Dünya Ülkeleri > Aziz Michael Kilisesi
Mahşer Gecesi - 1. Sezon Finali
Redferne Amaranthe Roseborough:
~Yarım saat önce~
--- Alıntı yapılan: Engizitör Gabriel - 20 Şubat, 2022 17:17:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 ---Aziz Kardeşim Roseborough,
Sen de çok iyi bilirsin ki, nice zor zamanlar biz müminlerin imanını sınamak için Rabb tarafından bahşedilmiş fırsatlardır. Korkarım ki, bu gece yine buna benzer bir devrin arifesindeyiz. Karanlığın uşaklarının bu gece Aziz Michael Kilisemize iblisin yöntemleriyle saldıracağına dair kuvvetli şüphelerimiz mevcuttur.
Kilisemizin kutsal savaşçısı ve inancımızın bir bekçisi olarak gereken neyse onu yerine getirmekten bir an dahi tereddüt etmeyeceğine ise inancımız tamdır. Bilirsin ki, İngiltere'yi saran bu cadı şerrine karşı tuttuğumuz tutanaklar ve kimi yazışmalarımız Aziz Michael Kilisesinin mahzenlerinde barındırılmaktadır. Bunların günahkar bedenleriyle kilisemizi kirletmeye hazırlanan veled-i iblislerin eline geçmemesini ve en kısa sürede imha edilmesini sağlamak da korkarım sana düşmektedir.
Yine yetimhanede bulunan evlatlarımızın da tahliyesini gerçekleştirmek zorunda olduğumuz kuşkusuzdur. Şayet bu tahliyenin tamamlanamaması halinde, bu inancın genç evlatlarını kiliseye getirmek ve bu kutlu mücadelede yer almalarını sağlamak da senin vazifen olacaktır. O genç yavrularımızın, Köln'lü Nicholas'ın 1212'de yanında Hristiyan çocuklarla düzenlediği Haçlı Seferi'ni aratmayacak bir imanla savaşacaklarından ve bu dünyayı iblisin uşaklarını arındırmak uğruna cennet kapılarını aralamaktan çekinmeyeceklerinden kuşkumuz yoktur.
Mahşerin 4 Avcısı sorgularını bitirene kadar kutlu savaşınızdan geri adım atmayasınız. Kıyamet yakındır! Mahşer günü yakındır! İmanın yüreklerde yaktığı ateşle Rab için şehit olanların ise cennette mükâfatları hazırdır.
En umutsuz ve çaresiz anınızda aziz Kardeşim, kilisemizde barındırdığımız Aziz Michael'ın altın haçına sığınınız. Ona dokunmak bile biz aciz kulları için eşsiz bir mükafattır. Baş Melek'in düşmanlarının bu haçın vereceği kudret karşısında nasıl titreyeceğine şahit olunuz!
Tanrı Hepinizi Korusun!
Engizitör Gabriel
--- Alıntı sonu ---
"Koruyan ve esirgeyen Rabb'in adıyla..." diye fısıldayıp saygıyla katlayarak dudaklarına götürdüğü mektubu kısa bir süre için yüreğine de bastırdı Peder Redferne. Önünde kurulmuş küçük mangalda gürül gürül yanan ateş, normalde olduğundan daha koyu dumanlar gönderiyordu göklere doğru kilisenin avlusunda. Engizitör Gabriel'in imzası ve kutsal inançlarının mührünü taşıyan bu kağıt tabii ki özel ve değerliydi fakat onun da ateşler içinde yok olması gerekliydi diğer belgeler gibi ve öyle de olmuştu. Redferne kendisiyle birlikte Roma'dan yanında gelen hafızlara belgelerin çoğunu belletmişti iki saat içinde, bu sebeple kayıtların yanması çok da önemli değildi kilise ve cemiyeti için. Mahşerin 4 Avcısı adlı mübarek kardeşlerin tamamlayıp gönderdiği, hilkat garibesi Twinkle adlı kâfirin sorgusunun ilk raporları da elinden yanan kütüklerle dolu olan mangala gönderilen son kağıt parçasıydı... Son kağıt parçasının da okunmayacak küllere dönüşüp havaya dağılmasıyla birlikte güneş batmıştı. Güvenli bir yere gönderilen hafızlardan sonra şimdi sıra savaşamayacak yaştaki küçük yetimlere gelmişti buradan uzaklaşma sırası. Papaz Hackworth'ün son kutsamaları ve dualarıyla onlar da hazır bekleyen faytonlara bindirilmişlerdi. Oturduğu engin iskemleden doğrulan bordolara bürünmüş adam, bunca süre boyunca soğuk havada çıt çıkarmadan olup bitenleri beklemiş olan topluluğa seslenecekti şimdi. Herkes kilisenin güvenli duvarlarının içine girmiş, bir Pazar ayini dinleyenler gibi banklarda dua eden inananlar gibi hazır bekliyorlardı...
"Din kardeşlerim! Cemaat'im! Evlatlarım! Yaralanmış bir domuzun toprağa kanayışı gibi bilgi sızdırıyoruz saflarımız arasından. Kâfirler ve uşakları buraya vardığımdan beri çok kez kez pusu kurdular bana. Dünyanın her yerinde gözleri var, şerleri havayı bile kirletmiş durumda. Netekim Londra'nın tekrardan eski mübarek günlerine dönüşünün ilk adımları atılmaktadır bugün! Yüce inancımızın yılmaz kalelerinden olan Engizitör Gabriel'in bize uyarısıyla toplaştığımız bu gece, iman yolunda şehadete koşacağımız bir kavganın müjdecisidir!" sözleriyle grup uzun zamandan beri ilk kez ses heyecan ve şevkle vermeye başlamıştı. Redferne sözlerine devam etti:
"Kavgamızda yetim kardeşlerimiz de ellerinden geleni yapacaklar, kendilerini imanımız yolunda yerlere serecekler. Çünkü bizlere mukaddes kitabımızda buyurulmuştur ki; Onların da sizin de Efendinizin göklerde olduğunu ve insanlar arasında ayrım yapmadığını biliyorsunuz. Son olarak Rab'de, Onun üstün gücüyle güçlenin. İblisin hilelerine karşı durabilmek için Tanrının sağladığı bütün silahları kuşanın. Çünkü savaşımız insanlara karşı değil, yönetimlere, hükümranlıklara, bu karanlık dünyanın güçlerine, kötülüğün göksel yerlerdeki ruhsal ordularına karşıdır. diye. Onlara cephelerinde yardımcı olun, korkularında cesaretinizle yol gösterin!" bu sözlerin etkisiyle topluluk içinde büyük bir hareketlenme başlamış, cadı avcıları gözlerine kestirdikleri yetimleri kendi yanlarına çekmeye başlamışlardı. Hareketlenmenin bitmesini ve dikkatlerin geri kendine dönmesini bekledikten sonra Peder;
"Kurtarıcılarımızdan adını almış olan Gabriel önerisinde; kâfirlerin bu gece bize yapacakları saldırı karşısında kaçmamızı, canımızı kurtarmamızı buyurmuştur. Ey Hristiyanlar! İsa'nın evlatları! Sizi şehadete böylesine yaklaşmışken böyle bir fırsattan uzakta tutmamın hesabını Rabbim karşısında asla veremem. Hayır. Savaşa hazırlanın, yiğitlerinizi harekete geçirin. Bütün savaşçılarınız toplanıp saldırıya geçsin. Saban demirlerinizi çekiçle dövüp kılıç yapın, Bağcı bıçaklarınızı mızrak yapın. Güçsüz olan 'Güçlüyüm' desin. Ey çevredeki uluslar, tez gelin, bir araya toplanın. Ya Rab, yiğitlerini oraya indir. Çünkü çevredeki bütün ulusları yargılamak için orada olacağım." sözleriyle vaazını sürdürdü.
Karşısındaki topluluk artık soğuk havada kilise avlusunda bekleşen insanlar değil, çok daha ötesinde, tanrı yolunda ölmeye hazır gayretkeş partizanlardı. Süngüleri kâfir bıçaklamak, elleri kâfir boğmak, ayakları kâfir tepelemek için sabırsızlanıyordu. Redferne'in gür sesi ise gittikçe daha da büyük bir iman aşkıyla yükseliyor ve yüce bir coşkuya eriyordu her kelimesinde:
"Gidin tuzaklarımızı hazırlayın! Giyotin kapısını kurun, pervaz altı jiletlerini takın, Azizler Mabedi'nin gümüş dikenlerini kutsayın, Bizans Yağı'nı ısıtın, Kudüs'ün yanmış közlerini serin!" diye emirlerini bir ilahi sözleri gibi tekrarlayanlarla birlikte kılıcı Victoria'yı göklere doğru kınından çekerek iletti.
"Malleus Maleficarum'un evlatları, emrimdir size: Kale üstüne kale yık, kasaba üstüne kasaba yağmala. Hırpalanmış leşlerini kullanacak ve abideler dikeceğiz böylesi küstahlıklarına bedel olsun diye!
In nomine patris, et filii, et spiritus sancti. Amin!"
Raiden Minamoto:
[justify]Uzunca bir sürenin ardından sahada olmak tuhaf hissettiriyordu. Cadı avcılarına karşı olan bu operasyonda birkaç ay öncesinde olsalar neden bu kadar dikkatli olmaları gerektiklerini anlayamazdı. Fakat son dönemlerde yaşanan her şey bu grubun büyücü dünyası için olan tehlikesinin büyüklüğünü gösteriyordu. Yanına normalde yapmayacağı bir şey yapıp iksir bile almış hatta alıp almadığını birkaç defa kontrol etmişti.
Kilisedeki bu göreve bir Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi çalışanı olarak neden dahil olmuştu bilmiyordu ama oradaydı. Karşısındaki Avrupa mimarisinin birçok özelliğini barındıran bu yapıt adeta gözlerini kanatmak için yapılmış gibiydi. Avrupa'ya dair hiçbir şeyden hazzetmemeye başladığını bir kere daha hatırladı. Eğer ölecekse son gördüğü şeyin böyle bir bina olacak olması son derece üzücüydü.
Derince iç çeken kadın yanlarında onlara bu operasyonun başı olan Bay Carter’dan gelecek talimatları vermesi gereken Zain’e baktı. Gereken işareti almalarının ardından ise neredeyse boş görünen ön girişe doğru ilerledi. Cornelia ve Nicolas kapıyı ‘açmak’ için ilk adımı atıp güzelinden birer bombarda gönderince kapı açıldıktan sonra karşılarına çıkabilecek herhangi bir şeye hazır olmak adına asasını sıkıca kavradı herhangi bir şey için hazır olmak adına "Salvio Hexia" diye fısıldadı.
Yetenek 1d10 : 9, total 9
Destek 1d10 : 1, total 1
Talih 1d10 : 7, total 7[/justify]
Kont Sati Von Richmond:
Gökten inen kara melekler gibi siyah dumanlar eşliğinde kondular Kilisenin avlusuna. Mahşer gecesi melekleri misali karanlığın içinde daha karanlık bulutlar halinde.
Seth Carter mezarlık halinde düzenlenmiş avludaki rahibe asasını doğrultup Stupefy büyüsüyle sarstı çelimsiz rahibin dünyasını. Rahip birkaç takla atarak arkaya savrulmuş ve mezar taşlarından birisine çarpıp taşın kırılmasına sebebiyet vermişti. Yalnız, çıkan gürültü dikkat çekiciydi. Işıkların vurduğu kilise pencerelerinde bir takım gölgelerin koşuşturmaya başladığını fark etmişti. Biraz talihsizliğin de yol açtığı bir gürültü, gizlice yaklaşma planlarını sekteye uğratacak gibiydi.
Meredith mezarlığa girip Seth'in arkasından yaklaşmış ve koruma büyüsü yapmıştı. Ancak Seth'in büyüsüyle savrulan rahip başını mezar taşına vurma etkisiyle çoktan bayılmıştı. Meredith mezarlar arasında yürürken mezar taşlarının arasına gerilen tuzak tellerinden birkaçına denk gelmiş ve tuzakları aktive etmişti. Mezar taşlarının birkaç tanesinin üzerinde otomatik olarak beliren arbaletler birbiri ardına oklarını Meredith'e sallamış ancak kadının koruma kalkanını geçememişti. Aynı anda pencerelerden fırlayan oklar ve ateş eden tabancaların sesleri duyuluyor, mermiler ve oklar Meredith'in kalkanından sekiyor ve hem kızıl saçlı kadını hem de Seth Carter'ı koruyordu. Kalkandan seken oklardan birkaçı yere düşmüş ve yerdeki çalıları ateşe vermişti. Mezarlıktaki çalılar alev alırken, Meredith ve Seth'i görülmesini engellercesine büyüyen bu ateş, kilisenin içerisine ilerlemeleri için imkan tanıyacaktı ikiliye.
Cornelia'nın bombardası kalın tahta kapıyı havaya uçururken yerden tutam tutam kızgın kum kaldıracaktı. Belli ki yere, cadıların geçememesi için kızgın kum dökmüşlerdi. Savrulan kızgın kumlarla yanmadan kapı girişinden girmek, bakanlık çalışanları ve seherbazları zorlayacak gibiydi. Talihinin de yardımıyla Cornelia, içeriyi kum bulutunun ardından da olsa net şekilde görebilmişti. Soldaki ve sağdaki kapılar başka odalara açılıyor, odaların içerisinde sivri şapkalı figürler hareket ediyordu. Büyük tören salonuna kadar giden bir hol ise karanlıkta bir hayli zor görünmekteydi.
Nicholas hızlıca eşiğe cisimlenivermiş ve asasını çıkararak giriş kapısına doğru bir bombarda maxima yollamıştı. Ancak yaptığı büyü çok etkili olamamış, girişte toz halinde uçuşan kızgın kumları bir nebze dağıtabilse de asasında bir çatırdamaya yol açmıştı. Asası hafif zarar görmüş gibiydi ve bundan sonra onu kullanırken daha dikkatli olması gerekecekti.
Raiden ise Salvio Hexia yardımıyla başarılı bir koruma büyüsü yapmış, kızgın kumlara dokunmadan kapıdan içeriye girmelerini sağlayabilecek bir koruma kalkanı oluşturabilmişti. Giriş holü, artık tam karşılarında uzanmaktaydı.
[spoiler][/spoiler]
O sırada başka bir yerlerde...
Bay Twinkle arkasındaki kapının gürültüyle açıldığını duydu.
“Doktor tüm hazırlıkları bitirdi Lenore. Artık kan dökme zamanı!...”
Kadının cırtlak sesi yankılanırken duvarlarda, Bay Twinkle da gözlerini Beyaz Gelin’den kaçırıp ellerine çevirdi. Kapkara bir kedinin yaraladığını hatırlıyordu derisini. Ancak ne bir yara, ne de bir iz, hiçbir şey kalmamıştı elinden o tırmığın eseri olan.
“Canını acıtmayacağına söz vermiştiniz ama!”
“Hadi güzelim, ufak bir kan pıhtısı sadece... İşimizi görecek kadar. Fazlasını israf etmeye lüzum yok!”
Bay Twinkle o cırtlak sesin sahibini hatırlıyordu. Nihayet Lenore’un yanında durduğunda ise emin oldu. Mezarlıktaki kızıl saçlı kadındı bu, beklenildiği üzere. Üzerindeki şaşalı elbisesi ve kana susamış bakışlarıyla, kıvrımlı hançerini kendisine doğrultmuştu.
[spoiler]
Jean - Kızıl Düşes[/spoiler]
Kurumuş boğazını kısa bir öksürükle temizledikten sonra kızıl saçlı kadının şer yuvası gözlerine çevirdi bakışlarını.
“Hadi, ne duruyorsun sürtük! Muggle bozuntusu... Yobaz fahişe seni! Çekinme! Bitir işimi... Sizin gibiler ancak sandalyelere ellerini kollarını bağlayarak oturttuğunuz masumları katletmeyi bilirsiniz.” Peşinden de hınçla kadına doğru tükürmüştü fakat kurumuş boğazından çıkan tükürük elbisesine dahi ulaşamamış ve yere yapışıvermişti.
“Twinkle!” diye cıyaklayarak ayaklandı Lenore. “Senin gibi bir beyefendiye böyle yakışıyor mu hiç? Ortalığı kirletiyorsun...”
“Magıl? Sizin gibilerden bu lafı çok duyuyorum. Bizim gibiler için kullandığınız bir küfür mü yoksa? ‘Sürtük’te bırakmalıydın bodur ihtiyar. Daha acısız olabilirdi.”
“Jean, hayır!”
Kızıl Düşes, bir eskrim dövüşçüsünü andırır çabuklukta savurmuştu kılıcını. Bay Twinkle derisinde yanarcasına bir acı hissetti. Sonra bir kez daha... Acıdan kapattığı gözlerine rağmen, kılıcın ona değmeyecek kadar uzakta olduğunu biliyordu. Ancak, bir şekilde kesmişti vücudunu... Nasıl?
Sıcak bir sıvının bedeninden akmaya başladığını hissetti. Kollarından ve göğsünden... “Bu kadarı kafi... Şimdilik tabi.” Zevkle gülümseyen dudakları takip etmişti Kızıl Düşes’in sözlerini.
“Acıtmayacaktın! Jean... Sen- sen çok cani bir kadınsın.”
Kanlı hançerini Bay Twinkle’ın kara cübbesine silerken cevap verdi Kızıl Düşes. “Sen de çok naifsin, güzelim.” Bay Twinkle’ın kolunu ve cübbesini kızıla boyayan kan lekelerine iştahla bakıyordu şimdi. “Kırmızıymış... Rengi beni hayal kırıklığına uğratsa da, kim derdi ki bu cücedeki kanın bu kadar değerli olacağını... Güzelce şişeledikten sonra, yemek masamı süslemek isterdim bununla. Cemiyette dönecek dedikoduları düşünsene... Merlin’in soyunu avlayan Kızıl Düşes! Sosyetenin göz bebeği!”
Küçük bünyesindeki kanlar boşalırken cübbesine ve kollarına, acıdan haykırmamak için direndi Bay Twinkle. Bu zevki kızıl şeytana tattırmayacaktı.
Not: Gelecek GM Metni 00:15'te girilecektir.
Seth Carter:
Meredith yaptığım büyüden sonra yanıma hızla gelerek bir savunma büyüsü kullandı. Ancak o sırada büyük bir gümbürtü ile birlikte çevredeki yerlerden bir sürü tuzak çalıştı ve Meredith'in koruma büyüsünde patladılar. Çevrenin ateş alması da iyice çevreyi cehenneme çevirdi. Yine de duramazdık. Meredith'e teşekkür bile etmeden karşımda, alevlerin arasında gördüğüm kapıya baktım. Yanımda duran mezar taşının arkasına geçip asamın açısını ayarladım ardından "Depulso!" diyerek mezar taşının kapıya doğru hızla fırlamasını sağladım. Bu şekilde önümüzde başka bir tuzak var ise, mezar taşına tetiklenecekti. Tuzakların efektlerinin bitmesini bekledikten sonra ise takımımla birlikte koşarak içeri girecektim. Zain bir sorunları olursa bana haber verirdi zaten. İyi gittiklerini umuyordum.
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 9, total 9
Talih 1d10 : 3, total 3
Meredith Vivienne Boleyn:
[justify]Her yere gizlenmiş tuzaklar vardı, Meredith Godric’s Hollow’da yaşadıklarından sonra bunun başlarına geleceğini az çok tahmin edebilmişti. Yaptığı koruma büyüsü olmasaydı feci halde çuvallayacaklardı ve genç Seherbaz için bu ihtimal de hayal etmek istemedikleri arasındaydı. Üzerlerine oklar fırladığında küçük bir çığlık kaçırmıştı ağzından, yine de kalkanı güçlü tutmak için direnmişti. Kalbi deli gibi atıyordu ve kalkandan seken oklar etrafı ateşe verdiğinde kalp atışları daha da bir hızlanmıştı. Bir kez daha yanmak istemiyordu.
Cesaretini toplamalıydı, “Revelio!” dedi güçlü çıkmasına uğraştığı bir sesle. Bay Carter, az ötede görüş alanlarına giren kapıya bir mezar taşı fırlatırken aktifleşme ihtimali olan her türden tuzağı önceden tespit edip yakalanmadan ilerlemelerini kolaylaştırmaktı amacı.
[/justify]
Yetenek 1d10 : 9, total 9
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 7, total 7
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git