İngiltere Büyücedünyası > Büyük Salon

Kardeşim Çizdirmişsin Kestaneyi

(1/4) > >>

Franziska Strömm:
Bu hava niye bu kadar soğuk arkadaşım. Yemin ederim bir taraflarım dondu. Zaten lanet memlekette haftanın her günü yağmur yağıyor, bide yetmiyor onun üstüne soğuk geliyor. Ay bide şeyler var bu manyaklar kar yağıyor diye sevinen ruh hastaları. Ortalık bembeyaz oluyormuşta, kartopuymuşta oymuşta buymuş. Neyse öğlen yemeği saati gelmiş. Belki Eadwig kuşumda ordadır.

Merdivenlerden hızlıca inip Büyük Salon'a geldim. Yaradana şükür burası biraz sıcak. Karnımda acıkmış iyice içerde minik bir koro gurul gurul ötüyor. Umarım salak saçma şeyler yapmamışlardır. Brokoli falan varsa gene isyan edeceğim artık valla. Hoş Cynthia karısı sırf bana inat olsun diye menüye bi ton brokoli koyar ırkçı yobaz karı.

Binamızın masasına giderken Ares'i gördüm. Çok yakışıklı çocuk ya. Saçlar maçlar on numara eleman. Tam oyuncu olacak tipi var. Bi Eadwig değil ama Eurus kapmamış olsaydı kesin yürürdüm. Andre kudururdu kesin. Ondan da bi ara özür dileyeyim. Neyse Ares diyorduk. Valla çocuğun hayatı alt üst oldu. Önce annesi öldürüldü şimdide çocuğu Yasak Ormanda çizmişler. Carmilla yapmış diyorlar ama bilemedim. Yavaş yavaş sokuldum çocuğun yanına. Suratında bir yara. Eurus öpe öpe geçirememiş. Geçtim oturdum karşısına. Merhaba merhabadan sonra direk lafa girdim.

"Hayırdır dudağına noldu ? Eurus biraz sert mi öptü?"

Eadwig Alger Boleyn:
Bahçede birbirimize kartopu atarken ben ve Cyneric biraz abartıp işi dövüş aşamasına getirdik. Önce o bana kar attı, ben altta kalamayacağım için geri fırlattım derken şaka ayağına birbirimize girip yumruklaşmaya başladık. Olayı biraz Gage fişeklemiş olabilir aslında... Winton gelene kadar dövüştük. O gelince ben Cyneric’i üstümden ittirip Winton’ın yanına geçtim. Yerden aldığım kar ile herifin vurduğu kaşıma buz koydum. Diğerleri de yanımıza gelip karla eğlenmeye devam ettiler. Winton düşüncelerine değer verdiğim bir adam olduğu için “Bi kaç gün önce.” diye başladım hemen. “Urswick gece tuttu işte bir kaç hesap için. Saat 2-3 gibi bir kaç ezik kaçmış bahçeye, yakalamak için gittim. Ares falan vardı aralarında. Elleşmedim. Bir sorun olsa o bakardı zaten herif de sınıf başkanı. Takılıyorlardı. Sonra bizim Strömm, Harris ile dalga geçti saçma sapan.”

Gage elindeki kartopunu sıkıştıra sıkıştıra bir buz kütlesi haline getirirken “Sen de dalga geçtin değil mi?” dedi gülerek.

Winton yüzüme bakıp “Geçmedin umarım.” dedi.

“Komikti.” dediğim gibi Winton gözlerini devirdi. Gage ise kahkahayı bastı. “Yani anlamadım bile. Çocuk ağladı.”

“Ne?” Gage artık oturduğu yerden arkaya doğru düşecek gibiydi gülmekten. “Çok ayıp etmişsin kanka! O çocuktan bir şey istesen yapar. Seviyor seni.”

Winton ise “Harris ile aran iyi, dalga geçmen onu kırmıştır. Ne kadar mantıksız olsa da, onun için önemliymiş.” şeklinde, ciddiyetini bozmadan konuşuyordu. Ravenclaw’ların hepsi mi aynı olur? Starlight da böyle konuşmuştu. Kadın olunca sinirimi daha çok bozuyorlar galiba.

“Gönlünü almak lazım.” dedim. “Bir fikir gelirse aklınıza, açığım.” Arkadaşlarım kafalarını salladılar.

Gage elinde sıka sıka buza çevirdiği karı Cyneric’in ensesinden içeri atınca yaşadıkları bir kovalamaca sonrası içeri geçme kararı alıp büyük salona yürüdük. Dışarının soğuğundan içerinin kucak açan sıcaklığı sayesinde eldivenlerimi çıkarıp cübbemin cebine koydum. Oturur az laflarız ayağına Slytherin masasına ilerliyordum. Yan masada Ares’i görünce kafamla selam verdim delikanlı gibi. Ancak sonra yüzündeki yarayı görünce durdum. Geçen gün gördüm herifi, sonra hastane kanadına düştüğünü duymuştum ama yüzündeki yara ciddi bir durum olduğunu gösteriyordu. Bizimkilere el edip yolumuzu onun yanına çevirdim. 4 herif Ravenclaw masasına geldik. Strömm de Ares ile konuşmak için oturuyormuş karşısına. Kızın arkasına gelip “Kay bakalım Strömm.” dedim. Kızın yanına oturdum. Gözlerimi kısıp baktım Ares’e. “Kim yaptı bunu?” diye sordum. “Arkadaşıma el, asa, ne uzatılırsa façasını alacağımı bilmiyorlar mı?”

Aethelwulf Ares Caldecott:
[justify]Kasvetin grisine bürünmüş sihirli göğün altında, kendi binama ait masadaki her zaman Eurus’la oturduğumuz yerde bir şeyler atıştırırken bir yandan önümdeki büyü kitabının sayfalarını çevirip zihnimi oyalamaya çalışıyordum. Son zamanlarda yaşanan olaylardan dolayı bir hayli doluydu kafam, baş ağrılarıma şifacının verdiği iksirler bile yeterli gelmiyordu bazen. Düzgün bir uyku çekmeyeli de epeyce bir zaman olmuştu, Eurus bile son zamanlarda huysuzlaştığımı söylüyordu.

Yeşillilerin binasından baş engereğin yanıma doğru geldiğini gördüğümde içten içe yön değiştirmesini diledim. André’nin bu kızda ne bulduğunu bilmiyorum ama şahsen benim gözüm hiç tutmuyor. Bu kız nerdeyse bir kavga, entrika eksik olmuyor çünkü. Yine de herkesle aramı iyi tuttuğum için bakışlarımı yumuşattım ve bana selam verdiğinde karşılık verdim.

Doğrudan konuya girmişti kız. Açıkçası insanların sürekli aynı olayı sorup durması sinirimi bozuyor olsa da bir noktada çok fazla baştan anlatmam gerektiği için alışmıştım. Bu yüzden bozuntuya vermek yerine güldüm. Tam o sırada yakın arkadaşlarımdan Eadwig’te kalabalık hayran kulübüyle masaya dalmıştı. Bu çocuğu severim, ikimizin de arkadaş çevresi genişti dolayısıyla bir şekilde ortamlarımız denk gelmiş ve kafalarımız uyuşmuştu.

“Sevgilimin dudakları yumuşacıktır Strömm,” dedim ve göz kırptım. “Hikâyeyi az çok duyduğunuzu düşünüyorum, Hogwarts küçük bir yer sonuçta.” Eadwig’e döndüm. “Şu küçük iddiayı hatırlıyorsundur, Yasak Orman’da avcı olmayı umarken av olduk diyebilirim özetle. İster inanın, ister inanmayın başıma gelenlerin sorumlusu Carmilla’dır.”[/justify]

Franziska Strömm:
Ares'in dudaklarla ilgili sözleri iştah kabartıcıydı. Bir gün denemek lazım diye zihnimin bir kenarına iliştirdim çocuğun dediklerini. Sonra aman tanrım sonra. Canımın içi, pudingimin sütü, ev cinimin paçavrası Eadwig aşkım geldi masaya. Yanında dibinden ayırmadığı dümbelekleri getirmeyi ihmal etmemişti elbette. İyi çocuklardı da boş çocuklardı. Eadwig yanıma oturduğunda ilk önce bilerek kaymadım. Yakın temas fırsatı yakalamışım kaçırır mıyım ? Kalçalar kalçalara bacaklar bacaklara temas eylediği vakit kaydırdım kıçımı çocuk otursun diye. Yine klasik mahalle abisi kıvamında laflarını etti. Harbici Carmilla yaptıysa bu mevzuyu bok gidersin Eadwig efendi.

Carmilla ismini duymamla birlikte kendimi tutamadım. "Hadi lan ordan. Ne sen Carmilla'ya dalacak kadar salaksın ne de o karı seninle uğraşacak kadar işsiz. Gidip gene bir yerlerde kilise patlatmak varken sana niye dalsın? Böcürt falandır o." dedim. Sonra garip bir gerçek ile yüzleştim. Carmilla gerçekten buraya geldiyse ve bir öğrenciye zarar vermek yada öldürmek istese bu Ares olmazdı. Benim gibi biri olurdu, bir bulanık.

Yüzümün düştüğünü fark ettiğim gibi toparlandım. Eadwig kuşuma döndüm. "Carmilla'ymış bak yapan git al hadi façasını yiyosa." dedim.

Eadwig Alger Boleyn:
Carmilla mı? “Ne?” dedim şaşkın bir şekilde. Ben daha bir şey söyleyemeden yanımdaki kız vır vır başladı konuşmaya. Sözüme böyle atlayan karılara uyuz olsam da sustum efendi gibi. Ares’e hadi oradan demesi, kullandığı dil... Her şeyiyle beni sinir ederken sadece sustum. Carmilla’nın okula gelip Ares’i dövmesi ne kadar saçmaysa, bir kızın yanımda böyle ağzını yayarak konuşması da o kadar saçmaydı. Üstelik bir de dönüp bana “Yiyosa” gidip Carmilla’nın façasını almamı söylediğinde kızın bana çevirdiği yüzünü yakaladım. Yüzümü yüzüne getirdikten sonra “Strömm, güzel kızsın diye ses çıkarmıyorum sınırlarını zorlama.” dedim. Yavaşça da bıraktım kızın yüzünü. Ulan okuldaki her kız saçma sapan konuşur olmuş benimle tırlatıcam.

Ares’e döndüm bir sabır çekip. “Carmilla’nın okula gelmesi mantıksız.” dedim Strömm’ün dediklerine katılıp. Yanımda oturan Wiston “Ares neden böyle bir konuda yalan söylesin ki?” deyince de  “Yalan söylüyor demedim. Karanlık ormanda aklına gelmeyecek varlıklar var. Böcürt olabilir gerçekten. Üstelik...” Biraz durdum. Birazdan söyleyeceklerim Ares’in de Strömm’un da hoşuna gitmeyecekti. Peki ben bunu umursayan biri miydim? “Carmilla’nın gelmesinin yanında sana saldırması tamamen amacına ters. O kadın aptal Bakanlık’ın yıllardır yapmadığını yaptı. Yobaz muggle’lara kimin güçlü olduğunu gösterdi.” Gülümsedim. “İleride yanında yer almak isterim. Bakanlık bile ona hayran. Geçen adına kutlama vermişler. Babam söyledi. Sana saldıran başka bir şeydir Caldecott. Anneme orman konusunda bir mektup yazayım. Profesör Urswick de o gün seni bulduktan sonra ormanı temizlemek ile ilgili bir şeyler zırvaladı. Pek dinleyemiyorum kadını. Demek bununla ilgiliymiş.”

Navigasyon

[0] Mesajlar

[#] Sonraki Sayfa

Tam sürüme git