17 Nisan, 2026 09:01:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Nora Gray

Sayfa: 1 2 [3]
31
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Saf güç! Bilgi...
« : 30 Mart, 2023 14:56:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç cadı bakışlarını yanında dikilmiş çırağa baktı ve göz işareti yaparak gitmesini istedi. Zaten neden dikildiğini de anlamıyordu ki. Dosyaların hepsini ona vermişti, daha sonra çırağın yere baktığını gördüğünde ayağının altında duran beyaz kağıdı fark etti. "Ah" dedi kısaca, fısıltılı bir sesle ve ayağını hemen yana çekti. Çırak yerdeki kağıdı aldı ve hemen karşısında bulunan genç adamı selamlayıp hızla gözden kayboldu. Çırağın gitmesiyle karşısındaki genç adamın sesinin duyması bir oldu. Adam ona kapıyı açarken söylediği sözlere karşılık gülümsedi. Açılan kapıyla genç cadı içeri girdi topuklu ayakkabılarının sesi halının üzerinde boğuk bir ses almıştı. Kapıyı kapatan genç adam yarım kalan sözlerini tamamladığında genç cadı bakışlarını ona çevirdi. "Hatırlat o zaman "dedi ve gülümsedi. Balian'ın niyeti onu kızdırmak olduğunu biliyordu aslında ve genç cadı şuan pek kızacak gibi de görünmüyordu. Konu Balian ona ne içmek istediğini sorduğunda "Benim ne içtiğimi en iyi sen bilirsin tabi unutmadıysan" dedi kaşlarını havaya kaldırarak daha sonra masanın hemen önünde bulunan koltuğa oturdu. Genç adam kapının önüne çıkıp çırağın birine seslenmiş ve onlara içeceklerini getirmelerini istemişti. Çok geçmeden kapıyı geri kapatmış ve koltuğuna geçmişti. "Bak Balian bu iş sandığımdan da zor" dedi ciddi bir ses tonu ile buraya aslında ne için geldiğini hatırlatarak. "Yunanistana gittim bunu mektupta da sana yazmıştım bir daha yine gidebilir miyim bilmiyorum ama bunu deneyeceğim" dede sağ bacağını sol bacağının üzerine atarken. Elinde bulunan çantasını dizlerini üzerine koydu ve bakışlarını tekrardan karşısında ki adama çevirdi. Daha demin ki sözünü kendisi de düşündü nasıl yapacaktı bilmiyordu ama oraya gitmeliydi. Belki tekrardan bir mektup gönderir ve yarım kalan konuşmalarına tekrardan devam etmek istediklerini yazardı. Adrasın pek kabul etmeyeceğini biliyordu ama oraya girmesinin başka yolu yoktu. Kabul etmesini ummasın dan başka seçeneği yoktu. Aslına bakarsa bir B planına ihtiyacı vardı ve bunun içinde gördükleri ve bildiklerini genç adama aktarmalıydı. "Çiftlikte çok fazla koruma var amcanın dosyalarını incelemem biraz nası desem..." dedi biraz duraksadıktan sonra uygun sözcüğü aramaya başladı. Böyle durumlarda huyu olduğu bir şeyi yapıyordu yine alt dudağını ısırıyordu. Buna fark ettiğinde hemen vaz geçti."Pek mümkün değil" diye tamamladı cümlesini. Genç adamın bu sözlere karşılık yüzünün düştüğünü görebiliyordu. "Hadi ama yapma, elimden geleni yapacağım bana güvenebilirsin" dedi ve göz kırptı. O esnada kapıdan küçük bir tıklama sesi geldi. Karşısında ki adam dışarıdakinin içeri gelmesini söylediğinde kapı açıldı elinde iki tane fincan olan çırak girdi. Elindeki fincanların birini Nora'nın önünde duran üzeri cam masanın üzerine bıraktı. Diğer fincanı da genç adamın masasına bıraktı. Başka bir şey isteyip istemediklerini sorduktan ve olumsuz yanıt aldıktan sonra dışarı geri çıktı. Nora çantasını eline aldı ve içine tıkıştırdığı dosyayı çıkardı. Ramin Drejlaskov diye yazıyordu üzerinde ve kapağını açtığında adamın uzaktan çekilmiş bir fotoğrafı bulunuyordu. Dosyayı genç seherbazın masasının üzerine koydu. "Sana bahsettiğim adam bu, amcanın sağ kolu bu isimden bahsetti tamda amcanla konuşurken" dedi. Elindeki tek bilgi buydu diğer bilgiler pek bir işe yaramazdı zaten Balian'ın amcasına tanıdığına emindi. Büyük d'Ibelin'in başka neler karıştırdığını merak ediyordu karşısındaki adam bu olayı bırakmasını istese de o bırakmayacaktı ve devam edecekti. Dosyada bulunan bilgileri toplamak uzun sürmemişti doğrusu bakanlıkta ulaşabildiği yerlere gitmişti ve tabi dışarıda da bazı adamları konuşturtmak zorunda kalmıştı ama yine de bazı bilgiler edinmişti.

32
Seherbaz Büro / FB - Saf güç! Bilgi...
« : 29 Mart, 2023 17:47:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kurgu: Nora'nın Adras d'Ibelin ile konuştuktan ve bazı bilgiler edindikten sonra bunu Balian'a bildirir o da bu bilgileri yüz yüze konuşmak için onu ofisine davet eder.

Önceki Rpgler:
1- https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/
2-https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/fb-murekkep/msg3250/?topicseen#msg3250
3-https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/fb-dried-rose/msg3282/#msg3282

Karakterler: Nora Gray & Balian d'Ibelin

Tarih: 25 Ağustos 1860



Genç cadı adeta evin içinde ne yapacağını düşünüyordu. Dolanıp dururken aklındakileri sıralıyordu. Arkadaşı olan Balian'a ilk başta neler olduğunu bildirmeliydi gerçi onun için bir mektup göndermişti ama cevabını henüz alamamıştı. Şu büyük d'Ibelin ile tekrardan görüşmeli ve olan biteni adam gibi öğrenmeliydi. O silah tüccarı ile ne işi olabilirdi acaba adamın ismi listelerde yazıyordu sonuçta bir kaçakçıydı. Acaba Adrasın kötü işlerini mi yapıyor diye düşündü. O kadar çok aklını kurcalayan şey vardı ki. Ahşap dolabı açtı ve çekmecenin de ki kıyafetlerini yana çekip gizli bölmede bulunan Adras için topladığı bilgiler dolu dosyayı eline aldı. Silah kaçakçısı olan adamın fotoğrafını eklemişti geçen gün. Derin bir nefes aldıktan sonra dosyanın içindeki bilgileri tek tek göz attı. Nasıl bir iş peşindeydi büyük d'Ibelin.

Pencereden gelen ses ile irkildi ve hemen çıkardığı kağıt parçaları, resimler ve dergi gazete küpürlerini dosyanın içine geri koyup dosyayı da gizli çekmecesine yerleştirdi. Başını kaldırdığında pencereyi bir kaç kere daha tıklatan baykuşunu gördü. Pencereyi açmasıyla artık sonbahara dönen hava içeri girdi. Baykuşun gagasından mektubu aldığında baykuş süzülerek gözden kayboldu. Mektuba baktığında seherbazlık bürosundan geldiğini gördü. Baş seherbaza yazdığı mektubun cevabı olmalıydı bu. Zarfı acaleyle açtığında mektubun küçük bir köşesinin yırttığını fark etti buna aldırış etmedi ve mektubu içinden çıkarıp okumaya başladı.

Sevgili Nora,

Bu konu hakkında mektuplaşmak yerine yüz yüze konuşmak daha güvenli olacaktır. Kısa zamanda beni ziyaret edersen sevinirim. Kendine dikkat et.



Baş seherbaz
Balian d'Ibelin


Balian'ın zamanı vardı demek ki kendisi de yüz yüze konuşmanın en iyisi olduğunu biliyordu bazı mektuplar bakanlıkta okunabiliyordu yada yanlış yere gidebiliyordu evet bu tehlikeyi göze almıştı ama ve bu yüzden gergindi. Mektubu alıp çantasına tıkıştırdı daha sonra ocakta kaynamakta olan çaydanlığın altını kapattı. Üzerindeki lacivert renkli sabahlığını çıkardı ve üzerine bir şeyler giymek için dolabını açtı. Kırmızıya yakın bir pembe olan gözleğini ve onun altına uygun da krem renkli bir pantolon giyidi. Siyah renkli topuklu ayakkabılarını kutusundan çıkardı. Aynanın karşısına geçtikten sonra saçlarına şekil verdi ve hafif bir makyajla artık hazırdı. Yatağın üzerine daha demin fırlattığı çantasını aldı ve yerde onun için duran siyah topuklu ayakkabıları giyidi. Kapıyı açtığında karşısında ev sahibini gördü. "Kira evet" dedi kadına karşılık kadın da kaşlarını kaldırmış şekilde ona bakıyordu. "Efendim şuan çok acil bir işim var hayat memat meselesi gelince muhakkak" dedi ve kadının yanından adeta koşarak uzaklaştı. Dışarı çıktığında belli bir mesafe yürüdü ve bir ara sokağa daldığında sihir bakanlığına cisimlendi. Eski gıcırdayan ve gerçekten çok kötü kokan asansör ile ikinci kata çıkmaya çalıştı. Çantasından çıkardığı parfümünü etrafa biraz sıktı en azından bir süre işe yarardı. Yanındaki adam ona ne yapıyor bu kadın diye bakarken "Gerçekten de çok kötü kokuyor" diye söylendi Nora. İkinci kata geldiklerinde indi ve ciğerlerine derin bir hava çekti. Daha sonra onu verdi. Mermer zeminde yürürken topuk sesleri etrafta koşuşturan insanların seslerine karışıyordu ve az kalsın ona biri çarparken genç cadının yan dönmesiyle onu sıyırmış elindeki dosyaların dağılmasına neden olmuştu. Genç çırağa dosyalar konusunda yardım ederken uzakta gördüğü kişiyi hemen tanıdı. Onlara doğru geliyordu. Cadı elindeki dosyalar la ayağa kalkarken "Bay d'Ibelin" dedi ve gülümsedi. Elindeki dosya yığının çırağın kollarına bırakırken "Bende size geliyordum" diye ekledi.

33
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: FB - Dried rose
« : 29 Mart, 2023 17:26:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karşısındaki adam tek tek sorularını cevaplarken genç cadı düşünüyordu. Hırslı ve başarılı bir adam gibi duruyordu anlattıkları ve gördükleri karşısında ama içindeki adamı bilmiyordu. Asıl Adrası görmeyi çok merak ediyordu bu kadar hırslı biri karşısında. Genç cadı soğumaya yüz tutmuş kahvesini masasının üzerinden alıp bir yudum daha aldı. Kafasında ki baz soruları sorarak için tam konuşmaya geçecekti ki içeriye adamın sağ kolu odan onu buraya getiren genç adam girdi. Nora ona küçük bir bakış attıktan sonra önüne döndü. Acil mesele mi şimdi mi. Bakışlarını karşısındaki adama çevirdiğinde adam hazırlanıyordu adeta. Buraya kadar mıydı şimdi eli boş mu dönecekti. Bir şeyler bulması gerekiyordu yada ikinci defa gelmesi. Adama yüzünde oturttuğu sahte gülümsemeyle bakıyordu.

Bay Drejlaskov mi diye tekrar etti içinden. Karşısındaki adam o silah tüccarıyla mı iş yapıyordu. Ne konuştuklarını öğrenmesi gerekiyordu ama bunun mümkün olmadığını görebiliyordu. Karşısındaki adam ayağı kalktığında genç cadıda ayağı kalktı. "Bay d'Ibelin sizinle tekrardan görüşmeyi çok isterim" dedi ve adama gülümsedi. Neler döndüğünü öğrenmeliydi, arkadaşına Balian'a eli boş dönmeyi göze alamazdı gerçi Drejlaskov ismini duyunca bunun bile yetebileceğini düşünüyordu. İngiltereye döndüğünde Balian ile konuşmalıydı. Genç cadı karşısındaki adama teşekkür ettikten sonra kendisi için açılan kapıda dışarı çıktı. Hemen önünde bulunan hizmetçi kadın ona yolu gösterirken bahçeye çıktılar. Genç cadı karşısındaki kadına teşekkür ettikten sonra İngiltereye gitmek için cisimlendi.

SON...

34
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: FB - Dried rose
« : 29 Mart, 2023 14:29:40 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Çok mu konuşmuştu acaba karşısındaki adamı sıkmış mıydı. Sözlerini bitirdikten sonra derin bir nefes almıştı ve adama bakmaya devam etmişti. Onu kovup kovmayacağını merak ediyordu adama açık ve net bir şekilde buraya gelmek için yalan söyledim ailenizde hiç bir sorun yok demişti. Dikkatini toplayıp bu işten nasıl kurtulacağını düşünüyordu bir B planı bulması gerekiyordu. Gerçi dikkatini dağıtan şeyler vardı yani şuanda içinde bulunduğu yer o kadar güzeldi ki. Hayatında bir daha göremeyeceği  yerlerden birisiydi. Bakışlarını etrafta gezdirdikten sonra bu güzel çiftliğin sahibi olan adama geri çevirdi. Adam masasının yanındaki çekmeceden bir zarf çıkarmıştı zarfın onun gönderdiği zarf olduğunu anladı. " Elizabeth" diye fısıldadı adama ama adamın umursamadığını gördü. Yaşlı adama sorularını sormuş ve cevaplarını beklemişti. Adamın ağzından çıkan tüm sözcükleri tüy kalemi sihirli bir şekilde not alıyordu. O sırada içeri birinin girmesiyle irkildi. Neredeyse kendisi yaşıtlarında bir kadın duruyordu. Kadının karşısındaki adamın getir götür işlerini yapanlardan biri olduğunu varsaydı. Daha sonra bakışlarını adama çevirmişti adamın sorusu ile. "Sade kahve" dedi genç cadı bakışlarını kapının önünde duran kadına çevirip. Karşısında ki adam da istediği şeyi söyleyince kadın kısa süre içinde oradan ayrıldı.

"Bay d'Ibelin peki ilham aldığınız birisi veya birileri var mı?" diye sordu röperta'ına devam etmek amaçlı. Bu kadar ilerlemesiniz elbette bir sebebi veya ilham aldığı birileri olması gerekiyordu. "Sizin bu kadar ilerlemenizi ve bu duruma gelmenizi sağlayacak şey nedir?" diye devam etti. "Nelere dikkat ediyorsunuz?" diye ekledi son kez. Buraya gelmeden önce adama soracağı soruları adeta aklında bütünleştirmişti. Aslında başka şeyler sorması gerekiyordu bu meslek değil de bam başka şeyler öğrenmesi gerekiyordu adamdan ve bu hiçte kolay olmayacaktı. Arkadaşı Balian'ın neden bu konu hakkında bu kadar canının sıkkın olduğunu burada daha iyi anlayabiliyordu. Burası bir aile yuvası değildi burası buram buram kokan gücün doğduğu yerdi adeta. Kısa süre içersinde kahvesi gelmesi ile beraber gülümsedi genç cadı. Hizmetçi kadın kahvesini hemen önünde bulunan sehpaya bırakmış yanına da bir bardak su koymuştu. Genç cadı kadına teşekkür ettikten sonra kadın gözden kaybolmuştu tekrardan. Eline aldığı su bardağından bir yudum aldıktan sonra onu sehpanın üzerine geri bırakmış ve bakışlarını adama çevirmişti. Meraklı bir gazeteci havası vermek istiyordu adama yoksa bunların hiç birinin önemi yoktu. 


35
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: FB - Dried rose
« : 28 Mart, 2023 00:32:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Arkasından arabanın kapanan kapısını duyduğunda irkildi. Arkasındaki adama küçük bir bakış attığında adam ilerlemesi gerektiğini gösteren bir baş hareketi yapmıştı. Genç cadı ana binadan geçmeden önce binayı süzmüştü. Gayet büyük bir konak şeklindeydi, üç katlı olmasının yanı sıra geniş duruyordu. Genç cadı mermer zemini döverek çıkardığı topuklu sesleri içeri girmesiyle beraber uzun, serili halı ile kısıldı. Hemen karşısında geniş merdivenler bulunuyordu ve merdivenlerin sol tarafında büyük bir kapı vardı. Arkasındaki adam Bay Adrasın üst katta olduğunu söyleyince genç cadı ile beraber merdivenlere yöneldiler. İkinci kata çıkarken merdivenlerin gıcırtısı kulaklarını doldurdu. Eski bir evdeydi hatta tarihi bir köşk denebilirdi. Merdivenleri çıktığında tam karşısında beyaz bir heykel onları karşıladı. Tipik yunan heykeliydi, başında yapraklardan yapılmış bir taç vardı ve iki kolu da yoktu. Küçük olan koridor ikiye ayrılıyordu ve genç adamın göstermesiyle beraber sağdan ilerlediler. Koridorda birkaç tablo bulunuyordu. Ahşap ve eski tablolar, köklü d'Ibelin aile üyelerinin tablolarıydı bunlar. Sağ tarafında erkekler bulunurken hemen karşılarında *sol tarafta* da kadınların resmi vardı. Tabloların altında aile üyelerinin isimleri ve doğum, ölüm tarihleri yazıyordu. Bakışlarıyla etrafı süzdükten sonra ilerlemeye başladı her bir ayrıntıyı aklına kazıyordu ve aile portreleri ile dolu koridorun sonuna geldiklerinde yanındaki adam kapıyı çaldı. Koridoru aydınlatan tavandaki lambalardı fakat eskiden kalma duvardaki gaz lambaları dikkat çekiciydi, oldukça antika duruyorlardı. Nora'nın duyamayacağı bir ses gelmişti adeta kapının arkasından. Kapı gıcırtıyla açıldığında genç cadı duruşunu düzeltti ve içeri küçük bir adım attı. Balian'ın anlattığı adam hemen karşısında duruyordu, oldukça tecrübeli ve ailesinin verdiği güç ile tam karşısındaydı.  "Bay Adras" dedi ve başıyla adamı selamladı, yüzüne hafif bir gülümseme koyarak.

"Sizi rahatsız ettim evet biliyorum ama bu benim için çok önemli" dedi kimliğine uygun davranmaya çalışarak. Basın karakterine bürünmeye çalışıyordu biraz hevesli ve birazda ciddi olması gerekiyordu. Karşısındaki adamı bezdirmemeye çalışmak istiyordu ve ciddilik biraz gerekiyordu. "Öncelikle sizden gerçekten çok özür diliyorum lütfen beni anlayın aileniz ile ilgili size attığım mektup gerçek değil sadece size ulaşabilmek için bu yolu denedim" dedi masum görünmeye çalışarak. Elindeki tüy kalemi ile defteri dizlerinin üstüne koymuştu. "Hakkınızda merak edilen o kadar çok şey var ki bide dedikodular benim de bu işe tutunup yükselmem için bunu yapmaya mecbur kaldım" diye ekledi daha sonra derin bir nefes aldı ve karşısındaki adamın cevabını bekledi.

"Öncelikle kişisel sorulardan bahsetmek istiyorum dedikodular en sona bırakalım dedim. Bize Bay d'Ibelin'in kim olduğunu açıklar mısınız?" diye sordu ve hemen onun ardından "d'Ibelin ailesinin biraz tarihinden de bahseder misiniz?" dedi, sihirli tüy kalemi ve defteri dizlerinin üstünden havaya kalkıp adeta not alacakmış gibi adamın ağzından çıkanları dinlemek için bekledi.

36
Diğer Dünya Ülkeleri / Ynt: FB - Dried rose
« : 27 Mart, 2023 20:13:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç cadı otelin etrafına bakınmaya başladı. Büyük bir alanın içinde koşuşturan insanlar, çekilen bavullar ve tamamen gürültülü bir ortam kısaca özet geçmek gerekirse içinde bulunduğu yer böyleydi. Bakışlarını sağ solda gezdirirken kendisini almaya gelen birini henüz görmüş değildi. Belki biraz gecikecekti yada yanlış yerde bekliyordu, en iyisi bekleme salonuna gidip bir kenarda oturmaktı. Mermer zeminde yürürken topuklu ayakkabılarının sesi etraftaki anons seslerine karışıyordu. Genç cadı bekleme salonuna geçtiğinde cam kenarında boş bir sandalye bulup oraya oturdu. Beklemeyi her zaman sıkıcı buluyordu, bakışlarını etrafta gezdirmeye devam ederken bir anda  cama çevirdi.  Yağmurun cama vuruşunu görebiliyordu ve kısa süre içinde camdan süzüldüğünü. İyi ki de üzerinde ki ceketi almışım diye geçirdi içinden. Bu havaya güven olmuyordu gerçi şimdi bam başka bir ülkedeydi ama yaz aylarında yağmur her ülke için beklenmedik durum değil miydi. Daha sonra aklına bir şey takıldı acaba Adrasın yardımcısı olan adam cevabına karşılık olarak gönderdiği mektubunu almışlar mıydı diye geçirdi içinden yani aptal baykuşu doğru yere götürmüş müydü. Son mektubunun cevabı gelmemişti ona, içine bir kurt düştü. Biraz beklemeye koyuldu bunun cevabını en iyi bekledikten sonra alacaktı. Önündeki küçük masada bulunan bir dergiyi eline aldı ve bir bacağını diğer bacağının üzerine attıktan sonra arkasına yaslanıp dergiyi okumaya başladı Muggleların magazin diye  bahsettikleri tonlarca yalandan oluşan şeylerdi ona göre gerçi sihir dünyasında da tabi ki de magazinler vardı ama bir kere bile eline alıp okumamıştı, şimdi ise sıkıntıdan bir şeylere göz atabilirdi.Elindeki dergiyi masanın üzerine koyup başka bir dergi aldı. Diğer derginin yanı sıra bu dergi Yunanca değil de İngilizce yazılmıştı, gelen yabancı konukların sıkıldığında okuması içindi belki de. Kapağını açıp baktığında bunun dergiden çok Yunanistanı tanıtım broşürü gibi olduğunu gördü ama broşürden hem daha büyük hem daha kalındı, belki bazı şeyler öğrenirim diye içini açtı ve okumaya başladı. Daha çok turistik yerler yazıyordu dergide.

Bakışlarını dergiden kaldırdığında ona doğru yaklaşmakta olan birini gördü. Elindeki dergiyi kapattığında derginin nahoş kokusu da son bulmuş oldu. Dergiyi aldığı yere geri koydu ve yavaşça ayağı kalktı. Artık adamın ona doğru geldiğinden iyice emin olan cadı adama doğru birkaç adım attı. Adamın şüpheli bakışlarıyla ona kimlik sorması gen cadıyı tedirgin etti. Hemen çantasına yöneldi ve fermuarı açtı. Çantasıyla aynı renk olan cüzdanın içinden basın kimliğini gösterdi. Evet mektupta bakanlıkta çalışan biri olarak yazmıştı kendisini ama yani bakanlıkta çalışan basın mensupları da yok muydu.   Kimliği genç adam gösterdiğinde adamın mimiklerini incelemeye yüz hatlarını hafızasına kazımaya çalıştı. Adam ikna olduğunda dışarı doğru yöneldiler. Kapıyı açıldığında rüzgar saçlarını dağıtmaya yağmur ise rüzgar eşliğinde onu ıslatmak için heveslenmeye başlamıştı. Genç adam arka kapıyı açtığında "Teşekkür ederim" diye bir fısıltı döküldü dudaklarından daha sonra arabaya bindi. Yol boyunca bazı şeyler sormaya başladı genç cadı Adrası hem tanımak için hem de sürdürdüğü küçük oyunu için.  Belki de bu sorular basın rolünü oynaması içindi. Araba durduğunda ise genç cadı kapının açılması ile aşağı indi. Bakışları ile büyük çiftliği süzerken ana binaya baktı. Neye bulaştığını bilmiyordu genç cadı ve Balian'ın şüphesinin neden bu kadar büyük olduğunu şimdi anlayabiliyordu.

37
Diğer Dünya Ülkeleri / FB - Dried rose
« : 27 Mart, 2023 13:35:20 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl:20.08.1860
Mekan: Yunanistan
Kurgu: Nora'nın Balian ile konuştuktan sonra Adras için planlar yapar ve gönderdiğin mektubun cevabı gelmesiyle kendisini Yunanistanda bulur.
Önceki Rpler: 1-https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/msg3249/?topicseen#msg3249
                          2-https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/fb-murekkep/msg3250/?topicseen#msg3250

Karakterler:Nora Gray, Matthew Silver, Adras d'Ibelin



Nora elindeki mektuba bakarken ne yapabileceğini düşünüyordu. Yazdığı mektubun cevabı ona çok geçmeden gelmişti, bu kadar erken gelmesini de beklemiyordu doğrusu demek ki Adrasın dikkatini çekmişti. Mektubun cevabının gelmesinden hemen sonra üç gün sonra Yunanistan da olacağını bildirdiği bir mektup yazdı ve hemen gönderdi. Baş seherbaz Balian ona birkaç tüyo vermişti doğrusu bu iş için ama kalanını kendisi anlaması gerekiyordu. Başkalarının işiyle devam etmiş olsaydı aklı karışabilir kendi çıkardığı sonuçlarla öğrendiği sonuçlar karışırsa bağ kurmakta zorlanabilirdi. Balian'da bunu düşünmüştü. Elindeki mektupta yazılanları bir kere daha okudu, bakanlık çalışanı rolünü devam mı ettirseydi gerçi bu tehlikeli olabilirdi bakanlıkta çalışanlar ile ilgili bir ton dosya vardı ve Adras konsey üyesi olduğu için bunu çok rahat ele geçirebilir ve onun foyasını ortaya çıkarabilirdi. En iyisi başka bir şey bulmaktı, oturduğu yatağından kalkıp gardırobuna yöneldi. Çekmecesini açtığında içindeki çamaşırlarını kenara kaydırdı ve eliyle yoklayarak gizli kapağı buldu. Kapağı ters yöne kaydırdıktan sonra içindeki şeyler açığa çıktı. Küçük, siyah ve üzeri gümüş rengi işlemelere sahip kutuyu eline aldı ve sanki tozlanmış gibi onu üfledi. Evet biraz tozlanmıştı gerçi orda ama bu kutuyu arada sırada kullanıyordu gerçi. Kapağı açtığında içindekileri yatağa döktü. Bir sürü sahte kimlik vardı, bakanlıktan herhangi bir çalışan, basın, MI5, polis... kimlikleri ile doluydu. İçlerinden birini seçip artık oyununu kaldığı yerden oynaması gerekiyordu. Kimliklere dikkatlice bakarken üzerinde aynı mektupta kullandığı isim yazan bir kimliğe denk geldi. Genç cadı bu ismi seçtiğinde onu bir yerde kullandığını ama nerde kullandığını hatırlamadığını düşünmüştü ve şimdi bulmuştu. Aslında duruma en uygun kimliklerden biriydi Adrasa sorular sorarak onu tanımaya yardım edebilirdi. Yatağın üzerinde duran basın kimliğini eline aldı. Kısa süre içinde kimliği süzdükten sonra yatağının hemen ayak ucu kısmında bulunan siyah renkli küçük çantasının içine açtı ve kimliği içine attı. Daha sonra krem renkli orta boy çantasını aldı ve içinden bir dosya çıkardı. Adrası araştırmıştı ve onun sağ kolu olan adamı. Evet ödevine iyi hazırlamıştı ve şimdi de bunu sunacaktı. Dosyayı kurcaladıktan ve göz attıktan sonra onu dolaptaki gizli çekmecesine koydu.

Ne giyeceğini bilememişti genç cadı, ciddi bir şeyler mi giymeliydi yoksa sade her zamanki gibi mi giyinmeliydi. Eline beyaz gömleği ve lacivert düz eteğini aldı. Ayna karşısına geçip bunların kendisine nasıl gideceğine baktı. Son derece sade ve şık duruyorlardı acaba bunları giymeli miydi yoksa daha ciddi bir şeyler mi giymesi gerekiyordu. Gardrobuna geçtikten sonra aynı eteğinin renginde bir ceket indirdi askıdan ve yatağının üzerine koydu. Bir süre düşündükten sonra bunları giymeye karar verdi. Üzerini değiştirdikten sonra dağınığı asasını küçük bir salladıktan sonra toparladı. Tuvalet masasına yönelip eline aldığı taraf ile saçlarına şekil vermeye başladı daha sonra da makyaj malzemelerini çıkardı. Biraz pudra ve göz kaleminden sonra siyah kapaklı rujunu açtı. Kırmızı renk onun en sevdiği renkti ve çoğunlukla kırmızı ve tonları rengine sahip rujları vardı. Kırmızı rujunu eline aldıktan sonra onu sürdü. Hemen sağ tarafında bulunan çekmecesini açtıktan sonra altın kaplama bir ruju eline aldı. Aynı sürdüğü renkte bir rujdu bu fakat başka özellikleri de vardı. Ruju eline alıp çantasına attı Küçük yaramaz diye fısıldadıktan sonra gülümsedi. Son hazırlıklarını da yaptı ve çantasına sihirli tüy kalemi ve not defterini de attıktan sonra masanın üzerinde bulunan asasını aldı ve ceketine sıkıştırdı. Daha sonra ilk baş Almanya ya sonra da Yunanistan’a cisimlendi. Bir anda Yunanistan’a cisimlenmek sıkıntı çıkarabilirdi ve genç cadı bunu göze alamazdı.

38
Birleşik Krallık / FB - Mürekkep
« : 27 Mart, 2023 11:27:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yıl:13:08:1860

Kurgu: Eski Baş seherbaz Balian'ın bir tanıdığı olan Nora'dan yardım istemesi ile Adras hakkında planlarını kuran genç cadının ilk planı.

Önceki RPG:https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/



Krem renkli yastığından bir kere daha kaldırdı başını, bir türlü uyku girmiyordu gözüne. Yatarken bile tavandaki çizgilere dikkat ediyordu. Bu eve kendisinden önceki kiracının iki çocuğu vardı ve ev sahibinin söylediğine göre erkek olan çocuğu tavanda bir delik açmıştı. Küçük çocuk bunu nasıl yapardı genç cadı bilmiyordu ama gözleri her zaman o boşluğa takılıyordu. Dışarıdan gelen havlama seslerini duyduğunda bakışlarını cama çevirdi. Sütlü kahverenkli perdeler pencereyi kapatıyordu ve dışarısını göstermiyordu. Genç cadı yatağından doğruldu ve ellerini başına koydu. Başına derinden gelen bir ağrı saplanmaya başlamıştı. Migren denilen lanet ağrı yoktu onda ama arada bir hafiften gelen ağrılar oluyordu ve genç cadı bunu streslikten olduğunu düşünüyordu. Annesi Sandra da bu migren denilen şey vardı çok sık başına ağrılar girer ağrı kesici içse de durmuyordu. Nora yatağının yanındaki komidinin çekmecesini açtı ve oradan bir ağrı kesici çıkardı. Komidinin üzerinde bulunan cam sürahiyi eline aldı ve hemen yanı başında duran bardağa su doldurdu. Sürahinin içinde yarıdan biraz fazla olan su çalkalanarak geri komidinin üstüne bırakılmıştı adeta. Beyaz renkli küçük hapı ağzına attıktan sonra suyu da içti. Bir kaç dakika içinde etki etmeye başlayacağını biliyordu fakat o uyuyamayacaktı uykusu kaçmıştı bir kere. Ayaklarını yataktan sarkıttı ve ponponlu yumuşak terliklerini buldu. Onları giydikten sonra ayağı kalkıp sabahlığını üzerine geçirdi. Yavaş adımlarla pencerenin önüne geldi ve perdeyi biraz olsun araladı. Etraf hala karanlıktı ve sokakta yana ışıklar etrafı biraz olsun aydınlatmaya çalışıyordu. Havlayan köpekleri göremiyordu ama sokakta gezen bir adamı görebiliyordu. Elinde ki içki şişesiyle yalpalayarak yürüyen orta yaşlarında bir Muggledı bu. Her zaman bu saatlerde aynı sokaktan geçer evi olmadığı için parkta yatardı. Çöplerden bulduğu içki şişeleri ile dolanır yada acıyarak ona para veren insanlardan aldığı parayla içkisini alırdı. Genç cadı yüzünü buruşturarak bakışlarını başka yöne çevirdi. Gökyüzüne baktığında bu gece çok fazla yıldız olduğunu gördü fakat ay yoktu. Yeni ay olacağından bir kaç gün ayın gözükmeyeceğini biliyordu. Geçmiş yıllar geldi yine gözünün önüne genç cadının askeriyedeki yıllar. Güneşin doğuşundan önce kalkar ve güneşin doğuşunu izlerdi. Kendisini yalnız hissediyor olabilirdi fakat huzurluydu ama şimdi o bile kalmamıştı elinde. Annesinin ölümü ile her şey alınmış gibiydi elinden.

Güneş kısa süre önce doğmuş olsa da genç cadı pencerenin kenarından hala ayrılmamıştı. Dokuz gün olmuştu, dokuz gün önce Balian ile konuşmuş genç seherbaz ondan bir şey istemişti. Cadı ufak çaplı bir araştırma yapsa da hala harekete geçmek için hiç bir şey yapmamıştı. Pencerenin kenarından ayrılıp tuvalet masasının yanına gitti. Birkaç krem, parfüm ve makyaj malzemesi ile dolu olan üstünde küçük bir çanta vardı. Siyah renkli ve sarı işlemelere sahip çantanın içine baktığında aradığını bulamadı daha sonra aklına gelen şeyle hemen altta bulunan çekmeceyi açtı. Gömlek ve tişörtlerle dolu çekmece de bir kaç gömleğini kaldırdı ve gizli bölmenin kapağını çekti. içinden duran dosyayı eline aldı. Üzerinde hiç bir şey yazmamasına rağmen kapağını çevirdiğinde iç kapağında büyük harflerle "ADRAS D'IBELİN" yazıyordu. İçerisinde gazeteden topladığı küpürler birkaç araştırdığı şeylerin dokümanı vardı. dosyayı alıp yatağının üzerine oturdu. Hala nereden ve nasıl başlayacağını bilmiyordu. Yatağının yanındaki çekmecesini çektikten sonra not defterini eline aldı. Balian'ın bahsettiği Adrasın yanında çalışan adam hakkında birkaç bir şey araştırıp yazmıştı. Konsey üyesi Adrasın bu adama çok güvendiği belliydi, pis işler hep onun altından çıkıyordu genç cadıya göre. Dosyayı ve not tefterini yatağının üzerine bırakırken üzerini değiştirmek için ahşap dolabına yöneldi. Açık mavi bir gömlek aldı askıdan ve bir kumaş pantolon. Üzerini değiştirdikten sonra saçlarını taradı ve en sevdiği ruju olan kırmızı rujunu sürdü. Bu rujun en sevdiği olmasının başka bir nedeni daha vardı. Tekrardan yatağına döndüğünde dosyayı ve not defterini eline aldı. Dolabının yanında ki açtığı masaya yöneldi. İngiltere haritası masanın üzerindeydi ve onun üzerine dosyayla not defterini yerleştirdi. Daha sonra ise çekmecesinden aldığı mürekkep ile parşömen eline aldı.

Çok Gizli
Tarih:13.08.1865

Sayın Adras d'Ibelin

Öncelikle Konsey üyesi seçilmenizi tebrik ederim ve başarıları dilerim eminim ki gayet iyi işler yapacaksınız. Size asıl önemli sebebimi bildirmek isterim. Bakanlıkta yanlışlıkla kulak misafiri olduğum bir olay var ve bunu nasıl açıklayacağıma dair bilmiyorum. Konsey üyesi olduğunuz için size kin güdenler var haliyle fakat bu masum bir olay gibi gelebilir ama hiç öyle değil. Sizi ve ailenize zarar vermeyi düşünüyorlar. Size yardım etmek ve güvenliğinizi korumak isterim


Bakanlık Çalışanı
Elizabeth Handerson


Genç cadı mektubu yazdıktan sonra yazdıklarını okumaya başladı. Umarım böyle bir mektup işe yarar ve Adras ona geri cevap verirdi. Başka ne yapması gerektiğini bilmiyordu elinde kullanabileceği hiç bir şey de yoktu. Dosyayı ve defteri eline aldı daha sonra onları çantasına sıkıştırdı. Parşömeni de katlayıp bir zarfın içine koydu daha sonra aldığı bir mumu eritip zarfın ek kısmına döküldü açılmaması için ve üzerine çok gizli yazdı. Pencereyi açıp dışarı bakındı kendi baykuşu ortalarda gözükmüyor gibiydi "Nerede bu aptal şey" diye sızlandı o sırada kapının çalması ile mektubu pantolonunun cebine koyması bir oldu. "Geliyorum..." dedi ve kapıya yöneldi kapıyı açtığında alt komşusu olan aynı zamanda ev sahibi olan kadını gördü. "Günaydın bayan Petunya" dedi. Yaşlı kadının yüzündeki memnuniyetsizliği görebiliyordu. "Kirayı geçen hafta vermiştim bir şey mi oldu" dedi. Kadın elindeki çuvalı gösterdi içinden ki şey çıkamak için debeleniyordu. "Senin şu baykuş" dedi ve çuvalı genç cadıya uzattı. Nora çuvalı alır almaz içindeki puhu baykuşu dışarı çıkardı. "Ah Bayan Petunya çok özür dilerim" dedi daha sonra kadının gidişin izledi. Her seferinde farklı dairelere giden son derece salak bir baykuşa sahipti. Kapıyı kapattı ve baykuşla beraber pencerenin yanına geri döndü. Baykuşun ayağına mektubu doladı ve onu pencereden geri gönderdi. Son derece salaktı ama şuana kadar gideceği yeri hiç karıştırmamıştı.

Üç gün sonra

Genç cadı yatağına uzanmış elindeki gazeteyi okumaya çalışırken penceresinin tıklamasıyla dikkati o yöne kaydı. İkici bir tıklamanın ardından yatağından kalktı ve camı açtı. Baykuşu geri gelmişti ve ayağında bir zarf vardı. Baykuşu geri dönmesi ile genç cadı mektubuna karşılık geldiğin anlamıştı. Mektubu eline alıp büyük bir merakla okumaya koyuldu.


Sayın Elizabeth Handerson;

Böylesine bir durumu bize bildirdiğiniz için öncelikle size teşekkür ediyorum. Sayın d'Ibelin Bey'e mektubunuzu ilettim ve kendisi de durumu bildirdiğiniz için oldukça müteşekkir. Uygun bir zamanda buluşmanızı uygun görmekte. Yunanistan'a gelmeniz sorun olmaz ise eğer sizleri çiftliğimizde ağırlamaktan şeref duyarız.

Saygılar Matthew Silver


Mektubu yazanın Adrasın sağ kolu olan adam olduğunu anladı, Adrasın dikkatini çekmişti ve onu Yunanistana çağırıyordu. Nora'nın yüzünde sinsi bir gülümseme oluştu adeta. En kısa zamanda Yunanistana gidecekti. Bunu şimdi Balian'a söylemenin gereksiz olduğunu düşündü işler biraz daha ilerledikten sonra ona bir mektup göndere bilirdi yada kendisi gidebilirdi bu duruma bağlıydı fakat şimdi gidip Adrasın kim olduğunu öğrenme vaktiydi.

RPG SONU


39
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Eyvahlar olsun!
« : 26 Mart, 2023 23:28:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karşısındaki genç seherbazın hafiften utandığını görünce güldü. Ne vardı bunda bu kadar utanacak yani kaç sene önce görmüşlerdi birbirlerini, genç cadı daha yirmisine yeni girmişti o zamanlar  şimdi ise yirmi dört yaşında genç bir ajandı. Balian ise kendisinden altı yaş büyüktü.Zaman geçtikçe insanlar değişirdi bir iki sene bile ne kadar önemliydi aslında belki büyücü dünyası için küçük bir sayı olabilirdi fakat insanın değişmesi için saniyeler bile yetebiliyordu.

Genç seherbazın sözlerini duyduğunda küçük bir gülüme oluşturdu yüzünde genç cadı. Kendisini o da o halde düşünemiyordu. Elinde alüminyum yada gümüşi kaplama bir tepsi üzerinde fincanla bir oradan diğer büroya koştururken ve koltuk altına sıkıştırdığı dosyaları düşürmemek için şekilden şekile girmesi, hayır hayır öyle bir meslek ona göre değildi stajyerlik zamanında bunu yeteri kadar yapmıştı.

Bir yere bağlı kalmayı sevmiyordu genç cadı. O bulduğu olayları çözmek yada olayları çözerken özgür olmak istiyordu. Elbette ihtiyaç duyduğu şeyler olacak yada rapor hazırlayıp sunması gerekir ama yinede bir seherbaz gibi her gün çözdüğü olaylar karşısında rapor hazırlamak yada sürekli seherbazlık bürosuyla iletişim halinde olmak onu kısıtlıyordu. Babasının mesleğine elbette saygı duyuyordu her yürekli olan kimsede bu mesleği yapamayacağını biliyordu. Hogwarts'ta ki gibi binaya seçilmek gibi değildi bu Gryffindorlular cesaretin simgesiydi ama seherbazlık cesaretten çok akıl işiydi. Bu düşünceyi kendisi bir Gryffindorlu olduğu için aklına gelmişti. Genç seherbazın sözlerini duyduğunda düşüncesinden sıyrıldı. Soğumaya başlayan kahvesinden bir yudum daha aldı sonra bir yudum daha ve son yudumu da aldığında bardağı boştu artık. Boş bardağı masanın üstüne geri bıraktığında bakışlarını genç adam çevirdi.  Hayat garantisi olan bir yer var mıydı bakanlıkta aslında sadece bakanlıkta değil sihir dünyası içinde geçerliydi bu. Büyücü ve cadıların hayatının garantisinin pek olmadığını genç cadıda iyi biliyordu. Genç adam söylediklerinden sonra başka bir konuya atlamıştı adeta. Ondan bir şey mi isteyecekti. Genç cadı bu konuyu ciddi almak için kendisini adeta dikleştirdi ve bakışlarını Balian'a odakladı. Amcasından bahsediyordu, Adras mı diye geçirdi içinden sonra aklına gelen düşünceyle "Şu bakanlıkta konsey üyesi olan adam mı, ondan mı bahsediyorsun?" diye sordu şaşkınlıkla karışık bir durumla. Konsey yeniydi hem de çok yeni ve üyelerinin kimler olduğunu araştırmıştı genç cadı ve bunlardan birinin de Balian'ın amcası olduğunu biliyordu. Amca yeğenin aralarında geçen sürtüşmeyi bilese Balian için yalan yanlış yazı yazan gazetelere inana bilirdi. "Baş seherbaz konsey üyesi olan amcasının torpiliyle yükseldi" Nora bunlara saçmalık deyip yırtıp atmıştı korlanmış ateşin içine gazeteyi. Emindi ki Balian'ın o haberleri gördüğüne. Şimdi den çıkan dedikodular insanın sinirini bozacak cinstendi. Balian'ın sözlerini duyduğunda düşüncelerinden yine sıyrıldı. Ondan tehlikeli bir iş istiyordu aslında böyle görevler onun işiydi yani kaç kere böyle işlere karşılaşmıştı sayısını unutmuştu genç cadı ama Balian'ın istediği. Genç cadı gerilen ortamı birazda düzeltmek için "Hayrola amcanın gözünde yerin mi var" diye kıkırdadı. Balian'ı tanıdığı için böyle bir şeyin olmayacağını biliyordu sadece işin içinde farklı bir durum vardı. Adrasın hakkında çok fazla bir bilgiye sahip değildi sadece geçmişi ve şimdiki hali o kadar, onun hakkında detaylı bir araştırma yapması gerekecekti.

40
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Eyvahlar olsun!
« : 26 Mart, 2023 18:11:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dün akşam eve giderken küçük bir bayiden aldığı sihirbasını gazetesini okuma fırsatı ancak yine eve gittiğinde okuyabilmişti. Caddenin hemen köşesinde küçük bir kulübemsi gibi duran bayinin sahibi bir koftiydi. Muggle gazeteleri satıyordu fakat seherbazlar için de sihirbasını gazeteleri de elinde bulunuyordu. Genç cadının kaldığı eve yakın olduğu için çoğu gazetesini ortadan alıyordu. Kofti adam alışmıştı genç cadıya devamlı müşterisi gibi olmuştu üstelik. Eve gidip gazeteyi açıp okumuştu genç cadı ve ikinci sayfasında yeni atamaları gördü. Baş seherbaz, baş seherbaz yardımcısı ve büyücü şura baş hakimi üçünün de resmi vardı. Baş seherbaz olan adamı hemen tanımıştı, eh tabi o zamanlara göre Balian biraz kilo almıştı ve yaşının verdiği olgunlukların hepsi gözünün önündeydi. Genç seherbazı gazetede gördüğünde mutlu olmuştu doğrusu geçmişleri pek iç açıcı değildi ikilinin ama yinede geçmişte yaşanan güzel anıları da vardı. 

Genç seherbaz konuşurken cadı fincanını dudaklarına getirdi ve küçük bir yudum aldı. Dudaklarında ki kırmızı ruj fincana belli belirsiz bir iz bırakmıştı. Karşısındaki adam sorumluluk hakkında sözlerini duyunca başını küçük bir evet anlamında salladı. Ne kadar yükselirsen sorumluluk o zaman  artardı ve bu işler genç cadıya göre değildi. O yüzden seherbaz olmamayı seçememiş miydi zaten. Ajanlıktan önce yani daha karar vermemişken bakanlıkta ayak işlerini yapacak bir kaç sene harcamış daha sonra kendisine en uyan işe geçmişti ve bu da annesi sayesinde olmuştu. Üstelik ne kadar çok yükselirsen düşüşünde o kadar sert olurdu.  Balian'ın kendisi ile ilgili sözlerini duyunca gülümsedi. Elindeki fincanı tekrardan masanın üzerine koyduğunda "Sende birazcık kilo almışsın" dedi sağ eliyle işaret ve baş parmağını bir birine yakınlaştırıp. Daha sonra Balian'ın sözlerine karşılık "Askeriyeyi bırakmak zor oldu doğrusu pek ayrılmak istemedim ama sivil bir hayatta yaşamak istiyordum" dedi genç cadı. Balian'ın askerlikten ayrılıp neden ajan olduğunu merak ettiğini anlamıştı. "Daha sonra hangi mesleği yapacağıma karar veremedim bakanlıkta bir iş buldum ve evet ayak işleri dosya getir götür, çay getir götür vesayre ama ben böyle işleri yapamayacağımı biliyorsun" dedi ve genç adamın onaylamasını görmek için biraz bekledi. "Senin gibi bir seherbaz olmayı düşünmedim değil ama bütün gün bakanlığın gönderisini uygulayamam ve neticede tada bakanlığa bağlı ajan oldu hem adrenelin hem de serbestlik" dedi ve kuruyan boğazını ıslatmak için kahvesinden bir yudum daha aldı. "Peki ya sen, sen nasıl oldu da bir seherbaz olmaya karar verdin ve şimdi buradasın" diye sordu genç adama.

41
Seherbaz Büro / Ynt: FB - Eyvahlar olsun!
« : 25 Mart, 2023 00:57:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Genç cadı kapının arkasından attığı bakışlarla odayı süzerken masanın hemen arkasında bulunan genç seherbaz başını dosyalardan kaldırıp içeri girmesini istemişti. Nora vücudunu dikleştirip yüzüne de güzel bir gülümseme koydu. Dudak kıvrımları yanlara doğru yayılıp beyaz dişlerini araladığığın da içeri girdi ve arkasından kapıyı kapattı. Genç seherbaz elinde ki dosyaları da diğer dosyalar gibi masasının üzerine bırakmıştı. Anlaşılan ondan önceki baş seherbaz ona çok fazla iş bırakmıştı. Bakışlarını odada gezdirirken masaya doğru yaklaştı. Siyah renkli topuklu ayakkabıları ahşap zemine vurarken çıkardığı ses şuanda odanın içindeki tek sesti. Kısa süre sonra genç seherbazın sesi duyulduğunda genç cadı sanki bir dostunu uzun zamandır görmemiş ve şimdi karşılaşıyorlar gibi baktı. Aslında bu doğruydu Nora ile uzan zamandır görüşmemişler ve bu terfi şeysi onun için bir bahane olmuştu. Genç cadı seherbazın elini ona doğru uzattığını görünce Nora da karşılık verdi ve küçük bir tokalaşmaktan sonra elini geri çekti. "Evet baya oldu" dedi daha sonra arkasındaki koltuğa baktı "Oturabilirim değil mi" dedi ve arkasında bulunan koltuğa oturdu. "Eee Balian sen misafirlerini böyle mi karşılıyorsun bir çay yada kahve ısmarlamayacak mısın" dedi ve güldü. Genç seherbazın yüzündeki şaşkınlığı görebiliyordu doğrusu gözlerinden okuduğu kadarıyla seni hangi rüzgar buraya getirdi der gibi bakıyordu. "Öyle dikilme hadi otur, benden çok misafir gibi duran sensin" dedi küçük bir gülümsemeyle. Balian koltuğuna geri otururken Nora sağ elindeki işaret parmağında bulunan ojenin küçük bir taşması sonucu bıraktığı kalıntıyla oynuyordu. Bakışlarını tekrardan genç seherbaza çevirdi. "Gerçi sende bu oda da yenisin daha ilk günden alışamayacağını biliyorum..." sözü kapının çalmasıyla yarım kalmıştı. İçeri giren çalışana bakışlarını çevirdiğinde çok genç bir çocuk olduğunu gördü. Stajyer falan olmalı diye düşündü koltuk altına koyduğu dosyaları ve elinde bulunan iki kahve bardağını dökmeden içeri getirmeye çalışıyordu. Kahve bardaklarını masaya koyduktan sonra şekeri genç cadıya uzattı. "Yo... sağ ol tatlım ben şeker kullanmıyorum" dedi ve genç çocuğa gülümsedi. "Şeker kilo aldırıyor ve ben işimden dolayı bu bedeni korumam gerekiyor" dedi ve güldü. Stajyer çocuk elindeki şekeri Balian'ın masasına bıraktıktan sonra hemen yanına da koltuk altına sıkıştırdığı dosyaları koydu ve geldiği gibi geri çıktı. Genç cadı bardağın içindeki çay kaşığını tabağının yanına koyduktan sonra kahveden bir yudum aldı. Sıcak sıvı boğazından aşağı kaydıkça ısısı tüm vücudunu sarıyordu. "Ne diyordum, gazeteye çıkmışsın ve seni gördüm terfini kutlamak için bir merhaba diyim dedim" elindeki bardağı hemen önünde bulunan küçük masaya koyarken.

Elli altı senesinde genç cadı ailevi psikolojisi yüzünden ailesinden uzaklaşmak için ve kendini geliştirmek için askeriye'ye başvuru yapmıştı. Girdiği sınavları da kazanan genç cadı yirmi yaşında askeriye'ye başlamıştı. Her daim disiplinli olmayı öğrenmişti orada ve şimdi kullandığı yeteneklerinin çoğunu orada öğrenmişti. Askeriye de geçirdiği seneler boyunca kendisini sıkıca eğitmiş ve yüz başı rütbesine kadar gelmişti. Askeriyede İngiltere ile müttefik olan bir çok ülkeden insan vardı ve Fransızlar da bunlardan biriydi. Karşısındaki adam ile bu sayeden tanışmışlardı hani Muggleların bir sözü vardı askerlik arkadaşım diye ha işte aynı onun gibiydiler. O zamanlar genç adamın büyücü olduğunu anladığında orada yalnız olmadığını öğrenmesi onu mutlu etmişti. Annesinin sırrını öğrendiğinde askerlik hayatına son vermiş ve bir ajan olmuştu. Kader yine bu genç adamı karşısına çıkarmıştı. İşinden dolayı Seherbazlık bürosuna bağlı olması genç adam ile karşılaşmasına neden oluyordu fakat daha henüz gidipte bir merhaba bile dememişti şimdiye kadar.

42
Seherbaz Büro / FB - Eyvahlar olsun!
« : 24 Mart, 2023 12:58:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yaz mevsiminin en sıcak ayıydı Ağustos. Genç kadın yatağından kalktı ve her gün yaptığı gibi geceliğinin üzerine çikolata kahverengisi renklerinden oluşan kenarları dantelli sabahlığını geçirdi. Askıdan aldığı sabahlığın hemen yanında bulunan yine aynı renkte ve tüylü terliklerini ayağına geçirdi. Üzerinde bulunan ponponları sevmese de renginden dolayı bu terlikleri seviyordu. Banyoya ilerlerken eski döşemelere sürten ayakları tüm odayı kaplamıştı ve aşağıda ki dairede oturan ev sahibinin gıcık olmasına neden oluyordu. Genç cadının sürekli kaldığı bir ev olmadığı için her seferinde bam başka insanlarla tanışıyordu. Aşağı ki daireden gelen sese aldırış etmedi ve banyoya gitti. Ev sahibi büyük olasılıkla terliklerin çıkardığı sesten yine hoşlanmamış ve eline kaptığı süpürge sapı ile tavanı yokluyordu. Nora sıcak suyun musluğunu açtı ve küvetin dolmasını bekledi. Saçlarındaki bigudileri vücudunu rahatlatmak için girdiği girdiği sudan sonra çıkaracaktı. Üzerindeki sabahlığı ve geceliği çıkardıktan sonra ayağını kaldırdı ve küvetteki suya değdirdi. Sıcak suyun ısısı tüm vücudunu sararken suyun iyi olduğuna kanat germiş ve küvetin içine uzanmıştı. Bir kaç dakikalık sıcak suyun keyfini çıkardıktan sonra eline aldığı tarçın özlü sabun ve lifi vücudunda gezdirdi. Banyo yaparken çiçeksi kokulardansa daha yoğun olan tarçın, çikolata kokularını tercih ederdi  kumral cadı.

Koyu lacivert eteğinin üzerine giydiği mine rengindeki gömleğinin düğmelerini iliklerken yatağının hemen sol köşesinde duran tuvalet aynasının başına geçti. Siyah renkli ve üzeri tüylü bir kabı eline aldı açtığında ise gümüş bir kolye içindeydi. Kolyeyi içinden çıkardı ve boynuna takmaya çalıştı.Bu annesinin ona küçükken verdiği kolyeydi ve kaybetmeye korktuğu için onu her zaman bu gibi kapaklı kapların içinde taşırdı. Kısa bir uğraştan sonra ucunda küçük bir kalp olan kolyesini en sonunda takmıştı, Küçük kolyenin üzerinde tek bir şey yazıyordu. I Miss You *Seni Özledim* Annesi ona bu kolyeyi verirken zor da olsa kızının ajanlığını kabul etmiş göreve gidip geldikten sonra ilk dediği şey seni özledim olduğuydu ve bunu her zaman hatırlaması için ona böyle bir kolye yaptırmıştı o da annesiyle bu anısını her zaman boynunda taşıyordu. Saçlarındaki bigudileri tek tek çözdükten sonra onlara şekil verdi. Daha sonra da hemen masanın üzerinde duran makyaj malzemeleri dolu sandığı açtı ve içinde bordo renkli rujunu çıkardı. Kırmızının en koyu tonu olan bu renk onun favorisiydi. Rujunu da sürdükten sonra siyah renkli topuklu ayakkabısını giydi. Şimdi eski döşemelerde sürtünme sesi değil de takırtı sesleri çıkıyordu.  Dün aklındaki şeyi yapmak için kapıyı açtı fakat karşısında gördüğü şey ev sahibiydi. Kadın elleri belinde ona bakıyordu. "Ah kira öyle değil mi" dedi elli, elli beş yaşlarında, siyah saçlarının birkaç tutamı ak düşmüş  kadın başını evet anlamında salladı. "Ah" diye bir ses duyuldu genç cadıdan "Hatırlattığınız iyi oldu Bayan Petunya, çantamı içeride unutuyordu üstelik anahtarlarda içinde" dedi ve içeri girip askıda duran eteği rengindeki çantasını aldı. İçinden bir miktar para çıkardıktan sonra kadına uzattı, kadın hiç çekinmeden parayı aldı ve hiç bir şey demeden oradan uzaklaştı. Nora evin kapısını kilitledikten sonra dışarı çıktı. Akşam gazetede gördüğü haberden sonra yüzünde muzip bir gülümseme oluşmuştu, eski bir tanıdığını görmüştü gazetede şimdi onun yanına gidecekti. Bakanlığa gitmek için yürümeye karar verdi lakin bakanlık buradan pek fazla uzak değildi.

Bakanlıktan içeri girdiğinde etrafta koşuşturan cadı/büyücüleri gördü. Kendisi de burada sadece bir kaç sene çalışmış daha sonra ajanlığa geçmişti gerçi hala seherbazlık bürosuna bağlıydı. Bakanlığı eski, gıcırdayan asansörüne bindi ve yanında bulunan cin cücesine yüzünü buruşturur gibi baktı. "Seherbazlık bürosu, ikinci kata" dedi. Bir kaç saniye ona bir kaç dakika gibi gelmişti bu rutubet kokan yerde. Seherbazlık bürosuna geldiğinde ortamın daha hareketli olduğunu görebiliyordu. Ellerinde dosya dolusu çalışanlar bir oradan bir oraya koşuştururken sorgu için götürülen cadı ve büyücülerin yanında ki seherbazlar ise gözlerini zanlılardan ayırmıyorlardı. Genç cadı koridorda yürümeye başladı ayakkabıları mermer zemini döverken çıkardığı sese aldırış etmeden baş seherbazın odasının önünde durdu. Kapısını yavaşça çaldıktan sonra biraz araladı."Bay d'Ibelin gelebilir miyim"dedi içeriye küçük bir bakış atarken.

43
Avatar & İmza / Ynt: Avatar Kayıtları
« : 23 Mart, 2023 12:54:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Liliy Collins - Nora Gray

44
Yetişkin Karakter Başvuruları / Nora Gray
« : 22 Mart, 2023 20:29:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı:Nora Gray

Karakterin Yaşı:27

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Kişilik olarak başarıyı ve kendi kurallarını koymayı seven birisidir. İşinin başındayken oldukça sert ve ciddi davranan Nora, arkadaşları yanında iken son derece rahat ve hatta bazen muzip tavırlara bürünebilen bir büyücüdür. Suçlulara olan sert müdahaleleri nedeniyle üst makamlar tarafından ne kadar eleştiri alsa da yine bildiğini okumaya devam eder. Yetişkin olduktan sonra bile bırakamadığı birçok huyu vardır.  Karanlık bulutlarla ve yağmurlu havayla arası hiçbir zaman arası iyi olmamıştır. Çatlak Kazan'da bira içme yarışmalarına, Quiddich alıştırmalarına, sihirbaz satrancı oynamaya, Honey Dukes'deki şekerlemelere hala bayılıyor. Aile içerisindeki çatışmalara ve hayatında meydana gelen karmaşık, karanlık olaylara rağmen sürdürdüğü bu küçük hobiler sayesinde hayata tutunduğunu düşünmektedir.

Karakterin Kısaca Geçmişi:Kasım ayında safkan cadı ile büyücünün ilk çocukları olarak  İngiltere/ Newbury' da dünyaya geldi. Aile gayet varlıklı bir İngiliz büyücü ailesiydi. Ailenin soyunun safkan olması Gray ailesinin cadı yada büyücü evliliklerine izin veriyor olmasıydı. Mugglelar ile evliliği yasaklanmıştı fakat melez olanlarla serbest bırakmıştır. Bunun sonucunda ailede koftiler bulunmaktadır cadı ve büyücülerden doğan çocuklar kofti olarak doğmuştur. Aile uzun zaman köklerini korusa da en sonunda soyun tek erkek çocuğu Steven soyu devam ettirmek için kalmıştır. Soyu devam ettirmeye çalışanların kız çocukları olurken artan cadı ve büyücü ölümleri soyun nerdeyse bitmesine sebep olacaktı. Steven adındaki büyücü Fransız bir kofti olan Helena ile evlenir. Fakat Helena'nın ölmesi ile sadece Daniel isimli tek erkek çocukları vardır. Aile soyunu koruyabilmek için Gray aile büyükleri Melez ve kofti olanlarla evlenmeyi yasaklar. Bundan önce Daniel Ravenclaw mezunu bir safkan cadıya aşık olmuştur zaten.Daniel ise Gryffindor mezunudur, Hogwarts'tan mezun olduktan sonra sihir bakanlığına girmiş ve seherbaz olarak işe başlamıştır. Sandra ise iyi ve varlıklı bir ailenin kızıdır ve saf Ravenclaw bir aileden geliyordu. Baştan aile Daniel'i kabul etmeseler de en sonun da bunu kabul etmişlerdi. Fakat Sandra hakkında o kadar bilmedikleri çok şey vardır ki. Sandranın taşıdığı sır bir kaç sene gün yüzüne çıkmıştır ve David yine de bunu pek umursamamıştır. Cadı bir eski bakanlık ajanıdır. Evlenmeden kısa süre önce ajanlığı bırakır ve tüm geçmişini bir rafa kaldırır.Gerçek ismi Sandradır fakat dışarıda daha bir çok isimle de bilinir, kılık değiştirmede adeta ustadır çünkü cadı Metamorfmagusdur.

Bu evlilikten iki sene sonra da Nora dünyaya gözlerini açmıştır. Aile büyükleri soyun devam etmesi için saf kan bir erkek çocuk beklerken kız doğmasıyla Sandaranın üzerinde baskı artmış hatta Daniel için ikinci bir eş aramaya başlamışlardır. Fakat Nora daha iki yaşına geldiğinde Sandra tekrardan hamile kalır ve bu sefer Samuel isimli bir erkek çocuk dünyaya gelir. Aile büyükleri Samuel'e değer verirken Nora'nın da hayatı kıskanmakla geçer ve aile büyüklerinden uzaklaşır bundan dolayı kardeşi ile araları da pek iyi değildir. Nora on bir yaşına geldiğinde Hogwarts mektubunu alır ve ailesini gururlandırır. Hogwarts'ta seçmen şapka başına konulduğunda annesi gibi zeki olduğu için Ravenclaw ve babası gibi cesur olduğu için Gryffindor arasında gidip gelir. Fakat en sonunda genç cadı kırmızı ve altın renklerine kavuşur. Uçuş derslerinde pek başarılı olamayan Nora Karanlık Sanatlara Karşı Savunma ve İksir derslerinde oldukça başarılıdır. Kendisinden iki sene sonra erkek kardeşini Hogwarts'a gelmesi için beklerken Samuel aileye hayal kırıklığı yaratır ve Hogwarts'tan kabul mektubu gelmez. Aile büyükleri bunun ardından genç büyücüyü kendi imkanları ile eğitmeye karar verirler. Bu sırada genç cadı kendisini geliştirmek için Hogwarts dışında da çok çeşitli büyüler ve iksirler öğrendi, çeşitli kitaplar ve tılsımlar okudu.

Hogwarts'ın son yıllarına geldiğinde ise babasının ölümü ile aile sarsılır. Daniel yatağında ölü bulunur ve bunun nasıl olduğu açığa kavuşamaz. Aile büyükleri Daniel'in ölümü ile soyu devam ettirecek tek erkek olan Samuel'in üzerine iyice gelirler. Kısa süre sonra Nora Hogwarts'tan başarılı bir şekilde mezun olur. Yedinci sınıftayken stajyerliğini sihir bakanlığında yapan genç cadı yine bakanlıkta bir iş istiyordur. Fakat ne olduğuna karar veremediği için bir süre işsiz  olmaya karar verir. Genç cadı daha yirmi dört yaşına geldiğinde ise farklı psikolojik sebeplerden ve kendisini geliştirmek için askeriye'ye katılır. Orada başarılar gösteren genç cadı yüzbaşı makamına kadar yükselir.Genç kadın hayatının sırrını saklamaya başlar. Lakin ailesi öğrendiğinde kendisinin Steven'ın entrikalarında bulacağını biliyordur. Bir izin günün de eve dönen genç cadı şans eserin süpürge dolabında annesinin geçmişine ait bazı eşyalar bulur. O eşyalardan ve mektuplardan annesinin eskiden bir bakanlık ajanı olduğunu öğrenir. Bunu annesi ile konuşur fakat Sandra geçmişi ile ilgili pek bir şey demek istemez. Nora bu olaydan kısa süre sonra askeriyeden ayrılır ve bakanlıkta ajan olur. Seherbazlık bürosuna bağlı olarak çalışan genç cadı annesi ne kadar bu mesleğini yapmasını istemese de yine de bakanlık ajanı olarak çalışmaya devam eder. Seherbazlık bürosundaki mesleği ve ev hayatı arasında mekik dokuyan genç cadı hayatının aşkını bu yıllarda bulduğunu sanır. Uzaktan kuzeni olan Matthew ile görüşmeye başlar ve ailenin onayı ile nişanlanırlar. Birbirlerini çok seven çift daha sonra ayrılır. Genç cadı düğün gününün hayalini kurarken Matthew'in Quidditch maçı için gitti bir ülkede onu aldattığını öğrenir ve genç cadı bir daha genç adamın yüzüne bakmaz. Acı içinde ki genç cadı hayatının aşkını kaybetmişken bir darbe daha gelir. Genç cadı'nın annesi Sandra ölür. Kardeşine de ulaşamayan genç cadı annesinin ölümüyle beraber artık bir başına kalmış olur. Bir bakıma da artık zayıflık olarak ona karşı kullanacak bir olanak kalmamış olur tek bir şey hariç geçmişinde ve geleceğinde gizlediği bir anı ve ona hayat veren kendisi. Annesinin cenazesinden sonra büyük dedesi Steven ile kavga eder ve Nora ailesini ve diğer her şeyi bırakıp evini terk eder. Amerikaya git gelleri sıklaşır fakat sırrını orada yaşatması gerekiyordur, İngiltereye döndüğünde Londra da küçük bir daireye yerleşen genç cadı zaman zaman gizlilikten dolayı kaldığı evi değiştirse de Londra da kendi düzenini kurmuştur. Seherbazlık bürosunda seherbaz adı altında çalışan genç kadın bakanlığın ona verdiği işleri yapmaya devam ediyordur.

İstediğiniz Meslek: Seherbaz - Ajan

Karakterinizin (varsa) Mensubu Olduğu Hizip: Merlin Tılsım Kulübü

Büyü Yatkınlıkları
Biçim Değiştirme Gücü:8
Lanet Gücü:13
Tılsım Gücü:10
İksir Gücü:3

[spoiler]Yaz mevsiminin en sıcak ayıydı Ağustos. Genç kadın yatağından kalktı ve her gün yaptığı gibi geceliğinin üzerine çikolata kahverengisi renklerinden oluşan kenarları dantelli sabahlığını geçirdi. Askıdan aldığı sabahlığın hemen yanında bulunan yine aynı renkte ve tüylü terliklerini ayağına geçirdi. Üzerinde bulunan pon ponları sevmese de renginden dolayı bu terlikleri seviyordu. Banyoya ilerlerken eski döşemelere sürten ayakları tüm odayı kaplamıştı ve aşağıda ki dairede oturan ev sahibinin gıcık olmasına neden oluyordu. Genç cadının sürekli kaldığı bir ev olmadığı için her seferinde bam başka insanlarla tanışıyordu. Aşağı ki daireden gelen sese aldırış etmedi ve banyoya gitti. Ev sahibi büyük olasılıkla terliklerin çıkardığı sesten yine hoşlanmamış ve eline kaptığı süpürge sapı ile tavanı yokluyordu. Nora sıcak suyun musluğunu açtı ve küvetin dolmasını bekledi. Saçlarındaki bigudileri vücudunu rahatlatmak için girdiği girdiği sudan sonra çıkaracaktı. Üzerindeki sabahlığı ve geceliği çıkardıktan sonra ayağını kaldırdı ve küvetteki suya değdirdi. Sıcak suyun ısısı tüm vücudunu sararken suyun iyi olduğuna kanat germiş ve küvetin içine uzanmıştı. Bir kaç dakikalık sıcak suyun keyfini çıkardıktan sonra eline aldığı tarçın özlü sabun ve lifi vücudunda gezdirdi. Banyo yaparken çiçeksi kokulardansa daha yoğun olan tarçın, çikolata kokularını tercih ederdi  kumral cadı.

Koyu lacivert eteğinin üzerine giydiği mine rengindeki gömleğinin düğmelerini iliklerken yatağının hemen sol köşesinde duran tuvalet aynasının başına geçti. Siyah renkli ve üzeri tüylü bir kabı eline aldı açtığında ise gümüş bir kolye içindeydi. Kolyeyi içinden çıkardı ve boynuna takmaya çalıştı.Bu annesinin ona küçükken verdiği kolyeydi ve kaybetmeye korktuğu için onu her zaman bu gibi kapaklı kapların içinde taşırdı. Kısa bir uğraştan sonra ucunda küçük bir kalp olan kolyesini en sonunda takmıştı, Küçük kolyenin üzerinde tek bir şey yazıyordu. I Miss You *Seni Özledim* Annesi ona bu kolyeyi verirken zor da olsa kızının ajanlığını kabul etmiş göreve gidip geldikten sonra ilk dediği şey seni özledim olduğuydu ve bunu her zaman hatırlaması için ona böyle bir kolye yaptırmıştı o da annesiyle bu anısını her zaman boynunda taşıyordu. Saçlarındaki bigudileri tek tek çözdükten sonra onlara şekil verdi. Daha sonra da hemen masanın üzerinde duran makyaj malzemeleri dolu sandığı açtı ve içinde bordo renkli rujunu çıkardı. Kırmızının en koyu tonu olan bu renk onun favorisiydi. Rujunu da sürdükten sonra siyah renkli topuklu ayakkabısını giydi. Şimdi eski döşemelerde sürtünme sesi değil de takırtı sesleri çıkıyordu.  Dün aklındaki şeyi yapmak için kapıyı açtı fakat karşısında gördüğü şey ev sahibiydi. Kadın elleri belinde ona bakıyordu. "Ah kira öyle değil mi" dedi elli, elli beş yaşlarında, siyah saçlarının birkaç tutamı ak düşmüş  kadın başını evet anlamında salladı. "Ah" diye bir ses duyuldu genç cadıdan "Hatırlattığınız iyi oldu Bayan Petunya, çantamı içeride unutuyordum üstelik anahtarlarda içinde" dedi ve içeri girip askıda duran eteği rengindeki çantasını aldı. İçinden bir miktar para çıkardıktan sonra kadına uzattı, kadın hiç çekinmeden parayı aldı ve hiç bir şey demeden oradan uzaklaştı. Nora evin kapısını kilitledikten sonra dışarı çıktı. Akşam gazetede gördüğü haberden sonra yüzünde muzip bir gülümseme oluşmuştu, eski bir tanıdığını görmüştü gazetede şimdi onun yanına gidecekti. Bakanlığa gitmek için yürümeye karar verdi lakin bakanlık buradan pek fazla uzak değildi.[/spoiler]

Sayfa: 1 2 [3]