Dünya Ülkeleri > Aziz Michael Kilisesi

Mahşer Gecesi - 1. Sezon Finali

(1/8) > >>

Kont Sati Von Richmond:
[spoiler][youtube]https://youtu.be/fAOPkT61sMk[/youtube][/spoiler]

Aziz Michael Kilisesinin kırmızı kiremitlerle kaplı çatısı, gecenin ortasında bile uzaktan kolayca seçilebilmekteydi. Tenha kasabanın ortasında bir yakut gibi parıldayan, defalarca uğradığı restorasyona rağmen Norman mimarisinin belirtilerini hala barındırmakta olan, kasabanın diğer binalarına kıyasla görkemli bir yapı...

Kilisenin bin bir renge bulanmış ve Aziz Michael’ın İsyankar meleklerin düşüşünü anlatan resimlerinin bulunduğu vitraylarla kaplı pencerelerinden sızan alaca renkte ışıklar, hemen yan taraftaki atrium niyetine kullanılan mezarlığı loş bir şekilde aydınlatmaktaydı. Bahçede birkaç tane rahibi andıran kara cübbeli adam, yanlarında yarım düzineye yakın çocukla bahçenin kiliseye açılan arka kapısına koşturuyorlardı. Mezarlık halindeki avluda kalan yegane kişi ise, bir mezarın başına çökmüş halde dua etmekte olan çelimsiz bir rahipti.

Bir de ana girişi vardı tabi kilisenin. Kimseciklerin etrafında görünmediği, kalın bir ağaçtan yapıldığı besbelli olan çift kapılı girişi ve tepesindeki taş kemerle heybetli bir görünüşe sahipti. Kapıya giden mermer basamak döşeli eşikte ise kimseler gözükmemekteydi.

[spoiler]

1. Mezarlık Girişi
2. Pencereler
3. Ana Giriş[/spoiler]

O sırada başka bir yerlerde...
Gözleri zorlukla aralanıyordu. Vücudundaki bütün kemikler, evet bütün kemikler ağrıyordu. Paçalarında yırtıklar olan siyah cübbesini gördü şaşkınlıkla. Cübbe giymeyi sevmezdi. Bu... Bunu ne zaman? Ah, hatırlamaya başlamıştı biraz. Mezarlıktaki gece... Elize... Beyazlar içerisindeki güzel kadın... Ve kızıl saçlar... Siyah bir kedi... Bir kuş gagasını andıran o melun ve soluk maske...

[spoiler]

Egnast Twinkle - Başseherbaz[/spoiler]

“Uyandın, şükürler olsun!” Yanına diz çöken beyazlığı seçebilmişti gözleri. “Bana ne-“ Narin parmaklar kondu dudaklarına. “Şşşt! Kendini yormamalısın. Seni iyileştirmem uzun sürdü. Diğerleri benim kadar nazik değiller. Sakın direnme onlara olur mu, benim tatlı Twinkle’ım. Sorguda nasıl verdiysen onlara istediklerini, aynı uysallıkta devam et mutlaka. Tüm bunlar bittiğinde buradan ayrılıp kendimize yeni bir hayat kuracağız. Sadece sen ve ben...”

“Sen...” Mezarlıkta gördüğü solgun güzellik karşısındaydı. Eğer onun ne olduğunu bilmeseydi, şefkatinde sahici olduğunu düşünebilirdi. Yine de o kadar samimi ve içten geliyordu ki masum bakışları, teninden yayılan yasemin kokusu.... Bir an tereddüde düşmesine ramak kalmıştı.

[spoiler]

Lenore - Beyaz Gelin[/spoiler]

Kollarını hareket ettirmeye çalıştı, başaramadı. Belli ki oturmakta olduğu sandalyeye sıkı sıkıya bağlanmıştı. Deri kayışların kesiciliğini hissetti teninde. Bakışlarını etrafta gezdirdi. Sanki yıllara meydan okumuş taş duvarlarla çevrili, rutubetli, izbe bir odadaydı. Duvarlardaki birkaç meşale sayesinde içerisini loş bir ışıkla da olsa seçebiliyordu. Havasız, köhne bir yeraltı mahzeni gibi. Kadının gümüş saçlarının ardında bir heykel duruyordu tüm görkemiyle. Haşmetli kanatları ve elinde kılıcıyla, belli ki savaşçı bir meleğin heykeli.

“Sorgu derken?... Neyin sorgusu? Off! Başım! Kafamın içinde Atadamlar yarışıyor sanki.”

“Ah, atadamlara da inanırmış! Bazen bir çocuk musun yoksa olgun bir adam mı, çok kararsız kalıyorum."

Kadının bir ölünün soğukluğuna sahip dokunuşunu yanağında hissetti. O biçimli ve güzel elinden yayılan bir mezar soğukluğu... "Doktorun sana verdiği ilaçlar yüzünden aşkım. Böylece hiç acı duymayacağını söylediler. Duymadın değil mi? Acısız geçti ve hatırlamıyorsun bile, değil mi?”

“Neyin sorgusundan geçirdiniz beni? Ne laflar aldınız ağzımdan!? Cevap ver!” Başseherbazın kaşları alnında kimi kırışıklıklara mahal verecek ölçüde çatılmıştı.

Elinin titremesinden kadının bir anlığına ürktüğünü hissetti. “Tabi ki ailen hakkında konuştuk biraz aşkım. Bu asil duruşunun bir nedeni olduğunu biliyordum. Ama Jean, buna hiç inanmamıştı. Edgar ise seni satıp bir servet kazanabileceğimizi söyledi. Bir tek Doktor. O, senin soyundan çok bünyenle ilgileniyor gibiydi... Hah! Ne diyordum? Soy, evet. Merlin’in soyundan bir cüce olduğunu biliyor muydun sevgilim!? Sihrin, kanında bu kadar güçlü olmasının sebebi bu olmalı!”

“Ne- Merlin? Merlin aşkına! Neden bahsediyorsun sen kadın!?”

“Ah, evet. Dedim ya... Sihir çok güçlü olmalı kanında. Seni niye bu kadar sevdiğimi bir kez daha anlıyorum aşkım. Seninle evlenip, sana küçük Merlin'ler doğurmak isterdim. Sen de istemez miydin bunu?”

Kadının gözlerindeki masum tutkuya takılmıştı bakışları. Beyaz bir zambak çiçeği misali salınan beyaz gelinliği ile yaydığı ışıltı, duvarlardaki tek tük meşalelerden daha çok aydınlatıyordu bu mahzeni. Kemiklerinin üşüdüğünü hissetti Bay Twinkle.

"Zırvalık! Bu tam bir zırvalık!"

Notlar
1- Bu gece saat 21:00'den sonra Seth Carter ve belirleyeceği bakanlık ekibi bu post altına ilk RP'lerini bırakabilir. İlk RP'lerinizde hazırlıklarınızdan ve kiliseye nasıl girdiğinizden bahsedebilirsiniz.

2- Karakter başına birer RP bırakmanız gerekmektedir.

3- Her RP sonucunda mutlaka bir Düello Zarı atınız.

4- Düello Zarındaki Yetenek Zarı yapmaya çalıştığınız işin başarısını, Destek Zarı sizin farkında olduğunuz/olmadığınız tehditlere karşı korunma durumunuzu, talih zarı da yaptığınız hareketteki şansınızı belirleyecektir.

5- Yetenek Zarını kullanabilmemiz için RP'lerinizde mutlaka risk gerektiren ve kurgunun ilerlemesini sağlayan bir harekette bulunmanız bizim de işimizi kolaylaştıracaktır.

6- Saat 22:00'de, ilk RP'lerden sonra girilecek GM metniyle RP serisi başlayacak, gece 01:00'e kadar devam edecektir.

7- Serinin bu gece bitmemesi halinde yarın akşam saat 21:00'den sonra devam edilecektir.

Seth Carter:
Cadı Avcıları ile ilgili soruşturma artık sonuna gelmişti. Tüm okların bağlandığı yer ise Saint Micheal kilisesi olmuştu. Çok büyük bir ekip fazla dikkat çekeceği için güvendiğim 4 bakanlık çalışanından bir grup oluşturmuştum. Neden ben yaptım derseniz, Başseherbaza günlerdir ulaşamıyordum. Bu baskın için daha fazla bekleyemeyeceğimiz için tüm sorumluluğu alıp Seherbazlara kilise ve yaşananlar hakkında brifing vermiştim. İki gruba bölünecektik ve, Zain adında siyahi telepatik bir seherbaz benim söylediklerimi kendi operasyon ekibine iletecekti. Brifingin genel konusu basitti.


--- Alıntı ---Her şeye hazırlıklı olun.

Cadı avcılarının çeşitli aletlerle büyücüleri ve cadıları yakaladıklarını, bu aletlerin nasıl çalıştıklarını bilmediğimizi anlattım ilk. André onu yakalayan bir ağ mekanizmasından bahsetmişti mesela. Arbaletlerin oklarından zarar gören Mirabella Yamashita kalıcı bir hasarla karşılaşmadığı için öldürücü etkisi olmadığını biliyoruz.

Yakalanırsanız korkunç bir eziyet görüp öldürüleceksiniz, bu yüzden ya kaçın ya da savaşırken ölün.

Gördüğünüz, bildiğiniz her şeyi bize haber verin ki, size taktik belirleyebilelim. Duygusal davranmayın. Bu insanlar bir sürü kişiye eziyet edip, öldürdüler.

İki takıma ayrılacağız, bu takımlardan biri ön kapıdan, biri arka kapıdan aynı anda saldıracak. Böyle olunca sürpriz elementinin de yardımı ile içerideki güçleri ikiye böleceğiz. Düşüncesiz davranmak yok. Tuzaklara dikkat edecek, gerekirse diğer takıma haber verilip tuzağı kapatmaya çalışacağız. En az 1 üst rütbeli kişiyi hayatta tutmaya çalışıp, çocuklara ciddi zarar vermekten kesinlikle kaçınacağız.
--- Alıntı sonu ---

Tüm elemanlar yola çıkarken tek tek hazırlıklarını kontrol ettim. İksirleri hazır mı? Olayları anladılar mı? Giderken herkesin farkında olması gerekiyordu. Bu operasyon ciddiydi ve bir kaçımız geri dönemeycektik. Muggle diye kolay sanmamaları gerekiyordu. Herkesin hazır olduğuna emin olunca da kilisenin yanına cisimlendik. Önceden karar verdiğimiz takımım cisimlendiğimiz yerde -kilisenin arka tarafınlarında- beklerken, Zain'in içinde bulunduğu takım kilisenin çevresinden geniş bir yay çizerek ön kapının karşısına geldi. Uzaktan sadece bir kişinin giriş kapısında olduğunu görebildiğini söyleyen Zain'e, daha demin çocuklarla birlikte siyah cübbeli bir kaç rahibin içeri girdiğini bildirdim. Şimdi ise dışarıda bir kişi vardı. Asamı çıkardım. Dua eden rahibe doğrulttum. Zain'e de yanındakilere işaretimi iletmesini söyledim.

İşareti verdim ve mezarlıkta dua eden rahibe doğru asamdan büyümü fırlattım.

"Stupefy!"

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 3, total 3


Takımlar:
Benim yanımda Meredith, sevgili arkadaşım NPC Hoffman ve bir isimsiz NPC
Cornelia, Raiden, Zain adında siyahi telepatik NPC seherbaz ve bir isimsiz NPC

Meredith Vivienne Boleyn:
[justify]Ocak ayının ilk pazarının gecesiydi. Meredith uzunca bir haftanın ardından ağrıyan bütün kaslarını dinlendirmek için (St Mungo’dan yeni çıkmışken buna gerçekten ihtiyacı vardı ayrıca) sıcacık şöminesinin karşısında kedileriyle birlikte kıvrılmak istiyordu. Ancak her istediğini elde edemeyeceğini uzunca bir süre önce öğrenmişti genç Seherbaz, özellikle tercih ettiği bu meslekte böyle bir lüksü yoktu. Ve evet, gecenin bir vaktiydi, soğuk ayaz tenini kesiyor ve ne zaman pelerinine daha sıkı sarılmaya hamle yapsa çevresindekilerin kınayıcı bakışlarına maruz kalacağını düşündüğü için bundan vazgeçiyordu.

Bir süredir hareketli devam eden Carmilla ve Cadı Avcıları soruşturmasının bir başka görevi için çıkmıştı kızıl cadı ve bu seferki içlerinden en tehlikeli olan gibi duruyordu. Tüm oklar tek bir noktada birleşmişti, St Michael Kilisesi, yani yılanların ininde. Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Başkanı Seth Carter’ın emirleriyse oldukça açıktı: savaş ya da öl fakat yakalanma.

Asasız kalırsa kullanabileceği bütün kendini savunmaya yarayan silahları eteğine ve ceplerine doldurmuş, görkemli yapının arka tarafında dahil olduğu ekip ile birlikte ilerliyordu kızıl cadı. Üst üste görevlerde çuvallaması yüzünden içinde derin bir korku olsa da bildiği duaları ederek kendini rahatlatmaya çalışıyordu. Tanrı onu koruyacaktı sonuçta değil mi?

Bay Carter önden davranmış, çitleri aşmış ve kilisenin bahçesinde dua eden bir adama sersemletme büyüsü yollamıştı seri hareketlerle. Meredith, dua eden masum bir adama öylece saldırılmasını (ortamda çocukların da olduğunu eklersek) onaylamıyor olsa da görevin başındaki kişi o değildi, dolayısıyla uyum sağlamaktan başka bir çaresi yoktu. Adamın ardından çitleri aştı ve gelecek herhangi bir karşı saldırıya karşı onları korumasını umut ederek “Salvio Hexia” büyüsü ile bir kalkan oluşturmaya çabaladı tüm gücüyle.
[/justify]

Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 1, total 1
Talih 1d10 : 6, total 6

Cornelia Barthélemy:
[justify]Büyücedünya karanlıklarda ve fırtınada yelkensiz bir gemi gibi oradan oraya savruluyordu. Uçsuz bucaksız bir bilinmezlik, sona erdirilemeyen bir korku ve öğrenilmesi gereken çok şey vardı. Bakanlığın görevi de acil bir şekilde olan bitene ışık tutmak ve olabilecek şeyler için önlem almaktı. Seth Carter’ın önderliğinde Aziz Michael kilisesine siyah toz bulutları eşliğinde cisimlendi. Son derece hazır gözüküyordu Cornelia her şey için. Ne ile karşı karşıya olduklarını az çok bildiğinden ve sokaklardan edindiği duyumlarla birlikte tehlikenin farkındalığıyla gözünü dört açacaktı. Zain’in yanlarında olması güzeldi. İletişim onun üzerinden sağlanacaktı. Raiden’ı yeni yeni tanımaya başlamıştı ama işinin ehli bir seherbaz olduğu belliydi. Cornelia ise seherbaz olmamasına rağmen öldürmekten çekinmezdi. Daha önceki deneyimlerinde tereddüt içerdiğini bile göremezdiniz. Halihazırda Seth’in söyledikleri de gayet net idi. Hazırlardı artık. Görevin gizliliğinden dolayı Das ile Blaze’e hiçbir şey söylememiş, dönememe ihtimalini hiç düşünmemişti bile. Dönecekti. Herkes dönecekti.

Tehlikeli olabilirlerdi ama şansın bu gece Bakanlık’tan yana olduğunu hissediyordu Cornelia. Yay çizerek dört kişi kilisenin ana giriş kapısının karşısına kadar geldiklerinde kimsenin olmadığını gördüler. Tuzak olabilme ihtimaline karşılık etrafı kolaçan ederek ve her yönü tutarak kapıya doğru ilerlemeye başladılar. Ses seda yok gibiydi ama ne olacağı bilinmez. Duruşunu dikleştirip asasını iyice kavradı. Sessizlik rahatsız ediciydi. Yanında düşünmesi gereken kişiler olmasa Bombarda ile gürültülü bir giriş yapmayı tercih ederdi cadı. O yüzden girişi seherbaza bırakıp öncelikle defans oynamaya ve gözlem yapmaya odaklanacaktı.Ama bir dakika... Böyle ağır aksak hareket etmenin de kimseye faydası olmayacağını düşündü. En azından arka kapıdan girecekler için bir sıkıntı çıkması durumunda tüm dikkati kendilerine çekebilirlerdi. Ani bir karar değişikliği ile asasını savurup "Bombarda"yı kapıya doğru yönlendirdi. [/justify]
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 3, total 3
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 9, total 9

Nicholas Ezra Urswick:
Ay bugün bir uyandım, müthiş bir huzur. Valla kendi kendime dedim ki benden iyisi yok. Çocuklar gitmiş, evde kimse yok, bana özel kahvaltı hazırlayıp yatağıma getirmişler… Her şey süper anladığınız üzere. Zaten öğlene kadar da uyumuşum. Evde ses seda olmaması harika bir duygu. Çocuk zor biliyor musunuz, hele 5 çocuk… Yatağıma atlayıp zıplamaya başlamalarıyla güne uyanmaktan ben çok sıkıldım. Koskoca asilzade insan… Bu veletlerin saygı nedir, büyüklere nasıl davranılır bir bildikleri yok. Karımın da eksikliği. Sen o kadar çocuğu fırlat fırlat dur, sonra gel de ki ben kariyer yapacağım. Sen önce gel kendi çocuklarını eğit be kadın. Gitti Hogwarts’a, beni de bu manyak hayvanlarla birlikte bıraktı. Neyse sonra akşama doğru Seth’ten bir mektup geldi. Beni bir göreve çağırdığını anlatıyordu kısaca. Uzun mektupları okumadığı bildiğinden tek tek kelimelerle belirttiği kısa ve öz bir mektup. Ben de tam belirttiği saatte cisimlendim bahsettiği yere. Baktım yanımda Cornelia var. Çok ciddi duruyor, bu karı zaten hep böyle. Sıkıcı biraz. Ama ayrı bir seksepalitesi de var. Sohbet etmeye çalışıyorum arada da havamı korumak için fazla yılışmıyorum. Daha zamanı var bunu yapmam için. Gittim yanına, “Tam ne dönüyor şimdi burada-“ diyordum ki bir baktım Bombarda fırlatmış önünüze doğru. Sıçradım tabi şaşırarak. Hayvan gibi karizma ama. Bir kadına böyle tehlikeli büyüler çok yakışıyor. “Vaay, sinirliyiz galiba.” dedim ona. Sonra etrafıma bakınmaya başladım. Ben de mi yapsam? “Bombarda Maxima!” diye onun yaptığı tarafa bir büyü de ben yolladım. Bizim de bir karizmamız var.

Yetenek 1d10 : 4, total 4
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 2, total 2

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git