İngiltere Büyücedünyası > Büyük Salon
Kardeşim Çizdirmişsin Kestaneyi
Eadwig Alger Boleyn:
Ares seslenince Slytherin masasına doğru harekete geçmedim. Döndüm tekrar Ravenclaw masasına. Özür dilediğinde kafamı olumlu şekilde sallayıp oturdum karşısına. “Aynı düşünceleri paylaşıyoruz.” dedim aramızın bozulmasını istemediğini söylediğinde. “Şu” diye yanımdaki kızı gösterip dikkatini dağıttığını belirtti. Yani, ne denir ki? Çocuğu suçlayamazsın. Affedilmez lanetle işkence gördüğünü söylediğinde gözlerim açıldı. “Affedilmez lanet mi kullandı?” dedim. Dikkatim diğer söylediklerine değil buna odaklanmıştı. Nasıldı acaba? Kullanması, kullanılması... Strömm yanımda söylediklerine katılmam için adımı söylediğinde kafamı salladım dikkatsiz bir şekilde. “Hıhım...” diye katıldım söylediklerini anlamamış olmama rağmen. Sonra Ravenclaw masasına doğru eğildim Ares’in ağzından çıkanlara dikkat kesilerek.
“Nasıldı?” dedim. “İşkence. Nasıl bir histi?”
Aethelwulf Ares Caldecott:
[justify]Eadwig sözlerinin üzerine ilgiyle geri dönmüştü, Franziska ise hala dalga geçer gibiydi. Genç büyücü, Slytherin’li kızın lakayt tavırlarını bir kez daha görmezden geldi. “Evet,” dedi ciddiyetle. “Cruciatus Laneti’ni kullandı. Dramatik olmaya çalışmıyorum ancak bin tane kaynar bıçağın derini delmesinden de beter bir acıydı.” Sanki hala bıçakların varlığını hissediyormuş gibi yüzünü buruşturdu. “Birkaç defa kaçmam için fırsat vermişti tabii ancak ona kafa tutabileceğimi düşünmek gibi bir hataya düştüm. İntikam hırsıyla gözüm dönmüştü, eğer ilk fırsatta kaçsaydım şu anda bu konuşmayı yapmıyor olacaktık belki de. Ve şunu da söyleyeyim Carmilla annemin katilidir, ondan bu kadar nefret etmemin nedeni de bu, sırf onun yalanlarına inanmak istemediğim için korkunç bir zevkle bana işkence etti. Yaşadığım travma yüzünden saçmaladığımı düşünebilirsiniz ancak ben ne söylediğimin farkındayım. Carmilla bir katil, sırf yoluna çıktı diye pek çok masumu gözünün yaşına bakmadan öldürecek türden hem de.”[/justify]
Franziska Strömm:
Vay anam vay neler dönmüş. Carmilla kaşarına bak sen. İyi de bu garibanın annesini niye öldürsünki bu kadın. Acaba bakanlığa mı çalışıyor gizliden gizliye. Düşününce mantıksız değil ha. Bir gazeteci hakkında haber yapıyor. Pat, mezarda. Bir başkası araştırıyor ediyor eyliyor, pat, mezarda.
"Bu bakanlığın neden o kadın için davet verdiğini açıklar aslında. Belki de bu kadın bakanlıkla çalışıyor. Bakanlığın düşmanlarını temizliyor ve bunu da gizlemek için muggle katliamları yapıyor. Bizde kadının yaptığı diğer işleri görmüyoruz. Neden olmasın? Ama hala bir şeyi anlamadım. Bak yalan söylüyorsun demiyorum dellenme hemen. Bu kadın niye buraya geldi. Napıyordu orada ?"
Yemin ediyorum daraldım ya.
Eadwig Alger Boleyn:
Lanetin adını duyduğumda bile tüylerim diken diken olmuştu ve gülümememek için kendimi tutmuştum. Bin tane kaynar bıçağın derini delmesi mi? Derin bir nefes aldım. Birilerine o acıyı hissettirebilecek kadar güçlü olmak harika olmalı. Arkadaşıma bunu yapan kadına yapma isteği yükseldi içimden çünkü ihanete uğramış hissetmiştim. Ares’in annesini Carmilla’nın öldürdüğünü bilmiyordum. Sadece muggleları, yobazları öldürmüyor muydu? Tabi ki doğru yolda ilerlerken karşısına çıkan bazı toz tanelerini de silmesi gerekiyordu ama okula gelip bir çocuğa eziyet etmek. Fazlasıyla duygusal, zevk için yapılmış bir şey gibi geliyordu kulağa. Carmilla ne de olsa bir kadındı. Başka bir şey beklenemezdi.
Carmilla’nın bir katil olduğunu şu konuşmada bilmem kaçıncı kere söylediklerinde. “Anneni onun öldürdüğünü bilmiyordum.” dedim sonrasında ise sessiz kaldım. Muggleların öldürülmesi konusunda hiçbir sorunum olmasa da, yakın arkadaşıma zarar verilmesi, ailesinin öldürülmesi... Bunlar kabul edemeyeceğim şeylerdi. Strömm yanımda çoktan komplo teorilerine başlamıştı. Evet, iki gazeteciyi öldürmüştü bu kadın. Bakanlık onun arkasındaydı. Dediklerinin olma olasılığı vardı ama burada ne kadar düşünürsek düşünelim gerçeği bulamayacağımıza emindim. Bu yüzden boş bir sohbetti.
“Karanlık orman saklanmak için uygun bir alan.” dedim. “Profesör Urswick seni bulduğunda yanında bir vampir olduğunu söyledi. Kadınlar fazla duygusallar, Carmilla’yı vampir sanacak kadar aptal olduğuna inanamıyorum.”
Aethelwulf Ares Caldecott:
[justify]Slytherin’li kız doğal olarak şüpheciydi ve olayların derine inmeye niyetliydi, bunu ifade etme biçimi yanlıştı sadece. Kız arkadaşı olsa çoktan ikinci bir kez daha ağzını açamaması üzerine onu sustururdu ancak Ares, Eurus değildi ve bir kere kontrolsüzce sarf ettiği sözcükler ile karşısındakilere yanlış bir intiba bırakmıştı. Dolayısıyla sakinliğini koruyacaktı, elinden geldiğince.
“Bakanlık, kaç kere söyledim hatırlamıyorum ama aptalın önde gideni onu ajan olarak çalıştırmayı akıllarına getirmiş olamazlar. Her neyse, Carmilla'nın buraya neden geldiğini bilmiyorum, ona sorduğumda Atadamları katleden cadı avcılarını avladığını söyledi. Ormanda gerçekten Atadamlardan eser yoktu, bilirsiniz ya sırf bölgelerine girmek için sizi tepmeye falan kalkarlar ancak onlardan bir tane bile görmedim. Ona inanmadım, sonrasında gelişen olaylar… Eh, malum…” Yüzündeki yara izini işaret etti. “Gerçekten yanımda vampir olduğunu mu söyledi? Ondan da böylesini beklerdim zaten…”[/justify]
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git