İngiltere Büyücedünyası > Diagon Yolu

Need for Speed: Diagon Yolu

<< < (8/8)

André Harris:
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 7, total 7

[justify]Daha önce hayatında en fazla derslere çalışmak için bir iki gün icra ettiği büyünün halihazırda sıkıntılı olan koluna uygulayacağını unuttuğu lakin az önce acılı bir şekilde hatırladığı kuvvetle bir şeylerin olabilecek en kötü şekilde ilerlediğini hissedebiliyordu kemiklerinde. Acı bir feryat kopardı dengesi alabildiğine sarsılırken. Yere düşecek gibi oldu, bir şekilde süpürgesini düzeltmeyi başardı. Tüm bu oyalanma sürecinde yan tarafından yediği lafı işitince "K-Kendimi- Sen- Hiç-..." şeklinde ancak birkaç kelam kem küm edebildi laf dalaşlarında hiçbir zaman başarılı olamamış olan oğlan. Yüzü tüm acısına karşın biraz da olsa gülümseyen bir ifadeye bürünmüştü tabii. Eğlenirdi Samuel'ın ego kastığı anlarda oldum olası. Kendisinde olmayan o Gryffindor cesareti etkileyici bir nitelikti nezdinde. Tabii hırsa, dostane rekabet alevine dönüşemedi neşesi. Yarışı kaybedeceğinden emindi kolunun bu haliyle. Asasını kendisinin de şaşırdığı bir şekilde hala tutabiliyor iken süpürgesine yasladı. Daha fazla saçmalamaya lüzum yoktu dengesini sağlamak da büyü yapmak da an itibarıyla iyice zorlaşmışken. Kolunu iyileştirmeyi denemeli miydi? Lakin süpürge üzerindeki zayıf dengesiyle başarısız bir iyileştirme tılsımı yalnızca çok daha kötü hale getirebilirdi işleri. Hem henüz sıkıntıyı bile tam bilmiyordu ve analiz edemezdi. Evet, tüm bu riskler düşünüldüğünde bir şifacıya görünmeden, hele süpürge üzerindeyken kalkışılacak iş değildi. Dişini sıkacaktı. Bu saatten sonra büyü falan yoktu.

İç dünyasındaki hezeyanlardan onu çekip çıkartan ise ansızın gözünün önünden yükselen, cismi belirsiz sayısız figürlük geçit töreni ve etrafını, özellikle arka tarafından sarmalayan alevler oldu. N-N-Neler oluyordu? Kafasını sağa sola sallamaya çalıştı lakin gözlerini açtığında her şey daha da kötüye gitmişti. İleride süpürgesiyle bekleyen sinirli insanlar... Ailesi ve Profesör Yamashita mıydı? Kaşları çatıktı lakin öfke değildi hakim olan bakışlarına, hayal kırıklığı idi. İstemsizce yavaşladığını, yüzleşmesini geciktirmeye çalıştığını fark etti. Oraya gittiğinde işiteceklerini kestirebiliyordu, ulu orta böyle bir yarıştan sorumlu idi neticede ve tahmin ettiğinden çok daha büyük bir keşmekeşe gebe olmuşlardı. Arkasından yaklaşan ateşler daha fazla yavaşlamasına müsaade etmiyordu lakin. Hem önündeki üçlüden kaçıp da gidemezdi ya bu noktada? Arkasındaki sıcaklıktan uzaklaşmak için hızlandı, hızlanmasıyla yükselen ivmenin etkisiyle gözyaşları yanaklarına inemeden, kulaklarına doğru süzüldü göz kenarlarından.

Tam olarak bu noktada aradaki mesafenin ve bu olayın tutarsızlığını fark etti. Bu hızda onlara doğru gidememeliydi, onların var olması bile tutarsızdı. Bu yarıştan bu üç kişinin aynı anda haberdar olması da. Ateş çemberi büyülü bir etki olmadan imkansızdı ama aralarından hiç kimsenin böyle bir halt edeceğini düşünmüyordu. 'Dışarıdan bir etki... Dışarıdan...' Az önce yerden hızlıca yükselen cisimsiz figürler canlandı gözünde. Böcürt! Cisimsizlerdi zira henüz bizzat önlerine varmamışlardı ve kime en yakın oldukları muammaydı! Asasını doğrultmayı denedi karşısındaki korkusuna. Canı acıyordu ama bu alev çemberi içerisinde süpürgesini tutmadan yahut sol eliyle büyü yapabileceğine inanmıyordu. Asasını yükseltmeyi ve hareket ettirebilirse zikredeceği söz belliydi: "Riddikulus!"

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 4, total 4


(Burası, eğer girişimim olursa geçerli olacak bir kısım. André'nin tatlı canlılığı ve cesaret yoksunluğu ele alındığında GM'imizin zorluğu ne olur bilmiyorum ama kendi adıma eğer Destek Zarı'm 3'ün altındaysa asamı kendimi kurtarmak için yükseltemediğimi, 5'in altındaysa diğerlerine yardım etmeyi deneyecek cesareti bulamadığımı ve elim titreyerek kalakaldığımı varsayabiliriz. Gerisini okumaya lüzum olmaz o zaman. Eğer geçtiyse ve GM'imiz müsaade ederse gerisine devam)
[spoiler]
Gözlerinin önündeki korku kendini şebekliğe bırakmış olsa da yüreğine inen korkunun ağırlığından haliyle kurtulamamıştı kumral saçlı oğlan. Nefes alış verişleri düzensizdi, gözleri kararmıştı, kalp ritmi yüksek ve düzensizdi. Bu esnada kulağına çevresindeki dostlarının çığlıkları ilinmişti. Böcürtler... Herkesin tepesine en az bir tane üşüşmüş gibiydi. En azından herkesin başına üşüşmüş, böcürt olma ihtimali kuvvetli varlıklar vardı. Korkuyordu çevresindeki birçok sima ve ateş çemberi işlerini zerre kolaylaştırmıyordu. Yarattıkları huzursuzluktan ötürü aşağıdan birileri kendilerini cezalandırmaya mı karar vermişti? Bu yalnızca bir espri, bir rekabet sonucu olamazdı. Bilemiyordu. Nitekim ne olursa olsun gözleri irileşen arkadaşlarının çevrelerini sarmalayan yakıcı sıcak hareyle mücadele edememeleri ihtimalinden korkuyordu. Süpürgesinin kontrolünü bırakmak adına da olsa yardım etmeliydi. Sol elini süpürgeden ayırıp sağ eline destek olacak şekilde asasına sardı onu da. İki eliyle asasını tutarken haliyle yavaşlıyor, yavaşladıkça ensesinde tüten sıcaklığın artışını hissediyordu. Lakin kendi başına bir şey gelmesinin korkusunu örseleyen bir başka ve çok daha büyük bir korku hareket ettiriyordu gözleri kararmış oğlanın bedenini: Kendi yetersizliğinden ötürü dostlarını yüz üstü bırakma, hayal kırıklığına uğratma, koruyamama korkusu. Ne yapmalıydı? Ateş büyüsünü mü durdurmalıydı? Ama oldukça kuvvetli görünen bu tılsımı kendi büyüleriyle bozabileceğinden şüpheliydi. Ya da sıradan yollarla. Büyünün etkisini mi bozmayı denemeliydi? Yine de her bir böcürte teker teker Riddikulus yapmaktan daha iyi bir fikir gibiydi. Önce ağzını araladı dostlarını eyleme geçirebilme ümidiyle: "B-Böcürt! O-O-Onlar b-böcürt, g-gerçek değil!" Ardından alevlere asasını yöneltti ve dengesi iyice bozulayazmışken iki eliyle, acısına karşı dişini sıkarak doğru hareketleri icra etmeye çabaladı: "F-F-Finite Incantatum..."

Bu zar lazım mıydı emin değilim, tek zar ise üstteki geçerli olur haliyle ama bu burada dursun:
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 3, total 3
Talih 1d10 : 1, total 1
[/spoiler][/justify]

Eadwig Alger Boleyn:
[justify]Döndüm gidiyorum. Yani gittiğimi sanıyorum. Kafam bir güzel oldu gibi iksir saçmalıkları yüzünden. Sinirliyim hala. Süpürgeyi yukarı çekmeye çalışıyorum çıkmıyor. Süpürgeye eğilince hızlanıyor ama… Aşağıya doğru hızlanıyor. Pazara doğru. Şarap dökülmüş de üstünde kurumuş izlenimi veren brandaya doğru son hız ilerlerken bir yerden gelen büyü ile süpürgem yavaşladı. Şaşkınlığımla büyünün geldiği yere bakmak aklıma gelmedi. Bunun yerine jelimsi hareketler yapan ellerimi süpürgemden ayırıp önümde salladım biraz. Karıncalanmışlar da, tekrardan dolaşımlarını hızlandırıyormuş misali. Yavaş yavaş indim ve pat… Yumuşacık bir yastığın üstüne düştüm. Gryffindor çocuğun süpürgesi ise beni burada bırakıp uçup gitti. Nereye gitti? Arkasından bakıp kaldım sadece. Yani… Bana ne aslında? Güzel de değildi süpürge baksana sonuncu oluyorduk az kalsın. Fakir fakir işler.

Yattığım yumuşacık minderde doğruldum. Çevreme bakınayım da nereden tüyeceğimi göreyim diye. Ancak ne göreyim? Aşırı tatlı bir kız, yüzünde de sevimli bir gülümseme var ki sormayın. “Nereden düştün sen öyle?” diyerek bana bakıyor. Gülümseyince yanakları gözlerinin altından hafiften ittirip çipil çipil gözlerini kısmasına neden oluyor. İstemsizce gülümsüyorsunuz karşılığında. Baka kaldım tabi ben güzelliğine. Nemrut suratlı olduğum için de gülümseyemedim. Bir kaç saniye öylece baktıktan sonra gözlerimi kaçırıp dudaklarımı birbirine bastırdım. Ne kadar güzel olursa olsun bir kadına kendimi açıklama gibi bir huyum olmadı hiç. Özellikle pazardaki ne olduğu belirsiz kızlardan birine. Minderden kalkıp üstümü başımı düzelttim. Aynı anda da standa yaklaşıp kızın önündeki içi dolu bardaklara bakmak için sırtımı dikleştirdim. “Ehm… Balkabağı suyu mu bu?” dedim kaşlarımı kaldırarak. Hemen ardından da sadece gözlerimle kıza baktım kafamı kaldırmadan. Gözleri güzeldi ama daha güzellerini gördüm. Saçları simsiyah ve şekilliydi. Teni esmerdi. Sürekli kafamdaki başka bir kızla kıyaslama yaptığım için karşımdaki güzel kızı beğenemedim iyi mi? Şaka mı lan bu?

Ben size bir şey diyeyim mi? Charlotte ben bilmeden aşk iksiri içiriyor olmalı. Başka açıklaması olamaz bunun ya. Baksana kızın yüzüne bakıyorum. Charlotte’ın mavi gözleri daha güzel diyorum. Daha güzel gülümsüyor diyorum. Saçları daha güzel diyorum. Kafayı yemişim resmen. “Evet ister misin?” dedi kız. Charlotte’ın sesi daha güzel diye bir düşünce geldi yine kafama. Kafamı salladım. “Ver bakalım.” İçeceği alır, içe içe kaçızlarım düşüncem ile aldım bardağı. Alırken şöyle bir arkama baktım bizimkiler yarış konusunu ne yaptı diye. Dönmem ile süpürgesinin üstündeki Charlotte’ı gördüm. LAN? Nasıl ya? Ben en arkadaydım, nasıl gittiğimi, yarışı bıraktığımı fark etmiş ki? Hay babamın nasırlı topukları! Tekrar önüme, kıza doğru döndüm. Hala gülümsüyordu. “Eee, içmeyecek misin?” dedi. Hiçbir şey düşünmeden bardağı götürdüm ağzıma bir iki yudum almaya başladım. Ellerim iksirden hala biraz güçsüz. Bardağı kaldırınca titrediler minik minik. Düşünmek için vakit yaratıyoruz kendimize… Charlotte yanıma gelirse, beni kenara çekerse… Konuşacağız dedi ne konuşacak ki? Yok kardeşim ben konuşmam bir şey. Kaçacağım yine. Yokmuş gibi davranırsam yaşadığımız anlar var olmaktan çıkar. Koşsam? Yok artık Eadwig, koşmak ne. Duygulardan koşarak kaçmak hem yıkıklığını ortaya çıkarır hem de… Charlotte süpürge ile gelip kafama bile biner yani… Tamam tamam, Charlotte ile konuşmaktan kaçmak için mükemmel bir fikrim var.

Yudumlamam bitince bardağı indirdim. Bu sefer gülümsedim karşımdaki Balkabağı Suyu satan kıza. Bir adım yana doğru attım Charlotte bakıyorsa rahatça görsün de gelmesin diye. Dudaklarımda kalan sıvıyı şöyle bir emdikten sonra kafamı sallayarak “Çok güzelmiş.” dedim. Bardağı tutmayan elimi kaldırıp kızın çenesine doğru götürüp kibarca dokundum. “Aynı senin gibi." Samuel'den öğrendiklerimizi uygulama vakti geldi. Kuzenim çok güzel yavşar kızlara. Ben çoğunlukla yanda durup somurtuyor oluyorum. "Tüm içecekleri satın alsam, erken paydos verip benimle dolaşmaya çıkmak ister misin?” diye çıkma teklifini çaktım kıza zıbam diye. [/justify]

Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 10, total 10

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git