17 Nisan, 2026 08:52:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Göklere Uzanan Altın Kuleler  (Okunma sayısı 154 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Göklere Uzanan Altın Kuleler
« : 16 Temmuz, 2022 16:19:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria uyandığında kendini normalin aksine dinç hissediyordu. Nasıl oluyordu da Çin’de uyandığında tüm kemikleri kırılmış, günlerdir tek bir yudum su içmemiş gibi hissederken Britanya’da yeniden doğmuş gibi hissedebiliyordu? O kadın mı ona yardım etmişti yoksa?

Bayılmadan önce onun bakışını görmüştü. Endişeli gözükmesine rağmen şaşkın değil gibiydi. Nedenini bilmese de aşırı merak ediyor da sayılmazdı. Zira daha önemli mevzular vardı. Şu anda nerede olduğu ve geleceğin ona neler getireceğini bilmek gibi.

Küçük kız yataktan kalkıp zemine güç bela değen ayaklarını sarkıttı. Etrafa göz gezdirdiğinde ilk dikkatini çeken, kapının karşısındaki devasa pencere olmuştu. Okyanusun büyüleyici maviliği gökyüzünün kırık beyaz rengi bulutlarına inanılmaz yakışıyordu. Kuşların seslerini duymasa da çok uzaklarda özgürce süzüldüklerini görmek mümkündü. Yine uzaklardaki gemiler manzarayı bozmak yerine canlandırıyor, tablo değil de gerçek olduğunu kanıtlıyordu.

Tavandaki heykelleri fark edene kadar epeyce bir zaman pencereden dışarıyı izledi. Heykelleri fark ettiğindeyse içi ürperdi. Gerçek gibi gözüken, her an onu izliyormuşçasına canlı gözleri tüylerini diken diken etmişti. Nerede olduğunu o zaman anladı. Boleyn şatosundaydı. Hem tutsak hem de koruma altında olduğu yerde; gözleri okyanus gibi mavi, bakışları heykeller gibi rahatsız edici olan kadının evindeydi. Adını bile hatırlamadığı ancak rütbesini asla unutmayacağı Yüce Boleyn’in evinde.

Victoria bunu fark edince yataktan aşağıya atlayıp odayı incelemeye başladı. Ona bir şey yapacaklarından kuşkuluydu ancak tetikte olması ona zarar vermezdi. Her türlü gizli odayı, ona karşı kullanabilecek şeyi tespit ederken ne kadar aptalca davrandığını fark etmesi zaman aldı. Karşısındaki kadın bir insan ya da onların deyimiyle muggle değildi. Ona saldırmak istese kesici bir nesneye ihtiyacı yoktu. Tıpkı onun kendisini koruması için kesici bir aletin yeterli olmayacağı gibi. Tek bir söz küçük kızın işini bitirmeye yeterdi. Bunu fark edince pencerenin yanındaki, saraylara layık, odanın tamamı gibi altın motiflerle bezenmiş koltuğa zarifçe oturdu.

Artık ne olacağını düşünmeyi kesmeli ve önüne bakmalıydı. Burada kalacağı süre boyunca her adımına dikkat etmeli ancak aldığı her nefesi kontrol etmeye uğraşmamalıydı. Eğer kontrol edemeyeceği şeylerle uğraşmaya devam etse bile kendini yormaktan başka bir işe yaramayacaktı. İlk planına sadık kalmalıydı. Kendisi hakkında öğrenebildiği kadar şeyi öğrenmeli ve Hogwarts’a gitmeliydi. En azından ablası kendi konumunu güvene alıp kardeşini yanına alabileceği zamana kadar burada sakince yaşamalıydı. Ya da gücünü keşfedip ablasına yardıma koşmalıydı.

Bunları düşünürken bir şeyler hatırlar gibi oldu. Annesinin yüzünü, ablasının sıcaklığını… Bir anıydı bu ancak kalbini titremeye kafi gelmişti. Annesinin mırıldanışını anımsayınca birden kalbine bir ağrı girdi, başı çatlayacak gibi ağrımaya başladı. Küçük kız nefes nefese kalıp öne eğildi. Öksürmeye başladı, sonu gelmez öksürüklerinin arasında görüntüler gelmeye devam ediyordu. Yangının sıcaklığını teninde hissedince nefesi kesildi. Aniden ayağa kalkınca oturduğu koltuk geriye kaydı. Çıkan ses Victoria’nın zaten hassas olan kulaklarını tırmaladı.

“Uyku vaktin geldi.”

Bu cümleyi ne kadar çok duyduğunu düşündükçe kalbinin ağrısı şiddetleniyordu. Dizlerinin üstüne çöküp öksürmeye devam etti. Boğazı parçalanıyormuş gibi hissediyor, teri ve salyası her daim düzgün olan kıyafetlerini kirletiyordu. Ne zaman düştüğünü bilmediği saç tokasının tutmadığı saçlar yüzünü sarmış, onu boğmaya çalışıyor gibiydi. Victoria panik halinde bile tek bir şey düşünebiliyordu. Annesi ve ablasının ondan neleri sakladığını. Yalnızca büyücü olduklarını değil, çok daha fazlasını.

Sonunda öksürükleri kesilip kalbindeki ağrı dinmeye başlarken ne kadar süre bir hayali yaşadığını düşündü. Babasının ani gidişi, annesinin beklenmedik vefatı, amcalarının yoktan var olan evlilik teklifi, ablasının onu daha önce hiç duymadığı insanlarla olan arkadaşlığı… Daha bilmediği neler vardı, kim bilir? Bunları bulmak için gerekirse dağları aşmaya hazırdı, bir büyücüyle de baş edebilirdi. Edebilir miydi?

Henüz kendini toparlamamışken kapı birden açıldı. Victoria sertçe gelene baktı. Gelen kişinin şaşkınlığını görmemek için kör olmak gerekiyordu. Ancak Victoria kendi dilinde onu kovmak dışında bir şey yapmadı. Gelen kişi bir an anlamadıysa da Victoria’nın bakışlarını görünce aceleyle dışarı çıktı.

“Britanya’da adabı muaşeret kuralları bile yok mu?” diye söylendi yerden kalkarken.

Ayağa kalkıp yatağın karşısındaki makyaj masasına gidip kendisine baktı. Öfkeli gözleri ve sırılsıklam olmuş yüzü bir leydiye hiç yakışmıyordu. Oradaki malzemelerle kendini olabildiğince topladı. Çekmeceleri karıştırırken saç tokasını gördü. Hemen saçını toplasa da kendisi yapmaya alışık olmadığı için epeyce oyalandı. Uzun uğraşlar sonucunda yüzünü ve saçını düzeltmeyi başarmış olsa da kıyafetinin durumu vahimdi. Victoria iç çekip yatağına oturdu. Durum ne olursa olsun her daim kimliğine göre davranmak onun için nefes almak kadar doğaldı. Bunu fark ettiğinde neşeden yoksun bir şekilde güldü. Belki de Çin’den ayrıldıktan sonra güldüğü tek andı, en azından içinde duygu olan bir gülüştü.

Kapısı çalındığında kıyafetlerini olabildiğince düzeltip “Girebilirsin.” dedi.

Çevrimdışı Regina Alexandrovna Romanovna

Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #1 : 16 Ağustos, 2022 01:05:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Çoğunluğun tuhaf bulacağı ama Regina’nın rutini haline gelmiş bir yaz günüydü yine. Herkesten olabildiğince uzakta geçirmek için gününü her şeyini yapmıştı yine. Erkenden uyanmış odasına kimse gelemeden giyinip çıkmıştı. Tek tek insanların pek uğramadığı yerlerde birisi alana giriş yapana kadar durmuş sonra konumunu değiştirmişti. Ama sadece ada için geçerli değildi elbette bu çabası. Hiçbir zaman öyle olmamıştı.

Annesinden kaçmak için sürekli yer değiştirdiği günlerdeydi yine. Bir hafta önce arkadaşının evinde annesinden mektup almasıyla adaya kaçmıştı. Buradaki günleri de büyük ihtimalle sayılıydı. Ablası Tanya’nın mektupları içinde ufak da olsa biraz Rusya’ya geri dönme isteği açığa çıkarıyordu. Fakat annesinin varlığı bu isteğin üzerine çok çabuk kapatıyordu. Bundan sonra burada da annesinden o beklenen mektubu aldığında nereye kaçacağını düşündüğü sıralarda ilgisini çeken bir şeyler olduğunu fark etmişti adada.

Adaya uzak doğudan gelen minik bir kız olduğu üzerine birkaç şey duymuştu. İnsanlarla daha çok konuşuyor olsa ya da insanları onlarla konuşurken gerçekten dinliyor olsa belki daha fazla şey de biliyor olabilirdi kız hakkında. Fakat şimdilik sadece kızın odasının neresi olduğunu çalışanlardan duydukları kadarıyla biliyordu. Adadaki günlerinin çoğunu yalnız geçirmeyi tercih eden Regina ufak da olsa bir süresini sosyalleşmeye ayırabileceğini düşündü bunun üzerine. Kız hakkında merakıydı onu bunu yapmaya iten. Fakat bunu elbette itiraf etmezdi.

Kızın odasının yakınında biraz bekledi fakat ondan önce başka biri kızın kapısını çalmadan dalmıştı içeriye. Merakından bu kişiyi durdurma gibi bir şey yapmamış olan Regina olacakları beklemişti. Adanın yeni misafiri bu minik alttan alıp bu kabalık üzerine yorum yapmayacak mıydı?  Yoksa karşısındakini yaptığı bu hata karşısında pişman mı edecekti?  Bu soruları uzun bir süre cevapsız kalmamıştı. Odaya dalan kişinin odadan azarlamaya benzeyen tek bir ses bile duyulmadan apar topar çıkması olanları anlamaya yetiyordu.

Bu miniğin önemli bir minik olduğunu anlamak zor değildi. Yoksa kısa süreli misafirliğe bile gelmenin zor olduğu bu adaya kalmak için minik bir kızın gelebiliyor olmasını açıklayacak başka tek bir şey bile yoktu. Yüce Boleyn’in bu durumdan nasıl bir şey elde ediyor olduğunu merak etmiyor değildi. Ama bunu öğrenecek kadar uzun süreli bir konuşmayı birileri ile yapmaya pek hevesli değildi.

Kapıdan çıkan diğer kişinin sonunda uzaklaşmasıyla kapının önüne doğru ilerledi Regina. Bundan önceki kişinin yaptığı şekilde bir “hata” yapıp kızın tepkisini kendisi görmeyi isterdi. Fakat onunla düzgün bir konuşmada bulunmaya en azından çalışmak ikisi için de daha iyi olurdu.

Kapıya elini getirip melodik bir şekilde tıklattıktan sonra bir onay bekledi. Bunu aldığında da içeri girdi. Küçük kıza doğru bakışlarını çevirdikten sonra kapıyı arkasından kapattı Regina. Bunun ardından da kapının yanındaki duvara yaslandı ve içeriye giren kişi olarak kendisinden bekleneni yaptı. Konuştu.

“Umarım seni rahatsız etmiyorumdur. Fakat Boleyn Adasını kendine mesken edebilen yabancılar pek olmaz. Bu sık karşılaşılmayacak durumun sebebi olan leydiyi selamlamak istedim. Boleyn Adasına hoş geldin. Ben Regina Alexandrovna Romanovna. Bana ismini bahşeder misin?”

Merakına yenik düşen genç, kızı inceledi konuşmasının bitiminden sonra. Yüzünün gözlerine pek ulaşamayan gülümsemesi dışında duyguları belli etmeyecek şekilde donuk durmasına özen gösteriyordu. [/justify]

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #2 : 16 Ağustos, 2022 01:29:46 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
İçeri giren kızın sözleri tuhaf bir şekilde irite etmişti küçük kızı. Kendisinin bile bilmediği nedenleri mi öğrenmek istiyordu? Belli ki Britanya'da gerçekten adabı muaşeret kuralları yoktu. Yüce Boleyn'in onunla gayriresmi konuşmasını anlardı ancak bir hizmetçiden sonra şimdi de bir leydi mi onunla böyle konuşacaktı.  Ancak bir leydi olarak ismi ilginç bir şekilde uzun olan bu genç hanımı selamlamalıydı. Yine de ona ilk kez görüşmelerine karşın ‘sen’ diye hitap etmesinin de yanlış olduğunu belli etmek istercesine kibar bir şekilde ayağa kalkıp genç kadının önünde zarifçe eğilip onu selamladı. Ardından aynı kibarlıkla konuşmaya başladı.

“Ben Sanchez ailesinin en küçük hanımı Victoria Sanchez. Kibarlığınıza müteşekkirim leydim. Kabalığımı bağışlama cüretini gösterirseniz Boleyn ailesine mi mensup olduğunuzu sorabilir miyim? Britanya tarihi konusunda tahmin edebileceğiniz üzere zayıfım.”

Karşısındaki kadının gözlerine baktığında Yüce Boleyn’ininki andıran ama çok daha soluk bir mavi olduğunu fark etti. Bir leydi gibi dursa da kalenin süslü tarzına uymadığı açıkça belliydi. Bu da ya onun kişisel tercihiydi ya da burada çok iyi karşılanmadığının bir göstergesiydi. Elbisesindeki izler de dışarıdan geldiğini gösteriyordu. Kendisi de evlerindeyken hem ablasından bu yüzden azar işitirdi. Bir leydiye yakışmayan bir davranış olduğunu söylerdi.

Ablası burada olsaydı bu genç kadını bakışları ve sözleriyle yerin dibine sokardı. Eğer ablası burada olsaydı bu kadınla karşılaşmak mecburiyetinde kalmazdı. Kalbine saplanan ağrıya rağmen dik durmayı kesmedi. Yalnızca yüzünde kısa süreli bir acı ifadesi belirmişti. Ardından her zamanki ruhsuz gülümsemesi yerine gelmişti. Victoria meraktan yoksun bakışlarıyla genç kadının cevabını bekledi.

Çevrimdışı Regina Alexandrovna Romanovna

Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #3 : 16 Ağustos, 2022 02:25:36 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Karşısındaki kızı gözlemlerken onu irrite ettiğini ve elbette kızın onu yargıladığını fark ediyordu. Fakat bu Regina’yı kızdırmaktan daha çok eğlendiriyordu. Avrupa’da bile yakışıksız karşılanan davranışları kim bilir bu uzak doğulu kız tarafından nasıl görülüyordu. İnsanların bu tarz şeylere takılması eğlendiriyordu genç cadıyı. Kibar konuşamıyor değildi. Elbette her soylu ailenin çocuğunun alması gereken o basit dersleri almıştı. Ama bu bilgilerini çok gerekmedikçe kullanmayı tercih etmiyordu sadece.

Kız konuşurken kim olduğu ve Boleyn ailesi ile olan bağlantısı sorulduğunda bir tık bıkkın bir ifade almıştı yüzünü. Bu sorunun neden sorulduğunu elbet biliyordu. Odaya girişiğindeki ‘kabalığı’ karşısında başka bir şey beklemesi de tuhaf olurdu tabii. Fakat bu gerçek soruyu daha katlanılabilir yapmıyordu.

Kızın konuşması bittikten sonra üzerindekileri incelediğini elbette fark etmişti. Akrabalarından herhangi biri onu görmüş olsa azar işitmesine sebep olacak bu görüntüsünün kıza neler düşündürttüğünü merak ediyordu. Ve bu sırada ufak bir süreliğine olsa da küçük kızın yüzündeki acıyı gördü Regina. Bundan sonra bu gibi durumlarda herkesin yüzünde görmeye alışık olduğu o donuk ifadeye geçmişti kızın yüzü. İlginç.

“Ah ne kadar da kabayım. Kendimi düzgünce tanıtmadım. Buradaki durumlar hakkında bilgili olmanızı beklemek saçma olur. Daha yeni geldiniz ne de olsa.”

Bu sözleri söylerken gülümsemesi daha içten bir gülümsemeye dönmüştü. Az önce kızın yüzünde çok kısa süreliğine de olsa gördüğü o ifadeden etkilendiğini içten içe biliyordu. Fakat merakını kabullenmeyeceği gibi bunu da asla kabul etmezdi. Bundan sonraki konuşma konusu onu ne kadar rahatsız etse de bu gülümsemeyi yüzünde tutmaya çalıştı içeriye doğru birkaç adım ilerlerken.

“Öncelikle tanıştığıma memnun oldum. Sorunun cevabına gelirsek. Yüce Boleyn’in kız kardeşinin ikinci ve en küçük kızı oluyorum. Öbür tarafı anlatmam uzun sürer o yüzden hiç girmeyeceğim. Rusya’daki unvanlar Britanya’dakilerden biraz farklı. Buradakini öğrenmeden önce kafanı karıştırmak istemem.”

Yüzündeki gülümseme ile kıza bakarken konuşmayı devam ettirecek bir şeyler söylemesi gerektiğini düşündü. Küçük kızın onu burada istemediği belliydi. Fakat merakı için buraya gelmişti. Ve öyle hemen duracak biri değildi Regina.

“Eh sen benim ailem hakkında soru sorduğuna göre benim de seninkiler hakkında bir şeyler duymaya hakkım vardır herhalde. Uzak yollardan geldin, onları ve evini özlüyor olmalısın.”[/justify]

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #4 : 16 Ağustos, 2022 02:45:10 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Az önce ne demişti? Ailesinin durumunu gerçekten sormuş olamazdı! Gerçi sorduğu soruyu düşünürse böyle bir sorunun gelmesini beklemeliydi ancak kaledeki herkesin durumunda haberdar olduğu yanılgısına düşmüştü.

“Ailem…” diye söze başlasa da sesi titrediği için bir an durdu.

Nasıl anlatabilirdi olan biteni? Annesinin birtakım büyücüler tarafından öldürüldüğü için buraya kaçmak zorunda kaldığını mı? Ablasının canı tehlikedeyken kendisinin burada kös kös oturmak zorunda kaldığı için her saniye kalbine kılıç saplanıyor gibi hissettiğini mi? En gerektiği anda ailesinin paramparça olduğunu ve bu konuda hiçbir şey yapamayacak kadar güçsüz olduğunu mu? Elbette hayır, bir yabancıya ailesini anlatacak kadar akılsız değildi.

Yüzündeki ifadeyi sabit tutmaya çalışarak anlatabileceği tek şeyi söyledi. Kimseden, hiçbir koşulda saklamayacağı tek gerçeği.

“Elbette leydim. Batı’daki kültüre aşina değilim ancak benim memleketimde aile her şeyden üstündür. Onları elbette özlüyorum. Siz ailenizle olduğunuz için beni anlamakta güçlük çekebilirsiniz.”


Victoria’yı rahatsız eden konuşma tarzına karşı sabrını koruyordu. Kendisine hem siz hem de sen diye hitap etmesi iki şeyin işaretçisiydi. Eğitimini dikkatli bir şekilde dinlememişti ve kimseyle pek konuşmuyordu. Bunlar dışındaki herhangi bir seçenek Victoria’nın kanına ve otoritesine karşı düpedüz hakaret olurdu. Bu yüzden iyimserliğini korumaya çalışarak kadına doğru uçarcasına bir adım attı. Zarafeti yetmişlik leydilere taş çıkartan küçük kız hep öğrendiği gibi tebessüm etti.

“Leydim, beni selamlamak için gelmeniz beni ziyadesiyle memnun etti. Düşüncenize minnettarım.”


Bundan sonra gelecek kelimeleri yuttu. Eğer karşısındaki bir leydi değilse bile mesajı alırdı. Almalıydı. Küçük kız boyundan dolayı birazcık yukarı gözlerini genç kadına dikti. Ya asıl amacını söylemeli ya da görevini bitirdiği için gitmeliydi. Tabii, karşısındaki kadının ne yapacağını bilemezdi. Bu yüzden sabırla bekledi.

Çevrimdışı Regina Alexandrovna Romanovna

Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #5 : 16 Ağustos, 2022 04:14:31 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Aile konusunun kızın zayıflıklarından biri olduğu çok belliydi. Bunu kızın yanına gelmeden önce birileri ile konuşsa elbette bilebilirdi. Fakat Boleyn Adasında akıl sağlığını korumak için buradaki insanlarla iletişime geçmemek en iyisiydi. Adayı zaten genelde birkaç günlüğüne ziyaret eden genç kız burayı annesinden kaçmak için kullanıyorken elbette buradaki insanların geneli ile pek kaynaşmamayı tercih ediyordu. Genç cadının kıza olan merakı yavaş yavaş bu bilgileri dedikodu meraklısı ada halkından alabileceği gerçeği ile sönerken bir yandan da girdiği yoldan dönmeyen birisi oluşu gerçeği bunun üzerini kapatıyordu.

Kızın onu kibarca kovduğunu fark etmiyor değildi. Fakat onun kovuyor olması Regina’nın gideceği anlamına elbette gelmiyordu. İnsanlarla birebir konuşmak bu yüzden hoşuna gidiyordu. Bu son sözlerin üzerine gitmiyor olması yüzünden kimse onu ilerde yargılayamazdı odadaki minik hariç.

Kızın üzerine doğru adımına karşı o da ona doğru yürüyebilirdi. Fakat karşısındaki kişinin bu konuşma sürecinde ufak bir kontrole sahip olmayı istediğinin farkındaydı. Bu yüzden bulunduğu yere çivi ile çakılmışçasına yerinden kıpırdamadı. Gerektiği gibi konuşmayı en azından “siz” gibi kalıplarla devam ettirerek kıza normalde rahat olduğu konuşma tarzını biraz da olsa verecekti. Rusya’daki günlerinde bu tarz çay saati muhabbetlerinden kaçınan genç kızın burada aslında hiç gerekmeyen bir yerde bunu yapıyor olması elbette tuhaftı. Fakat merakına yenik düşmüştü işte.

“Aile her yerde önemlidir. Bize olan etkileri ise bizim için değerlerindedir. Arkanızda sevdiklerinize bolca güzel anı bırakmış olmalısınız. Yokluğunuzun yarattığı boşluğu umuyorum o anıları hatırlayarak kapatabiliyorlardır.”

Bu sözlerin bitimiyle kızın tepkisini beklemedi. Çünkü aile konusunda kıza bu kadar şey söylüyor olması bile ne için üzülüyorsa bunu deşmeye büyük ihtimalle yeterliydi. Bunun üzerine nasıl devam edeceğini düşünürken aklına gelen fikirle gülümsedi. Yüzündeki gülümsemesi kızın burada olmasının hangi okula gidiyor olacağı anlamına geldiğini bilmesiyle büyüdü ve eli elbisesinin cebine attığı asasını buldu istemsizce. Asayı asa eliyle kaldırmasının ardından konuşmaya devam etti.

“Hogwarts Cadılık ve Büyücülük Okulu, burada kalıyor olduğunuza göre büyük ihtimalle gideceğiniz okul. Mektubunuzu aldınız diye umuyorum. Yaşınız çoktan gelmiş gibi duruyor. Japonya’daki köklü tarihi ile bilinen Mahoutokoro ve benzeri okullar açısından düşününce çoktan yaşınız geçiyor bile aslında. Fakat onlar da yanlış hatırlamıyorsam 11 yaşlarında tam anlamıyla yatılı kalarak okumaya başlıyorlar.”[/justify]

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #6 : 16 Ağustos, 2022 04:28:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bilmiyordu. Victoria ablasının ona büyücü olduklarını ve güvende olması için koşarcasına kaçması gerektiğini söylemişti yalnızca. Ağzından da ailesi ve annesinin ölümü ile ilgili birkaç şey kaçırmıştı. Her zaman olduğu gibi boşlukları doldurmak küçük kıza kalmıştı. Belki de bundandı sürekli insanları inceleyip çıkarım yapması.

Küçük kız, kadının elindeki asaya aç gözlerle baktı. Büyü dedikleri şeyi bu çubukla mı yapıyorlardı? Ne tuhaftı! Yine de küçük kız öğrenmek istiyordu. Asa onu güçlü bir şekilde çekerken umursamıyormuş gibi davranamazdı. Gözlerini asadan çekmeden ağzını açtı.

“Öyle mi?” dedi dalgın bir ifadeyle.

Başka büyücü okulları olduğunu duymuştu ancak haklarında hiçbir şey bilmiyordu. İsimleri de dahil. Küçük kız büyüler hakkında, dolayısıyla da kanı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak istiyordu. Kafasındaki sesler de onu onaylar gibiydi. Bilmeliydi! Buraya gelmesinin amacı da bu değil miydi? Bu sebeple laflarını yutmak pahasına eliyle pencerenin kenarındaki koltukları işaret etti.

“Kabalığımı bağışlayın, sizi ayakta bıraktım. Oturmaz mıydınız?”

Kanı hakkında bilgi sahibi olmak için gerekirse düşmanına bile iyi davranırdı ki karşısındaki yalnızca meraklı bir kadındı. Hem kalede iyi anlaştığı birileri olması işine gelirdi. Kim bilir, belki de ileride işi düşerdi? Ne de olsa bu buz gibi soğuk kalede neyin gerekli olduğunu bilmek için müneccim olmak bile yeterli gelmeyebilirdi.

Çin’den ayrıldığından beri ilk kez meraklı gözlerle birine baktı. Ayrıca ilk kez bir şeyi öğrenmek istedi. Genç kadın onu geri çevirmezdi ya?

Çevrimdışı Regina Alexandrovna Romanovna

Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #7 : 19 Ağustos, 2022 02:02:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Küçük cadının gözlerindeki merakı görmesiyle gösterilen tarafa doğru ilerledi. Koltuklardan birine yerleşmesi ile birlikte küçük kızın oturmasını bekledi. Asasını elinde sallarken kızın oturması ardından konuşmaya girişti. Konuşmayı asıl geleceği yere kadar oturması için olan davete teşekkür etmek gibi şeylerle uzatabilirdi. Fakat küçük kıza asıl istediği şeyi çok da uzatmadan vermenin en iyisi olacağı belliydi.

“Eminim Asya’daki okullar hakkında benden daha çok şey biliyorsunuzdur. O yüzden onlar hakkında konuşarak sizi yormayacağım. Fakat Hogwarts, iş Hogwarts’a geldiğinde bilgilerinizin sınırlı olması olağan.”

Küçük kızın gözlerinin içine bakıyordu. Merakını doyuracak işaretleri bekliyordu. Ailesi hakkında onu rahatsız eden bir şeyler olmuş olduğu belliydi. Fakat bir büyücü ailesinden gelen bu kızın konu büyücü okulları olduğundaki bu merakını anlayamamıştı. Asasına olan bakışları da elbette kaçırmamıştı Regina. Miniğin başına evinden bu kadar uzak bir yere gelmesine sebep olacak ne geldiyse pek de iyi bir şey olmadığı belliydi.

Bunların hepsinin cevabını fazlasıyla merak ediyordu. Fakat küçük kızı daha fazla sıkıştırmama kararını çoktan almıştı. Merakını daha sonra, başka yerlerde hiç hazzetmediği insanlarla konuşarak doyurabilirdi.

“Son sözlerimi size ve aldığınız eğitime karşı bir hakaret olarak algılamazsınız diye düşünüyorum. Ne de olsa kıta farkının ortaya çıkaracağı bir bölgesel bilgi eksikliği sizinkisi gibi durumlarda her zaman görülür. Hogwarts’a okul hakkında kısıtlı bilgilerle giden çok fazla öğrenci olması gibi bir durum da var tabii.”

Siz kalıbı üzerine konuşmak Regina’yı fazlasıyla rahatsız ediyordu. Bunu dışardan bakan bir göz fark edemezdi elbette fakat içinde neler yaşadığını odada teyzesi Yüce Boleyn olsa belki de gülerek dinlerdi. Babası ile konuşmaları hep bu kalıpta oluyordu, böyle bir konuşmayı gerçekleştirirken onu ve ona olan nefretini hatırlamamak genç cadı için oldukça zordu. Fakat bir kere başlamıştı böyle konuşmaya önündeki miniğin biraz da olsa yanında rahat hissetmesini sağlamak için. Bu noktadan sonra katlanacaktı.

“Bu durum her ne kadar çok yaşanan bir durum olsa da Hogwarts’a öyle giden öğrencilerden olmanızı istemem. Hogwarts 11. yüzyılın Avrupa için önemli dört büyücü ve cadısı tarafından kurulmuş Avrupa’nın en büyük büyücü okullarından biri. Kurucuları Godric Gryffindor, Helga Hufflepuff, Rowena Ravenclaw ve Salazar Slytherin. Benim kendi açımdan pek de öğrencileri için yararlı bulmadığım bir bina sistemi bulunmakta. Her bir kurucuyu ve onların bu okuldaki öğrencilerden beklentilerini temsil eden 4 bina.”

Binaları uzun uzun elbette anlatabilirdi fakat şimdilik kısa bir şeyler söylemeliydi. Karşısındaki küçük kızı en azından başlangıç için boş bilgilerle yormak istemiyordu. Binalar hakkında okuldaki günlerinde gereğinden fazla şey duyacaktı zaten. Kurucular hakkındaki yüzyıllardır bitmeyen ve bitmeyecek döneminden kalma aşk dedikoduları gibi gereksiz bolca “bilgi”.

Kendi binasının hangisi olduğundan bahsetmemeye özen gösteriyordu anlatırken. Küçük kızın binası hakkında onun üzerinden tahminlerde bulunmasını istemezdi. Ne de olsa pek de iyi bir izlenim bırakmış sayılmazdı.

“Kendimce bu binaları tek bir kelime özetleyeceğim size. Gryffindor ve cesaret, Hufflepuff ve adalet, Ravenclaw ve bilgelik, Slytherin ve hırs. Bunlardan başka şeyler de söylenilebilir pek tabii binalar hakkında. Fakat sizin sorularınızla devam edelim diyorum ne dersiniz? Belki de biraz büyü görmek istersiniz?”[/justify]

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #8 : 19 Ağustos, 2022 02:49:27 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Victoria ilk izlenimlere inanmazdı. İnsanlar genellikle yanılırlardı, ilk izlenimler de bunu kanıtlar nitelikteydi. Birini tanımak için onunla vakit geçirmek gerekirdi. Tıpkı Boleyn leydisiyle şu anda yaşadığı gibi. Onun yalnızca meraklı bir leydi olduğunu düşünmüştü, yanında olmanın can sıkacağına kesin gözüyle bakıyordu ancak şimdi yanıldığını anlamıştı.

Genç leydinin anlattıklarını kimse dile getirmemişti Victoria’nın huzurunda. Aksine bu konuları konuşmaktan çekiniyorlardı. Bu sebeple Regina denilen genç hanım onun tek bilgi kaynağıydı. Onun hakkında pek bir şey bilmediği için nerede duracağını da bilmeyebilirdi. Onunla arkadaşlık kurması pek çok sorusunun cevaplanmasını sağlayabilirdi.

Anlattıklarını dinlerken başka bir alemde gibi hissediyordu. Hayalindeki okuldan farklıydı. 4 kişinin kurduğu devasa bir büyücülük okula gidecekti, öyle mi? Binlerce insanla beraber okuyacaktı. Evde eğitim görmüş, tek arkadaşı hizmetkarları ve ablası olan biri için kulağa hem cennet gibi hem de cehennem gibi geliyordu. Heyecanını gizleyemedi küçük kız, ya da gizlemek istemedi.

Asya’daki okullar hakkında hiçbir şey bilmediğini itiraf etmeye çekiniyordu. Eğer bunu itiraf ederse pek çok şeyi anlatmak zorunda kalmaktan korkarak bu kısmı dikkate almadı. Gerekirse okula gittiğinde birilerine sorabilirdi ya da ablasına mektup yazardı belki. Gerçi ablasının sorularını cevaplayacağına olan inancı çok değildi ya, neyse.

Her binanın simgelediği bir erdem olması da burayı okuldan çok yarışma alanına çeviriyordu. Ve küçük kız her türlü meydan okumaya hazırdı. Kendisini bir an okulda, hatta daha da ötesinde hayal etti. Elinde bir çubuk parçasıyla ablasını koruduğunu, ailesini zenginleştirdiğini hayal edince hafifçe gülümsedi. Ne güzel hayallerdi bunlar!

Kadına bakarken bir yandan da sorularını düşünüyordu. Ne sormalıydı? Büyücülerin geçmişini mi, fakat böyle basit bir şeyi bilmesini bekliyor olabilirdi genç leydi, sonuçta Victoria safkan bir büyücüydü. En azından ona öyle söylenmişti. Büyülerin neler olduğunu mu, bu da çok açık bir soruydu. O yüzden en basit, şüphe çekmeyecek soruyu sormaya karar verdi.

“Hogwarts nasıl bir yer?”

Ardından sorusunun çok heyecanlı ve kaba olduğuna karar verip kendini düzeltti.

“Büyü öğretilen bir yer olduğu için oldukça ilgi çekici bir yer olduğunu sanıyorum leydim. Haksız mıyım?”

Ardından neredeyse kadının ağzına düşecek şekilde bakmaya başladı. Oturuşu ne kadar asilse gözleri o kadar çocuktu. Bunun için kendisini sonra hazırlamaya karar verip leydinin diyeceklerini bekledi.

Çevrimdışı Regina Alexandrovna Romanovna

Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #9 : 21 Ağustos, 2022 20:34:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Kendi merakına sürekli yenik düşen Regina kendisinden meraklısını bugün böyle göreceğini hiç düşünmemişti. Victoria’nın merakı hem şaşırtıcı hem de anlaşılabilirdi. En sonunda hiç bilmediği bir yere gelmiş buradan da yine hiç bilmediği başka bir yere gidecekti. Fakat bazı noktalardaki merakının tuhaflığını fark etmemek zordu. Bunların üzerine gitmek ise büyük ihtimalle küçük kızın içine kapanmasına sebebiyet verirdi.

Bu yüzden hemen kendisine yöneltilmiş soru üzerine düşündü Regina. Hogwarts nasıl bir yer? Cevaplaması oldukça zor bir soruydu bu. Regina  için ailesinden bir kaçış yeriydi. Fakat öyle övebileceği bir yer de değildi. Birçok problemi olan ve bunları düzeltmeyen bir okulu övmek zaten zordu. Ama önündeki kıza Hogwarts’ın kötü yanlarından bahsetmek istemiyordu.

“Hogwarts dediğim gibi 11. yüzyılda kurulmuş bir okul. Tarihin birçok izini de anlayacağınız gibi üzerinde taşımakta. Etrafı büyük bir ormanla çevrili. Yasak orman, adından da anlayacağınız üzere genelde girilmesi yasaklı bir alan. Güneye doğru kalan kara gölü de unutmamak gerek. Benim şahsım adına favori yerlerimden biridir. Bu iki alan da çeşitli sihirli yaratıklara ev sahipliği yapmakta.”

Sihirli yaratıklar konusuna en başında girmeyi düşündü Regina. Fakat şimdilik bu noktayı geçmesinin en iyisi olacağı kararını aldı. Hogwarts konusunda daha söylenebilecek çok şey vardı ne de olsa.

“Bunun dışında dışarda bir Quidditch sahası ve bitkibilim dersleri için seralar da bulunmakta. Quidditch benim pek de ilgili olmadığım bir spor o yüzden o konuda sizi bilgilendirebileceğimi sanmıyorum. Fakat emin olun hakkında okulda geçireceğiniz yedi senede istediğinizden de fazla şey duyacaksınız.”

Bu spora en ilgisizinin bile konu okuldaki maçlar olduğunda nasıl fikrinin değiştiğini okuldaki altı senesinde çok iyi görmüştü. Binalar arası rekabetin en üst sınırlarına ulaştığı anlardı bu maçlar. Neredeyse her öğrencinin binası için tezahüratlar yağdırmak için tribünleri doldurduğu anlardı. İlk senesinde hangi binaya düşerse bu anları onlarla birlikte deneyimlerdi Victoria. Regina’ya kalırsa pek de önemli bir konu değildi bu, biraz da o yüzden üzerinde durmayacaktı.

“Hogwarts tarihini içine adım attığınızda hissedebildiğiniz bir yer. Bir sürü anıyı ve hikâyeyi hareketli portreleri ve hayaletleri ile taşıyan bir yer. Hareketli portreler veya bir benzeri Asya’da var mı bilmiyorum. Kişinin resmedildiği andaki halini saklayan bir şey diye özetlenebilir ama sanırım. Kişinin kendisi değil ama anıları ve düşüncelerinin bir kopyası.”

Bunları anlatırken elinden geldiğince sanki hareketli portreler konusunda çok ilgili birisiymiş gibi davrandı. Şu noktada karşısındaki miniğin bu konu üzerinde hiçbir bilgisi olmadığına neredeyse emindi. Fakat onun fark edilmiş hissetmesini istemiyordu. Bu yüzden kendisini bu konu üzerinde çok konuştuğu için mahcup hissediyormuş gibi göstererek konuşmaya devam etti.

“Çok pardon konudan şaştım. Asıl sorunun cevabına devam edeyim. Nerede kalmıştım?  Ah evet şuradan devam edeyim. Binalardan en başında pek de hazzetmeyerek bahsettim ve genel olarak haklarındaki düşüncem o yönde. Fakat iyi yönleri de yok değil. Binalar arası rekabet her ne kadar yıpratıcı bir süreci beraberinde getiriyor olsa da aynı zamanda öğrenme hevesini de bazı kişiler için arttıran bir unsur olduğunu söyleyebilirim. Ah tabii bir de sadece bina adını kötüye çıkarmamak için kuralları takip edenlerin olduğunu da söylemek gerek.”[/justify]

Çevrimdışı Victoria Sanchez

  • Slytherin
  • 7. Seviye
  • İleti: 29
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Victoria Sanchez
  • Güç Puanı: 3
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: ciseak77
  • Meslek: Hogwarts I. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: -
  • Lanet Gücü: -
  • Tılsım Gücü: -
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Hayvanlarla Konuşma, Seviye 3
Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #10 : 22 Ağustos, 2022 02:10:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Leydinin dedikleri Victoria için hiçbir anlam ifade etmiyordu ancak yine de can kulağıyla dinlemişti. Anlattığı şeyler bambaşka bir dünyaymış gibi geliyordu. Hareket eden tablolar ve heykeller mi? Ne ilginçti! Heyecanını yüzünden silmese de ağzını kapalı tutmayı başarmıştı. Qiutiç (bilerek yanlış yazdım.) dediği neydi acaba?

“Tarihi çok genişmiş. Böyle bir okulda okumak güzel bir şey olsa gerek.”
 
Ardından kibarca gülümsedi. Daha fazla şey bilmeliydi. Dünyadaki tüm bilgileri sünger gibi emmeliydi, ancak o şekilde ailesini koruyabilirdi. Ve elbette kendisini. Genç hanımı burada tutmak için aklına gelen ilk şeyi yaptı.

“Çay içer misiniz leydim, Çin’den özel çaylar getirmiştim. Tabii arzu ederseniz İngiliz çayı da ikram edebilirim.”

Kendi evinde ona çay ikram etmesi komik bir durum olsa da asaletinden bir şey eksiltmemişti. Sıcak gülümsemesi gözlerine ulaşmıştı. Kadının cevabını beklerken evet demesi ve daha çok şey anlatması için dua ediyordu. Yüce Boleyn’in ona bir şey anlatacağından kuşkuluydu. Adını bile tam hatırlayamadığı bu genç leydi onun için bu koca adada konuşabileceği tek kişiydi. Tabii o da konuşmak isterse.

Çevrimdışı Regina Alexandrovna Romanovna

Ynt: Göklere Uzanan Altın Kuleler
« Yanıtla #11 : 07 Eylül, 2022 16:47:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Çay pek seven birisi değildi Regina. Konuşmayı istemediği zamanlarda konuşmaktan kaçınmak için kullandığı bir silahtı leydilerle oturduğu masalardaki çaylar. Ve aynı zamanda bu akşam yapması gereken başka şeyler de vardı. Diagon yoluna ufak bir kaçamak gibi. Annesi yakında gelecek gibi hissediyordu. O gelmeden kendine kaçacak bir yer hazırlasa iyi olurdu.
 
Fakat bunları daha sonra halletme kararı aldı Regina. Karşısındaki minikle bir müddet daha konuşmaya zaman ayırabilirdi. İşlerini yarın halletme kararı aldıktan sonra konuştu.
 
“Elbette Çin’den yanınızda getirdiğiniz çayları denemeyi çok isterim. Farklı kültürlere ait lezzetleri her zaman tatma şansı bulamayız pek tabii.”

Yüzündeki gülümsemesi ile çaya olan ilgisizliğinin üstünü kapatmaya çalıştı. Ne kadar kapatabildiği tartışmaya açıktı pek tabii. Fakat elinden geldiğince ilgili durmaya çalıştı. Ve çaylar gelmeden ise Hogwarts hakkında konuşmaya devam etti.
 
“Ah nerede kalmıştım...? Tabii ya- Binaların hayaletlerinden de bahsetmeden binalardan bahsetmek olmaz şimdi. Öncelikle kendi favorimden başlayacağım. Kanlı Baron...”[/justify]

~RP Sonu~
« Son Düzenleme: 07 Eylül, 2022 16:52:08 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Regina Alexandrovna Romanovna »