17 Nisan, 2026 08:52:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

İletileri Göster

Bu özellik size üyenin attığı tüm iletileri gösterme olanağı sağlayacaktır . Not sadece size izin verilen bölümlerdeki iletilerini görebilirsiniz


Konular - Victoria Sanchez

Sayfa: [1]
1
Hogwarts / Gecenin Esintisi
« : 28 Ocak, 2023 06:11:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria karmaşık biri değildi. En azından kendi içinde her şey açıktı. Dünyadaki her şey değişse bile birkaç şey hiçbir zaman değişmeyecekti.

-   Bu dünyadaki kaybetmek istemeyeceği, uğruna her şey feda edebileceği en önemli değer ailesiydi. Onlar için kendinden bile vazgeçerdi.

-   Ailesi dışında hiçbir şey için değerlerini satmazdı. Küçüklüğünden beri ona öğretilenleri aklından bir an olsun çıkartmaz, kendisini her daim asil bir leydi olarak taşırdı. Yürüyüşü, konuşması, bakışları, duruşu… Asil olmayan tek şeyi aklıydı.

-   Yaşamak yalnızca ailesini üzmemek için katlandığı bir şeydi. Eğer ailesi bu dünyada olmasaydı, aynı havayı solumuyor olsalardı nefes almanın bir anlamı kalmazdı. Yaşam onun için mühim değildi ancak hayatta kalmak için elinden geleni yapmaya hazırdı.

Aklından bunları geçirirken odasında, yatağında uzanıyordu. Duvarı izlerken tek bir yere odakladığı gözlerinin aksine aklı karman çormandı. Çok fazla şey yaşanmıştı. Bu yaz öyle karmaşıktı ki düşünmeye nereden başlayacağını bilmiyordu. Öncelikle ailesinin yanından koparılmışçasına, sürgün edilmişçesine bir adaya gönderilmişti. Orada geçirdiği sürede pek çok şey öğrenmişti. Hem okul hem de hayat hakkında. Özellikle Hogwarts’a giden trene binmeden önceki gece Victorine Boleyn’nin söyledikleri asla unutmayacaktı. Bunları söyledikten kısa bir süre sonra öldüğü düşünülürse söyledikleri daha anlamlı olmuştu.

“Kimseye güvenme. Kendi yolunu çiz. Bu dünyada önemli olan sadece sensin. Hayat bir oyundur ve yalnızca doğru taşları oynayanlar kazanır.”

Bu söylediklerini aklından çıkartmayacaktı ki trajik bir sonla karşılaşmasın. Önemli biri olduğunu biliyordu. Çin’in önemli hanelerinden birinin en küçük hanımı olarak büyümeden bile tarifi imkansız bir güce sahipti. Ne yaparsa yapsın kurtulamayacağı, gücün yanında hayatını tehlikeye atabilecek sorumluluklar da getiriyordu. Bu sorumlukları yüklenmeye hazırdı ancak ablası onunla aynı fikirde değildi. Önemli biri olsa da onun için en değerli kişi ablasıydı, onun sözleri emir niteliğindeydi. Sanchez ailesinin başındaki kişiye itaatsizlik edecek değildi, kaldı ki ablasının sözlerini çiğnesin.

Gözlerini duvardan çekip yataktan kalktı. Pencereye doğru yürüdü. Dışarısı mumlar olmasa kapkaranlık olurdu. Devasa bir alanı görebiliyordu. Yakınlarda bir yerde bir orman vardı. Yasaklı bir bölge olmasa oraya gitmek isterdi. Gerçi bu okulda pek çok yasaklı bölge vardı. Neden hala buraları tuttuklarını anlamakta güçlük çekse de üzerinde durmadı. Bu onun işi değildi. Gerekli tüm bilgileri Regina’dan almıştı zaten.

Pencereden uzaklaştığında komidinin üstündeki “V” şeklindeki broşu gördü. Victorine’nin V’si aynı zamanda onun isminin de baş harfiydi. Buruk bir şekilde gülümsedi. Ardından broşu çekmeye koyup kendini yatağa attı. Kabuslarla geçecek gecede onu sakinleştirecek kimse yoktu. Ne ablası ne de usta bir büyücü. Sanki odada bir rüzgar esmiş gibi içi titredi ancak gözlerini açmadı. Her şeyin daha başındaydı. Hikayesi yeni başlıyordu.

2
Lejant Alanı / Victoria Sanchez
« : 27 Ağustos, 2022 11:19:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İsm Soyisim: Victoria Sanchez

Doğum Yeri: Çin İmparatorluğu

Ailesi: Sanchez ailesinin tarihi 560 yıl önceye dayanıyor. Ailenin başlangıcından itibaren büyücü olan bu aile kimsenin bilmediği olaylara tanık olmuş, adeta bir sır yuvasıdır. Bu sırlar yalnızca ailenin başı ve varisi tarafından bilinir, ailenin diğer üyeleri ise yalnızca bir kısmını bilir.

Victoria'nın babası 30 yıl önce bu aileye gelmiş, büyücü olduğunu gizlemek amacıyla ailesi tarafından Sanchez ailesinin kızıyla, kuzeniyle, evlendirilmek için gönderilmiştir. Sanchez ailesini Victoria'nın annesi yönettiği için kendi değersiz hisseden baba, Victoria 7 yaşındayken evi terk etmiştir.


Güçlü Yanları: Akıllı, dikkatli, özgüvenli, asil, bilgili.

Zayıf Yanları: Fazla şüpheci, ailesine fazla düşkün.





3
Çin İmparatorluğu / The Lone Moon
« : 27 Ağustos, 2022 11:12:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Anne, Victoria'dan daha ne kadar saklayacağız bunu?"

Sally meraktan öte gerginlikle sormuştu bu soruyu. Çünkü biliyordu ki bunu dile getirmek bile tabuydu ailede. Haksız sayılmazlardı yasaklamakta ancak daha ne kadar saklayacaklarını da bilmek istiyordu evin büyük kızı. Kardeşinin gözüne her baktığında, her konuştuklarında kelimelerine dikkat etmekten sıkılmıştı. Bakışlarında kardeşinin onu yargıladığını, bir şeylerin ters olduğunu bildiğini görebiliyordu. Victoria akılsız bir kız değildi. Aksine o kadar şüpheci, o kadar dikkatliydi ki ondan bir sır saklamak neredeyse imkansızdı. Tabii, bu sır küçük kardeşinin hayatını tehlikeye atıyorsa saklamaktan başka çaresi yoktu, yine de sabrı tükenmeye başlamıştı.

Annesi iç çekip kızına baktı. En kıymetlisinden böyle bir şey saklamayı o da istemiyordu ancak başka bir çaresi yoktu. Gerçekleri bildiği zaman yaşananları düşündükçe kanı donuyordu. Victoria'nın bir sorunu vardı, hiçbir hekimin, şifacının ne tespit edebileceği ne de iyileştirebileceği bir sorun. Hem onu hem de aileyi tehlikeye atabilecek bir sorun. Bunu çözmenin bir yolu da yoktu, yalnızca zamana bırakabilirlerdi.

"Sally, ona söyleyemeyeceğimizi biliyorsun. Yaşananları unuttun mu? Her şeyi unutmasını sağlamasaydık kim bilir başına nasıl felaketler gelecekti! Büyümesini beklemeliyiz, başka çaremiz yok."

Sally bundan emin değildi. Küçük kardeşinin ela gözlerini her üstünde hissettiğinde bir şeyleri fark ettiği korkusuyla gecelerini harap ederken ne kadar saklayabileceklerini bilmiyordu. Küçücük boyuyla öylesi bir hava yayıyordu ki Sally tüylerinin diken diken olmasına mani olamıyordu. Her an sakladıkları şeyler açığa çıkacak diye diken üstündeyken nasıl iyi bir abla olabilirdi?

"Ama anne, Victoria'nın bakışlarını görmüyor musun? Sanki ruhuma bakıyormuş gibi hissediyorum. Attığım her adımı, aldığım her nefesi izliyormuş gibi hissederken ne yapmamı bekliyorsun? Onun nasıl biri olduğunu biliyorsun. Her şeyi öğrenene kadar durmayacak."

Annesi durumun vehametinin farkındaydı ancak elinden bir şey gelmiyordu. Kızlarını ve ailesini korumak için bunu yapmaya mecburdu. Sonuçta o yalnızca bir anne değil, aynı zamanda ailenin efendisiydi. Duygusal kararlar veremezdi, eğer verirse şimdikinden daha fena bir halde olabilirlerdi.

"Endişelenme kızım. Victoria ne kadar şüpheciyse bir o kadar da ailesine düşkündür. Seni izlese de açıkça soru sormayacaktır. Sakladığımız sırların açığa çıkmaması gerektiğini fark etmiştir. O yüzden bizi zorlamayacaktır. Sen yalnızca dikkatli ol, gerisini bana bırak."

Sally endişelerinden tamamen kurtulmamış olsa da annesini dinlemekten bir çaresi yoktu. Ayrıca annesinin haklılık payı vardı. Victoria, küçük kardeşi, hiçbir koşulda ona soru sormuyordu. Yalnızca gözlemler, kendi çıkarımlarını yapardı. Sakinleşmeliydi. Gerçi başka bir çaresi de yoktu ya.

Victoria kapının önünde durmuş onları dinliyordu. Kendi düşüncelerine dalmış annesi ve ablası onu fark bile etmemişti. Annesinin haklı olduğunu fark edince gülümsedi. Demek ki Victoria onu izlerken onlar da Victoria'yı izliyordu. Ancak bunların bir önemi yoktu. Sonuçta ailesi burada, yanındaydı.

"Anne!" diye seslenip annesine doğru koştu.

Annesi onu kucağına aldığındaysa tüm düşünceleri bedenini terk etti. Annesi burada olduktan, ablası ona sıcak bir şekilde güldükten sonra hiçbir şeyin önemi yoktu. Hiçbir şeyin!









4
Çin İmparatorluğu / İyileşebilen Yaralar
« : 25 Temmuz, 2022 23:02:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Dikkat et Victoria!"

Ablasının endişeli sesine karşılık annesi güldü. Gülüşü herkesin gözünü alacak kadar büyüleyiciydi, en azından küçük Victoria öyle düşünüyordu. Annesi arkasından gelen güneşi bile yanında sönük bırakacak kadar parlaktı. Elindeki fincan annesinin elinde basit bir fincan olmaktan çıkıp imparatorluğun mirası olarak kabul edilebilecek kadar değerli oluyordu. Victoria bunları düşünürken yere çakıldı. Dizlerindeki keskin acı gözlerini doldurdu.

"Leydim!"

Sadık hizmetkarı yanına koşsa da annesi ondan hızlıydı. Küçük çocuk haykırarak ağlarken annesine sıkıca sarıldı. Annesi de ona sarılmış, saçını okşuyordu. Öyle ki Victoria o anda tekrar anımsamıştı. Yanında annesi olduğu sürece dünya yansa, gökyüzü yeryüzüne karışsa da sorun olmazdı. Annesi onu her türlü musibetten korurdu. Bunun için canını feda edeceğini bilseydi bunu ister miydi, kim bilir?

“Ah, kardeşim! Dikkatli olmanı söyledin değil mi? Neden bir kez olsun beni dinlemiyorsun?”

Ablası onu azarlarken salya sümük ağlayan çocuk ona baktı. Endişesi o kadar barizdi ki azarı bile onu üzemedi. Ablasının şefkatli bakışları ve annesinin sıcak kucağı sayesinde sakinleşmeyi başardı. Gözyaşları dindiğinde annesi onu omuzlarından tutup yüzüne bakmak istese de küçük kız onu bırakmadı. Yüzünü koruyucu meleğinin omzuna gömdü. Annesi birkaç kez daha denese de aynı inatçılıkla annesinde bir adım olsun uzaklaşmayı reddediyordu.

“Güzel kızım,” diye şakıdı annesi bal gibi sesiyle.

“İzin ver de yarana bakayım. Canın acımıyor mu?”

Victoria başını olumlu anlamda sallasa da annesini tutan elleri gevşememişti. Ablası diz çöküp küçük kardeşinin yüz seviyesine indi. Güvenle tebessüm edip gözyaşlarıyla ıslanmış yüzünü sildi elindeki mendiliyle. Sakin ve yumuşak sesiyle konuşmaya başladı.

“Victoria annemi bırak da acını dindirsin. Merak etme, biz buradayız. Senin yanından hiç ayrılmayacağız.”

Yalan söylüyorlar.

Victoria kafasındaki sözleri görmezden gelip annesini bıraktı. Annesi önce eliyle kızının yüzünü sildi, ardından kucağına alıp içeriye götürdü. Annesi küçük kızı o kadar taşıyordu ki Victoria mı çok hafif yoksa annesi mi çok güçlü, bilemedi küçük kız. Annesi Victoria’yı sedirin üzerine bırakıp yanında oturdu. Ablası da çoktan kapıyı kapatıp annesinin arkasındaki yerini almıştı.

Küçük kız eteğini sıyırıp dizine baktılar. Kanayan yarayı görünce ablasının yüzü ekşimişti. En değerlisinin böylesine canının yandığını düşünmek kalbini ağrıtıyordu. Annesi Sally’nin aksine duygularını saklamayı başarmıştı.

“ Çok mu kötü duruyor?” diye sordu Victoria, ağlamayı yeni kesmişken.

Annesi sevecen bir şekilde gülümsedi. Başını iki yana salladı. Kızının yanağını sevdi.

“Hayır kızım, mühim bir yara değil. Hemencecik geçecektir. Hatta gözünü kapa, açtığında geçmiş olacak.”

Victoria’nın ağzı açık kaldı.

“ Gerçekten mi?” diye sordu hayretle.

“ Elbette kızım. Ben sana hiç yalan söyledim mi?”

Yalan, yalan.

Victoria neredeyse tüm vücudunu hareket ettirerek başını iki yana salladı. Ardında büyük bir teslimiyetle gözlerini kapadı.

“Episkey!”

Küçük kız gözlerini açmasa da yaranın yok olduğunu anlamıştı. Annesi gerçekten de doğruyu söylemişti. Aklındaki sesler yine haksız çıkmıştı. Annesi gerçek bir melekti.

“Açabilirsin gözlerini.”

Ablasının izniyle gözlerini açıp yaranın olması gereken yere baktı. Yarayı geç, iz bile kalmamıştı. Küçük Victoria şok içinde önce annesine ardından ablasına baktı. Küçük kızın şaşkınlığı ve heyecanı Sally ve annesinin ihtiyacı olan tek şeydi. Küçük kız mutlu olduğu sürece her şeyi yapmaya hazırlardı. Sanchez soyadını feda etmek pahasına bu küçüğünü koruyacaklardı. Gözlerindeki parıltının sönmesine engel olacaklar, her daim güvende hissetmesini sağlayacaklardı. Onları görevi buydu, Victoria’yı korumak!

5
Boleyn Adası / Göklere Uzanan Altın Kuleler
« : 16 Temmuz, 2022 16:19:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria uyandığında kendini normalin aksine dinç hissediyordu. Nasıl oluyordu da Çin’de uyandığında tüm kemikleri kırılmış, günlerdir tek bir yudum su içmemiş gibi hissederken Britanya’da yeniden doğmuş gibi hissedebiliyordu? O kadın mı ona yardım etmişti yoksa?

Bayılmadan önce onun bakışını görmüştü. Endişeli gözükmesine rağmen şaşkın değil gibiydi. Nedenini bilmese de aşırı merak ediyor da sayılmazdı. Zira daha önemli mevzular vardı. Şu anda nerede olduğu ve geleceğin ona neler getireceğini bilmek gibi.

Küçük kız yataktan kalkıp zemine güç bela değen ayaklarını sarkıttı. Etrafa göz gezdirdiğinde ilk dikkatini çeken, kapının karşısındaki devasa pencere olmuştu. Okyanusun büyüleyici maviliği gökyüzünün kırık beyaz rengi bulutlarına inanılmaz yakışıyordu. Kuşların seslerini duymasa da çok uzaklarda özgürce süzüldüklerini görmek mümkündü. Yine uzaklardaki gemiler manzarayı bozmak yerine canlandırıyor, tablo değil de gerçek olduğunu kanıtlıyordu.

Tavandaki heykelleri fark edene kadar epeyce bir zaman pencereden dışarıyı izledi. Heykelleri fark ettiğindeyse içi ürperdi. Gerçek gibi gözüken, her an onu izliyormuşçasına canlı gözleri tüylerini diken diken etmişti. Nerede olduğunu o zaman anladı. Boleyn şatosundaydı. Hem tutsak hem de koruma altında olduğu yerde; gözleri okyanus gibi mavi, bakışları heykeller gibi rahatsız edici olan kadının evindeydi. Adını bile hatırlamadığı ancak rütbesini asla unutmayacağı Yüce Boleyn’in evinde.

Victoria bunu fark edince yataktan aşağıya atlayıp odayı incelemeye başladı. Ona bir şey yapacaklarından kuşkuluydu ancak tetikte olması ona zarar vermezdi. Her türlü gizli odayı, ona karşı kullanabilecek şeyi tespit ederken ne kadar aptalca davrandığını fark etmesi zaman aldı. Karşısındaki kadın bir insan ya da onların deyimiyle muggle değildi. Ona saldırmak istese kesici bir nesneye ihtiyacı yoktu. Tıpkı onun kendisini koruması için kesici bir aletin yeterli olmayacağı gibi. Tek bir söz küçük kızın işini bitirmeye yeterdi. Bunu fark edince pencerenin yanındaki, saraylara layık, odanın tamamı gibi altın motiflerle bezenmiş koltuğa zarifçe oturdu.

Artık ne olacağını düşünmeyi kesmeli ve önüne bakmalıydı. Burada kalacağı süre boyunca her adımına dikkat etmeli ancak aldığı her nefesi kontrol etmeye uğraşmamalıydı. Eğer kontrol edemeyeceği şeylerle uğraşmaya devam etse bile kendini yormaktan başka bir işe yaramayacaktı. İlk planına sadık kalmalıydı. Kendisi hakkında öğrenebildiği kadar şeyi öğrenmeli ve Hogwarts’a gitmeliydi. En azından ablası kendi konumunu güvene alıp kardeşini yanına alabileceği zamana kadar burada sakince yaşamalıydı. Ya da gücünü keşfedip ablasına yardıma koşmalıydı.

Bunları düşünürken bir şeyler hatırlar gibi oldu. Annesinin yüzünü, ablasının sıcaklığını… Bir anıydı bu ancak kalbini titremeye kafi gelmişti. Annesinin mırıldanışını anımsayınca birden kalbine bir ağrı girdi, başı çatlayacak gibi ağrımaya başladı. Küçük kız nefes nefese kalıp öne eğildi. Öksürmeye başladı, sonu gelmez öksürüklerinin arasında görüntüler gelmeye devam ediyordu. Yangının sıcaklığını teninde hissedince nefesi kesildi. Aniden ayağa kalkınca oturduğu koltuk geriye kaydı. Çıkan ses Victoria’nın zaten hassas olan kulaklarını tırmaladı.

“Uyku vaktin geldi.”

Bu cümleyi ne kadar çok duyduğunu düşündükçe kalbinin ağrısı şiddetleniyordu. Dizlerinin üstüne çöküp öksürmeye devam etti. Boğazı parçalanıyormuş gibi hissediyor, teri ve salyası her daim düzgün olan kıyafetlerini kirletiyordu. Ne zaman düştüğünü bilmediği saç tokasının tutmadığı saçlar yüzünü sarmış, onu boğmaya çalışıyor gibiydi. Victoria panik halinde bile tek bir şey düşünebiliyordu. Annesi ve ablasının ondan neleri sakladığını. Yalnızca büyücü olduklarını değil, çok daha fazlasını.

Sonunda öksürükleri kesilip kalbindeki ağrı dinmeye başlarken ne kadar süre bir hayali yaşadığını düşündü. Babasının ani gidişi, annesinin beklenmedik vefatı, amcalarının yoktan var olan evlilik teklifi, ablasının onu daha önce hiç duymadığı insanlarla olan arkadaşlığı… Daha bilmediği neler vardı, kim bilir? Bunları bulmak için gerekirse dağları aşmaya hazırdı, bir büyücüyle de baş edebilirdi. Edebilir miydi?

Henüz kendini toparlamamışken kapı birden açıldı. Victoria sertçe gelene baktı. Gelen kişinin şaşkınlığını görmemek için kör olmak gerekiyordu. Ancak Victoria kendi dilinde onu kovmak dışında bir şey yapmadı. Gelen kişi bir an anlamadıysa da Victoria’nın bakışlarını görünce aceleyle dışarı çıktı.

“Britanya’da adabı muaşeret kuralları bile yok mu?” diye söylendi yerden kalkarken.

Ayağa kalkıp yatağın karşısındaki makyaj masasına gidip kendisine baktı. Öfkeli gözleri ve sırılsıklam olmuş yüzü bir leydiye hiç yakışmıyordu. Oradaki malzemelerle kendini olabildiğince topladı. Çekmeceleri karıştırırken saç tokasını gördü. Hemen saçını toplasa da kendisi yapmaya alışık olmadığı için epeyce oyalandı. Uzun uğraşlar sonucunda yüzünü ve saçını düzeltmeyi başarmış olsa da kıyafetinin durumu vahimdi. Victoria iç çekip yatağına oturdu. Durum ne olursa olsun her daim kimliğine göre davranmak onun için nefes almak kadar doğaldı. Bunu fark ettiğinde neşeden yoksun bir şekilde güldü. Belki de Çin’den ayrıldıktan sonra güldüğü tek andı, en azından içinde duygu olan bir gülüştü.

Kapısı çalındığında kıyafetlerini olabildiğince düzeltip “Girebilirsin.” dedi.

6
Çin İmparatorluğu / Ölümcül Sırlar
« : 16 Temmuz, 2022 05:39:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria yine bir ağacın tepesinde devasa konaklarını ve ötesini izliyordu. Rüzgar küçük kızın saçlarını dalgalandırıyor, yeni açmış çiçeklerin büyüleyici kokusunu tüm konağa gezdiriyordu. Güneşin yakıcı sıcaklığından yaprakların gölgesine sığınmış olan küçük kızın keyfi her zamankinden iyiydi. Dertsiz, tasasızdı. Aklındaki tek şey akşam ne yiyecekleriydi.

Derken uzaktan bir ses işitti. Bağırışı andıran sesler kuşları bile ürkütmüştü. Küçük kız aşağıya atlayıp kıyafetindeki tozları kabaca silkeledikten sonra sesin geldiği yere doğru koşmaya başladı. Yolda pek çok hizmetkarla karşılaşmış, her zamankinin aksine selamlarını almamıştı. Evlerinde kavga pek çıkmazdı, annesinin gözetiminde kim münakaşa çıkarmaya cüret edebilirdi?

Küçük kız nefes nefese kalana kadar koşup sesin geldiği yere, annesinin çalıştığı yere ulaştı. Dışarıdaki hizmetkarlar onu görünce önünde eğildiler. Victoria, annesinin en yakını, evin kahyasına gitti.

"Ne oluyor burada?" dedi peltekliğine rağmen güvenle.


Kadın önce evin hanımının odasına, ardından küçük kıza baktı. Onun kararlı, geri basmayacağını açıkça belli eden yüzünü görünce tedirgin fakat gururla gülümsedi. Küçük hanımı soyadına hak edecek kadar akıllı ve cesurdu.

"Leydim, hanımım ablanızı eğitiyor."

Victoria eğitimin ne olduğunu biliyordu. Daha önce ablasından duymuştu, Özellikle ablası bu aileden ne kadar nefret ettiğinden bahsederken. Victoria her seferinde ablasını susturmuş, içten içe de azarlamıştı.


"Konu neymiş?" diye sordu küçük kız.

Sesi her zamanki otoriter fakat çocuksuydu. Bu kahyayı güldürecek gibi olsa da leydisinin yüzünü görünce kendini tuttu. Küçük hanım gerçekten endişeli gözüküyordu.

"Bunu hanımımdan duymanız daha iyi olur. Bir hizmetkar olarak böyle bir konuyu anlatmak bana düşmez."

"Anlıyorum."

Victoria içeriye girmek için adım attığında tüm sesler kesildi. Yaprakların hışırtısı, rüzgarın esintisi dışında hiçbir ses yoktu. Az önce konağın öbür ucundan duyduğu sesleri dibindeyken duyamıyor olması küçük kızı kuşkulandırdı. Onun geldiğini fark etmiş olmalılardı. Ancak bu ailede ondan neyi saklayabilirlerdi ki? 

Odaya girince ilk gördüğü şey annesinin her zamanki yumuşak yüzüydü. Ablası annesinin ne kadar acımasız olduğundan bahsedince hiçbir anlam verememesinin asıl nedeni de bu yüzdü. Onu bir kez olsun öfkeli görmemişti, hele ki küçük kızına karşı.

"Ne oluyor anne?" diye sordu.

Annesine doğru yürüyünce arkası dönük ablasının yüzünü gördü. Tek bir sesi çıkmasa da gözyaşları yanaklarını ıslatmış, burnu ve gözleri kızarmıştı. Annesi ne yapmıştı da ablası bu haldeydi?

"Bir şey yok, canım kızım. Ablan bir hata yapmış, onu uyarıyordum."

"Ne yapmış ki?"

Annesi göz temasını kesip ablasına baktı. Sanki sözsüz bir şekilde anlaşıyorlardı. Bir süre sessiz kaldıktan sonra annesi yerinden kalktı. Küçük kızını kucağına aldı. Boştaki eliyle ablasının saçını okşadı.

"Hocasının verdiği görevi yerine getirmemiş, mühim bir olay değil."

Victoria denilenlere inanmamıştı. Hangi öğretmen Sanchez ailesinin kızını şikayet etmeye cüret edebilirdi? Üstelik annesini bu denli kızdırmak için basit birkaç ödevden fazlası gerekiyordu. Yine de Victoria üzerinde düşünmemeye karar verdi. Sonuçta annesinin kucağındayken ne olabilirdi? Eğer olacakları bilseydi annesini çileden çıkartmak pahasına sorgulardı. Tabii bunu öğrendiğinde artık çok geçti.



7
Çin İmparatorluğu / Yolculuk
« : 06 Temmuz, 2022 04:09:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Ablası yaşananları ona teker teker, büyük bir sabırla anlatmıştı. Victoria hala her şeyi tamamiyle idrak edememiş olsa da önünde uzun bir yolculuk vardı; bu süre zarfında aklındakileri bir düzene sokabilirdi. En azından öyle umut ediyordu.

Ablasının ona özel hazırlattığı at arabasına bindi. Bir leydiye yakışmayacak kadar küçük valizi çoktan arabaya yüklenmişti. Ablasının arkasındaki Çinli olmadığı aşikar, uzun boylu, güneş rengi saçlarıyla dikkatleri üstüne çeken genç adam da onun yeni korumasıydı. Yolculuğu süresince onu özveriyle koruyacak, başına gelebilecek her türlü laneti defedecekti. Ablasının onu tanıtırken söyledikleri bunlardı. Onun da bir büyücü olduğunu, sırrımızı açıklayabileceğimizi söylerken bile tırnaklarıyla oynuyordu. Bir leydinin asla elleriyle oynamaması gerektiği düşünülürse ablasının ne kadar gergin olduğunu anlamak güç değildi.

Sally, ne kadar endişeli olursa olsun bir kez bile kalmasını söylememişti. Her seferinde gitmesini, yolculuğun neleri getirdiğini bilmese de buradan daha güvenli olacağını savunmuştu. Victoria ise kalmayı hiç dile getirmemiş, ablasının kararına saygı duymuştu. Hem kan bağıyla hem de gönül bağıyla bağlı olduğu ablasının sözlerini dinlemesi yapılacak en mantıklı hareket olurdu. Zira Sally yalnızca onun ablası değil tarihi imparatorluğun kuruluşuna kadar uzanan Sanchez ailesinin de başıydı. Verdiği emirler koşulsuz şartsız yerine getirilmeliydi. Yerine getirmeyenler de Sanchez ailesinin gücüne şahit olmakla şereflendirilirdi. Tıpkı amcaları gibi.

At arabası onları okyanusa kadar götürmüş, oradan da bir yük gemisine binmişlerdi. Arabanın içindeyken adam ona kaçamak bakışlar atsa da tek kelime etmemesi Victoria'yı rahatsız etse de bir şey dememişti. Evli olmadığı biriyle aynı arabada, yalnız olması bile doğru değilken konuşup onu buna teşvik etmeyecekti. Ablasının emirleri olmasa asla böyle bir şey yapmazdı ancak emirler onun arzusundan daha önemliydi. Asil olmak böyle bir şeydi, yedi nesildir zengin olmanın, istediklerine anında kavuşmalarının bedeli buydu. Şikayet ediyor değildi,  neticede karşı çıkmaya çalışsaydı ablası onu muhakkak dinlerdi. Yine de böyle ufak bir meseleyi büyütmek, hele ki böylesi tehlikeli bir durumda, akla mantığa sığmazdı.

Düşünceleri oradan oraya savrulurken sakinleşmek için derin bir nefes aldı. Okyanusun tuzlu fakat rahatlatıcı kokusunu içine çekince burnu yandı. Onu son günlerde güldüren tek şey bu oldu. Kıkırdarken etrafındaki herkesi bir anlığına unuttu. Büyücü kanı taşıdığını, bu sırrı korumak için binlerce kişinin feda edildiğini, ablasının kanlı ve sonucu belli olmayan bir savaşa girdiğini unuttu. Tıpkı yıllar önceki hadiseyi unuttuğu gibi... Fakat onun aksine bu sadece birkaç saniye sürdü. Nefesini verince her şey tekrar onu kovalamaya devam etti. Nefes nefese kalmış, koşmaktan dermanı kalmamış küçük kız yalnızca nefes alabiliyordu. Başka bir çaresi yoktu.

"Leydim, isterseniz biraz dinlenin. Solgun gözüküyorsunuz."

Söyledikleri ne kadar kibarsa sesi o kadar alaycıydı. Sanki onu zayıf olduğu için aşağılıyor gibiydi. Yine de Victoria onunla uğraşmak istemedi, bu yüzden dediklerini ve yüzündeki samimiyetsiz ifadeyi görmezden gelip kamaraya doğru yürümeye başladı.

Oldukça lüks, ihtiyacı olabilecek her şey donatılmış odada tek bir şey eksikti. Ailesi... Hiçbir hizmetkarı olmaksızın yaşamak zorunda kalması yetmiyormuş gibi ailesini bile göremiyordu. Odanın ortasındaki devasa, batı üsulu yatağın üzerine oturdu. Etrafına kısaca baktığında ablasının onu ne kadar düşündüğünü tekrar fark etti. En sevdiği tatlıların olduğu tabaklar odanın kenarındaki küçük masanın üstüne dizilmiş, okumaktan bıkmadığı kitapların kopyaları da makyaj masasını üstündeki yerini almıştı.

Victoria ayağa kalkıp tatlılardan birini alıp ısırdı. Ardından acı bir şekilde gülümsedi.
 
"Seni özledim anne." diye fısıldadı gözyaşlarına boğulmadan önce.


8
Çin İmparatorluğu / Anıların Eziyeti
« : 12 Haziran, 2022 23:58:02 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sally söylediğinin kardeşini şok etmesine kendisini hazırlamıştı. Etrafta onlarca cadı avcısı varken kendisinin büyücü ailesine mensup olduğunu bilmenin nasıl bir etki yaratacağı tahmin edebiliyordu. Bir an şaşkınlıktan dilinin tutulduğunu sandı. Ancak kardeşinin yüzüne baktığında durumun bu olmadığını fark etti. Gayet sakin, buna karşın düşünceli duruyordu. Acaba duyduklarını anlayamamış mıydı?
"Kardeşim, dediğimi duydun mu?"
Şaşkınlıktan ağzı açılsa, bir ton soru sorsa bir şekilde baş edebilirdi. Ne de olsa her şeyi anlattığı takdirde kardeşi durumu kavrayabilir, daha dikkatli olabilirdi fakat sessiz kalmasıyla baş edemiyordu. Dilini mi yutmuştu da bu denli suskundu?
Victoria her şeyi yavaş yavaş anlamaya başlamıştı. Gizemli kaza, annesinin ani ölümü, hafıza kaybı... Annesi vefat ettikten sonra çıkan onlarca problemin sebebi büyü olmalıydı. Ablasının amcalarına zaman zaman büyük iltimaslar geçmesinin de nedeni bu olmalıydı. Aklına anılar doluşmaya başlıyordu. Bir ateşi anımsar gibi oldu fakat birden görüntü kesildi. Victoria ne olduğunu anlamadan ablasına baktı. Yüzündeki endişeyi görünce bir süredir dalgın olduğunu fark etti.
"Özür dilerim abla, devam et lütfen."
Sally kardeşinin halinden memnun değildi. Belki de anlatması için henüz erkendi. Biraz daha dinlenip gücünü topladıktan sonra anlatmalıydı. Günlerdir midesine bir lokma yemek girmemişti üstelik.
"Kardeşim önce karnımızı doyuralım. Sonra anlatacağım."
Victoria itiraz etmeye niyetlense de ablasının kararlı tutumunu kıramadı. Üstüne yalnızca bir fincan su içtiği için gözleri bulanık görmeye başlayınca istemese de ablasının önerisini kabul etmek zorunda kaldı. Sally kardeşinin yüzünün düştüğünü görünce yanağını öptü.
"Endişelenme, karnını doyurduktan sonra anlatacağım. Sağlığına dikkat etmelisin. Diğer her şey sonra halledilebilir."
"Tamam abla."
Ablası yataktan kalkıp kapıdaki hizmetkarlara yemek getirmelerini söylerken Victoria yine düşüncelere dalmıştı. Gördüğü ateş aklına geldi. Ateşin önüne gelen her şeyi yuttuğunu hatırlıyordu. İnsanların çığlıklarını, yoğun et kokusunu, boğucu dumanı anımsar gibiydi. Nerede olduğunu bilmiyordu fakat tanıdık geliyordu. İçindeki dehşet dolu his unutulmazdı. Nasıl olmuştu da böyle bir trajedeyi unutmuştu? Büyü bu kadar kuvvetli bir şey miydi? Eğer öyleyse tüm bu yıkıma neden olan büyücü kimdi ve onunla ne ilgisi vardı? Bunların cevaplarını bir türlü bulamıyordu. Daha da acısı bulmaktan korkuyordu. Ya bunların müsebbibi bir büyücü değilde de oysa?
Kalbinde bir acı hissedince iki büklüm oldu. Nefesi kesilmeye başlamıştı. Annesinin katili o muydu? Belki de her şey onun suçuydu. Her şeyin sorumlusu oysa kalbindeki acının nedeni neydi? Kendi yaptıklarıyla bile baş edemiyor muydu? Victoria gözleri kapanıp karanlığa gömülmeden önce fısıldadı.
"Hala çok zayıfım."

9
Çin İmparatorluğu / Sır
« : 11 Haziran, 2022 00:16:15 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Küçük kız gözlerini açtığında bir an nerede olduğunu anlayamadı. Anılar aleminden çıkmıştı ancak kafası hala bulanıktı. Bazı şeyleri hatırlamış olsa da ne herkesin dilinden düşürmediği kazayı ne de o gün annesinin gözyaşı dökmesine neden olan olayı hatırlamıyordu. Annesini öyle çaresiz görmek kalbini acıtmıştı. Onun hiçbir zaman yere düşmeyeceğini sanarak büyümüştü ancak gerçekle yüzleşince nefesi kesilmişti. Bunca yıl ona güç verdiğini sanıyordu fakat aksine ayağına bağ olduğunu anladı. Bu farkındalık onu öyle derinden üzüyordu ki hemen yanı başında ona endişeli gözlerle bakan ablasını göremiyordu. Bu yüzden ablası ona seslenince irkildi.
"İyi misin kardeşim?"
Kafasını çevirip ablasının yüzüne bakınca annesi öldüğünden beri görmediği bir şeyle karşılaştı. Ablasının gözleri şişmiş ve kızarmıştı. Gözaltları uykusuzluktan morarmaya başlamış, dudaklarının rengi çekilmişti. Her daim örnek bir leydi olan ablası saçlarını bile doğru düzgün toplayamamış, kırışmış elbisesini bile düzeltmemişti. O anda fark etti ki annesine nasıl yük olduysa ablasına da aynı şekilde yük oluyordu. Onların kendisine karşı olan derin sevgi ve alakası onları zayıf kılıyordu. Victoria ne kadar zayıf, acınası bir halde olduğu fark edince ne yapacağını bilemedi.

Yatakta ablasının da yardımıyla doğruldu. Tüm vücudu uyuşmuş gibiydi. Her gün etrafta koşan, ağaçlara tırmanan haylaz bir çocukken şimdi yatakta doğrulmak bile eziyet gibiydi. Ablası ona gülümseyip başını okşayınca kendisini her zamankinden daha küçük hissetti. Bir Sanchez olarak savaşmayı öğrenmeliydi. Öğrenmeliydi ki annesi gibi ablasını da kaybetmesin.
"Boğazın kurumuştur. Su getirmelerini söyleyeceğim."
Ablasının arkasından bakan küçük kız zayıf bir şekilde gülümsedi. Her daim ablasının arkasına saklanmış, her türlü sıkıntısında ona koşmuştu. Ablası ise onu bir kez olsun geri çevirmemiş, elinden geleni ardına koymamıştı. Şimdi sıra ondaydı. Soyadına yakışır bir şekilde davranma vakti gelmişti. Bir Sanchez'e kimse emir veremez, zorlayamazdı. Kim olursa olsun buna müsaade etmeyecekti.
Ablası hizmetkardan aldığı tepsiyi kardeşinin yatağının yanındaki küçük sehpaya koyup fincanı ona uzattı. Victoria elini uzatsa da o kadar titriyordu ki fincanı tutamayacağı aşikardı. Bunun gören ablası suyu ona kendi elleriyle içirdi. Victoria'nın aklındaki bulutlar dağılmaya başlamıştı. Küçükken de Victoria her hasta olduğunda, ki bu normalden çok olurdu, ablası başında sabahlar, annesinin onu uzaklaştırma çabaları hep başarısızlıkla sonuçlanırdı. Bunu hatırlayınca hafifçe gülümsedi. Ablası da bunu fark etmişti.
"Ne oldu küçük kardeşim?"
"Hasta olduğumda da hep sen beni kendi ellerinle beslerdin. Onu hatırladım."
Sally duyduklarına inanamamıştı. Victoria geçmişini hatırlıyor muydu? Kocaman açılmış gözleri endişe ve umut doluydu. Eğer Victoria geçmişini hatırlıyorsa her şey daha da zorlaşacaktı fakat hatırlamıyorsa da söylenen her şey onun kafasını karıştıracaktı. Sonradan bunlar hakkında endişelenmenin yersiz olduğuna karar verdi. Ne de olsa buradan gitmesi için her şeyi anlatması gerekecekti.
"Neyi hatırlıyorsun?"
Victoria ablasının sesindeki gerginliği fark etmişti. Merak etmeye başladı. Savaşçı annesinin yenilmez kızını bu kadar geren, onu bu denli ikileme sokan ne olabilirdi? Neyi hatırlamaması gerekiyordu?
"Bazı şeyleri abla. Bana hastayken baktığını, babamın bizi bir kadın için bıraktığını ve annemin yıkıldığını."
"Babamızı hatırlıyor musun?"
Sally'nin sesi dehşet doluydu. Ona "baba" derken bile nefreti açıkça belli oluyordu. Yaptığı affedilmez bir şeydi, bu yüzden Victoria ablasının öfkesini anlayabiliyordu. Başını aşağı yukarı salladı.
"Her şeyi değil ama. Sadece ufak tefek anılar."
Sally başını anladım anlamında salladı. O rezil adamı hatırlıyor olması iyi bir şeydi. Her ne kadar onun annesine olan ihaneti küçük Victoria'yı yaralayacak olsa da ileride bir gün karşılaşırlarsa ne yapması gerektiğini biliyor olacaktı. Victoria'nın karakteri de göze alınırsa hiçbir şekilde o adamı affetmeyecekti. Sonrasında kardeşinin dediği bir şey dikkatini çekti.
"Annem o adamın gidişine üzülmedi bile. Ne yıkılmasından bahsediyorsun?"
Victoria, ablasının kafasının karışmasını anlayışla karşılamıştı. Ne de olsa orada yalnızca annesi ve Victoria vardı. Başını bile eğmeyen bir kadının yıkılması olasılık dahilinde bile değildi ancak özverili bir anne olarak kızlarının başına gelecek herhangi bir belaya mani olamazsa, üstüne çocuklarından biri zarar görürse bu onun yıkılması için yeterliydi. Fakat Victoria, ablasına bunu nasıl anlatacağını bilemiyordu. Sonuçta sonrasında ne olduğunu hatırlamıyordu. Belki de hiçbir şey olmamıştı. Belki de hepsi onun aklındaydı. Gerçek bile olmayabilirdi, böyle bir durumda olayı açıklamanın bir manası yoktu.
Victoria yalnızca susmayı tercih etti. Ablası da onun kararlı yüzünü görünce üstelememeye karar verdi. Nasıl olsa konuşmaları gereken daha önemli mevzular vardı. Ayrıca emindi ki kardeşi zamanı gelince ona her şeyi anlatacaktı. Her zaman olduğu gibi...
Şimdi ise daha önemli bir konuyu konuşmak için kendisini hazırlamalıydı. Sally kardeşinin yatağına oturup kardeşinin hala güçsüz ve soğuk eline uzandı. Victoria, ablasının yüzünden ciddi bir şey konuşacaklarını anlamıştı. Kendisini her şeye hazırlamalıydı.
"Kardeşim, sana uzun zaman önce söylemem gereken bir şey var."
Victoria, ablasının lafını böldü.
"Bunun benim kayıp hatıralarımla bir bağlantısı var mı?"
Sally acı bir şekilde gülümsedi. Kardeşi her zamanki gibi olayı anlatmadan çözmüştü. Böyle tatlı, akıllı bir kardeşi uzaklara göndermek zorunda kalmak canını yakıyordu. Bunu zorunlu kılan herkesten intikam almalıydı. Fakat şimdi anlatması gerekenlere odaklanmaya çalıştı.
"Evet,Victoria. Bu annemizle, kazayla ve senin hafıza kaybınla ilgili. "
Sally konuyu uzatmanın bir katkısı olacağından şüpheliydi. Kardeşi de gerçekleri duymayı herkesten çok hak ediyordu. Birden söylemeli, olayı buracıkta bitirmeliydi. Bunca yıllık sır, onca kayıp ve acıya sebep olan sırrı bilmek Sanchez ailesinin kızının hakkıydı. Derin bir nefes aldı.
"Victoria, biz büyücüyüz."

10
Çin İmparatorluğu / Karar
« : 10 Haziran, 2022 00:42:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria yatağında baygın bir şekilde yatarken ablası yanında diz çökmüş, kardeşinin elini tutmuş bir şeyler fısıldıyordu. Küçük kız kıpırdanmaya başladığına ablası gözlerini kocaman açıp ayağa kalktı.

"Victoria?"diye seslendi.

Bir ses gelmemişti ancak parmakları oynamıştı. Sally derin bir nefes alıp gözyaşlarına boğuldu. Hizmetkarlara seslendi.

"Hekim... Hekimi çağırın!"

Efendilerinin emriyle koşarak hekimi çağırmaya gittiler. Sally kardeşinin yanına geldi, diz çöktü. Öncd kardeşinin elini öptü. Küçük, yumuşak elleri buz kesmişti. Ardından yaklaşıp alnını öptü. Yavaş yavaş rengi sarıdan kırmızıya dönüyordu. Yakında kendine geleceğini umuyordu Sally. Tek ailesini kaybetmeye dayanamazdı. Bu ailede kalmasının tek nedenini kaybederse bedelini herkese ödetirdi.

Kardeşi normal bir hayat sürsün diye çok fazla karanlığa bulanmış, pek çok cana kıymıştı. Uyanması için de bittabi canlara kıyabilirdi. Sırrını açığa çıkarmak pahasına da olsa kardeşini uyandırırdı.
Annesinin ona vasiyetini aklından bir an olsun çıkartmamış, o vahim kazanın tekrarlanmaması için elinden geleni ardına koymamıştı. Zira bir Sanchez olmak bunu gerektirirdi. Kanlı bir savaşa girmek pahasına ailesini koruması gerekiyordu. Bir abla ve bir Sanchez olarak görevi buydu.

Onu hiç kimsenin merhametine bırakmayacaktı. Ne amcaları ne de bir başkası onları yönetemeyecekti. İmparator bile olsa ailesini korumak için karşısına almaya hazırdı. Herkesten sakladıkları güçlerini açığa çıkartmasının vakti gelmişti. Kardeşini bu hale sokanların yatacak yeri olmayacaktı. Onu korumak için her şeyi yapardı. Her şeyi...

 Eğer kendi gücünü bulması gerekiyorsa ona tüm gerçekleri açıklar, yapması gerekeni yapardı. Onu kendi başına eğitemeyecekse eğitebilecek birini bulurdu. Bunun için dünyanın öbür ucuna gitmesi gerekiyorsa giderlerdi.

Sally kardeşinin solgun yüzüne bakarken geleceklerini görebiliyordu. Çin'de onlara rahat vermeyeceklerdi. Aileleri ne kadar soylu ve köklü olursa olsun hepsiyle savaşamazlardı. Böyle bir savaşın kardeşini tehlikeye atacağını bilmese  savaşırdı. Annesinin kızı olarak küçük bir zorluktan korkuyor değildi. Üstelik bu savaşta yalnız değildi. Yıllardır annesinin eğittiği onlarca öğrencisi de bu savaşa gözü kapalı girerdi. Fakat kardeşinin gitmesi gerekiyordu. Kendi ellerindeki kanı ona bulaştıramazdı. Kardeşi çok uzaklara gitmeliydi, döndüğünde ise ona kusursuz bir hayat sunmalıydı.
 Karar verilmişti. Gelen mektubu ilk gördüğünde yapması gerekeni biliyordu. Şimdiki durumda Victoria için daha güvenli bir yol yoktu. Küçük kardeşi uyanıp sağlığına kavuştuğu an yola çıkacaktı. Sally, onun yanına güvendiği iki korumaya verecek ve başına bir fenalık gelmediğine emin olacaktı. Ardından Victoria, her şeyi öğreneceği, güvende olacağı yere gidecekti.

Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu'na.

11
Çin İmparatorluğu / Geçmiş I
« : 07 Haziran, 2022 02:02:44 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria gözlerini açtığında kendisini annesinin dizine yatmış bir halde buldu. Bir an nerede olduğunu anlamakta güçlük çekti. Annesi ona her zamankinden farklı bakıyordu. Şefkat, sevgi dolu gözleri korkuyla doluydu. Victoria'nın saçını okşayan elleri buz kesmiş, titriyordu. Dudaklarını o kadar ısırmıştı ki kanatmıştı. Yaraların kapanmasına izin vermeden tekrar ısırıyordu. Bu sahne küçük kıza tanıdık geldi. Nereden geldiğini bilmediği bu anı onu içten içe yiyordu. Herkesin bahsettiği o kazanın ürünü olan hafıza kaybının ona unutturduğu anılardan biri miydi?
Victoria kalkıp etrafa bakmaya çalışınca annesinin soğuk eli onu engelledi. Küçük kızı tekrar dizine yatırdı. Kanlanmış dudaklarıyla zoraki bir şekilde gülümseyen annesi kızının saçına okşamaya devam etti.
"Anne?" diye seslendi küçük kız.
Annesinin ona bakan gözleri korkuyla doluydu. Savaşçı annesini bu kadar korkutan tek bir şey olabilirdi. Evlatlarının başına gelen ya da gelecek olan bir felaket. Victoria bunu fark edince gözleri fal taşı gibi açıldı. Başını yana çevirip kaldıkları odaya baktı. Annesinin vefat etmeden önce girmekten en korktuğu odaydı burası. Birkaç kez neden bu kadar korktuklarını bilmedikleri odaya girmiş, olağandışı bir şey görememişti.
Dikkatinin dağıldığını fark edince annesi kızının çenesinden zarifçe tutup kafasını çevirdi. Endişesini gizlemeyese de gülümsemeyi kesmiyordu. Sanki onları gelecek olan felaketten kurtaracak şey gülümsemekmiş gibi davranıyordu.
"Her şey yolunda kızım."
Victoria içten içe annesinin ona yalan söylediğini biliyor ancak karşı çıkmak istemiyordu. Annesinin ona yalan söylemesinin tek nedeni onu korumak olabilirdi. Ona tüm kalbiyle güveniyordu, eğer planı olmasaydı bir odanın içinde, hiçbir hizmetkar olmadan oturmazdı. Hiçbir şeyin yolunda olmadığını söylemek isterdi fakat yapamadı. Onun yerine güvenli olduğunu düşündüğü bir soruyu sordu.
"Ablam nerede?"
Annesinin beti benzi attı,bembeyaz kesildi. Titreyen dudaklarını ısırdı. Gözlerinden akan bir damla yaş Victoria'nın yanağına düştü. Küçük kız ne olduğunu anlamakta güçlük çekiyordu. Annesini hiç böyle görmemişti.

Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 4, total 4

12
Çin İmparatorluğu / Her Şeyin Başlangıcı
« : 06 Haziran, 2022 01:25:25 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria annesinin sunağının önünde diz çökmüştü. Sunağın önünde annesinin en sevdiği, en küçük kızının kendi elleriyle yaptığı ay keklerinin bulunduğu bir kase özenle yerleştirilmiş; annesinin ruhunun huzur bulması için yaktığı tütsüler ise hemen yanındaydı. Victoria'nın önünde ise altın yaldızlı kağıtlar duruyordu. Onları hemen çaprazındaki demir bir kutu içindeki ateşin içine atıyordu. Bu ritüelin annesinin, zaten tertemiz olduğuna inandığı, ruhunu temizlemesini umut ediyordu.
Arkasından birinin yaklaştığını hissedince hareketleri yavaşlamış ancak ses gelmeyince kağıtları yakmaya kaldığı yerden devam etmişti. Bir tomar kağıdı yaktıktan sonra annesine döndü. Başını zemine dayayıp saygılarını sunduktan sonra ayağa kalktı.

Ablasının en gözde yardımcısı onu büyük bir sabırla bekliyordu. Leydisinin ona döndüğünü dönünce eğilip selam verdi. Victoria'nın yüzü gelen kötü haberlerin kokusunu almış gibi tiksinti doluydu. Küçük olmasına rağmen neler olduğunu kestirmesi güç değildi.

"Ablam nereye gelmemi istedi?" diye sordu hizmetkarın konuşmasını beklemeden.

"Gölün kenarında sizi bekliyor leydim."

Victoria başka bir söze ihtiyaç duymadı. Her zaman ona öğretildiği gibi başı dik bir şekilde ablasının, Sanchez ailesinin başının, yanına doğru yürümeye başladı. Sanchez ailesinin başına üşüşmüş akbabalar babasının ortadan kaybolmasının üstüne annesinin hazin ölümüyle uğraşan gençlere musallat olmuşlardı. Annelerinin ölümünün üzerinde geçen 49 günü bile zor beklemişlerdi. Aileyi geçici olarak yöneten Sally'nin yetkilerini bırakmasını istiyor olmalılardı. Ancak ablası bir avuç yaşlı adama boyun eğecek kadar zayıf değildi. Anneleri onları böyle bir duruma hazırlıklı olmaları için yetiştirmişti.

Çin'de yaşayıp da ailelerinde tek bir erkek olmadan ticaret yolunu yönetmelerinin nedeni yine annelerinin öğretileriydi. Kimseye, hangi koşulda olurlarsa olsun boyun eğmeyeceklerdi.
Göle yaklaştığında konaktaki değişimi sezmişti. Herkes diken üstünde gibi davranıyor, Victoria'yla göz göze gelmekten çekiniyorlardı. Kazadan sonra hiç leydilerinin yüzüne bakamamış olsalar da hiç bu kadar kaçmamışlardı. Victoria arkasına bakıp ablasının hizmetkarının yüzünü inceledi. Onun da diğer hizmetkarlardan farkı yoktu. Gergin dudakları, kaçırdığı gözlerini görünce emin oldu. Kesinlikle hoşlanmadığı bir şeyler dönüyordu. Adımlarını hızlandırıp göle vardı.

Ablası annelerinden kalmış sandalyeye kurulmuş gölü izliyordu. Konağın aksine sakin olan gölü izlerken iç çekti. Victoria hızla ablasının yanına gidip selamladı. Selamını hızlıca tamamlayıp kararlı bir ifadeyle sordu.

"Neler oluyor abla?"

Sally, kardeşinin her zamanki gibi lafı dolandırmadan aklındakileri sormasına karşılık gülümsedi. O da aynısını yapmalıydı, ancak bu seferki durum o kadar kolay değildi.

"Otur kardeşim."

Eliyle yanındaki sandalyeyi işaret etti. Victoria istemeye istemeye oturdu. Ayaklarını durmadan çimin kapladığı zemine vuruyor, sabırsızlığını açıkça belli ediyordu. Yine de ablası söze girmeden tekrar bir şey sormadı.

"Kardeşim, aile büyükleri bir teklif sundu."

"Ne teklifi? Yine senin aile reisliğini bırakmanı söyledilerse..."

Sally, kardeşinin sözünü kesti.

"Bu sefer benimle alakalı değil."

Victoria gözlerini kocaman açıp ablasının ağzından çıkacakları merakla bekledi. Belli ki mevzu kendisiyle ilgiliydi. Yoksa ablası bu denli telaşlı gözükmezdi.

"Senin en büyük amcamızın ikinci oğluyla nişanlanmanı istiyorlar."

Victoria kulaklarına inanamamıştı. Hızla ayağa kalktı. Sai, Victoria'dan beş yaş büyüktü. Evlilik çok da imkansız değildi. Üstelik yaşına göre oldukça çevik, akıllı, karizmatikti de. Saraya birkaç yıl önce girmiş, denilenlere göre bakanlardan birinin de gözüne girmeyi başarmıştı. Dışarıdan bakan biri için cennetin kutsadığı bir evlilik olabilirdi ancak Victoria böyle bir evlilik istemiyordu. Ablasının da onunla hemfikir olduğunu hiç şüphesi yoktu.

"Ne cüretle böyle bir teklifte bulunurlar? Bunun tehdit değil de teklif olduğuna emin miyiz?"

Victoria duyduklarıyla deliye dönmüştü. Ablasını reislikten indiremediler diye kardeşine mi saldırıyorlardı? Hem de öyle sinsi bir yöntem kullanmışlardı ki diğer asiller bile onları destekleyecekti. Hatta konuyu imparatora taşımaya karar verirlerse onay alacakları da neredeyse kesindi.

"Bunu yapamazlar!"

Victoria çığlığı etraftaki kuşları ürkütmüştü. Ablasının en yakın yardımcısı bile yerinde zıplamıştı. Leydisi her daim tatmin edilmesi zor, soğuk, hizmetkarların çekindiği biri olmuştı lakin onu ilk kez bu şekilde görüyordu. Aklını kaçırmış gibi bir o yana bir bu yana mekik dokuyor, durmadan "Olamaz." diye sayıklıyordu. Tepkisinde haksız değildi ancak aşırı olmadığını söylemek de güçtü.

Ablası kardeşinin bu haline daha fazla dayanamayıp ayağa kalktı. Kardeşini omuzlarından tutup durdurdu. Yüzüne bakıp güç verircesine gülümsedi. Esen rüzgarın bozduğu saçların bir tutamı kulağının arkasına tutuşturdu.

"Endişelenecek bir şey yok. Seni o akbabaların eline bırakacak değilim."

Ardından kardeşine sıkıca sarıldı. En son annelerinin ölüm haberini aldıklarında bu kadar sıkı sarılmışlardı. Victoria bir şeylerin ters gittiğini fark etmiş ancak ablasını kollarında az da olsa şifa bulmuştu. Kalp atışları normale dönmüş, aklındaki tilkiler biraz olsun sakinleşmişti. Yine de endişesi bakiydi.

"Abla, ne yapmayı planlıyorsun?"

Ablası ondan uzaklaşıp belinden bir mektup çıkarttı. Üzerindeki mühür tanıdık gelmiyordu. Ayrıca Çin'de bulunan kağıtlara da benzemiyordu.

"Bu nedir?"

Victoria merakla ablasının elindeki mektuba bakarken Sally açıklamaya başladı.

"Uzun hikaye. Sana çok önceden anlatmam gerekirdi fakat annem kazadan sonra iyileşmeni beklememizi söyledi."

Victoria ablasının lafını bölmeden dinlemeye başladı. Sally'nin sesi bir masal anlatır gibiydi. Çok küçükken annelerinin ona anlattığı gibi. Anılar birden aklına hücüm ederken gözleri karardı. Kendi karanlığa bırakmadan önce aklındaki son şey bir annesinin anlattığı bir masalın adıydı.

Büyücülerin Yaşamı

13
Seçmen Şapka/Heykeller - Öğrenci Karakter Başvuruları / Victoria Sanchez
« : 04 Haziran, 2022 17:40:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Karakterin Adı ve Soyadı: Victoria Sanchez

Karakterin Temel Kişilik Özellikleri: Genel olarak arkadaş canlısıdır fakat bazen ne diyeceğini bilmediği için saçmalar. Yardımseverdir. Belaya bulaşmaktan pek hoşlanmaz. Rahat olmadığı ya da yeni girdiği ortamlarda genelde susup etrafı izlemeyi tercih eder. Zeki fakat üşengeçtir.

Karakterin Kısaca Geçmişi: Küçüklüğünde geçirdiği bir kaza sebebiyle geçmişi pek hatırlayamayan Victoria, bu zamana kadar ablasının himayesinde yaşamıştır. Annesini küçük yaşta kaybetmiş, babası da uzun zamandır ortalık gözükmüyordur. Bir büyücü okuluna davet edildiğini öğrendiğinde oldukça şaşırmış, ablasıyla konuştuğunda ailesinin sırlarını öğrenmiştir.

İstediği sınıf: I.sınıf

İstediğiniz Bina: Slytherin

Sayfa: [1]