İngiltere Büyücedünyası > Diagon Yolu
Need for Speed: Diagon Yolu
William N. Harker:
Hayatında gerçekleştirdiği en keskin dönüşü tamamlayıp vücudunda çalkalanan kanı yerli yerine oturduğu sırada yüzüne tokat gibi sertçe inen rüzgardan aldığı zevke şaşırmadan edememişti William. Süpürgeye hep bir ulaşım aracı olarak yaklaşmış; bu tür tehlikeli manevralardan ve hızlardan kaçınmıştı. Belki de bu bir hataydı ve arada da olsa Alfred'in süpürge içeren fikirlerine dahil olmalıydı. Ne de olsa bu tatmin edici başlangıca onun gibi düşünerek ulaşmıştı; belki bu yarışın tamamında bile Alfred'cilik oyununu oynamaya devam edebilirdi. 'Bu bile tam onluk bir fikir!' diye düşündü ve sonuna kadar gitmeye karar verdi.
Düşünceleri ve uçuştan aldığı keyif sokağın ilerisinde yayılarak önlerini kaplamış tabelaları fark etmesiyle bölündü. Aralarından geçmek epey sorun olacak gibiydi, hızını azaltsa iyi ederdi.
'Hayır tabi ki, bırak William olmayı!' diye isyan etti içindeki Alfred. Haksız da sayılmazdı, biraz olsun risk almazsa o Boleyn denen çocuğu alt etmek gibi bir şansı kalmazdı. Öteki yolda diğer herkesin önünde hayal ediyordu William onu; bu nedenle yavaşlama fikrini silip attı. Tabelalara artık bir saniye daha yakındı ki yeni bir fikri değerlendirmeye aldı. Seri hareketlerle engellerin arasından dans eder gibi geçebileceğini düşündü.
'Hay Merlin'in balkabağına bulanmış sakalı! Şimdi de André oldun! Dümdüz! Hız kesmek yok!' cevabının zihninin derinlerinden çıkmasını beklemiyordu, ama pazarlık yapacak vakti yoktu. Öyleyse büyü kullanırdı, tabelaları uçurup altından geçerdi.
'Yeterinde çabuk yükseltemezsin, hız kesmen gerekir.' Pekala, öyleyse oppugno kullanırdı William da, o zaman yeterince hızlı önünü açabilirdi.
'Bu sefer de fazla hızlı olur, arkandan gelen biri kesin yaralanır.' Kendisiyle/Alfred'le tartışmaktan yorulmuştu. 'Bombarda'yla patlatırım ben de, böylece kimse yaralanmaz' diye düşündü.
'Will.... Saçmalama.... Milletin tabelası.... ' Engellere çok yaklaşmıştı ve üstüne çileden çıkmıştı. Asasını çıkardı ve önündeki tabelaya doğrultup dosdoğru üzerine uçmaya devam etti.
'İyi tamam hız kesmek yok, dümdüz, dediğin gibi' "REDUCIO!"
William yanından geçmeden sadece bir an önce küçülerek çarpışmadan kurtulduğu tabela görüş açısından çekilince ikinci bir sürprizin şokunu yaşadı: büyülediğinin hemen ardında önceden göremediği bir tabela daha vardı.
'Küçülmesi için yeterince zaman yok, süpürgeyi kırıp manevra yapmalıyım!'
'Will HAYIR! HIZ KESMEDEN, DÜMDÜZ!'
'HAY BEN... TAMAM DÜMDÜZ!' "SPONGIFY" diye bağırdı ve büyüsünün asasından çıkıp tabelaya çarpmasını endişe içinde izledi. Karar değiştirecek veya kaçınacak zaman yoktu; büyüsünün işe yaradığını umarak tabelanın üzerine uçmaya devam etti.
Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 5, total 5
[spoiler]Sinematik etki için ilk büyümü olmuş kabul ettim ama umarım sevgili GMimiz sorun etmez.[/spoiler]
Eadwig Alger Boleyn:
[justify]Tipim nasıl? Bence güzel bir tipim var ya. Çok da çirkin değilim. Sol yoldan geçeyim, düzgün yolu seçelim diyordum ki André resmen en soldan, sağ tarafa kırdı süpürgesini. Ciddi mi bu? Yani süpürge kullanma kuralını geçtim, akıl var mantık var. Sola döneceksen soldan gidersin, sağa döneceksen sağdan. Ben bu da soldan dönecek sanıyordum. Ben sola dönerken o da sağa kırınca bizim süpürgeler öpüşmez mi? Öpüşünce benim süpürge utanıp arkasına dönmez mi? Yok artık ama! "YA OHA HARRIS OHAA!" diye bağırdım canavar gibi. Süpürgemi düzeltmeye uğraştığım için de en sona düştüm. Bu yarışta kaybedip bir de sırlarımı ortaya falan dökmeyeceğim. Söve söve Nate'in arkasından sürdüm süpürgemi. Yani... Nate var önümde sanmıştım ama Charlotte vardı. Ne düşündüm bilmiyorum. Kızın arkasına götürdüm süpürgemi ve ondan esen rüzgarın yüzüme çarpmasına izin verdim. Belki ona özel kokunun burnuma geleceğini ümit ederek. Olmadı tabi ki bu. Bu yol pazar alanına çıkıyordu. Eh, yapmak gereken şey yukarıdan uçmak. Aptal gibi, salak gibi insanların içine girip sağa sola çarpmayacağım. Daha önce de söylemiştim, ben risk almam. Bıraktım Charlotte'ın arkasından sürmeyi ve süpürgemin ucunu havaya kaldırdım. Baya tepelerinden, insanların, standların üstünden uçmaya başladım. Hızlı olmalıyım... En azından sonuncu olmamalıyım.
[/justify]
Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 7, total 7
Samuel Raymond Boleyn:
Tamam tamam, doğruyu söylemek gerekirse bu yaz o kadar da çalışmadım Quidditch için. En fazla 3 kere antrenman yapmışımdır. Yani zaten şu yaz yıllardır olmadığı kadar boy attım, hiçbir şey yapmasam da büyüyorum hani... Açıkçası çok da uğraşmadım spor yapma üzerine. Zaten büyük bir kısmında da Bakanlıkta Cornelia'nın peşinde dolaşmakla geçiriyordum günlerimi o yüzden antrenmanmış, spormuş kendimi kandırmaca. E durum böyle olunca planlarım da suya düştü, hiç de iyi bir dönüş yapamamış oldum. Sırf dönememeyi de bırak takla atmaya başlamıştım! Kollarımla ve bacaklarımla süpürgemi sarmalamışken bir tabelaya çarpmamak için de var gücümle dua ediyordum. Süpürgenin öne binmiş hızını kesmek için kendimi sanki bir kayayı sırtımda taşıyormuşçasına zorluklarla geri itmeye çalıştım ve sonunda düzelebildim. Ama iş işten, herkes de yanımdan geçmiş. Arkama baktım kim kaldı görmek için, bir süpürgeye oturmuş iki kişi görünce utançla önüme döndüm hemen. Bu kadar kötü olamam! Diana'ya yetişmem lazım! Başladım arkasından uçmaya.
"Diana!" diye de bağırıyordum ama duyabileceği yakınlıkta değildik daha. Ben ona yaklaşmaya çalışırken o da önümüzdeki yoğunlaşan tabelaların kalabalıklığıyla biraz yavaşlamıştı. Bu sayede aramızı kapatır gibi olmuştum ki bir anda benim de önümde beliren tabelalardan birini görmemle süpürgemin ucunu aşağı çevirmem bir oldu. Sonuna kadar eğilerek süpürgeme yapışmış ve sokağa paralel bir hale gelmeye çalışmış olsam da ayaklarımın takıldığı saçlar ve yediğim küfürlerle hiç de planladığım gibi gitmiyordu işler. "Ağğğ, haylazlar...", "Çek pis ayağını seni..." ve en kötüsü, sonuncusu... "AĞĞĞĞ! PERUĞUM NERDE?" sesleriyle sağ ayağımdaki ağırlığın birleşmesi... Dönüp özür dilemek istesem de o hızla çoktan uzaklaşmış ve kadının saçlarını da yanımda misafir almıştım artık. Umarım beni tanıyan biri değildir diye umarak amacıma geri döndüm, gözüm Diana'yı aramaya başladı. O da hala aynı dertle cebelleşiyor gibiydi. Arada yine kalabalığı kontrol ederek ilerlemeye çalışıyordum ama bu sefer daha yavaştım. Bacağımı sallayarak da ayakkabıma dolanan siyah peruğu fırlatmaya çalışıyordum. "Hadi- git- artık- DİANA!" Diyecek bir şeyim de yok he. Sırf o da kazanmasın diye dikkatini dağıtmaya çalışıyorum. Arkamı kolla demişti ama koruyabileceğim biri de yok. Baya ayrı düşmüşüz diğerlerinden sanki. Uzaktan Andre'yi seçiyor gibiyim aslında ama arkadan koruyacak biri yok. Tabi akıllara şöyle bir soru geliyor. Bu kadar insan içinde ben kazanamıyorsam niye Diana kazanamasın? Buradan birine sırrımı vereceksem Diana'ya veririm. Başka birini hayal edemiyorum şu anda. Normalde olsa Eadwig, ama ona da bir süredir güvenmiyorum ve değişeceğini de sanmıyorum. Hani ben en başta kaybedeceğimi hesaba katmadım bile. Ama az önce attığım taklalar kafamda yerine oturmayan birkaç şeyi tak diye yerleştirdi sanki. Bir sırrım varsa o da Diana'yı baya çekici bulduğumdur ya. Arkadaşız doğrudur, sohbeti güzel, eğlenceli, cesur bir kız... Arkadaş olarak süper. Bunu bozmak gibi bir niyetim yok. Zaten adım çıkmış 9'a inmez 8'e arkadaş! Benim bir kıza yan gözle bakmadan yanaşabileceğime inanan kalmamış şu dünyada. Ona da inat ettim biraz. Diana da güveniyor zaten bana bence. O yüzden böyle düşündüğümü hayatta söyleyemem birine. Hele Diana kazanırsa zaten işler sarpa sarar o yüzden ne yapıp edip Diana'nın kazanmasını engellemem lazım.
Kendi derdime düşmüş düşüncelere dalmışken Diana'nın süpürgesini bırakıp zıplamaya çalıştığını fark edince gözlerim sonuna kadar açıldı. Ne yapmaya çalışıyor bu salak? Tabelanın üstünden atlamaya mı? Yani... Kalbimin atışının hızlandığını hissediyordum. Onu daha aşağıdan izliyordum ve düştüğünü hayal ettiğimde çok yüksek olacağını, belki yerde sürükleneceğini, yaralanacağını düşündükçe ürperdiğimi hissettim. "Sen- Kızım sen yürek mi yuttun!" diye azarlarcasına sinirle bağırmıştım da kendimi tutamayıp.
Bundan sonra eğer Diana düşecek olursa Samuel yavaşlayarak onu yakalamaya çalışacak. Eğer düşmezse, "Alarte Ascendare" büyüsünü yaparak engelleri aşmaya çalışacak ve yarışa devam edecek.
Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 1, total 1
Alexis Loman Ó Dubhghaill:
Alexis kardeşine uyduğu için hiç bu kadar pişman olduğunu hatırlamıyordu, belki de sadece çok gergin olduğu için hafızasını yeterince kurcalayamamıştı. Francis önünden geçtikleri dükkanların dışarıdaki malzemelerine çarpmaktan çekinmiyordu ve etrafı dağıtıp duruyordu. Alexis ise onun bu hatalı davranışı yüzünden insanlarla tek taraflı da olsa iletişim kurmak zorunda kalıyor, kardeşi adına özür dilediğini bağırıyordu. Hızlı gittikleri için görünmediğini umut etmekten başka çaresi de yoktu. Sesi konuşurken çok saçma çıktıysa ya da yanlış bir şeyler gevelediyse kesin rezil olmuştu!
“Francis! Duvara girmeyi mi planlıyoruz, yavaşlasana!”
Kardeşi tarafından pek de umursandığını düşünmüyordu Alexis. Önlerindeki iki aradan birinden dönmelilerdi ve Francis’in bu hızla dönüş yapabileceğinden bile emin değildi. Gözlerini sımsıkı kapayıp düzgün ilerlemeye başladıkları ana kadar açmamaya karar verdi. Tam dönüş yapacakları sırada istemsizce dönüş yönlerinin tam tersine eğilmesiyse yavaşlamalarına yardım etmişti.
Sonuç olarak dönüşü yapmış bulunduklarında Alexis gözlerini açma cesaretini bile toplayamadan tekrar küfür sesleri işitmeye başlamıştı. O kadar alçaktan ilerliyorlardı ki bir adamın şapkası süpürgeye takılmıştı! “Özür dileriz!” diye bağırdı Alexis ancak pek etkili bir söz değildi sanırım artık bu. Adam peşlerinden koşmaya başlamıştı havaya kaldırdığı yumruğuyla. “Francis yükselsene biraz!”
“Ne?” kardeşi yarışa o kadar odaklanmıştı ki dediklerini duymuyordu bile! Onun arkasına oturmak bir hataydı, daha fazla bahane bulmalıydı. Süpürgeden falan düşüp ölmezlerdi, değil mi? Zaten şu alçaklıkta devam ederlerse ufak bir sıyrık bile almazdı düştüğünde!
“Özür dileriz efendim! Gringotts’un önünden alsanız-“ Alexis öylece bağırırken öndeki oğlan şapkayı tuttuğu gibi geriye doğru fırlatmıştı. Derin bir nefes aldı kumral saçlı. Rezillikti resmen. Boşuna o kadar bağırmış, bir çözüm yolu düşünmemişti bile. Ne zaman saçma sapan davranmayı keseceğini bilemiyordu oğlan.
Önlerine doğru bakmaya çalıştığında gözleri kocaman açıldı Alexis’in. Hayır hayır, buradan düzgünce geçmelerinin mümkünatı yoktu. Hele Francis böyle ilerlemeye devam ederken asla! Kendini de hareket etmeye hazırladı. Kardeşi tabelaların arasından öyle süzülerek geçebileceklermiş gibi kendini boşluklara odaklamıştı. Hayatı ufak aralıklardan hızlı ve kusursuz geçip geçemeyeceklerine mi bağlı kalacaktı! Artık Francis’in açısını düzgün bulmadığı her anda doğru olduğunu düşündüğü yöne eğilip süpürgeden sağlam bir şekilde inebilme ihtimallerini arttırmaya çalışıyordu.
“Bizi öldürmeyi düşünmüyorsundur umarım! Yavaş git biraz! Ve dikkatli!” konuşurken ikizini dürterek ya da hafif de olsa itekleyerek dikkatini kendisine çekmeye çalışıyordu. Ama sanırım, biraz fazla abartmıştı.
Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 5, total 5
Nathaniel Leo Lastrange:
Yüzüne vuran rüzgârın en tatlı dokusunun hazzını hissediyordu."Yes bebeğim! İşte en öndeyiz!" diyerek altında ki süpürgeyi öpmeye çalışırken, başını aşağıya doğru yaklaştırdığı için süpürge ile insan kalabalığının içine neredeyse dalıyordu.Bir ses "Lan kör velet! Süpürgeyi götüne sokarım!" diye haykırsa da hızla giden Nathaniel arkasına dönüp sinirden kıpkırmızı olan herife el hareketi çekmek ile yetişmişti.Arkasına baktığında iki kişiyi de fark etmişti.Charlotte ve Eadwig...Galiba bu yolu sadece üçü seçmişti.Diğerlerinin ne durumda oldukları ile alakalı hiç bir bilgisi yoktu.Şuan önemide yoktu bu grupta birinciydi ve bunu devam ettirmek istiyordu.
Son olarak girdiği bu yol iyice kalabalıklaşmış ve hafifçe süpürgesini yukarıya doğru çekip üstten gitmeyi planlamıştı.Ancak kurallarda belliydi çatıları geçemezdi.Süpürge gayet hızlı gidiyor aklı ise onun bir tık gerisinde geliyordu.Ne yapabilirdi? Nasıl plan uygulayabilir ve bu hızını korurken bir yandan da zarar görmeden,vermeden yarışı birincilik ile bitirebilirdi...Diğer yoldan gitse daha mı iyiydi diye düşünmeden edemedi.Ancak ne kadar geç olduğunu düşünmeye gerek dahi yoktu.Nathaniel uçarken arkasından getirdiği rüzgar sebebiyle insanların sivri uçlu şapkaları bir yandan uçuşuyor.Bir yandan hot cadıların etekleri balerin misali havalanıyordu...Merlinin kutsal poposu adına galiba birisinin donunu dahi görmüş olabilirdi.Buyucu ve cadı pazarında insanların ilk defa süpürge ile uçanları görmüş gibi haykırmaları cidden ayıptı oradan bir seherbaz gelip ceza kesse çok mu mutlu olacaklardı yani...Cık cık cık!!
Nathaniel pazar alanının neredeyse her bir köşesinde bir iz bırakmıştı.Bu yarış daha ne kadar sorun çıkarabilirdi bilmiyordu.Ancak sorunlar şuan onun için çok önemsizdi.Derin bir nefes alıp hot bir cadıya sarılırcasına süpürgesine sıkıca sarılan Nathaniel,başını öne doğru eğip bacaklarını kasmaya başladı.Bu son düzlük için haddinden fazla hızlı gitmesi için süpürgesine yaptığı son gayretti...Artık sonucu ne olursa olsun finale ulaşmak adına her şeyi yapmaya hazırdı.En fazla ne olabilirdi ki?
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git