İngiltere Büyücedünyası > Hogwarts Bahçesi
Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu
Mirabelle Starlight:
Şişe yine kendisini gösteriyordu ancak bu sefer diğer tarafına bakıyordu. Karşıda ise Regina vardı.
"Oooh... Hmm, tamam. Seni çok zorlamayacağım, tamam mı bir tanem?" dedi gülümseyerek. Sanki 'anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı' türü bir soru soracakmış gibi duruyordu.
"Buradaki herkesi sevişilebilirlik düzeyine göre detaylıca, uzuun uzuuuun sebepleriyle sırala ya da benimle üç dakika boyunca öpüş. Ne dersin? Çok da zor değil, değil mi?"
Franziska Strömm:
Boş adımları can sıkıntısını gidermeye yetmiyordu. Biraz heyecan biraz eğlence bulmalıydı. Yılın bu zamanı eğlence bulmak pek zordu. Elliotta son bir haftadır ortalarda yoktu, büyük annesinin hastalandığını öğrenince onun için Fransa'ya dönmüştü.
Adımları onu bahçeye çıkardı. Hava biraz soğuktu ama Franziska her zaman soğuk havadan hoşlanan biri olmuştu. Sıcak nefesi soğuk havayla buluşunca çıkan dumanın arkasında bir gruba takıldı gözleri. İşte aradığı heyecan bu olabilirdi. Gecenin bir yarısı burada toplanılıyorsa kesin drama ve aksiyon vardı. Adımlarını hızlandırdı ve grubun ortasına Mirabelle'in yanından daldı.
"Napıyonuz gençler şişe mi çeviriyoruz hadi bana sorun hadi."
Regina Alexandrovna Romanovna:
[justify]Teklifinin umursanmaması sinirini bozmuştu bozmuştu ama ardından gelen konuşma üzerine sinirini oyun sırasında çıkarma kararı aldı. Ne de olsa insanları zor durumlarda bırakmak için güzel bir şans değil miydi bu? Böyle bir şansı tabii elinin tersi ile itmeyecekti. İki defa soru sorulmasının ardından sıra ona gelmişti.
Mirabelle ona soruyordu ve korkmalı mıydı bilmiyordu. Ne yapacağı belli olmayan biri gibi duran kız önce masumca bir soru soracakmış gibi yapmış ardından asıl darbesini vurmuştu.
Mirabelle sorusunu bitirir bitirmez bir kişi yanlarına gelmişti. Gelen Franziska'ydı ve tabii ne yaptıklarını merak ediyordu. Sorusuna cevap gelmeden önce kendisine verilen şartlardan birini yerine getirmek isteyen Regina kıza dönüp "Seni biraz bekleteceğim." dedi.
Ayağa kalkıp Mirabelle'e yavaşça yaklaştı sarışın cadı. Kızın önünde diz çöküp elini kızın yüzünü kapatan saç tellerine doğru götürdü. Dudaklarını kızınkilere yaklaştırırken burunları değmeden tam öncesinde durdu.
"Seni öpmeyi çok isterdim güzelim ama bugün olmaz."
Yerine geri dönüp oturdu ve konuşmaya devam etti.
"O zaman diğer dediğini yapmak zorunda kalıyorum değil mi? Hmm... Bir düşüneyim. Bir leydiye bunu sorduğun için seni kınayabilir ve burayı terk edebilirim. Tabii bu pek eğlenceli olmaz."
Gülümseyerek önce Mirabelle'den başlama kararı aldı.
"Detay konusunda isteklerin karşılanır mı bilmiyorum ama başlayalım. Mirabelle bu soruyu sorduğun için seni listemde en sona alma kararı aldım. Ben ilişkilerimin biraz özel yaşanmasını isterim anlarsın ya."
Bundan sonra da Aethelwulf'a geçti.
"Nerden başlasam ki buradaki sevgilisi olduğunu bildiğim tek kişisin ve boş zamanlarımda tatlı çiftlerin arasını bozmak ne kadar başta kulağa hoş geliyor olsa da tercih edeceğim bir şey olmazdı diye düşünüyorum."
Gaye'a ve Noah'a baktı bir bir.
"Sondan üçüncü de siz oluyorsunuz. Üzgünüm kendimden yaşça küçüklere ilgi duymuyorum."
Somurtuyor gibi yaptıktan sonra son kalanın Andre olduğunu fark etti Regina ve ufak bir öksürükten sonra düşünmeden sıraladığının farkına vardı. Yanlarına gelen kıza bakıp bir iç çektikten sonra konuştu.
"Ah doğru ya hazır aramıza yeni biri de gelmişken onu da listeme eklemeden olmaz. Başa Franziska ve maalesef başka yerim kalmadığından da ikinci sıraya Andre'yi koyuyorum. Bu konudaki sebeplerimin sorgulanacağını da sanmıyorum."
Sonra gelen kıza bakıp katılmak isteyip istemediğini sordu.
This dice roll has been tampered with!
Soran: 1d7 : 5, total 5
Sorulan: 1d7 : 2, total 2
(Bu rp burada biter çünkü beynim beni terk etti.)[/justify]
Eadwig Alger Boleyn:
Bir kaç iksir malzemesinin gramlarını yazdıktan sonra yanına fiyatlarının tutarını yazdım. Esnedim.
Bayan Urswick "Kerkenez sümüklerim de bitti!" diyordu "Piyasada yoklar resmen."
"Stokçulardır Profesör." dedim. "Siz merak etmeyin annemle konuşurum. İngiltere'de bulamazsak Fransa'da ararız." Önümdeki hesap defterime total fiyatı işledim.
"Ah, Bay Boleyn!" diyordu profesör. "Teşekkürler teşekkürler."
"Sorun yok."
İlk bir kızın bağırma sesi ardından yüksek bir patlama sesi, şangır şungur devrilişler duyulunca bina sorumlumuz savaş narası attı. "AYYYY YİNE NE OLUYOR ŞU OKULDA? BIKTIM YEMİN EDERİM TANSİYO-"
Ayağa kalktım. "Ben bakayım profesör şimdi siz kadın başınıza bu saatte çıkmayın dışarı." dedim. Hem bir sigara molasına ihtiyacım var. Saatlerdir sınıf başkanı toplantısı ayağına kadınla iksir malzemesi gelir gider hesabı yapıyorum. "Hem geç oldu uyuyayım. Yarın ders var. Bir sorun olursa ilgileneyim sizi hiç rahatsız etmeyeyim."
"Olur olur! Zaten diğer binalardandır. Pislik, holigan, leş..." Elime izin belgesi tutuşturdu.
Bayan Urswick öğrenciler hakkında düşündüğü tüm güzellikleri sıralarken kafamla selamlayıp ayrıldım odasından. Ulan ne kafa bıraktı, ne eğlence. Bir sigara içeyim de kendime geleyim.
Sesin geldiği yere giderken cübbemin iç cebimden sabah sardığım bir kaç dal sigaradan çıkarıp yaktım. Tüttürerek ilerliyorum. Kim bilir hangi böcek böyle kuduruyor bahçede? Bahçe kapısına ulaşana kadar yolda gördüğüm profesörlere izin belgemi gösterip "Tamam profesör, ben hallediyorum şimdi." diyerek adamları odalarına tekrar yollayarak, onları gördüğümde elimdeki sigarayı saklayarak ulaştım Hogwarts kapısına. Kapıyı açtığım gibi içeri giren soğuk rahatsızlık verse de iş iştir.
Dışarıda biraz yürüdükten sonra bahçede parçalanmış sutunların yanında oturmuşsohbet eden sınıf arkadaşlarımı gördüm. Sigaramın son nefesini çekip kalanını yere attıktan sonra ifadesiz bir şekilde yürüdüm yanlarına.
"Saatin 3'e yaklaştığının farkında mısınız?" diye sordum yanlarına gelince. Cübbemin üstünde asılı duran sınıf başkanı rozetimi ve elimdeki izin belgemi göstererek "Profesör Urswick'in verdiği yetkiyle hepinizi cezaya-" Oturanların arasında yakın arkadaşım Ares'i ve kuzenim Regina'yı görünce soğuk sesim değişti. André ve Franziska da hafif torpil çekebileceğim kişilerdi. "Haa sen miydin Ares. Ne yapıyorsun?" dedikten sonra yerdeki şişeyi çevirdiklerini fark ettim. Şişe çevirmece mi oynuyorlardı? Sırları umrumda mıydı? Kesinlikle değildi. Başka bir şey umrumdaydı. "Başka biranız varsa verin." Cynthia karısının sıkıcılığını böyle geçiştirebilirim sanırım.
Franziska Strömm:
Eadwig'in gelişini görünce gözleri parladı kızıl saçları rüzgarda dalgalanan kızın. Regina'nın sorusuna başıyla onayladıktan sonra şişeyi kaptı ve bir mikrofon gibi önünde tutmaya başladı. Bu tarihlerde mikrofon denen şeyin icat edilmediği göz önüne alındığında gayet garip bir davranıştı bu. Andre'nin utangaç gözlerinin içine baktı. Ah Andre, bu çocuk sayesinde yürüyordu akademik kariyeri. Nerdeyse bütün ödevlerini yapıyor, ders malzemelerini dersten önce Franziska için hazır ediyor hatta bazen Franziska için dersleri kaçırdığı oluyordu. Yüzüne 'ben bir götüm' diye bağıran gülümsemesini yerleştirdi ve sordu. "Eee Andrecik. Söyle bakalım benimle yirmi dört saat geçirme şansın olsa ve dediğin hiç bir şeye hayır diyemesem ne yapardın?"
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git