17 Nisan, 2026 08:30:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Need for Speed: Diagon Yolu  (Okunma sayısı 657 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Nathaniel Leo Lastrange

  • Slytherin
  • 2. Seviye
  • İleti: 4
  • 65 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nathaniel Leo Lastrange
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Emre
  • Meslek: Slytherin VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 1
  • Lanet Gücü: 8
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #15 : 23 Ağustos, 2022 22:54:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ortamın gerilmesi ve en sonunda birilerinin tartışıp kavga etmesini ne çok isterdi.Ama bu kez maalesef Eadwig haddinden fazla sakinleşip meseleyi uçmak ile çözeceklerine karar vermişti.Nathaniel suratını beş karış asıp konuşulanları dinlemeyi yeğlemişti.Ah bu Eadwig, Hufflepuff'lı kızı her gördüğünde değişik bir adam oluyordu.Ne zaman degişeceksin be adam diye düşünmeye başlarken,Gryffindor'un uçkuru düşük Samuel'i en sonunda arzı endam etmişti.Yanında ise güzeller güzeli Diana vardı.Bu kız neden sürekli baştan aşağıya testosteron kokan çocukla vakit geçiriyordu,bir türlü anlayamıyordu.Belki de anlayamadığı bir çok şey vardı.En azından Gryffindor hanesinde gerçekten bir sihirbaz olabileceğinin kanıtıydı Diana...Yine Nathaniel'ı görmezden gelip saçlarını bir o yana bir bu yana sallayarak,Nathaniel'ın içinde zelzeleler yaratmaya muktedir olmuştu.Genç büyücü derin derin nefes alsa da midesinin kasılmasına engel olamamıştı."Lanet olası hot cadı yine beni mahvetin"diye iç geçirerek karnını sıkıp sakinleşmeye çalıştı.Bu halini kimsenin fark etmemesi için elinden gelen bütün gayreti gösteriyordu.

Ellerine geçirdiği deri eldivenleri sıkılarken bir yandan da önünde açık yola bakıp plan yapmaya çalışıyordu.Eadwig iddaa kararından sonra iyice hırslanıp ne olursa olsun kazanmak istediğini belirtmişti.Milletin sırlarını öğrensek kimin eline ne geçecekti ki? Nathaniel bir an durup düşündü ve "Diana'ya olan hislerim benimle mezara girmeli yoksa bütün herkese rezil olurum..." diye düşündükten sonra heyecanla "Iddaa maddi bir şey olsaydı bari...Galleonlarınız ne kadar kıymetli çıktı lan! Samuel cebinde akrep mi var ulan!" dediyse de olan olmuş karar verilmişti.Nathaniel yine durup dururken bir düşünce içerisine girmişti.Kendi kararlarını verme hakkının olmadığını söyleyen annesinin de aklına gelmesi ile kafasını aşağıya gömdü bir müddet. Quidditch oynamayı ve süpürgeyle uçmayı istemiyor değildi. Başlarda nefret ettiği bu sporu yavaş yavaş sevmeye başlamıştı seneler geçtikçe. Sorun başka şeyleri yapmayı daha çok sevmesindeydi. Dışardan gelen insanlarının birbirini uçmak hazırlamak için yaptıkları konuşmaların seslerini olabildiğince kesmek için kulaklarını kapatmış şekilde bekledi. “On... Dokuz... Yedi... Alt-“

Arkadan gelen seslerin artık kulağını kapatsa bile duyabileceği kadar yükselmesi üzerine posta çantasının içinde bir şeyler aramaya başladı. Su. İstediği şeyi bulduğunda matarayı eline alıp kafasından aşağıya boca etmişti. Su ile birlikte önene gelen saçlarını hemen geriye atan genç, ufakta olsa rahatlamış hissediyordu şimdi. “Nath uçarken boynun falan tutulacak ne yapıyorsun?” Kimden geldiğini bilmediği sesin kaynağına dönen Nathaniel, arkadaşının kolluklarının bağcıklarının tam bağlı olmadığını görmesi ile “Kurulanırım ben bir şekilde. Sen kendi kolluklarının bağcıklarını hallet önce, sonra diğerlerinin üstüne başına bakarsın.” dediğinde hâlâ daha konuştuğu kişinin kim olduğunu görememişti.

Hislerini yönlendirme konusunda çok başarısızdı ancak bugün hem hislerini yenip,bir halta yaradığını görecek. Hemde ne olursa olsun burada yenilmeyecekti.Yenilip yenilmemek meselesi ise en yakın arkadaşını asla yalnız bırakamazdı.Eadwig hızla süpürgesine atlayıp havalandığında o da hiç beklemeden süpürgesinin soluna geçip "Yukarı seni lanet olası sürtük" dedikten sonra sağ eline gelen süpürgeye sıkıca yapışıp üstüne binmişti.Ayakları yerden kesilen Nathaniel,başını öne doğru eğip süpürgeye daha da sıkı tutmaya çalışıyordu.Çünkü haddinden fazla hızlanmış ve dengesini sağlamakta güçlük çekiyordu.Süpürgenin yeni ve ilk defa biniyor olmasından dolayı kaynaklanıyor olabileceğini düşündü.Rüzgar keşke tatlı tatlı suratını yalayıp geçseydi.Ama maalesef burun deliklerinden neredeyse nees almak dahi mümkün değildi. Adrenalin bütün bedenini ele geçirmiş ve bu onun için hiç iyi değildi. Etrafını daha net görmek için gözlerini açıp kapatması ona yardımcı olmuyordu.Sadece Eadwig artık önünde değildi.Belki de onu çoktan geçmişti ya da lanet olası yolu kayıp mı etmişti?

Bir kaç saniye sonra Eadwig ve diğer yarışçıları fark eden Nathaniel,sakinleşmeye başlamış ve etrafı daha net görmeye başlamıştı. Gryffindorlular tehlikeli yolu seçmişlerdi ancak Eadwig ise daha kontrollü yolu seçmişti.Ah her zaman ki Eadwig işte asla riskli olan bir meseleye adım atmazdı.Ama o da ne iki yarışmacı neredeyse havada dört dönerek yavaşlamaya başlamıştı. Bunu fark eden Nathaniel öne doğru yatıp,süpürgesini son hıza getirerek sol tarafta ki yola girdi.Belki de bu defa sakin kalmalıydı.Cesaret aptalların işiydi...

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 10, total 10
« Son Düzenleme: 23 Ağustos, 2022 23:03:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Nathaniel Leo Lastrange »

Çevrimdışı Kati ve Dakik Kahin D. Çatlak

Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #16 : 24 Ağustos, 2022 00:39:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Soluk soluğa çocukları takip etmek de pek zormuş. Hele bir süpürgem olacaktı var ya. O zaman varlığımı ancak geride bıraktığım rüzgardan anlarlardı. Hele hele ama bak sen. Şu kız sanki 200 yıl sonrasından öğrendiği bir hamleyi yapmaya teşebbüs etti. Hay Merlin! O hareket öyle mi yapılır yavrum? Kızcağız neredeyse süpürgeden düşecekti, ayakları şöyle bir savruldu süpürgenin dışına ancak sıkıca tutunduğu için dönüşü tamamladıktan sonra oturabildi süpürgesine geri.

Şu kaslı çocuğun yaptığı kaslar herhalde Quidditch bilgisini unutturmuş. Bak bak bak dönüşe bak. Madam Malkin'den mi aldın süpürgeyi sen çocuğum? Bu kadar keskin dönüş yaparsan dönersin Bludger gibi ki öyle de oldu. Öne verdiği ağırlığın ve keskin dönüşün etkisiyle iki üç tur döndü kendi etrafında süpürge, bu dönüşün etkisiyle geride başlayan şu kız bile onu geçti. Peh peh peh...

Aman Merlin'im dedim arkadan gelenleri görünce. Evet, gelenleri. İki kişi binmişler süpürgeye manyaklar. Bu nasıl cesarettir, takdir de etmeden geçemedim ama arkadaki arkadaki evlat öyle gergindi ki o keskin sağa dönüşte sola eğilmiş bu yüzden de süpürgenin hızının kesilmesine neden olmuş. Bir de alçaktan gidiyorlar ki deme gitsin. Neredeyse benim kafama çarpıyorlardı ama bana kalmadan ilerdeki bir büyücünün sivri şapkası takıldı bile süpürgenin ucuna. Aha adam şimdi yumruğunu havaya kaldırdı süpürgenin peşinden koşuyor. Kuyruğa asıldı, asılacak. Heyecanla izliyordum manzarayı dosdlarım. Tam süpürgenin kuyruğunu tuttu ki o sırada öndeki çocuk şapkayı fırlattı arkaya doğru. Ancak bu olay onların en geriye düşmesine neden oldu. Az daha havalanmayı akıl eder umarım yumurcak.

Bu ikilinin ardından şu laf yiyen kızı izlemek felix felicis gibi geldi. Heyt yavrum be! Aman ne diyorum, evladım evladım. Aferin kızıma, uzun demedi diğer yolu seçti. Maşallah süpürgeyi de pek güzel kullanıyor. Dikkatli, kontrollü. Akıllı kız belli, güzelliği de aile dağıtır cinsten. Sağı seçseydi bitmişti tüm bu veletler, öne geçerdi ama sol tarafta da rakibi yok bu kızın. Sol tarafta yolunun üzerinde pazar alanı gibi bir şey var ama kızcağızın. El mahkum yılın bu vakti hıncahınç dolu olan  bu alana girmesi lazım. Bakalım insanlara ya da kurulan standlara çarpmadan, iksirleri, malzemeleri uçurmadan Gelecek Postası'nın önüne çıkabilecek mi?

Gözleri kapalı süpürge süren birini mi gördüm biraz önce? Yüce Merlin başımıza bu da mı gelecekti. Benden eğitim almamış hiç kimse bu hatayı yapmamalı dosdlarım. Yalnızca ben ve ben gözleri kapalı sürme yetisine sahibiz. Bu öfkeli ceylan benden eğitim almadan böyle bir işe girişmiş... Çok büyük hata, her an her şey olabilir. Ama olmadı dosdlarım, öfkeyle kalkan zararla oturmadı bu sefer. Hatta bizim güzel kızı geçiverdi, yani burun farkı, hatta ifrit burnu farkı ama geçti mi geçti. Ama bu öfkeyle pazar yerinden çıkamaz bu çocuk, dosdlarım. Siz siz olun benden öğrenmeden artistlik yapmayın.

Arkalarından gelene şu tipsize   ne demeli peki? O da solu seçti ama bu yola da böyle girmezsin Aslanım. Yanındaki gözlüklü de sağa döndü tam. Dönüşte ikisinin de süpürgesi birbirine çarptı. Ellerimle gözlerimi kapattım gelecek 'tak' sesini duymak ama olacakları görmemek için. Ancak gelmedi dosdlarım, Hayret! Parmaklarım arasından gördüğüm kadarıyla gözlüklü çarpışma sayesinde çok temiz bir sağa dönüş yaptı ama bizim tipsizin süpürgesi çarpışma yüzünden geri döndü neredeyse. Neyse döndü de sola kazandı hakimiyetini süpürgenin, takip ettiği cadının arkasına düştü. Bu sürüşle o pazar yerinden sağ çıkabilecek mi? Sanmam, dosdlarım. Hiç sanmam.

Gözlüklü demek ki gözlükler işe yarıyormuş denecek kadar iyi döndü. Ama emin değilim dosdlarım, Şu kaslı olmasa ne kadar başarılı dönerdi bilmiyorum. Resmen süpürgesi darbe aldığı için temiz ve hızlı bir dönüş yapabildi, bundan sonrakilerde o kadar şanslı olur mu bilemem. Ama bu bana neyi hatırlattı biliyor musunuz dosdlarım? Omuz omuza, kucak kucağa süpürge sürdüğümüz günleri... Ya... Öyle bir nesildik biz işte dosdlarım. Belki bu gözlüklü de dosdluğu anlar, dayanışmayı bilir. Ama hayallere çok daldım yine, üstüne üstlük şu diğer delikanlıyı kaçırdım. Nefes nefese koştum ama baktım yetişemiyorum hemen çat diye cisimlendim köşe başına.
 
Bu çocuğu  hatırlıyorum. Yarış başlamadan şu tipsizle  atışmışlardı sanki. Kararlı kararlı bindi süpürgesine. Heyt be. Aynı gençliğim dosdlarım, aynı gençliğim. Ben de böyle uçardım işte, böyle yakışıklıydım, böyle adildim, böyle... Böyle neydim? İşte böyle dönerdim köşeleri, bana çekmiş. Öyle bir döndü ki yarışta en öne geçti ama süpürgesinden bir metal düştü aşağı. Çocuğun birinin tam kafasına. Haydaa! Annesi yakalamasın seni, kaptır git evlat.

Sağdan gidenlerin de işi hiç kolay değil gibi dosdlarım. Her ne kadar bir pazar yeri olmasa da onları da bir dört yol bekliyor. Araba denilen şey icat edilmiş olmuş olsaydı kesin her gün kaza olurdu. Hemen köşeden önce havada süzülen ve muhtelif yerlerde ve yükseklikte bulunan 6-7 tabela, bu tabelanın ardında da koca bir artı halinde yer yön tabelası bulunuyordu. Yine havada süzülen. Adeta annem düzenlemişçesine bir yoldu dosdlarım çünkü bu yer yön tabelasından sonra da havada süzülen tabelalar yer alıyordu bir sürü. Bu levhalar o sokaktaki dükkanların adının yazılı olduğu, bilgilendirici şeylerdi aslında ama hiç mi hiç süpürge sahibini kollamıyordu. Annem de kollamazdı hiç beni. O yüzden var gücümle bağırdım ama duymadılar tabii. "Gerekirse tabelaları uçurun ama uçun çocuklar!"




Şu anki sıralama:
Solda; 1- Nathaniel, 2- Charlotte, 3- Eadwig
Sağda 1- William, 2- Andre, 3- Diana, 4- Samuel, 5- Francis&Alexis

Sağdan gidenlerin önündeki engel en son paragrafta, solda gidenlerin önündeki engel ise Charlotte'un paragrafında ayrıntılı verilmiştir. Bir sonraki gm text Merlin nasip ederse 25.08.2022 tarihinde girilecektir. Şu anki konumların ve güzargahın olduğu harita ekte mevcuttur.

« Son Düzenleme: 24 Ağustos, 2022 00:59:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Kati ve Dakik Kahin D. Çatlak »

Çevrimdışı Diana Destinee

  • Gryffindor
  • 7. Seviye
  • İleti: 31
  • 422 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Diana Destinee
  • Güç Puanı: 61
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: A.
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: 13
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #17 : 24 Ağustos, 2022 23:45:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Gözlerimi kırpıştırdım. Yanımdaki binaya ne kadar yaklaşabiliyorsam o kadar yaklaşmıştım. Sert bir rüzgar dalgası ben dönüşümü tamamlarken vücuduma çarptığında süpürge üzerindeki dengemi kaybederek yere kapaklanmak üzereydim. Kısa, çok kısa bir anlığına sağ elim sol elimin üzerinden kayacak gibi olduysa da toparlamıştım. İçerisinde bulunduğum anın adrenaliyle kısa bir nefesi dudaklarımdan verirken kendime hayret ettiğim bir ıslığı da ses tellerimden kaçırmıştım. Aniden kıkırdamaya başladım, bu inanılmaz bir şeydi ve neden quidditch dışında böyle bir spor şimdiye dek düşünülmemişti ki?

Nerede olduğuma ve etrafıma bakındım. Ayaklarımın altında irili ufaklı büyücü topluluğu havaya rastgele alkış saçıyor, kimi yaşlı cadı ise homurdanarak dükkanların içine kaçışıyordu. Birilerinin huzurunu bozabilmeye dair bir keyif yaşamıyordum şu anda. Fakat sırıtışımı, kalabalığın yaydığı coşkunun hücrelerime uğrayışını engelleyemiyordum. André ve William bir snitch gibi önüme geçmişlerdi. Hatta öyle ki onlar yüzünden dengemi bir kez daha kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldım. Arkalarından ben gidiyordum ve geride kimlerin kaldığını göremiyordum. Acaba ardımızda bir şaka dükkanını andıran kargaşa mı hakimdi yoksa herkes sessizce, ulaşım kurallarına uyarak sükuneti mi korumaya çalışıyordu? Zira yarıştan önce iddia fikirleri havada uçuşuyordu.

Süpürgemi biraz daha sağa doğrulttum ve sırtımı dik bir hale getirdim. Amanuensis Quills hemen yanımda kalıyordu. "AAAAAAA!" dedim şaşkınlıkla. Şaşkınlığım aslında alışveriş listesine yeni birkaç tüy kalem ve mürekkebi eklemeyi unutmamdandı. Buradan geçmesem, aklıma bile gelmeyecekti ki. Kafamda uzun görünen fakat yalnızca saliseleri alan bir zamanla planımı oturttuğumda ayaklarımın altındaki insanların daha da sıklaştığı çeper takıldı gözüme. Önümdeki dümdüz yol gitmiş yerini daha da darlaşan, kalabalığın acelesi ile yoğurulan, dört sokağa ayrı ayrı açılan bir yol gelmişti. "Sıçtık." diye mırıldandım kendi kendime ve düşünmeye başladım. Süpürgemin hızını, ayaklarım olur da metrelerce yüksekte olan birilerinin kafasına takılmasın diye yavaşlatmaya çalışırken yüzüme gelen saçımı aceleyle bir kenara iteledim.  Ne yapacağımı bilmiyordum ancak ivmemi kaybettikçe havada sabit bir şekilde durmam konusunda sanki daha fazla zorlanıyordum. Bu yüzden yavaşlamak yerine tekrar hızlandım. Bacaklarımı süpürgemin hemen altından geriye doğru birbirine dolarken göğsümü binek aracıma yeniden yapıştırdım. Gözlerimi kıstım, yaklaşıyordum. Kendimi şu an yapabileceğim en ufak hale getirirken "ÇEKİLİİİİNNNNNN!" diye bağırdım aşağıda, ayak altında dolananlara. Önümden çekilmelerini ve bana engellere takılmadan aradan sıyrılabileceğim bir yol açmalarını diliyordum yalnızca. "KAFANIZA DÜŞECEĞİM YOKSA KENARA ÇEKİLİİİNNNN!!" Tabelalara çarpmamak için manevra yapacaktım önce. Sugarplum'ın Şeker Dükkanı'na yaklaştığımda ise aniden sıçrayıp süpürgeyi bacak aramdan çekiştirecek, meşale gibi savurup tabelanın üzerinden atlayacaktım. Sonrası mı? Tabii ki süpürgeyi tekrar iki bacağım arasına sıkıştırıp yoluma devam edecektim. Yasaklarda engellerin üzerinde uçamayacağımız söyleniyordu, elimize süpürgemizi alıp zıplamamız değil. Öyle değil mi?

Kendi içime bir kuş gibi büzüşüp ufacık kalmaya çalıştığım bu yolda süpürgeyi yolun ortasına doğru hareket ettirirdim, kocaman bir nefes aldım.
  [/justify]

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 6, total 6



Çevrimdışı Charlotte Vera Rillian

  • Hufflepuff
  • 8. Seviye
  • İleti: 39
  • 295 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Charlotte Vera Rillian
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #18 : 25 Ağustos, 2022 00:39:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Charlotte sorunsuz bir kalkış yaptığında sevinçten ağzı kulaklarına varmıştı neredeyse. Bunca yıldır boşuna mı düşmemişlik yapmıştı bu işin üzerine? Kendini bir şeylere kolayca adayamadığı için olması muhtemeldi. Henüz rüzgarı yüzünde hissedebileceği bir mesafeye çıkamayacak olmaları keyif almadığını göstermiyordu porsuğun. Sıkıcı geçen bir tatilin ardından böyle bir aksiyona girişmek bütün neşesini yerine getirmişti. Bir şeyler başarma hissiydi. Korkusunun olmadığını yükselmeye başladığı anda heyecanla atan kalbi sayesinde teyit edebilir duruma gelmişti. Artık tek yapması gereken yarışa dahil olmaktı belki de, ancak; hala kendini test etmesi bitmemişti. Uçuyor olmanın verdiği zevki sürdürebilecek miydi? Veyahut bunu  Kontrollüce yola kendini kaptırdığında kafasında seçenekleri tartıyordu öte yandan. İlk olarak köşeyi sıkıntısız bir şekilde dönmeliydi. Ne başkalarına ne de dönem başlamadan önce kendisine zarar vermek istemiyordu. Köşeye yaklaştığında dinginlik ile dönüşe geçebilirdi. Hiç değilse kafasındaki planı buydu. Ardından da pazar alanına gelince süpürgesine sıkı sıkı sarılmaya devam ederek hızını biraz daha arttıracak, aynı zamanda da seçebildiği bütün boşluklardan ilerleyecekti. Standlar bir tık gözünü korkutuyordu. Dönüşe doğru geçer geçmez pazar alanını görmesiyle birlikte Eadwig'in yeni arkadaşının öne geçmesiyle bu işi biraz daha ciddiye almaya kararlı bir şekilde pazar girişine asıldı. Tam alana girmeden önce arkasında kalan isme baktı. Slytherinliler'in ortasında kalmaktan hoşnut değildi. Onlar buradaysa diğer isimlerin olduğu yol daha kalabalıktı.

Yol durumu bir avantaj mıydı dezavantaj mıydı henüz bilinmez, her şeyi belirleyecek olan pazar alanıydı. Ve diğerlerinin hamleleri. "Pardon... Çok pardon... Çekilebilir misiniz lütfen? Dikkat edin. Lütfen." diyerek ince sesiyle duyulabildiği kadarıyla kibarca insanları uyarmaya çalıyordu. İşiteceği küfürlere şimdiden kulaklarını kapamıştı. Kulaklar kapalı gözler son derece açık bir halde seçtiği boşluklara doğru ayaklarını iyice toplayıp süpürgeye dayamış bir şekilde yön belirlemeye çalışıyordu. Her şey bir yana önündeki ismi rahatlıkla görebiliyor, ensesinde bir ağırlık hissediyordu. Onca şey arasında bir an aklında oluşan munzur fikri bastırma güdüsüyle hareket ediyordu. Boş bir hırsa yenik düşme niyetinde değildi. Lakin, son düzlükte kendisinden beklenmeyecek bir hamle yapabilirdi. [/justify]

Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 7, total 7


Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #19 : 25 Ağustos, 2022 18:34:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yarış başlamadan önce insanlar arası koşa koşa lafı taşımaktan, oluşan keşmekeşten ve anlık girdiği streslerden ötürü çevresinde yaşananların önemli bir kısmından bihaberdi kumral saçlı oğlan, William ve Alfred'in yaşadığı tatsız mevzu da bunlara dahildi. Bu sebeple çarpışma sonrası yamulan gözlüğünü düzeltmesinin ardından önündeki dostunun süpürgesine taktırdığı basınç-denge klipsinin süpürgeden düşüşünü gördüğünde laf atmaktan geri kalmadı, "Hani güvenlik en önemli olandı, ayıp be!" diye seslendi arkasından aptal aptal gülerek.

Laf atmasının ardındansa önemli bir şeyin farkına vardı: Bir saniye, William'ın arkasından ikinci mi takip ediyordu yarışı şu anda? Hani quidditch falan oynuyordu elbette ama bu güruhtaki neredeyse herkes de kendisi gibi takım deneyimine sahipti ve bu da feci bir şekilde kaybedebileceği ihtimalini aklında çoktan yaratmıştı. Tabii öteki yolu göremiyordu ama yine de... Nasıl ikinci olabilirdi? Özgüvenle yarış teklifini kabul eden kendisi dahi şaşkındı an içerisinde duruma. Arkasına bir dönse miydi kim nerede bakmak için? Ama çok yakınındalarsa ansızın sonunculukta bulabilirdi kendisini. Aynen, önüne odaklanmalıydı.

Önüne odaklanmak demişken daha önemli bir şeyin farkına vardı: Tabelalar! Binaların dış cephelerinden yola sarkanlar olsun, göbekte havada uçuşanlar olsun tam olarak süpürge sürerken oralarını buralarını kırmaları için yapılmıştı sanki. Yalnız onları nasıl atlatacaktı ki? Feci bir şekilde yavaşlamak dışında yani... Tabelaların pozisyonları arasında göz gezdirip geçebileceği, az dönüşlü, kısa yollu, optimal bir rota çizmeye çalıştı. Nafile. Kumral saçlı oğlan ne zaman başarılı bir gözlemci olmuştu ki zaten? Kaybettiği vakit sonrası tabelalara çarpayaza aklına son anda gelen tek fikri denemeye koyuldu ve hızla sağa kırdı süpürgesini. Sağ tarafta, özellikle bina sınırında fazla engel yok gibiydi ve eğer birkaç metre boyunca dengesini kaybetmeden yan gitmeyi başarabilirse hem ayaklarıyla binaya fazla yanaşmaktan kaçınabilir, hem de minimal alan harcayarak birkaç tabeladan kaçınabilirdi. Tabii bu esnada önüne şu anki hızlı karar sürecinde göremediği ve önüne çıktığında kaçamayacağı bir engel çıkmamasını umacaktı...[/justify]

Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 3, total 3

Çevrimdışı William N. Harker

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 154 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To William N. Harker
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #20 : 25 Ağustos, 2022 22:07:55 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hayatında gerçekleştirdiği en keskin dönüşü tamamlayıp vücudunda çalkalanan kanı yerli yerine oturduğu sırada yüzüne tokat gibi sertçe inen rüzgardan aldığı zevke şaşırmadan edememişti William. Süpürgeye hep bir ulaşım aracı olarak yaklaşmış; bu tür tehlikeli manevralardan ve hızlardan kaçınmıştı. Belki de bu bir hataydı ve arada da olsa Alfred'in süpürge içeren fikirlerine dahil olmalıydı. Ne de olsa bu tatmin edici başlangıca onun gibi düşünerek ulaşmıştı; belki bu yarışın tamamında bile Alfred'cilik oyununu oynamaya devam edebilirdi. 'Bu bile tam onluk bir fikir!' diye düşündü ve sonuna kadar gitmeye karar verdi.

Düşünceleri ve uçuştan aldığı keyif sokağın ilerisinde yayılarak önlerini kaplamış tabelaları fark etmesiyle bölündü. Aralarından geçmek epey sorun olacak gibiydi, hızını azaltsa iyi ederdi.

'Hayır tabi ki, bırak William olmayı!' diye isyan etti içindeki Alfred. Haksız da sayılmazdı, biraz olsun risk almazsa o Boleyn denen çocuğu alt etmek gibi bir şansı kalmazdı. Öteki yolda diğer herkesin önünde hayal ediyordu William onu; bu nedenle yavaşlama fikrini silip attı. Tabelalara artık bir saniye daha yakındı ki yeni bir fikri değerlendirmeye aldı. Seri hareketlerle engellerin arasından dans eder gibi geçebileceğini düşündü.

'Hay Merlin'in balkabağına bulanmış sakalı! Şimdi de André oldun! Dümdüz! Hız kesmek yok!' cevabının zihninin derinlerinden çıkmasını beklemiyordu, ama pazarlık yapacak vakti yoktu. Öyleyse büyü kullanırdı, tabelaları uçurup altından geçerdi.

'Yeterinde çabuk yükseltemezsin, hız kesmen gerekir.' Pekala, öyleyse oppugno kullanırdı William da, o zaman yeterince hızlı önünü açabilirdi.

'Bu sefer de fazla hızlı olur, arkandan gelen biri kesin yaralanır.' Kendisiyle/Alfred'le tartışmaktan yorulmuştu. 'Bombarda'yla patlatırım ben de, böylece kimse yaralanmaz' diye düşündü.

'Will.... Saçmalama.... Milletin tabelası.... ' Engellere çok yaklaşmıştı ve üstüne çileden çıkmıştı. Asasını çıkardı ve önündeki tabelaya doğrultup dosdoğru üzerine uçmaya devam etti.

'İyi tamam hız kesmek yok, dümdüz, dediğin gibi' "REDUCIO!"

William yanından geçmeden sadece bir an önce küçülerek çarpışmadan kurtulduğu tabela görüş açısından çekilince ikinci bir sürprizin şokunu yaşadı: büyülediğinin hemen ardında önceden göremediği bir tabela daha vardı.

'Küçülmesi için yeterince zaman yok, süpürgeyi kırıp manevra yapmalıyım!'

'Will HAYIR! HIZ KESMEDEN, DÜMDÜZ!'

'HAY BEN... TAMAM DÜMDÜZ!' "SPONGIFY" diye bağırdı ve büyüsünün asasından çıkıp tabelaya çarpmasını endişe içinde izledi. Karar değiştirecek veya kaçınacak zaman yoktu; büyüsünün işe yaradığını umarak tabelanın üzerine uçmaya devam etti.

Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 5, total 5


[spoiler]Sinematik etki için ilk büyümü olmuş kabul ettim ama umarım sevgili GMimiz sorun etmez.[/spoiler]

Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #21 : 26 Ağustos, 2022 23:54:43 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Tipim nasıl? Bence güzel bir tipim var ya. Çok da çirkin değilim. Sol yoldan geçeyim, düzgün yolu seçelim diyordum ki André resmen en soldan, sağ tarafa kırdı süpürgesini. Ciddi mi bu? Yani süpürge kullanma kuralını geçtim, akıl var mantık var. Sola döneceksen soldan gidersin, sağa döneceksen sağdan. Ben bu da soldan dönecek sanıyordum. Ben sola dönerken o da sağa kırınca bizim süpürgeler öpüşmez mi? Öpüşünce benim süpürge utanıp arkasına dönmez mi? Yok artık ama! "YA OHA HARRIS OHAA!" diye bağırdım canavar gibi. Süpürgemi düzeltmeye uğraştığım için de en sona düştüm. Bu yarışta kaybedip bir de sırlarımı ortaya falan dökmeyeceğim. Söve söve Nate'in arkasından sürdüm süpürgemi. Yani... Nate var önümde sanmıştım ama Charlotte vardı. Ne düşündüm bilmiyorum. Kızın arkasına götürdüm süpürgemi ve ondan esen rüzgarın yüzüme çarpmasına izin verdim. Belki ona özel kokunun burnuma geleceğini ümit ederek. Olmadı tabi ki bu. Bu yol pazar alanına çıkıyordu. Eh, yapmak gereken şey yukarıdan uçmak. Aptal gibi, salak gibi insanların içine girip sağa sola çarpmayacağım. Daha önce de söylemiştim, ben risk almam. Bıraktım Charlotte'ın arkasından sürmeyi ve süpürgemin ucunu havaya kaldırdım. Baya tepelerinden, insanların, standların üstünden uçmaya başladım. Hızlı olmalıyım... En azından sonuncu olmamalıyım.

[/justify]

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 7, total 7



Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #22 : 27 Ağustos, 2022 03:20:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Tamam tamam, doğruyu söylemek gerekirse bu yaz o kadar da çalışmadım Quidditch için. En fazla 3 kere antrenman yapmışımdır. Yani zaten şu yaz yıllardır olmadığı kadar boy attım, hiçbir şey yapmasam da büyüyorum hani... Açıkçası çok da uğraşmadım spor yapma üzerine. Zaten büyük bir kısmında da Bakanlıkta Cornelia'nın peşinde dolaşmakla geçiriyordum günlerimi o yüzden antrenmanmış,  spormuş kendimi kandırmaca. E durum böyle olunca planlarım da suya düştü, hiç de iyi bir dönüş yapamamış oldum. Sırf dönememeyi de bırak takla atmaya başlamıştım! Kollarımla ve bacaklarımla süpürgemi sarmalamışken bir tabelaya çarpmamak için de var gücümle dua ediyordum. Süpürgenin öne binmiş hızını kesmek için kendimi sanki bir kayayı sırtımda taşıyormuşçasına zorluklarla geri itmeye çalıştım ve sonunda düzelebildim. Ama iş işten, herkes de yanımdan geçmiş. Arkama baktım kim kaldı görmek için, bir süpürgeye oturmuş iki kişi görünce utançla önüme döndüm hemen. Bu kadar kötü olamam! Diana'ya yetişmem lazım! Başladım arkasından uçmaya.

"Diana!" diye de bağırıyordum ama duyabileceği yakınlıkta değildik daha. Ben ona yaklaşmaya çalışırken o da önümüzdeki yoğunlaşan tabelaların kalabalıklığıyla biraz yavaşlamıştı. Bu sayede aramızı kapatır gibi olmuştum ki bir anda benim de önümde beliren tabelalardan birini görmemle süpürgemin ucunu aşağı çevirmem bir oldu. Sonuna kadar eğilerek süpürgeme yapışmış ve sokağa paralel bir hale gelmeye çalışmış olsam da ayaklarımın takıldığı saçlar ve yediğim küfürlerle hiç de planladığım gibi gitmiyordu işler. "Ağğğ, haylazlar...", "Çek pis ayağını seni..." ve en kötüsü, sonuncusu... "AĞĞĞĞ! PERUĞUM NERDE?" sesleriyle sağ ayağımdaki ağırlığın birleşmesi... Dönüp özür dilemek istesem de o hızla çoktan uzaklaşmış ve kadının saçlarını da yanımda misafir almıştım artık. Umarım beni tanıyan biri değildir diye umarak amacıma geri döndüm, gözüm Diana'yı aramaya başladı. O da hala aynı dertle cebelleşiyor gibiydi. Arada yine kalabalığı kontrol ederek ilerlemeye çalışıyordum ama bu sefer daha yavaştım. Bacağımı sallayarak da ayakkabıma dolanan siyah peruğu fırlatmaya çalışıyordum. "Hadi- git- artık- DİANA!" Diyecek bir şeyim de yok he. Sırf o da kazanmasın diye dikkatini dağıtmaya çalışıyorum. Arkamı kolla demişti ama koruyabileceğim biri de yok. Baya ayrı düşmüşüz diğerlerinden sanki. Uzaktan Andre'yi seçiyor gibiyim aslında ama arkadan koruyacak biri yok. Tabi akıllara şöyle bir soru geliyor. Bu kadar insan içinde ben kazanamıyorsam niye Diana kazanamasın? Buradan birine sırrımı vereceksem Diana'ya veririm. Başka birini hayal edemiyorum şu anda. Normalde olsa Eadwig, ama ona da bir süredir güvenmiyorum ve değişeceğini de sanmıyorum. Hani ben en başta kaybedeceğimi hesaba katmadım bile. Ama az önce attığım taklalar kafamda yerine oturmayan birkaç şeyi tak diye yerleştirdi sanki. Bir sırrım varsa o da Diana'yı baya çekici bulduğumdur ya. Arkadaşız doğrudur, sohbeti güzel, eğlenceli, cesur bir kız... Arkadaş olarak süper. Bunu bozmak gibi bir niyetim yok. Zaten adım çıkmış 9'a inmez 8'e arkadaş! Benim bir kıza yan gözle bakmadan yanaşabileceğime inanan kalmamış şu dünyada. Ona da inat ettim biraz. Diana da güveniyor zaten bana bence. O yüzden böyle düşündüğümü hayatta söyleyemem birine. Hele Diana kazanırsa zaten işler sarpa sarar o yüzden ne yapıp edip Diana'nın kazanmasını engellemem lazım.

Kendi derdime düşmüş düşüncelere dalmışken Diana'nın süpürgesini bırakıp zıplamaya çalıştığını fark edince gözlerim sonuna kadar açıldı. Ne yapmaya çalışıyor bu salak? Tabelanın üstünden atlamaya mı? Yani... Kalbimin atışının hızlandığını hissediyordum. Onu daha aşağıdan izliyordum ve düştüğünü hayal ettiğimde çok yüksek olacağını, belki yerde sürükleneceğini, yaralanacağını düşündükçe ürperdiğimi hissettim. "Sen- Kızım sen yürek mi yuttun!" diye azarlarcasına sinirle bağırmıştım da kendimi tutamayıp.

Bundan sonra eğer Diana düşecek olursa Samuel yavaşlayarak onu yakalamaya çalışacak. Eğer düşmezse, "Alarte Ascendare" büyüsünü yaparak engelleri aşmaya çalışacak ve yarışa devam edecek.

Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 1, total 1


Çevrimdışı Alexis Loman Ó Dubhghaill

  • Hufflepuff Bina Başkanı
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 41 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Alexis Loman Ó Dubhghaill
  • Güç Puanı: 22
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ecrin
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 9
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 7
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #23 : 29 Ağustos, 2022 18:07:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Alexis kardeşine uyduğu için hiç bu kadar pişman olduğunu hatırlamıyordu, belki de sadece çok gergin olduğu için hafızasını yeterince kurcalayamamıştı. Francis önünden geçtikleri dükkanların dışarıdaki malzemelerine çarpmaktan çekinmiyordu ve etrafı dağıtıp duruyordu. Alexis ise onun bu hatalı davranışı yüzünden insanlarla tek taraflı da olsa iletişim kurmak zorunda kalıyor, kardeşi adına özür dilediğini bağırıyordu. Hızlı gittikleri için görünmediğini umut etmekten başka çaresi de yoktu. Sesi konuşurken çok saçma çıktıysa ya da yanlış bir şeyler gevelediyse kesin rezil olmuştu!

“Francis! Duvara girmeyi mi planlıyoruz, yavaşlasana!”

Kardeşi tarafından pek de umursandığını düşünmüyordu Alexis. Önlerindeki iki aradan birinden dönmelilerdi ve Francis’in bu hızla dönüş yapabileceğinden bile emin değildi. Gözlerini sımsıkı kapayıp düzgün ilerlemeye başladıkları ana kadar açmamaya karar verdi. Tam dönüş yapacakları sırada istemsizce dönüş yönlerinin tam tersine eğilmesiyse yavaşlamalarına yardım etmişti.

Sonuç olarak dönüşü yapmış bulunduklarında Alexis gözlerini açma cesaretini bile toplayamadan tekrar küfür sesleri işitmeye başlamıştı. O kadar alçaktan ilerliyorlardı ki bir adamın şapkası süpürgeye takılmıştı! “Özür dileriz!” diye bağırdı Alexis ancak pek etkili bir söz değildi sanırım artık bu. Adam peşlerinden koşmaya başlamıştı havaya kaldırdığı yumruğuyla. “Francis yükselsene biraz!”

“Ne?” kardeşi yarışa o kadar odaklanmıştı ki dediklerini duymuyordu bile! Onun arkasına oturmak bir hataydı, daha fazla bahane bulmalıydı. Süpürgeden falan düşüp ölmezlerdi, değil mi? Zaten şu alçaklıkta devam ederlerse ufak bir sıyrık bile almazdı düştüğünde!

“Özür dileriz efendim! Gringotts’un önünden alsanız-“ Alexis öylece bağırırken öndeki oğlan şapkayı tuttuğu gibi geriye doğru fırlatmıştı. Derin bir nefes aldı kumral saçlı. Rezillikti resmen. Boşuna o kadar bağırmış, bir çözüm yolu düşünmemişti bile. Ne zaman saçma sapan davranmayı keseceğini bilemiyordu oğlan.

Önlerine doğru bakmaya çalıştığında gözleri kocaman açıldı Alexis’in. Hayır hayır, buradan düzgünce geçmelerinin mümkünatı yoktu. Hele Francis böyle ilerlemeye devam ederken asla! Kendini de hareket etmeye hazırladı. Kardeşi tabelaların arasından öyle süzülerek geçebileceklermiş gibi kendini boşluklara odaklamıştı. Hayatı ufak aralıklardan hızlı ve kusursuz geçip geçemeyeceklerine mi bağlı kalacaktı! Artık Francis’in açısını düzgün bulmadığı her anda doğru olduğunu düşündüğü yöne eğilip süpürgeden sağlam bir şekilde inebilme ihtimallerini arttırmaya çalışıyordu.

“Bizi öldürmeyi düşünmüyorsundur umarım! Yavaş git biraz! Ve dikkatli!” konuşurken ikizini dürterek ya da hafif de olsa itekleyerek dikkatini kendisine çekmeye çalışıyordu. Ama sanırım, biraz fazla abartmıştı.

Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 5, total 5


Çevrimdışı Nathaniel Leo Lastrange

  • Slytherin
  • 2. Seviye
  • İleti: 4
  • 65 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nathaniel Leo Lastrange
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Emre
  • Meslek: Slytherin VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 1
  • Lanet Gücü: 8
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #24 : 31 Ağustos, 2022 14:30:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yüzüne vuran rüzgârın en tatlı dokusunun hazzını hissediyordu."Yes bebeğim! İşte en öndeyiz!" diyerek altında ki süpürgeyi öpmeye çalışırken, başını aşağıya doğru yaklaştırdığı için süpürge ile insan kalabalığının içine neredeyse dalıyordu.Bir ses "Lan kör velet! Süpürgeyi götüne sokarım!" diye haykırsa da hızla giden Nathaniel arkasına dönüp sinirden kıpkırmızı olan herife el hareketi çekmek ile yetişmişti.Arkasına baktığında iki kişiyi de fark etmişti.Charlotte ve Eadwig...Galiba bu yolu sadece üçü seçmişti.Diğerlerinin ne durumda oldukları ile alakalı hiç bir bilgisi yoktu.Şuan önemide yoktu bu grupta birinciydi ve bunu devam ettirmek istiyordu.

Son olarak girdiği bu yol iyice kalabalıklaşmış ve hafifçe süpürgesini  yukarıya doğru çekip üstten gitmeyi planlamıştı.Ancak kurallarda belliydi çatıları geçemezdi.Süpürge gayet hızlı gidiyor aklı ise onun bir tık gerisinde geliyordu.Ne yapabilirdi? Nasıl plan uygulayabilir ve bu hızını korurken bir yandan da zarar görmeden,vermeden yarışı birincilik ile bitirebilirdi...Diğer yoldan gitse daha mı iyiydi diye düşünmeden edemedi.Ancak ne kadar geç olduğunu düşünmeye gerek dahi yoktu.Nathaniel uçarken arkasından getirdiği rüzgar sebebiyle insanların sivri uçlu şapkaları bir yandan uçuşuyor.Bir yandan hot cadıların etekleri balerin misali havalanıyordu...Merlinin kutsal poposu adına galiba birisinin donunu dahi görmüş olabilirdi.Buyucu ve cadı pazarında insanların ilk defa süpürge ile uçanları görmüş gibi haykırmaları cidden ayıptı oradan bir seherbaz gelip ceza kesse çok mu mutlu olacaklardı yani...Cık cık cık!!

Nathaniel pazar alanının neredeyse her bir köşesinde bir iz bırakmıştı.Bu yarış daha ne kadar sorun çıkarabilirdi bilmiyordu.Ancak sorunlar şuan onun için çok önemsizdi.Derin bir nefes alıp hot bir cadıya sarılırcasına süpürgesine sıkıca sarılan Nathaniel,başını öne doğru eğip bacaklarını kasmaya başladı.Bu son düzlük için haddinden fazla hızlı gitmesi için süpürgesine yaptığı son gayretti...Artık sonucu ne olursa olsun finale ulaşmak adına her şeyi yapmaya hazırdı.En fazla ne olabilirdi ki?

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8
« Son Düzenleme: 31 Ağustos, 2022 14:32:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Nathaniel Leo Lastrange »

Çevrimdışı Kati ve Dakik Kahin D. Çatlak

Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #25 : 31 Ağustos, 2022 21:08:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İşte ben buna yarış derim dosdlarım! İşte buna yarış derim! Öncelikle şunu söyleyeyim bu çocuklar ellerindeki mürver asaya zaman zaman elden düşme muamelesi yapsalar da hiç fena gitmediler. Şimdiye kadar...
Fikir değiştirdim dosdlarım, öncelikle bu bu altın sarısı saçlara sahip civan gibi delikanlıhiç de benim gibi uçmuyor. O tabelaların altını üstüne getirebilirdi ama o ne yaptı? Reducio mu? Cidden mi? Hiç cesaret yok genç adam. Hufflepuff çıksa şaşmam! Ya da şu hesapçı Slytherin'lerden. Ama bir Gryffindor cesareti olmadığı kesin sende. İlk tabelayı atlattın, belli ki ikinci büyün de tuttu ama tutması hiç mi hiç işine yaramadı. Spongify'ladığı tabelaya bodoslama daldı. Üfff bu acıtmış olmalı çünkü büyünün etkisiyle şimdi zıplak bir hale gelen tabelaya giren süpürgesi geriye doğru uçurdu bu genci. O kadar hızlı gidiyordu ve o kadar doğrudan girdi ki tabelaya geriye uçuşu da bir o kadar kuvvetli oldu. Hemen gerisinde yer alan gözlüklüye, hatta ve hatta onun gerisinde yer alan akıllı kızcağızıma çarpıverdi. Bu çarpmanın da etkisiyle süpürgesinde bir şeyler çatırdadı, bir çarpışmaya arka kısmı tamamen gider gibi.
Bir gülüş kaçtı ki ağzımdan görmeye görün dosdlarım! Gözlüklü de hiç Gryffindorca olmayan bir taktikle sağı tutturmuş gidiyordu. Ama ne oldu? Hemen önündeki yağız delikanlı uçunca üzerine duvara uçuverdi. Birkaç kez duvarda seke seke ilerledi. Bir çat sesi geldi ama kolundan, sanırım yarıştan sonra şifacıya görünse iyi olur. Çatlamış da olabilir gerçi ama kopmadığı ya da kırılmadığı kesin. Yine de şu açıdan düşünebilir tabii, artık istemediği kadar sağa yanaşmış durumda. Kolayca tabelalara değmeden uçabilir.
Aman aman işte bu kız benim kızım. Neler yapıyor öyle! Fırtına gibi uçup acromantula gibi sokacak sanırım. Tabelalara yaklaşınca snitch hızıyla harekete geçiyordu dosdlarım. Tam süpürgeyi çekti çıkardı bacakları arasından diyecektim ki o an gerçekleşti. Evet, bildiniz! Bizim yağız delikanlının yarattığı zincirleme süpürge kazasının son kurbanı oldu. Neyse ki tam süpürgeyi altından çekmeden yedi darbeyi mangal yüreklim. Kafasına çarpan süpürgenin otları etkisiyle kafa geri süpürge ileri oldu. Ancak son hız gidiyordu ve çarpışmanın da verdiği ivmeyle süpürgesi o istemeden çıkıverdi bacaklarının arasından. Ama şansı yerinde bir kızımız. Eeee Grffindor gibi duruyor, başka türlüsü de beklenemezdi değil mi? Süpürgesi spongify'lanan tabelaya geldi, zıplaması için mükkemmel bir taban oluşturdu. Belki hedeflediğinden bir tık fazla yukarı doğru uçmuş olabilir ama en azından tüm tabelaları tekte geçti ve gözlüklüyle başa baş öne geçtiler.

Hemen arkasından mı desem, altından mı desem, neresinden diyeceğimi kestiremediğim bir  sansar takip ediyordu bu cesur kızımızı. İyice sinmiş kalabalığın üstüne, gerçekten ağız açık bırakacak bir beceriyle iz sürüyordu. Evet doğru duydunuz, iz sürüyordu; gözü hiç yarışta yokmuş da avının peşinde bir seherbazmış gibi bizim kızı izliyordu aşağılardan. Harika uçuşu ve tutan büyüsüyle engelleri hiç sorun yaşamadan aşacak gibiydi. Aman o da ne? Şu bizim ihtiyar Vicky değil mi? Peruğu bu  veletin süpürgeye takılmış gidiyor. Vicky'yi tanımazsınız siz, taktı mı takar. Ki süpürgeye hemen yapışmış, otlarından tutuşturmuş çekiştiriyor. İhtiyar Vicky dediğime bakmayın bu arada, gençliğinde trolle güreşmişliği vardı. Süpürgenin hızı iyiden iyiye düşüyor Vicky yüzünden. Bizim iz sürücünün havaya fırlattığı tabelaların da bir kısmı bu sırada kafasına geri düşüyor. Ah, çok yazık oldu. Çok talihsiz bu yavrucak ve Vicky'yi süpürgesine binmeye çalışıyor gibi duruyor. Bir sonraki turda Vicky'yle uçacak gibi. Şimdiden Merlin taksiratını affetsin.

Yine de arkadan gelen ikili kadar kötü değil durumu. Bu çocuklara yarıştan sonra hızlandırılmış bir süpürge eğitimi vermem lazım belli ki dosdlarım. Benden, ünlü Douglas'tan böyle bir dersi aldıktan sonra yapsalardı bu yarışı şu anda ikinci turlarını bitiriyor olurlardı. Aralarında bıdır bıdır bir şeyler konuşuyorlar, hatta tartışıyorlar mı onlar? "Yavrucaklarım, yapmayın, özgürce uçuuuun," diye bağırdım ancak sesim koşmamın da verdiği etkiyle sönen bir balon gibi çıkmıştı. Verilecek en Gryffindor kararı vermiş gibilerdi. Ve bu da hepinizin bileceği üzere verilecek en kötü karar anlamına geliyordu. Evet, Gryffindor olmak iyidir ancak çok da olmamak gerekir. Yoksa bu çocuklar gibi yanından geçtiğiniz her tabela tarafından tokatlanarak uçarsınız. Sanki özellikle o tabelalara çarpmak için çalışıyorlarmış gibiler. Acaba bu da yeni bir deneme olabilir mi dosdlarım? Asla eksik kalamam ben de deneyeceğim sonra. Her tabelanın tadına baktılar neyse ki ve engelleri en azından düşmeden, kırıksız atlattılar. Sonuncu sırada, ancak kırıksız.

Bu arada diğer taraftakiler unuttum sanıyorsunuz değil mi doslarım? Hah, tabii ki unuttum! Hızlıca cisimlendim öbür sokağa. Asssla kaçıramam. Gençlik aşkımın ikizi orada. Yani ikizi olduğunu tahmin ediyorum. İkizi değilse de kızıdır, kızı değilse nesidir bilmiyorum. Yoksa, kendisi mi? Az kalp kırmamıştım tabii o yıllarda, şimdi bizden geçti dosdlarım. Ama diyabetim var diye tatlı menüsüne de mi bakmayayım, değil  mi? Gözlerim hemen buldu o kalabalık arasında bizim üçlüyü. Nasıl bulmasındı? Yarattıkları kaos yüzünden dikkat çekmemeleri mümkün değildi. Bizim bu en önde giden vatandaş  öyle bir süpürge kullanıyor ki herkes dönmüş ya lanet ederek ya da tezahürat ederek bizimkini izliyor. İçim bir miktar buruk izlemedim desem yalan olur dosdlarım, ben de böyle uçardım işte. Herkesin kafası, elleri, kalbi bana dönerdi. Çekememezliğimden kafasını hedef alıp bir elma fırlattım ama biraz paslanmışım herhalde yanına bile yaklaşamadan düşüverdi. 
Benim güzellik, öhüm, yani kızcağızım  istikrarlı bir şekilde sürüyor süpürgesini bu pazar yerinde de. Güzel hamlelerle standların arasından sıyrılıyor, insanlara bahşettiği güzel gülümsemesi sayesinde ufak tefek çarpması hemencecik affediliyor. Aman nazar değdirdim galiba. Tam pazar yerinden çıkacakken neden yükseldiği belirsiz yerden yükselen koca bir sandık, olduğu gibi kattı üzerine de kızı hızla yukarı atıverdi. Sandık gerisingeri düşerken olanca hızıyla bizim kız bir miktar yalpaladı havada dengesini sağlamak için.
Peki üçüncüye  ne mi oldu dersiniz? Slytherin kesin  bu çocuk  bakın, peşin peşine söylüyorum size. Kurnazlık yapıp çıktı pazar yerinin üstüne, sanki burası büyücü mahallesi değilmiş gibi. Doğru; insanlardan, standlardan kaçındı ama öfkeyle cıyaklayan baykuşlardan, yapılan iksirlerden yükselen pis kokulu dumanlardan, büyücü çocukları için üretilmiş havaya uçup dönen abidik gubidik kaçamadı. Ve en önemlisi neyden kaçamadı biliyor musunuz dosdlarım? Biraz önceki sandıktan. Evet, sandıktan. Ama ne balkabaklı çocukmuş gibi çarptığı her şey süpürge hakimiyetine etki etti. Trol sümüğü gibi kullanmasına sebep oldu süpürgeyi ama en ufak bir yaralanma, kaza yaşamadı şanslı velet. Sandık hızla düşerken bunun süpürgesinin ucuna da çarptı köşeden. Birkaç metre aşağı düştü onun etkisiyle ama sonra yine bizim kızın arkasından yoluna devam etti.

Yarışa katılmış herkes şimdi Gringotts önüne yaklaşıyor. Tam benim ağzıma layık bir manevra noktası. Pazar yerinden gelenlerin keskin bir dönüş yapması zaruri. Tabela aşanların ise Merlin yardımcısı olsun. Ya güvenli bir U dönüşüyle her şeyi halledecekler ya da son engelde birinciliği kaptırmamak ya da kazanmak uğruna ellerindeki her şeyi ortaya koyacaklar. Yani süpürgelerini. Heheh. Ben uçsaydım tabii bu ihtimallerin hepsi konu dışı olurdu dosdlarım. İkincinin kim olacağını konuşuyor olurduk şu anda. Gerçi herkes utancından süpürge kırardı benim olduğum yerde ama olsun. Gringotts önünde para çekmeye gelmiş kalabalığı da yabana atmamak lazım bu arada. Büyücüler para çekerken zengin hissettiklerinden midir nedir daha çekilmez oluyorlar. Oysa aynı cadı 10 dakika sonra kazan pazarlığı yapacak ilerde, biliyorum. Hele şimdi tüm grup da bir araya gelmişken bu manevralar, bu insanlar bakalım ne kadar zorlaştıracak grubun işlerini.




Şu anda herkes bir araya gelecek bu aşamayla birlikte. Son engeldesiniz. Buradan Kaliteli Quidditch Malzemeleri'ne doğru olacak güzergahınız.

Sıralama aşağıdaki gibi;
1- Andre&Diana, 2- Nathaniel, 3 - William 4 - Charlotte 5-  Samuel 6- Franscis& 7- Eadwig
Nathaniel, Charlotte ve Eadwig daha uzun yoldan gelmenin dezavantajına sahiptir.


Çevrimdışı Eadwig Alger Boleyn

  • Slytherin Bina Başkanı
  • 13. Seviye
  • İleti: 93
  • 326 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Eadwig Alger Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 24
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: 20
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #26 : 31 Ağustos, 2022 22:27:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Bizim ikili aşağıda pazarla-yerel halkla yüz göz olsun, ben olmam gereken yerde gökyüzünde olayım demiştim. Fikir mantıklıydı ama çok fazla düşünülmemiş durum vardı. Mesela baykuşlar? Karşımdan gelen baykuşları elim kolumla sağa sola ittirmeye başladım. Tabi zor bir şey. Çok hızlı süremiyorsun. Hayır onu da geçtim, iksirler miksirler derken havaya yaydığımız gazın haddi hesabı yok. Şuan Charlotte burada olsa kafayı yemişti. İyi ki aşağıda kalmış diye düşünmeden edemedim. Salak saçma oyuncaklar zıplıyor yukarılara. Rengarenk saçmalıklar. Ses çıkararak, osurarak geçen balonlar. Şaka gibi bir yer Diagon yolu. Bu kadar fazla saçmalığın bir arada olması midemi bulandırıyor. Bak mis gibi adada, evimde oturacak tarih kitabı falan okuyacaktım. Samuel'in gazına geldik dışarı çıktık, yanımdan Britanya Milli Marşı çalarak zamazingo geçiyor. Süpürge de, ben de kafayı yedik çevremizde olan bitenden.

Ne şanssız biriyim! Doğarken zengin ve safkan doğmuşum sonra tüm şanssızlıklar üstüme atılmış gibi.
1- Baykuşlar gelip gelip kafa atıyor.
2- Burası iğrenç kokuyor.
3- Büyülü ıvır zıvırlar dikkatimi dağıtıyor.
4- André gelip süpürgeme çarptı demin.
5- Süpürgeyi düzgün kullanamıyorum.
6- Rastgele bir sandık geldi süpürgeme vurdu.
7- Sevdiğim kıza doyasıya sarılamıyorum annem öldürür diye.
8- Kuzenim sevdiğim kızı gölde öpüyordu lan geçen sene!
9- ... EEEEHH! Ne lan bu?

Gelen baykuşa gelişine bir geçirdim! "ULAN SEN DE BİR SİKTİR GİT!"

Hoop, süpürge ile birlikte sanki türbülansa girmiş gibi düştüm. Zar zor toparladım.

Şöyle bir dönüş yapacağız. En önde Nathaniel arkasında Charlotte var. Biz biraz uzun bir yolu seçtik. Büyük ihtimalle diğerleri daha öndedir. Hmmm... Sinirlerime hakim olursam ve mantıklı düşünürsem burada kazanma şansım aşırı düşük. Üstelik, sonuncu falan olursam gelip bana garip garip sorular sorabilirler. Geçen sene Fransizka yüzünden herkes donumu görmüştü. Ondan sonra daha rezil duruma düşersem artık ağırlığım kalmaz. Hiç gelip orada geçmişte Samuel'le penis boyumuzu kıyasladığımız anılarımızı falan anlatıp milletin ağzına sakız olamam.

Nathaniel kankam. Yolun açık olsun. Bu dostun kaçar.

Çevirdim süpürgemi, tam tersi yola saptım. Bitirmeyeceğim yarışı. Eve giderim artık. Gryffindor'lu bebenin süpürgesini de çalmış olduk böylece.
[/justify]

Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8


Çevrimdışı Samuel Raymond Boleyn

  • Gryffindor Bina Başkanı
  • 12. Seviye
  • İleti: 77
  • 399 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Samuel Raymond Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 20
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Telepati, 3. Seviye
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #27 : 01 Eylül, 2022 17:21:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Oh. Harika. Diana'ya bir şey olmamıştı. Güvende olduğunu görünce sonunda bu yarışa dahil olma zamanı diyerek bastırdım öne doğru. Hızlandım biraz, millet o sırada çarpışa çarpışa gerilere düşüyor, ben de büyümü tabelalara yollayarak yolumu açıyor ve en öne geçmeye hazırlanıyorum derken... Süpürgemi bir şey arkadan çekmeye başladı! Hooop diye yattığım yerden arkaya savruldum tabi. Süpürgem gidiyor hala gitmesine ama ben ne yönümü kontrol edebiliyorum ne de hızlanabiliyorum. Bir kadın sesi geliyor bir de. "Seni- pis hırsız! HIRSIZ VAR!" Omzumun üstünden bir çevirdim kafamı arkaya, kirpi gibi bir teyze tutmuş süpürgemin ucundan, deli gibi bağırıyor.
"Ben mi hırsızım?" dedim garipseyerek. Bütün hakaretleri işittim de, hırsızlıkla suçlanmayalı uzun zaman olmuştu.
"Melek yüzlü şeytan! Kafama tekme attı!"
NE?"YUH! Yapmadım öyle bir şey. Abla bak yarışıyoruz- bırak-sana be!" Arkadan çekiştirdikçe sözüm kesiliyor sallandığım için.
"Bilirim ben senin gibileri! YÜZÜN GÜZEL DİYE KANARIM MI SANDIN? Aklınca benimle dalga geçiyor eyyyyy ahaaliii! KOŞUN!" Yüzüm güzel cidden yaa. Ama çalmadım bir şey! Az önce tekme atmadıysam da şimdi atmak zorunda kalacağım birine çünkü baya milletin önünde uçmaya devam ediyorum, millete yoldan çekilmelerini söylemeye çalışırken de kadına laf yetiştiriyorum. "YARIŞIYORUZ YARIŞ!"
"AĞĞĞ YARDIM EDİN!" diye devam ediyor kadın.
"Ya teyze, farkındaysan KURBAN OLAN BENİM ŞU AN?"
"Hırsızsın!"
"HAYIR BAK BEN SAMUEL BOLEYN'İM! Niye çalayım fakir miyim? BOLEYNLERİ TANIYOR-" Kafama yediğim bir tabelayla denge falan kalmadı tabi. BİR BU EKSİKTİ. Yemişim yarışını daaa, Boleyn'ini deee, Diagon'unu daaaaa diye başlayacağım şimdi. Gözlerimi kapadım bir tabela daha burnuma lönk diye oturduğunda, kaderim neyse çekeceğim diyorum. Kadın da beni çekiyor arkaya derken bir baktım karı arkama atlamış. Öne itiştiriyor beni de "Kay be şöyle." diyerek. Açtım gözümü şaşkınlıkla. "ABLACIM! AMACIN NE SENİN?" diye bağırıyorum kadına ama yıldızlar dönüyor etrafta, bakamıyorum da tam yüzüne.

"Peruğumu vereceksin!" İşte o an, bir aydınlanma yaşadım. Belki güneş çok sıcak kafama geçti, belki yediğim darbelerden kafa kalmadı, belki de bu cadı bana bir büyü yaptı ama yemin ederim gözlerimin önünde bir ışık belirdi ve tam ayağımın ucuna, simsiyah peruğa yönlendirdi bakışlarımı. "HAAAA YA SEN ONU DİYORSUUUUNN!" dedim ferahlayarak. Saçının bir tutam kalmış olmasını da açıklıyordu bu. Ya iki gün sonra kadının kafasında tel kalmayacak, böyle pespembe keli gözüküyor. Acıdım biliyor musunuz? Hala millete yardım edin demeye devam eden kadını sakinleştirmeye çalışarak süpürgemi düzelttim ve biraz daha ilerledim şu yaygaradan çıkabilmek adına.

Gringotts'un önüne gelince durdum ve "İn teyze." dedim kadına. Yok, inat etti. İnmem de inmem. "Teyzecim, bak önce sen in, sonra BEN DE inicem. İkimiz aynı anda inemeyiz. Düşersin!" Etrafta da ilgiyi baya çekiyoruz gibi, yaşlı başlı kadına bağırmaya utanmıyor musun diye topluca dalacaklar şimdi. Sakin kalmaya çalışıyorum. Zorla da olsa indirdim kadını, ben de indim tek ayağımın üstüne. Peruğa basmadan ayağımı kaldırıp elimle yakaladım ve bir tık da iğrenerek kadına uzattım. Hemen alsın elimden istiyordum çünkü o pembe terli kafasına değen bu kıl yumağını daha fazla üzerimde tutamayacaktım. "Teyzecimm, bana desen başında ben verirdim zaten. Yanlışlıkla oldu. Seni ben niye üzmek isteyeyim? Asıl sen beni üzdün suçlamalarınla. Hırsız gibi mi duruyorum gerçekten? Adın neydi bu ara- Vicky! Bak benim annem de buralarda bir yerlerde zaten Vicky, bir yere gittiğim yok ki. Boleynlerdenim ben. Yok sarışın olmayabiliyor Boleynler de- Nasıl- Zarar mı görmüş?" Koymuş kafasına peruğunu ama baktım bir tutamı kopmuş apaçık kalmış kellesi. "Bir şey yok, bir şey yok. Zaten senin ihtiyacın da yok Vicky, peruksuz da... Iğğ... Neyse o zaman, bir zararın varsa masrafını yolla bizim eve tamam mı?" Bir kağıt çıkardım, kadının eline tutuşturdum Eadwig'lerin evinin adresini yazarak. Ne var ya, var paraları. Ödesinler oğlum. Yeni peruk mu istiyor ne diyor bilmiyorum artık. Boleyn'lerin adını kötüye çıkarmak istemiyorlarsa uğraşsınlar işte. Hem şimdi annem diyecek ki Diana seni karıştırdı o işlere, kızı suçlayacak bir anda. Bizim eve haber gitmesin de çakmasın bir şeyi.

Sizce hala yarışı kazanma şansım var mı? O kadar da kendime güvenmiyorum, tamam mı? Hem de şu yolu bir daha geçmekle uğraşmaya çokkk üşeniyorum ya. Diana'yla geri buluşmam gerek ama. Yukarıdan uça uça gideceğim artık, can derdine düşmüşüm burada. Bir de hırsız sanıyor olabilir hala birkaç esnaf. Yoruldum ha. Başladım gerisin geri uçmaya sıkıntıyla. Bitsin artık başka bir şey istemiyorum. Yolda da başka bir sır düşüneceğim.

Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 2, total 2






Çevrimdışı Diana Destinee

  • Gryffindor
  • 7. Seviye
  • İleti: 31
  • 422 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Diana Destinee
  • Güç Puanı: 61
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: A.
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Gryffindor
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: 13
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #28 : 01 Eylül, 2022 23:50:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]
Gözlerimi kısmış, önüme gelen tabelalardan, yön göstergelerinden orta hizada gidip korunurken hızlı bir fareyi anımsatıyor olabilirdim. Ancak ben kendimi bu engellerden korusam ne olacaktı? Her şeyin mükemmel ilerlediğini, önümdeki William ve André'ye eriştiğimi düşündüğüm esnada, bir göz açıp kapamalık zaman farkıyla kendimi William'ın süpürgesinin ucuna çarparken bulmuştum. Üstelik bunu yaşayan tek kişi ben de değildim. Sırasıyla ardı ardına ilerleyen 3 kişi olarak birbirimizin tepesine binerek resmen zincirleme kazaya kurban gitmiştik. Kendimi zorlukla toparlarken süpürgenin üzerindeki tüm gerginliğimi kaybetmiştim. Sanki süpürgemin hızını dışarıdan birisi benim frenleyişime tezatlıkla daha da artırıyordu ve ben yukarıda yaşanan bir fırtınaya inat bu odun parçasının tepesinde durmaya çalışıyordum. Panikle eski hızıma gerileyip William'ı geçmeye çalışırken büyücüye dönüp "Ya hayvan gibi şey yapıyorsunuz ya!" diye serzenişte bulundum bağırarak. Hakikaten çok dişli iç güdülerle asılıyordu herkes süpürgelerine, ben dahil. Yarışa en başında eğlencesine katılırken şimdi önlere geçmenin verdiği hırs ve bencillik ile birinci olabilmeye yarıştığımı düşünmeye başlamıştım. Havaya tam da sıçramayı düşündüğüm sırada süpürge bacaklarımın arasından fırladı ve bir çığlık attım. Biraz hazırlıksız yakalanmıştım. Parmaklarımın arasından kayıp gideceğini düşündüğüm süpürgeyi avucum içerisine resmen mühürleyerek bir çığlık daha savurdum zira bu denli yükseğe fırlamayı beklemiyordum. Ayağımın altında uçup giden tabela, trambolin misali parmaklarımı biraz daha yükseğe uçururken Samuel'in korkunç seslenişine karşılık "SAMUELLLLLLLLLL!!" diye bağırdım. Ne vardı bu kadar öfkeyle kızacak, anlamıyordum. İki eğleniyorduk şurada. Gerçi, annesinin beni aşağıdan izleme fikrini düşündüğümde başımdan aşağıya kaynar sular dökülmüştü. Sabahki pervasız başlangıcım bir kenarda dursun, kadının şu an beni bir soytarı olarak gördüğü fikrine kendimi bir anlığına inandırdım hatta. Fakat 17 yaşında, çıtır bir Gryffindor kızıydım. Yani, bir daha bu yaşlara gelip bir tabela üzerinden atlamayacaktım. Öyle değil mi?

Engelleri aştığımda süpürgemi tekrar bacak arama alarak devam ettim. Geridekiler geride kalmıştı, André'ye nihayet yetişebilmiştim. "BİR HANIMEFENDİNİN... ÖNÜNDEN... GİTMEK... HİÇ NAZİK BİR DAVRANIŞ DEĞİL ANDRÉ!" diye seslendim dinlenerek. Bağırmıştım. Aşağıdaki kıyametten ötürü sesimi ancak duyurabilirdim. Sırıtmaya başladığımda onun da bu ifadeyi yüzüne yerleştirmesini istiyordum. Son zamanlarda kolay şeyler yaşadığı söylenemezdi ve ister istemez kafasının dağılabileceği her ortama onu da sokmak istiyordum.

Gringotts'a varmama son bir dükkan kaldığında diğer yola sapan üçlünün silüetini gördüm önce. Bize doğru yaklaşan Nathaniel, Charlotte ve Eadwig nizami bir şekilde uçuyorlardı. Bizim sakar ve sakat topluluğunu görünce muhtemelen bir savaştan çıktığımızı düşünebilirlerdi sanki. Kocaman sırıtıp tek elimi havaya kaldırarak üçüne birden "SELAAAAAAAAMMM!!!!" diye bağırdım kurbağa çikolatalardan çıkan hareketli bir kart gibi.  Yarışın bitiş noktasına vardığımda kocaman bir açıyla U dönüşü yaparak tekrardan, yarışın başladığı yere gitmek için harekete koyulduğumda yarışta bir şeylerin eksikliği çekti dikkatimi. Kişi sayımız artıyordu. Bazılarımız tek bacakla (!) bile devam ediyor olabilirdi belki. Ben dönüşümü tamamlarken Samuel'in arkasında yaşlıca bir kadın olduğunu gördüm. Hararet ile konuşuyor gibi göründüğünde bir anlığına kaşlarımı çattım anlamaya çalışarak fakat aldırış etmeden omuz silktim. André'ye çarpmamak için aldığım geniş açı, virajımı sonlandırırken Nathaniel ile göz göze geldim. Kaba görünmek istemiyordum bu kaşları çatık halimle. Minik bir ifadeyi yüzüme kondurarak "Yolculuk nasıl gidiyor?" diye sataştım kısaca. Eadwig'in arkadaşı olmasına rağmen yıldızım ona karşı daha yumuşak, daha ılımlıydı. En azından Eadwig ile sürtüştüğüm kadar sürtüşmemiştim şimdiye dek Nathaniel ile. Önüme döndüm. En başa geri dönmek için tekrardan sindim süpürgemin üzerine. Nihayet yarışa biraz daha keyif getirecek şeyi bulabilmiştim zihnimde: Su. "Aguamenti" diyerek çıkartacaktım asamı ve André'den başlayarak sihirli ağaç kütüğünü arkamdan gelenlere de doğrultacaktım. Biraz ıslanmanın kimseye zararı dokunmazdı hem, kovalarca su dökmüyorduk baştan aşağı. Onlar neye uğradıklarının şoku, farkındalığı, ıslaklığı ve keyfiyle baş ederken ben de rahatça yolumdan gitmenin tadına varacaktım. Tabii işler planladığım gibi giderse.
[/justify]

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 9, total 9




Çevrimdışı Charlotte Vera Rillian

  • Hufflepuff
  • 8. Seviye
  • İleti: 39
  • 295 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Charlotte Vera Rillian
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ynt: Need for Speed: Diagon Yolu
« Yanıtla #29 : 05 Eylül, 2022 00:22:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Charlotte insanları güler yüzle karşılık verip sorun çıkarmamasından son derece memnundu. Sorumsuz bir şekilde giriştikleri işin kimseye zarar vermemesini isterdi. Para kazanıyordu burada insanlar sonuçta. Neyse ki sorunsuz bir şekilde aralarından sıyrılmayı her seferinde başarmış; bazılarını kibarlık yapa yapa etkilemişti. Her yaştan insanlarla anlaşabilirdi Charlotte. Sevimli yüz ifadesi bu konuda kendisine çok yardımcıydı. Son engelden de rahatça kıvrıldığında iri yarı bir adamdan çıktığını düşündüğü borazan bir sesle dikkati dağılarak arkasına dönmeye yeltendi. "Hey gidi gençlik be! Az hızlan! Bu kadar narin yarışma! Bastır! Bastır!". Destek veren söylemi çok hoş iken ses tonu o kadar baskılıydı ki bir an için sesin sahibini görmek için merakına yenik düşmüştü porsuk. Gözlerini kısıp çevrede aransa da anlık bir görüş sağlayamadığından pes etmişti. Tam o sırada nnüne döndüğünde nereden çıktığını anlayamadığı bir sandıkla ciyakladı."Aaaiy!" Düşünemeyecek kadar tutulmuştu aslında. Savsaklamasına rağmen refleksleri imdaına yetişerek Charlotte'u süpürgeyi yukarı kırmaya zorlamıştı. Keskin bir yükseliş ile daha da zorlanınca kısa bir süreliğine iyice bocalamıştı. "Hay Merlin'in pötlek gözleri! Niye gaza geldim ki bu kadar ben!" Burnundan nefes alıp verdi. Aksiyon geriyordu bu kızı.

Yarışın geri kalanına daha sakin devam etmeye karar vermişti ki uçmaya devam ederken gidişatı kontrol etmek istedi. Hala mantığa ulaşabilir olmak rahatlatıcıydı onun için. Gringotts'a az kalmıştı. Bir U dönüşü yapılmalıydı. Yavaşça halledebilirdi. Ancak, bunu gerçekten istiyor muydu? Neredeydi diğerleri? Bir sağa, bir sola, bir önüne ve bir de arkasına baktı yavaşladığı süreçte. Parlak bir sarılık eksikti sanki. Öne geçmiş olsa fark ederdi değil mi? O kadar da dikkatsiz değildi. Hemen süpürgesini geriye çevirdi. Yarışı bırakıyor muydu o an için emin değildi ama kapanmamış bir meselesi vardı Charlotte'un. Yüzünün sinirden kızardığını hissedebiliyordu. Ya hırs yapıp pazar alanında bir yere takılıp düşmüştü ya da her zaman yaptığı gibi kaçıyordu. İçten içe iyice dolan Charlotte, düşüncelerinin yükü altında ezildi, birçok kez. Nefesinin batmasından sıkılmıştı artık. Sevgiyi acı veren kedi fare oyunu olarak görmek istemiyordu. Konuşmak istemişti yalnızca. Artık komik geliyordu bu durum ona. Birbirlerine iki cümle söylemekten acizler miydi? Ana Salon'da Samuel'e bir şeyleri kanıtlamaya çalışırken kendisini ne duruma düşürdüğünün farkında olmayan bir bencile miydi bunca duygu? Sindirebileceğini zannetmişti ama yanılmıştı. Tatil boyunca bir sürü şey söylemeyi düşünmüş, usulca konuşup halletmeyi istemiş, yer yer sinirden düşünemez hale gelmişti. Son olanlar hazmedilecek gibi değildi. Savaşın ortasındaydı sanki. Buna son vermek istiyordu hazır denk gelmişlerken. Okulun açılmasına bu kadar az zaman kalmışken her şeyi rayına oturtabileceğini düşünmüştü. Yanlış düşüncelere kapıldığını ise şimdi anlıyordu. O hışımla hızlandı. Biraz daha geriye doğru mesafe kat edince Eadwig görüş alanına girmişti. Tam da tahmin ettiği gibiydi! Kendi kendine söylenmeye başladı Charlotte: "Nereye gidiyorsa! Saçmalık! Bekle dedik, BEKLE! Balkabağı kesecektik daha! Karşısında sanki sinek vızıldıyor! Görürsün sen şimdi. Öyle veya böyle... Konuşacağız. KORKAK!"

Yüzüne gelen saçlarını başını sallayarak geriye attı. Daha da sinirleniyordu giderek. Asasını çıkardı hızını artırmaya çalışırken. Yetişecekti ona. Bu gün bir şekilde illa ki konuşulacaktı bazı şeyler. Hiç değilse artık kaçamayacağını gösterecekti ona. Asasını güzelce Eadwig'e hizalayıp hiddetle "Impedimenta" dediğinde büyüyü olur da başaramazsa bir başka efsun savurmayı deneyecekti. Bu negatif senaryonun gerçekleşmesi dahilinde kendine de kızgın olacağı barizken o sinirle nasıl bir büyünün zihninden çıkacağını kestiremiyordu. Şimdi savurduğu büyü işe yarasa iyi olurdu. En azından hala tatlı tatlı halledebilirdi konuşma işini, belki.[/justify]

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 7, total 7