Dünya Ülkeleri > Diğer Dünya Ülkeleri

FB - Bindik bir alamete!

<< < (3/3)

Maskeli Kişi:
Npc:Lana Knightley

Sarışın cadı gözlerini masasında duran taşları hareket ettirdikçe bir sağa bir sola hareket edip en sonda birbirlerine çarpan biblosuna sağ elinin parmaklarını dokunduruyordu, aslında bu ona düşünmesi için yardım eden bir hareketti içini rahatlatmak için. Bunu ilk kez Almaya'ya yaptığı bir yolculuk esnasında görmüştü. O zaman oldukça anlamsız bulsa da merakına yenik düşmüş ve bu Muggle icadını hemen almıştı. O zamandan beri masasından ayırmıyordu. Önüne bir kağıt çıkardı masasından tüy kalemini masasına koyarken çekmecesinden mürekkebi aramaya başladı. Merlin adına nereye kaybolmuştu bu yine diye düşündü bir an. Bazen eşyalarını bu kadar sık kaybetmesini sihirli yaratıklara bağlıyordu ama burada da bir şey yoktu ki. "Accio tüy kalem!" Kalemini bir kaç saniye bekledikten sonra koridordan bir şey uçarak gelmeye başladığında bir an yüzüne saplanacağını düşünse de yakalaması uzun sürmedi. Genç seherbaz gülümseyerek işine döndü. Kağıda anlamsız bir şey karalıyor aklındaki olayı çözmeye çalışıyordu, kendine neredeyse imkansız bir olay yaratmıştı. Bir an Muggleların dediği imkansız olay terimi geldi, uzaydan bahsediyorlardı ve normal bir öğrenci cadının yapabileceği şeyleri umutsuz vaka sayıyorlardı. Ciddi anlamda incelemesi ilginç canlılardı.

Can sıkıntısının ilacını gördü bir an karşısında Bay d'Ibelin'in kızı genç seherbaz büronun neredeyse yaşamadığı zamanlarda buradaki tek hayat kaynağı oluyordu. Genç seherbaz görevler için fazla istekliydi ve de hırsına söyleyebileceği bir şey yoktu zaten. Bir an kız kardeşini düşündü, on üç yıl önce hayat dolu bakışları vardı, hırslıydı onun Hufflepuf oluşuna her zaman şaşırırdı, ona sen neden Gryffindor de değilsin derdi. Haklı olduğunu da biricik kızının Slytherin'e seçildiğinde görmüştü. Aynı annesi gibiydi, Adolpha. Ta ki o Keira o hatayı yapana kadar. Keira o gün teyzesi için bitmişti. Büroda genç stajyerle konuştukları sırada onunda babası gibi Slytherinli olduğunu öğrenince gülümsedi, armut dibine düşermiş diye bir söz duymuştu gittiği ülkelerden birinde oldukça doğruymuş. Genç cadının ilk kez baş seherbazın kızı olduğunu öğrenince şaşırmıştı görüntü olarak özellikle hiç benzetememişti. O zamanda annesine çekmiştir diye düşünmeden edememişti. "Bugün büro çok sessiz, herkes bir iş peşinde." dedi tatlı cadı. Haklıydı içeride bağırsan yankı durumdaydı. Herkes çalışırken burada oturmuş dedikodu yapmakta hiç sarışın cadıya göre değildi. Genç cadı gözleri parlayarak konuşmaya başladığında gülümsemeden duramamıştı. "Ben bir kahve alacağım, sizde istermisiniz bayan Knightley?" diye sorduğunda sarışın cadıya bir parça daha yaklaştı. "Babamın içtiğinden, biraz torpilliyim bu konuda aramızda kalsın." Lilith çok akıllı ve güçlü bir kız olduğu belliydi ama Lana onun sadece seherbaz olmakla yetineceğini düşünmüyordu. Kendini kanıtladığı zaman hedefinin daha yukarı olacağına emindi.

"Tergeo" dedi fısıltıyla sarışın cadı, kahvesinden bir damla beyaz gömleğine düştüğü sırada, bir an etrafını kontrol etme gereksinimi duydu, kimse görmemiş olmasını umarken. Etrafta gözlerini gezdirirken genç seherbaza çevirdiğinde başını düşünceler diyarının onu kabul ettiğini anladı. Kim bilir neler aklından geçiyordu. Yüzüne yayılan ışık hayallerinin olduğunu belli ediyordu. O an büroda bir kıpırtı başladı, bir şeyler oluyordu.  Genç kofti koşarak etrafta bağırıyordu, hiç hızını kaybetmeden genç cadı Lilith'in önüne geldi, genç kıza bağırmaya başladığında sanki duymuyor gibiydi Lana genç kız için endişelenmeye başladı ama şu an bir şey yapamazdı olan şey belliydi, baş seherbazın ve Nora'nın başı dertteydi ve görev onları bekliyordu. Sarışın cadı sandalyesinden kalkıp sivri topuk ayakkabıları ile büronun içinde nereye gideceklerini öğrenmeye çalışıyordu. Leonardo baş seherbazın odasına dalarken elinde bir şeyler bulmuştu ve tek adresi bir çiftlikti ama hangisi? Herkesin toplandığı yere yönelirken başka bir ipucu var mı diye beklemeye başladı. O sırada genç cadı "Ben çiftliğin yerini biliyorum, herkesi anında oraya götürebilirim." dedi sesinden telaşı belli oluyordu. Bütün gözler genç stajyere dönmüştü, genç cadının aile çiftliğiydi bu ve ondan başka kim bilebilecekti ki zaten orayı. Büroda kalan bütün seherbazların onayı ile birlikte Lilith herkesi bir an da d'Ibelin çiftliğine cisimlenmesi için kılavuz oldu. Geldikleri yerin neresi olduğunu bilmiyordu ama çok büyük bir araziye sahipti. Etrafını incelemeye başladığında karşılarında bir malikane, diğer tarafında da başka bir bina daha vardı. Onları bahçede bir grup büyücü karşılamıştı, sarışın cadı bir an dalgınlığı ile asasını hemen çıkarmadığı için kendine kızdı. Asasını hazır hale getirdiği gibi karşısına gelen tüm büyücülere sersemlet büyüsünü yapmaya başladı. Savaşmaya hevesli genç Slytherin'e döndü, asasını hazırlamıştı. "Arkada kal genç Slytherin." Demişti ki cevabını alması çok sürmedi. "Ben buna pek katılmıyorum." Yine de sarışın cadı onu korumaya kararlıydı böyle bir görev genç stajyerler için tehlikeli olabiliyordu.  "Bay d'ıbelin ile Bayan Gray'i bulalım, bu arada içeridekilerin icabına bakmayı unutmayın kim varsa büroya götürüyoruz." Leonardo talimatları söylediği zaman sarışın cadı başıyla onaylayıp içeri girmeye hazırlandı. "Depoya bakın  bay Ferguson. O yaşlı adamın kendi evini bu işe bulaştırmayacağından eminim." Lilith'in sesinde ihtiyara karşı duyduğu öfkeyi bir parça hissetmişti Lana, ama normal diye düşündü sonuçta söz konusu kişi babasıydı.

Tüm seherbazlar oraya yöneldiği sırada Lana, Lilith'in yanında kalmaya karar verdi. İkisini ilk önce kapıya gidebilmek için geçmeleri gereken merdivenler karşıladı. Sarışın cadı yukarı doğru çıkmaya başladığı sırada her tarafı da incelemeye çalışıyordu. Bir an dudaklarından bir temkin büyüsü döküldü. "Homenum Revelio" Lilith' e bakıp "Her duruma karşı, av olmak istemeyiz değil mi?" dedi ama bakışları anlıktı, dikkati çevresindeydi. İki kız çiftlik evinin kapısına ulaşınca etrafı bir kez daha kolaçan ettiler. "Kimse yok gibi. " Diye fısıldadı sarışın cadı ama çok erken konuşmuştu, adımlarını daha temkinli atarken genç adamdan bir tehdit savurmaya çalıştı ama sözlerini bitirememişti bile.Genç cadı"Expeliarmus! " dediğinde adamın afallamasını sarışın cadı hemen kendi lehine döndürdü. Yaptığı sersemlet büyüsü ile adam yere yığıldı, yüksek olasılık bayılmıştı. O sırada Lilith'e gözlerini çevirdiğinde adamın asasının onda olduğunu fark etti. "O uyanana kadar onu da paketleriz." dedi sarışın cadı adamın yanından geçerken. İki genç kız hızlarını arttırıp koşmaya başladılar."Bu taraftan." dedi genç cadı, o aradan bir salona çıktılar ama salon olması gerektiğinden fazla dağınıktı ya temizlik işçisi görevini yapmamıştı ya da burada bir mücadele olmuştu, Lana oyunu ikinci olasılıktan kullandı. Aslında tavanda olması gereken ama orada olmayıp yerde dağılmış olan avizeyi fark etti. Duvarın dibinde ise parçalar ve tozlar olarak bir zaman duvara ait olan şeyler vardı. İçeri de onları bir adam karşıladı ama tam olarak karşıladı demek yanlış olacaktı, onları yaralı haşat olmuş bir yığın karşıladı.
Genç cadı "Babam buradaymış." dedi. Bu sırada da adama yaklaşmış hayati fonksiyonunu kontrol ediyordu ama bu Lana için tehlikeli bir hareketti, asasıyla adamı birazcık dürttü, o sırada adamdan anlaşılmayan sesler döküldü. "Fena gitmiş." dedi bir yandan gülümserken ama etrafında yavaş yavaş dönüyordu asası hazır durumda. "Bu Matthew." dedi genç cadı Lana'ya bakarken, Lana onun benzetmesine gülerek "Dikkatli ol, etrafta başkaları da olabilir." Demekle yetindi, iş zamanı olduğu zaman sarışın cadı ciddi bir yüze bürünüyordu. Kızın teklifini başıyla onaylayarak onu takip etmeye başladı, genç kızın burada olması işlerini kolaylaştırıyordu ama "Biz işimizi sağlama alalım, Incarcerous." dedi.Genç kız ilerlerken sarışın cadı adamı iplerle bağlamıştı. "Bu oda da temiz." Dedi Lana canı sıkılmıştı bu işe. İhtiyarın acelesi olsa bile temiz çalışıyordu ve bu iyi bir şey değildi ama ne zaman acele bir iş olsa kesinlikle arkasında bir iz kalırdı. Lana'nın asıl uzmanlığı buydu, o izlerin peşinden bulmaca çözmeyi severdi. Çalışma odasına gibi duran yere girdiklerinde Lilith bir şeye yönelince sarışın cadı arkasını kontrol ederek ona doğru yöneldi, bir dolap vardı karşılarında ama eski hali kalmamıştı. Yapılan büyüler her zaman güçlü olmasa da titreşimler bırakırdı bir tür is gibi, bu asalar da da mevcuttu, bu şekilde her asa yaptığı her büyüden bir parça etkilenirdi, hatta bu büyü güçlendikçe asa kaldıramayıp çatlayabiliyordu. Lana dolaba yaklaşıp asasını doğrultuğunda eski bir büyü hissetti. "Dikkatli ol Lilith, burada bir büyü varmış, yanlış anlamadıysam koruma büyüsü ama artık yok. Sen yine de dikkatli ol. Bazı güçlü büyüler tehlikeli izler bırakabilir." "Bu dolabın bir şeyleri koruduğu çok açık ve o şeyler ortalarda yok." dedi genç stajyer elinde minik bir şey tutarken. Anılar. İşte bu tuhaftı, birileri geçmişini mi saklamaya çalışıyordu ama Bay d'ıbelin saklamak isteyecek kadar ne olmuştu da bunları şişelere hapsetmişti. Daha da garibi onları kimsenin görmesini istememesiydi.       

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git