Genç adamın asasından yayılan büyük ışık ile birlikte dev yaratıkta yok olup gitmişti. Çığlığımsı bir ses çıkaran yaratığın yok oluşunun ardından yine bir çıtırtı ile irkildi Balian. Çok geçmeden küçük cadının dudaklarından da bekçi kelimesi dökülmüştü. İki Ravenclaw hızla ağaçların yoğun olduğu yere dalmışlardı. İkisi de mümkün olduğunca az ses çıkarmaya çalışarak ilerliyorlardı. Balian yakalanacaklarını tahmin ediyordu ama bu kadar çabuk gerçekleşeceğini sanmıyordu. Bir şeyler yapması gerektiğinin farkındaydı ve bu durumdan kurtulmak için bir çözüm düşünüyordu. Ama dolunayın etkisiyle kasılan kasları ve gittikçe artan sinir katsayısı pek de kolaylık sağlamıyordu genç adama. Böyle kaçmanın bir işe yaramayacağını bu sonunun yakalanmak olduğunun farkında olduğu için küçük kızı yine kolundan kavradı.
Bir ağacın gövdesine yaslanırken şaşkınlıktan küçük bir çığlığa benzeyen ses çıkaran kızın ağzını kapattı. Ardından kolunu küçük kızın boynuna sararak onu kendisine doğru çekti. Ne kadar az yer kaplarsalar o kadar az görülme ihtimalleri olduğu için bunu yapmıştı. O anda genç adam vücut sıcaklığını hatırladı. Küçük kızın, bu karlı havada genç adamın nasıl bu kadar sıcak olduğunu fark etmemesini diledi. Kurt adam olmanın getirdiği şeylerden biri de buydu işte. Hava ne kadar soğuk olursa olsun kurt adamlar her zaman sıcaktı, iksirler normal insanlar gibi olmasını sağlıyordu ama çok uzun sürmüyordu bu durum. Fark etmemiş olmasını dileyerek göz ucuyla ağaçların arasına baktı. Onların sesiyle birlikte bekçinin ayak sesleri de kesilmişti. Belli belirsiz görünün fenerin ışığı sabit bir şekilde duruyordu. Genç adam hızla ne yapması gerektiğini düşünürken "Orada hangi ufaklıklar varsa, sonunuz atılmaya kadar gidebilir ortaya çıkın!" dediğini ve bekçinin ayak seslerinin geri döndüğünü duydu. Küçük kızın gözleri yine korkuyla büyürken genç adam yine asasını salladı. Rüzgarın dahi dururken, bekçinin de büyüye maruz kalmasını umdu. Kızın boynundaki kolunu çekince "Hadi." diye fısıldadı.