Bu konu;
Ares ve Carmilla düellosu,Ares'in bunu benimle paylaşması,Sam ile konuşmamdan
sonra okunmalıdır.
Samuel ile anlaştığımız gibi karagöle doğru yürürken bir yandan da çevreme bakınıyordum herhangi birinin izlememesi için. Profesör Urswick’ten bu gecelik toplantı yapılmaması için izin almıştım. Çok fazla izin almadığım için fazlasıyla endişelense de bir kaç yalanla hallettim. Yalan söylemeyi sevmiyorum. Okuldan sonra ihtiyaç duymamayı planlıyorum. Cyneric ile karagöle ulaşıp beklemeye başladık. Winton, soğuk havada o kadar dikkat etmesine rağmen soğuk kapmıştı ve hapşırıp duruyordu. O halde bizimle gelemezdi. Gage ise bir kaç saat sonra gelip gelmediğimizi kontrol edecekti. İşler uzarsa profesörlere haber verecekti. Ares ne demişti? At-adamları katleden cadı avcıları... Bahsettiği yerin At-adamların alanı olduğundan emindik. Ormanda kaybolmak kolaydı ancak Cyneric bu tarz konularda iyiydi. Üstelik kuzenimin de iyi bir yön duygusu vardır. Alt sınıflara bekçiden aşırttığım bir pusula vardı elimde. Önce kuzeye, sonra batıya, sonra biraz daha kuzeye ilerleyecektik bekçiye alakasız bir soru soruyormuş gibi sordurttuğumda söylediği gibi. Soğuk yüzünden sıkı giyinmemiz gerekiyordu ancak bu bizi yavaşlatıyordu da. Eldivenle asamı tuttuğum için kendisinde tam bir kontrolüm olup olmadığını bilmiyordum. Cyneric iyi çocuktur, güvenilir çocuktur ancak pek istikrarlı duygu duruma sahip biri değildir. Bir anda sinirlenebilir.
Biraz bekledikten sonra kuzenimin Hogwarts kapısından yanında bir arkadaşıyla geldiğini gördüm. Cyneric çok konuşmayı seven biri olmadığı için bir süre sonra sessizleşmiştik zaten. Bu yüzden gelmeleri beni biraz da olsa kurtardı diyebilirim. Cyneric’e kafamla geldiklerini işaret ettikten sonra yanımıza yürüyene kadar dönüp onlara baktık. Kuzenime kafamla selam verdim konuşmak yerine. Yanındaki arkadaşını da tanıdığım için
“Clifford.” diyerek selamladım. Cebimden çıkarttığım büyülü pusulayı gösterdim buna.
“Kuzey 20, Batı 53, Kuzey 12. Ağaç sayısı.” dedim. Onun düşünmesine gerek yoktu zaten bunları. Şimdi kısa yol diye Kuzeybatıya 35 ağaç ilerlemeye falan kalkar kayboldurur bizi. Ağaçları ben sayarım.
“Atadamların oraya gideceğiz.” Cyneric’i gösterdim kafamla elinde bir sepet, sepetin içinde de akşam yemeğinden kaçırdığımız bir kaç şey vardı.
“Karşılaştığımızda onlara veririz diye hazırlattım. Karşımıza başka ne çıkar bilmiyorum. Bu yüzden asaları hazır tutun.”