıyordu.

Gözleri dükkanı ararken Eadwig'in yönlendirmesiyle bir kaç öğrenciyi fark etti.Hufflepuff köylüsü öğrenciler ve okula dahi devam etmelerine her defasında şaşırdığı Gryffindor'lular...Hiç birisiyle bu zamana kadar bir sorunu olmamıştı ancak sevmiyordu,SEVEMİYORDU...Lakin aralarında sonradan fark ettiği Charlotte farklıydı.O kankasının biricik aşığı ve onun yengesiydi...Belki de değildi...Düşüncelerinin onu etkisine almasına daha fazla izin vermeden "Yarış...Hem de bizsiz yapılan bir yarış...Bir kaç köylü ile kendimi yoramam ama sen heves ettiysen içlerinden geçmek şart oldu." diyerek göz kırptı ve yanlarına gittiler.

Eadwig'den bir adım geri duran Nathaniel,bakışlarını öğrencilerden ayırmıyordu.Keşke yarışmak yerine kavga etselerdi...Birbirlerini yumruklayıp tekme atmak daha heyecanlı geliyordu.Belki de birisinin kulağını dahi ısırabilirdi...Düşünceler icerisinde gözlerinin akları ela kısmını kapatmak üzereydi ki,Eadwig'in sözleri üzerine bütün stresi geçmiş kıkırdamaya başlamıştı."Dostane olayı tamamen fütursuzca benliğimizi ele geçirmeye çalışan safsata dışında bir şey değil" Ellerini birleştirip parmaklarını kütleterek "Heyecan daha fazla heyecan gerekli bizlere ama dimi ?" Diyerek göz kırptı.Kankasının harekete geçmesiyle beraber bir adım atan Nathaniel,kavga için hazır olduğunu belli etmek için omzunda ki postacı çantasını yere attı,elleri terliyordu.Ama Eadwig bu defa gerçekten kurallara göre davranmayı kafasına koymuştu.Yarışacaklardı..."Eh peki o halde yarışacaksak gidip süpürgemi almam gerekiyor öyle değil mi?" dedi ve Eadwig'e hemen geliyorum mimik'i atıp,yaşlı bunağın dükkanına koşturdu.

Dükkana nefes nefese gelen büyücü "Lastrange...Nathaniel Lastrange adına yeni bir süpürge olacaktı." der demez yaşlı tıknaz,yerden gitme kocaman gözlüklü büyücü ortaya çıktı.Kahverengi vitrinin üzerinde zorla hediye paketini açmaya çalışan büyücünün elinden hızla süpürgeyi kapan Nathaniel "Anneme saygılarınızı iletirim sayın gözlükleri kendisinden daha güzel büyücü!" diyerek dükkandan çıkıp koşarak öğrencilerin yanına yetişir.Yarış daha henüz başlamamıştır. Yeni süpürgesini köylü Hufflepuf ve öğrenci olmaktan yoksun Gryffindor'lulara göstere göstere "Eveeet! Biliyorum çok güzel ve yeni...Tabii sadece yeni ve güzel olması önemli değil bu zamana kadar Quidditch maçlarında nasıl tozumu yutturduysam,şimdi de aynısı olacak!" diye tehditkâr bir şekilde konuşmasını yapmıştı.Ela gözleri William ve André'nin ne halt edeceğini gözlüyordu.Diğer bir tarafta ise Eadwig'in Rillian'a karşı duyguları içinden "Umarım aşk sebebine bu köylülere yenilmeyiz" diye iç geçirirken "Nereden nereye yarışacağımız dışında bu yarış sonunda ne kazanacağımız aslında daha önemli diye düşünüyorum." Elleri yine terlemeye başlamış ve adrenalin isteyen bünyesi sebebiyle kalbi daha hızlı atmaya başlamıştı."Bir iddaa koyalım,ne verebilirsiniz?"

Çevrimdışı Diana Destinee

  • Gryffindor
  • 7. Seviye
  • İleti: 31
  • 422 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Diana Destinee
  • Güç Puanı: 61
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: A.
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: 13
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #5 : 20 Ağustos, 2022 23:38:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Son yılın başlamasına çok az bir zaman kalmıştı. Hogwarts'a dair eksiklikler tamamlanıyordu. İkinci elcideki fahiş fiyatlar tüm öğrenci ve ailelerin canını sıkmaya başlamıştı; birçok kişi kitapları kendi aralarında değiş - tokuş ediyordu. Ben de elimde pek de dikkatimi çekmeyip kütüphanemde bulunduramayacağım kitaplarımı ihtiyacı olan öğrencilere veriyor, yenileri ile yerlerini doldurduğumda da listemden bir maddeyi daha silmiş oluyordum. Fakat ikinci el bir kitap almak yerine temiz basılmış bir kitap almak muhafaza etmemi fazlasıyla kolaylaştırıyordu.

Elime gelen zarftaki ihtiyaç listesine göz gezdirdiğimde pek çok yedinci sınıf kitabına ihtiyacım olduğunu gördüm. Tüm bunların yanında yeni bir bakır kazan almam gerekiyordu. Neyse ki süpürgemin bakımını yapılması için yaklaşık on gün öncesinde Diagon Yolu'na bırakmıştım. En azından, okullar açılıyor şimdi her şey daha ucuz, furyasından paçamı kıl payı kurtardığımı düşünüyordum.

Eksiklerimi boş bir parşömene sıralarken bu alışverişi tek başıma yapmayacağımın farkına vararak bir düzen oluşturuyordum. İki gün öncesinde Samuel anlatacağı çok şeyin olduğu bir baykuş postasını evime göndermişti. Ayrıca tatlı bir nezakette bulunup kitap indiriminden faydalanabilmemiz için kitapçıya bir postayla ricada dahi bulunmuştu. Bazen neden onunla çok daha öncesinde tanışıp samimiyet kurmadığıma anlam veremiyor, bazen de bunu kendi inat ve önyargımdan kaynaklı bir engele yoruyordum.

Kişisel ihtiyaçlarım için kimseyi peşimde sürüklememek adına oluşturduğum listeme son bir kez baktım. Üç kez kontrol ettim ve katlayarak bir hafta sonrasının gelişini saymaya koyuldum. Son alışverişimi tek başıma yapacağım, benim için pek ala stresli ve yorucu geçen yaz dönemini Samuel'e anlatacağım ve onunla görüşeceğim için fazlasıyla sabırsızdım.

O o O o O

Uçuç tozunu üzerimden silkelerken saçımı düzelttim. Üzerimde siyah, kirli görüntüye sebebiyet veren tozların olmasını istemezdim. Bazen sanki bir kuş tüyü üzerinde cisimlenmişim gibi istediğim yere gidebiliyordum fakat bazen de bir kazan başımın tepesinde patlamışçasına bir görüntüye sahip olabiliyordum. Şu an kuş tüyü kadar rahat geldiğimi söyleyemesem de konforlu ve her zamanki gibi görünüyordum: düzenli ve sade.

Boynuma asılı saati çekiştirip saate baktım. 10.00 yalnızca on dakika kalmıştı. Samuel'in mektupta bana söylediği yere doğru giderken en son gönderdiği fotoğraf aklıma geldi. Bakanlıktan getirdiği ördeği ile kucaklaşan halleri o kadar hoştu ki, gülümsemeden edemedim. Ben tam da bu gülümsemeyi yüzümden silip ayaklarıma bakarken onu gördüm. Karşıma dikilmiş, benden önce buraya gelmişti. Aniden gelen adrenaline ve yazın verdiği mesafeye iç çekerek "Samuel!" diyerek atladım boynuna. "Çok özledim seni." Parmaklarımın ucuna basıp başımı omuzuna yaslayarak sıkıca sarıldım. İpince sarılmaların insanı değildim ben. "Bana anlatacak çok şeyin var." dediğim sırada bir kadınla göz göze geldim: Samuel'in annesi, Bayan Boleyn. Hayalet görmüş gibi geri çekildim. Dilim damağıma yapışmış, dudaklarım aniden gerilmişti. Utandım. Yaptığım hareket patavatsız veyahut pervasızca mı sayılırdı, emin olamıyordum. Elimi kadına doğru uzatarak kendimi tanıttım ve sessizce Samuel'in yanına geçerek annesinin peşinden yürürken kulağına fısıldadım: "Annenin geleceğini neden söylemedin?"

Çoğu ihtiyacımızı karşılayıp bir kafeye, limonlu çörek yemek için oturduğumuzda Meredith'i gördüm. Esasında niyetim nasıl olduğunu sormaktı fakat zamanın akışını tamamı ile değiştirecek bir haberi, bir haberci baykuşu gibi cadıdan aldığımda hiçbir şey söyleyemeden Samuel'in kolunu tutup çekiştirmeye başladım. Neyse ki annesi o sırada yanımızda değildi. "Kalk çabuk." dedim cebimdeki asayı kontrol ederken. "Kalk kalk kalk. Seni hiç unutamayacağın bir yere götüreceğim." diye ısrar ederken pencerenin dışındaki artan kalabalığa ve gürültüye bakmaya çalışıyordum. Samuel halen bakanlıktaki anılarından bahsetmeye çalışıyor, bunların yarım kalacağını geveliyordu. Bıkkınlıkla büyük bir nefesi dışarıya verdiğimde kolunu bırakıp dirseklerimi masaya dayayarak yüzünü yüz hizama getirmeye çalıştım. "Bütün bir yıl ortak salonda bakanlık anılarını dinlemeye hazırım. Ve benim de sana anlatacağım çok fazla şey var. Ama Samu, kalk artık!" diye serzenişte bulunurken süpürgesini eline tutuşturdum. Onu kapıdan hızlıca çekerken kalabalık yarışın yolunu tutmuştum.
[/justify]
« Son Düzenleme: 21 Ağustos, 2022 10:30:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Diana Destinee »


Çevrimdışı Kati ve Dakik Kahin D. Çatlak

Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #6 : 21 Ağustos, 2022 10:49:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bu çılgın yarışın eşlikçisi ne bir oyun yöneticisi ne de bir kahin: bir çatlak! Yarışınız boyunca sizi aşağıdan takip etmeye çalışan Quidditch hayranı ancak asla oyuncusu olamamış yaşlı ama bir o kadar çevik Douglas'ın direktifleri doğrultusunda hareket edebilirsiniz. Oyun kuralları italik verilmiş cümlelerde olurken zar atıp hamle etmeniz gereken engel altı çizili bir halde verilecek. Yarış boyunca kurallarda değişiklik ve ekleme hakkını tamamen saklı, gizli tutarım. Voldemort'un burnunu sakladığı gibi saklarım.
Ancak unutmayın! Yolunuz sapabilir, kurallar çiğnenebilir ve her şey beklenmedik bir şekilde alt üst olabilir! Douglas'ın ara ara verdiği akla uyup uymamaksa tamamen size kalmış. Süpürgesi iyi olan kazansın ;)

Not: Yarışa gm metninden sonra da katılabilirsiniz; isterseniz ortasından hile yapıp dahil olduğunuzu yazın isterseniz de dürüst bir şekilde en başından başladığınızı onlar çoktan ilerlemiş olmasına rağmen. Ya da kendinize aşırı güvendiğinizi ve onlara avantaj verip geriden bilerek başladığınızı! Bahaneniz hiç fark etmez, yarış hangi noktada olursa olsun start çizgisinden başlamak kaydıyla istediğiniz zaman katılabilirsiniz. Sonuçta ilk başlamış olmak asla ve asla ilk bitirmenin garantisi değil.
 


Kaliteli Quidditch Malzemeleri Dükkanı önünde oturuyordum. Tıpkı yılın diğer ayları, ayın diğer haftaları, haftaların ise diğer günleri gibi, dosdlarım. Engin ve eşsiz bilgilerimle buraya gelen yumurcaklara süpürgelerin ve daha da önemlisi Quidditch'in ucsuz bucaksız dünyasını tanıtmak, onlara benim gibi bir üstattan birkaç parça deneyim aktarmak istiyordum. Peki ben kim miydim? Dünyaca ünlü, üst üste 66 yıl boyunca Mükemmel Arayıcı Ödülünün tek sahibi, dünya üzerindeki tüm Quidditch takımlarının uğruna savaşlar verdiği ben! Olacaktım saygıdeğer dosdlarım! Olacaktım! Annemler fırsat vermedi. Quidditch'te para yok dediler. Oku Sihir Bakanı ol dediler. Ben oğlum topçu olmuş dedirtmem dediler. Sen uçmayı bilmiyorsun dediler. Evin tüm pencerelerini kırdın dediler. Oysa ki ne takımlardan teklif gelmişti dosdlarım. Hele Hogwarts'ta var ya... Tek benim adım yankılanırdı sahalarda. Kaptan olacaktım da işte, hakkımı yediler... Kızlar sırf burnu yüzünün doğru yerinde diye o suratsız Henry'yi seviyordu. Kimse anlamadı değerimi...
Neyse dosdlarım; yine böyleyken günlerden, bir baktım birkaç zıpır Hogwarts öğrencisi heyecanla konuşuyorlar. Yarış diyorlar, kurallar diyorlar. Kulak kabarttım tabii. "Çatı hizası geçmek yok," dediler. Aman Merlin be bu çocuklar çok ürkek, havada takla atıp yere pike bile yapabilmeleri lazım."Gringots'a kadar gidip dönülecek," duydum bir başkasından da. Ben olsam Knockturn'ü bile tur atıp gelirdim bunlar bitirene kadar diye yandan köftehor denilebilecek bir gülüş attım dosdlarım. "Yaralanmalar, süpürgeden düşmeler olabilir tabii," dedi öteki. Olur hele, olmaz mı ya, sonucuna katlanan her şeyi yapsın tabii, değil mi dosdlarım? Hele ben olacaktım ki... Hepsi ağzı açık izlerdi... Genç olsam var ya dosdlarım.. Dalmış bir halde yapacağım artistik manevraları düşlerken bir baktım havalanmış bile çocuklar. Aman! Beni unuttunuz ya! Hayatta kaçıramam bu yarışı, bekleyin evlatlarım.

Ama tam da koşarken soluk soluğa, karşılaştıkları ilk köşeyi gördüm. Dümdüz giden yol keskin bir şekilde sola ve sağa ayrılıyordu. Sola giren araya dönmek hareket açısından en kolayıydı ancak saparlarsa apayrı bir yere giderlerdi ve yolları uzayabilirdi. Sağa dönüş ise en direkt yoldu ancak dönüş çok keskindi. Kısa mesafe ve hızlı kalkışın verdiği dezavantaj da cabası. İlk kalkışı kimin yaptığınınsa hiç önemi yok, yarış resmen bu köşeyi başarıyla dönenle başlıyor. Bu köşeden de onları ancak başarılı bir manevra kurtarır gibi duruyor. Hay Merlin!


Yarış boyunca haritanız bu olacak, dükkan isimleri döneme uygun olmasa da güzergah tarifini bunun üzerinden yapacağım. Sizler de aynı şekilde 'yoldan çıkmak' isterseniz haritayı baz alabilirsiniz.
[spoiler]
[/spoiler]
« Son Düzenleme: 21 Ağustos, 2022 10:53:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Kati ve Dakik Kahin D. Çatlak »

Çevrimdışı Diana Destinee

  • Gryffindor
  • 7. Seviye
  • İleti: 31
  • 422 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Diana Destinee
  • Güç Puanı: 61
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: A.
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: 13
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #7 : 21 Ağustos, 2022 12:04:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Etrafta yarışın kazananı üzerinden iddialar dönerken yanımdaki Samu'ya şakayla karışık omuz attım. "Beni geçebiliyorsan geç. Geçemiyorsan, arkamı kolla." dedim kıkırdayarak. Kendime gereksiz güveniyordum. Aslında havada durmakta iyi sayılırdım ; yalnızca bunu bir spora dönüştürmekte, quidditchte becerikdizdim. Bu kuralsız yarış için belli belirsiz bitiş noktası da söylendiğinde ayaklarımı kalçama çekip göğsümü süpürgeye yaklaştırarak uçmaya başladım.

Atmosfere kuvvetli bir kaos hakimdi. Belli belirsiz insan silüetlerini geçmeye çalışırken parmaklarımı ahşap süpürgenin etrafına sardım. Bakımdan yeni çıkmıştı ve pürüzsüz bir yağ üzerinden kayıyor gibi hareket ediyordum. Alışabilmek ve kendimi yormamak için vücudumu gevşettim. İlerledikçe hırslanıyordum. Bunun eğlencesine bir yarış olduğunu kendime hatırlatarak ayaklarımı daha konforlu bir hale getirerek birbirine doladım. Önüme iki yol ayrımı çıkıyordu. Önümdeki bazı öğrenciler nereye sapacağının belirsizliği ile duraklıyor, bazıları ise sanki bu anın provasını yapmış gibi ezbere bir şekilde hareket ediyorlardı. Hangi yöne gideceğime karar vermek için zihnimi daha hızlı çalıştırmalıydım. Soldan gidersem yol bir hayli uzayacaktı. Sağdaki viraj da keskin görünüyordu. Kim yemiş virajı, korkanın çocuğu olmaz diyerek sağ tarafa yöneldim. Öyle kuvvetli bir dönüş gerçekleştirmeye çalışmıştım ki, aşağıdaki kalabalık süpürgeyle drift yapmaya çalıştığımı düşünürse şaşırmazdım. [/justify]

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 4, total 4


rpout: inşmerlin doğru zarı atmışımdır.


Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #8 : 21 Ağustos, 2022 18:44:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Annem elini narince koluma yerleştirmiş, benden güç alırcasına dikilirken ben hareket edemediğim için sıkıntıdan bir şey dememeye çalışıyordum. Yerinde duran biri değilim ki ben, beni kafese almış gibi tutuyor ya şöyle sinir oluyorum! Sabırsızlıkla ayağımı sallıyordum bu yüzden. Diana'yı bekletmemek için erkenden gelmek istedim Diagon Yolu'na ama niyeyse bir anda annem de peşime takıldı. Artık son sınıf olduğuma göre tek başıma alışverişimi gerçekleştirebilirim diyerek ikna etmiştim oysaki gelmemesi için ama Diana'yla gideceğimi öğrendikten 5 dakika sonra giyinmiş şekilde gelmişti salona. "Oğluşumu bir daha ne zaman Hogwarts alışverişine çıkarabileceğim? Son kez bebeğime yardımcı olayım izin ver..." diye diye ikna etmişti beni. Niye salmıyor anlamıyorum ki? Birkaç kere de Diana'dan gelen mektupları okuyuşunu yakaladım evde bu yaz. Veya bana ulaşamayan mektupların haberini aldım. Annem sağ olsun Diana'nın mektubunu Yulaf'ın gazetelerle dolu kutusuna atmayı benim okumamdan daha mantıklı bulmuş. Şimdiye kadar hiçbir kız arkadaşımla anlaşamadığı için şaşırmıyorum bu hareketlerine. Artık tanıyorum annemi ama sorun şu ki Diana sadece arkadaşım. Anlatamıyorum kadına!

Alt dönemlerden birkaç kızın kol kola yanımıza yaklaştığını görünce sıyrıldım sonunda annemden ve ona arkamı dönüp kollarımı esnetmeye başladım yukarıya doğru. Kızlar geçerken uzun bir bakışmanın sonunda gülümseyerek selam verdim. "Bayanlar..." Kıkırdayarak uzaklaşmalarının ardından arkamdaki dükkan camından tipimi kontrol edeyim dedim gülümseyerek. İyiyim harbi ya, omuzlarım daha da genişledi. Kilo aldım gibi de hissediyorum. Yazın boş zamanlarımda Quidditch için kondisyon çalışmıştım. Son sınıfta artık okulda yapmak istediğim ne varsa hepsini gerçekleştirmek istiyorum. Quidditch kupası da buna dahil.

Saçlarımı camdan kontrol ederken yansımadan Diana'nın koşar adım yanımıza gelişini gördüm ve dikleşerek döndüm arkamı ona doğru. Tam ona doğru bir adım atmış sarılmak için kollarımı uzatmışken o hiç beklemeden boynuma yapıştı. Hafif ayaklarının kesildiğine bile eminim bu sırada. Özlemiş beni. Gülümsedim. "Tahmin ediyorum. Sıkılmışsındır bensiz ha?" dedim özellikle sinir etmek için. Diana'yla okulun ikinci dönemi bir anda çok yakın olduk ve bilmiyorum yani Clayton ve Edward dışında yazın özlediğim sayılı kişilerdendi bu kız. Diğerleriyle de sohbet etmeyi, bir şeyler yapmayı seviyorum mutlaka ama özellikle Diana'ya daha çok anlatmak istiyordum bazı şeyleri. Annemin sesini duyduğumda Diana da bir anda beni göğsümden ittirerek aramıza mesafe koymuş ona kendini tanıtmıştı. Annemin kızı baştan aşağı süzüp "Tamam kızım. Anladım zaten. Ben de Raymond'ın annesiyim." Raymond ne anne ya? Annem yüzünü buruşturarak bana döndü ve "Oğlummm, hadi gidelim istediğin yere. Çok yoruldum ben de beklemekten. Oturayım bir yere." dedi. "Tamam ilerleyelim." dedim yolu elimle göstererek ve annem önümüzde yürümeye başladık. O sırada Diana'nın sitemine bozuldum biraz. Annemden rahatsız olmuş gibiydi. "Ben de bugün öğrendim..." dedim dudağımı büzerek. Yani doğruya doğru annemi çoğu arkadaşım sevmez, beni de darlıyor. Ama yine de insan istiyor ki biriyle de iyi anlaşsınlar. "Neyse ya ekeriz bir şekilde sen merak etme." dedim konuyu kapatarak.

Oldukça uzun bir süre gezdik. Bu sırada alacağımız çoğu şeyi almış, hem ben hem de o anlatacağımız çoğu şeyi anlatmıştık. En son bir tatlıcıda oturmuşken Bakanlık stajımda en son gördüğüm olaydan bahsediyordum ki Diana beni susturdu. "Nereye? Kahveler yarım..." derken masaya eğilip dibime kadar girince susup dinledim sadece. "Tamaam, geliyorum ya sakin. Böyle teklife hayır diyen de ne bileyim?" dedim sırıtarak. Bana yaklaşmış olmasını biraz da şakaya vurmaya çalışıyordum o an aslında.

Beni çekiştirerek dışarı çıkardığında amacını anlamıştım. Bütün okul toplanmış, hepsinin elinde de süpürge... Yarış planlıyorlar. Kuzenimi görünce karşısına geçtim. "Vaaay Boleyn Beyefendisi adasından dışarı adım atabilmiş sonunda. Şaşırtıcı." dedim gülerek. "Dikkat et de soylu paçaların çamura batmasın burada kuzen, aman ha yengem çok kızar. Bu yarış hiç sana göre değil." dedim iyice sırıtarak. Aslında aramız çok kötü de değil ha. Ama ne bileyim artık hiçbir zaman iyi olmayacakmış gibi geliyor. Son yaptığını unutamıyorum. Ayıp etti, üzerine gelip bana tek bir açıklama dahi yapmadı. Bir kusura bakma dese, özür dilese kapanacak konu belki ama attığı kazık umurunda bile değil belli ki. O yüzden artık o da benim umurumda değil. Bu sırada Slytherinli çocuklardan biri, Nathaniel, tutmuş süpürgesinin ne güzel olduğundan bahsediyor. Yanımdakilere dönüp "Sen öyle mi düşünüyorsun? Sen? Kanka yok ya burada kimse öyle bir şey dememiş." dedim dalga geçerek. Bir iddiadan bahsettiğini de duymuştum. Katılmak çok umurumda değildi. Bunlara borçlu kalmak da bir şey kazanmak da önemli değildi ama Diana hevesli duruyordu. Onunla yarışmak için katılacaktım sadece, bu yüzden ilk başta sessiz kaldım. O da bana meydan okuyordu. "Sen kendine çok güveniyorsun kızım. Hiç acımam. Bu yaz o antrenmanları boşuna yapmadım." dedim kollarımı süpürgemi tutarak kasarken. Şovcuyum ben oğlum, utanmıyorum. Hayattan böyle zevk alıyorum. Övgü seviyorum. Diana'yla gülüşürken "Hadi ya yapıyor muyu-" diye milleti harekete geçirecektim ki gözüm birine takıldı. Charlotte da buradaymış. Yüzüm düştü istemsizce ve kaşlarım çatıldı. Eadwig'e bakıyordu bir de üzerine. Derin bir nefes aldım. "Bakın ne diyeceğim, iddia iyi fikir ya. Koyalım bir şey koyalıım. Kaybeden herkes kazanana bir sırrını paylaşsın. Benim bir gizli saklım yok, sorun olmaz. Ama..." Kalabalıkta Charlotte'la göz göze geldim ve güldüm dalga geçercesine. "Herkesi bilemeyiz."

Diana'ya dikkatli olmasını söyledikten hemen sonra yarışa başlamak için koşmaya başladım, sonra ayağımı sertçe yere vurarak havalanmıştım ki ivmem daha fazla olsun. En başından öne geçmeyi hedefliyordum.  Bugün Diana gelmeden önce Gringotts'a gitmiş ve bir miktar para almıştık. O yüzden bilgilerim taptazeydi. Sadece arkamdakileri şaşırtmak için son ana kadar yönümü belli etmiyordum. Sağa dönmek için yol ayrımına yaklaştığımı fark ettiğimde yavaşlamaya başlamıştım, hiçbir pencereye veya elektrik direklerine çarpmayacağımdan emin olmaya çalışarak süpürgemin ucunu sağa çevirmeye başlamıştım.


Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 7, total 7


Çevrimdışı Alexis Loman Ó Dubhghaill

  • Hufflepuff Bina Başkanı
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 41 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alexis Loman Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 22
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ecrin
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 9
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 7
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #9 : 21 Ağustos, 2022 23:59:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
 İkiz kardeşiyle birlikte onun süpürgesinin bakımı için bekliyordu Alexis. Sanki çok uzun süredir bekliyormuş gibi bir tavır takınmıştı. Ayak topuklarını ritmik hareketlerle taş zemine vuruyordu. Sonunda derin bir nefes alıp başını kaldırdı. Bakışlarını bir süredir yerden kaldırmayan kendisinin aksine Francis’in sokaktan geçenlere attığı bakışları fark ettiğinde istemsizce kaşları çatılmıştı. Neden böyle dik dik bakıyordu ki insanlara, rahatsız olmazlar mıydı? Alexis kesinlikle rahatsız olurdu.

“Yapmasana şöyle”

“Ne?”

“Dik dik bakma diyorum. Ya rahatsız oluyorlarsa?” ayağını yere vurmayı kesmişti cümlesinin sonunda. Kardeşi kendisine bir cevap vermeyi planlıyor muydu emin olamasa da süpürgesinin hazır olduğunu gördükten sonra Alexis’e dönmeye fırsat bile bulamamıştı.

“Emanete bak be” eline aldığı süpürgesine gözlerinden neredeyse kalpler çıkacak gibi bakıyordu Francis. Alexis onun böyle şeyleri her zaman gereğinden fazla sevdiğini düşünüyordu. Kumral saçlı artık sıranın kendisinde olduğunu düşünüp süpürgesini bıraktı. Bu sefer öyle sessizce beklemeyeceklerinden emindi. Francis gözünün önünde yeni bakımı yapılmış süpürgesi varken normalden daha gürültülü olacaktı elbette. ‘Bebeği’ hakkında onlarca şey anlatacak, yenilenince daha bir güzel olduğunu falan söyleyip duracaktı.

Bir ıslık sesi duyduğunda düşündüklerinin daha yarısını bile duyamamıştı ikizinin ağzından. Sesin kimden geldiğini anlamak için etrafa bakınmaya başladığı sırada kardeşinin biraz ileride, okuldan başka öğrencilerin de olduğu minik topluluğa doğru ilerlediğini fark edebilmişti ancak. Tabi her zaman olduğu gibi ister istemez kendini onu arkasından bir ördek yavrusu misali takip ederken bulmuştu. Neden o yöne ilerledikleri hakkında bir fikri bile yoktu.

Kalabalığa yaklaşıp birkaç konuşmaya kulak misafiri olduktan sonra yarış fikrinin hiç de ona uygun olmadığına emindi Alexis. Bunun üzerine ikizinin heyecanlı tavırlarını da gördüğü anda bir adım geriledi yavaşça. “Sanırım ben katılmasam daha iyi olacak”
“Ne demek katılmayacağım? Alexis-“
“Süpürgem. Bakımı bitmedi. Hem bitse de hemen eskitmeme gerek yok bence” en inandırıcı bahanesini kullanmıştı Alexis ancak kardeşinin yüzündeki ifadeden anlayabiliyordu işe yaramadığını. Francis kendince bir çözüm yolu bulmuş olmalıydı, şu ifade neden yüzünde olabilirdi ki yoksa?

“Arkama atlarsın”

“Ne?” gözlerini kırpıştırdı Alexis.

“Böylece sen de yarışta olursun işte”

“Bunun çok saçma olduğunun farkındasın, değil mi? İkimizi de taşımak zorunda olan bir süpürgenin kazanmaya oynayacağını düşünmüyorsundur herhalde”

“Bebeğimin bunu başaramayacağını mı söylüyorsun bana? Hah!”
Alexis ne diyeceğini bilemeyerek başını hafifçe iki yana salladı. O sırada da çoktan süpürgelerine binmiş hatta yarışa başlamış olanları gördü. “Zaten geç de kaldık, boşver” diyerek hafifçe gülümsedi, sahte bir avutma gülümsemesi gibi bir şeydi bu herhalde.

“Yetişebiliriz. Atla arkama”

“Francis cidden kendin gidip gelebilirsin. Tek başına ölmezsin, ben de ölmem”

Her ne kadar konuşursa konuşsun çoktan süpürgesine yerleşmiş, kendisinin de binmesini bekleyen kardeşine söz geçiremezdi Alexis. Huzursuz bir nefes vererek süpürgenin arkasına oturdu. Çok da uzun sürmeyeceğini umut ediyordu sadece.

Çevrimdışı Francis Lucan Ó Dubhghaill

  • Hufflepuff
  • 1. Seviye
  • İleti: 1
  • 12 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Francis Lucan Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Burak
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 9
  • Lanet Gücü: 5
  • Tılsım Gücü: 4
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #10 : 22 Ağustos, 2022 00:00:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Neredeyse hiç konuşmadan kardeşini ikna etmişti arkasına oturmasına. Normalde kendisine temas edilmesinden hoşlanmazdı Francis fakat ne de olsa arkasında oturan çocukla kan bağı vardı bu yüzden sıkı tutunması için uyarmıştı. Süpürgeye iyice yerleştikten sonra büyük bir hızla havalandılar. Yarışa biraz geç katılmış olabilirler ama bu kalabalığın içinde korkakça davranıp yavaş gidenlerde vardı. Her yer büyücü kaplıydı ve onlara çarpmamaları gerekiyordu. Tabii dükkanın önlerinde duran malzemelere çarpmak yasak diye bir kural gelmemişti kulağına. Neredeyse geçtiği her esnafın önünü dağıtıyordu ve bundan zevk alıyordu.

Arkasında oturan çocuğu unutmuş gibi olsa da onu düşürmemek için de elinden geleni yapıyordu. Girdiği her virajı genişten alıp keskince ilerliyordu. Bu onun içib daha iyi oluyordu. En son ki virajı aldıktan sonra önüne bir bakış attı. Neredeyse hiçbir yarışmacıyı tanımıyordu, André'yi de göremiyordu henüz. "Elbet bulacam seni oğlum, biz daha yerleşmeden yarışa başlamak ha! Aklını oynatacam senin, bekle beni!"

Üzerine giymiş olduğu takım elbisenin cekedi olduğu yerde durmadığı için biraz soeun yaşasa da idare etmek zor değildi onun için. "Bu spora yıllarımı verdim lan bekleyin beni," diyerek avutuyordu kendisini Francis. Alexis'in de arka tarafta ne yaşadığını göremiyordu. Umarım bir şey olmamıştır, diye dua ederek hızlandıkça hızlanmaya çalışıyordu.

Zor da olsa birkaç kişiyi sollamayı başarabilmişti, yeni bakımı yapılmış süpürgesiyle. Daha önce hiç bu kadar eğlenmemişti süpürgenin üstünde. "Lan Alexis, yarış bitsin alnından öpecem. Merlin'ine kurban senin," Tabi bu karmaşa içinde sesini duyurabilmişti emin değildi. Neredeyse üç dükkanın birisini dağıtarak gittiği için arkasından epey bir küfür yiyordu genç büyücü. Buna aldırış etmeyerek Amanuensis Duills'in oradan virajı alırken önüne çıkan adamı son anda fark etti ama yeterli manevrayı yapabildi mi, orası belli değildi.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 3, total 3

Çevrimdışı Charlotte Vera Rillian

  • Hufflepuff
  • 8. Seviye
  • İleti: 39
  • 295 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Charlotte Vera Rillian
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #11 : 22 Ağustos, 2022 00:58:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Charlotte iyice soluklandığında süpürgesini hazır konuma getirmeye uğraşırken duyduğu sesle -Daha doğrusu pek de duyamadığı sesle- bir ceylan edasında irkilmişti. Ensesinden gelen sıcaklıkla kendini bir silkti. Ana salonda yaşananlardan sonra Eadwig ile aralarının ne olduğu hala şaibeliydi. O gün gerekli tepkiyi koyamamış olmak ve kuzenler arasında bir sorunun dışarıdan bakıldığı gözle ana karakteri olmak Charlotte'un kendine yakıştırdığı bir şey değildi. Belki daha fazla büyümeliydi. Dikkatsizliği, verilen mesajları anlayamaması onun için her zaman bir soruna teşkil etmişti. Hayatı boyunca böyle olsun istemiyordu artık. Büyümekten kaçamazsın, diyordu sürekli olarak kendisine. Çıkmaz sokağa girdiğinde yapılacak tek şey sadece beklemekti bir süreliğine. Evet, istediğini duymuştu. Herkes duymuştu. Ancak, herkesin ağzına laf vermiş olmak Charlotte'un sinirlerini bir güzel altüst ederken bir yandan da kendini suçlu hissetmesine sebebiyet vermişti. Başka koşullar altında duyabilmek varken neden hikayede bol bol insan olmalıydı? Üstelik hikayenin bir diğer kısmında olan üçüncü kişinin de kısa zamanda bir değer kazandı yüze adeta bir tokat gibi vurursa... İç dünyasıyla düzenli bir boğuşma halinde tatile bu sebeple düşük bir ruh hali ile başlamış, ortalama şekilde ilerletmiş ve vasat bir şekilde sonlandıracaktı. O günden sonra Charlotte kendinde ufak tefek değişiklikler yapmış sayılırdı esasen. Başkaları tarafından fark edilmesinden ziyade uygulamaya koyabilmesi önemliydi. İlk hedefi; eskisi gibi umursamamazlığa vurarak insanların tepesine binmesine izin vermemekti. İkincisi ise daha uyanık olmaktı. İyi niyetinin suistimal edilmesine ek olarak eline yüzüne bulaşan durumlara bir son verilmeliydi. Kim veya ne olursa olsun.

Eadwig'e diş göstermeden sıcak mı buruk mu belli olmadığı bir gülümseme verdi. Buna engel olamazdı. Engel olmak gibi bir niyeti de yoktu. Selam verebilmek adına başını diğer çocukların arasından uzattığı sırada sırada Diana ile Samuel'in de boy göstermesiyle ikiliyi süzdü. Samuel dürtüleriyle hareket eden birisiydi Charlotte için. Eadwig'in bir farkı olduğu söylenemezdi ancak mantığının sesini eninde sonunda yakaladığından mütevellit daha otokontrollü gibiydi. Belki de bunu düşünecek en son kişi Charl idi. Malum fazlasıyla savruktu. Hogwarts'ın açılışından önce karşılaşacaklarını düşünmediğinden biraz afallamıştı porsuk. Parmak uçlarını yere vurarak bir an önce yarışın başlamasını diliyordu ta ki iğneleyici bakışlar ve sözler kendisini bulana kadar. Samuel miydi bunu söyleyen? Alaycı bir gülüş attı. Belki de hayatında ilk defa. Dürüstlüğüne laf getirtmezdi Charlotte. Minik cüssesini iyice öğrencilerin arasına sokarak sohbete katılmaya karar vermişti o an. Değişimin sancısından payını alacak tek kişi Charlotte değildi."Sekiz yaşında mıyız Samuel? Başkalarının sırlarına ilgi göstermeden önce kendi etrafında gelişen olaylara dikkat kesilirsen belki insanları yaftalamamayı öğrenirsin en azından."Arkadaş görüp çok sevdiği birine içi ezile ezile söylediği bu lafla daha öfkeli hissediyordu. Uçmak için aradığı motivasyon bu olabilirdi. Buna tutunacaktı."İddia mevzusuna sıcak bakmıyorum.Mantıklı olan her şeye 'tamam' derim. Seçin aranızda siz." dedikten sonra başlamak için birkaç adım da sıyrılarak Eadwig'in yanına doğru yaklaştı. Kulağına eğilerek fısıltılı bir tonla "Bitiş çizgisinde beni bekle." dedi yalnızca. Zihnini kapatmayı başarıp başaramadığını bilmiyordu ama tek yaptığı sadece bastırmaktı.

Daha fazla beklemeden herkesin hazır olmasıyla yerine geçtiğinde açık olan saçlarının önünü bir tokayla geriye doğru tutturarak süpürgeyi bacaklarının arasına aldı. Talimatlar basitti. Charlotte'un tek olayı kendini denemekti zaten. Yer-yönü bir hayli kötü olduğundan ve arada alışveriş yapanlara da zarar vermemek için temkinli davranacak yine de çatıyı geçmeden ona yakın bir halde uçacaktı. Yönünü arka tarafa çevirip Gringotts'a gidiş için farklı bir yol kullanacaktı. Dar bir alana gireceğini ve yolu uzatacağını çok iyi biliyordu ama bu riski alacaktı. Sonraki mesele hız kazanmaktı. O da canı isterse veya gidişat neyi gösterirse. [/justify]

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 4, total 4
 
« Son Düzenleme: 22 Ağustos, 2022 01:02:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Charlotte Vera Rillian »

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #12 : 22 Ağustos, 2022 02:11:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Charlotte... Demin ona bakarken gülümsedi mi bana? Ben de ne yapacağımı bilmediğim için önüme mi döndüm gerçekten? Bu kıza en son 4. sınıfta falan gülümsemiş olabilirim. Bu sırada pişmiş bir kelle geldi yanımıza. Yanında sarışın bir kızla. Aha, yeni kız bulmuş kendine. Sen iflah olmazsın kuzen. Geldi tam karşımda durdu. Yüzündeki piç gülüşten anlıyorum bana laf edecek. Durmaz ki ağzı. Bak ne dedim size? Yok arkadaşın yok falan eziklemeye çalışıyor. Neyse alıştım artık laflarına. "Arada yapıyorum öyle çılgınlıklar." dedim omuz silkerek. Bu sırada yanındaki kıza da piçliğine göz kırptım. Neydi bu kızın adı? Diana mı? "Bana göre değil bu tarz ayak takımı işleri ama halka karışmaya çalışıyorum. Değişiklik olsun." Gariptir ki, gülümsememi kuzenime bakarken de sürdürdüm. Uzandım ve omzuna dostça vurdum. "Seni gördüğüme sevindim." dedim. Bizim aramız hep böyle olacak sanırım sonsuza kadar. Birbirimize laf sokmalı ama sürekli de yanyana olmalı bir ilişki. Yıpratıcı bayağı. Büyük salonda olan olaydan sonra zaman geçti ve konuşmadık hakkında. Kapandı gitti. O da ben de eski halimize döndük. Aynı şekilde ben Charlotte ile de bir sohbet etmedim bu konuda. Yani... Olay aslında sadece her şeyi daha da gerdi bıraktı.

Kuzenim iddiayı sırlarla alakalı söyleyince kaşlarımı kaldırıp düşündüm. Şimdi buna hayır demek kendime güvensiz olduğumu gösterecekti. Bu yüzden elbette ki kabul edecektim. Sırrım büyük ihtimalle yeni öğrendiğim yeteneğim. Yenilirsem oturup milletin tuttuğu sayıları akıllarını okuyup tahmin ettirmeye çalışıcaklar herhalde. Hem düzgün de kontrol edemiyorum. Geçen olduğu gibi insanların benim anılarıma girmesini de istemiyorum. Düşününce yutkunmak zorunda kaldım. Anneme de sormadım olayı daha. Tehlikeli sular yani.

Samuel'e bakarken arkamdan Charlotte'ın o ince sesi yükseldi. Dönüp baktım. Yine kaşlar çatılmış. Ben saçmaladığımda yüzüne yerleştirdiği ifadesiyle bakıyordu Samuel'e ve azarlamaya başladı herifi. Ne? Charlotte... Samuel'i... Azarlıyor? Şaka mı? Milletin sırlarını bırak falan dedi. Belli ki, bizim aramızdaki olanları Samuel'in görmemesine laf ediyordu. Gözlerine diktim gözlerimi. Onun sırlarını öğrenmek isterim. Yenilmesini istiyorum. Herkese değil de... Sırrını bir bana söylesin istiyorum. Ben ona bakakalmışken yanıma geldi. Tedirgin bir şekilde kafamı çevirdim mal gibi yüzüne bakmamak için. Bitişte onu beklememi söyledi. Sonra da tekrar yerine geçti. Yüzümde hafif, çok hafif bir gülümseme oluştu. Derin bir nefes aldım unutmak için. Yanımdaki Nate'e bir bakış attım. "Olay ciddiye bindi. Yok ediyoruz bu ezikleri." dedim. "Özellikle Rillian, kazanmamalı."

Ben kuralcı bir adamım. Risk almayı, kuralları esnetmeyi sevmem. O kuzenim gibi köylü kurnazlarının işi. Bu yüzden tüm hızımla yerden havalandıktan sonra kafamı iyice eğip süpürgeme sarıldım. Bu şekilde havayı daha iyi yarıp geçebilirdim. Önümüze gelen yol ayrımında da elbette daha güvenli olan yolu seçecektim. Daha uzun bir yoldu ancak aptal ve heyecan arayan Gryffindorlar gibi duvara çakılmak gibi bir riski yoktu. Ben şu zamana kadar hep işimi garantiye almışımdır. Bu yüzden hız kesmeden, viraj almak için yavaşlayan kuzenimi arkada bıraktım ve son hız soldaki yola doğru girdim. Yeterince hızlı olursam, yol uzunmuş-kısaymış hiç önemi olmayacaktı.[/justify]

Haydi oğlum kemik

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 5, total 5


Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #13 : 22 Ağustos, 2022 16:48:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bir iki tanıdığı çağırayım derken ansızın kalabalıklaşmaları, kumral saçlı oğlanın gerilmeye başlamasına sebep olmuştu. İnsanları organize etmek neyineydi ki? Şanslıydı ki birçok kişi yaz tatilinde denkleşmiş olmanın özlemiyle olsa gerek, yakın dostlarıyla birlikte gruplaşıyordu ve kulaktan kulağa yayılan duyumlar kendisini muhatap alınacak merci konumuna getirmiyordu. Stresinin azalmasıysa tekrar anın keyfini çıkartabilmesine vesile olmuştu: Şaka maka bu kadar kişi Diagon Yolu’nda tozu dumana katacak olmaları gerçekten de bu sokaklarda kalacak muazzam bir anı olabilirdi. Yüzüne şapşal, heyecanlı bir gülümseme yerleşti.

Ortaya iddia fikri atıldığında ve “birer sır dökülme” karşılığı teklif edildiğinde galeyana gelmiş bir biçimde onaylayacaktı ki yakınlarındaki ve aralarına katılmaya karar vermiş dostu Charlotte’ın itirazını işitince yarılanmış ağzını kapatmaya karar verdi. Onun nezdinde bir aptallık, olgunluktan uzaklık intibası yaratmak istemezdi zira. İddia muhabbetini ardından içinden “Neyse, sonra düşünülür,” diye geçirerekten boş verdi, kalkışa hazırlandı.

Beklediklerinden çok daha kalabalık olmaları, Lorraine’inin en güvendiği becerisi olan manevra kabiliyetini zora sokacak türdendi. Sapağa yaklaşırken Eadwig ile omuz omuza sayılırlardı ve hızlı bir göz atması sonucu Eadwig’in soldaki geniş yola yöneldiğini gösteriyordu. Ancak kendisi uzun mesafe hızına değil iyi dönmeye ve yolu olabildiğince kısaltmaya ihtiyaç duyuyordu. Tabii bu gidişle ikisi de birbirlerini engelleyeceklerdi. Altına yönelse sokaktaki insanlara tehlikeli düzeyde yaklaşacak, yukarı yönelse hız kaybedecekti. Bu sebeple erken girdi sağındaki sapağa birçok kişiden daha önce yavaşlayarak. Bunu yaparken manevra alanını boşa çekmeyi ve erken hızlanarak dönemeçten diğerlerinden daha hızlı çıkmayı ve düzlüğe önde girmeyi ümit ediyordu.

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 10, total 10

Çevrimdışı William N. Harker

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 154 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To William N. Harker
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #14 : 22 Ağustos, 2022 23:11:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alfred'inkilerle yapışmışçasına sabit ve yerine geri konulması gereken onurunun acısıyla parlayan gözleri içine daldığı rekabete öylesine odaklanmıştı ki dostuna aniden çarpan omzu da sonrasında elinden süpürgeyi kapan pençeleri de fark etmemişti William. Şüphesiz Alfred de en az onun kadar hazırlıksız yakalanmıştı ki bir hazineymiş gibi herkesten sakındığı biricik süpürgesi 'Fortuna'yı korumak adına bir tepki bile göstermemişti; en azından ilk şaşkınlığını üzerinden atana kadar.

Alfred'in avcundaki boşluğu algılaması hemen hemen Slytherin'li çocuğun laflarını atıp yanlarından uzaklaşmasına kadar sürmüştü. Tam da o saniyelerde William'ın yavaşlamış beyni onlara yetişmiş ve Alfred'in cüppesinin içine doğru ilerleyip süpürgeden açılan boşluğu asası ile doldurmaya niyetlenen ellerini fark etmişti. Bunun sonucunun iyi olmayacağını biliyordu; tanıdığı ilk günden beri haksızlıklara karşı koymayı takıntı edinmiş dostunun tasdikli bir 'zorba'ya karşı alacağı tavrı tahmin etmesine gerek yoktu. İkna etmek için söyleyeceği hiçbir şeyin de işe yaramayacağına emindi. Aklına gelen tek yolu denemeye karar verdi.

Öne doğru attığı adımın çoktan yarısına gelmiş Alfred'in önünü kesercesine elini omzuna yöneltti William. Bir anlığına kendini en yüksek hızına ulaşmış bir hipogrifin önüne atmışçasına tehlikede hissetti fakat neredeyse koluna güç bile uygulamayacak bir keskinlikle durdu Alfred. Her an aşırı sinirli bir "BO-" sesi çıkaracakmış gibi büzüşmüş dudakları gevşeyip aralandı ve William'a 'beni durdurmaya kalkma Will' veya 'ne yani bunu yanına mı bırakayım' gibi isyanlarda bulunmaya hazırlandı. Ne var ki ondan önce davranan William onu durdurmaya çalışmıyordu; en azından görünürde...

"Yanındayım. Neyi seçersen seç." dedi cebinden çıkardığı asasını işaret edip imasını güçlendirerek. Yalan değildi de: eğer bu plan tutmazsa kavga kaçınılmazdı ve elbette ki dostunu yalnız bırakmayacaktı.

Kısa bir süre Alfred'in yüzüne kararsızlığın gölgesi vurdu; gittiğinde o surattaki siniri de yanında götürmüş gibiydi. Zoraki bir sırıtmayla hatları yumuşadı ve asasını cebine geri koyup yumruk halini getirdiği elini William'ın omzuna vurdu. "Hah boşver ciddi bir şey yok, Fortuna'nın üstünlüğünü görsün de ondan sonra elinden almak daha keyifli olur. Hem ben katılmazsam belki kazanma şansın bile olur hahaha!" William da zoraki bir gülümseme yerleştirdi yüzüne karşılık olarak.

Tahmini doğru çıkmış ve dostunu yatıştırmıştı. Bunun için de ortaya Alfred'in önemseyeceği kadar değerli bir şey koyması gerekmişti: kendisi. Böyleydi Alfred, başkaları adına çok daha azını korumak için hayatını riske atardı ama konu kendisi olduğunda dostlarını sürüklemekten çekinirdi. Bütün bu yapısıyla bir modern zaman kahramanıydı o William'a göre; asla yüzüne söylemezdi ama ona hayranlık duyuyordu. Kahramanlar kimi zaman zorbalara karşı savaşırdı, kimi zaman ise durmayı bilirdi. Kimi zaman dik durur, kimi zaman da önünden çekilirdi. 'Ben ise... ben ise uçacağım!' diye düşündü ve süpürgesine yerleşip harekete hazırlandı.

Önünde kendisi gibi harekete geçmeye hazırlanan Boleyn'in ensesinden oluşan manzaraya bakarken bir şey daha kesinleşti William için. Asasını çıkarıp süpürgesinin üzerine henüz bir saat kadar önce bakımda takılmış metal işlemeli klipse dikti gözlerini. 'Basınç-denge kontrolü ha? Güvenliğin canı cehenneme!' diye düşündükten sonra asasını metale dayayıp "Finite Incantatem" dedi. Artık kontrol tamamen kendi elindeydi, yüzde bilmemkaçlık hız kaybı yüzünden kaybetmeye niyeti yoktu. Bu son hazırlığı da tamamlamasıyla parmaklarını sıkıca süpürgesinin üzerine kapattı ve yerden yükseldi. İleri doğru harekete geçtiği an hep bir adım sonrasını düşünmeye programlı zihni sokağın sonunu düşünmeye başlamıştı bile. İkiye ayrılan yoldan solu tercih etmenin kendisi için daha güvenli olacağını biliyordu. Ne var ki bu yarışı Alfred'in izinde sürdürmeye girişmişti çoktan ve onun kesinlikle 'güvenli' olanı seçmeyeceğini biliyordu. Bedenini olabildiğince sağa yatırıp keskin dönüş için hazırlandı ve süpürgesinin başına tüm gücüyle asıldı...


Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8