İngiltere Büyücedünyası > Hogwarts Bahçesi

Hogwarts'ta Hayatta Kalma Rehberi Kural 38: Gece 2'den sonra yat ve uyu

<< < (6/6)

André Harris:
Eadwig'in kendisini durdurması ve olayları toparlayış şekli pek haz etmemiş olsa da kesinlikle etkileyiciydi. Diktiği bardağı yeniden doldurup uzattı asasıyla. Sonrasında Franziska'nın söze girmesiyle ise adeta dumur olmuştu. Birkaç saniye hiç zikir bile etmediği türküyü dinledi. Hayır, bunları söylemek kelimenin tek anlamıyla acınasıydı. Zavallının önde gideni olan kumral saçlı oğlan için dahi acınasıydı. Ama tabii bu kadarla kısıtlı kalmamıştı, çevredekiler de bu alaya dahil olmuşlardı. Yüzünde kızarmamış muhtemelen tek yer olan gözleri de kızıla çalarken tutamadı gözyaşlarını.

-Yalancı! B-Ben söylemedim böyle bir şey!

Tabii alaya pek engel olabildiği söylenemezdi, muhtemelen daha bile inandırıcı kılıyordu olayları. Üstelik az önce yanıp tutuştuğu kızdan bu sözlerin gelmesi can yakıcıydı. Ayağa kalktı, tam arkasını dönecekken duraksayıp tekrar söze girdi yumuşak bir ses ile: ...ve işin üzücü yanı, şu halde dahi sana yalancı dediğim için hala üzülmekten kendimi alıkoyamıyorum, biliyor musun? Sen... Sen... Ağzını son bir kez araladı ve oynattı ancak ağlamasının yarattığı hıçkırıklar iki üç saniye boyunca kelimelerin ağzından dökülememesine, ses tellerini oynatamamasına sebep oldu. Konuşamayıp kendisini daha çok rezil ederken siniri daha çok bozuldu, daha çok ağladı ve hızlı adımlarla Hufflepuff Ortak Salonu'na doğru yola koyuldu.

Mirabelle Starlight:
Mirabelle, profesörle olan kaos esnasında Eadwig'i süzüyordu. Çocuk zengindi, karı düşkünüydü ancak pek de aptal değil gibiydi. Aklında binbir türlü şey geçerken Franziska'nın dedikleriyle kızın ağzı açık kalmış, açık ağzını elleriyle kapatırken şaşkınlıkla André'ye dönmüştü. Dağa mı çıkartmak? Belini mi sıkmak? André karşı cinsin elini nasıl tutacağını bile biliyor muydu da bu tür şeyler söyleyebiliyordu?

"Ouww..." diyebildi sadece utançtan domatese dönen çocuğun haline. Bir yandan da Boleyn bebesi boş yapıyor, André'ye sataşıyordu. Cadının fikri değişmişti. Bu zengin züppe çocuk, göründüğünden daha aptaldı.

"Lan gülmeyin, demedim diyor çocuk! André dur- veee gitti." İç çekerek uyumakta olan baykuşunu dürttü, uyandırdı,  "Baymayankuş, şunun peşinden git bakayım, şimdi ölürse mölürse falan ensesinden tutar çekersin!" Sonra da kızgın bakışlarını yeşilli ikiliye çevirdi.

"Sizin tüm atalarınızı müzik kutusuna süs diye götüne demir sokarak saplayıp müzik eşliğinde dans ettireyim, tamam mı? Franziska, André'nin böyle bir şey diyeceğini düşünmüyorum şahsen. Dediyse bile insan içinde bunu dillendirmenin iyi bir şey olacağını düşündüren ne sana? Boleyn, ebenin amı, ben seni dağa çıkaracağım şimdi. Senin için sorun olmayabilir ama aptal değilsen anlayacağın gibi André için sorundu bu dalga geçme seansı. Hani ağlayarak gitti falan, fark etmediysen diye söylüyorum! Şakalar sadece iki tarafın da hoşuna gitmelidir, eğer bir taraf bundan eğlenmiyorsa bu..." diyerek başladığı bu konuşmasına kimse bölmediği müddetçe sabaha kadar devam edebilirdi.

Eadwig Alger Boleyn:
"Yok artık Harris... Sen-" Yüzümde şaşırmış bir gülümseme ile André'ye baktım. "Ağlıyor musun?" Öh, böyle bir şeye de ağlamazsın be! Abi şakalaşıyoruz şurada ağlayacak ne var anlamadım ki? André ayağa kalktı yanımda oturan kıza baktı. Ona kötü laf ettiği için üzüldüğünü belirten bir cümleyi yarım yamalak kurdu ağlamasının arasında. Valla Merlin affetsin bu daha da komik geldi. Elimle ağzımı kapatıp içten içe gülmeye devam ettim. Zaten André de kendini daha rezil ettiğini fark edip kaçtı gitti ağlayarak. Strömm'ü falan mı seviyor bu çocuk? Yok artık. Sevdiğin kız ulu orta testis geçse sen de ağlarsın harbi. Ancak işte böyle, hayat sana vuracak ki öğreneceksin. Strömm de, hiç aşık olunacak kız değil ha. Takılınır mı? Takılınır tabi. Ancak uğruna da ağlanmaz.

O gidince gülmemi saklamak zorunda kalmadığım için gözlerimdeki yaşları sildim. André'nin tersine gülmekten yaşarmıştı gözlerim. Ravenclaw'dan kız bir anda Strömm'a çıkıştı. Gözlerimi devirdim o böyle atarlanınca. Bu insanlar hayatı ne sanıyor ya? Eğer ezdirirsen, ezerler. Bana da bir şeyler söylediğinde gözlerimi devirdim. "Herkes burada ne döndüğünü anladı zaten." dedim umursamaz bir şekilde. "Strömm'un dediğinin gerçek olmadığını biz de biliyoruz bayan zeka. Harris'in sorunu ne? Kız eli tutmamak mı? Pfft. Sanki üç aylık maaşını çaldık. Sanki mülkünü üstümüze geçirdik. Boş iş." Ayağa kalktım oturduğum yerden. André'nin gitmeden önce doldurduğu bardağı alıp diktim kafama. Büyüyle yaratılmış bardağı yere attıktan sonra Mirabelle'e baktım. Daha demin profesöre kullandığım ses tonuyla "Haddini bil, Starlight. Ben sana saygılı davranıyorsam, sen de bana o saygı çerçevesinde davranacaksın." dedim bana küfretmesine hitafen. Küfür eden kadınlardan tiksinirim. Bana atarlanan kadınlara da fena sinirlenirim. Ailesi yok ki terbiye versin. Şaka iki tarafın da eğleneceği bir şey olmalı diyor. Bu kızın yaşamı şaka ama annesinin de, babasının da hiç hoşuna gitmemiş. Mantıksız. "Ben gidiyorum." dedim. "Profesör gelirse Boleyn tuvalete gitti der takılmaya devam edersiniz."

Ardından da döndüm gidiyorum Slytherin salonuna bye.

Franziska Strömm:
Bombayı attıktan sonra sessizce köşesine çekildi. Bezelye kadar beyni olan birisi bile Franziska'nın dediği şeyleri Andre gibi birinin yapmasının imkanı olmadığıydı. Yinede öyle bir sahneyi düşünmek bile yeterince komikti ve kızıl saçlı Slytherin cadısı istediğini almıştı. Ortamda kıkırdamalar baş göstermiş, üstüne ırmağının akışına öldüğü Edgar da kızın başlattığı şeyin üstüne koyarak devam ettirmişti. Eserinden memnun bir şekilde etrafa bakınırken. Göz yaşları içinde Andre ayağa kalktı. Franziska'nın kaşları kalktı ve çocuğun kızaran gözlerinden dökülen yaşlardan haz duyarken üstüne Andrenin söylediği sözler ile daha da mest oldu. Andre titreyen sesini de alıp giderken Edgar konuşmaya başladı ve Franziska'nın bütün dikkati oraya çekildi. Franziska, Edgar'ın sarı saçlarında kaybolmak isterken lafa o sinir bozucu yetim kız girdi. Birbiri ardına söylediği saçma sapan sözler Edgar'ın keyfini kaçırmıştı ve çocuk gitmişti. Edgar'ın ardından kalktı, Mirabelle cadısının suratına dönüp. "Konuşuyorsun ama boş konuşuyorsun. Defol git yetimhanende takıl. Belki anan baban gelir seni alırda kafamız rahatlar. Küçük şırfıntı." Kıza omuz attıktan sonra Edgar'ın arkasından ortak salona doğru yollandı

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git