İngiltere Büyücedünyası > Düello Salonu

[Son 8] Samuel R. Boleyn v Mirabelle Starlight

<< < (4/7) > >>

Mirabelle Starlight:
Orospu karı ben senin o bacaklarının arasından çok güzel geçeceğim sen bekle. Ohh, Cynthia karısı da saçına yapı- öğğ, sarılıyor! Buram buram babaanne kokmuyorsa o karı, ben de bir şey bilmiyorum. Neyse. BİZ BUNCA YIL BOŞUNA MI O DAR SOKAKLARDA PARKUR YAPTIK, KİLİSELERDE KAVGA ÇIKARIP BÜTÜN LONDRAYI DEPAR ATARAK TURLADIK?! Staminam o kadar da az değil Samuel bey, sandığınız gibi çabuk yorulmam ben. Kaçacağım ulan hepsinden, yeterince defans yaptık. Mısır patlağından zarar mı gelirmiş? Üstüme gelen şeylerden kaçınıyorum, sağa koşuyorum, sola koşuyorum, aşağı eğiliyorum falan. Gelebilecek bütün büyük eşyalar-yani görüş menzilimde olduğu kadarıyla- gelene kadar bekleyip savuşturmayı deneyeceğim. Ancak bütün dikkatim hala Samuel'in üzerinde. Bir şey gelince kaçınıyorum ama bir halt yer diye gözümü de çekmiyorum.

 Lanetlerde de bu yıla kadar pek iyi değildim ancak çocuğa çiçek buketiyle saldıracak değilim ya? Yani... Önceden işe yarıyorduysa da yok, bu herif yemez onu.  "Everte Statum." dedim görünüşte bana çok da engel olabilecek bir şey kalmayınca, ne olur şansım yaver gitse? Ne bileyim, uçsun, kafasını çarpıp bayılsın ama zarar gelmesin ben de uslu uslu gideyim! Ne olur!

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 1, total 1

Locomotor:
Londra sokaklarında edindiği parkur kabiliyetleri, Mirabelle'in üzerine gelen eşyalardan önemli ölçüde kaçınabilmesini sağlıyor. Başıboş kitaplar, çantalar, içlerindeki diğer çeşitli zerzevat ve bolca can yakmayan ancak rahatsız edici mısır patlağı. Tabii ön sıralardaki öğrencilerin çantaları uçuşunca serzenişler de yükseliyordu haliyle:

-Hop! Çantamı sal lan!
-Kehanet ödevim! Profesör Urswick... Ödevim!

ve pek çoğu. Nitekim ufak bir denge kaybı ve düşmekten son anda kurtuluş, genç sokak çocuğunun bilmem kaç tane eşyayı şurasına burasına yemesine de engel olamıyor. Aldığı darbeler pek tehlikeli değil aslında ama can yakan, ileride morartı olacak cinsten. Sonunda eşya çığı bitiyor ama sızısı devam ediyor. Bu da ne yazık ki turuncu ışıkların hedefini değil yeri bulmasına sebep oluyor.

Hamle avantajı hala agresyonunu koruyabilen Samuel'da. Mirabelle'in önümüzdeki tur yalnızca Yetenek zarına sızılarından dolayı ufak bir eksisi olacak. Küçük bir darbeyi hala kaldırabilir lakin büyük, tehlikeli bir darbe oğlanların sempatisini kazanan bu savaşçı için sıkıntı olabilir.

Aldrik Solaris:
Diğer profesörlerden uzağa oturmuş, patlamış mısırını yiyerek düelloları izliyordu Aldrik. İlk tur ikisi de bir birinden gereksiz iki öğrenci çıkmış, yeteneklerini değil ergenliklerini sergilemişlerdi. Şimdiyse ortada daha iyi bir turnuva dönüyordu. Her ikisi de ne kadar güçsüzde olsa kendi çaplarında bir şeyler yapıyorlardı. Ama ne Mira ne de Samuel ona istediğini veremiyordu. Nerde kan? Nerde vahşet? Nerde göz yaşı? En önemlisiyse nerde cesetler? Ölümsüz düello mu olur ya? Ölümsüzse ya da biri kafası kopmaktan beter olmadıysa o düello değildir.

Hiç bir profesörün onu tanımayacağından emin olduğu için bağırdı: "Ortada sıçan mı oynuyorsunuz yoksa kim kimin ağzına sıçar mı? Azcık vahşet, azcık ölüm!"

Samuel Raymond Boleyn:
Bir anda etraftaki birçok obje Mira'nın üzerine uçmaya başladı ancak fark ettim ki çok da mantıklı bir hareket olmamıştı bu çünkü çantalar pek de zarar verici şeyler değildi. Tamam, sorun değil, zaten zarar vermek de istemiyordum ona. Amacıma ulaştım, dikkati dağıldı öyle değil mi? Şimdi bitirici bir hamle gerekiyor. Saldırı zamanı. "Flipendo!"

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 4, total 4

Gwyndolin Lowell:
Bu aktiviteden hoşlanmamıştı kadın. Gereksiz şiddetten kaçınılmalıydı. Bu turnuva barbarcaydı. Öğrencilerin yeteneklerini böyle kullanmamaları gerekiyordu. Lakin orada bulunmak zorundaydı, okulun bir profesörü olarak ve sıkıntılı bir durumda da müdahele edebilirdi. İlk düello, beklendiği gibi geçti. Franziska rahat duracak, kendisinden bir şeyler katmadan duracak bir kız değildi. Sevdiği bir öğrencisiydi. Bütün öğrencilerini seviyordu ama Franziska'nın yeri bir tık farklıydı. Tabii söylediği laflarla şansını zorluyordu ama olsun. Bina sorumluları ilgilenmişti.

Sonra sahneye kızı ve Samuel çıktı. Kızı zor durumdaydı. İçi içini yiyordu. Sonra Hufflepuff bina sorumlusu bir şeyler söyledi. Bu adamla trende konuştuklarında hiç böyle değildi şeytan kaçmıştı sanki içine. "Ne diyorsunuz Profesör Solaris!" diye çıkıştı adama sert bir dille. "Öğrenci bu çocuklar gladyatör değil! Kendinize geliniz!"

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git