17 Nisan, 2026 08:30:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Gece Baskını Sonrası İlk Açıklamalar  (Okunma sayısı 67 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Gece Baskını Sonrası İlk Açıklamalar
« : 08 Mart, 2023 15:36:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bakanlık tarafında gerçekleşen radikal değişimler hız kesmeden devam ediyor!
Yeni OHAL!


Geçtiğimiz haftalarda beklenmedik bir karar ile Baş Seherbazlık görevinden alınan Alexander Apollo Boleyn ile bombarda atılmışa dönmüştük! Bazı kesimlerce bu karar oldukça eleştirilmiş, yersiz ve şüpheci bulunmuştu. Dün yaşanan gelişmeler ile bütün taşlar yerine oturdu desek yeridir!

Britanya Sihir Bakanı Seth Carter dün öğle saatlerinde Bakanlık Meclis Binası açık alanında yaptığı konuşmasında, Baş Seherbaz Nicholas Ezra Urswick önderliğinde Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi özel ekibi tarafından gerçekleşen gece baskınları ile Bakanlık içinde farklı yapılanma girişimlerinde bulunduğu saptanan kişilerin tutuklandığını ve açığa alındığını bildirdi. Bu kişilerin büyük bir çoğunluğunun Büyüceşura üyeleri olması dikkat çekerken devlet yapılarında yüksek konumlara sahip Boleyn hanedan üyelerinin (Özellikle son zamanlarda getirilen broş zorunluluğu ile adlarından oldukça söz ettirmişlerdi.) akıbeti hakkındaki son durum halk arasında merak konusu oldu. Bu gelişmelerle birlikte gece baskınlarının yanı sıra, sorumlu kişilerle herhangi ticari, kar amaçlı veya şüpheli bulunacak ilişkilere sahip kişi ve gruplar sorgu için Bakanlık’a kadar eşlik edilerek sorgu odalarında uzun süre misafir edildikleri bilgisi içerden gelen bilgilere göre tahmin edilmekte. Bu kapsamda önümüzdeki günlerde de gelişmeler gelmeye devam edecek gibi gözüküyor.

Peki o gece gerçekte neler yaşandı? Bu baskın ne zamandır planlanıyordu? Apollo Boleyn’in görevinden alınmasının bu konuyla ilgisi var mıydı ve şu anda kendisi nerede? Herkesin dilden dile dolaştırdığı bu soruların hepsinin yanıtını yeni Baş Seherbaz Nicholas Ezra Urswick ile ekibimizden gazeteci Birdie Harlow'un gerçekleştirdiği röportajda sizler için derledik. Kendisine bize ayırdığı değerli vakitleri için teşekkür ediyoruz. İyi okumalar.





“Merhabalar Bay Urswick. Öncelikle yeni işinizde hayırlı olsun deme fırsatı yakalayamamıştık, tanışmamıza vesile oldu bu olaylar da. Tebrik ederiz tekrardan. Baş Seherbaz olarak bu iki hafta nasıl geçti sizin için, anlatabilir misiniz? Hazırlıksız yakalandıysanız zor olmuştur mutlaka. Hem de koskoca Büyüceşura’yı ortadan kaldıracak bir projeyi yönetmek için iki hafta sizce yeterli bir hazırlık süresi miydi?”
Sürenin ve planların abartılacak kadar işlevi yoktur Bayan Birdie. Bu durumu düşündüğünüz kadar gözünüzde büyütmenize gerek yok. Ben Üstün Hizmet Ödülü’ne hak kazandığım gün de planlı ve zamanlı bir program dahilinde değildik. Bilirsiniz, o da gizli bir operasyon idi. O gün sadece nereye, ne zaman gitmem gerektiğini biliyordum. Sahaya çıktığınızda, bir düşmanla karşı karşıya kaldığınızda aylarca çalışmış da olsanız o hançerin boğazınıza saplanması toplam 5 saniyeyi geçmiyor. Gördün, algıladın, yere kapaklandın. Bu kadar. O yüzden Seherbaz olmak isteyen genç yavrucaklara da Nicholas ağabeylerinden bir tavsiyedir, korkuyorlarsa şu anda vazgeçsinler. Zaten gençler bugünlerde çok çelimsizler. Yemiyor, içmiyor, kendilerine bakmıyorlar. Farkındayım her şeyin! Buraya staja gelen genç Hogwarts öğrencileri de oluyor, onlara görevler de veriyoruz biz ama bir kahve yapmayı bile beceremiyorlar biliyor musunuz? Ben kahveyle suyu karıştıramayan, içine ne oranda şeker atacağını dahi hesaplayamayan birine hangi davayı, hangi planı programı öğreteyim siz söyleyin. Sonra sakın çıkıp da benimle ilgilenmediler diye itiraza kalkışmasın hiçbir çocuk!

Ben iki haftadır çalışmıyorum burada. Seth’le bizim arkadaşlığımız zaten çok eskiye dayanır. Bana güvenmiş, özverimi görmüş olmalı ki şu an bulunduğum yerdeyim. İsteyen itiraz da edebilirdi bu karara, olmadı. Her şeyden önce güven gerekiyor bu işlerde. Bakın eski düzene, kimsenin birbirine güvenecek hali kalmamıştı. Herkes kendi iyiliğini, zenginliğini düşünür hale gelmişti! Kimse konuşmuyor bunları! Yahu siz sömürülmek mi istiyorsunuz? Dedikodu mu arıyorsunuz? Anlıyorum gerçi, ben de çok severim dedikoduyu. Alın size dedikodu! O çok sevdiğiniz, köşe bucak arayıp bulmak istediğiniz Apollo Bey, Baş Seherbaz iken kendisine iletilen mektuplar için ev adresini işletmiş sisteme. Bakanlık ya burası, koskoca Büyücedünya Ba-kan-lı-ğı! Babanın köşkünü mü yönetiyorsun, ülkenin güvenliğini mi sağlıyorsun! Açmamış hiçbir mektubu! Hepsini bulduk, hepsini! Örnek: Hogsmeade’de iki katlı kendine has minik bir köy evi bulunan teyzem Olive. Ah ah, hepimizin teyzesi. Bir seherbaz gönderilsin istemiş evine, çıkamıyorum ben demiş. Hastaymış. Korkuyormuş geceleri, evimin yanındaki ormandan sesler geliyor diyormuş. Kızıl saçlar var diyormuş. Peki dinleyen, sesini duyan oldu mu teyzemi? Yook, beyefendi evinde çayını yudumlarken teyzem korkusundan yatağından çıkamadı aylarca.

 Bu anlattığım görünenin 10’da 1’i bile değil, o adanın her köşesini didik didik aramaya da devam ediyor ekipler. Hala yok haksız yere mi gönderildi, yok bu bir darbe girişimi mi… Hayır efendim biz sizi umursamayan, kara para aklayan, canınıza kast eden, ayrıştıran insanlardan kurtarmak için kendimizi riske attık o gece! Ve halkımız için de gerekirse yine atarız. Görevimiz bu. Desinler ki iki saat sonra şurada operasyon düzenlememiz lazım, evde oturan 5 çocuğumu düşünmez giderim. Benim işim bu çünkü.

İki haftadır da benden öncesinden kaynaklı oluşan eksiklikleri ve gereksiz müsamahaların getirdiği özgüven fazlalıklarını törpüleyip yok etmekle uğraşıyorum. Emin olun ki bu alışkanlıkları yıkmak, bir cadı avcısı ile düelloya girmekten çok daha zordur.


“Bay Boleyn’le aranız nasıldı? Arkadaş mıydınız? Yüzünüze tükürdüğü doğru mu?”
Bay Boleyn dediğiniz… Ha Apollo’dan bahsediyoruz. Biliyorsunuz onlarda bir sürü kuşak var şimdi hepsini de karıştırıyorum. Gerçi oğlu ile tanışıklığımız var. Arkadaşları olsam bu operasyonu yürüten kişi emin olun başkası olurdu. Durum düşünülenden daha vahim bir vaziyette Bayan Birdie. Sizin haberiniz mi yok acaba diye düşünmeden edemedim bu soruya karşın.

“Ben söylenilenleri aktarıyorum sadece Bay Urswick, tükürmedi mi?”
Tükürmüşse de ben bilemem nerede ne yaptığını, bana sıçrayan bir şey olmadı... Ki olamaz da. Bu kadar seviyesizliğe düşmek bu konumlardaki Seherbazlara yakışan durumlar değildir efendim. Teessüf ederim. Ancak siz de o gece adada bulduklarımızı görmüş olsaydınız, siz de ayaklarınızı vura vura kaçardınız orasını garanti ederim. Hayvan olsa durmaz be orada. Ne canilikler, ne korkunçluklar yaşanmış kim bilir... Emin olun ki böyle bir delikten daha derinini bulamaz kendisi bundan sonra, nereye kaçarsa kaçsın.

“Neler buldunuz? Özellikle bazı heykel parçalarının adadan sürekli olarak taşındığı iletiliyor. Bu ne demek?”
Hiç sormayın… Rüyalarınız kaçar. O alanda çocuklar dolaştı yıllarca, kimler kimler yitti gözler önünde. Çok yazık. Korkuyorum biliyor musunuz? Bunları görünce hem şaşırıyorum hem üzülüyorum. İlgimi de çekiyor bu çeşit düşünce stilleri. Ama biz başka şeylerden konuşsak daha iyi olur. Yeri geldiğinde öğrenirsiniz. Ancak herkesin oturup konuşacak, dertlerini anlatacak birilerine ihtiyacı şart ya. Bu yaşananları bilip de aynı ruh hali ile hayatına devam edemeyecek kimse. Bir şeyler yapılsın, gerekirse gönüllü getirtelim. Amerika’da tanıştığım bazı genç bayanlar, ruhunuzun en derinine inmenizi sağlayabiliyordu gerçekten. Derin sohbet ediliyor yani, aman yanlış anlaşılmasın. Hani gerekiyorsa, diğer ülkelerden de bu konuda destek alınabilir manasında dile getiriyorum.

“Aman efendim. Eşiniz de kapıda. Amerika’ya gitme sebebiniz neydi peki?”
Bir arkadaşımın özel davetine katılmam icab etti. 

“Peki az önce diğer Boleynlerden bahsettiniz. Boleyn mirasçıları olan gençlerle aranızda münakaşa olduğu ve birçok sorguda zorluk çıkarttığınız söyleniyor. Ne kadar doğru bu söylentiler?”
Ne gerekiyorsa o yapıldı. Ben gençleri severim yoksa! Hatta çok iyi anlaşırım, arkadaşlarım dahi var. E çocuklarıma yakın sayılır onlar da, anlıyorum dillerinden. Ah, o sarışın oğlana ben çok üzülüyorum zaten. Kadersiz bir genç. Başına hep olmayacak işler geliyor. Fakat benim bir alakam yok kendisi ile. İstiyorsa gelsin dertleşebiliriz her zaman. Başka mirasçısı mı varmış onların, haberim yok.


“Şu ana kadar eski Büyüceşura Yüksek Yargıcı Victorine Odette Boleyn ile Seth Carter arasında bir sorun yoktu, sizce bu kişisel bir mesele miydi? Aralarında bir anlaşmazlık mı oluştu? Bayan Boleyn de eşi kadar güçlü bir konum ve karaktere, belki de daha fazlasına sahipti. O gece başına neler geldiği konusunda bir açıklama yapacak mısınız?”
Bu sorunun açıkçası ne yeri ne de zamanı. Ayrıca bunun açıklamasını yapma sorumluluğu da bulunmuyor kimsede. Otopsi yapılacak elbette. Devam ediyoruz biz de dosyaya. Dosya kapanmadan da herhangi bir açıklama bu konuda resmi olarak yapmak mümkün değil. Ailesine sabır diliyorum.

Ben her zaman Seth’in kararlarına ve görevlendirmelerine güvenmişimdir, anlattıklarımı da duydunuz. İster kişisel olarak yorumlayın, ister hak verin. Ben bir siyasetçi değilim arkadaşlar, seherbazım. Benden hiçbir zaman bu tarz açıklamalar duyamazsınız. Biz gerekli olanı, bir daha gerekmesin diye yaptık.

“Peki bundan sonra Büyüceşura işleyişi nasıl olacak? Nasıl seçilecek o meclis tekrardan?”
Bir kahveniz var ise cevaplarım bu sorunuzu.
“Yokmuş maalesef.”
Tüh, geçmiş olsun. Başka sorunuz var mı?
“Hahaha, güldürdünüz Bay Urswick.”
Niçin?
“Daha çok sorumuz…”
Eşim bekliyor arkadaşlar. Günlerdir görmediğim çocuklarımı göreceğim müsaadenizle. Bir bitmedi ki şu işler de. Meclise aktarılan bütçenin neredeyse tamamını yatırım, teşvik, yardım adları altında kardeşlerine kurdurdukları paravan şirkete aktardıklarını öğrendik bugün. İnanabiliyor musunuz? Kötü bunlar kötü. Carmilla’nın aklına gelmez yahu böylesi! Biz orada ülkenin geleceği, refahı için karar veriyorlar sanıyorken bunların yaptıklarına bakın! Neyse… Ses tellerim ağrımaya başladı. Yaralandığımdan beri tam düzelemedim arkadaşlar. Bu kadar konuşmak benim için fazla bile. Doktorum yasakladı da ben dayanamıyorum size işte! Yoksa çok zor çıkıyor sesim. Sevgili eşim olmasa belki de iyileşemeyecektim bile, ona çok şey borçluyum.

“Eşiniz Cynthia’nın sizi eve almadığı doğru mu? Gece siz gelmeyince endişelenip Bakanlık’ı bastığı söyleniyor. Amerika ziyaretinizle bir alakası olduğu duyulmuş.”
Herkesin eşi ne kadar endişelenirse o da o kadar merak ediyor, çok değerli eşim o gün de beni görmeye gelmişti. Denk geldi, arkadaşlar yanlış aktarmış. Ben de duyuyorum, gülüyorum. Söyledim ya, Amerika gezisi arkadaşça bir ziyaretti.

“Fakat evdeki eşyalarınızı toplayıp valizle gelmiş, sizi evden kovduğu için ayağa kaldırmış ortalığı diyorlar. Birçok kaynaktan gelen-”
AYh! Ben en temel kaynak değil miyim? Diyorum işte, yok öyle bir şey. Bizim 5 tane çocuğumuz var arkadaşlar. 5! Öyle kolay mı ayrılmak? Nerede görülmüş? Kim uyduruyor bunları? Biz çok mutlu, huzurlu ve birbirine güvenen bir aileyiz. Saygıdeğer eşim o gece benim ve asa arkadaşlarım için çok endişeliydi. Söyledikleri yanlış yorumlanabilir, okuldaki öğrencileri de bilir onu. Çok enerjiktir Cynthia, yüksek bir karaktere sahip olduğundan ötürü insanlar farklı algılayabiliyor söylemlerini.

Aileme vakit ayırmam gerekiyor bundan sonra, daha fazla soru kabul edemeyeceğim. Teşekkür ederim sorularınız için. Sevgili Büyücedünya sakinleri kendilerini kötü hissetmesinler, bu belirsizlik iyi günlerin işaretidir. Bundan sonra herkesin kendini özgür hissedebiliği huzurlu bir ülke olma yolunda ilerliyor olmak hedefimiz. Bize güvenebilirsiniz. Ayrıca, biraz da eğlensinler. Üç günlük dünya bakın görüyorsunuz, değmez gerçekten değmez. İsterlerse beraber de eğlence düzenleriz bir gün. Ben karşı değilim böyle şeylere. Hepimiz insan değil miyiz canım? Eşimin de katılımı ile birlikte tabi... Neyse.
Herkese sihirli günler diliyorum.
« Son Düzenleme: 08 Mart, 2023 16:41:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Maskeli Kişi »