17 Nisan, 2026 08:53:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde  (Okunma sayısı 330 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı William N. Harker

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 154 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To William N. Harker
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 10
Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« : 20 Mart, 2022 15:59:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
…
Kırık asasına ulaşmak için sonsuz bir çaba veriyormuşçasına kasılan cansız kasları adamı sonsuz ızdırabına hapsolmuş gibi gösteriyor, yanı başındaki boş iksir şişesi de bu gizeme imzasını atan anonim bir sanatçının fırça darbesini andırıyordu. Şaşkınlığımı gizleyemeyeceğimi biliyordum, bu nedenle denemedim bile: “Olay yerinde mutlaka bir aldatmaca olacağını söylemiştiniz, dediğiniz gibi de oldu. Gerçekten bunun intihar süsü verilmiş bir cinayet olduğunu mu düşünüyorsunuz?”

Her zaman yaptığı gibi şaşkınlığımdan keyif alıyormuşçasına yavaş hareketlerle arkasını döndü, cebinden çıkardığı piposunu Diagon yolunun sunabileceği en değerli tütünlerle doldururken hareketleri aceleden uzaktı. “Çıkarımlarımı tamamen yanlış yorumladın sevgili dostum Profesör Cutson; bir aldatmaca olacağı şüphesizdi elbette. Fakat bu vaka çok açık ki, cinayet süsü verilmiş bir intihar!”

-SON-


Okuduklarının zihnine ulaşabilmesi için birkaç saniye verdi kendine William; sonrasında birkaç saniye daha verdi, çünkü hala okuduklarına anlam verememişti. En sonunda tiksintiye benzer bir ifade ile çarpılan bakışları daha fazla sayfaları görmek istemiyormuş gibi kapattı kitabın kapağını. ‘Bu seri de iyice bozdu’ diye düşündü kendi kendine. Daha fazlasını düşünmeye vakit bulamadı çünkü kafasını kaldırdığı gibi kendisine doğru yaklaşan Alfred ve Peter’ı fark etti. Alfred heyecanla lafa atıldı:

“Will! Seherbaz Merlock’un Maceraları’nın son kitabı mı o? Sonuna inanamayacaksın! Ciddiyim, acayip zekice bir sürprizle bitiyor, aklın uçup gidecek!”

Sadece bir anlığına yüzüne eleştirel bir şaşkınlıkla baksa da yorum yapmamayı tercih etti William. Ardından kendisini gizli toplantıları için buluşmaya buraya çağıran arkadaşını beklerken sırtını dayadığı ağaçtan güç alarak ayağa fırladı ve “Bırak şimdi kitabı! Bu planın var ya, şimdiye kadar çıkardığın en absürd, en tehlikeli, en anlamsız saçmalık! Bu çılgınlığa katılacağımı düşünüyorsan… Göz göre göre bunun parçası olacağıma biraz bile ihtimal veriyorsan…” bir saniye duraksayıp gülerek devam etti “...beni iyi tanımışsın demektir. Ama yine de başımıza bir şey geldiğinde ‘ben demiştim’ diyeceğim, onu bil.”

Gülüşmelerinin ardından Peter’a dönüp: “Seni nasıl ikna etti asıl?” diye sordu. Çocuk omuzlarını silkip ciddi bir sesle “Biraz araştırma yaptım ve başarı ihtimali aslında o kadar da düşük değil. Ayrıca tehlike konusunda haksız değilsin, o yüzden yanınızda olsam daha iyi.” diye yanıtladı. Alfred ise kollarını Peter’ın omzuna atıp “Ah benim sevgili dostum Pete, ne zaman şu yalanları bir kenara bırakıp da benim çılgın fikirlerime bağımlı olduğunu itiraf edeceksin?”

Kimin motivasyonunun ne olduğu hakkında heyecanlı bir konuşmayla geçen birkaç dakikanın ardından ne zaman başlayacaklarını soran William’a önce Iris ve Rose’un gelmesini beklediklerini söyleyen Alfred diğerlerini bir kere daha şaşırtmıştı. “Kızlar da mı gelecek? Iris’i katılmaya ikna ettin mi cidden?” diye sordu William. Alfred ise “Henüz tam planı söylememiş olabilirim. Aslında henüz bir plan olduğunu da söylememiş olabilirim. Daha doğrusu henüz hiçbir şey söylememiş olabilirim. Ama ikisine de not gönderdim, geleceklerine emini- Hah bak, şu yaklaşanlar onlar değil mi?”

Çevrimdışı Iris Ashworth

  • Ravenclaw
  • 5. Seviye
  • İleti: 17
  • 77 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Iris Ashworth
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #1 : 21 Mart, 2022 22:49:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Bugün Hufflepuff ortak salonunda Eleanor koşturarak yanıma gelip saçlarımın bir değişikliğe ihtiyacı olduğunu söyledi. Çok düzlermiş. Sence böyle bir şeye gerek var mı, Iris? Aklıma takıldı.” Gömüldüğü tılsım notlarından başını kaldırdı Iris, Rose’un söylemiyle. Eleanor arada sırada gelip Iris’e de yorumlarda bulunuyordu ama pek ciddiye aldığı söylenemezdi. Sık sık bu tarz hareketlerini gördüğü için gerçek bir tavsiye niteliğini kaybetmiş artık. Niçin bütün kızlara gidip muhtelif yorumlarda bulunduğunun herhangi bir sebebini ya da mantığını bulamasa da sorgulamayı bırakalı çok olmuştu, zira kafasını yorabileceği daha önemli şeyler vardı. Ayrıca, Rose’un duru bir güzelliği vardı. Kafasının bulandırılmasını istemezdi.“Geçtiğin yerlerde kurumuş çiçekler boy gösterip canlanıyor ve başını gün ışığına çeviriyor Rose. Başka bir şey yapmasan da olur.” dedi uysal bir ses tonuyla yüzünde yaz günü kadar sıcak bir gülümsemeyle. Rose’un yavaşça çatılmış olan kaşları geri gevşediğini gördüğünde sırtını o rahatlıkla duvara dayadı. Bahçede bir süredir dönemin başından beri tuttukları notları derleme ile uğraşıyorlardı. Zamanın nasıl hızlı geçtiğini sabahtan beri unutmuş, son parşömen parçasına geçmişlerdi ve haliyle zihnen yorulmuşlardı. “Biçim Değiştirme’ye yarın mı baksak?” diye ortaya önerisini attı Iris. “Bunu sen mi söylüyorsun?” dedi karşılık olarak Rose anında. “Kulağa o kadar inanılmaz geliyor olamaz, değil mi?” Gülüyordu. Tekrar düşündüğünde Iris de şimdi inanamamıştı. Yoksa devam mı etmeliydiler? Yanı başında duran parşömenlere bakışlarını çevirip parmaklarını notları karıştırmak için kullanırken Iris’in tekrardan çalışmaya yöneleceğini düşünen Rose atılmıştı söze yeniden. “Kurcalamaya devam etme sakın. Biçim Değiştirme’ye geçersek rahat iki saat daha buradayız. Hadi ama… Bir kere söyledin artık. Ölmeyiz ya! Yarın da bizim.” Doğru yerde doğru kişiden gelen bastırma ile Iris elini bir suçlu gibi havaya kaldırıp yüzünde muzip bir gülme ile “Sözüm söz.” diyerek anlaşmaya vardı. Ardından, “O zaman önce elimizdekilerden kurtulalım. Sonra da gidip bizimkileri buluruz.” dediğinde ikisini de aynı anda toparlanmaya başlamıştılar çoktan. Kalan son sayfa tılsım notunu da özenli bir şekilde yarın ilk bakılacak parça olarak en üste koyup ayaklandı. O sırada Rose hala bir şeyler arıyor gibiydi. “Neye bakıyorsun? Yanlışlıkla ben almış olabilir miyim?” diye sorar sormaz elindekilerle ilgilenmeye geri dönmüştü ki parmak ucuyla parşömenler arası geçiş yapacakken ayırdığı sayfanın hemen arkasında en başa iliştirilmiş kendisine ait olmayan bir yazı dikkatini çekti. Daha önce gözünden kaçan ama oldukça küçük halde yazılmış olan notu okumaya yöneldi hemen. “Lanetler ile ilgili bir kısmı kaybettim sandım. Sorun yokmuş, gidebiliriz artık. Bizimkileri bulmak için yarım saat içinde burada buluşalım.”

“William elimde. Onu tekrar canlı görmek istiyorsan yarın öğle vakti orman ile gölün batısındaki açıklığa gel.”

Iris’in dudakları düz bir çizgi halini alırken, Rose merakla gözlerini dikmişti kendisine. Nereden çıkmıştı bu not? Ne demek William elinde? Kimin elinde? Şakaysa hiç komik değil. Saniyelik bir düşünme payının ardından gülerek “Ya da onlar bizi bulur.” dedi bırakılan notu gösterirken. Rose’a notu göstermeden önce"Bir kontrol etsene notları. Arka taraflarına bak özellikle. Farklı bir şey var mı?” demişti. Rose daha da meraklı bir şekilde bir çırpıda parşömenleri karıştırmaya koyulduğunda Iris cebine yerleştirdiği asasına davrandı hemen. Ne şekilde lazım olacağını bilmese de notun sahibinin nasıl bir maceraya sürükleyeceği meçhuldü. Hazırlıklı olmanın faydasını görebilirdi. O an içerisinde, Rose onca parşömen arasından çekip çıkarttığı bir tanesini Iris’e uzattı. 

“Peter elimde. Onu tekrar canlı görmek istiyorsan yarın öğle vakti orman ile gölün batısındaki açıklığa gel.”

Iris, okuduktan sonra öznesi değiştirilmiş olan kendi notunu paylaştı. Rose ne yapacaklarını sordu. Gideceklerdi elbette. Yalnızca geç fark etmiş olmalarından ötürü bahsedilen yere anca yetişebileceklerini göz önünde bulundurarak önlerinden geçen birinci sınıf bir kuzgunu durdurdu. Rose’un elindekileri de alıp çocuğa ortak salona bırakması için ricada bulundu. Akşam yemeğinde havuçlu kek dilimini de vereceğini ekleyince çocuk parşömenleri kaptığı gibi kulelere doğru yola çıkmıştı. “Gidiyoruz o halde. Kim ki bu?” diye yönelttiği soruya “Çok yakından tanıdığın biri.” olarak cevapladı. Sırıtmaktan yanaklarında bir ağrı şimdiden oluşmaya başlamıştı. Orman ile gölün batısındaki açıklığa doğru büyük adımlarla ilerlemeye koyuldular vakit kaybetmeden.

O kadar hızlı yürümüşlerdi ki koşmuş gibiydiler neredeyse. Soluk soluğa Rose ağaca dayandığında önlerine bakmadan “Gelmedik mi daha? Soracağım ona bizim ayağımızı bir pabuca sokmanın hesabını.” diyerek söyleniyordu. Iris de yorulmamasına rağmen birlikte beklemek için es verdi.“Çok az kaldı. Şu tümseğin aşağısına kalıyor olması lazım.” Hesaplarında yanılmış olamazdı ki kulaklarına dolan uğultular bunu destekler nitelikteydiler. Görüş açısını önüne düşen saç tellerinden kurtarınca yeniden kıpırdandılar.

Birkaç adımda soluğu olmaları gereken yerde aldılar. Aralığa yaklaşıp tümseğin aşağısına doğru yönelince karşılarında beliren silüetler her adımda daha da belirgin oluyorlardı. Can ciğer olarak gördüğü arkadaşlarının yanı sıra William’ın gölgesini bile ayırt edebilirdi ne kadar uzaklıkta olursa olsun. Eğer yazı biçimini tanımasaydı endişelenebilirdi ama büyük bir rahatlıkla gelmişti verilen konuma Iris. Tek endişesi bundan sonra çıkacakları maceraydı. Seslerinin işitilebileceği noktaya vardıklarında dudaklarını araladı. “Bu sefer ne ile karşı karşıyayız Alfred? Geçen sefer Hogsmeade civarında uzaktan gördüğün patisi üzerine dikilmiş Samoyed’i bir gizilgen sanıp inatla fark edildiği için görünmez olup bizden saklandığını iddia edip bütün bir köyü dolaştırmandan sonra sırada ne olabileceğini düşünsem de hayal gücüm söz konusu sen olunca uçsuz bucaklığında kayboluyor.” dedi. “Üstelik Peter anavatanlarının Uzakdoğu olduğunu yüzlerce kez söylemiş olmasına rağmen. Unutmadınız, değil mi?” Peter gülerek karşılık verdi.“Nasıl unutabiliriz ki? Ben hala gözlerini kontrol ettirmesi gerektiğini düşünüyorum. Kısa süreli seyahate gelen sahibi bile şaşırmıştı Alfred’e. Hiç bana bakmayın kızlar… Tehlike ihtimaline karşılık geldim ben de.” Iris adımlarını William’ın yanında soluklandırdı. “Hala tek parça olduğun için seviniyorum sevgilim. Dostumuz Alfred, seni ve Peter’i görmek istiyorsak buraya gelmemizi söylemiş bıraktığı tehditkâr notlarda.”Gülüşünün arasında yanağına bir öpücük bırakırken duraksayıp “Bir dakika. Senin de parmağın yok değil mi bu notlarda? Yoksa sadece maceranın başını çekenlerden misin?” derken alacağı cevap için merakı giderek büyüyordu. Kim bilir akıllarında ne kadar uçuk kaçık şeyler vardı bu üçlünün? Birazdan öğrenme şerefine nail olacaktı. [/justify]

« Son Düzenleme: 23 Mart, 2022 23:13:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Iris Ashworth »

Çevrimdışı William N. Harker

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 154 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To William N. Harker
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #2 : 24 Mart, 2022 23:09:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Iris’in elinden kaptığı notu sırıtarak okuyan William inanamaz bir ifadeyle Alfred’e baktıktan sonra sevgilisine dönüp “Hey! Ben tamamen suçsuzum, ne parmağım var ne de hiçbir şeyi çekiyorum. Bir dakika öncesine kadar sizin geleceğinizi bile bilmiyordum.” derken Alfred ise az önce suçlandığı konulardan şok olmuş gibi davranıp abartılı jestler ile karşı çıktığını belirtiyordu. “Bir kere, ben ne gördüğümü gayet iyi biliyorum!” dedikten sonra gözlerini kısarak devam etti: (Alfred de durur mu yapıştırmış cevabı) “Sibirya’lı bir köpeğin Hogsmeade’de olacağına inanıyorsun da Uzakdoğu’lu bir maymunsunun olacağına mı inanmıyorsun?” Bu cevabına karşılık gelmesini beklemeden Iris’e doğru devam etti: “Ayrıca sevgili dostum Iris, mektubumun tehditkar olduğunu da nereden çıkardın? Orada sadece bu pek değerli iki yakışıklı beyefendiyi tekrar görmek istiyorsanız buraya gelmenizi söyledim. Tam da vaat ettiğim üzere ikisi de karşınızda ve ikisi de canlı!”

Dramatik bir havaya bürünüp dörtlüye arkasını döndü ve sesine zoraki bir derinlik vererek sözlerini sürdürdü. “Neyse, boş verin bütün bunları. Bu tarz anlaşmazlıklar anca ölümlü fanilerin umursayac- evet Peter biliyorum ikisinin aynı anlamda olduğunu, sağol! Lütfen! İzin verirsen? …Öhöm! Biz gözü yükseklerde dolanan, hayalperest büyücüler için ise gökyüzünü kendimize sınır bellemeye hiç mi hiç gerek yok dostlarım!”

Birden arkadaşlarına dönüp; bakışları yukarılardaki bir noktaya kararlılıkla dikili halde, elini önündeki hayali bir objeyi kavrar gibi ileri uzatıp yumruğunu sıkmış ve bir zafer kazanmışlık edasıyla poz verircesine önünde asılı bırakmıştı.

“Süpürgeleri ne kadar sevdiğimi bilirsiniz. Lakin sorarım size, kendimizi o aletler ile kısıtlamaya ne gerek var? Gün, gökyüzünü fethetme günüdür dostlarım!”

Sözlerinin arkadaşları üzerinde bir etkisi olup olmadığını görmek için hızlıca onları süzdü. Konunun ne olduğunu çoktan bilen William’a istediği ilhamı verdiği açıktı. Rose’dan ümitliydi, Iris hakkında ise henüz bir fikri yoktu. Peter da merakla iki kızın vereceği tepkiyi bekliyor gibiydi. Bir an önce konunun özüne geçmenin doğru olacağını düşündü ve az önce sıktığı yumruğunu açarak parmağını ilerideki ağaçlığa uzatarak sözlerine devam etti.

“Karşıma kader mi çıkardı bilmiyorum ama dün orada kalabalık bir sürü halinde cızkıpırlar gördüm.” Yüzüne heyecan, inanç ve muziplik karışımı bir sırıtış yerleşmişti
“Evet… Cızkıpır yakalayıp eğiteceğiz!”


[spoiler]- Bu fikir ve RP için, günümüzden yaklaşık yüz yıl sonra dünyaya gelecek olan çağının ilerisinde bulunan büyük düşünür, fikir adamı, sınır tanımaz vizyoner, efsanevi Gregory Oscar Twigg'e saygılarımızı sunuyoruz.[/spoiler]

Çevrimdışı Iris Ashworth

  • Ravenclaw
  • 5. Seviye
  • İleti: 17
  • 77 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Iris Ashworth
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #3 : 26 Mart, 2022 19:52:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Iris, sevgilisinin doğrusunu bildiği şeyleri inkar edişini izlerken eğleniyordu. Notu bilmiyor olabilirdi pek tabii söylediği üzerine. Yine de William’ın Alfred ile birlikte peşinde coşkuyla koşturacağı bir şeyin ortada olduğu çok açıktı. Iris’in yüzünde ayyuka çıkan gülümsemesi Alfred’in role girmesiyle kahkahaya yerini çoktan bırakmıştı. Ellerini iki yana açıp ne yapacağını bilemez bir tavrı benimseyip cevap vermektense alışmışlığını sergiliyordu Alfred konuşurken. Bir ara Rose’a dönüp “Tabi tabi…”  demiş olsa da seyir zevkinden kendini mahrum bırakmayacaktı. Saadete gelmesini hevesle beklerken Alfred’in hareketiyle keskin mavi gözlerini gökyüzüne dikti. Merakına yenik düşmeden biraz daha bekleyebilirdi. Lakin, gökyüzünü fethetmek dediğinde arşa çıkan ilgisiyle kendini şimdiden hazır hissetmeye başlamış, odaklı bir şekilde izliyordu arkadaşını. Ne ile karşılacakları belki de bu noktada bir tutam önemini kaybetmişti Iris için.

En başında Alfie’nin abarttığı kadar aykırı bir şey çıkacağından emindi ancak en sonunda ise cızkıpırlar gerçekten sürpriz olmuştu. Cızkıpırları eğitmek mi? Sorguladığını belli edecek şekilde kalkan kaşını gören Alfred: “Direnmeye kalkışma sevgili dostum!” demişti. Rose ise parlak gözlerle bakıyordu Iris’e.

Kollarını göğsünde birleştirdiği sırada asası hala avcunun içindeydi. Iris düşünceli görünüşünün altında iki dünyayı birleştirmiyordu haliyle, tehlikeleri gözden geçirmesinin ardından kararını vermişti. Şuanki duruma eşlik etmezse olur mu hiç? Kollarını çözerek asasını hafifçe gökyüzüne savurdu. “O halde önden alalım seni Alfred. Yolu göster bize!" derken sesinde bariz bir kıvanç vardı. Belirsiz bir omuz silkmeyle devam etti yürümeye başlamadan önce. “Sonuçta Peter’ın da desteğe ihtiyacı var, değil mi, Pete?” derken Alfred iyice motive olmuş bir tavırla “İşte! Takım ruhu dediğin böyle olur!” diyerek rehberlik etmeye koyulmuştu zamanı harcamadan.

Iris, William’ın şaşkınlığını gizlemeyen bakışlarıyla karşılaştığında muzip bir gülümsemeyle yanıt vermişti ona. Rose, Peter’ın yanında yerini almış kendi aralarında konuşmaya dalmışlarken çok uzak olmasa gerek yaklaştıklarında Alfred arada sırada durup emin olmaya çalışıyordu. “Hazırlıklı geldiğinizi varsayıyorum.” dediğinde Iris ağaç dallarının arasında safir renginde sevimli(!) yaratıkları görmeye çabalıyordu. Renklerinden dolayı kolay olsa gerek. Geldikleri alanda ağaç dallarının sıklaşmasıyla görüş açıları netliğini kaybetmiş gibi olsa da “Savunma benimdir. Sokulmadığınızdan emin olmak istiyorum.” Dudaklarından kelimeleri döküldükten sonra usulca ama bir yandan da ciddiyetle William’a baktı, doğrudan hamle yapmaması için. Hepsi için dikkatli olacaktı ama William söz konusu olduğunda normalde olduğundan daha özenle davranıyordu.

“Evet! Sevgili Cızkıpırlar’ımızın bir kısmı hala burada! Kaderin mutlaka bir parmağı olmalı bu işte. Emin oldum artık. Eğitmemiz için orada bizi bekliyorlar adeta! Görmüyor m-”

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 7, total 7
[/justify]

Çevrimdışı Lady MacDeath

Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #4 : 20 Mayıs, 2022 18:43:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Güzel bir gündü.

Bütün günler güzeldi aslında. Gördükleri günlerin sayısı yediyi epey geçmişti ama hala bir kaos yaşanmamıştı. Ama Yasak Orman’ın kuzeyinde yoğunlaşmakta olan karaltılar yeni bir fırtınanın yolda olduğunu söylüyordu, bu fırtına, büyük bir fırtına olacaktı.

Her iklimden bir ekosisteme ev sahipliği yapan kara ormanın derinliklerinde kendi halinde takılan orman halkıysa bunun farkında olmadıklarından her zamanki yaşantılarını sürdürüyorlardı. Belki at adamlar önceden yıldızlarda bir şeyler duymuş olabilirdi ama onlar yalnızca kendilerini umursayan bencil yaratıklardı sonuçta. Yaşayan hiçbir varlığı sevmediklerini söyleyenler de yok değildi. Her neyse.

Safir mavi toparlak yaratıklar fırtınanın tam göbeğine düşmeden sadece birkaç dakika önce rutinlerinden birinin içerisindeydiler. Çamsı ağaçların yoğunlukta olduğu bölgeydi onların evi, popolarındaki sivri iğneler gibi dikenli yaprakların arasında güvende hissederlerdi kendilerini.

İçlerinden bir tanesi, safir mavisi bir cızkıpır olabilirdi ama adı Barry’di, göğsünde reçine ile yapıştırdığı yapraktan bir kravat vardı ve orada yanından her geçene selam veriyordu. "Hey adamım, inanabiliyor musun gerçekten küçük larvalarımızı larva akademimizden mezun ediyoruz!"

Yanına kafasındaki küçük telleri balmumuyla kaldırmış bir cızkıpır gelmişti. Onun adı Bob’tu. "Gerçekten onların gözlerimiz önünde büyüdüğünü görmek mükemmel bir histi.” Dedi Bob. “Sonunda pis insanlar tarafından küçük larvalarımızı kaybetmedik." Barry, kravat iğnesini salarken, "Şerefsiz boklar. En azından uzun süre bizi rahatsız etmeyecekler gibi," diye devam etti.

Tabii az sonra karaltıyı fark edeceklerdi.

Önce renkler, sonra insanlar. Genelde böyle görürlerdi. En azından böyle görmeye çalışırlardı.

“Oh, mavi-siyah tanrılar aşkına!" dedi Bob, kalçasını tızlatarak. "Büyük bir fırtına gelecek."

“En azından insan yo-” diye cümleye girmek üzereydi Barry ama büyük resmin dank etmesi uzun sürmedi. “İNSAN MI O!”

Uzaktan yavru bir cızkıpırın sesini duydular. “DÖRT UVUZLU ŞEYTAN KAÇIIN!”

Safir renkli yaratıkla panikle uçuşlarını düzensizleştirmeye başlarken bazıları duruma farklı bir açıdan yaklaşmaya karar vermişti. İçlerinden biri, adı Chad ve bu cızkıpırın oldukça kaslı olduğunun altını çizmemiz gerekiyor, kendine kabuktan bir yelek yaptı ve bağırdı: “HERKES GÖREVE! SALDIRI ZAMANI!”

Küçük kollarını iki yana açtı ve kararlı bir biçimde T poz ile altındaki çocuğun kafasına doğru alçaldı yavaşça. Ama çocuk onu fark etmişti. “HAY AKSİ!”[/justify]



Notlar;
-Cızkıpırların çok hızlı hareket eden canlılar olduğunu ve çoğunlukla büyücülerin onların varlığını sokulduktan sonra farkına vardığını bilgisine sahip değilseniz bile artık biliyorsunuz. Sokulduktan sonra başınıza ne geleceğini ise ancak sokulursanız öğrenebilirsiniz : )
-Üzerinize doğru gelen kaslı bir cızkıpır ordusu var, Iris ilk saldırıdan kendini kurtarmayı başarmış olsa da diğer turda kendini korumak istiyorsa savunma yapması gerekiyor.
-Kaslı cızkıpır Alfred'in kafasına konmaktaydı, Alfred dilerse cızkıpırın onu sokmasına izin verebilir ya da ondan kaçmayı deneyebilir.
-RP'lerin sonunda zar atmayı unutmayın, verimli avlar dilerim ^^
« Son Düzenleme: 20 Mayıs, 2022 18:54:41 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Lady MacDeath »

Çevrimdışı William N. Harker

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 154 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To William N. Harker
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #5 : 07 Haziran, 2022 23:56:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bulmak için yola çıktığı hedefin kendisini daha önce bulduğunu fark edip cümlesini yarıda bırakan Alfred'in suratı, her biri saniyenin onda birine denk gelen dört parça içinde dört farklı şekle büründü. Önce burnunun dibine kadar yaklaşmış mavi karaltının sürpriziyle ürktü; sonra hayvani dürtülerinin etkisiyle kaçmaya hamle edecek gibi olup dikkatli bir ifadeye büründü; hemen ardından komik bir fıkranın sonunu duymuş gibi eğlendi ve en son olarak, artık aklına her ne fikir geldiyse bunun heyecanı ile dolu bir coşku.

Arkadaşının yoğun uçuş ve quidditch tecrübesi sayesinde kazandığı hızlı tepki süresine sahip olmayan William'ın ise sadece tek bir ifadeye girecek zamanı olmuştu ama yıllardır onun her saçmalığına şahit olmanın etkisiyle en gerekli olanı seçmeyi başarmıştı. Alfred o salise kurduğu planı harekete geçirirken William da asasına davranmıştı bile.

Kafasına doğru uçan cızkıpıra hedefini verebileceği en açık şekilde sunarken bir yandan da kukuletasını bir ağ gibi kullanma amacıyla kavramıştı Alfred. O en öndeki izbandut cızkıpırın sokuşunun ardından onu kukuletasıyla, kendi vücuduna çekebileceği diğer cızkıpırları ise cübbesin bulabildiği diğer parçalarıyla hapsetmeye çalışacaktı. Aşırı çalışan beynini taşıyan kafası cızkıpırla buluştuğu esnada ayağını arkadaşlarına doğru sallayıp telaşla bağırdı: "Will çapam sensin! Tut beni!"

William'ın uyarıya ihtiyacı yoktu. Elbette çapası olacaktı; kendisi olmasa bu budalanın kaç kere ciddi yaralar almış olacağını sayamazdı bile. Böyle bir çılgına mutlaka çapa gerekirdi, şimdi de, ileride de. Arkadaşına içinden ettiği lanetlere ve küfürlere rağmen kendisine uzanan ayağı hedefleyip büyülü sözleri söyledi. "Wingardium Leviosa"

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 7, total 7

[spoiler]Edit: büyünün nereye yapıldığı netleştirildi.[/spoiler]
« Son Düzenleme: 08 Haziran, 2022 10:06:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: William N. Harker »

Çevrimdışı Iris Ashworth

  • Ravenclaw
  • 5. Seviye
  • İleti: 17
  • 77 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Iris Ashworth
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #6 : 13 Haziran, 2022 00:58:24 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Topaç gibi dönen fantastik yaratıkların renklerinin güzelliği ile büyülenen Iris, belli ki ilk etapta bu canlıların hedefi olmamıştı. Şansının bu noktada yaver gitmiş olması devamının da böyle şekilleneceği anlamına gelmezdi. Bu safir renkli canlıların gözle görülemeyecek bir hızları olduğunu kitaplarda okumuştu elbette. Ancak, Alfred'in havaya yükselmeye başlayışıyla kendi gözleriyle böyle bir sahneye tanıklık etmek kuzgunu bir hayli şaşırtmıştı. Kendi içlerinde küçüklü büyüklü olmalarına rağmen bir insan cüssesiyle karşılaştırıldığında her halükarda küçük olduklarından diğer canavarlara nazaran da daha tehlikeli olabileceklerini düşünmek kaçınılmazdı. Gözden kaçmaları da cabası. Arı kovanına çomak sokmakla eş değerdi yaptıkları esasen. Üzerlerine doğru uçmakta olan cızkıpırları durdurmalıydılar bir an önce. Iris, Alfred'in emin ellerde olduğunu biliyordu. Tıpkı seslendirdiği gibi çapası onun için her zaman yanı başında olacaktı. Söylemesine dahi gerek olmadan, keza kendisi de dahil olmak üzere; diğerleri de. Hepsi bir diğeri için. Hayatlarının geleceğe dair en umut veren ve en güzel parçasıydı dostlukları. Hiçbir zaman bu bağlamda haza olmayacaklardı.

Diğer taraftan, bazen en muhteşem fikirler ise en basit olanlarıydı. Detaylı ve kesin sonuç alabilecekleri bir şey düşünmek için vakitleri epey kısıtlıydı. Bunun bilinciyle birlikte kendilerine doğru gelmekte olan cızkıpır ordusuna -en azından görüş açısına girmiş olanlara- doğru asasını yöneltti Iris. Rose her ihtimale karşı William'a yardım etmek için beklerken, Peter'ın da arkasından destek vereceğinden emindi. Iris'in büyüsü yeterli olsun veya olmasın kimsenin zarar görmemesi için elinden geleni o da yapardı, aralarında karşılaştıkları herhangi bir durumda sonuçları olumlu biçimde güvence altına almak denildiğinde sıralamada birinciliği Iris ile el değiştirirlerdi çoğunlukla. Peter'ın asasına yeltendiğini gördü Iris, beklediği gibi. O da hamle yapacaktı.

Adeta zamanla yarışırcasına büyülü sözleri söylemeden önce aradan kaçanlar olmamasını umut ederek asasını düz ve orta yumuşaklıkta dik bir şekilde salladı: "Immobulus!".Peter'dan işitilen büyü ise yaklaşan gruptan bir noktada daha ayrıksı şekilde uçmakta olan büyük bir iki cızkıpıra doğru "Petrificus Totalus" olmuştu asasının konumlandırılışından anlaşıldığı üzere.[/justify]

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 7, total 7

Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #7 : 13 Haziran, 2022 20:50:32 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hogwarts'ın tepesindeki gökyüzü, İngiltere standartlarına göre alışılageldik kapalılık ve sıkıcılıktaydı. Kumral saçlı oğlan ise boş vaktini geçirmek için arasında uzun kış aylarını geçirdiği ve dışarıdaki havadan daha da iç sıkıcı hale gelmiş taş duvarlardan kaçmış, kendisini Kara Göl kenarında bulmuştu. Hogwarts'taki ilk revirlik oluşundan itibaren pek çok anısı vardı bu civarda, özellikle deneyleriyle alakalı. Genellikle insanların sevgilileriyle geldiği bir bölge olan göl kenarının daha ayak altından uzak, yalnız olabileceği kesimlerinde bir söğüt ağacına yaslanmış vaziyette kendi halinde vakit geçiriyor, yanında getirdiği büyücü satrancı taktikleriyle alakalı kitaba göz gezdiriyordu. Oyalanmak adına harcadığı tüm çabasına karşın ise sıkılmaktan alıkoyamıyordu kendisini. Sosyal kabiliyetleri böylesine zayıf bir insan olarak yalnızlıktan bu denli sıkılması, acı bir ironiydi an içerisinde kitabından kafasını kaldırmış olan oğlan için.

Bu esnada biraz uzağından yükselen ve rüzgarın susturamadığı bazı sesler çalındı kulağına, odağını verecek daha iyi bir şeyinin olmamasından ötürü başını sesin geldiği yöne çevirmesiyle de gözleri irileşti ansızın. Orman sınırına doğru gördüğü ekip... William'lar mı oradaydı? Ama daha önemlisi, büyü mü kullanıyorlardı bir şeylere?! Sağa sola fırlayan ışık huzmeleri bir hayli belirgindi ve farklı renklerin görünümü bir çalışmadan ziyade çatışmanın varlığını ifade eder cinstendi. Hızlıca kütüphaneden aldığı kitabı çantasının üzerine fırlatıp doğruldu ve o yöne koşmaya başladı. Kahraman bir kişilik miydi ki André? Tabii ki hayır. Ne yapabileceğine dair bir fikri var mıydı? Katiyen hayır. Ama arkadaşlarının başının belada olabileceği ihtimali karşısında yanlarına koşmaktan alıkoyamamıştı kendisini. Yaklaştıkça hızlıca hareket eden minik mavi yaratıkları- cinperiler? Hayır, cızkıpırlar... Gerçi hangisi daha korkutucuydu emin değildi an içerisinde ama hararetli bir çatışma olduğunu fark edebilmişti. Asasını paltosunun cebinden çekip seslendi en yakınındaki simaya:

-Iris! Bu cızkıpı- Ne olu- İyi misin- Ya-Yardım ede- Siz-

Seslenmesinin ardından kendisine de bir anlık bakan, yüzündeki ifade ciddi mi, çevresindekiler adına utanan cinsten mi, korumacı mı yoksa endişeli mi çıkartamadığı -ki André hayatında zaten bunu kaç kere başarabilmiştir- Ravenclaw'lu sınıf arkadaşı asasından mavi bir ışık huzmesi göndermeyi tamamlamış, sanki kendisini de korumaya çalışacağı bir açı almıştı düello pozisyonuyla. Yerdeki dörtlü ekibin simalarını gördükten sonra kapüşonundan dolayı tanıyamadığı ancak havada süzülen çocuğun da -zaten başka kim havada kapüşonuyla süzülüyor olabilirdi- Alfred olduğunu tahmin etmek pek güç değildi. "B-Bu-Burada ne olu..." Yardım etmeye gelmiş olmasına karşın Iris'in kendisine verdiği karşılıkla kendisine gelmiş ve yerdeki gruba destek olmaya koyulmuştu. Daha doğrusu koyulmayı denemeye başlamıştı.

-Avi- (hayır, uçuşu zorlaştırayım derken cızkıpırları çevredekilerin hedef almasını da engelleyebilirdi)
-Ee... (ne, ne kullanabilirdi ki, Iris ve Peter'ın fikirleri aslında mantıklı gibi)
-Immobulu- (ilham!)
-Protego Tota-! (ama bu büyüyü başarabilir miydi ki)
-Protego Totalum!

Eğer büyüsü başarılı olursa, çevresindeki herkesi korumaya alabilirdi bir ümit; özellikle William, asasıyla neden olduğunu anlamadığı bir şekilde Alfred'e odaklanmış bir haldeyken değerli olabilirdi bu. Tabii tüm bu laf salatası sırasında bir büyüye karar verebilip icra etmeyi başaramadan önce kalçasında bir batma hissi yaşamazsa...

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 3, total 3
« Son Düzenleme: 13 Haziran, 2022 21:16:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: André Harris »

Çevrimdışı Lady MacDeath

Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #8 : 23 Haziran, 2022 02:14:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“MAHMUT ATLA OĞLUM!”

“CHAD AMİRİM DÖRT UZUVLULAR ÇEVİK ÇIKTI!”

“AHA ŞİMDİ SOKTUM KAFANI!”

Ormandaki kaos gittikçe şiddetlenir ve bununla birlikte ilginçleşirken, az ötedeki dallara saklanmış küçük bir cızkıpır vardı. Adı Şapşal’dı, kendisi türdeşlerinin aksine dört uzuvlulara sempati duyardı.

Kafalarının üstüne kondurulmuş yumaklarla geziyorlardı, onlar için yapılmış birer yuvaydı sanki görüntüsü. Bu, “Haydi, birlikte yaşayalım!” teklifi değildi de neydi? Kafalarında yuvayla gezen varlıkların neresi sakıncalı olabilirdi? Özellikle, havaya yavaşça yükselmeye başlayanın ayağına uzanmış dört uzuvlu yüzündeki saçma ifadeye rağmen oldukça davetkâr görünüyordu. O kocaman pofuduk yuva onun için olmalıydı! Bu düşünce Şapşal’ı saklandığı yerden çıkardı ve kaosun ortasına doğru süzülmeye başladı. Bızz. Bızz.

O sırada dört uzuvlunun, yani William’ın, arkadaşına yolladığı büyü başarıyla hedefine ulaşmıştı. Lakin amaçladığından biraz farklı bir şekilde.

Büyüyü atmıştı, evet, tam o anda Şapşal gencin saçlarının içine girmişti. İğnesini batırmamıştı ama büyücünün saçlarının arasında olduğu tutunduğu teller sayesinde belli oluyordu. William şimdilik şanslıydı, havaya uçmaya başlamamış olsa da bu sokulma ihtimalini ortadan kaldırmıyordu.

Alfred mi? Alfred ne düşünüyor bilinmez fakat bizce pek şans kartı çekmiş sayılmazdı. Havada daha yavaş -ağır çekime alınmış gibi- süzülüyordu. Bu iyi bir şey sayılırdı eğer onu yavaşlatan yer kafası olmasaydı. Cızkıpır ordusu, genç büyücünün savunmasızlığını fırsat bilmiş ve var güçleriyle iğnelerini zavallının kalçasına saplamışlardı. Oluşan görsel oldukça ilginçti, oğlanın kafası yerçekimine ayak uydurmaya çalışırken, kalçası havaya yükselmeye çalışıyor, bacaklarıysa William sayesinde yere doğru sarkık bir pozisyon halini almıştı.

Bir diğer tarafta dört uzuvluların dişi olanı, yani Iris, iyi ayarlanmış bir zamanlamayla davrandığı asasıyla ona doğru hücumda bulunan cızkıpırları durdurmuştu başarıyla. Hemen yanındaki Peter da aynı şekilde. Ama unuttukları bir şey vardı: Arkadan saldırı.

Chad komutan ve kamuflaj yapraklarını giymiş ekibi hışımla arkalarına doğru süzülüyorlardı. “MAVİ SİYAH HEPİMİZ BİRİMİZ İÇİN!” Hedefleri Peter’ın kalçasıydı. Chad ise Iris’in peşindeydi, omuzlarını germiş gururla uçuyordu. “HUGA BUGA AAAAAAAAAAAA!”

Sahneye biri daha dâhil olmak üzereydi tabii. Hatta iki kişi.

Uzaklardan sarı şeritli cüppesini geçirmiş bir dört uzuvlu gelmişti koşar adımlarla. Onu ilk fark eden Barry'di. Chad’in saldırı birliğinde olmayan diğer cızkıpırlar gibi o da yaprakların arkasına saklanmış larvaları koruyordu. “Ah, tanrım bir tane daha geliyor!” Diğerlerine haber vermek adına kovuğundan ayrılmaya karar vermişti ki küçük uzuvunda bir baskı hissetti. Karısı Karen’dı. Karen, büyük siyah gözleriyle kocasına bakıyordu. “Lütfen sağlam dön…” Barry, ona güven verircesine karısının kanatlarına kendininkilerle şaplakladı, cızırdadı. “Elbette balım. Sen sadece bekle. CIZIRDAYAN CIZKIPIRLAR ADINAAAAAAA!!!”

André, Barry’nin büyük bir hararetle üzerine doğru hücuma geçtiğinden habersiz, arkadaşlarını kurtarmak için bir büyü denemesinde bulunmuştu. Ama André, André, André… Zavallı André yeterince hızlı harekete geçememişti, asasının ucunda küçük bir kıvılcımdan başka hareketlilik olmamıştı. Bu da saldırı birliğindeki cızkıpırların bir kısmının dikkatini çekmesine neden olmuştu. Yaklaşık beş tanesinin denebilir, biri epey gaza gelmiş hem de!

İlginç bir kaos olduğunu söylemiştik değil mi?

Peki, William, Şapşal ile uyum içinde çalışabilecek mi?

Iris, Chad’ten kalçalarını kurtarabilecek mi?

André… André hayatta kalabilecek mi?

Önce reklamlar!

Not: Kalçanızı kollayın! -Bay K[/justify]



Notlar;
-William'ın içinde bulunduğu durumda yaptığı her hareket onu sokulmaya daha da yaklaştırabilir ya da beklenmedik bir şekilde Şapşal ile anlaşmanın bir yolunu bulabilir, bu tamamen ona kalmış.
-Alfred'in pozisyonu şu görsel ile özetlenebilir, katkıları için Mr. K'ye çok teşekkür ediyorum ^^

[spoiler]
[/spoiler]
-Iris'in bir önceki hamlesi geçerli oldu ama bu sefer kelimenin tam anlamıyla arkasını kollamaya özen göstermeli
-André de şanslı bir başlangıç yapmış değil, odaklan be velet yoksa olacaklar bizden değil, demedi demeyin.
-Özetle şu anda doğrudan saldırı altındasınız, karşılık verip vermemek yine size kalmış ve RP'lerin sonunda zar atmayı unutmayın. Av kaldığı yerden devam ediyor!
« Son Düzenleme: 23 Haziran, 2022 13:30:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Lady MacDeath »

Çevrimdışı William N. Harker

  • Hufflepuff
  • 4. Seviye
  • İleti: 10
  • 154 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To William N. Harker
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Erhan
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 6
  • İksir Kabiliyeti: 10
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #9 : 28 Haziran, 2022 22:43:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Cızkıpırların arasına sızıp onları kendi alanlarında, yani gökyüzünde etkisiz hale getirmesini hayal ettiği ve bu amaçla da bir uçurtma gibi güven içinde süzülmesi için asasıyla yakaladığı arkadaşı neredeyse hiç yerden yükselememiş halde şekilden şekle girerken William bunun farkına varamamıştı. Çünkü o bunu görmese de Alfred'in kalçalarını siper ederek sağladığı savunma hattını geçmeyi başarmış bir tehlikenin kendisine doğru yaklaşmakta olduğunu son saniyede fark etmiş ve tüm dikkati bu yöne kaymıştı. Kendisini cızkıpır iğnesinin acısına hazırlamış ve korkuyla yüzünü buruşturmuştu ki beklediği batmanın bu kadar gecikmiş olamayacağını düşündü. Aksine kafasının üstüne konan mavi böceğin saçlarının arasında sanki yerine yerleşiyormuş gibi usulca titreşiyordu. Hissettiği doğru olabilir miydi? Bir cızkıpır insana karşı yakınlık gösterebilir miydi? Ne kadar mümkün olduğunu bilmese de bu düşünce ile tüm o içinde olduğu kaosun arasında kıkırdamaya başladı. "Pekala, keyfine bak bakalım seni 'şapşal' şey, umarım orası rahattır." deyip asa tutmayan eliyle saçlarının yanlarını kabartıp böceğin üzerine doğru bir yorganmışcasına savurdu.

Karşılaştığı bu hoş sürprizin etkisiyle bir iki saniyeliğine koptuğu gerçekliğe döndüğünde ise gülümsemesi yüzünde donup kalmıştı. Iris, Peter ve Rose'un kendilerini korumak için gösterdikleri çabayı ve asasındaki küçük bir parıltıyla kendisinin (ve birkaç cızkıpırın) dikkatini üzerine çeken André'yi görmüştü sonunda. Hele Alfred, ah zavallı Alfred! Şimdiden kevgire dönmüş olmalıydı. İçinden 'öyleyse B planı' diye geçirdi ve yine içinden ekledi 'üzgünüm Alfie; söz şatoya döndüğümüzde merhemin benden'.

"Beyler Hanımlar yeni plan! Alacağımızı alıp kaçalım diyorum. Alfred, planın anahtar noktası sensin." dedikten sonra arkadaşını kontrol etmek için kullandığı uçurma büyüsünü sonlandırıp çocuğu omuzlarından sıkıca yakaladı. Amacı Alfred'in hala bedeninin kalanından daha yukarda süzülen kalçalarını kendisine ve diğer arkadaşlarına kalkan olarak kullanmaktı.

Düşündüğü gibi de yaptı; en azından bunu denedi. Saldırının gelebileceğini düşündüğü yerlere doğru savurdu arkadaşının o cefakar kalçasını. Bunu yaparken de olabildiğince tüm tehdidi üzerine çekmeye çalıştı güvenilir kalkanının ardından. Gruptaki kurbanı teke indirme çabası planının sadece ilk yarısıydı; diğer ve esas önemli kısmı ise buraya geliş amaçlarını başarmak üzerineydi: tüm cızkıpırları tek bir yerde toplayabilmek: Alfred'in kalçası.

Yaşadıkları heyecanın artık yeterli olduğuna karar verdiği bir anda asasını tekrar kaldırıp arkadaşının kalçalarına çevirdi; dikkatli inceleyemedi ama pantolonun ve cüppenin kalın kumaşı sayesinde onu sokan cızkıpırların kolayca iğnelerini kurtaramayacağını umuyordu. Elbette bu işi biraz daha zorlaştırıp şatoya kadar böceklerin kınındaki kılıçlar gibi yerinde kalmalarını sağlamalıydı. Planının en önemli anına gelmişti, kendinden emin bir ses ile "Epoximise" dedi.

Kontrol edecek zaman yoktu, en iyisini umarak kendisini kaçışa hazırladı. Saldırıları kendi üzerine çekmeye çalışırken bir süredir ne yaptıklarını takip edemediği arkadaşlarına seslendi: "Geri çekilelim, Alfred'in kalçası daha fazla cızkıpırı kaldıramayabilir! Şatoya dönüyoruz!"

Bu nidalarıyla birlikte iyice havaya girmişti William, kendisini bir komutan gibi hissetmişti ve tek eksiğinin bir 'binek' olduğunu biliyordu. Neyse ki bu da hemen önünde hazır durumda bekliyordu. Bünyesine giren onca cızkıpır zehrinin etkisiyle her an ciddi şekilde uçmaya başlayacağını tahmin ettiği için sıkı sıkıya tuttuğu arkadaşının kafasını kendi bacaklarının arasına yerleşmesini sağladı. Kendi bacaklarını da bir atı veya hipogrifi mahmuzlar gibi Alfred'in omuzlarının iki yanına atıp sırtına tersten oturdu. Kemerini de bir dizgin gibi tek eliyle kavradığında hazırdı. Öyle ki ayaklarını yere sertçe vurup harekete geçmeye çalıştığında önündeki kalçanın kişneyip şaha kalktığını bile hayal edebiliyordu.

[spoiler]Ne için attığımı ben bile bilmiyorum. Ortaya karışık.[/spoiler]

Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 8, total 8


[spoiler]Mr. K'den bu durumu da özetleyecek bir görsel bulmasını rica ediyoum.[/spoiler]

Çevrimdışı André Harris

  • Hufflepuff
  • 9. Seviye
  • İleti: 49
  • 30 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To André Harris
  • Güç Puanı: 33
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 30
  • Lanet Gücü: 10
  • Tılsım Gücü: 40
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Özel Yetenek: Asasız Büyü, Seviye 2
  • Travma: En Büyük Hayal Kırıklığı
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #10 : 17 Temmuz, 2022 13:14:07 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Parmağını şıklatsa daha büyük bir farklılık yaratabileceği kadar etkisiz büyü girişimi, yüzünün düşmesine sebep olmuştu kumral saçlı oğlanın. Lakin William'ın başının bir yuvaya dönüşüşünü dostunun tepkileri sonrası fark ettiğinde, dudaklarını geniş bir tebessüm sarmalamıştı. Lakin asasının ucundan çıkan minik ışıklardan ötürü kendisine yönelen cızkıpırlar, az önceki fenomenden ötürü eğlenmeye vaktinin olmadığının habercisiydi. Iris, Peter, kendisi... Hepsinin üzerine, özellikle kalçalarına yönelen cızkıpırlar mevcuttu. Şu kalkanı yaratabilmiş olsaydı... Bir daha deneyecek cesareti yoktu ama. Bir saatin tik-takları nasıl daralan zamanı andırıyorsa üzerlerine yönelen cızkıpırların cız-vızları da tam olarak aynı anlamı taşıyordu. Üstelik standart bir saat tik-takından çok daha hızlı bir şekilde. Bir başarısızlığa daha vakit yoktu. Risk alamazdı. Hoş, André hayatında ne kadar risk alabilecek cesarete sahip bir insan olmuş ki sanki...

Cızz... Vızz... Kalp ritmi yükselmeye, soluk alışverişleri hızlanmaya, gözbebekleri irileşmeye ve görüşü kararmaya başlamıştı. Algıları da tüm bunlarla beraber açılmış olsa dahi harekete geçmekten acizdi dostu William'ın konuşmaları dikkatini çekene değin. Sert çene hatları, sözlerinin eyleme geçiriciliği ve saçlarının arasındaki cızkıpır üçlüsünün tümü adeta bir liderlik vasfı timsali eyliyordu binadaşını an içerisinde. Evet, eyleme geçmeliydi! Beyaz atına Alfred'ine binmiş şövalyelerinin öncülüğünde eyleme geçmesi gerekiyordu! Acilen bir şeyler düşünmeliydi. İşe yaratabileceği bir şeyler. Mahrem yerlerini cızkıpır taarruzundan koruyabilecek, kollayabilecek bir şeyler.

O noktada aklına gelen fikirle dostlarını da kendisini de kollayabileceği kanaatine vardı. Seslendi ortamdaki diğer herkese: "Kaçış planı lazım!" Bu konuda kendisini diğerlerine emanet edecekti ve onları kollayacaktı. Iris ve Peter'ın planlarına, Rose'un eylemlerine güveniyordu. Asasını bir "V" oluşturacak şekilde sallamaya başladı. Bu minik kanatlı yaratıklar, havayı kontrol ederek uçabiliyorlardı. Eğer havayı kontrol etmesi imkansız bir hale getirirse William'ın peşine takmadığı cızkıpırların uçuşunu önleyebilirdi. Hatta eğer büyünün üzerinde hakimiyetini yeterince sürdürebilirse her birinin arkasını kurtarabilirdi. Önce Iris'e, sonra Rose ve Peter'a, en son kendisine yöneltecekti rüzgarlarını başarabildiği müddetçe. Kuvvetli -en azından kuvvetli olmasını umduğu- bir türbülans yaratmasına vesile olacak büyülü sözleri söyledi bu esnada: "Ventus!"

Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 5, total 5

Çevrimdışı Iris Ashworth

  • Ravenclaw
  • 5. Seviye
  • İleti: 17
  • 77 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Iris Ashworth
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Ravenclaw
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 2
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #11 : 30 Temmuz, 2022 22:39:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Iris yaptığı büyüyle cızkıpır ordusunu Peter ile birlikte kısa bir süreliğine durdurabilmiş olsa da tehlike henüz geçmiş değildi. Alfred'in kendilerini sürüklediği Hogwarts macerasının eğlenceli olduğu asla inkar edilemezdi, lakin; havada bir süre asılı kaldıktan sonra bütün gününü hastane kanadında geçirmek gibi bir niyeti yoktu. Ne yazık ki göz ucuyla onca telaşe içerisinde görebildiği kadarıyla Alfred'in geleceği için pek iç açıcı şeyler düşünemiyordu. Birkaç gün kadar onu hastanede ziyaret edeceklerine hiç şüphe yokken tanıdık bir sesle bölündüğünde bakışlarını sesin geldiği yöne çevirdi. Hufflepufflı çocuğun şaşkınlığı sesine yansıyordu adeta. Andre'nin gelişiyle yüz ifadesi karmaşık bir hal alan Iris arkadaşını aydınlatmaya çalıştı: "Dikkat et! Cızkıpırlar... Özellikle de küçükleri görmesi daha zor." Ne olduğunu hızlıca çözebilecek birisiydi Andre her halükarda. Tılsım konusunda bir hayli başarılı olan Andre'nin uzatacağı yardım elini bir avantaj olarak görülebilirdi Çoğunlukla beklenmedik şekillerde insanları şaşırtmayı başaran Andre'den gelecek hamlenin birçok kişinin aksine her daim iyi bir şey olacağına inanıyordu genç kuzgun, Andre'nin de bireysel olarak çevreye yansıttığı çekimserliğine karşılık.

Bir çılgınlığın peşinde eğlenmenin yanı sıra her türlü bir durum kontrolü yapılması gerekliydi. Aynı zamanda görünmez tehlikeye karşı atakta olmak. Böyle durumlarda ilk önce Alfred'i kontrol ederdi Iris. William ile birlikte üstesinden geleceklerinden kuşku duymuyordu, yalnızca; ne şekilde olacağından ve ne tür zaiyatlar verebileceklerinden hiçbir zaman emin olmamıştı. O an içerisinde, Alfie'nin çaresizlikle karışmış yüz ifadesi ile acısını derinlerde hisseden Iris'in yüzüne bir "Hay aksi!" ifadesi çoktan yerleşmiş ve saniyesinde Alfred dışında kimin başına bu gelebilirdi diye düşünmekten kendini alıkoyamayarak yüzüne belirsiz bir gülümseme yerleşmişti. Bu da yetmezmiş gibi arkadaşının alacağı ardı arkası kesilmeyecek olan son derece sızlatıcı darbelerden haberdar değildi elbette, henüz.

Akışta bir ruh haliyle Rose'un sesli uyarısına dürtüyle cevap verip arkasını sağlama almaya çalışmak adına bir hışımla dönmek zorunda kalmıştı. Döndüğünde ise kendisi ve yumuşak dokusunu hedef almış şekilde ilerleyen cızkıpıra doğru Rose'un çoktan bir "Everte Statum" yolladığını görmüştü. Asanın ucundan çıkan ışıltılar doğrultusunda büyünün tutup tutmadığını henüz bilmiyorlardı cızkıpırların boyutlarından ötürü, bilmeseler de kıpırdanmanın tam vakti gibi gözükmüştü Iris'e. Bir kirpik kırpımı kadar zamanda şaşkınlıktan ziyade daha çok olağan bir manzarayla karşılaştığında, Iris'e göre William'ın Alfred'i bir bineğe çevirmesiyle gönüllü olsun veya olmasın hak ettiği övgüyü almalıydı hastane kanadına varmayı başarabildiklerinde. William yaratıcılığı ile muzip, işe yarar ve ender bir şeyi gerçekleştirse de Alfred'e de kompliman yapılmalıydı. Iris cümlesini kurarken Alfred'in işitebilecek ya da algılayabilecek durumda olduğunu pek zannetmese de es vermemişti."Bu kahramanlığı yıllarca unutulmayacak."

Iris, William'ın ters oturuşunun aksine aynı zamanda William'ın elinde bir kementinin eksik olduğu kanısındaydı, aklına düşen büyüyle görebildiği bir cızkıpıra doğru bir an için denemek istese de William'ın alacağını çoktan almış olduğunu da belirtmesiyle daha fazla riske girmemek en doğrusu gibi geliyordu. Şanslarını mütemadiyen zorlamışlardı doğrusu. "Acele edelim!" nidaları eşliğinde; Rose ve Peter ile birlikte, açtıkları ufak adım mesafeleri kapatmak için ilerlemeye başlayacaklardı William'ın onlara sağlamaya çalıştığı boşluktan. André'nin havayı kontrol etme ve peşlerindeki cızkıpırları savuşturma fikrine destek olmalıydı. Parlak fikirlerini hiçbir zaman eksik etmeyen sevgili arkadaşları Andre büyüsünü gerçekleştirir gerçekleştirmez eğer ki bir aksilik çıkmazsa hava akımının gerisinde kalan cızkıpırlara yolunu kaybettirmekten daha güzel ne olabilirdi? Sırası geldiğinde hiç oyalanmadan ilerlediği yönün tersine bir an durup sisin yayılmasını istediği alanı asasıyla işaretleyerek efsunu dile getirdi: "Nebulus!"

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 7, total 7


Çevrimdışı Lady MacDeath

Ynt: Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde
« Yanıtla #12 : 20 Ağustos, 2022 00:57:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yasak ormandaki cızkıpır-öğrenci arbedesi almış başını giderken Minik Şapşal halinden çok mutluydu. Sadece çok iyi bir yuva bulmakla kalmamış, saçlarına konduğu insan bildiğin onun üzerini örterek ona güvenli ortam yaratmıştı. Artık kesindi, şapşal burada yaşayacaktı.

O burada mutlu mutlu yatadursun, dışarıdaki Cızkıpırlar onun kadar şanslı değildi, havada uçuşmaya ve var güçleriyle bölgelerini korumaya devam ediyorlardı. Genç büyücü William, zavallı arkadaşını bacak arasına almış ortamdan uzaklaşmaya çalışıyordu. Kimin aklına gelirdi? Bir bakmışsın beş çayı içtiğin arkadaşın seni havada tutup kalkan gibi kullanmıştı. Ve bu da yetmezmiş gibi yaptığı yapıştırma büyüsü yüzünden Alfred’in kalçası çivili bir tabutun içinde gibiydi artık. İğneler o kadar çoklardı ki cızkıpırlar bile o bölgeyi sokmayı bırakmışlardı. Zavallı gencin çektikleri yetmezmiş gibi bir de üstüne kafası William’ın bacakları arasında kalmıştı. Adam bildiğin ona biniyordu yahu! İşler daha fazla garipleşemezdi heralde, duruma ayak uydurması gerektiğini düşünerek o da bir at oluvermişti. William üstte, Alfred altta hafif hafif süzülmeye başladılar havada.

William ile gaza gelmiş olan sarı cübbeli kumral öğrenci de bir hışımla asasını çekmişti büyüsünü yapmak adına. Büyü oldukça iyiydi. Cızkıpırların bir kısmı havada savrulmaya başlamış, saldırılarını yapamaz hale gelmişlerdi.

Chad sinirle bağırdı: “Şerefsizler! Hadsizlerrr! Siz görürsünüz pislikler!”

Okuduğu bu lanette yalnız da değildi. Cızkıpır halkı havayı bozan bu kalçadan bacaklı çocuğa inanılmaz sinirlenmişlerdi. O kadar ki, saldırdıkları diğer çocukları bırakıp ona doğru yönelttiler cızırdayan kanatlarını. Ah! André’nin şansına büyüsü iyiydi ancak bir sorun vardı ki bu büyü bir gazla bir araya gelmiş sinirli cızkıpır sürüsünün tamamını püskürtecek kadar güçlü değildi. Derken bir yardım eli uzandı genç büyücüye o anda, André’nin kalçası (gerçek anlamda) kısa süreliğine de olsa kurtulmuş oldu bu sayede.

Iris’ti kahramanının adı. Asasıyla yaptığı sis tabakası, büyük sürünün kafasını karıştırmış, yollarını şaşırmalarına ve gördükleri karaltılara -buna kendileri de dâhildi- rastgele iğnelerini batırmaya başlamalarına neden olmuştu. Aralarından kurtulan yalnızca bir kişi vardı: Chad.

Chad sinirle bir kez daha lanet okumuş ancak saldırıya koşmamıştı. Aksine karısını kontrol etmek için yukarı çıkmıştı. Karısı iyi durumdaydı lakin az rüzgâr çarpmıştı. Çok büyük bir sorun değildi bu tabii, bölgelerini işgal etmiş insan topluluğu kadar değil. Chad, sisin yayıldığını fark ettiğinde hızla harekete geçti. Hiç yolunu değiştirmeden dosdoğru André’nin alnına çarptı var gücüyle. Bir sonraki hamlesi bundan daha ilginçti: Chad, André’yi sokmak yerine yüzüne yaklaşıp ona kanatlarıyla tokat atmaya başlamıştı. “Bu karımın huzurunu bozduğun için!” Eh, tabii, insanlar bunu nasıl anlasın Chad? Ama Chad sinirliydi. Sinirliydi ve lanet okumaya devam ediyordu. Belki genç insan onunla iletişime geçildiğini hararetle vızlaması ve küçük kollarını sinirli İtalyan şefi gibi sallamasından anlar ve derdini öğrenmeye çalışırdı kim bilir?

Bir gerçek vardı: sahada savaşan bütün cızkıpırlar erkekti. Dişiler geride kalmıştı yuvalarını korumak için ancak erkekler bu kadar sarsılmışken artık harekete geçme zamanları gelmiş gibi görünüyordu. Bu kararı almalarını André’nin büyüsüyle karısının yanına geri savrulan Barry sağlamıştı. Barry zemine çakıldığında bütün umudunu kaybetmiş gibiydi, kaybedeceklerine inanmaya başlamıştı. Karısıonun bu haline dayanamazdı, bir şeyler yapılması gerekiyordu ve yapacaklardı da.

“Dişi cızkıpırların gücünü onlara göstereceğiz!” diye haykırdı dişi cızkıpırları coşturmak adına. Hep bir ağızdan tezahürat yaparak kaosa doğru çırptılar ince kanatlarını. İlk hedefleri kocalarının büyük çoğunluğunun düşmesine neden olan kızların yanına gitmekti. Iris’in üzerine gelen en az önceki sürü kadar kalabalık bir cızkıpır ordusu vardı şimdi. Rose ile birlikte kaçsalar iyi olacaktı, bu dişilerin hiç şakası yoktu. Savaşmak da bir seçenekti tabii. İşler çığırından daha fazla çıkamazdı ya![/justify]



[justify]Notlar;
-İnanın bana şu an sahada ne yaşandığını ben de bilmiyorum kdhkdsh
-Sırasıyla gidecek olursam William-Alfred ikilisine doğrudan bir saldırı şu anda yok. William dilerse arkadaşlarına yardıma gidebilir. Ayrıca ricası üzerine bu görseli bırakmazsam olmaz, çizimi için Ada’ya çok teşekkür ediyorum ben görünce gülmekten altıma edecektim
[/justify]
[spoiler]
[/spoiler]
[justify]-André’ye gelecek olursak girdabı sayesinde pek çok cızkıpır düşürdü ancak şu an Chad ile karşı karşıya ve bilmesini isterim ki Chad sürüsü için her şeyi yapmaya hazırdır kalçasını kollasın
-Ve Iris, sis gerçekten kaçmak için mantıklı bir hamle idi ancak şu an üzerine gelen bir dişi ordusu varken görüşünün kısıtlanmış olması onun lehine olmayabilir. Ona da aynı André gibi kalçasını kollamasını tavsiye ediyorum
-Sorunuz olursa bana nerden ulaşabileceğinizi biliyorsunuz keyifli roller dilerim ^^
[/justify]
« Son Düzenleme: 20 Ağustos, 2022 01:01:37 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Lady MacDeath »