İngiltere Büyücedünyası > Seherbaz Büro

FB - Saf güç! Bilgi...

<< < (3/3)

Nora Gray:
Dudaklarına değen sıcak sıvı içini rahatlatmaya devam ederken yumuşak tadı da onu tüm düşencelerinden alıp götürüyordu adeta. "Güzel bir kahvenin tadını hiç bir şeye değişmem" dedi genç cadı gülümseyerek. Bakışlarını genç seherbaza çevirdiğinde adamın kahveyi Yunanistandan getirdiğini öğrendi. Yunanlıların zevkleri gerçekten çok iyiydi. Çevresindeki diğer seherbazlar gibi bağımlı değildi kahve veya çay içmeye belki böyle oturup arkadaşları ile beraber tek fincan içerdi o kadar ama güzel bir şey buldu mu bunu kaçırmazdı. Aynı elindeki kahve gibi. Genç adamın önceden haber verme şartıyla olan teklifine sıcak bakmıştı elbette karşısındaki adamla iş zamanları da hariç oturup sohbet edebilirdi önceden bunu defalarca yapıyorlardı. Genç cadı aklından geçirdi kaç sene olduğunu. İngiltere ordusundan ayrılalı kaç sene olmuştu, yüz başı kıyafetini çıkaralı kendisi de aslında bilmiyordu. Muggle dünyasında en başında yaşamayı seçmiş ve kendini eğitmişti. Uzun bir süre orduda görev yaptıktan sonra oradan ayrılmış ve kendi ait olduğu dünyaya geri dönmüştü. O Muggle dünyasına ait değildi ama orayı da seviyordu, aile büyükleri ne kadar ona karşı gelseler ve her seferinde safkanlığını dillendirseler de genç cadı onlara karşı gelip gitmişti Muggle dünyasına. Belkide sırf inattı yüzünden yapmıştı bunu ama ona faydası çok fazla dokunmuştu. Özellikle de gizli ajan olduğu sırada.

Karşısında oturan seherbazın sözleri ile daha yirmilerinde orduda görev yapan kadın gözünün önünden silinmişti. "Ah evet Hogwarts yıllarında seherbazlık bürosunda çalışırken okula geldiğinde arkandan geleceğin baş seherbazı diyorlardı" diye gülümsedi. Genç adamın sözlerini dinlerken cadı elindeki kahve fincanını masanın üzerine bıraktı. Aralarında sadece üç yaş olması Hogwarts senelerinde genç adamı biraz olsun tanımasına neden olmuştu. Gerçi gidip tanışmamışlardı o yıllar onun dikkatini başka birisi çekiyordu yine Slytherin binasında olan.  Balian sözlerini devam ederken genç cadı düşünmeye başladı. Hedeflediği ye mi aslına bakarsa o tam da istediği yerdeydi. Dosya işlerinden sıkılıyordu ama yinede işini seviyordu. Ne seherbazlar gibi tamamen bakanlık için oradan oraya koşturuyor İngilterenin düzenini sağlamaya çalışıyordu ne de casuslar gibi başka bir ülkeye sızmaya çalışıyordu. Hogwarts yıllarında da seherbazlık bürosuna girmeyi istiyordu fakat aklını karıştıran çok fazla şey vardı daha sonra annesinden ajanlığın nasıl olduğunu öğrendiğinde bu işe başlamıştı. Karşısında oturan seherbazın sözlerine karşılık küçük bir kahkaha attı. "Aslına bakarsan ben yerimden gayet memnunum" dedi ve daha sonra tek sorunu olan ayak işleri geldi aklına. "Tabi şu dosya imzalatma gibi ayak işlerini çıraklar yerine beni göndermeseler daha iyi olacak"diye ekledi. Baş seherbaz, diğer seherbazlar yada farklı bakanlık katları arasında mekik dokuyordu ona göre bunlar çırakların işi değil miydi. "Ne kadar yükselirsem sorumluluk o kadar artar ben daha fazlasını kaldırabilecek biri değilim" diye ekledi. Bazı şeylerden çok çabuk sıkılıyordu Nora. Evet emir almamak tam tersine emir vermek güzel bir şeydi ama bir yükseldiğinde insan saflığını kaybedebiliyordu ve başka bir şeye dönüşebiliyordu. Karşısındaki adam öyle olmamıştı yani şimdilik en azından ve değişmesini de istemiyordu.

Genç cadı fincanını eline aldığında bir yudum daha içti fakat Balian'ın sorduğu soru içtiği kahveyi adeta boğazına bir yumru gibi oturmasına neden olmuştu. Gülümsemesi silinmişti birden, bunu neden sormuştu ki şimdi geçmiş defterleri neden karıştırmak istemişti. Normalde olsa çekip giderdi bu durumdan aslında karşısındaki adam onu en iyi şekilde bilen kişiydi ve böyle bir soruya şaşırmıştı doğrusu. Ne cevap vereceğini kafasından tartarken elindeki kahveyi bıraktı. Oturuşunu düzeltti ve yüzüne sahte bir gülümseme koydu. Balian onu tanıyorsa ki en iyi şekilde tanıyan oydu bu gülüşün sahte olduğunu çok kolay anlardı. "Bay d'Ibelin, işim gereği bazı şeyleri hayatımdan çıkarmam gerekti" diye yanıt verdi. "Bunlar geçmişte kaldı" diye ekledi. Bakışlarını adamdan kaçırıp eline kahve fincanını alıp kahvesinden bir yudum alırken içtiği kahve sanki acıydı artık.

Arada bir karşılaştığı diğer seherbaz arkadaşları vardı. Bunlarda biri Balian'ın en çok güvendiği Leonardoydu. Ondan öğrendiğine göre baş seherbazın Milla isimli bir sevgilisi vardı. "Eminim siz şu şapkacı kız ile iyisinizdir, umarım Lilith'e güzel bir anne olur" dedi elindeki kahve fincanını bırakarak. "Bu arada sormayı unuttum ne zaman evleneceksiniz?" dedi genç cadı. Genç adamın şaşkın bakışlarını görebiliyordu Milla ismini söylediği ilk saniyeden itibaren. Leonardo dan bu ismi duyduğunda Ağustos ayıydı ve genç cadıyı araştırıp dükkanını bulmuştu fakat kadının dükkanı kapalıydı. Şansını denemek istemiş ama olmamıştı.

Balian d'Ibelin:
"Şapkacı kız mı?" hiç beklemediği bir yerden vurmuştu Nora Balian'ı. Kelimeler boğazında düğümlenmişti adeta. Her şey yolunda giderken bir anda terk edip gitmişti biricik şapkacı kızı. Ağustos ayından beri ondan tek bir haber bile alamamıştı. Yaşadığı onca şeyin altında ezilen bedeni birde bu yükün altında kalmıştı. Şaşkın bakışlarla soruyu soran kadına bakmaya başladı, sanki ona ceza vermek istiyor gibiydi. İşin garip tarafı başarmıştı da. Biliyormuydu yani onu terk edip gittiğini ? "Nora o gitti. " dedi buruk bir ses tonuyla, ama hayır, onun kazanmasına izin vermeyecekti bu küçük sürtüşmeyi. Kendisini zorladı ve yüzünde ki o silik, dertli ifadeyi yok etti ve "Artık yalnızım anlayacağın. Evlenmek pek bana göre değil." dedi ve göz kırptı. Perde çektiği ve dışarıdan özenle sakladığı duygularına ışık tutup göstermediğini umuyordu. Ama kalbinde çıkarttığı fırtına yakıp yıkmaya devam edecekti uzunca süre. Bir an odasında yalnız kalıp bu duyguyla yüzleşmeyi istedi. Sevdiği, daha doğrusu sevmeyi istediği kadını yine kaybetmişti. Bu sefer Syrinx'den daha çok yıkıma uğramıştı. Tek bir kelime söylemeden, ardında bir iz bırakmadan çekip gitmişti. "Biliyor musun Nora seninle konuşmak gerçekten güzel, geçen birkaç yılda değişmemişsin. Tam tersine güçlenen bir kadın görüyorum karşımda." dedi ve ayağa kalktı. Oturduğu yerden başını kaldırıp meraklı gözlerle onu izleyen kadının yanına kadar gitti. Artık yalnız kalmak istiyordu bu yüzden "İzin verirsen üzerinde çalışmam gereken konular var. Asıl işimizi hallettiğimize göre, sohbetimizi sonraya da bakabiliriz. " gitmesi gerektiğini anlayan Nora'nın da ayağa kalktığını gördü. Aralarında çok bir boy farkı yoktu cadının giydiği topuklu ayakkabılar sayesinde. "Bugün için teşekkürler." dedi ve elini uzattı. Nora'da çok beklemeden tokalaşıp veda etmek üzere elini uzattı. Son kez selamladıktan sonra, sinir bozucu topuklularının çıkarttığı ses eşliğinde kapıya doğru gitti ve kapıda son kez attığı bakışın ardından odadan çıktı. Balian ise yüzleşmek zorunda kaldığı duyguları ile başbaşa kalmış halde oturup kalmıştı koltuğuna.

SON

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git