İngiltere Büyücedünyası > Diagon Yolu

Need for Speed: Diagon Yolu

<< < (3/8) > >>

Francis Lucan Ó Dubhghaill:
Neredeyse hiç konuşmadan kardeşini ikna etmişti arkasına oturmasına. Normalde kendisine temas edilmesinden hoşlanmazdı Francis fakat ne de olsa arkasında oturan çocukla kan bağı vardı bu yüzden sıkı tutunması için uyarmıştı. Süpürgeye iyice yerleştikten sonra büyük bir hızla havalandılar. Yarışa biraz geç katılmış olabilirler ama bu kalabalığın içinde korkakça davranıp yavaş gidenlerde vardı. Her yer büyücü kaplıydı ve onlara çarpmamaları gerekiyordu. Tabii dükkanın önlerinde duran malzemelere çarpmak yasak diye bir kural gelmemişti kulağına. Neredeyse geçtiği her esnafın önünü dağıtıyordu ve bundan zevk alıyordu.

Arkasında oturan çocuğu unutmuş gibi olsa da onu düşürmemek için de elinden geleni yapıyordu. Girdiği her virajı genişten alıp keskince ilerliyordu. Bu onun içib daha iyi oluyordu. En son ki virajı aldıktan sonra önüne bir bakış attı. Neredeyse hiçbir yarışmacıyı tanımıyordu, André'yi de göremiyordu henüz. "Elbet bulacam seni oğlum, biz daha yerleşmeden yarışa başlamak ha! Aklını oynatacam senin, bekle beni!"

Üzerine giymiş olduğu takım elbisenin cekedi olduğu yerde durmadığı için biraz soeun yaşasa da idare etmek zor değildi onun için. "Bu spora yıllarımı verdim lan bekleyin beni," diyerek avutuyordu kendisini Francis. Alexis'in de arka tarafta ne yaşadığını göremiyordu. Umarım bir şey olmamıştır, diye dua ederek hızlandıkça hızlanmaya çalışıyordu.

Zor da olsa birkaç kişiyi sollamayı başarabilmişti, yeni bakımı yapılmış süpürgesiyle. Daha önce hiç bu kadar eğlenmemişti süpürgenin üstünde. "Lan Alexis, yarış bitsin alnından öpecem. Merlin'ine kurban senin," Tabi bu karmaşa içinde sesini duyurabilmişti emin değildi. Neredeyse üç dükkanın birisini dağıtarak gittiği için arkasından epey bir küfür yiyordu genç büyücü. Buna aldırış etmeyerek Amanuensis Duills'in oradan virajı alırken önüne çıkan adamı son anda fark etti ama yeterli manevrayı yapabildi mi, orası belli değildi.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 3, total 3

Charlotte Vera Rillian:
[justify]Charlotte iyice soluklandığında süpürgesini hazır konuma getirmeye uğraşırken duyduğu sesle -Daha doğrusu pek de duyamadığı sesle- bir ceylan edasında irkilmişti. Ensesinden gelen sıcaklıkla kendini bir silkti. Ana salonda yaşananlardan sonra Eadwig ile aralarının ne olduğu hala şaibeliydi. O gün gerekli tepkiyi koyamamış olmak ve kuzenler arasında bir sorunun dışarıdan bakıldığı gözle ana karakteri olmak Charlotte'un kendine yakıştırdığı bir şey değildi. Belki daha fazla büyümeliydi. Dikkatsizliği, verilen mesajları anlayamaması onun için her zaman bir soruna teşkil etmişti. Hayatı boyunca böyle olsun istemiyordu artık. Büyümekten kaçamazsın, diyordu sürekli olarak kendisine. Çıkmaz sokağa girdiğinde yapılacak tek şey sadece beklemekti bir süreliğine. Evet, istediğini duymuştu. Herkes duymuştu. Ancak, herkesin ağzına laf vermiş olmak Charlotte'un sinirlerini bir güzel altüst ederken bir yandan da kendini suçlu hissetmesine sebebiyet vermişti. Başka koşullar altında duyabilmek varken neden hikayede bol bol insan olmalıydı? Üstelik hikayenin bir diğer kısmında olan üçüncü kişinin de kısa zamanda bir değer kazandı yüze adeta bir tokat gibi vurursa... İç dünyasıyla düzenli bir boğuşma halinde tatile bu sebeple düşük bir ruh hali ile başlamış, ortalama şekilde ilerletmiş ve vasat bir şekilde sonlandıracaktı. O günden sonra Charlotte kendinde ufak tefek değişiklikler yapmış sayılırdı esasen. Başkaları tarafından fark edilmesinden ziyade uygulamaya koyabilmesi önemliydi. İlk hedefi; eskisi gibi umursamamazlığa vurarak insanların tepesine binmesine izin vermemekti. İkincisi ise daha uyanık olmaktı. İyi niyetinin suistimal edilmesine ek olarak eline yüzüne bulaşan durumlara bir son verilmeliydi. Kim veya ne olursa olsun.

Eadwig'e diş göstermeden sıcak mı buruk mu belli olmadığı bir gülümseme verdi. Buna engel olamazdı. Engel olmak gibi bir niyeti de yoktu. Selam verebilmek adına başını diğer çocukların arasından uzattığı sırada sırada Diana ile Samuel'in de boy göstermesiyle ikiliyi süzdü. Samuel dürtüleriyle hareket eden birisiydi Charlotte için. Eadwig'in bir farkı olduğu söylenemezdi ancak mantığının sesini eninde sonunda yakaladığından mütevellit daha otokontrollü gibiydi. Belki de bunu düşünecek en son kişi Charl idi. Malum fazlasıyla savruktu. Hogwarts'ın açılışından önce karşılaşacaklarını düşünmediğinden biraz afallamıştı porsuk. Parmak uçlarını yere vurarak bir an önce yarışın başlamasını diliyordu ta ki iğneleyici bakışlar ve sözler kendisini bulana kadar. Samuel miydi bunu söyleyen? Alaycı bir gülüş attı. Belki de hayatında ilk defa. Dürüstlüğüne laf getirtmezdi Charlotte. Minik cüssesini iyice öğrencilerin arasına sokarak sohbete katılmaya karar vermişti o an. Değişimin sancısından payını alacak tek kişi Charlotte değildi."Sekiz yaşında mıyız Samuel? Başkalarının sırlarına ilgi göstermeden önce kendi etrafında gelişen olaylara dikkat kesilirsen belki insanları yaftalamamayı öğrenirsin en azından."Arkadaş görüp çok sevdiği birine içi ezile ezile söylediği bu lafla daha öfkeli hissediyordu. Uçmak için aradığı motivasyon bu olabilirdi. Buna tutunacaktı."İddia mevzusuna sıcak bakmıyorum.Mantıklı olan her şeye 'tamam' derim. Seçin aranızda siz." dedikten sonra başlamak için birkaç adım da sıyrılarak Eadwig'in yanına doğru yaklaştı. Kulağına eğilerek fısıltılı bir tonla "Bitiş çizgisinde beni bekle." dedi yalnızca. Zihnini kapatmayı başarıp başaramadığını bilmiyordu ama tek yaptığı sadece bastırmaktı.

Daha fazla beklemeden herkesin hazır olmasıyla yerine geçtiğinde açık olan saçlarının önünü bir tokayla geriye doğru tutturarak süpürgeyi bacaklarının arasına aldı. Talimatlar basitti. Charlotte'un tek olayı kendini denemekti zaten. Yer-yönü bir hayli kötü olduğundan ve arada alışveriş yapanlara da zarar vermemek için temkinli davranacak yine de çatıyı geçmeden ona yakın bir halde uçacaktı. Yönünü arka tarafa çevirip Gringotts'a gidiş için farklı bir yol kullanacaktı. Dar bir alana gireceğini ve yolu uzatacağını çok iyi biliyordu ama bu riski alacaktı. Sonraki mesele hız kazanmaktı. O da canı isterse veya gidişat neyi gösterirse. [/justify]

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 4, total 4
 

Eadwig Alger Boleyn:
[justify]Charlotte... Demin ona bakarken gülümsedi mi bana? Ben de ne yapacağımı bilmediğim için önüme mi döndüm gerçekten? Bu kıza en son 4. sınıfta falan gülümsemiş olabilirim. Bu sırada pişmiş bir kelle geldi yanımıza. Yanında sarışın bir kızla. Aha, yeni kız bulmuş kendine. Sen iflah olmazsın kuzen. Geldi tam karşımda durdu. Yüzündeki piç gülüşten anlıyorum bana laf edecek. Durmaz ki ağzı. Bak ne dedim size? Yok arkadaşın yok falan eziklemeye çalışıyor. Neyse alıştım artık laflarına. "Arada yapıyorum öyle çılgınlıklar." dedim omuz silkerek. Bu sırada yanındaki kıza da piçliğine göz kırptım. Neydi bu kızın adı? Diana mı? "Bana göre değil bu tarz ayak takımı işleri ama halka karışmaya çalışıyorum. Değişiklik olsun." Gariptir ki, gülümsememi kuzenime bakarken de sürdürdüm. Uzandım ve omzuna dostça vurdum. "Seni gördüğüme sevindim." dedim. Bizim aramız hep böyle olacak sanırım sonsuza kadar. Birbirimize laf sokmalı ama sürekli de yanyana olmalı bir ilişki. Yıpratıcı bayağı. Büyük salonda olan olaydan sonra zaman geçti ve konuşmadık hakkında. Kapandı gitti. O da ben de eski halimize döndük. Aynı şekilde ben Charlotte ile de bir sohbet etmedim bu konuda. Yani... Olay aslında sadece her şeyi daha da gerdi bıraktı.

Kuzenim iddiayı sırlarla alakalı söyleyince kaşlarımı kaldırıp düşündüm. Şimdi buna hayır demek kendime güvensiz olduğumu gösterecekti. Bu yüzden elbette ki kabul edecektim. Sırrım büyük ihtimalle yeni öğrendiğim yeteneğim. Yenilirsem oturup milletin tuttuğu sayıları akıllarını okuyup tahmin ettirmeye çalışıcaklar herhalde. Hem düzgün de kontrol edemiyorum. Geçen olduğu gibi insanların benim anılarıma girmesini de istemiyorum. Düşününce yutkunmak zorunda kaldım. Anneme de sormadım olayı daha. Tehlikeli sular yani.

Samuel'e bakarken arkamdan Charlotte'ın o ince sesi yükseldi. Dönüp baktım. Yine kaşlar çatılmış. Ben saçmaladığımda yüzüne yerleştirdiği ifadesiyle bakıyordu Samuel'e ve azarlamaya başladı herifi. Ne? Charlotte... Samuel'i... Azarlıyor? Şaka mı? Milletin sırlarını bırak falan dedi. Belli ki, bizim aramızdaki olanları Samuel'in görmemesine laf ediyordu. Gözlerine diktim gözlerimi. Onun sırlarını öğrenmek isterim. Yenilmesini istiyorum. Herkese değil de... Sırrını bir bana söylesin istiyorum. Ben ona bakakalmışken yanıma geldi. Tedirgin bir şekilde kafamı çevirdim mal gibi yüzüne bakmamak için. Bitişte onu beklememi söyledi. Sonra da tekrar yerine geçti. Yüzümde hafif, çok hafif bir gülümseme oluştu. Derin bir nefes aldım unutmak için. Yanımdaki Nate'e bir bakış attım. "Olay ciddiye bindi. Yok ediyoruz bu ezikleri." dedim. "Özellikle Rillian, kazanmamalı."

Ben kuralcı bir adamım. Risk almayı, kuralları esnetmeyi sevmem. O kuzenim gibi köylü kurnazlarının işi. Bu yüzden tüm hızımla yerden havalandıktan sonra kafamı iyice eğip süpürgeme sarıldım. Bu şekilde havayı daha iyi yarıp geçebilirdim. Önümüze gelen yol ayrımında da elbette daha güvenli olan yolu seçecektim. Daha uzun bir yoldu ancak aptal ve heyecan arayan Gryffindorlar gibi duvara çakılmak gibi bir riski yoktu. Ben şu zamana kadar hep işimi garantiye almışımdır. Bu yüzden hız kesmeden, viraj almak için yavaşlayan kuzenimi arkada bıraktım ve son hız soldaki yola doğru girdim. Yeterince hızlı olursam, yol uzunmuş-kısaymış hiç önemi olmayacaktı.[/justify]

Haydi oğlum kemik

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 5, total 5

André Harris:
Bir iki tanıdığı çağırayım derken ansızın kalabalıklaşmaları, kumral saçlı oğlanın gerilmeye başlamasına sebep olmuştu. İnsanları organize etmek neyineydi ki? Şanslıydı ki birçok kişi yaz tatilinde denkleşmiş olmanın özlemiyle olsa gerek, yakın dostlarıyla birlikte gruplaşıyordu ve kulaktan kulağa yayılan duyumlar kendisini muhatap alınacak merci konumuna getirmiyordu. Stresinin azalmasıysa tekrar anın keyfini çıkartabilmesine vesile olmuştu: Şaka maka bu kadar kişi Diagon Yolu’nda tozu dumana katacak olmaları gerçekten de bu sokaklarda kalacak muazzam bir anı olabilirdi. Yüzüne şapşal, heyecanlı bir gülümseme yerleşti.

Ortaya iddia fikri atıldığında ve “birer sır dökülme” karşılığı teklif edildiğinde galeyana gelmiş bir biçimde onaylayacaktı ki yakınlarındaki ve aralarına katılmaya karar vermiş dostu Charlotte’ın itirazını işitince yarılanmış ağzını kapatmaya karar verdi. Onun nezdinde bir aptallık, olgunluktan uzaklık intibası yaratmak istemezdi zira. İddia muhabbetini ardından içinden “Neyse, sonra düşünülür,” diye geçirerekten boş verdi, kalkışa hazırlandı.

Beklediklerinden çok daha kalabalık olmaları, Lorraine’inin en güvendiği becerisi olan manevra kabiliyetini zora sokacak türdendi. Sapağa yaklaşırken Eadwig ile omuz omuza sayılırlardı ve hızlı bir göz atması sonucu Eadwig’in soldaki geniş yola yöneldiğini gösteriyordu. Ancak kendisi uzun mesafe hızına değil iyi dönmeye ve yolu olabildiğince kısaltmaya ihtiyaç duyuyordu. Tabii bu gidişle ikisi de birbirlerini engelleyeceklerdi. Altına yönelse sokaktaki insanlara tehlikeli düzeyde yaklaşacak, yukarı yönelse hız kaybedecekti. Bu sebeple erken girdi sağındaki sapağa birçok kişiden daha önce yavaşlayarak. Bunu yaparken manevra alanını boşa çekmeyi ve erken hızlanarak dönemeçten diğerlerinden daha hızlı çıkmayı ve düzlüğe önde girmeyi ümit ediyordu.

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 10, total 10

William N. Harker:
Alfred'inkilerle yapışmışçasına sabit ve yerine geri konulması gereken onurunun acısıyla parlayan gözleri içine daldığı rekabete öylesine odaklanmıştı ki dostuna aniden çarpan omzu da sonrasında elinden süpürgeyi kapan pençeleri de fark etmemişti William. Şüphesiz Alfred de en az onun kadar hazırlıksız yakalanmıştı ki bir hazineymiş gibi herkesten sakındığı biricik süpürgesi 'Fortuna'yı korumak adına bir tepki bile göstermemişti; en azından ilk şaşkınlığını üzerinden atana kadar.

Alfred'in avcundaki boşluğu algılaması hemen hemen Slytherin'li çocuğun laflarını atıp yanlarından uzaklaşmasına kadar sürmüştü. Tam da o saniyelerde William'ın yavaşlamış beyni onlara yetişmiş ve Alfred'in cüppesinin içine doğru ilerleyip süpürgeden açılan boşluğu asası ile doldurmaya niyetlenen ellerini fark etmişti. Bunun sonucunun iyi olmayacağını biliyordu; tanıdığı ilk günden beri haksızlıklara karşı koymayı takıntı edinmiş dostunun tasdikli bir 'zorba'ya karşı alacağı tavrı tahmin etmesine gerek yoktu. İkna etmek için söyleyeceği hiçbir şeyin de işe yaramayacağına emindi. Aklına gelen tek yolu denemeye karar verdi.

Öne doğru attığı adımın çoktan yarısına gelmiş Alfred'in önünü kesercesine elini omzuna yöneltti William. Bir anlığına kendini en yüksek hızına ulaşmış bir hipogrifin önüne atmışçasına tehlikede hissetti fakat neredeyse koluna güç bile uygulamayacak bir keskinlikle durdu Alfred. Her an aşırı sinirli bir "BO-" sesi çıkaracakmış gibi büzüşmüş dudakları gevşeyip aralandı ve William'a 'beni durdurmaya kalkma Will' veya 'ne yani bunu yanına mı bırakayım' gibi isyanlarda bulunmaya hazırlandı. Ne var ki ondan önce davranan William onu durdurmaya çalışmıyordu; en azından görünürde...

"Yanındayım. Neyi seçersen seç." dedi cebinden çıkardığı asasını işaret edip imasını güçlendirerek. Yalan değildi de: eğer bu plan tutmazsa kavga kaçınılmazdı ve elbette ki dostunu yalnız bırakmayacaktı.

Kısa bir süre Alfred'in yüzüne kararsızlığın gölgesi vurdu; gittiğinde o surattaki siniri de yanında götürmüş gibiydi. Zoraki bir sırıtmayla hatları yumuşadı ve asasını cebine geri koyup yumruk halini getirdiği elini William'ın omzuna vurdu. "Hah boşver ciddi bir şey yok, Fortuna'nın üstünlüğünü görsün de ondan sonra elinden almak daha keyifli olur. Hem ben katılmazsam belki kazanma şansın bile olur hahaha!" William da zoraki bir gülümseme yerleştirdi yüzüne karşılık olarak.

Tahmini doğru çıkmış ve dostunu yatıştırmıştı. Bunun için de ortaya Alfred'in önemseyeceği kadar değerli bir şey koyması gerekmişti: kendisi. Böyleydi Alfred, başkaları adına çok daha azını korumak için hayatını riske atardı ama konu kendisi olduğunda dostlarını sürüklemekten çekinirdi. Bütün bu yapısıyla bir modern zaman kahramanıydı o William'a göre; asla yüzüne söylemezdi ama ona hayranlık duyuyordu. Kahramanlar kimi zaman zorbalara karşı savaşırdı, kimi zaman ise durmayı bilirdi. Kimi zaman dik durur, kimi zaman da önünden çekilirdi. 'Ben ise... ben ise uçacağım!' diye düşündü ve süpürgesine yerleşip harekete hazırlandı.

Önünde kendisi gibi harekete geçmeye hazırlanan Boleyn'in ensesinden oluşan manzaraya bakarken bir şey daha kesinleşti William için. Asasını çıkarıp süpürgesinin üzerine henüz bir saat kadar önce bakımda takılmış metal işlemeli klipse dikti gözlerini. 'Basınç-denge kontrolü ha? Güvenliğin canı cehenneme!' diye düşündükten sonra asasını metale dayayıp "Finite Incantatem" dedi. Artık kontrol tamamen kendi elindeydi, yüzde bilmemkaçlık hız kaybı yüzünden kaybetmeye niyeti yoktu. Bu son hazırlığı da tamamlamasıyla parmaklarını sıkıca süpürgesinin üzerine kapattı ve yerden yükseldi. İleri doğru harekete geçtiği an hep bir adım sonrasını düşünmeye programlı zihni sokağın sonunu düşünmeye başlamıştı bile. İkiye ayrılan yoldan solu tercih etmenin kendisi için daha güvenli olacağını biliyordu. Ne var ki bu yarışı Alfred'in izinde sürdürmeye girişmişti çoktan ve onun kesinlikle 'güvenli' olanı seçmeyeceğini biliyordu. Bedenini olabildiğince sağa yatırıp keskin dönüş için hazırlandı ve süpürgesinin başına tüm gücüyle asıldı...


Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git