İngiltere Büyücedünyası > Seherbaz Büro
FB - Saf güç! Bilgi...
Balian d'Ibelin:
Birileri kendini tehlikeye atmadığı müddetçe Adras var olmaya devam edecekti. Bu uğurda başkalarının canının yanmasındansa kendini ateşe atmayı tercih ederdi Balian. Ama karşısındaki başarılı cadı buna itiraz ediyor ve aklına gelen farklı yolları denemeye hazır görünüyordu. Bir yolunu bulacaklarına inanıyordu. Doğrusu; Nora gibi bir cadıyla birlikte çalışmak ve onun tavsiyelerini, tecrübelerini duymak Balian'ın içini rahatlatan tek durumdu. Nedenini anlamadığı bir şekilde, bu işin kendileri ve İngiltere halkı için kazançlı biteceğine dair bir his yatıyordu içerisinde. Şimdiye kadar yaşadığı kayıpların haricinde hayatın ona kattığı artılar buna neden oluyordu. Mesela ne kadar uzakta da olsa güvenliğinden emin olduğu küçük kızı ve biricik Lilith'i ona ayrı bir yaşama sevinci aşılıyordu. Şimdi de daha önce hayatının en zorlu dönemlerinde ona duygusal bağlamda yardımlarını esirgememiş Nora vardı yanında. Yine vardı hem duygusal hem de stratejik açıdan.
Az önce masaya bıraktığı dosyadan açtığı bir sayfayı açtı ve Balian'a doğru uzattı. Nasıl yaptıysa, pek hoş olmayan metotlar kullandığı çok açıktı, öğrenmişti aralarında bir ticaretin yada bir buluşmanın gerçekleşeceği tarihi ve mekanı öğrenmişti. Balian'ın bakışları kağıtta yazanları incelemeye başladı. Nora, "Bir daha ki ticaret burada gerçekleşecek" dedi parmağını dosyanın üzerindeki bilginin üzerinde sabitleyerek "Suç üstü yaparsan amcan neler olduğunu anlayabilir ve elindekileri saklaya bilir zaten bulmamız zor olan şeyler daha da zorlaşır" haklıydı, ama daha epeyce vakitleri vardı burada yazanlara göre. Daha sonra konuşmasını "Balian gitmeni istemiyorum ama şu Ramin denilen adamı ben bulmaya ve onu sıkıştırmaya çalışacağım" diyerek bitirdi. Mavi gözlerini kağıttan çevirip, kadının ciddi ve kendinden emin yüz hatlarında gezdirdi. Güzelliği cidden hiç değişmemişti, böyle bir durumda bile baş seherbazın aklını karıştırmaya yetiyordu. Derin bir nefes verirken kendini koltuğunda geriye attı ve yaslandı. Sağ kolunu dirseğinden destek alarak koltuğun kenarına sabitlerken eliyle çenesini kaşıdı. Cadının söylediklerinin ne oranda başarılı veya tehlikeli olabileceğini düşünüyordu. Nora'nın, hala bu olayda elini taşın altına koyması gerekenlerden birisi olup olmadığını tartıyordu zihninde. "Sen şimdi bu Ramin denilen deliyle konuşup, bizimle iş birliği yapmaya ikna edeceğini mi söylüyorsun?" diye sordu iyice emin olmak için. Nora kafasını sallarken kollarını birbirine bağladı ve "Peki bu Ramin denilen delinin Adras'a ihanet edebilecek birisi olduğundan emin misin?" diye devam etti soru sormaya. Ramin ihanet etmek yada arkadan iş çevirmek konusunda, maddi destekle, bu listede en başta yer alacak kişi olurdu. Tabi aynı şeyi Balian ve Nora tarafı için de yapabilirdi. Aslında bakanlıkta ajan olan cadı Yunanistan'a bir gazeteci kimliğiyle gitmişti, o delinin olası bir tehlikeli durumda Nora'yı ele vermesi kaçınılmazdı. Kadın cevap vermeden önce "Sana güvenmediğimden değil ama seni tehlikeye atmak istemiyorum Nora. Planımız işe yaramazsa, Adras'ın başarılarını sıraladığı listeye baş sıralardan girebilirsin." konuşurken sesindeki nefret açığa çıkıyordu "Öldürdüğü yada ölümüne sebep olduğu kişilerin listesinden bahsediyorum." diye ekledi. Nora'ya iyice düşünmesi için vakit tanıyordu ayrıca.
Nora Gray:
Genç adam dan biraz daha zaman istiyordu hem şu adamı konuşturmak için hem de Adras'ın sakladıklarını öğrenmek için. En kısa süre içinde her şeyi halletmesi gerekiyordu büyük d'Ibelinin artık daha fazla masum insanlara kıymasına izin veremezlerdi. Bunu yaparken de dikkatli olmalı masumları kurtarıcam diye kendi sonunu hazırlamaması gerekiyordu. Bakışlarını sol yanına çevirdi ve dosyaya tekrardan göz attı. Onu hazırlamak için çevresini kullanmıştı tabi bide ajanlık mesleğinde öğrendiği başka tecrübeleri de ve bunların hepsi pis işler olduğunu biliyordu fakat adam hakkında bilgi toplaması gerekiyordu. Hem üstelik Raminin bazı konuştuğu kişiler pek sadık değildi anlaşılan. Elbette bazen zorlandığı oluyordu ama o gün şansı yaver gitmişti doğrusu.
"Evet o herifi sıkıştırmayı düşünüyorum" dedi genç cadı, başını sallayarak onayladı, tek yolunun bu olduğunu biliyordu eğer adam kendi çıkarları doğrultusunda hareket ederse onlara istedikleri bilgiyi verebilirdi ama tam tersi de olabilir çuvallayabilirdi. Karşısında iki seçenek vardı genç adama yardım etmek için birinin sonunda olayı çözen anahtar varken diğerinin sonunda da keskin bir bıçak olabilirdi kalbine saplanacak olan. En ufak hatasında Adrasın ağına takılır ve soğuk hançerini boğazında hissedeliridi. Defalarca ölümden dönmüştü, defalarca boğazına bıçak yada asa dayanmıştı ama şimdi yaşıyordu her seferinde kurtulmanın yolunu bulmuştu şimdide bulacaktı tek sorun kendisini kurtarmaya çalışırken karşısı da ki adamı asla kuyunun içine atmayacaktı. "Hayır değilim" dedi genç adamın sorusuna karşılık. Arkasını dönüp Balian'ın masasından bir kalem aldı eline "Risk almadan bazı şeylere ulaşamazsın" dedi bakışlarını kalemde tutarak daha sonra başını tavana çevirdi ve içine derin bir hava çekti. Oksijeni ciğerlerinde dolaşmasına izin verirken aklındakileri de toparlamaya çalışıyordu. "Onu biliyorum" dedi genç cadı "En küçük hatamda asasını boğazımda hissederim" diye ekledi ve yutkundu. Sanki büyük d'Ibelinin asası gerçekten boğazına dayalı gibiydi. Ramin adında ki adam ile işler iyi gitmezse ve onu Adrasa ispiyonlarsa genç cadının kimliği açığa çıkardı. "O herif bunlar sonucu gidip amcana öterse açığa çıkarım bunu biliyorsun ve işine yaramam artık" dedi genç cadı. Açığa çıktığında zaten var olacak bir Nora kalmayacaktı. "Başkalarına da güvenmiyorum" diye ekledi sözlerine karşılık. Kime güvenebilirdi ki, mesleği gereği kimseye güvenmemeyi öğrenmişti tabi dostları vardı güvendiği seherbazlık bürosunda yada bakanlıkta olsun ama bu iş başkaydı.
Kalemin kapağı ile oynarken eline akan mürekkeple bakışlarını sağ eline çevirdi. "Hadi ama" diye söylendi kendi kendine. Çantasındaki ıslak mendilin bunu çıkarabileceğini sanmıyordu eve döndüğünde elini alkol ile yıkamalıydı yada tıraş kolonyası ile. Evet tıraş kolonyası bulaşan mürekkebi temizlemek için işe yarıyordu genç cadının başına geldiği için evde bulunduruyordu. Elindeki kalemi masanı yanındaki çöp kutusuna atarken "Üzgünüm" dedi genç cadı. Umarım hediye falan değildir diye geçirdi içinde lakin böyle manevi değeri olan şeylere dikkat ederdi. "Başka aklında bir fikir varsa söyle Balian ama bu odadan çıktığımda eğer aklıma yatmayan bir fikir olursa o adamı bu konuşmadan sonra gider istediğimi almak için ne gerekiyorsa onu yaparım" dedi genç cadı sonra bakışlarını dosyaya çevirdi tekrardan. "Dosyada yazılan zamanın çok uzak olmadığını görüyorsundur" diye ekledi.
Balian d'Ibelin:
Kadının kararlı tavırları ve konuşmaları, Balian'ın onun hakkındaki düşüncelerinin biraz daha hayranlığa doğru ilerlemesine yol açmıştı. Çevresinde pek çok cesur kadınla birlikte çalışıyordu, seherbazlık korkaklara göre bir meslek değildi. Ama bu seferki olay suçu sabit olan bir suçluyu yakalayıp, sorgulamanın ötesinde bir şeydi. Adras çoğu suçludan daha zeki ve tecrübeliydi. Üstelik elinde tuttuğu siyasi ve ekonomik güç olağanüstü bir kalkan oluyordu yaşlı adam için. Şuan daha iyi anlamıştı o yaşlı kurdun konseyde sahip olduğu koltuğun nedenini; yenilmez olma yolunda kalkan olarak görüyordu orayı. Ama Balian bir yolunu bulup delecekti o kalkanı ve ulaşacaktı amacına. Neye mal olursa olsun bırakmayacaktı bu işin peşini. Kız kardeşinin ve ölmesine sebep olduğu nice masum insanın intikamını alacaktı. Bu yolda zaman zaman çaresiz kaldığını hissetmek de bu işin bir parçasıydı. Bu işte tek başına olmadığını bilmek biraz daha rahatlamasına neden oluyordu gerçi. Şimdilik yanında Nora var olsa da zamanı geldiğinde ona yardımcı olacak, taşın altına elini koyabilecek başkalarını da tanıyordu.
"Pekala Nora senin dediğin gibi olsun. Başka bir çare bulamacağımız konusunda haklısın." karar verilmişti sıradaki hamleleri Adras'a değilde onun çevresinden bir kişiye karşıydı. Ama Balian bu işin sonrasını, varılabilecek sonuçları da konuşmak istiyordu. "Diyelim ki adamımız tamam dedi ve bizimle iş birliğine sıcak baktı." konuşurken aklına önemli bir şey gelmişcesine heyecanla dikti kadına gözlerini "Bu arada aklında bu adamı yanımıza çekmeye yarayacak bir fikir var olduğunu sayıyorum." aslında bir soru cümlesiydi bu, daha sonra asıl konuşmasına devam edecekti "Daha sonra ne olacak ? Yani sadece ikimiz yetmeyiz bu adamı yakalama konusunda. İş o raddeye gelirse güvenilir yardımcılara da ihtiyacımız olacak." diyerek bitirdi söyleyeceklerini. Her şeyin yolunda gideceğini umarak daha sonrası için de bir plan yapmaları gerektiğini düşünüyordu. Koskoca konsey üyesini tutuklamak isteyecek daha sonrada yargılamaya gücü yetecek bakanlık çalışanlarına ihtiyacı olacaktı. Bu konuda güvendiği dostları vardı ve Nora'ya bu isimleri söylemeden önce kadınında fikirlerini dinlemek istiyordu bu konuda. Bu sırada ikisininde boşalan kahve fincanları yenileriyle değiştirilmişti. İçeri giren çırağı başıyla selamlayıp teşekkür etmeyi ihmal etmedi baş seherbaz. Güzel kahve kokuları eşliğinde konuşmak daha zihin açıcıydı.
Nora Gray:
Bakışlarını dosyadan koparıp sol tarafındaki adama sabitlemişti. Ne diyeceğini merak ediyordu, kendi içinde düşünüyor gibi gözüküyordu gerçi her ihtimalin riskli olduğunu biliyordu ikisi de biliyordu. Bu olay hiç kolay değildi zaten riski göze almasa o adamın evine gidebilir miydi genç cadı en başta bu olanakları kabul etmişti. Nora bakışlarını hemen önünde duran pencereye çevirdi. Seherbazlık bürosu pek fazla yüksekte değildi ikinci katta yer alıyordu bunun yüzünden gök yüzüne pekte yakın değillerdi. Genç adamın kabul ettiğini duyduğunda bakışlarını ona doğru çevirdi tekrardan. Balian başka bir varsayımda bulunurken genç cadı yapacaklarını aklında birleştirmeye planını kurmaya çalışıyordu. "Aslına bakarsan sende süreyi bunun için istedim" dedi genç cadı. "O herifin zayıf noktasını bulmam lazım onu biraz araştırmalıyım" diye tamamladı sözlerini.
Ayakta durmaktan sıkılmıştı. Daha demin oturduğu koltuğa tekrardan oturmuş soğumuş olan kahvesini bir kaç yudumda bitirmişti. Bu arada da genç adamın sözlerini dinliyordu. Ellindeki fincanı masanın üzerine bıraktıktan sonra çantasında açtı ve ıslak mendilini çıkardı. İçinden bir tane aldıktan sonra mürekkep bulaşa elin silmeye başladı. Siyaha dönen mendil biraz işe yarasa da yine mürekkebin bir çoğu genç cadının elinde duruyordu. Can sıkıntısı ile sağ bacağını sol bacağını üstüne attıktan sonra bakışlarını karşısındaki seherbaza sabitledi. "Senin tanıdıkların vardır tabi ama Adrasın son durumunu soruyorsan daha doğrusu bu işin sonunda onu konseyden almayı o zaman yetkini neden kullanmayasın" diye fikir verdi genç cadı. Karşısında baş seherbaz oturuyordu nede olsa diğer seherbazlara ve kendisiyle beraber diğer ajan arkadaşını da alıp konseye gidebilirdi. O arada artık her şey bitmişken Adrası elindeki tüm belgelerle yakalayabilirdi. "Sana güvenilir olan kişilerle konuşmayı dene ilk baş" dedi genç cadı evet ne kadar güvenmese de çevresindekilere yine Balian'ın güvendiği dostları vardır sonuçta diye geçirdi içinde. Kapının çalınıp açılması ile daha demin ki çırak boşalan bardakları yenisi ile değiştirmek için gelmişti. "Teşekkür ederim" dedi geç cadı ve çırağın masanın üzerine bıraktığı fincanı eline aldı. Üzerinden dumanı tüten kahvenin kokusunu ciğerlerine çektiğinde onların ısındığını hissetti daha sonra da bir yudum aldı. "Buranın kahvesi gerçekten de güzel" dedi genç adama gülümseyerek.
Balian d'Ibelin:
"Kahveyi ben Yunanistan'dan getirtiyorum. Beğenmene sevindim." dedi kadının dediğine karşılık olarak "Ne zaman içmek istersen, önceden haber vermek şartıyla, odama gelip bana eşlik edebilirsin." diye ekledi. Birde gergin bir ortamdaki atmosferi anında değiştirme yeteneğine sahipti Nora. Ajan kimliğine bürünmeden önce de vardı bu yeteneği ve ajan olduktan sonra ancak çok tecrübeli bir büyücü yada cadı düşmezdi onun bu tuzağına. Adras'ın şüphelenmemesi her ne kadar güzel bir haber olsa da bu ya yaşlandığı için hislerinin köreldiğine yada umursamayacak kadar yükseklerde olduğuna bir işaretti. Balian her iki durumda da Adras'tan kurtulacaktı, öyle yada böyle, ama gücünü arttırmış olması olasılığı daha mantıklı görünüyordu. Nora'ya söylemese de, Adras'ın onda bir şeylerin ters olduğunu anladığı noktaların var olabileceğini biliyordu. Hatta emindi, sadece önemsememişti.
"Baş seherbaz olmak benim gençliğimde en çok istediğim şeylerden biriydi, bilirsin." iş konuşma faslı bittiğinden, Balian kısa bir sohbetin fena olmayacağını düşündü "Bakanlığın kendi içinde sürtüştüğü yıllarda seçilemesem de sonunda istediğim koltukta oturuyorum." dedi sağ eliyle koltuğuna hafifçe vurdu "Peki sen Nora, hedeflediğin yere gelebildin mi? Daha yükselmeyi düşünüyor musun?" koltuğunu masasına yaklaştırıp dirseklerini masasına dayadı. "Yoksa koltuğumda gözün mü var?" ne kadar alaycı bir ifade ile sorulmuş olsa da gerçeklik payı da vardı sorunun. Ondan gelen cevabı ilgiyle dinledikten sonra uzun süredir aklında yatan diğer bir konuyu gündeme getirmek isteyecekti.
"Asıl merak ettiğim konu benden daha iyisini bulabildin mi?" terk eden taraf kendisiydi ve bu soruyu sormakla büyük bir akılsızlık ettiğini bilse de susturamadı kendisini. Zihninde kendisine küfürler ederken dışarıdan gayet hınzır bir ifadeyle Nora'dan gelecek yanıtı bekliyordu. Bu soru, büyük ihtimalle, sohbetlerinin kısa sürmesine ve kadının gururuyla birlikte bu kapıdan çıkıp gitmesine neden olacaktı. Ama cevabını merak ediyordu.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git