İngiltere Büyücedünyası > Tılsım Dersliği

1866 Yılı, Birinci Dönem Karma Tılsım Dersi

<< < (3/4) > >>

Franziska Strömm:
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 1, total 1

André Harris:
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 6, total 6

Profesör Moore hakkındaki yorumları duymasıyla olanları komik bulması sebebiyle ince bir gülümseme yüzüne yerleşmiş olsa da böyle düşünmüş olmasından kaynaklı olarak duyduğu suçluluk sebebiyle bir yaz meltemi misali silinip gitmişti gülümsemesi. Bir yandan Mirina'nın başarılı olmuş gibi gözüken büyüsünün sonuçlarını aralardaki sıraların ötesinden gözlemlemeye çalışırken kalan sözleri duymakta biraz zorluk çektiği söylenebilirdi.

Profesörün tonlamasının değişimiyle farkına vardığı "açıklama"ya tekrar dikkatini vermeye başlamış, işittiklerinin ardından ise yüzünde belirgin bir tereddüt oluşmuştu. Konsept olarak belki havalıydı ama gerçekten bunu yapmalılar mıydı ki? Kararsızlık ve çekince sarmalıyordu zihnini.

Bu esnada dersliğe geç varan Ares, profesörden müsaade istedikten sonra yanından geçmiş; kendi hizasındayken kulağına, yüzünde alaycı bir gülümseyişle bir çiçek takmak suretiyle ilerleyişine devam etmiş ve Profesör Yamashita'nın yanına vararak geçmiş olsun hediyesini takdim etmişti. Sonrasında yanına gelip neler olup bittiğini sorduğunda eliyle ayaklanan öğrencileri gösterip kendisiyle çağırmış ve sıraya girdikleri noktada fısıldayarak özetlemişti elinden geldiğince kısa bir şekilde: "Ee... Confundus tılsımını işleyecekmişiz bugün. İşlevi ve amacını sordu, Profesör Moore ile ilişkisi yokmuş bunu öğrendik, sorma nasıl geliştiğini olayların; Mirina sineğin tekine Confundo yaptı, galiba sineğin hareketler sapıtmıştı biraz: Başarmış olabilir... Sonra ise... Hah, özellikle muggle'lara yahut diğer büyücülere karşı savunma yahut manipülasyon potansiyelinden söz etti. Uygulamadaysa..." Bir yutkunma ihtiyacı hissetti bu noktada. Yüzünden çekincesi her türlü okunuyordu. Bu esnada dikkat çekmemek ve uzun saçlı cadıyla bozuşmamak için dikkatini profesöre yöneltti bir süreliğine: "Kendisine karşı büyüyü uygulayıp binamıza puan verdirtmemizi istedi. Profesör Yamashita'nın zihniyle oynama potansiyeli biraz çekindiriyor beni desem yeridir. Zira ona uygulamamızı istediyse kendini savunmayacaktır pek fazla..."

Sırayı önce yanındaki Ares'e sunup başarısız oluşunu izledikten sonra dudaklarını büzerek bükmüş ve "Aks be," diye mırıldandı yanından geçen dostuna. Kendisi sıra aldığında ise asasını hazır etmişti çoktan ancak büyüyü uygulamayı deneyeceği anı belli etmek istercesine ince bir hareketle başını öne eğip karşısındaki tılsım ustasına selam vermiş ve ardından asasını bir soru işareti şeklinde sallamıştı: "kon-fhun-do!" Nitekim sarı cübbeli oğlanın oluşturduğu tek pembelik asasının ucunda değil, utançtan dolayı yüzünde belirmişti...

Michael Throd Sigurðsson:
Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 9, total 9

Iris Ashworth:
[justify]Zihin ya da bilinç.... İdrak etme kuvvetiyle oynamak. Oldukça riskli ve heyecan veriydi Iris'e göre. Bu tılsımı kullanabileceği birçok yer bulabilirdi lakin birtakım çekinceleri olmasından mütevellit nedense ilk deneyişte yapamayacağını düşünüyordu. Kaldı ki Profesör Yamashita üzerinde deneyecek olmak omuzlarında bir tık yük sayılırdı. Ayrıyeten, bireysel çalışmalarında derse konu olan tılsımı deneme şansı bulamamıştı maalesef. Eğer ki başaramazsa yapana kadar ve yaptıktan sonra da sindirene kadar denerdi. Profesörün belirttiği şekilde sıraya girerken hemen arkasında olan William'a başını çevirerek konuşmaya başladı. "Daha sonra birlikte çalışır mıyız? İksir dersine de bakmış oluruz." William ile ders çalışmanın muazzam bir güzelliği vardı hep. Halihazırda her dersi sevmesine rağmen birlikte çalıştıkları zaman sanki her şey daha da kolaylaşıyordu. William, dediğini kabul ederken aynı zamanda şu anda da yapabileceğini belirterek Iris'e motivasyon sağlamayı eksik etmemişti. Dudaklarının kenarları yavaşça kıvrılarak tatlı bir gülümsemeye doğru dönüşmüştü yüzünde. Teşekkür etti ona bu şekilde. İhtiyaç duyduğu şey buydu. Anlaşmak için kelimelere ihtiyaçları yoktu. Şimdi, yapabileceğine olan inancı yükselmişti.

Sırasını beklerken arada kafasını boşluktan uzatıp bakıyordu. Henüz yapabilen çıkmamıştı. Düşündüğü gibi zor bir tılsımdı. Belki de büyüyü yapacak olan kişinin kafasının belirli bir rahatlık seviyesinde olması gerekliydi. Daha araştırması ve öğrenmesi gereken çok şey vardı. Öğrenmek ömür boyuydu zaten. Önünde hala iki öğrenci varken asasını büyülü sözleri söylemeden önce üç dört kez Profesör Yamashita'nın söylediği biçemde salladı. Gayet basit duruyordu. En azından asa hareketi olarak. Ve sonunda sıra kendisinindi. Sıra ona geldiğinde Profesör Yamashita'nın karşısında olmaktan mıdır nedir bilinmez son zamanlarda büyücedünyanın üzerinde dolaşan kara bulutların ağırlığını hissetmişti. Çok güçlü bir büyücü olduğunu bildiği  halde kadının yaşadıklarını düşünmekten dikkati dağınık bir şekilde dışarıya yansımayan bir tedirginlikle asasını salladı "Kon-fun-doe" derken. Nitekim ilk denemesinde asasının ucunda bir ışık huzmesi belirdi belirmesine ancak yeteri kadar kuvvetli değildi ve Profesör'ü etkilememişti. İlk başta hızla düşen omuzlarını bir çırpıda topladı. Başarısızlık olarak değerlendirmektense üstünde daha fazla vakit ayırabileceği bir tılsım olmasına sevinerek deneyim kazanma gözüyle bakacaktı olaya.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 3, total 3

Mirina Blackbird:
Mirina'nın Profesörün uyarılarına aldırış etmeden yaptığı büyüsü zavallı sineğe isabet ettiği gibi, Bay Renfield'ın kafa karışıklığı ile vızıldayarak sıradan aşağı uçup yere çakılması bir olmuştu.

Şimdi zeminde tepe taklak olmuş halde, can çekişir bir halde kıvranıyordu. Mirina, saçları yüzünün önüne düşecek kadar eğilip sineğe baktı. Tepkisiz, gözleri boşlukta asılı, zor duyulabilecek bir mırıldanma döküldü dudaklarından...

"Bu sinekler gibi mi düşecekler, sivri dişlerini geçiremediklerin? Efendim?"

Göz kapaklarını belli belirsiz kırpıştırdıktan sonra, bilincini tekrar kazanmış bir hasta gibi doğruldu güçbela. Sınıftaydı. Sevmediği o derste... Renkli cübbeli öğrencilerin ileriye atılıp profesöre sırayla büyülü sözcükler fısıldadığını gördü.

Yapması gereken buymuş gibi bir içgüdüyle ilerledi sıraya doğru. Dalgın bir halde sıranın kendisine gelmesini bekledi. Asasını doğrulttu. Birkaç saniye dünyası bulandı. Orada olmaması gereken bir figür belirdi, profesörün yanında. Silindir şapkalı, siyah pelerinli, toparlak bir yüze sahip, garip bir kimse... Asasını profesöre doğrultmuştu. Dudaklarının kıpırdadığını fark etti bu adamın. Duymaya çalıştı, zorlukla da olsa birkaç kelime işitebildi arasından.

"Kont Sati von Richmond! Confundiyarın efendisi! Sizleri şaşırtan, afallatan, aklınızı alan kişi sihirbaz!"

Profesöre asası doğrulmuş halde bunları söylüyor, bir yandan da büyü yapmadan öylece duruyordu. Her an Bayan Yamashita'ya zarar verebilirdi. Mirina Profesörün bu adamı görmediğini dehşet içerisinde fark etti. Sadece kendisi mi görüyordu? Ya- Ya profesör tehlikedeyse! Onu sevmediğini biliyordu. Peki neden zarar görmesini... İstemiyordu...

Allak bullak olmuş duygularının çağrısına kulaklarını tıkadı. Asasını o garip figüre doğrulttu. Hiç tereddüt etmeden, demin okuduğu kitaptan aklında kalan yegane kelimeyi fısıldadı.

"Sizi kurtaracağım Profesör Yamaşata! Confundo!"

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 4, total 4

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git