17 Nisan, 2026 09:01:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: O Yüce Adam, Şimdi Mecruh  (Okunma sayısı 74 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
O Yüce Adam, Şimdi Mecruh
« : 25 Şubat, 2022 00:36:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]St Mungo’ya ilk defa on altı yaşında gelmişti Victorine, annesinin ölüm haberi geldiğinde Hogwarts’tan alınmıştı. Annesi, yatmakta olduğu 49. Koğuşta canına kıymıştı. Bu kederli haber biraz olsun üzmemişti onu, kadın biraz bile olsun sevgiyi öğretmemişti ona, Victoire Marie Boleyn akıl sağlığı yerinde olmayan bir cadıydı ve kendisinin şu anki kişiliğine sahip olmasının en büyük sorumlularındandı. Evliliğinden önceki soyadının yani Lancaster adının hakkını veriyordu her şeyiyle, asil kadın, annesi öldükten sonra bile onu anmaktan deli gibi korkardı. Özellikle hayalet olarak dönüp hayatını zindana çevirmesinden.

Duvarları şifacıların portreleriyle kaplı açık renkli koridorlarda bütün akrabaları yas içindeyken bir kere bile gözyaşı dökmemişti annesi için, ona göre ölümü hak etmişti ve kendisinin bu görevi yerine getirmesine gerek kalmadan göçüp gitmişti. Akrabaları onu suçlamıştı bu ölüm için, annesinin akıl sağlığını yitirmesinin nedeni Victorine’di onlara göre. Doğumu bile uğursuzdu sonuçta, onu doğurduktan sonra üç gün durmamıştı kadının kanaması, sırf bu yüzden adaya ilk defa dışarıdan bir şifacı getirmeleri gerekmişti. Cenazeye katılmadı, bunun için cezalandırılsa bile pişmanlık duymadı.

Yıllar sonra yine bu insanın içini okuyormuşçasına yanından geçeni süzen portrelerle dolu koridorlardaydı, bu sefer ona bakarlarken yargıladıklarını hissetmiyordu hatta pek çoğunda saygı dolu bir ifade vardı, Yüce Boleyn’in yanlarından geçmesi onlar için bir onurdu.

Kapalı kapılardan çıkan açık yeşili cüppeler giymiş cadı ve büyücüler ise bir koşuşturmaca içinde ellerinde eksik olmayan malzemeler ile yine açık renk parkeli zemin üzerinde bir aşağı bir yukarı ilerliyorlardı, bazıları onun varlığını fark ettiğinde başıyla selam veriyordu. Asil kadın onlardan daha fazlasını beklemesi bencillik olurdu, asıl saygıyı hak edenler kendilerini insanların hayatlarını kurtarmaya adamış cadı ve büyücülerdi. Ve şu günlerde oldukça yoğun bir tempoya girdikleri göz önünde bulunursa, Büyüceşura’da şifacıları onurlandırma konusunu gündeme getirebilirdi.

Dördüncü kata ulaştığında ziyaret edeceği koğuşun yerini bir şifacıya sormuştu. Üç kapı geçtikten sonra Seth Carter’ın yattığı odanın önündeydi. İnce parmakları adam için getirdiği bir demet Boleyn Çiçeğini kavramıştı, anemona benzeyen bu mor taç yapraklı bitki yalnızca Boleyn Adası’nda yetişirdi ve o sabah kendi elleriyle toplamıştı. Kapıyı çaldı, sonra yavaşça açtı ve girdi.

Cildi üçüncü derece yanıklarla deforme olmuş adam oturur bir pozisyondaydı hasta yatağında, o gün görüştüğü karışık saçlı adamın biçimli yüz hatlarından eser kalmamıştı, Victorine haberleri önceden almış olmasına rağmen kısa bir şaşkınlık hissinin kaşlarını yukarı kaldırmasına engel olamadı. Asil kadın, Aziz Michael Kilisesi’ne giden ekibin aldığı hasarı az çok tahmin etmiş olsa da kendi gözleriyle görmek bambaşkaydı. Surat şeklinde oyulduktan sonra çürümeye bırakılmış bir elmayı andırıyordu adamın yüzü, sadece biraz daha kırmızıydı. Ancak var olan tek değişiklik dış görünüşünde değildi, kadın, adamın iç dünyasında da sezinlemişti yaşadıklarının etkisini.

“Hayattasınız, tebrik ederim.” dedi, getirdiği çiçekleri sehpanın üzerindeki boş bir vazoya yerleştirirken. “Sözünüzün eri olduğunuzu öğrenmek içimi rahatlattı.”
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 15:56:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: O Yüce Adam, Şimdi Mecruh
« Yanıtla #1 : 26 Şubat, 2022 04:41:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Kendime acımayı bırakıp güçlü kaldığım günlerin başlarıydı. Aynadaki görüntüm tamamen yabancıydı artık. Sadece yüzümün ortasında iki tane mavi göz tanıdıktı. Eski Seth Carter yoktu karşımda. Çok daha kararlı biri vardı. Güzel bir görüntü değildi. Her zaman baktığımda politik görüşlerimi hatırlatan bir yüzdü artık bu. Fikirlerine tamamen bağlı, asla pişmanlık duymayan bir adam. Yaşamın ne kadar pamuk ipliğinde olduğunu öğrenmişti. Her saniyesini kullanmak zorundaydı artık. Ne zaman çıkacağımı sorup duruyordum Winthrope’a. Yakında diyordu sadece. Alev alev yanıyordu içim. Kendimden vazgeçmişim gibiydi biraz. Biraz da kendimi bulmuştum sanki. Tarif edilemeyecek bir durumdu. Sihirbakan’ı olamayacağımı düşünüyordum şu görüntümle. Oy alma işi biraz reklamla yapılacak bir durumdu. Medyatik yani. Kimse her yeri yanmış bir canavara oy vermezdi. Onun yerine daire başkanlığımda kalabilirdim. Bulunduğum mevkii yeterince iyiydi. Daha iyisini isterdim tabi ki ama hayalperest olmamak gerekliydi. Kafamda bir sürü plan kuruyordum gelecek hakkında. Yapılacaklar hakkında. Yazmak istediğimde sağlık çalışanı arkadaşım (artık arkadaşım olmuştu) bir tüy kalem, bir de parşomen getirmişti. Bir sürü parşomen karışık karışık yazdığım, bakınca sadece benim anlayabileceğim bir şablonla karalanmış şekilde duruyordu yanı başımda.

Yatakta oturmuş Gelecek Postasının bugün için olan sayısını okurken çaldı hastane odasının kapısı. Winthrope’u beklerken asla beklemediğim birisi girdi içeri. Victorine Boleyn... Elindeki çiçek buketini gördüğümde ondan bunu beklemediğimi fark ettim. Formalite ve ya zorla olan şeyleri yapan bir kadın olmadığını düşünmüştüm ofisine girdiğimde. Tabi sonradan çiçeklerin kendi adasından koparılmış sembolik çiçekler olduğunu fark edince bir mantığa oturdu. Demek ki ailesi ve değerleri çok daha önemliydi onun için. Hayatta olduğum için tebrik etti beni. Tebrik edilmesi gereken bir durumdu gerçekten. Bundan bir hafta önce canlı canlı yanmıştım ve bir kaç gün önce de öldürmek istemiştim kendimi. Kafamı onaylamak için bir kere aşağı indirdim. Önümdeki gazeteyi katlayıp bacaklarımın üstüne koydum. Bir süre kadının çiçekleri vazoya yerleştirmesini izledim. “Gelmenizi hiç beklemiyordum.” dedim dürüst olarak. Şu halim yüzünden planlarının yattığını söylemek istemiştim ama kaybetmeyi seven bir kadına benzemiyordu. Böyle bir cümle onu rahatsız etmekten başka bir işe yaramazdı. Sessiz kalmak çok daha uygundu. Bunun yerine durumu anlatmaya karar verdim. Ellerimi kaldırıp baktım bir şöyle. Kırmızıların arasındaki sarılar ve şişmiş yerler ile birlikte mide bulandırıcı olmalıydı. Günlerdir böyle yaşadığım için alışmıştım ben. “İçlerindeki nefretin görüntüsü bu. Aynı şekilde karşılık vermek çıkmaz bir döngü.” dedim ve bir of çektim. Başka bir şey söylemeden Boleyn’in B planını anlatmasını beklemeye başladım. [/justify]

Çevrimdışı Victorine Odette Boleyn

  • Ölü
  • 10. Seviye
  • İleti: 58
  • 441 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victorine Odette Boleyn
  • Güç Puanı: 45
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Yüce Boleyn, Büyüceşura Yüksek Yargıcı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 4
  • Lanet Gücü: 16
  • Tılsım Gücü: 10
  • İksir Kabiliyeti: 3
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: O Yüce Adam, Şimdi Mecruh
« Yanıtla #2 : 04 Mart, 2022 03:16:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Victorine’in onu derinden sarsan bir anısı yoktu; hiçbir zaman sevmemiş ya da aşkın ne olduğunu deneyimlememişti. Değer verdiği tek varlık güçtü. Arzulayıp da elde edemediği hiçbir şeyi yoktu, aksine o her zaman arzulanan olmuştu. Yıllar önce annesi bu hastanede kendi canına kıydığında zirveye giden engellerinden biri kalkmıştı; diğeriyse babasıydı, onu da Büyüceşura’ya girdikten sonra kendi elleriyle ortadan kaldırmıştı. Neyse ki, Boleyn Adası’nda yaşanan Boleyn Adası’nda kalırdı, gerisinin bir önemi yoktu.

Seth Carter ise onun tam tersiydi. Sevmişti, aşık olmuştu ve sonra hayatının aşkını kaybetmişti. Bütün bu yaşadıklarına rağmen yaşama ve ideallerine sımsıkı tutunan bir adam olmayı başarmış, yolundan sapmamıştı. Victorine kahramanlık için kılını bile kıpırdatmazdı, bu adam ise kendini doğrudan alevlerin içine atmıştı. Aptallıktı. Yine de bu aptallığını takdir ediyordu, nihayetinde hayatta kalmayı başarmıştı değil mi?

“Burası çok havasız,” dedi ve odanın kapalı perdelerine yöneldi oturmadan önce. Adamın tek kelime etmesine fırsat vermeden araladı camları, parlak gün ışığının odaya girmesine izin verdi. “Daha iyi.”

Gök mavisi gözlerini adamın yüzüne çevirdi nihayet, ışıkta daha net gözüken bütün o deforme olmuş derisini dikkatle inceledi. Kadının bakışlarında herhangi bir iğrenme ifadesi yoktu, çok derinlerde içten bir anlayış vardı yalnızca. “Halk, sizden çok daha korkunç canavarları yöneticileri olarak seçti defalarca ve defalarca. Nurdan maskelerinin ardındaki iğrenç yüzlerini saklamakta ustaydı pek çoğu. Peki, gerçekten bu konuma gelmeyi hak ediyorlar mıydı Bay Carter?”

Üzerinde ‘B’ harfi işlemesi bulunan çantasından kundaklanmış, koyu kırmızı, kadife bir kumaş yığını çıkardı. “Bütün o yalancılar ve güç meraklıları başa geçebiliyorken neden sizin gibi gerçek idealleri olan bir politikacı geçemesin? Önemli olan güzel bir yüze sahip olmak mı yoksa Britanya Büyücedünyasının saygısını kazanmış bir lider olmak mı? Biliyorsunuz, bu saygıyı size kazandıracak olan şey yalnızca adımlarınızı doğru bir biçimde atmaktan geçer, Bay Carter. Bu yüzden geldim, size bu yolda rehber olabilmek için.”

Kundaklanmış kumaş tomarını adama uzattı.

“Küçük bir hediye, eğer kabul ederseniz.”
[/justify]
« Son Düzenleme: 22 Eylül, 2022 15:57:29 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Victorine Odette Boleyn »