İngiltere Büyücedünyası > Düello Salonu
[Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight
Mirabelle Starlight:
"Ow, Samuel! Genç bir kızın vücuduna zarar vermek hiç de hoş değil biliyorsun değil mi? Hep moraracak... Vücudumdaki morlukları nasıl açıklayacağım ben insanlara? Çok acıyor..." diye ağlayacakmış gibi bir sesle konuştum. Amaç sadece izleyicilerin kalbine(?) dokunmak ve başarabilirsem Samuel'a bir nebze de olsa vicdan acabı çektirmekti. Yuhalasalar cesareti kırılır mıydı? ULAN SEVDİĞİM PROFESÖRLERİN ÖNÜNDE REZİL OLUYORUM! André yok değil mi burada? André görmezse sorun yok, karizma çizilmesin.
Sesli bir şekilde iç çektim. Yaptığım şeyler kazanmama yeterli değildi. Yeterliyi geç, ölüyorum ulan! Bitse de gitsek diyordum ama görünüşe göre işimiz hala uzun. Güçlü büyüler kullanmaktan kaçınmak hala en iyisi gibi duruyor, şansımın ne zaman bana YİNE 'nanik!' çekeceğini bilemem. Adama everte çaktık, bir ölmediğimiz kaldı! Bak bak neler atıyor, neyse ki dikkatimi üstünden çekmedim. Koru ulan, koru. "Protego!" İlk saldırı fırsatı bana geçse de azıcık etkim olsa... ULAN BUNUN SALDIRISI NİYE SEKİP KENDİNE GİTMİYOR AĞLAYACAĞIM ŞİMDİ!
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 3, total 3
Talih 1d10 : 10, total 10
Locomotor:
Ortalıkta ev ödevleri ve eşyalar uçuşmuş, tepki çekmiş olsa da amacına ulaşmıştı. Fakat çikolata saçlı kızın duygu sömürüsü ortamdan gerçekten de birkaç yuhalama yükseltmişti. Bu yuhalamalar, özellikle potansiyel sevgilileri ellerinden kaybetmekten korkan oğlanlardan geliyordu.
Tribünlerde profesörler dahi celallenmiş, tansiyonlar yükselmişti. Şimdi çökmeyi planlamıştı Samuel üzerine. Bir aslan gibi kükredi sihirli sözleri. Kızıl ışık göründü asasının ucundan lakin Mirabelle'in elindeki kiraz dalı asanın yarattığı isabetli bariyer, biraz da şansın yardımıyla kızıl ışık huzmesini gerisin geriye kendisine sektirmişti. Fakat Samuel gazlanmıştı, tetikteydi. Belki sektiremedi kızıl ışığı tekrar lakin çatıya savurdu, taşlardan ufak bir sarsıntı yükseldi.
Şimdi hamle avantajını uzun aradan sonra mavi işlemeli cübbeli kız ele geçirebilmişti. Birinin spesifik bir avantajıysa yok.
Mirabelle Starlight:
Fırsat. Aradığım fırsat elimin altındaydı ancak ikileme düşmeme sebep olan bir durumun ortasındaydım. Direkt karşımdakine saldırabilir ya da dolaylı yoldan hasar verebilirdim. Asamı tam Samuel'in üstüne doğrulttum, başının üstündeki tavana. Kendim etkilenmemek için uzaklaştım anında. Büyük bir büyü yapmayacaktım, eğer kontrolü sağlayabilirsem sadece Samuel zarar görecekti.
"Bombarda!" dedim, kendimi güvende tutmak için biraz uzaklaşıp "Orchideous" diye fısıldadım. Bunu görmesine gerek yoktu, arkamda tuttuğum elimde beliren bir buket Wisteria'nın varlığını bilmemesi işime gelirdi. Yapabileceği her hamleyi kendime çevirebilirdim ama her şey şansıma bağlıydı şu noktada.
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8
Samuel Raymond Boleyn:
Bu da işe yaramadı. Yeter ama sıkıldım! Artık gücümü göstermem gerekiyor... Bir de kenarlardan gelen yuhalamaları duymasam her şey çok daha iyi olacak. Profesörler bile vahşet istediklerini bağırıyor ya! Canını mı yakmamı istiyorlar gerçekten?
Mira'nın gönderdiği Bombarda lanetinin yönünü değiştirip onun olduğu tarafa geri yansımasını amaçlayarak "Salvio Hexia!" büyüsünü gönderdim. Bunu yaparken her ihtimale karşılık hızlı adımlarla geriye doğru çekilmeyi de ihmal etmemiştim. Eğer büyüm işe yararsa olduğu yerde patlamalara sebep olacaktım. Yaramazsa da bu kalkanın en azından bir süre göndereceği lanetlere karşı savunma olarak işe yaramasını umuyordum.
Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 8, total 8
Talih 1d10 : 3, total 3
Cynthia Jean Urswick:
Düello yüzünden kehanet ödevini kaybeden çocuğa "Aptal Hufflepuff öğrencisi, ödevini nasıl kaybedebilirsin?" diyordum ki kollarımdaki kız iyice kafayı yiyip, namussuz olduğunu, kirlendiğini falan sayıklamaya başladı. Hemen kapattım ağzını elimle ki diğer söylediklerini duymayayım. "Auguste Efendinin büyülü vaazlarında söylemişlerdi bunları kızım. Gençleri böyle böyle ele geçiriyormuş ahlaksızlık. Biliyorum kızım, yanıyor bir yerlerin. O ateşler var ya o ateşler. Korkmalıyız hep ondan." diye kendi kendime konuştuktan sonra fısıltıyla "Çok kötü şey. Çoook. Önce böyle kudurursun, sonra seni bağlarlar sabah kahvaltıdan önce Crucio, öğlen Crucio, akşam Crucio... Söndürürler o kasıklarını. Verirler eline bi sabi. Kapı kapı gezer özür dilersin insanlardan bilinmezin dölü olduğun için. Girme bu yollara girme canım girme... Senin gibi bir bulanık için bile kötü yollar. Ben ne merhametli kadınım da, senin gibi bir kızı bile geride bırakmıyorum. Yoksa bilmez miyim yurtlara yollamayı? Yurtlarda ne yapıyorlar biliyor musun? Dikiyorlar. Neremi diye sorma kızım neremi diye sorma." Kıza sarılmış, ağzını kapatmış kendi kendime sayıklıyordum bu cümleleri. Yanımdaki öğrenciler bir kaç adım uzaklaşmıştı bile.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git