İngiltere Büyücedünyası > Seherbaz Büro
FB - Saf güç! Bilgi...
Nora Gray:
Kurgu: Nora'nın Adras d'Ibelin ile konuştuktan ve bazı bilgiler edindikten sonra bunu Balian'a bildirir o da bu bilgileri yüz yüze konuşmak için onu ofisine davet eder.
Önceki Rpgler:
1- https://buyucedunya-rpg.com/seherbaz-buro/fb-eyvahlar-olsun!/
2-https://buyucedunya-rpg.com/birlesik-krallik/fb-murekkep/msg3250/?topicseen#msg3250
3-https://buyucedunya-rpg.com/diger-dunya-ulkeleri/fb-dried-rose/msg3282/#msg3282
Karakterler: Nora Gray & Balian d'Ibelin
Tarih: 25 Ağustos 1860
Genç cadı adeta evin içinde ne yapacağını düşünüyordu. Dolanıp dururken aklındakileri sıralıyordu. Arkadaşı olan Balian'a ilk başta neler olduğunu bildirmeliydi gerçi onun için bir mektup göndermişti ama cevabını henüz alamamıştı. Şu büyük d'Ibelin ile tekrardan görüşmeli ve olan biteni adam gibi öğrenmeliydi. O silah tüccarı ile ne işi olabilirdi acaba adamın ismi listelerde yazıyordu sonuçta bir kaçakçıydı. Acaba Adrasın kötü işlerini mi yapıyor diye düşündü. O kadar çok aklını kurcalayan şey vardı ki. Ahşap dolabı açtı ve çekmecenin de ki kıyafetlerini yana çekip gizli bölmede bulunan Adras için topladığı bilgiler dolu dosyayı eline aldı. Silah kaçakçısı olan adamın fotoğrafını eklemişti geçen gün. Derin bir nefes aldıktan sonra dosyanın içindeki bilgileri tek tek göz attı. Nasıl bir iş peşindeydi büyük d'Ibelin.
Pencereden gelen ses ile irkildi ve hemen çıkardığı kağıt parçaları, resimler ve dergi gazete küpürlerini dosyanın içine geri koyup dosyayı da gizli çekmecesine yerleştirdi. Başını kaldırdığında pencereyi bir kaç kere daha tıklatan baykuşunu gördü. Pencereyi açmasıyla artık sonbahara dönen hava içeri girdi. Baykuşun gagasından mektubu aldığında baykuş süzülerek gözden kayboldu. Mektuba baktığında seherbazlık bürosundan geldiğini gördü. Baş seherbaza yazdığı mektubun cevabı olmalıydı bu. Zarfı acaleyle açtığında mektubun küçük bir köşesinin yırttığını fark etti buna aldırış etmedi ve mektubu içinden çıkarıp okumaya başladı.
Sevgili Nora,
Bu konu hakkında mektuplaşmak yerine yüz yüze konuşmak daha güvenli olacaktır. Kısa zamanda beni ziyaret edersen sevinirim. Kendine dikkat et.
Baş seherbaz
Balian d'Ibelin
Balian'ın zamanı vardı demek ki kendisi de yüz yüze konuşmanın en iyisi olduğunu biliyordu bazı mektuplar bakanlıkta okunabiliyordu yada yanlış yere gidebiliyordu evet bu tehlikeyi göze almıştı ama ve bu yüzden gergindi. Mektubu alıp çantasına tıkıştırdı daha sonra ocakta kaynamakta olan çaydanlığın altını kapattı. Üzerindeki lacivert renkli sabahlığını çıkardı ve üzerine bir şeyler giymek için dolabını açtı. Kırmızıya yakın bir pembe olan gözleğini ve onun altına uygun da krem renkli bir pantolon giyidi. Siyah renkli topuklu ayakkabılarını kutusundan çıkardı. Aynanın karşısına geçtikten sonra saçlarına şekil verdi ve hafif bir makyajla artık hazırdı. Yatağın üzerine daha demin fırlattığı çantasını aldı ve yerde onun için duran siyah topuklu ayakkabıları giyidi. Kapıyı açtığında karşısında ev sahibini gördü. "Kira evet" dedi kadına karşılık kadın da kaşlarını kaldırmış şekilde ona bakıyordu. "Efendim şuan çok acil bir işim var hayat memat meselesi gelince muhakkak" dedi ve kadının yanından adeta koşarak uzaklaştı. Dışarı çıktığında belli bir mesafe yürüdü ve bir ara sokağa daldığında sihir bakanlığına cisimlendi. Eski gıcırdayan ve gerçekten çok kötü kokan asansör ile ikinci kata çıkmaya çalıştı. Çantasından çıkardığı parfümünü etrafa biraz sıktı en azından bir süre işe yarardı. Yanındaki adam ona ne yapıyor bu kadın diye bakarken "Gerçekten de çok kötü kokuyor" diye söylendi Nora. İkinci kata geldiklerinde indi ve ciğerlerine derin bir hava çekti. Daha sonra onu verdi. Mermer zeminde yürürken topuk sesleri etrafta koşuşturan insanların seslerine karışıyordu ve az kalsın ona biri çarparken genç cadının yan dönmesiyle onu sıyırmış elindeki dosyaların dağılmasına neden olmuştu. Genç çırağa dosyalar konusunda yardım ederken uzakta gördüğü kişiyi hemen tanıdı. Onlara doğru geliyordu. Cadı elindeki dosyalar la ayağa kalkarken "Bay d'Ibelin" dedi ve gülümsedi. Elindeki dosya yığının çırağın kollarına bırakırken "Bende size geliyordum" diye ekledi.
Balian d'Ibelin:
23 Ağustos 1860
Hayatının 16 yılını bakanlığın koridorlarını adımlamakla geçmişti. Aldığı nefeslerin yarısının kaynağı burasıydı yani. Ayakları alışmıştı artık, ezbere yürüyordu. Balian, sırtına binen sorumluluklarıyla birlikte attığı adımların daha da ağırlaştığını hissediyordu. En başta stajyer olarak geldiği bu yere şimdi Baş Seherbaz olarak giriyordu. Aslında yıllar içerisinde değişen, yükselen rütbesiyle birlikte artan sorumlulukları olmuştu. Hem halkın hem de ailesinin ondan beklentileri artmıştı. Tecrübeli büyücünün en çok zoruna giden konu ise şüphesiz çok fazla masumun ölümüne sebep olmuş Adras amcasıyla aynı çatı altında çalışmaya başlamak olmuştu. Rütbesini kendi çabaları sayesinde elde etse de bunu basına ve halka inandırmak neredeyse imkansızdı. Hedeflerinden vazgeçmek gibi bir düşüncesi asla olmamıştı lakin sırtındaki yükler onu yıkmadan bu duruma bir çare bulmalıydı. Bu Adras belasını hem İngiltere'den hem de kendi hayatından atmanın bir yolunu bulmak zorundaydı.
Endişeleri eski dostu Nora ile çalışmaya başladığında azalmıştı bir nebze. Zeki ve çalışkan, tuttuğunu koparan bir kadın olduğunu biliyordu. İnatçı tavrını hala kaybetmemişti. Ama onu bu işe sokmuş olmak ayrı bir yük daha yüklemişti Balian'a. Ondan istediği ricayı kabul etmekle elini büyük bir taşın altına koymuştu Nora. Balian bu taşın asla yerinden oynamayacağına güvenmek istiyordu. Günlerdir beklediği güzel haberin, cadıdan gelecek bir mektubun yolunu gözlüyordu birkaç gündür. Ve sonunda masasına bırakılan zarfı görüp, istediklerini alabilecekti. En başta Nora'nın görüşmesini sağ sağlim bitirdiğinin göstergesiydi.
"Merhaba Balian.
Sana burada kısaca bahsedeceğim ama istersen bürona gelip de konuşabiliriz. Yunanistana gittim evet bunu başardım dediğin kişiyle görüştüm tabi gizli kimlikle. Fakat yarım kaldı acil işi çıktığı söylenildi ve ilginç bir şeyle karşılaştım. Keşke sana onun ile ilgili bir şeyler söyleyebilseydim ama elime geçen tek bilgi Drejlaskov soy adındaki silah tüccarı olan adamla çalışması. Evet yanlış okumadın bir silah kaçakçısı ile çalışıyorum umarım bu bilgi işine yarar göndereceğin mektubu bekliyor olacağım."
Sevgiler
Nora Gray
Mektubu okumayı bitirdiğinde hızlı şekilde masasından kalkıp odasından çıktı. Kapının önünde dikilirken, büroda çalışmakta olan birkaç çaylağın merakla kendisine baktığını görebiliyordu. Aralarından en çalışkan olanı olduğunu düşündüğü birisine seslendi "Martin di değil mi? " diye sordu sesindeki telaşlı tını ile. Kendisine seslenildiğini duyan gençte telaşlanmıştı haliyle "Buyrun efendim." dedi resmi olarak. Balian ast üst ilişkilerinden pek haz etmezdi, ona göre bütün rütbeler aynı saygıyı hak ediyordu. Tabi bunu boşverdi ve "Odama gelmen gerek. Hadi acele et." dedi ve beklemeden açık bekleyen kapıdan odasına girdi. Masasına oturmadan ama ona dayanarak içeri gelen genç seherbazın içeri girişini bekledi. "Kapıyı kapat. Ve senden isteyeceğim şeyi de kimseye söyleme." dedikten sonra masasında ki mektubu eline aldı tekrar. Bu sırada kapının kapanma sesi duyulmuştu odada. Elinde ki kat izleri belli kağıdı tekrardan gözden geçirdi " Bir silah kaçakçısı, Soy adı Drejlaskov." genç seherbaz kendini kanıtlamak istercesine atılacaktı "Ramin Drejlaskov!" diye. Balian mavi gözleriyle süzdüğü gence uyaran bir bakış attı. "Bir isim sormak için çağırmadım seni elbette. Arşivde bu adamla ilgili ne varsa bulmanı istiyorum. Muggle irtibat dairelerini de kullanabilirsin." seherbazın bir şey soracak gibi olduğunu görünce "Ne olursa olsun bul ve bana getir. Ve kimsenin haberi olmasın. Başka birinden bu ismi duyarsam.." yine dikmişti mavi gözlerini gence. "Tabi. Başka isteğiniz ? " çıkmadan önce sordu ve "Çabuk ol." cevabını aldıktan sonra odada yalnız başına kaldı Balian. Bundan sonrası için düşünmesi gerekiyordu.
25 Ağustos 1860
Araştırmalarının sonuçlarını kısa bir değerlendirmeden geçirdikten sonra sıra bunları ikinci bir kişinin tecrübe ve akıl süzgecinden geçirme vakti gelmişti. Adras'ın bir silah tüccarıyla iş yapıyor oluşu pek süpriz değildi ama sonuçları çok kötü olacaktı. Silah ticareti muggle dünyasında popüler bir şeydi. Büyü dünyası genelde asa yada iksirlerle hallediyordu işlerini. Yaşlı adamın masum insanları katletmeye yarayacak silahlarla bu kadar ilgilenmesi hic hayra alamet değildi. Aralarındaki anlaşmanın büyüklüğünü tahmin edememek, Balian'ın endişelenmesine yol açmıştı. Hemen aklındaki isme mektup yazmak için kağıdını ve kalemini hazır etti. Mektuplaşma sakıncalıydı ve sabahın erken saatkerinde yüz yüze görüşmek istediğini yazan parşömeni, Nora'ya ulaştırması için baykuşuna verdi.
Öğle arasından dönerken içtiği kahvenin tadını dilinden atmaya çalışıyordu. Herzamanki gittiği restorant ne olduysa bugün tarihinin en berbat kahvesini getirmişti Balian'a. Öyle ki gazetesini bile okumamış, odasında güzel bir kahve keyfiyle birlikte, ceketinin iç cebinde, sonraya saklıyordu. Adımlarının çıkarttığı sesle ritmik olarak yürümeye devam ederken karşıdan gördüğü, pek şık giyinmiş, kadın silüetini gördü. Biraz yaklaşınca Nora'yı tanıdı ve yüzüne yerleştirdiği gülümseme ile karşıladı eski dostunu ve sevgilisini. İşler iyi gitseydi belki şimdi evli bile olabilirdi bu kadınla. Onu soy adıyla selamladığını duymak komik gelmişti. "Balian de lütfen, geçirdiğimiz onca günü unutmuşsun anlaşılan. " diyerek cevapladı ve kapıyı açtıktan sonra ilk olarak içeri geçmesini bekledi. "Bir ara hatırlatmak isterim aslında. Güzel günlerdi..." sevgilisi varken flört etmezdi ama karşısındaki kadını kızdırmak için konuşmuştu. Topuklarını vurarak içeri geçerken izledi Nora'yı. Geçen yıllar boyunca hiç yaşlanmamıştı. Gerçi Balian daima genç kalmayı sağlayacak bir iksir yada büyü varsa bunu Nora'nın bulacağına emindi. "Ne içmek istersin? Az önce içtiğim faciadan sonra iyi bir kahve alacağım ben." sanki hiç bir şey yokmuş gibi neşeli çıkıyordu sesi. Fırtına öncesi sessizlik misali.
Nora Gray:
Genç cadı bakışlarını yanında dikilmiş çırağa baktı ve göz işareti yaparak gitmesini istedi. Zaten neden dikildiğini de anlamıyordu ki. Dosyaların hepsini ona vermişti, daha sonra çırağın yere baktığını gördüğünde ayağının altında duran beyaz kağıdı fark etti. "Ah" dedi kısaca, fısıltılı bir sesle ve ayağını hemen yana çekti. Çırak yerdeki kağıdı aldı ve hemen karşısında bulunan genç adamı selamlayıp hızla gözden kayboldu. Çırağın gitmesiyle karşısındaki genç adamın sesinin duyması bir oldu. Adam ona kapıyı açarken söylediği sözlere karşılık gülümsedi. Açılan kapıyla genç cadı içeri girdi topuklu ayakkabılarının sesi halının üzerinde boğuk bir ses almıştı. Kapıyı kapatan genç adam yarım kalan sözlerini tamamladığında genç cadı bakışlarını ona çevirdi. "Hatırlat o zaman "dedi ve gülümsedi. Balian'ın niyeti onu kızdırmak olduğunu biliyordu aslında ve genç cadı şuan pek kızacak gibi de görünmüyordu. Konu Balian ona ne içmek istediğini sorduğunda "Benim ne içtiğimi en iyi sen bilirsin tabi unutmadıysan" dedi kaşlarını havaya kaldırarak daha sonra masanın hemen önünde bulunan koltuğa oturdu. Genç adam kapının önüne çıkıp çırağın birine seslenmiş ve onlara içeceklerini getirmelerini istemişti. Çok geçmeden kapıyı geri kapatmış ve koltuğuna geçmişti. "Bak Balian bu iş sandığımdan da zor" dedi ciddi bir ses tonu ile buraya aslında ne için geldiğini hatırlatarak. "Yunanistana gittim bunu mektupta da sana yazmıştım bir daha yine gidebilir miyim bilmiyorum ama bunu deneyeceğim" dede sağ bacağını sol bacağının üzerine atarken. Elinde bulunan çantasını dizlerini üzerine koydu ve bakışlarını tekrardan karşısında ki adama çevirdi. Daha demin ki sözünü kendisi de düşündü nasıl yapacaktı bilmiyordu ama oraya gitmeliydi. Belki tekrardan bir mektup gönderir ve yarım kalan konuşmalarına tekrardan devam etmek istediklerini yazardı. Adrasın pek kabul etmeyeceğini biliyordu ama oraya girmesinin başka yolu yoktu. Kabul etmesini ummasın dan başka seçeneği yoktu. Aslına bakarsa bir B planına ihtiyacı vardı ve bunun içinde gördükleri ve bildiklerini genç adama aktarmalıydı. "Çiftlikte çok fazla koruma var amcanın dosyalarını incelemem biraz nası desem..." dedi biraz duraksadıktan sonra uygun sözcüğü aramaya başladı. Böyle durumlarda huyu olduğu bir şeyi yapıyordu yine alt dudağını ısırıyordu. Buna fark ettiğinde hemen vaz geçti."Pek mümkün değil" diye tamamladı cümlesini. Genç adamın bu sözlere karşılık yüzünün düştüğünü görebiliyordu. "Hadi ama yapma, elimden geleni yapacağım bana güvenebilirsin" dedi ve göz kırptı. O esnada kapıdan küçük bir tıklama sesi geldi. Karşısında ki adam dışarıdakinin içeri gelmesini söylediğinde kapı açıldı elinde iki tane fincan olan çırak girdi. Elindeki fincanların birini Nora'nın önünde duran üzeri cam masanın üzerine bıraktı. Diğer fincanı da genç adamın masasına bıraktı. Başka bir şey isteyip istemediklerini sorduktan ve olumsuz yanıt aldıktan sonra dışarı geri çıktı. Nora çantasını eline aldı ve içine tıkıştırdığı dosyayı çıkardı. Ramin Drejlaskov diye yazıyordu üzerinde ve kapağını açtığında adamın uzaktan çekilmiş bir fotoğrafı bulunuyordu. Dosyayı genç seherbazın masasının üzerine koydu. "Sana bahsettiğim adam bu, amcanın sağ kolu bu isimden bahsetti tamda amcanla konuşurken" dedi. Elindeki tek bilgi buydu diğer bilgiler pek bir işe yaramazdı zaten Balian'ın amcasına tanıdığına emindi. Büyük d'Ibelin'in başka neler karıştırdığını merak ediyordu karşısındaki adam bu olayı bırakmasını istese de o bırakmayacaktı ve devam edecekti. Dosyada bulunan bilgileri toplamak uzun sürmemişti doğrusu bakanlıkta ulaşabildiği yerlere gitmişti ve tabi dışarıda da bazı adamları konuşturtmak zorunda kalmıştı ama yine de bazı bilgiler edinmişti.
Balian d'Ibelin:
Nora koltuğuna geçerken Balian kadının verdiği cevaba gülümsemeden edemedi. Evet, hala hatırlıyordu kahvesini nasıl içtiğini; zevklerinin aynıydı. Balian'a bu kahve sevdasını aşılayan da bir yerde bu cadı olmuştu zaten. Kapıyı kapatmadan önce, her gün kahvesini hazırlattığı gençten bu sefer iki tane fincan istedi. Asıl meseleyi konuşmak için onu hazır bekleyen koltuğuna doğru hızlı adımlarla ilerlerken, ceketinin iç cebindeki gazeteyi çıkarıp masasının üzerine attı. Kurtulmak için can attığı ceketi de çıkartıp masanın hemen yanında bekleyen aynalı vestiyere asmıştı. Nihayet koltuğuna oturduktan sonra, Nora'nın konuşmaya başlamasını bekledi.
Kendisinden birkaç yaş daha genç olan kadının düz ses tonu ile söylediği cümleleri dinlerken, küçük bir hayal kırıklığı yaşadı. Normalde koruma kullanma gibi bir huyu yoktu yaşlı adamın ama siyasete girmek çoğu fikrini değiştirmiş olmalıydı. Dosyaları inceleme fikrinin pek mümkün olmadığı konusunda hem fikirdi. Ayrıca yaptığı yasa dışı işleri birisinin gizlice odasına girip bulabileceği riskini çoktan düşünmüş ve iyi bir çözüm yolu bulmuş olmalıydı Adras. Balian bu şekilde ellerine bir şey geçiremeyeceklerini düşünüyordu artık. Nora'yı da aşan bir istekti bu. Aslında daha fazlasını umuyordu ama Nora'nın elinden gelenin bu olduğunu gördüğünden böyle düşünmeye hakkı olmadığını biliyordu. Koskoca konsey üyesiydi karşısında ki. "Bir daha gitme fikri bana biraz tehlikeli geliyor. Çiftliğe ondan habersiz girmeyi denemeyi düşündüm ama bu daha da tehlikeli. Adras şüphelenirse işimiz çok zorlaşır. Bulabileceğimiz şeyler varsa onları daha derinlere saklayacağından hiç şüphem yok." dedi kadının söylediklerine karşılık. Bu arada kahveleri de gelmişti. Fincandan dışarı tüten dumanın yaydığı kokuya bayılıyordu. Karışık haldeki zihnini rahatlatan bir terapi gibiydi. Aldığı bir yudumun ardından konuşmaya devam edecekti. "Elinden geleni yaptığını görüyorum Nora, ama bu adamı durdurmazsak birçok masum insanın canı yanacak gibi görünüyor. Öncelikle şu silah satıcısı ile alakalı olarak neler planladığını öğrenmemiz gerek." şimdilik ellerinde olan bu küçük ama önemli bilgiyi kullanarak yol kat etmeyi istiyordu Balian. Yaptıklarını ortaya dökemiyorlarsa yapacaklarını engellemek ikinci seçenekleriydi. Nora'nın da kendi olanaklarını kullanarak araştırma yapmış ve bir dosya hazırlamıştı. Adamın resmini Balian'a gösterirken "Sana bahsettiğim adam bu, amcanın sağ kolu bu isimden bahsetti tamda amcanla konuşurken" dedi. Eline aldığı dosyayı incelerken, geçen birkaç gün içerisinde aklında birleştirdiği birkaç parçayı kadına sundu "Ramin denilen adamında amcamdan pek bir farkı yok. İkisi de gözümde deli ve sadece gücü önemseyen insanlar. İş yaptığı yada yapacağı adamlardan sadece birisi bu." dosyayı masanın üzerine bıraktıktan sonra bakışlarını kadınınkilere sabitledi. "Kendine benzeyen bir sürü adamla iş birliği yapmaktan çekinmiyor. Ve benim bu adamı nasıl yakalayacağımıza dair tek bir planım bile yok." sesine yansıyan umutsuzluk, kahvenin güzel kokusunun yarattığı o güzel hissi kemirip yok etmişti. "Suç üstü yapmaktan başka bir çare gelmiyor aklıma, onu kızdıracak bir şey biliyor olsaydık bu planımız çok iyi işleyebilirdi." bu yolda gerekirse kendini feda etmeyi bile düşünüyordu baş seherbaz. Lanetlerden pek çok zaman kurtulmayı başarmıştı ama birçok gözün önünde Adras'tan gelen bir lanetin önüne seve seve atlardı.
Nora Gray:
Genç cadı başını hayır anlamında sallar "Kendini tehlikeye atmayı mı düşünüyorsun yani" bunu yapmasını istemiyordu evet kendisi yapmıştı ama yine de o bir ajandı bunun eğitimini almış ve her şeye göz yumardı. Bir keresinde yine büyük bir işe bulaşmıştı. Fakat o zaman ifşa olmuştu sadece bir belge yüzünden ve oradan kaçmak zorunda kalmıştı. Hem de bu olay İngiltere de değil Amerika da yaşanmıştı. Amerikalı bir kumar çetesinden İngiltere bakanlığına ait bir şey çalınmıştı onu bulmak için kendi hayatını tehlikeye atmış sonuç ise yüksek bir yerden düşmüş ve karnına saplanan cam parçası yüzünden St. Mungo da bir hafta geçirmek durumunda kalmıştı. "Ramin denilen adamın tek olduğuna inanmıyorum zaten daha bunun gibi nicesi vardır amcanın peşinde dolaşan" diye ekledi düşünceleri aklından kovalarken. Balian'ın sözlerindeki umutsuzluğu mavi gözlerindeki ışığın söndüğünü görebiliyordu. Bir şeyler bulmalıydı yada yapmalıydı Adras ile eninde sonunda tekrardan görüşmeliydi bu aklının bir köşesinde vardı ve bu görüşmeyi yaparken eline bazı bilgilerin geçmesi gerekiyordu. Belki başka bir odaya göz atabilirse yada Adrasın dolaplarını karıştırıp işe yarar en ufak bir ip ucu eline geçirirse belki de bu Adras için dönüm noktası olabilirdi. Genç cadı üzerinde dumanı tüten kahvesini eline alıp bir yudum aldı ve sonra geriye bıraktı. Genç adamın karamsar yüz ifadesi onun canını sıkmıştı doğrusu.
Oturduğu yerden ayağa kalktı ve odada tur atmaya başladı. Canı sıkıldığında yada düşündüğünde yerinde duramazdı genç cadı her zaman bir şeylerle uğraşması gerekiyordu. Topuklu ayakkabılarının sesleri sanki halıya sürtüyormuşçasına çıkıyordu. Masanın hemen az ilerde sağ tarafta duran camlı dolabın hemen köşesindeki küçük dolabın üzerinde duran kalemi aldı. "Bir yolunu buluruz" dedi fısıltılı bir sesle sonra elindeki kalemi yerine bıraktı. Bakışlarını genç adama dikti daha sonra daha demin genç adama verdiği dosyaya, halının üzerinde yürümeye devam etti ve genç adamın yanına geldi, arkasını masaya dönerek Balian'ın bıraktığı dosyayı eline aldı bir kaç sayfa karıştırdıktan sonra genç adamın önüne dosyayı koydu. "Bir daha ki ticaret burada gerçekleşecek" dedi parmağını dosyanın üzerine koyarak. Bakışlarını genç adama çevirdiğinde " Suç üstü yaparsan amcan neler olduğunu anlayabilir ve elindekileri saklaya bilir zaten bulmamız zor olan şeyler daha da zorlaşır" dedi genç cadı. "Balian gitmeni istemiyorum ama şu Ramin denilen adamı ben bulmaya ve onu sıkıştırmaya çalışacağım" dedi. Genç adamın bakışlarının ona döndüğünü görebiliyordu. Cadı bakışlarını dosyanın üzerindeki tarih ve adrese çevirdi. Londra da ki limanda gerçekleşecekti gece geç saatte olacağına emindi. "Ama bu biraz zaman alacak" diye ekledi sözlerine. Nasıl yapacağını bilmiyordu ama bir yolunu bulacaktı, ticaretin olduğu zamanı takip etmeli ticareti gerçekleştikten sonra bu işi yapmalı ve büyük d'Ibelin'i şüphelendirmemeliydi. Adamın da ne tepki vereceğini bilmiyordu gerçi sıkıştırırsa belki ağzından bazı şeyleri alabilirdi fakat Adrasa tamamen sadıksa ki bunun olduğunu pek sanmıyordu adamın kendi çıkarları için bu işi yapacağını zannediyordu ve Adrasa pekte bağlı olmayacağını tahmin ediyordu.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
Tam sürüme git