İngiltere Büyücedünyası > Diagon Yolu
Need for Speed: Diagon Yolu
Nathaniel Leo Lastrange:
Ortamın gerilmesi ve en sonunda birilerinin tartışıp kavga etmesini ne çok isterdi.Ama bu kez maalesef Eadwig haddinden fazla sakinleşip meseleyi uçmak ile çözeceklerine karar vermişti.Nathaniel suratını beş karış asıp konuşulanları dinlemeyi yeğlemişti.Ah bu Eadwig, Hufflepuff'lı kızı her gördüğünde değişik bir adam oluyordu.Ne zaman degişeceksin be adam diye düşünmeye başlarken,Gryffindor'un uçkuru düşük Samuel'i en sonunda arzı endam etmişti.Yanında ise güzeller güzeli Diana vardı.Bu kız neden sürekli baştan aşağıya testosteron kokan çocukla vakit geçiriyordu,bir türlü anlayamıyordu.Belki de anlayamadığı bir çok şey vardı.En azından Gryffindor hanesinde gerçekten bir sihirbaz olabileceğinin kanıtıydı Diana...Yine Nathaniel'ı görmezden gelip saçlarını bir o yana bir bu yana sallayarak,Nathaniel'ın içinde zelzeleler yaratmaya muktedir olmuştu.Genç büyücü derin derin nefes alsa da midesinin kasılmasına engel olamamıştı."Lanet olası hot cadı yine beni mahvetin"diye iç geçirerek karnını sıkıp sakinleşmeye çalıştı.Bu halini kimsenin fark etmemesi için elinden gelen bütün gayreti gösteriyordu.
Ellerine geçirdiği deri eldivenleri sıkılarken bir yandan da önünde açık yola bakıp plan yapmaya çalışıyordu.Eadwig iddaa kararından sonra iyice hırslanıp ne olursa olsun kazanmak istediğini belirtmişti.Milletin sırlarını öğrensek kimin eline ne geçecekti ki? Nathaniel bir an durup düşündü ve "Diana'ya olan hislerim benimle mezara girmeli yoksa bütün herkese rezil olurum..." diye düşündükten sonra heyecanla "Iddaa maddi bir şey olsaydı bari...Galleonlarınız ne kadar kıymetli çıktı lan! Samuel cebinde akrep mi var ulan!" dediyse de olan olmuş karar verilmişti.Nathaniel yine durup dururken bir düşünce içerisine girmişti.Kendi kararlarını verme hakkının olmadığını söyleyen annesinin de aklına gelmesi ile kafasını aşağıya gömdü bir müddet. Quidditch oynamayı ve süpürgeyle uçmayı istemiyor değildi. Başlarda nefret ettiği bu sporu yavaş yavaş sevmeye başlamıştı seneler geçtikçe. Sorun başka şeyleri yapmayı daha çok sevmesindeydi. Dışardan gelen insanlarının birbirini uçmak hazırlamak için yaptıkları konuşmaların seslerini olabildiğince kesmek için kulaklarını kapatmış şekilde bekledi. “On... Dokuz... Yedi... Alt-“
Arkadan gelen seslerin artık kulağını kapatsa bile duyabileceği kadar yükselmesi üzerine posta çantasının içinde bir şeyler aramaya başladı. Su. İstediği şeyi bulduğunda matarayı eline alıp kafasından aşağıya boca etmişti. Su ile birlikte önene gelen saçlarını hemen geriye atan genç, ufakta olsa rahatlamış hissediyordu şimdi. “Nath uçarken boynun falan tutulacak ne yapıyorsun?” Kimden geldiğini bilmediği sesin kaynağına dönen Nathaniel, arkadaşının kolluklarının bağcıklarının tam bağlı olmadığını görmesi ile “Kurulanırım ben bir şekilde. Sen kendi kolluklarının bağcıklarını hallet önce, sonra diğerlerinin üstüne başına bakarsın.” dediğinde hâlâ daha konuştuğu kişinin kim olduğunu görememişti.
Hislerini yönlendirme konusunda çok başarısızdı ancak bugün hem hislerini yenip,bir halta yaradığını görecek. Hemde ne olursa olsun burada yenilmeyecekti.Yenilip yenilmemek meselesi ise en yakın arkadaşını asla yalnız bırakamazdı.Eadwig hızla süpürgesine atlayıp havalandığında o da hiç beklemeden süpürgesinin soluna geçip "Yukarı seni lanet olası sürtük" dedikten sonra sağ eline gelen süpürgeye sıkıca yapışıp üstüne binmişti.Ayakları yerden kesilen Nathaniel,başını öne doğru eğip süpürgeye daha da sıkı tutmaya çalışıyordu.Çünkü haddinden fazla hızlanmış ve dengesini sağlamakta güçlük çekiyordu.Süpürgenin yeni ve ilk defa biniyor olmasından dolayı kaynaklanıyor olabileceğini düşündü.Rüzgar keşke tatlı tatlı suratını yalayıp geçseydi.Ama maalesef burun deliklerinden neredeyse nees almak dahi mümkün değildi. Adrenalin bütün bedenini ele geçirmiş ve bu onun için hiç iyi değildi. Etrafını daha net görmek için gözlerini açıp kapatması ona yardımcı olmuyordu.Sadece Eadwig artık önünde değildi.Belki de onu çoktan geçmişti ya da lanet olası yolu kayıp mı etmişti?
Bir kaç saniye sonra Eadwig ve diğer yarışçıları fark eden Nathaniel,sakinleşmeye başlamış ve etrafı daha net görmeye başlamıştı. Gryffindorlular tehlikeli yolu seçmişlerdi ancak Eadwig ise daha kontrollü yolu seçmişti.Ah her zaman ki Eadwig işte asla riskli olan bir meseleye adım atmazdı.Ama o da ne iki yarışmacı neredeyse havada dört dönerek yavaşlamaya başlamıştı. Bunu fark eden Nathaniel öne doğru yatıp,süpürgesini son hıza getirerek sol tarafta ki yola girdi.Belki de bu defa sakin kalmalıydı.Cesaret aptalların işiydi...
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 10, total 10
Kati ve Dakik Kahin D. Çatlak:
Soluk soluğa çocukları takip etmek de pek zormuş. Hele bir süpürgem olacaktı var ya. O zaman varlığımı ancak geride bıraktığım rüzgardan anlarlardı. Hele hele ama bak sen. Şu kız sanki 200 yıl sonrasından öğrendiği bir hamleyi yapmaya teşebbüs etti. Hay Merlin! O hareket öyle mi yapılır yavrum? Kızcağız neredeyse süpürgeden düşecekti, ayakları şöyle bir savruldu süpürgenin dışına ancak sıkıca tutunduğu için dönüşü tamamladıktan sonra oturabildi süpürgesine geri.
Şu kaslı çocuğun yaptığı kaslar herhalde Quidditch bilgisini unutturmuş. Bak bak bak dönüşe bak. Madam Malkin'den mi aldın süpürgeyi sen çocuğum? Bu kadar keskin dönüş yaparsan dönersin Bludger gibi ki öyle de oldu. Öne verdiği ağırlığın ve keskin dönüşün etkisiyle iki üç tur döndü kendi etrafında süpürge, bu dönüşün etkisiyle geride başlayan şu kız bile onu geçti. Peh peh peh...
Aman Merlin'im dedim arkadan gelenleri görünce. Evet, gelenleri. İki kişi binmişler süpürgeye manyaklar. Bu nasıl cesarettir, takdir de etmeden geçemedim ama arkadaki arkadaki evlat öyle gergindi ki o keskin sağa dönüşte sola eğilmiş bu yüzden de süpürgenin hızının kesilmesine neden olmuş. Bir de alçaktan gidiyorlar ki deme gitsin. Neredeyse benim kafama çarpıyorlardı ama bana kalmadan ilerdeki bir büyücünün sivri şapkası takıldı bile süpürgenin ucuna. Aha adam şimdi yumruğunu havaya kaldırdı süpürgenin peşinden koşuyor. Kuyruğa asıldı, asılacak. Heyecanla izliyordum manzarayı dosdlarım. Tam süpürgenin kuyruğunu tuttu ki o sırada öndeki çocuk şapkayı fırlattı arkaya doğru. Ancak bu olay onların en geriye düşmesine neden oldu. Az daha havalanmayı akıl eder umarım yumurcak.
Bu ikilinin ardından şu laf yiyen kızı izlemek felix felicis gibi geldi. Heyt yavrum be! Aman ne diyorum, evladım evladım. Aferin kızıma, uzun demedi diğer yolu seçti. Maşallah süpürgeyi de pek güzel kullanıyor. Dikkatli, kontrollü. Akıllı kız belli, güzelliği de aile dağıtır cinsten. Sağı seçseydi bitmişti tüm bu veletler, öne geçerdi ama sol tarafta da rakibi yok bu kızın. Sol tarafta yolunun üzerinde pazar alanı gibi bir şey var ama kızcağızın. El mahkum yılın bu vakti hıncahınç dolu olan bu alana girmesi lazım. Bakalım insanlara ya da kurulan standlara çarpmadan, iksirleri, malzemeleri uçurmadan Gelecek Postası'nın önüne çıkabilecek mi?
Gözleri kapalı süpürge süren birini mi gördüm biraz önce? Yüce Merlin başımıza bu da mı gelecekti. Benden eğitim almamış hiç kimse bu hatayı yapmamalı dosdlarım. Yalnızca ben ve ben gözleri kapalı sürme yetisine sahibiz. Bu öfkeli ceylan benden eğitim almadan böyle bir işe girişmiş... Çok büyük hata, her an her şey olabilir. Ama olmadı dosdlarım, öfkeyle kalkan zararla oturmadı bu sefer. Hatta bizim güzel kızı geçiverdi, yani burun farkı, hatta ifrit burnu farkı ama geçti mi geçti. Ama bu öfkeyle pazar yerinden çıkamaz bu çocuk, dosdlarım. Siz siz olun benden öğrenmeden artistlik yapmayın.
Arkalarından gelene şu tipsize ne demeli peki? O da solu seçti ama bu yola da böyle girmezsin Aslanım. Yanındaki gözlüklü de sağa döndü tam. Dönüşte ikisinin de süpürgesi birbirine çarptı. Ellerimle gözlerimi kapattım gelecek 'tak' sesini duymak ama olacakları görmemek için. Ancak gelmedi dosdlarım, Hayret! Parmaklarım arasından gördüğüm kadarıyla gözlüklü çarpışma sayesinde çok temiz bir sağa dönüş yaptı ama bizim tipsizin süpürgesi çarpışma yüzünden geri döndü neredeyse. Neyse döndü de sola kazandı hakimiyetini süpürgenin, takip ettiği cadının arkasına düştü. Bu sürüşle o pazar yerinden sağ çıkabilecek mi? Sanmam, dosdlarım. Hiç sanmam.
Gözlüklü demek ki gözlükler işe yarıyormuş denecek kadar iyi döndü. Ama emin değilim dosdlarım, Şu kaslı olmasa ne kadar başarılı dönerdi bilmiyorum. Resmen süpürgesi darbe aldığı için temiz ve hızlı bir dönüş yapabildi, bundan sonrakilerde o kadar şanslı olur mu bilemem. Ama bu bana neyi hatırlattı biliyor musunuz dosdlarım? Omuz omuza, kucak kucağa süpürge sürdüğümüz günleri... Ya... Öyle bir nesildik biz işte dosdlarım. Belki bu gözlüklü de dosdluğu anlar, dayanışmayı bilir. Ama hayallere çok daldım yine, üstüne üstlük şu diğer delikanlıyı kaçırdım. Nefes nefese koştum ama baktım yetişemiyorum hemen çat diye cisimlendim köşe başına.
Bu çocuğu hatırlıyorum. Yarış başlamadan şu tipsizle atışmışlardı sanki. Kararlı kararlı bindi süpürgesine. Heyt be. Aynı gençliğim dosdlarım, aynı gençliğim. Ben de böyle uçardım işte, böyle yakışıklıydım, böyle adildim, böyle... Böyle neydim? İşte böyle dönerdim köşeleri, bana çekmiş. Öyle bir döndü ki yarışta en öne geçti ama süpürgesinden bir metal düştü aşağı. Çocuğun birinin tam kafasına. Haydaa! Annesi yakalamasın seni, kaptır git evlat.
Sağdan gidenlerin de işi hiç kolay değil gibi dosdlarım. Her ne kadar bir pazar yeri olmasa da onları da bir dört yol bekliyor. Araba denilen şey icat edilmiş olmuş olsaydı kesin her gün kaza olurdu. Hemen köşeden önce havada süzülen ve muhtelif yerlerde ve yükseklikte bulunan 6-7 tabela, bu tabelanın ardında da koca bir artı halinde yer yön tabelası bulunuyordu. Yine havada süzülen. Adeta annem düzenlemişçesine bir yoldu dosdlarım çünkü bu yer yön tabelasından sonra da havada süzülen tabelalar yer alıyordu bir sürü. Bu levhalar o sokaktaki dükkanların adının yazılı olduğu, bilgilendirici şeylerdi aslında ama hiç mi hiç süpürge sahibini kollamıyordu. Annem de kollamazdı hiç beni. O yüzden var gücümle bağırdım ama duymadılar tabii. "Gerekirse tabelaları uçurun ama uçun çocuklar!"
Şu anki sıralama:
Solda; 1- Nathaniel, 2- Charlotte, 3- Eadwig
Sağda 1- William, 2- Andre, 3- Diana, 4- Samuel, 5- Francis&Alexis
Sağdan gidenlerin önündeki engel en son paragrafta, solda gidenlerin önündeki engel ise Charlotte'un paragrafında ayrıntılı verilmiştir. Bir sonraki gm text Merlin nasip ederse 25.08.2022 tarihinde girilecektir. Şu anki konumların ve güzargahın olduğu harita ekte mevcuttur.
Diana Destinee:
[justify]Gözlerimi kırpıştırdım. Yanımdaki binaya ne kadar yaklaşabiliyorsam o kadar yaklaşmıştım. Sert bir rüzgar dalgası ben dönüşümü tamamlarken vücuduma çarptığında süpürge üzerindeki dengemi kaybederek yere kapaklanmak üzereydim. Kısa, çok kısa bir anlığına sağ elim sol elimin üzerinden kayacak gibi olduysa da toparlamıştım. İçerisinde bulunduğum anın adrenaliyle kısa bir nefesi dudaklarımdan verirken kendime hayret ettiğim bir ıslığı da ses tellerimden kaçırmıştım. Aniden kıkırdamaya başladım, bu inanılmaz bir şeydi ve neden quidditch dışında böyle bir spor şimdiye dek düşünülmemişti ki?
Nerede olduğuma ve etrafıma bakındım. Ayaklarımın altında irili ufaklı büyücü topluluğu havaya rastgele alkış saçıyor, kimi yaşlı cadı ise homurdanarak dükkanların içine kaçışıyordu. Birilerinin huzurunu bozabilmeye dair bir keyif yaşamıyordum şu anda. Fakat sırıtışımı, kalabalığın yaydığı coşkunun hücrelerime uğrayışını engelleyemiyordum. André ve William bir snitch gibi önüme geçmişlerdi. Hatta öyle ki onlar yüzünden dengemi bir kez daha kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldım. Arkalarından ben gidiyordum ve geride kimlerin kaldığını göremiyordum. Acaba ardımızda bir şaka dükkanını andıran kargaşa mı hakimdi yoksa herkes sessizce, ulaşım kurallarına uyarak sükuneti mi korumaya çalışıyordu? Zira yarıştan önce iddia fikirleri havada uçuşuyordu.
Süpürgemi biraz daha sağa doğrulttum ve sırtımı dik bir hale getirdim. Amanuensis Quills hemen yanımda kalıyordu. "AAAAAAA!" dedim şaşkınlıkla. Şaşkınlığım aslında alışveriş listesine yeni birkaç tüy kalem ve mürekkebi eklemeyi unutmamdandı. Buradan geçmesem, aklıma bile gelmeyecekti ki. Kafamda uzun görünen fakat yalnızca saliseleri alan bir zamanla planımı oturttuğumda ayaklarımın altındaki insanların daha da sıklaştığı çeper takıldı gözüme. Önümdeki dümdüz yol gitmiş yerini daha da darlaşan, kalabalığın acelesi ile yoğurulan, dört sokağa ayrı ayrı açılan bir yol gelmişti. "Sıçtık." diye mırıldandım kendi kendime ve düşünmeye başladım. Süpürgemin hızını, ayaklarım olur da metrelerce yüksekte olan birilerinin kafasına takılmasın diye yavaşlatmaya çalışırken yüzüme gelen saçımı aceleyle bir kenara iteledim. Ne yapacağımı bilmiyordum ancak ivmemi kaybettikçe havada sabit bir şekilde durmam konusunda sanki daha fazla zorlanıyordum. Bu yüzden yavaşlamak yerine tekrar hızlandım. Bacaklarımı süpürgemin hemen altından geriye doğru birbirine dolarken göğsümü binek aracıma yeniden yapıştırdım. Gözlerimi kıstım, yaklaşıyordum. Kendimi şu an yapabileceğim en ufak hale getirirken "ÇEKİLİİİİNNNNNN!" diye bağırdım aşağıda, ayak altında dolananlara. Önümden çekilmelerini ve bana engellere takılmadan aradan sıyrılabileceğim bir yol açmalarını diliyordum yalnızca. "KAFANIZA DÜŞECEĞİM YOKSA KENARA ÇEKİLİİİNNNN!!" Tabelalara çarpmamak için manevra yapacaktım önce. Sugarplum'ın Şeker Dükkanı'na yaklaştığımda ise aniden sıçrayıp süpürgeyi bacak aramdan çekiştirecek, meşale gibi savurup tabelanın üzerinden atlayacaktım. Sonrası mı? Tabii ki süpürgeyi tekrar iki bacağım arasına sıkıştırıp yoluma devam edecektim. Yasaklarda engellerin üzerinde uçamayacağımız söyleniyordu, elimize süpürgemizi alıp zıplamamız değil. Öyle değil mi?
Kendi içime bir kuş gibi büzüşüp ufacık kalmaya çalıştığım bu yolda süpürgeyi yolun ortasına doğru hareket ettirirdim, kocaman bir nefes aldım.
[/justify]
Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 6, total 6
Charlotte Vera Rillian:
[justify]Charlotte sorunsuz bir kalkış yaptığında sevinçten ağzı kulaklarına varmıştı neredeyse. Bunca yıldır boşuna mı düşmemişlik yapmıştı bu işin üzerine? Kendini bir şeylere kolayca adayamadığı için olması muhtemeldi. Henüz rüzgarı yüzünde hissedebileceği bir mesafeye çıkamayacak olmaları keyif almadığını göstermiyordu porsuğun. Sıkıcı geçen bir tatilin ardından böyle bir aksiyona girişmek bütün neşesini yerine getirmişti. Bir şeyler başarma hissiydi. Korkusunun olmadığını yükselmeye başladığı anda heyecanla atan kalbi sayesinde teyit edebilir duruma gelmişti. Artık tek yapması gereken yarışa dahil olmaktı belki de, ancak; hala kendini test etmesi bitmemişti. Uçuyor olmanın verdiği zevki sürdürebilecek miydi? Veyahut bunu Kontrollüce yola kendini kaptırdığında kafasında seçenekleri tartıyordu öte yandan. İlk olarak köşeyi sıkıntısız bir şekilde dönmeliydi. Ne başkalarına ne de dönem başlamadan önce kendisine zarar vermek istemiyordu. Köşeye yaklaştığında dinginlik ile dönüşe geçebilirdi. Hiç değilse kafasındaki planı buydu. Ardından da pazar alanına gelince süpürgesine sıkı sıkı sarılmaya devam ederek hızını biraz daha arttıracak, aynı zamanda da seçebildiği bütün boşluklardan ilerleyecekti. Standlar bir tık gözünü korkutuyordu. Dönüşe doğru geçer geçmez pazar alanını görmesiyle birlikte Eadwig'in yeni arkadaşının öne geçmesiyle bu işi biraz daha ciddiye almaya kararlı bir şekilde pazar girişine asıldı. Tam alana girmeden önce arkasında kalan isme baktı. Slytherinliler'in ortasında kalmaktan hoşnut değildi. Onlar buradaysa diğer isimlerin olduğu yol daha kalabalıktı.
Yol durumu bir avantaj mıydı dezavantaj mıydı henüz bilinmez, her şeyi belirleyecek olan pazar alanıydı. Ve diğerlerinin hamleleri. "Pardon... Çok pardon... Çekilebilir misiniz lütfen? Dikkat edin. Lütfen." diyerek ince sesiyle duyulabildiği kadarıyla kibarca insanları uyarmaya çalıyordu. İşiteceği küfürlere şimdiden kulaklarını kapamıştı. Kulaklar kapalı gözler son derece açık bir halde seçtiği boşluklara doğru ayaklarını iyice toplayıp süpürgeye dayamış bir şekilde yön belirlemeye çalışıyordu. Her şey bir yana önündeki ismi rahatlıkla görebiliyor, ensesinde bir ağırlık hissediyordu. Onca şey arasında bir an aklında oluşan munzur fikri bastırma güdüsüyle hareket ediyordu. Boş bir hırsa yenik düşme niyetinde değildi. Lakin, son düzlükte kendisinden beklenmeyecek bir hamle yapabilirdi. [/justify]
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 7, total 7
André Harris:
[justify]Yarış başlamadan önce insanlar arası koşa koşa lafı taşımaktan, oluşan keşmekeşten ve anlık girdiği streslerden ötürü çevresinde yaşananların önemli bir kısmından bihaberdi kumral saçlı oğlan, William ve Alfred'in yaşadığı tatsız mevzu da bunlara dahildi. Bu sebeple çarpışma sonrası yamulan gözlüğünü düzeltmesinin ardından önündeki dostunun süpürgesine taktırdığı basınç-denge klipsinin süpürgeden düşüşünü gördüğünde laf atmaktan geri kalmadı, "Hani güvenlik en önemli olandı, ayıp be!" diye seslendi arkasından aptal aptal gülerek.
Laf atmasının ardındansa önemli bir şeyin farkına vardı: Bir saniye, William'ın arkasından ikinci mi takip ediyordu yarışı şu anda? Hani quidditch falan oynuyordu elbette ama bu güruhtaki neredeyse herkes de kendisi gibi takım deneyimine sahipti ve bu da feci bir şekilde kaybedebileceği ihtimalini aklında çoktan yaratmıştı. Tabii öteki yolu göremiyordu ama yine de... Nasıl ikinci olabilirdi? Özgüvenle yarış teklifini kabul eden kendisi dahi şaşkındı an içerisinde duruma. Arkasına bir dönse miydi kim nerede bakmak için? Ama çok yakınındalarsa ansızın sonunculukta bulabilirdi kendisini. Aynen, önüne odaklanmalıydı.
Önüne odaklanmak demişken daha önemli bir şeyin farkına vardı: Tabelalar! Binaların dış cephelerinden yola sarkanlar olsun, göbekte havada uçuşanlar olsun tam olarak süpürge sürerken oralarını buralarını kırmaları için yapılmıştı sanki. Yalnız onları nasıl atlatacaktı ki? Feci bir şekilde yavaşlamak dışında yani... Tabelaların pozisyonları arasında göz gezdirip geçebileceği, az dönüşlü, kısa yollu, optimal bir rota çizmeye çalıştı. Nafile. Kumral saçlı oğlan ne zaman başarılı bir gözlemci olmuştu ki zaten? Kaybettiği vakit sonrası tabelalara çarpayaza aklına son anda gelen tek fikri denemeye koyuldu ve hızla sağa kırdı süpürgesini. Sağ tarafta, özellikle bina sınırında fazla engel yok gibiydi ve eğer birkaç metre boyunca dengesini kaybetmeden yan gitmeyi başarabilirse hem ayaklarıyla binaya fazla yanaşmaktan kaçınabilir, hem de minimal alan harcayarak birkaç tabeladan kaçınabilirdi. Tabii bu esnada önüne şu anki hızlı karar sürecinde göremediği ve önüne çıktığında kaçamayacağı bir engel çıkmamasını umacaktı...[/justify]
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 3, total 3
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git