17 Nisan, 2026 09:38:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Mesajlar - Eadwig Alger Boleyn

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7
61
Karanlık Sanatlar Dersliği / Sen Varsın Diye (Vol II)
« : 08 Şubat, 2022 02:44:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler][youtube]https://youtu.be/h5oHhGlWKf0[/youtube][/spoiler]

Bu konu Charlotte ve Eadwig’in 4. sınıf zamanlarından bir kesiti anlatmaktadır.



Bir yanımda Cyneric, bir yanımda Winton. KSKS dersliğinde en arkada oturmuşuz. Cyneric bizim ön sıramızda. Geçen girdiği kavgayı anlatıyordu. Gözüm bir yere takılmıştı ve kaşlarımı çatmış olanı izliyordum. Arkama yaslanmış, baya da bir yayılmıştım oturduğum yere. Elimde kahvaltıdan aldığım üzüm taneleri. Tek tek atıyordum ağzıma. 15'i geçmişti çoktan. Dümdüz bakıyordum. Dersliğin ön taraflarında iki Gryffindor, bir de Ravenclaw çocuk, bir kızın etrafına üşüşmüştü. En önde sarı-gümüş, uzun saçlı bir çocuk, yanında da bir esmer bir de kumral keko... Üç herif bir kızın çevresini sarmışlardı. Sesleri buradan duyuluyordu. Uzun saçlı çocuk kızın kafasına şöyle bir vurdu. Dalga geçtiği belli bir sesle, -ki Fransız aksanı vardı- "Kocaayak Rillian! Yine ayaklarını sığdıracak bir ayakkabı bulamamış." dedi. Gülüştüler salak gibi. Bazen Gryffindor'ların aklından şüphe ediyorum. Yanındaki çocuklardan biri -ki fazla egoist tavrından dolayı sinirimi bozmuştu- "Bu kavanoz ne ya? Bal mı var içinde? Ayı mısın kızım sen?" dedikten sonra kahkaha atmaya başladı. Ravenclaw çocuk "Neden giymedin? Üşüteceksin. Paran mı yok?" diye sorguluyordu kızı. Boynunda garip bir dövmeye sahipti bu çocuk. Kötü bir niyeti yok gibiydi diğerleri gibi ancak öyle ulu orta sorulmazdı böyle şeyler.

"Eadwig?" Adımı söyleyince Cyneric'e baktım. "Burada mısın abi? Daldın gittin." dedi.

"Yoo..." dedim. "Dinliyordum." Gerçekten de dinliyordum Cyneric'i bir yandan.

Winton, Cyneric'e "Onun dikkati başka yerde." dedi. "Deminden beri şunları izliyor."

Winton'un göstermesiyle Cyneric de döndü baktığım yere. Biraz durdu ve konuşmaları dinledi. "Kıza zorbalık mı yapıyorlar?" dedi.

"Beyin özürlü hepsi." dedim sinirli bir şekilde.

Winton zeki bir çocuktu. Zaten yanımda olmasını istememin sebeplerinden biriydi bu. Danışabileceğim bir arkadaşımdı. "Daha geçen gün, André'ye sataşmışlardı." dedi. "O sırada çok da beyin özürlü değillerdi galiba."

Neyi ima ettiğini biliyordum. André'ye sataştıklarında yardım etmemiştim. Kıza karşı bir zayıf noktam olduğunu düşünüyordu. Winton çoğunlukla içimi okurdu. Ona karşı çıksam da anlardı ancak olay ona karşı çıkmak değil de, kendime karşı çıkmak olduğu için. "Alakası yok. Olay farklıydı orada." dedim. Değildi aslında.

Omzunu silkip "Sen öyle diyorsan." dedi uzatmamayı seçerek.

Biraz daha durup izledik lavukları. Sarı bebe sürekli kızın kafasını ittiriyordu minik minik. Her ittirdiğinde dişlerimi daha da sıkıyordum. Sonunda da kavanozla dalga geçerken kızın eline vurmasıyla kavanoz yere düşüp parçalara ayrıldı. Sarının yanındaki Ravenclaw'lı çocuk "Abi, abarttın ya!" demeye kalmadan yerimden kalktım. Elimdeki üzümler yere dökülürken "Geri bas lan!" diye hırladım. Kaç adımda geldim? Kaç saniyede geldim? Bilmiyorum. Ancak yürürken asamı çıkarttım ve yanlarında bittiğim gibi sarışın uzun saçlı Fransız piçinin yüzüne yumruğu yapıştırdım. Herife yumruk attıktan sonra da asamı doğrultup "Everte Statum!" dedim. Winton ve Cyneric benimle birlikte kalktığı için sarışın arkaya doğru uçarken Cyneric'in diğer Gryffindor'lunun üstüne uçarak yumruğunu gömdüğünü gördüm. Winton ise dövmeli Ravenclaw'lı çocuğu tutmuştu. Gryffindor'lu çocuk duvara yapıp düşünce asamı diğerlerine çevirdim. Sınıfa bizim gibi erkenden gelmiş kişiler şok içinde izliyordu olanları. "Bundan kimse bu kıza bir tane fiske bile vurmucak, elini kaldırmıcak. Anladın mı beni?" Charlotte arkamdan önemli olmadığını söylediğinde de "Benim için önemli ulan." dedim. "BENİM İÇİN ÖNEMLİ!" Döndüm kıza. Baktığım ayakları çıplak, çevre cam parçası. Basacak şimdi ayağına girecek camlar. Neden böyle ki? Uyuz oluyorum kendisine zorbalık yaptıranlara. Her yerde kendin olmak zorunda değilsin. Evet, belki kendini düşünmüyorsun ama seni sevenleri düş- Arrğğ! Neden bahsediyorum ben? Asamı cebime koyduktan sonra gittim kızın yanına. Aldım kucağıma. "Sen de ayağına bir şey giy." dedim sinirli sinirli. "Şu bok kafalılara koz verme." dedikten sonra kızı derslikten çıkardım. Gryffindor çocuğun duvara yapışmasından dolayı oluşan ses yüzünden koridordan bize doğru koşarak gelen KSKS profesörünü görünce de derin bir nefes aldım sinirime hakim olmak için. "Harika." dedim. "Şimdi bir de ceza alacağım. Mutlu musun Rillian?"

62
Hogwarts Zindanları / Ynt: Sen Varsın Diye (Vol I)
« : 06 Şubat, 2022 03:00:34 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Charlotte elimi tuttu. Ben de onunkini. El ele tutuşmuş zindan koridorlarında yavaş yavaş yürümeye başladık yan yana. Aklımızca hızlı yürüyorduk. Birlikte güvende olduğumuzu söyledi. Kafamı salladım. Çok daha iyi hissediyordum ama yine de içimde bir telaş vardı. Beş çocuktan bahsedince "Beş çocuğu mu var?" dedim rahatsızlığımı belli ederek. İki tanesine bildiğim bir iki büyüyü atsam, diğer üçünü Charlotte tutabilir miydi ki? O sırada kız daha da korkunç şeylerden bahsediyordu. En büyük çocuğun korkulardan beslendiğini söyledi. Şuan korkuyordum ve büyük ihtimalle en güçlü haliyle gelecekti karşıma. En küçük olanı da... "Neyden saç yapıyormuş dedin?" dedim durup.Kalbe giden damarlardan mı? Çocuk kalbinden mi? Annesi gelince kalbim altıya mı bölünecekmiş? Kızın tüm söylediklerini kafamda bir mantığa uydurmaya çalışıyor başarısız oluyordum. Kafamda canlanan görüntüler yüzünden iyice korktuğum için de kızın elini tutmuş bir şekilde adım atamadan bekliyordum. Fırtına hala delice kopuyordu. Ya şuan karşımızdan çıkarsa en küçük kardeş? Kalbimi kaybetmek istemiyorum. Diğer elimle tuttuğum asanın ucundaki lumos yüzünden kızın yüzü alttan ışık alıyordu ve daha da korkunç olmuştu. Bana altın ipten kalp örmesi gerektiğini, böylece korunabileceğimi söyledi. Annem bana böyle bir şey örmemişti hayır. Kafamı olumsuz anlamda salladım. Üzüm yemenin de işe yarayacağını söyledi. "O-ortak salonda v-vardı üzüm..." dedim titrek bir sesle. Neden bu kadar korkunç bir cadı geziyordu Hogwarts'ta ve buna hazırlıklı olmamam çok yanlıştı. İşte bu  yüzden koridorda dolaşmamız yasaktı. Kızın söyledikleri bitince "Rillian." dedim. "Sana bir sır vereceğim..." Ama burada söylersem çok korkardı. Şuan bilmemesi gerekiyordu ki, güvende hissetsin. "Ama burada değil." dedim. Derin bir nefes alıp "Hızla koşalım. Koşarsak yakalayamayabilir. Birbirimizi koruruz." dedikten sonra koşmaya başladım. Charlotte'un da elinden yakalamış arkamdan sürüklemiştim. Gerçekten de Slytherin Ortak Salonuna geldiğimizde cadı bizi yakalayamamıştı. Kapının önüne gelip Ortak Salonun şifresini söyledim aceleyle. Açılan kapıdan girdim, Charlotte'u da çektim. Hufflepuff Ortak Salonuna kadar yalnız gitmemeliydi. Giderse cadıya yakalanma olasılığı vardı. Ortak Salondaki masanın üstündeki meyve tabağından üzümleri kapıp, masanın altına girdim hemen. Kızın elini bırakmadığım için onu da çekiştirdim. Dizlerimi kendime çekip sarıldım. Elim hala Charlotte'un elini tutuyordu. Birlikte güvendeydik çünkü. Üzümleri paylaşmak için tek tek koparıp sayıyla bir ona bir de kendime olacak şekilde dağıtmaya başladım. Işıkta daha iyi gördüğüm için Charlotte'un yüzündeki pembeliklerin yara değil de, bir krem olduğunu anlayabilmiştim.

Sırrımı söyleme zamanıydı. "Yalan söyledim." dedim kıza. "Cadıyı da defedecek büyüyü de bilmiyordum." İyice kıstım sesimi konuşurken. "C-cadıyı kimse yenemiyor mu? Benim korkmamam gerekiyor da. Yoksa... Yoksa annem hayal kırıklığına uğrar. Okulda ne yaptığımı, neleri gördüğümü biliyor. Bir büyüsü var bilmesi için. İleride ben de öğrenmek istiyorum. Geçen sene bazen yatakhanede; Karagöl'de derinlerde bağıran bir yaratığın sesini duyuyorum diye uyuyamıyordum. Öğrenince çok kızdı. Cadıdan korunmam lazım Rillian. Yoksa başım belaya girebilir."

64
Hogwarts Zindanları / Ynt: Sen Varsın Diye (Vol I)
« : 05 Şubat, 2022 23:32:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Dışarı çıkması yasaktı ve onu şikayet edebilirdim. Etmek için profesörün odasına götürsem yanımda başka kişiler de olacağı için korkum azalacaktı. Charlotte kolumu tutup ayağa kalkmak istediğinde yardım ettim. Kalkınca bana baktığında ise gözlerim kocaman açıldı korkuyla. Kızın yüzü... Pembe pembe... Hastalık mıydı bunlar? Bir kere dünyayı bir hastalık sarmış diye okumuştum. Deride korkunç izler bırakıyormuş. Bu kızın da o hastalığı mı vardı ki? Ondan rahatsız olduğumu belli etmemek için kocaman açılmış gözlerimi başka yere çevirdim. Arada merakıma yenik düşüp kızın yüzüne bakıyor, ardından da çeviriyordum gözlerimi. Bulaşıcı mıydı acaba? Bırakıp gidemezdim ki! Zindanlar daha korkunçtu! Uyurgezer olduğunu söyledi. Nasıl yani? Uykusunda kalkıp geziyor muydu? Başkasının bunu söylediğini ama kendisinin buna inanmadığını söylediğinde “Belki biri gezdiriyordur seni.” dedim. “Imperius laneti diye bir büyü okumuştum. İnsanlara istediğini yaptırabiliyormuşsun.” O ise bunu kimsenin bilmemesi gerektiğini söyledi. Söylerken sesinin gizemli bir hal alması beni de meraklandırmıştı. Gözümü tekrar kızın korkunç yüzüne çevirip “N-nedenmiş o?” dedim. Dedi ki, kızın öyle gece bilinçsiz gezmesinden yararlanan bir cadı olabilirmiş etrafta. Dikkatli olmamız gerektiğini söyledi. Kalbimi cadının çocuklarına yedirmek istemezmiş. “H-hogwarts Tarihinde öy-öyle bir şey yazmıyordu ki.” dedim kıza. Kendimden emin çıkmamıştı sesim. Hatta hiç emin değildim. Belki de okumuştum ama o bölümü atlamıştım. Kız sessizce konuşmaya başladığı kulağıma doğru. O anlattıkça koluna daha çok sarılıyor, korkuyordum. Cadının göğsünün içinde yaşamak istemiyorum. O boşluğa sığmaya çalışırım ama büyüyünce sığamam. Üstelik; annem adanın başına gelmemi, düzgün bir kızla evlenmemi istiyor ileride. O cadının göğsündeyken yapamam ve annem çok kızar. Kızmasını istemiyorum, kızdığında çok korkunç oluyor.

“Uyuyamamıştım.”

Sesim aşırı minik çıkınca kendime geldim. Korkamam. Korkarsam, bunu belli edersem de annem kızar. “Ehem, yani sesini duydum. Bu saatte gezmemiz yasak. Neyse ki gelmişim yoksa cadı seni alacaktı. Hogwarts tarihinde okuduğumu hatırladım şimdi. Cadı da yazıyordu tabi. Ben varken yanında güvendesin. Çocuklarını uzaklaştıracak büyüyü biliyorum.” Tekrar bir gök gürültüsü yüzünden zıpladım bu cümlelerimden sonra. Kızın koluna daha da sarıldım. “Gidelim! Cadı gelirse öldürürüm çünkü. Kimseyi öldürmek istemiyorum.”

65
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 18:45:26 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kız kendisinden beklemediğim hızla asasını alıp attığım büyüye bir savunma büyüsüyle karşılık verdi. Ben ise üstüne yürüdüm biraz daha. Hala sinirliydim. Üstelik kız anlamadığım bir şekilde beni çevreye rezil etmeye çalışırken cümleleriyle de yavşıyordu. Nedir bu akıl karıştırma taktiği mi? Bilmediği bir şey var ki, benim aklım yok pek. Onun yerine ERRRRKEKliğimden dolayı ilkel bir içgüdü ile GÜCÜMÜ ORTAYA ÇIKARMALIYIM! SAVAŞA GİTMELİYİMMM! DAYAK ATMALIYIM! falan yapıyor beynim. (Erkekler alınmayın bu cümleye)  Baskınlığımı göstermem gerekiyor. Defansından bir büyü geçiremeyeceğim için, kızı oradan çekmem gerekiyor. Kravatına Accio yaptım. Kızı kendime çekmek için. Yatıyor yerde davar gibi çünkü. Yanıma geldiğinde de... Kafayı gömücem kıza. Evet.

Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 1, total 1

66
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 18:16:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Attığı büyüler neydi bu kızın böyle? İki üç tanesinden sıyrılıp üçüncüsünde büyümü atmak için açıklık bulduğumda "Strömm!" diye hırladım kızın asası elinden uçunca. "Kendine gel!" Asasına gitmesin diye "Immobulus." atacak, eğer büyüm tutarsa da yanına gidip kıza tokat atacağım. Haddini bilsin. Bugüne bugün bir Boleyn ile karşı karşıya geliyor. Ne demek pantolonunu yırtayım da, yüzünü şeklini şemalini bozayım? Kız resmen benimle değil, statümle düello ediyor.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 3, total 3

67
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 17:58:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
AAAAAAAAAAAAAAAA!

Yanan pantolonu uzaklaştırdım ama bacaklar feci acıyor. Hafiften eğilip elimle acıyan yerlerin üstünü şöyle bir ovaladığım için de hemen atamadım büyümü. Merhem sürmem gerekecek. Ateş atmak ne demek ya? Sanki resmime ateş atıp beni tavlamaya çalışıyor kaşar. İnsanlar da kafayı yiyor, cübbemi çıkarmamı istiyorlar. Aptal herifler sanki striptiz yapmaya geldik. Hepsi bu kız yüzünden oluyor! Dişlerimi sıktım sinirli sinirli. Onun yaptığına aynı şekilde karşılık vermek istesem de yapmam. Kızlar çok aptal ya. Aşırı aptal. Ben aynısını yapsam tüm Hufflepuff'lılar üstüme kadına şiddet diye atlarlar! Asamı kaldırdım buna doğru.

"Expelliarmus!"

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 7, total 7
Talih 1d10 : 8, total 8

68
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 17:33:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Lan? Alttan alttan soğuk bir hava çarpıyor, milletten çıkan bir uğultu, Strömm'ün yüzünde beni yiyecek gibi bakan ifade derken aşağı bir baktım pantolonumu kesmiş kız! Lan bu kızın amacı beni herkesin önünde rezil etmek mi? NEYSE Kİ; donlarım kalitelidir. NEYSE Kİ; donumla çoraplarımı uyumlu giyerim. Kaliteli adam olmak böyle bir şeydir gençler. Rezil etmeye çalışırlarken bile karizmanız olur. Neyse. İlk olarak pantolonumdan kurtulacağım çünkü hareketimi yavaşlatıyor. Bir bacağımı kurtardıktan sonra diğer bacağımı kaldırıp kıza doğru "Depulso" yapacağım. Yırtılmış pantolona yapacağım büyüyü. Pantolon gitsin karıya dolansın diye işte.

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 5, total 5
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8

69
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 17:01:01 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Strömm karşımda garip garip, nikah masası ile ilgili şeyler söylerken dediklerine anlam vermek yerine başlama işaretini bekliyordum. Ne nikahı yahu? Ben annemin bana nasip gördüğü kızla evleneceğim. İşaret geldiği gibi karşımdaki kızın gözlerini bağlamak için büyü attım. “Obscuro!” Hem kendimi garantiye almalıyım, hem de kontrolü ele almak hoşuma gider. Anlarsınız ya, ehe.

Yetenek 1d8 : 3, total 3
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 2, total 2

70
Düello Salonu / Ynt: [Son 16] Franziska Strömm v Eadwig A. Boleyn
« : 05 Şubat, 2022 16:47:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Neden bi kızla dövüşüyorum ki ben? Şansıma tüküreyim.

Karşımdaki kız da Strömm... Bu sene ne çok denk geldik şu kızla. Sürekli yanımda tüm anılarımda. André ile dalga geçiyorum yanımda, kuzenime dalıyorum yanıma, turnuvaya giriyorum karşımda. Yani garip bir kız. Biraz fazla cazgır benim zevkime göre. Güzel mi? Güzel de işte... Müdire siyasi bir konuşma yaptıktan sonra bizi anons etti ve çıktık karşı karşıya. Gülümsedim buna düello için selam verirken. Kibar olmak lazım. Sonra arkamı dönüp yerime geçtim ve asamı çıkarıp hazıra geçtim. "Sorun yok Strömm." dedim. "Sana karşı merhametli olacağım. Kızsın çünkü." Ne de olsa bana böyle öğretilmişti sj sj.

71
Hogwarts Zindanları / Sen Varsın Diye (Vol I)
« : 05 Şubat, 2022 00:44:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler][youtube]https://youtu.be/W9UhlWx3izg[/youtube][/spoiler]

Bu konu Charlotte ve Eadwig’in 2. sınıf zamanlarından bir kesiti anlatmaktadır.



Gece uyumak yerine ortak salonda kitap okuyordum. Dışarıda bir fırtına vardı ve bu kadar aşağıda olmamıza rağmen duyuluyordu. Slytherin yatak odasındaki camlardan görebildiğin karagöl ise pek de eğlenceli manzara sağlamıyordu. Bu yüzden söylemek istemesem de korkmuştum işte. Adada da uyuyamazdım bu havalarda. Annem korktuğumu bilmesin diye hiç söylememiştim. Bilse çok kızardı. Herkes horul horul uyurken kalkmış tarih kitabı okuyordum. Derslerin hiçbiri ilgimi çekmese de tarih çok hoşuma gidiyordu. Eski büyücülerin, muggleların savaşları. Hizip geçmişleri, Hogwarts tarihi... Hogwarts’ta 100’den fazla gizli geçit olduğunu biliyor muydunuz? Hepsini burada okuduğun yıllara sığdırmak imkansız diye yazmış kitaplar. Bizim adada da bir çok gizli geçit var. Bazılarına annem girmeme izin vermediği için bakamıyorum. Ancak sevdiğim, kullandığım geçitler var. Kendi kendime oturmuş, arada gelen gökgürültü sesini duymamaya çalışırken biraz oluşan sessizlikte Slytherin Ortak Salonunun önünden yürüme sesi duydum. Profesör müydü acaba? İksir Profesörü ile konuşmak beni sakinleştirebilirdi belki de. Dışarı çıkmak yasaktı ve ben kurallara tamamiyle uyan bir öğrenciydim. Yine de bir profesör ile konuşup uyuyamadığımı söylemek kuralları çiğnemek sayılmazdı. Annemin üşümemem için aldığı koyu yeşil battaniyemi sırtıma örttüm. Oturduğum sandalyede ayaklarım yere değmediği için zıplayarak indim ve yerdeki terliklerimi giyip badi badi Slytherin Ortak Salon’unun kapısına ulaştım. Zorlayarak açtım koca kapıyı. Dışarısı, Ortak Salon’dan çok karanlıktı. Bu yüzden pijamamın beline sıkıştırdığım asamı çıkarıp “Lumos.” diye fısıldadım. Asamın ucundan minik bir ışık çıktı. Profesörün adımları zindanlardan geliyordu. Yukarı çıkan merdivenlerden bir şimşek çakması gördüm. Slytherin kapısını arkamdan kapatıp yürümeye başladım zindanlara doğru. 5-6 saniye sonra gökgürültüsü sesi ile yerimden zıpladım. Korktuğum için de biraz bağırmıştım. Yutkundum. Yalnız olmak istemiyordum. Adımlarımı hızlandırarak zindanlara doğru koşmaya başladım. Profesörün yanına gidip yanından ayrılmamak istiyordum.

Zindan koridorlarında biraz ilerledikten sonra profesör yerine yerde oturmuş korkunç bir varlık gördüm! Böyle tüyleri dik dik. Boyu kısa, benim belime falan geliyor. Durduğu yerden inliyor. Hogwarts tarihi kitaplarında böyle bir varlığın koridorlarda dolaştığını yazmamışlardı. Elim titremeye başladı. Lumos’um yaratığı aydınlatıyordu. Korkudan çıkarttığım sesleri duyunca bana doğru döndü! Döndü ve bu korkunç yaratığın yüzünü gördüm. Arkadan şimşek çaktı! “Rillian?” dedim. Bu geçen sene tanıştığım Hufflepuff’lı kızdı. Yere oturmuş uykulu bir ifadesi vardı. Gökgürültüsü sesi ile tekrar zıpladım yerimde. Profesör yerine onu bulmuş olduğum için kıza doğru koşup yanına eğildim. “S-sen ne yapıyorsun burada?” dedim korktuğumu bozuntuya vermemek için ama kızın yanımdan gitmemesini istiyordum. “G-g-gece dı-dışarı çıkmak yasak! Bilmiyor musun?” Sesim hem fısıltı, hem de azarlama içeriyordu.

72
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« : 04 Şubat, 2022 23:53:04 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Büyüyü yapamadan bu kolumun üstüne basarak asayı elimden düşürmeme neden oldu. "YA BIRAK!" diye bağırarak tepindim altında. Bizim çocuklar da gelip kafayı yemiş kuzenimin omzundan tutarak kaldırdılar üstümden. Ben de kalktım ayağa. Yandan, karların üstünden aldım asamı. Ceketimin içine koydum tekrardan. Hayvan adam koluma bastığı için montumun kolunu sıyırıp kızarmış koluma baktım. Morarsın da yedireyim bu kolu ona. Bir de çocuklara zaten bir şey yapmayacağını bırakmalarını söyleyerek kurtuldu ellerinden. "Ne aptal adamsın sen ya." dedim. O da yoluna çıkmamamı havladı. Senin yolun yol değil ki önüne çıkayım. Güzelim kızı içeride kim bilir ne yapacaksın. Ciğerim yanıyor ama işte. Charlotte mekanın içindeyken beni duyabilsin diye bağırarak; "Umrumda değil o kız. Ne yaparsan yap. Zaten belli baya istekli." dedim. Sonra da bizimkilere "Gidelim şuradan." dedim ve bayan Urswick'in yanına doğru yürümeye başladım. Tüm bu sinir stresi işe vurmak en mantıklısı. Gidip düzeni sağlayayım.

Çıkıyom konudan bye

73
Yasak Orman / Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol II)
« : 04 Şubat, 2022 22:27:52 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Öksürürken sırtıma değen bir el ile midemin durumu saniyeler içinde iyileşti. Yutkundum iğrenç tadı ve elimin tersiyle sildim ağzımı. Kadının buz gibi sesi kulağımın tam arkasındaydı. Gerçeğin ne olduğunu soruyordu. Gerçek gözlerimle gördüğüm şeydir. Ben gördüğüme inanırım. Şuan gördüğüm de Carmilla’nın ormanda olduğu ve bizi cadı avcılarından kurtardığı. Belki eli hissetmem için büyü yaptığını, gerçeğin değişken olduğunu söylediğinde doğruldum yavaş yavaş. “Ama yapmadın...” diye fısıldadım o Samuel ile konuşurken. “Gerçeksin.” Doğru konuşuyordu kadın. Hogwarts güvenli bir şato diyordu herkes. Hani? Cadı avcıları ormanın yarısına kadar gelmişti. Ne kadar yürümüştük ki içeriye? Bahçede otururken bir anda ormandan gelen bir okla ölebilrdi oradaki büyücüler. İnsanları sevdiğimden değildi bu düşüncem. Güçlü olmamız gerekirken, güçsüz olduğumuz için sinirliydim. Büyü gücü olan bizler, ezik bir takım düşük yaşam tarafından avlanılacak mıydık gerçekten? André’ye döndüm. Ona ve elindeki mor gözlüğe. Kadın gözlüklerini temizlemişti. Carmilla düşman değildi. Yine de bir sürü soru vardı kafamda. Kuzenime sorduğu soruyu duymamıştım ancak kafamdaki sorular ile cebelleştiğim için dayanamadan “Neden?” diye atladım kuzenimin lafına. Saygısızlık ettiğimi fark edince de “Üzgünüm.” dedim. “Ama bilmem gerekiyor. Sadece düşük yaşamlıları... Yani, cadı avcılarını öldürdüğünüzü sanıyordum. Demin bizi onlardan kurtardınız. Peki Bayan Caldecott’u neden öldürdünüz? O bir muggle değildi. Oğlu Ares. Çok yakın arkadaşım. Ona neden eziyet ettiniz? Aklım almıyor.” Kadının söylediklerini dinlerken biraz daha rahatlamıştım. Belki de kadının yaptığı büyüden dolayı rahat hissediyordum. Gerçek değişkendir demişti değil mi? Tabi sonra tanıdık bir ses ile tekrar stres seviyem arttı. Sesin geldiği yöne baktığımda babam ona çocukları -yani bizi- bırakmasını söylüyordu.

Bir anda sıcak bastı.

Carmilla bizi tutmuyordu.

Babam ile bu kadının yapacağı bir düelloda babamın ölme olasılığı çok yüksekti.

Bu kadını iki kere düello ederken görmüştüm. Karşısına çıkan kişileri gözünü kırpmadan öldürebiliyordu.

Bu yüzden mantığımı kullanamazdım.

Babam bizi onlara teslim etmesi için kadını tehdit etti.

Kuzenim Carmilla'ya doğru koşarken içimden gelen duygu patlaması ile kadın ile onun önüne geçtim!

“HAYIR!” diye bağırdım karanlık ormanda yankılanan bir sesle. Kuzenim olacak o aptal kadına bir şey anlatacak değildim. Bu yüzden direkt babama konuşmaya başladım. “Şuraya bi bak baba! Hogwarts’ın bu kadar yakınında cadı avcıları! Şu işe yaramaz okulun en ufak bir savunması yok! Bahçede otururken öldürülmek için yollamışsınız beni buraya! Bu kadın olmasaydı şuan ölmüştük! HEM BAKANLIK DA CARMILLA’YA KAHRAMAN OLARAK BAKIYOR! Sen dememiş miydin? Onun için davet vermemişler miydi? Biliyor musun? Haklılar! Sizin ve okulun yapmadığı şeyi yapıyor! Güvenliği sağlıyor!”

This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 3, total 3
Talih 1d10 : 1, total 1

74
Hogsmeade Kermesi / Ynt: Hogsmeade Kermesi Gezisi
« : 04 Şubat, 2022 15:02:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Kız bir anda yüzünde aşırı sinirli bir ifade ile üstüme yürümeye başlayınca ben de çattım kaşlarımı. Boyu da kısa, elini kaldırdı böğrüme işaret parmağını bastırıyor. Yaptığımın çok çirkin bir şey olduğunu söyledi ciyaklayarak. Yaptığım aşırı güzel bir şeydi demedim ben de. Sen de girmeseydin koluna! Gerçekten bu şerefsiz için bana mı bağırıyordu? Ciddi ciddi bu herifi koruyacak mıydı? Gözlerimi kısmıştım kıskançlıktan. Dudaklarım bir çizgi haline gelmişti. Karşımda, saf temiz korunmalı diye düşündüğüm kız, bok kafalı kuzenim için böyle cıngar çıkarıyordu. Arkadaşlarıma Samuel’e yardım etmelerini emrettiğinde çocuklar bana baktı. Ben de kafamı onaylayan bir şekilde öne indirdim dediğini yapmaları için. Charlotte da bana döndü tekrardan. Onu ne zannettiğimi bağırdı yüzüme. Aptalsın, bunu zannediyorum işte. Sonra kalbin kırıldığında tekrar burada olacak mıyım? Asıl düşünmen gereken şey bu! Charlotte, cümlesinin sonunda beni tehdit edince “Rillian!” dedim tıslamaya yakın bir sesle. “Dikkatli ol.” Kızların beni azarlamasını, tehdit etmesini, bağırmasını hiç sevmem. Gördüğünüz gibi; koruyorsunuz, koruyorsunuz, horoz gibi dikleniyor size. Tehditini bitirdiğinde daha da çattım kaşlarını. Çünkü beni her gün avlayacağını söyledi. Hem de benim kastettiğim şekilde avlama değilmiş. Ben o cümleyi ona karşı kurmadım ki. Şeref yoksunu kuzenime söyledim. Ne yani? Ona söylediğim lafları kendi sorumluluğu sayacak kadar sahiplenmiş miydi? Sinirlenince ağlamış, gözleri boncuk boncuk akmaya başlamıştı. O göz yaşları ciddi ciddi kuzenim için mi akmıştı? Kız kafasını önümden kaçırıp kuzenime yardım etmeye koştuğunda da sabit kalıp gözlerimle takip ettim kızı. Kuzenimin yanına gidip bana bağırdığı tondan fersah fersah uzak bir sesle iyi olup olmadığını soruyordu. Dişlerimi sıkmaktan çenem ağrımaya başlamıştı.

Şu, zampara için bana bunu yaptın ya Rillian... Daha doğru düzgün konuştuğunuzu bile sanmıyorum onunla.

Beni böyle azarladıktan sonra onla ilgileniyorsun ya şimdi... Samuel’e saldırıp ağzını yüzünü kırasım geliyor.

Kuzenim bunu da skora döndürmek için hemen kıza koşup ağlamasının sebebini, üst üste çok şey geldiği için olduğunu söylediğinde artık izleyecek bir şey kalmamıştı benim için. Şu hareketleri midemi bulandırıyordu. Arkadaşlarım yanıma gelince Gage kızın ruh hastası gibi bağırdığını söyledi gülerek. “Gidelim.” dedim donuk bir sesle. “Salak bir kız işte. Kurtlara yem olacak.“ O an Gryffindor tayfası kızı bahsettikleri mekana sokuyordu. Cyneric ise bunu neden umursadığımı sordu. Cevap veremedim buna. Zaten vermeyecektim ancak arkamdan koşan bir ruh hastası beni yere deviriverdi. Tüm gücüyle üstüme çullanınca yere düştüm sırtüstü. Bu da ağzından salyalar saça saça derdimin ne olduğunu bağırıyordu yüzüme. “Ya sen ne alakasın koyduğumun aslanı? Al! Kızı götürdün mekana! Harcasana! Bana neden saldırıyorsun?” diye hırladım söylediği şeylere. Kendimi korumak için sol kolumu yüzümün önüne getirdim. Zaten kızı ilk içeri sokmuş, sonra saldırmıştı kötü gözükmemek için. Bu da ne demektir? Bu herif bir *mcı demektir. Kız var diye şekilden şekile girer demektir.

“Lan!“ diye hırladım. “Sik-tir-git!” Neyse ki deminki büyüden sonra asamı yerine koymamıştım. Lavuğa doğru tutup "Everte Statum" büyülü sözlerini söyledim.

Hadi bakalm biz de sağ ayakla yumruk kavgasına asa getirelim.
Yetenek 1d10 : 2, total 2
Destek 1d10 : 2, total 2
Talih 1d10 : 5, total 5

75
Yasak Orman / Ynt: Kuzişim gelmiş (Vol II)
« : 04 Şubat, 2022 01:02:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
André’nin baloncuğu yüzümde oluşunca elimi çektim ağzımdan. Ceset kokusu yerine gerçekten tercih edeceğim bir seçenekti. Sadece, çok kalırsak üstümüze sinerdi. Hoş değil. André söylediklerime cevap verirken düşünceli şekilde arbaletlere bakıyordum ben de. “Büyü falan yok muy-” Sözümü bitiremeden bir ıslık sesi ile ayaklarımın bir kaç santim önüne saplanan bir arbalet oku tüm dikkatimi çevreme vermeme neden oldu. Hedef alsa beni orada öldürebilirdi diye bağırıyordu kafamda bir ses. Dışarıdan gelen ses ise André’nin kekeleyen sesiydi. Cadı avcıları. Tuzak mıydı? Neden ölülerini almaya gelsinler? Hala hayal görüp görmediğimizi sorguluyordum. Tek başıma olsam denerdim belki ama yanımdaki çocukların sorumluluğu omzumdaydı sanki. André’den gelen sesi duyduğumda. “Evet.” dedim. “Kaçalım.” Saniyeler içinde bir sürü büyü ışığı oluşmaya başlamıştı. Eğilerek Samuel ve André’nin yanına koştum üstüne bastığım vücut parçalarını umursamadan. Yanlış bir seçenekti belli ki, çünkü tam o sırada bize doğru gelen bir arbalet okunu fark ettim. Asamı kaldırıp daha Protego diyemeden önümüze ışınlanan kızıl bir cadı oku saptırdı. Ardından da tam kıvamında bir kabus materyali ile karşı karşıya geldim. Korku ile kocaman açılmış olan gözlerimin önünde kızıl cadı bir adamı tek eli ile havaya kaldırdı. Ardından da hiç tereddüt etmeden, sanki hiçbir şeymiş gibi dua eden adamın boğazını yavaş yavaş kesti. Geri geri kaçmaya çalışan André ile kadının arasına geçmiş şok içinde izliyordum olayları. O boğaz kesilirken boğuklaşan ses, kanın oluk oluk fışkırması. André kekeleyerek bir isim telaffuz etmeye çalışıyordu. İsmi bitirmesini istemiyordum. Böyle olmamalıydı. Ares’in dedikleri çok mantıksızdı. Gerçek olmaması gerekiyordu! Doğrusunu bulup içini rahatlatmalıydım. Bunun yerine başka bir arkadaşıma travma yaşatmamalıydım! Annem ve babam bu sorumsuzluğumu duysa nasıl hayalkırıklığına uğrarlar kim bilir? Şöyle bir anda canımı düşünememem sağlıksız mı? Arkamda duran çocuğun baldırına yumruğumun yanıyla vururken bana hani karşılaşmayacaktık diye soran kuzenime de “Karşılaşmamalıydık.” diyordum. "Neden burada?!

Kadın bize döndüğünde yüzünü görebildim. Bu kadını daha önce gördüğümü fark edince daha da arttı şaşkınlığım. İlk olarak babamı işte ziyaret ettiğimde görmüştüm. Seherbazdı. O zaman böyle değildi, yani... Bu kadar kırmızı değildi. Gizemli değildi. Sinirli gibiydi. Sonra da Hogsmeade'de görmüştüm. Postanede. Carmilla olduğunu düşünmemiştim bile. Bize bu saatte burada olmamamızı söyledi sanki bir profesörmüş gibi. Ormandaki tehlikeler hakkında söylediklerine normalde söyleyecek bir iki zeki cevabım olabilirdi ancak şuan kalbim sanki ağzımdan çıkacak gibi hissediyordum. Bacaklarım titriyordu. Bir cevap mı bekliyordu gerçekten? Carmilla’nın bize zarar vermesi mantıksızdı ancak burada bulunmasının da mantıksız olduğunu savunuyordum değil mi? Şimdi de karşımızdaydı. Eziyet büyüsünü yapan kişi olmak istiyorum, yapılan değil. Ares anlatırken ne kadar rahatsız olmuştu. O kargaşada André’nin yaptığı baloncuk büyüsü de patlamıştı. Kadına cevap vermek için cesaretimi topladım. Bu kadın, yani Carmilla, bizi o cadı avcısından kurtarmıştı. Ares, ona gitmesi için birkaç kere izin verdiğini söylemişti. Yani... Belki bir şansımız vardı. Cümlelerimi kafamda toparlayıp konuşmaya başladım. “Biz... Buraya... Gerçeği... Immmhh..” Midemden gelen bir yumruk boğazıma indi. “Araştır...” Elimle ağzımı kapattım. Bir kere daha öğürdükten sonra yana dönüp kusmaya başladım. Tüm cesetler, korku, o adamın boğazının öyle kesilmesi derken midem kırmızı alarmı çekmiş de fark bile etmemişim. Konuşmak yerine yanda iki büklüm akşam yemeğinde yediğim yemeği vücudundan kopmuş bir bacağın üstüne çıkarttım. Gözümden akan yaşlar midemden dolayı mıydı? Korkudan mı bilinmez...

Sayfa: 1 ... 3 4 [5] 6 7