17 Nisan, 2026 08:53:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Snowflake  (Okunma sayısı 95 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Snowflake
« : 16 Mart, 2023 21:38:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Npc Cadı: Victorine Blackwood

Genç cadının pelerini karların üzerinde sürünürken kendisi de zar zor yürüyordu karın üzerinde. Bileklerine kadar kara batmıştı ve bu saatte yakalansa kesinlikle okuldan kovulacaktı. Fakat oraya gitmeliydi bunu neden yaptığının hiç farkında değildi ama karagöle gitmesi gerektiğini biliyordu. Kahverengi bukleler halindeki omuzlarından aşağı dökülen saçlarını gizlemek için cübbesinin başlığını çevirdi. Kendisini sakinleştirmek için sadece her şeyin yolunda olduğunu söylüyordu ama buna kendisi bile inanmıyordu. Hogwarts'ın bahçesinden gizlice çıkmaya çalıştı ve bekçiye gözükmeden bunu başardı. Şimdi ise ormanı geçip kara göle ulaşmaktaydı sıra. Oda arkadaşı ona defalarca gitmemesini söylemişti, onu ispiyonlamayacağına yemin etmişti ama onun kadar kendisi de biliyordu bunun tehlikeli olduğunu hemde bu saatte. Saat kulesininin çanı çaldığında bütün heryerde yankılanmaya başlamıştı ve bu sessiz olan gecenin daha çok ürkütücü hal almasına neden olmuştu. İçindeki bir ses ne vardı ki odanda kalıp uyusaydın diye geçirirken diğer seste oraya gitmek istediğini söylüyordu. En kötüsü ne olacaktı ki yakalanırsa okuldan atılabilirdi yada binası olan Ravenclaw yüksek bir puan kaybettirebilirdi. Ağaçların arasından başını uzattığında gölün küçük bir kısmını görebiliyordu. Yüzüne bir gülümseme oturtup gitmek için ağacın arasından çıktığında uzaktan gelen bir kurt sesi ile irkildi. Göle yansıyan dolunayın ışığı gerçekten çok tehlikeli bir zaman seçtiğinin işaretiydi. Ruhunun parçası ölmek istemediğini ve hemen geri dönmek istediğini söylüyordu fakat diğer yarısı da içine dolacak huzuru istiyordu. Kahverengi gözleri ile etrafına göz attıktan sonra göle dikti bakışlarını. Sanki gölde büyülü bir şey vardı sanki onu çağırıyordu ve ona yaklaştığında huzuru kendisinde buluyordu. Yavaş adımlarla göle doğru ilerledi etrafını kontrol edip. Bir eli asasındayken diğer eliyle de ağaçlara tutunarak ilerlemeye çalışıyordu.

Eğer mevsim yaz olsaydı genç cadı ayaklarını göle sokacağını düşünüyordu fakat gölün kenarları buz tutmuştu. Kar taneleri gök yüzünden süzülerek düşerken genç cadı bakışlarını etrafında gezdirdi. Sanki birisi vardı burada ve onun buraya gelmesini istiyordu belkide bunu birisi değilde göl istiyordu. İngiltere de de aynı şey oluyor muydu her zaman kaçıp sahile iniyordu ve sanki deniz onunla konuşuyordu. Genç cadı oturmak için etrafında bir şey aradı ama bulamadı etraf kar içindeydi ve oturabileceğini sanmıyordu. Etrafta biraz gezindikten sonra sabit bir yerde durdu.  Üşüdüğünden dolayı ellerini bir birine sürtmeye başladı ve nefesiyle beyazlaşan küçük ellerini ısıtmaya. Soğuktan dolayı elleri üşümüştü nefesinin çıkardığı buhar gök yüzüne karışırken arkasındaki çalılardan gelen bir sesle irkildi genç cadı. Asasını kavradı hemen eli "Kim var orada kimsin ve nesin" dedi fakat sesi çok fazla çıkmıyordu. Çalıların içindeki şey kendisini belli etmeye başladığında genç cadı geriye doğru bir adım attı.  Daha önce görmediği bir yaratık karşısında dikilmiş ona bakıyordu. Sanki bir örümcek ti ama daha büyüktü. Acaba arkadaşının korktuğu örümcekler bunlar mıydı ve ona ormanda yaşayan Acromantula adındaki canavar. Örümcek ön kıskaçlarını hareket ettirirken gözlerini de lezzetli bir ava dikmiş gibi bakıyordu. Victorine geri adım attığında artık daha fazla adımı olmadığını fark etti ya buz gibi suya düşecekti yada karşısındaki yaratığa yem olacaktı.

Oradan bir şekilde kurtulup kaçmaya başlamıştı fakat örümcek çok daha hızlıydı. Ona akşam yemeği gibi bakan şeyden nasıl kaçacaktı bilmiyordu ama kendisini savunmalıydı. Arkasını döndü koşarken ama kar da koşmasına engelliyordu. "Bombarda" diye bir sözcük döküldü dudaklarından, örümceğe isabet etmemişti ne yazık ki. Genç cadı önüne baktığında yine gölün oraya geldiğini fark etti ne yani yuvarlak mı çizmişti yoksa yada gölün diğer ucunda mıydı. Kendi kendine kapana sıkışmıştı. Örümceğin ilk hamlesinden yere düşerek kurtulmuştu, onu gizlemeye çalışan cübbesinin başlığı açılmış ve kahverengi bukleleri meydana çıkmıştı. Artık işim bitti diye düşünüyordu genç cadı.
« Son Düzenleme: 19 Mart, 2023 13:09:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Maskeli Kişi »

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #1 : 16 Mart, 2023 22:24:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç adam stajyer olduğu halde Noel tatilini her yıl yaptığı gibi Hogwarts'da geçiriyordu. Evi Avustralya'da olduğu için İngiltere'de kalacak bir yeri yoktu ve bu yüzden tatil için Hogwarts'a gelmişti. Oda arkadaşlarından sadece biri oradaydı ama çevresi geniş bir çocuk olduğu için gün boyunca giden gelenleri bol oluyordu. Normalde de bu durumdan sıkılacak olan Balian, dolunayın geliyor olmasının etkisi ile daha çok rahatsız oluyor, bunalıyordu. Oda da biraz da olsa yalnız kalmayı diliyordu. Akşam saatleri olduğunda oda arkadaşı başka bir odaya eğlenmek için gitmişti. Genç büyücü koca bir oh çekmiş ve yatağına uzanmıştı. Yatağında yattığı sırada bu dolunayı da sorunsuz bir şekilde atlamayı dilemişti. Kurt adam olduğunun ortaya çıkması en son isteyeceği şeylerden biriydi. Bu yüzden oldukça tedbirli davranıyordu. Hem açığa çıkmaması için hem de dolunay zamanı kendini kaybedip birine zarar vermemesi için.
Balian odada kimse yokken iksirini dikti kafasına. Dolunay gecesiydi ve dönüşmemek için elinden geleni yapmalıydı. Tılsımını da kontrol ettikten sonra odasından hızla çıkmıştı. Her ne kadar bir sorun yaşamayacağından emin olsa da kritik saatlerinde dışarıda olmayı yeğliyordu. Bekçiye yakalanmadan ormana gidebilmeyi umuyordu. Sırf bu yüzden cübbesini de odasında bırakmıştı. Ses çıkarmasını istemiyordu. Ses çıkarmamak için yavaş adımlarla Hogwarts'ın koridorlarında ilerliyordu. Bahçeye çıktığında olabildiğince hızlı ilerlemişti, neyse ki bekçiye yakalanmadan ormana ulaşmayı başarmıştı. Balian'ın ormana girdiği yerin biraz daha ilerisinde bir hareket vardı. Genç büyücü biraz daha iyi bakınca onun küçük bir öğrenci olduğunu anlamıştı. Ama başına kapattığı cübbesinin kapüşonu yüzünden cinsiyetinden emin olamamıştı. Omuz silkip ormana girerken onun hakkında tek istediği o küçük çocuk yüzünden yakalanmamaktı.

Ormanın içinde yavaş yavaş ve amaçsız bir şekilde yürüdüğü sırada bir çıtırdı duydu. Çıtırtı yakından gelmiyordu ama zaten normal insanlardan daha yüksek seviye olan ve dolunayın etkisi ile daha da artan duyuları bunu duymasını sağlıyordu. Ne kadar uzak olduğunu bile kestiremediği çıtırtıyı umursamadan yürümeye devam etti. Çok geçmeden çıtırtıya doğru yürüdüğünü anlamıştı. Çünkü ses gittikçe yaklaşıyordu. Bir süre daha boş boş yürümüştü ki karşısında bir acromantulanın çıkmasıyla olduğu yerde durmuştu. Koca yaratık Balian'ın varlığını hissetmiş olmalıydı ki sekiz gözünü birden genç büyücüye çevirmişti. Bir kaç adım kadar yaklaşan yaratık Balian'ı dikkatle incelemişti. Biraz daha ilerlemeye karar vermiş olacaktı ki Balian'ın bir adım atması ile gerilemişti. Ardından homurdanarak göle doğru çekip gitmişti. Yaratığın nereye gittiğini umursamayan Balian devrilmiş bir ağacın kütüğüne oturdu. Başını kaldırıp ağaçların arasından pişkince gülümseyen dolunaya baktı. Bundan iki yıl önce yine Noel gecesi ısırılmıştı genç adam. Bakışlarını ormana çevirdiğinde o gece bir kez daha canlandı gözünün önünde. Sanki başını sallayınca yok olacakmış gibi salladı. Ardından ormandan aldığı negatif enerjinin daha da büyüdüğünü fark etti. İçini büyük bir huzursuz kaplarken acromantulanın ayak seslerini işittiği tarafa doğru yürümeye başlamıştı. Neden onu takip ettiğini bilmiyordu. Onu takip etmesini beyni değil sezgileri söylüyordu. Acromantulanın sesine yaklaştığı sırada bir uluma duydu. Umursamadan devam etti. Balian umursama da yaratık umursamış gibiydi. Sesler hızlandığını belli ediyordu.

Balian hızını düşürmeden ilerliyordu ki tiz bir çığlık sesi duyması ile olduğu yere ok gibi saplanması bir olmuştu. Kendine geldiğinde hızla koşmaya başlamıştı. Bu ormana girerken gördüğü küçük öğrenci olmalıydı. Sesine bakılırsa kızdı. Sesin geldiği göl kıyısına ulaştığında bombarda büyüsünün ağaçlardan birinde patladığını gördü. Hızla oraya doğru ilerlerken bu büyüyü kimsenin görmemesini de diliyordu. Genç kız yere düşmüştü ve acromantula avına yaklaşıyordu. Balian kazağının kolundan çektiği asasını bir şeyler fısıldayan yaratığa doğrulttu. "Bombarda!" dedi. Tam isabet eden büyü yaratığın haykırarak yana doğru yıkılmasına neden olmuştu. Genç büyücü küçük kızı yaratık tekrar doğrulmadan çıkarabilmek için hızla ona doğru koştu. Yerde şaşkınlık içinde olup biten kıza elini uzatıp "Hadi ufaklık yatağına gitme vakti." dedi. Küçük kız bir yaratığa bir de Balian'a bakarken lüle lüle olan saçları sallanıyordu. Ardından elini tutup genç büyücüden destek alarak kalktı yerden.
« Son Düzenleme: 18 Mart, 2023 00:59:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Balian d'Ibelin »

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #2 : 18 Mart, 2023 00:39:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük cadı gözlerini kapattığında duyduğu ses hayatını kurtarmasına neden olmuştu. Kahverengi gözlerini açan küçük karşısındaki dev örümceğin yana devrildiğini gördü daha sonra bakışlarını yukarı kaldırdığında beklemedik birini gördü. Minik gözleri fal taşı gibi açılmıştı bunu beklemiyordu daha önce defalarca rastladığı yada kütüphanede gördüğü yedinci sınıf öğrenci oradaydı. Arkadaşlarından öğrenmişti gencin ismini sadece evet küçük cadı sadece ondan hoşlanıyordu. Belki çocukluk hevesidir diyordu kendi kendine fakat kütüphanede her gördüğünde ona bakmadan edemiyordu arkadaşları onun kendisine göre büyük olduğunu söyleyip duruyordu hem zaten bu sene mezun olacaktı ve bir daha görme şansı yok denecek kadar azdı ama şimdi karşısındaydı işte. Genç büyücü ona doğru yaklaşmıştı ve iyi olup olmadığını kontrol eden gözlerle ona bakıyordu. Victorine ne söyleyeceğini bilmiyordu sadece genç adama bakıyordu uzattığı eli gördüğünde bir kaç saniye öylece durdu daha sonra aklına gelen yaratık düşüncelerinden sıyrılmasına neden oldu bakışlarını yaratığa çevirdi. Bayılmış mıydı şimdi yada ölmüş müydü. Sonra bakışlarını karşısında ki genç adama çevirdi. Uzattığı elini tuttu ve onun yardımıyla yerden kalktı. "O, öldü mü?" diye sordu fakat adamın olumsuz derecede kafa salladığını gördü. Sadece bayılmıştı ve uyanması an meselesiydi sadece.

"Teşekkür ederim" dedi küçük cadı karşısında ki genç büyücüye gülümseyerek. Yanaklarının pembeleştiğini hissedebiliyordu neden bu kadar utangaçtı ki, küçük olmaktan bir kez daha nefret ediyordu ne vardı bir kaç yaş daha büyük olsaydı. Bunu arkadaşlarına anlatsa hayatta inanmazlardı  Ravenclaw binasındakiler zekiler inek tipliler olarak bilinirlerdi fakat kendisi başını derde sokmuştu gece vakti. Daha sonra karşısındaki gencin de ormanda ne aradığı aklına geldi. Yani onunla aynı binadaydı onu da defalarca mavi cübbenin içinde görmüştü. Bunun için arkadaşları ona inanmayacaktı zaten gerçi inanmasalar da bu umurunda değildi. Kendisi yaşıyordu işte ve genç adam da tam karşısındaydı. Kahverengi gözlerini örümceğe çevirdiğinde hareket ettiğini gördü. Genç cadı bir adım geri gittiğinde dev örümcek homurdanmaya çoktan başlamıştı. Yanında ki genç adama baktı bundan nasıl kurtulacaklardı bilmiyordu ama büyücünün bu durumla karşı ondan tecrübeli olacaktı onun seherbazlık bürosunda staj yaptığını biliyordu. Yani tehlikeleri görmüştü ve bu olayı kısa zaman da unutacağını biliyordu. Olsun dedi yine de onu yakından görme fırsatı bulmuştu belki ilerde olur da karşılaşırlarsa en azından bir birlerini hatırlayacak bir anıları olurdu tabi karşılarındaki örümceğe yem olmayıp hayatta kalırlarsa.
« Son Düzenleme: 19 Mart, 2023 13:10:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Maskeli Kişi »

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #3 : 19 Mart, 2023 11:20:18 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Balian küçük cadının sorusuna başını sallayarak yanıt vermişti. Küçük bir bombarda büyüsü dev bir yaratığı öldürmeye yetmezdi maalesef, zaten Balian'ın amacı öldürmek de değildi. Sadece küçük cadıyı oradan çıkarabilecek kadar zaman istemişti. Ama cadının geçirdiği şok ile bir Balian'a bir yaratığa bakması zaman kaybettirmişti. Sonunda küçük Ravenclaw, büyücünün elini tutup ayağa kalktığında oradan uzaklaşmaya başlamışlardı. Küçük cadı teşekkür ettikten sonra bir süre Balian'a bakmıştı. Genç büyücü tam anlam veremese de bir şey demedi. Çünkü buradan çıkmak istiyordu ve yaratık çoktan homurdanmaya başlamıştı.
Büyücü küçük cadının hala şokta olduğunu düşünüyordu, çünkü ona bakmaktan başka bir şey yapmıyor hatta yürümüyordu da. Bir şey yapması gerektiğini düşünerek genç kızı bileğinden kavradı. O sırada dev yaratık yerinde kıpırdanmaya başlamıştı. Ters duran bedenini düzeltmeye çalışıyordu. Balian kızı biraz daha çekiştirmeye başlayarak hızını arttırdı. Başına gelen bu olaya inanamıyordu. Sadece dolunayda yalnız kalmak istemişti ama şimdi dev bir örümcekten kaçıyordu. Tek başına olsaydı kaçmasını gerektirecek bir durum olmayacaktı belki de ama küçük cadı ile olmak onu koruması gerektiğini hissettiriyordu. Acromantula dev bedenini düzeltip uzun bacaklarını tıkırdatarak peşlerinden gelmeye başlayınca Balian asasını daha sıkı kavradı. Bir yandan kızı kolundan tutmuştu. Hızla ormanda ilerliyorlardı. Genç adam bombarda büyüleri nedeniyle yeterince dikkat çekmiş olabileceklerini düşünüyor bu yüzden başka büyü yapmak istemiyordu. Ama vazgeçmeyi bilmeyen bu aç yaratıktan başka türlü kurtulamayacaklarını da biliyordu. Küçük cadının şaşkın bakışlarına aldırmadan olduğu yerde durup arkasını döndü. Yaratığın nişan alabileceği bir görüş alanına gelmesini bekliyordu. Az önceki büyülerden dikkat çekmedi iseler bu büyü yüzünden çekeceklerinden emindi. Şimdi gören olmasa yarın bekçi ormana girdiğinde dev yaratığın ölü bedenini bulabilirdi. Genç büyücü yaratığı öldürmemeyi diliyordu ama sonuç ölümü olursa da çok üzülmeyecekti. Çünkü bir şey yapmazsa onların bedenleri bile bulunamayacaktı. Acromantula hızla onlara yaklaştığında genç büyücü asasını kaldırıp doğrulttu. "Aranai Exumai!" sözcükleri döküldü dudaklarından.

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #4 : 19 Mart, 2023 13:09:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dev örümcek homurdanmaya başlamıştı demek ki ayılıyordu. Buradan gitmeleri gerektiğini biliyordu ama örümcek çok hızlıydı en azından kaçarken bunu öğrenmişti koşsalar bile onları yakalayabilirdi. Bakışlarını yanındaki son sınıf Ravenclaw öğrencisine sabitledi. Bir şey yapmasını bekliyordu ondan en azından o örümcekten kurtulacak bir şeyler. Kısa süre sonra genç adamın elini bileğinde hissetmişti. Bakışlarını genç adama çevirdiğinde gitmeleri gerektiğini biliyordu. Arkasına dönüp bakış attığında dev örümce büyük bedenini düzeltmeye çalışıyordu. Etrafında ki karları havalandırırken bacaklarını kıpırdatmaya ve koca cüssesini yukarı kaldırmaya çalışıyordu. Ağzındaki büyük kıskaçları açıp kaparken genç cadı o yaratığın gerçekten çok korkunç olduğunu düşündü.

Hızlanmaya başladılar, genç cadı adım atana kadar önündeki genç daha fazla adım atıyordu. Ne yani kendisi daha küçüktü aralarında beş yaş vardı belki ileri ki yıllarda bu bir şey değiştirmezdi ama büyüme evresinde çok şey değiştiriyordu. Her geçen dakika bileğindeki el onun bileğini daha çok kavrıyor ve sıkıyor kendisine doğru daha çok çekiyordu. Genç melez küçük ayaklarına daha fazla koşmaları için emir yağdırırken arkalarından gelen sesle irkildi. Örümcek neredeyse onlara yetişmişti ve sanki onlara bir şeyler demeye çalışıyordu. Herhangi bir derste bunlar hakkında yada diğer yaratıklar hakkında bilgi edineceklerse o dersi kesinlikle dikkatle dinleyecekti. Fakat gece yarısı bir daha karagöle gitme fikri için kendisine söz veremiyordu. Göl sanki onu içine çekiyordu sanki biri ona sesleniyor ve onu hipnotize ediyordu. Düşüncelerden sıyrılması fazla zamanını almadı lakin arkalarından gelen örümcek bir şeyler söylemeye çalışırken sanki genç cadının beynini kemiren bir ses çıkarıyordu. "Örümceklerden nefret ediyorum" dedi genç cadı koşarken tökezlese de karşısındaki genç adam ona yardım etmişti. Kısa süre sonra durmasıyla genç melez şaşırdı. Ne yapmayı planlıyordu bir büyü falan mı. Bu düşüncesi doğru çıkmıştı genç adam asasını örümceğe doğrultmuş genç cadı ise arkasına geçmişti ve onun kolunu tutmuştu. Eğer bu büyü işe yaramaz ise dev örümceğe yem olabilir ve cesetleri hiç bir zaman bulunmazdı. Genç büyücünün dudaklarından dökülen büyü sözleri ile asasından ışık çıkması bir oldu gayet aydınlık bir ışık örümceği hedef aldı ve onu onlardan çok uzağı gözden kaybolana kadar götürdü belkide öldürmüştü. "Bu büyüyü aklımda tutacağım" diye mırıldandı genç cadı bakışlarını genç adama çevirerek. Daha sonra da örümceğin gitti tarafa fakat bir şey gözükmüyordu yani kurtulmuşlar mıydı şimdi bitmiş miydi bu gece diye geçirdi içinden daha sonra ağaçların arasından bir ses duydu. Genç cadı bakışlarını o yöne çevirdiğinde cübbeli bir adam elinde feneri ile onların bulunduğu tarafa geliyordu. "Bekçi" dedi genç cadı ve saklanmak için adımlarını hızlandırdılar. Yapılan büyü Hogwarts'ın bekçisi tarafından duyulmuş ve etrafı kolaçan etmek için gelmişti. Genç cadı önden çalıların arasına girerken arkasından da büyücünün geldiğini biliyordu. Kendilerini gizlemeye çalışmışlardı yakalanırsalar bunlar Hogwarts hayatının sonu olurdu.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #5 : 22 Mart, 2023 10:54:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç adamın asasından yayılan büyük ışık ile birlikte dev yaratıkta yok olup gitmişti. Çığlığımsı bir ses çıkaran yaratığın yok oluşunun ardından yine bir çıtırtı ile irkildi Balian. Çok geçmeden küçük cadının dudaklarından da bekçi kelimesi dökülmüştü. İki Ravenclaw hızla ağaçların yoğun olduğu yere dalmışlardı. İkisi de mümkün olduğunca az ses çıkarmaya çalışarak ilerliyorlardı. Balian yakalanacaklarını tahmin ediyordu ama bu kadar çabuk gerçekleşeceğini sanmıyordu. Bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı ve bu durumdan kurtulmak için bir çözüm düşünüyordu. Ama dolunayın etkisiyle kasılan kasları ve gittikçe artan sinir katsayısı pek de kolaylık sağlamıyordu genç adama. Böyle kaçmanın bir işe yaramayacağını bu sonunun yakalanmak olduğunun farkında olduğu için küçük kızı yine kolundan kavradı.

Bir ağacın gövdesine yaslanırken şaşkınlıktan küçük bir çığlığa benzeyen ses çıkaran kızın ağzını kapattı. Ardından kolunu küçük kızın boynuna sararak onu kendisine doğru çekti. Ne kadar az yer kaplarsalar o kadar az görülme ihtimalleri olduğu için bunu yapmıştı. O anda genç adam vücut sıcaklığını hatırladı. Küçük kızın, bu karlı havada genç adamın nasıl bu kadar sıcak olduğunu fark etmemesini diledi. Kurt adam olmanın getirdiği şeylerden biri de buydu işte. Hava ne kadar soğuk olursa olsun kurt adamlar her zaman sıcaktı, iksirler normal insanlar gibi olmasını sağlıyordu ama çok uzun sürmüyordu bu durum. Fark etmemiş olmasını dileyerek göz ucuyla ağaçların arasına baktı. Onların sesiyle birlikte bekçinin ayak sesleri de kesilmişti. Belli belirsiz görünün fenerin ışığı sabit bir şekilde duruyordu. Genç adam hızla ne yapması gerektiğini düşünürken "Orada hangi ufaklıklar varsa, sonunuz atılmaya kadar gidebilir ortaya çıkın!" dediğini ve bekçinin ayak seslerinin geri döndüğünü duydu. Küçük kızın gözleri yine korkuyla büyürken genç adam yine asasını salladı. Rüzgarın dahi dururken, bekçinin de büyüye maruz kalmasını umdu. Kızın boynundaki kolunu çekince "Hadi." diye fısıldadı.

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #6 : 22 Mart, 2023 11:11:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük cadının nefes düzeni bozulmuş korku endişe ve bilmediği bir duygu onun bedenini ele geçirmişti adeta. Üstelik genç adama bu kadar yakın olacağını hiç düşünmemişti hiç bir zaman o uzaktan sevmişti onu sadece bakışları ile ama şimdi tam yanı başındaydı. Ona göre çok küçük olduğunu biliyordu yani onun öyle gördüğünü biliyordu aralarında yaş farkı sadece beş olmasına rağmen yine de bir umudu olduğunu sanmıyordu. En azından şimdilik belki ilerde karşılaşırlardı ve o zaman büyümüş olursa belki bir şansı olabilirdi. Bakışlarını yanındaki adama çevirmemeye çalıştı sadece ağaçların arkasında saklanmaya çalışıyordu. Yavaş adımlar ile ilerlemeye çalışıyorlardı en ufak ses bekçiyi şüphelendirceğini biliyordu zaten genç adamın yaptığı büyü bekçiyi buraya çekmişti ve ondan kurtulmazlarsa bu pek iyi sonuçlanmazdı. Eğer babasına bir mektup giderse yada okuldan atıldığını bildirirlerse babasının ona çok kızacağını biliyordu. Bir Blackwood nasıl olur da bu kadar aşağılanır diye sözleri kulaklarında çınlamaya başladı. Endişe ile alt dudağını ısırırken bakışlarını genç adama çevirdi. Onunda endişeli olduğunu biliyordu genç adam son sınıf öğrencisiydi ve mezun olmaya bu kadar yaklaşmışken onun da başını belaya sokmuştu. Üstelik özür dilemek için de artık çok geç olduğunu biliyordu. Genç cadı kolunda hissettiği el ile düşündüğü şeylerden kurtuldu bakışlarını genç adama çevirdi.

Genç cadı küçük bir çığlık atmıştı adeta bunu neden yaptığını bilmiyordu ama saniyesinde ağzını kapatan bir el hissetmişti. Genç cadı bunun aşkınlığını atamadan boynuna dolanan kol ile genç adam onu kendisine doğru çekmişti. Genç cadının kalp atışları artık deli gibi atmaya başlamıştı neler olduğunu anlamamıştı. Genç adam etrafı kolaçan etmeye çalışırken küçük cadı da derin derin nefes almaya başlamıştı. Her aldığı nefes boğazında düğümleniyordu. Bedeninin ve sesinin titremesini istemiyordu ama küçük bir yaprak parçası gibi titrediğini biliyordu. Soğuk içine işlemeye çalışırken genç adamın teninin garip derece de sıcak olası onu ısıtıyordu resmen . Bakışlarını yavaşça genç adama kaldırırken onunda genç cadıya bakmasıyla küçük cadı bakışlarını tekrardan yere indirdi. Ayaklarının altında ezilen kara bakıyordu, bekçinin sesini duyduğunda bakışlarını kaldırdı. Korku içinde bakarken bekçinin tekrardan onların olduğu tarafa geldiğini görebiliyordu. Genç adam bir şeyler yapmak için asasını kaldırmış ve asasını sallamıştı daha sonra genç cadıya doladığı kolunu çekti ve yakaladıkları fırsatı kullanmak için tekrardan koşmaya başlayacaklarını belirtmişti. Ağaçların içinden çıkıp koşmaya başlarken genç cadı "Özür dilerim" diye fısıldadı. Genç adamın duyduğunu bilmiyordu ama duymuş olmalıydı öyle çok kısık bir şekilde söylememişti sonuçta.

Çevrimdışı Balian d'Ibelin

  • Hogwarts Profesörü
  • 11. Seviye
  • İleti: 67
  • 56 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Balian d'Ibelin
  • Güç Puanı: 17
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: tunahan
  • Meslek: Sihirli Yaratıkların Bakımı Profesörü
  • Cemiyet: Özgür Orenda Kardeşliği
  • Biçim Değiştirme Gücü: 25
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, Seviye 3
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #7 : 22 Mart, 2023 11:30:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Balian'ın büyüsü sayesinde bekçi donmuştu. Bunu fırsat bilen iki Ravenclaw ağaçların arasında yine koşmaya başlamıştı. Koşarken küçük cadının özür dilediğini duysa da aldırış etmedi genç adam. Özür dileyecek bir neden göremiyordu çünkü. İkisi de bu saatte ormanda olarak suçluydular ve küçük kızın bir acromantula ile karşılaşmış olması ise sadece bir talihsizlikti. Eğer o dev böceğe yem olmuş olsaydılar sadece kendi aptallıklarından olacaktı. Neyse ki büyü işe yaramış ve ondan kurtulmuşlardı. Bekçiyi de atlatmışlardı ama bu tehlike hala sürüyordu. Büyünün etkisi her an geçebilir ve bekçi için zaman akışı normale dönebilirdi. Bu yüzden olabildiğince hızlı bir şekilde ilerliyordu Balian, küçük kız da minik adımları ile yetişmeye çalışıyordu.
Balian kızın adım seslerine eşlik eden ve oldukça hızlı atan kalp atışlarını fark edince biraz yavaşlamıştı. Vücudunda gezen adrenalin yüzünden anca kendine gelen genç, küçük cadının kalp atışlarının ne zamandır böyle olduğunu merak etmişti. Sanırım fazla hızlı gittim diye düşündü. Koca adımlarının yanında küçük kalan kızın adımlarına bakınca böyle olduğuna kanaat getirdi genç adam. Ormanın çıkışına yaklaştıkça hem küçük kız dinlensin diye hem de bekçi dışında birinin gelip gelmediğini kolaçan etmek için biraz daha yavaşlamıştı. Kimsenin olmadığını onayladıktan sonra neyse ki kimseye fark ettirmeden binaya ulaşmışlardı. Kulelerine geldiklerinde parolayı söyleyip ortak salona gelmişlerdi. Balian yine biraz önden gidip kimsenin olup olmadığını kontrol etti. Yine boş olduğunu görünce üzerinden büyük bir kalkmış gibi bir oh çekti. Ardından küçük cadıya dönüp "Umarım bir daha ormana gitmeye kalkmazsın. Bir sonraki sefer bu kadar şanslı olamayabilirsin." dedi.
« Son Düzenleme: 22 Mart, 2023 14:53:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Balian d'Ibelin »

Maskeli Kişi

  • Ziyaretçi
Ynt: Snowflake
« Yanıtla #8 : 22 Mart, 2023 11:43:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Şanslı mıydı bu gün yoksa tam tersine rezalet bir durumda mıydı bilmiyordu. Hogwarts'ın kurallarını çiğnemiş ve başına belanın ona göre en büyüklerinden açmıştı. On iki senelik hayatı boyunca adeta büyükannesinin ve babasının kanatları altında büyümüştü ve sakin bir yapısı olduğundan başını belaya bulaştırmamıştı ta ki bu geceye kadar. Ne diye göle gitmişti ki sanki. Oraya giderken her şeyin yolunda olacağını söylemişti kendisine fakat diğer bir yarısı onun gitmemesi için uyarmış oda arkadaşı onu gördüğünde genç cadı sadece hava almaya çıkacağını söylemişti. Küçük kız ise sanki hissetmiş gibi Victorine'e dikkatli olmasını söylemişti. Şimdi ise düştüğü bu durum ona göre tamamen utanç vericiydi. Bu durumu pekte arkadaşlarına anlatacağını sanmıyordu, zaten hiç birinin inanmayacağını biliyordu bu olay karşısında.

Genç adam yavaşlamış ve Victorine ona yetişmişti fakat küçük cadı soluk soluğa kalmıştı. Belki karşısındaki adam yavaş yürümüştü belki de koşmuştu bilmiyordu ama genç cadı ona yetişmek için hayatında olmadığı kadar hızlı hareket etmişti. Bu gece zaten koşmak ile geçmişti onun için. Kendisi hızlı birisi değildi o daha çok sakinliği ve huzuru severdi. Gölün kıyısına da bunun için gitmişti belki de kendisini bulmak için. Neden diğer çocuklar o göl hakkında böyle hissetmiyor diye geçirdi içinden yada hissediyorlar mıydı. Ama arkadaşlarına sorduğunda ona acayip bakıyorlardı. İlk başlarda gölün büyüsü olarak nitelendirmişti ama sadece ona karşı böyle olamazdı değil mi. Genç adam etrafı kolaçan ederken küçük cadı da arkasına dönüp bekçiye baktı. Daha ortalarda gözükmüyordu bu en azından iyiye işaretti. Adımlarını hızlandırıp içeri girdiler Hogwarts'ın aralık kapısından içeri girip Ravenclaw ortak salonuna gittiler. Vicroeine için fazla olan maceranın sonuydu artık. "Bir daha gidebileceğimi sanmıyorum" dedi genç adama gülümseyip. "Her şey için teşekkürler" diye ekledi daha sonra bu macerayı vücudundan atmak için odasına gitti.

Bitti...