17 Nisan, 2026 09:03:38 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: [Sabotaj Soruşturması] Nimbus Fabrikası  (Okunma sayısı 96 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
[Sabotaj Soruşturması] Nimbus Fabrikası
« : 23 Ağustos, 2022 04:22:56 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Quidditch Dünya Kupası konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Bakanlık çalışanlarının ve Gazetecilerin yazma izni vardır. İzinsiz rütbelilerin güzel bir plan ile işe karışabilmesi de gayet tabi mümkündür.

Nimbus süpürgelerinde çıkan sorunlar yüzünden işletmesi belli bir süre durdurulan Nimbus Süpürgeleri Fabrikasını inceleme konusudur. Rp sonunda bulgularınızı buraya özetlemeniz rica olunur.

Çevrimdışı Nicholas Ezra Urswick

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 21
  • 2280 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nicholas Ezra Urswick
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Baş Seherbaz
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
Ynt: [Sabotaj Soruşturması] Nimbus Fabrikası
« Yanıtla #1 : 23 Ağustos, 2022 15:15:14 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Seth Carter'ın odasından çıktığımda kapının yanında duvara yaslanmış bekleyen yeni stajyerime içeriden aldığım dosyaları uzattım. "Küçüğüm, gel benimle." dedim gülümseyerek ve keyifli bir şekilde adımlamaya başladım koridoru. Kendi bölmeme geçtikten sonra üzerine çalışmaya başlayacaktım ama önce bir kahve molası... Ne var? Boğazıma iyi geliyor sıcak içecekler. Boğazım kesildi ulan benim! Ses tellerim iyileşsin diye aylarca konuşamadım, bu ne demek anlayamazsınız. Cynthia'yı susturamadan dakikalarca yediğim azarlar, sokakta dibim düşse de konuşamadığım kadınlar, gülemediğim espriler... Ağzımdan çıkan her söz çok kıymetli artık. 

Seherbazların katına geldiğimizde ıslık öttürerek girmiştim kalabalığın arasına. "Bak şimdi nasıl da üşüşüyorlar başıma." dedim yanımdaki kıza şov yaparak. Aylar sonra ilk iş günüm. Gülümseyerek bıyıklarımı kıvırdım ve bekledim ofisin ortasında biri dönüp baksın diye. İş mi yapıyorlar nedir anlamadım ki? Çok yoğundu herkes, kafalarını kaldırıp da fark edemediler geldiğimi. Salaklar... Ne olabilir bu kadar önemli? Öksürdüm biraz dikkat çekmek adına. İşe yaramadı. "Ayh! Siz de ne iç karartırsınız be! Niye sıkılıyordum buradan hatırladım!" diye bağırdım iç geçirerek. "Bay Urswick!" şeklinde yanıma koşan sekreterimiz sayesinde çoğu kişinin ilgisini yakalamıştım. Telaşla yanıma gelip nasıl olduğumu soranlara sanki az önce bağıran ben değilmişim gibi sesimi boğuklaştırıp "Zorlamamaya çalışıyorum." diye işin şovunu yaptıktan ve herkesin hoş geldin hediyelerini kabul ettikten sonra stajyerimle birlikte kendi masama geçtim. Birkaç hediyeyi kendim taşımış olsam da büyük kutuları kızın elindeki dosyaların üzerine gelişigüzel fırlatmıştım.

"Şimdi güzel kız, neydi ya adın gerçekten? Hmm, Sophia, bomba gibi bir dava düştü elimize. Aslında çok izin vermiş olacağım karıştırmana ama söylemezsin kimseye. Güzelsin, akıllı duruyorsun, gizlersin bu kıyağımı."  İyilik yapıyor gibi iş kitliyorum kıza, yavrum da inanıyor. Yazık valla yazık. "Elindeki şu kırmızı dosya- Ay hala ne yapıyorsun o kutularla ya? Fırlat şöyle,"  diye hediyelerimi masanın altına attım ve devam ettim. "Kırmızı dosyada tanıkların ifadeleri var. Onları okuyup olayı öğren iyice. Sonra da bana bir kahve yap. Hatta önce kahve yap, sonra çalış. Uykum açılınca gideriz fabrikaya, yolda da anlatırsın ayrıntıları. Tamam mı?" dedikten sonra ben de elindeki mavi dosyayı aldım ve o gün hakkında bildirilen güvenlik önlemlerini, vardiya planını ve sonrasında çıkan sorunları incelemeye başladım. Niye umursadım bu kadar onu da anlamadım, normalde okumazdım bile yazanları. Özledim mi ya işi? Yok artık. Seth'in dönüşümü kutlamak için büyük dosya vermesi gururumu okşamış olabilir. Bu adam işini iyi biliyor.

Kız dönünce özellikle incelemesini istediğim Seth'in de bahsettiği birkaç kişiden bahsedecektim. Bir yaratıktan bahsediliyordu. Kimin saldığını gördüğünü iddia eden biri vardı. Ayrıntısını bilmek istiyordum. Ayrıca süpürgelerle ilgilenmekti bizim görevimiz. Maç sırasında süpürgelere ne olduğunu görenler tarafından tescillemek güzel olurdu. Eridiğini, patladığını, yön değiştirdiğini, yok olduğunu bile söyleyen var. Okuduğum gazete haberlerinde de bütün takıma karşı yapılan bir suikast olduğu iddiasından bahsediliyordu. Her şey olabilir. Ama bizim önceliğimiz, gerçekten de seri üretim kısmında bir hata var olup olmadığını anlamak için fabrikaya gitmek.




Çevrimdışı Sophia Catherine Lorence

  • Slytherin
  • 4. Seviye
  • İleti: 11
  • 162 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Sophia Catherine Lorence
  • Güç Puanı: 38
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Sema
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 4
  • Tılsım Gücü: 1
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: [Sabotaj Soruşturması] Nimbus Fabrikası
« Yanıtla #2 : 23 Ağustos, 2022 19:40:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sophia, sırtını duvara yaslamış ayaklarını hafifçe yere vurarak çıkardığı ritmik seslerle birlikte düşüncelere dalmıştı. Burda ne işi olduğunu düşünüyordu. Neden stajyer olarak çalışacağı hakkında kendisinin de hiçbir fikri yoktu. Hiç kendisinin yapacağı bir iş değildi. İzlanda'dan döneli çok olmamıştı ve son olan olaylar hakkında hiçbir fikri yoktu. Fransa-İngiltere Quidditch Dünya Kupası Final maçında olanları az çok duymuştu. Quiddich ile arası çok iyi olmasa da merakı kabarmıştı. Hem bir şeyler öğrenebilir, hemde yeni deneyimler kazanabilirdi.

Kadife beyaz gömleğini düzeltiğinde kafasını kaldırıp etrafına bakındı. Bugün ilk iş günü olduğu için kıyafetine özenmişti. Bakanlık çalışanları normalde ne giyiyordu emin değildi fakat beyaz gömleği ve dizlerinde biten siyah eteği açık bıraktığı uçları dalgalı sarı saçları ile uyum içerisindeydi. Yanında durduğu kapının açılmasıyla safir mavi gözlerini odadan çıkan seherbaza çevirdi. Kendisine uzatılan dosyaları hızlıca eline alıp kollarıyla sarmaladı. Dosyalara bir şey olsun asla istemezdi. Sarışın büyücü ona seslendiğinde hiçbir şey demeden âdeta bir ördek yavrusu gibi koridorda peşine takıldı.

Seherbazlar katına geldiklerinde yanındaki büyücü ona gülümseyerek konuşmaya başladığı zaman Sophia istemsizce tebessüm etti. Güzel bir yüzü vardı. Mavi gözleri, parlak safir taşlarına benziyordu. Güldüğünde gözleri hafifçe kısılıyordu ve bu hâli onu daha yakışıklı gösteriyodu. Genç kız istemsizce düşündü. Hogwarts yıllarında oldukça kızla çıkmış olmalıydı. Sarı bıyıkları olmasa daha genç gözükürdü. Ama sarışınlar onun tipi değildi, esmerleri tercih ederdi. Sarışın cadıyı düşünceleriniden çıkaran şey birkaç hediye kutusunun kendisine doğru gelişigüzel fırlatılmasıydı. Hızlıca kendini toparlayıp, hediyeleri sıkıca kavradı. Adını sorduğunda hafifçe konuştu.

"Sophia Catherine Lorence efendim." Kendini takdim ederken genelde her leydinin yapacağı gibi etek selamı verirdi. Fakat şu an eli doluydu ve burda resmiyet ve selamlaşma nasıl oluyordu pek bir fikri yoktu o yüzden sadece başıyla selamladı. O zaten karşısındaki büyücünün adını biliyordu. İşe başlamadan önce bilgi vermişlerdi. Kendisi gün içinde 'efendim veya Bay Urswick' diyeceği için bunun bir önemi yoktu. O onun stajeriydi. Yani efendisi sayılırdı. Sophia da onun yardımcısı... Genelde işler böyle yürümediği için genç kız durumu garipsedi. Normalde efendi kendisiydi.  Hizmetçiler kendisinden yaşça büyük olduğu halde onun etrafında döner, her işini yaparlardı. Banyosundan yemeğine kadar... önünde yürüyen büyücüye çekingen bakışlar attı. Kendisinden yemek yapmasını istemezdi değil mi? İrkilerek duruşunu düzeltti. O sırada Bay Urswick elindeki büyük hediye paketlerini gelişi güzel masasının altına doğru fırlattı. Konuşmaya devam ederken genç cadı dikkatle dinledi. Elindeki dosyalardan kırmızı olanı en önce çıkardı.

"Tamamdır efendim. Elimden geleni yapacağım." Kararlı bir şekilde söylerken mavi dosyayı uzattı ve elindeki kırmızı dosyayla ilerlemeye başladı. Kahveyi bakanlıkta nerde bulabilirdi? Satan bir yer olabilirdi. Ya da mutfak tarzı bir yer, zaten Bay Urswick kendisine kahve yapmasını istemişti. Genç kız korkuyla titredi. Daha önce hiç kahve yapmamıştı. Dahası önceden bir mutfağa adımını bile atmamıştı. Bir an içinden hizmetçisi Bethy'nin kendisinin yanında belirmesini diledi o, ona yardımcı olabilirdi. Birkaç dakika ardından bir grup cadı ve büyücünün kalabalık halde bir odadan çıktığını gördü. Onların yanına sokuldu bazıları ellerine kahve almış bazıları ise çaylarını yudumluyordu. Mutfak deninen yer burası olmalıydı. Utangaç bir şekilde etrafına bakındı. Bu hiç kendisine göre bir şey değildi. Ama o bunu düşünmeden kumral saçlı bir cadının hafifçe  ceketini çekti. Kadın ona bakışlarını çevirdiğinde konuşmaya başladı.

"Üzgünüm efendim, rahatsız ediyorum. Ben burda yeni stajyerimde Bay Urswick'e kahve götürmeliyim. Lütfen bana yardımcı olun."

Safir mavisi gözlerini beklentiyle kadına çevirdiğinde genç kadın gülümseyerek baktı. Kahveyi yapmayı kabul ettiğinde, Sophia bir koltuğa kurularak kırmızı dosyayı incelemeye başladı. 

Sessizce dosyayı okuyor. Önemli olduğunu düşündüğü yerleri birkaç defa tekrar tekrar okuyordu. Bazen kaşları çatılıyor, istemsizce dudaklarını büzüyordu. Genelde tanıklar korkularından ve Nimbus şirketine karşı yaşadıkları hayalkırıklığından bahsediyordu. Elle tutulacak fazla bilgi vermiyorlardı. Sadece birkaçı bir yaratıktan bahsediyordu. Sarışın cadı düşündü. Oldukça büyük bir yaratık olmalıydı etrafına bu kadar korku saldığına göre, peki bu canlı neden birden Quidditch Dünya Kupası'nda belirmişti. Sadece herkesi korkutmak için mi ya da gizli bir amaç uğruna mıydı? Ayrıca birden patlayan süpürgeler nasıl olmuştu. Bir süpürge birden patlayabilir miydi? Hiçbir müdahale olmadan? Bu bir suikast girişimi miydi? Genç kadın kendisine seslendiğinde kafasını kaldırıp ona baktı. Kahveyi yavaşça ona doğru uzattı.

"Kolay gelsin, dikkatlice taşı sıcak."

Sophia yüzünde büyük bir gülümseme ile dikkatlice kahveyi aldı.

"Çok minnettarım efendim. Bu iyiliğinizi asla unutmayacağım. Eğer bir gün yolunuz İzlanda'ya düşerse lütfen Lorence Dükalığına uğrayın size dört dörtlük hizmet sunacağımızdan emin olabilirsiniz." Bir pazarlamacı edasıyla konuştuğunda kendisine yardımcı olan bakanlık çalışanına gülümsedi. Çalışan kendisine tuhaf bakışlar atarak yüzündeki garip ifade ile konuştu. Şaka yaptığını düşünmüş olmalıydı. Fakat hiç kimse yüzünde ciddi bir ifadeyle şaka yapmazdı. Sophia da zaten son derece ciddiydi. Genç kadına iyi hizmet edecekti eğer İzlanda'ya gelirse.

"Peki..."

Genç cadı, yardımsever bakanlık çalışanını arkasında bırakarak seherbazların olduğu kata doğru dikkatli adımlarla yürümeye başladı. Bay Urswick'in masasına yaklaştığında yavaşça kahveyi masasına bıraktı ve dosyadan edindiği bilgileri özet şeklinde anlatmaya koyuldu.

"Bay Urswick, öncellikle bu kahveniz."

Kahveyi uzattığı yeri göstererek konuşmasına kaldığı yerden devam etti. "Efendim, dosya hakkında ise çok bir şey bulamadım. Fakat bazı tanıklar 10 metreye yakın bir yaratığın olduğunu belirtmişler. Ayrıca süpürgelerinde birden içe doğru yanmaya başladığını bu mümkün mü bir süpürge müdahale olmadan yanabilir mi?"

Çevrimdışı Nicholas Ezra Urswick

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 21
  • 2280 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nicholas Ezra Urswick
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Baş Seherbaz
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
Ynt: [Sabotaj Soruşturması] Nimbus Fabrikası
« Yanıtla #3 : 24 Ağustos, 2022 00:35:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Sophia kahvemi getirene kadar dosyaların içine bıraktım kendimi. Garip olan bazı şeyler vardı. Mesela Cornelia'nın anlattığına göre siyah kapüşonlu şüpheli görünümlü biri varmış o gün etrafta. Bunun dışında bir yaratıktan da bahsediliyor. Ancak bunların hepsi tabii ki bir rastlantı da olabilir. Üstelik gün içinde üst düzey koruma varmış, süpürge odasında bile görevli iki bakanlık çalışanı varmış! Birinin içeri girmesi, süpürgeleri değiştirmesi veya bu tarz bir durum söz konusu olmamalı. Üretiminde bir sıkıntı varsa diğer süpürgelerinde yüzde kaç oranda bu durum söz konusu görmemiz lazım. Öyle değil mi? Hangi olasılık bütün takıma bozuk süpürge verilmesini sağlayabilir ki? Bu kadar mı kötüsünüz işinizde? Yoksa aslında tam da planladığınız gibi mi gitti her şey?

Stayjerimin sesiyle kaldırdım başımı dosyalarımdan ve gülümseyerek uzattığı kahveyi aldım elime. Konuşmasına devam ederken fincanı dudaklarıma yaklaştırıp dumanını sakince üfleyerek yok etmeye ve sıcağının geçmesini beklemeye başladım. "10 metre mi? Yok yook, dev anası geldi deselermiş. Şu milletin abartısı yok mu..." Bir kez daha üfledikten sonra fincandan bir yudum aldım. Mmm leziz. "Elin lezzetliymiş." dedikten sonra bir yudum daha aldım ve bıraktım masaya. Islanan bıyıklarımı saten cep mendilim yardımıyla kibarca temizledikten sonra elimle bıyıklarıma tekrar şekil verirken sorusunu düşünüyordum. Bir müdahale olmadan süpürge yanabilir mi? Bir anda? Neden tam da maç sırasında? Önce değil... Daha önce test sürüşünden geçmedi mi? Takımdakiler antrenman yapmadı mı? Isınma? "Bir müdahale olmadığını nereden biliyorsun?"

Bir saat daha Bakanlık'ta milletle sohbet ettikten ve boş yaptıktan sonra sonunda fabrikaya gitmek için toparlandık. Kıza  baktım bu sırada. Bir etek var altında, üstünde de beyaz düz bir gömlek. Hayatımda hiç bu kadar sıkıcı bir kombin görmedim. Kaç yaşında ki acaba? O yaşlarda ne giyiliyor diye düşünüyorum da Franziska hiç böyle değildi. "Sen kaçıncı sınıfsın? Cisimlenmeyi öğrendin değil mi?" dedim şüpheli bir tavırla. Franziska'dan kesinlikle çok daha küçük olmalı bu kız. Göğüsleri büyümemiş bile sanki! Aman neyse ne, bana ne kızın göğüslerinden. "Bir de yarın daha canlı renklerde bir şey giymek istemez misin? Böyle içim sıkıldı tatlım benim, bak bana!" Altın sarısı smokinimi gösterdim kollarımı açarak. Dokusunda kahverengi dikişlerle oluşturulmuş çiçeksi desenler ve içimde de kabarık beyaz bir gömlek vardı. Seviyorum bu hayatı, neden basit yaşayayım?

Fabrikaya cisimlendiğimizde bu kıyafete özendiğime pişman olacaktım. Dağın taşın arasına, toz toprağa geldik bildiğin! Girişe doğru yürürken "Ne- gereksiz- bir yer-" diye mımızlanmaya başlamıştım bile. Fabrikanın her yeri kapalıydı, etrafta da biri gözükmüyordu. Üretimi durdurulmuştu tabi, son yaşananlardan sonra buna izin verilemezdi. Şimdi de bizim geleceğimizden haberleri olduğu için yönetimden birileri fabrikada olacaklardı. Fabrika müdürü dışında birkaç farklı çalışan daha görebilmeyi umut ediyordum. "Etrafta birileri var mı kontrol eder misin küçüğüm. Benden de uzak dur." dedim arkamdan gelen kıza. Ardından asamı çıkardım usulca. Saatimi kontrol ettim. Tam geleceğimizi söylediğimiz saatte buradayız. Niye karşılayan yok? Asamı boynuma doğrulttum ve "Sonorus." diyerek sesimi artırdıktan sonra "Bakanlık soruşturmanız başlamıştır. Fabrikayı acilen boşaltmanızı rica ediyorum." dedim sert bir şekilde. Sonra sırıtarak kıza döndüm."Sesimi kaybettikten sonra alışkanlık oldu. Kimse de laf edemiyor."

Çevrimdışı Sophia Catherine Lorence

  • Slytherin
  • 4. Seviye
  • İleti: 11
  • 162 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Sophia Catherine Lorence
  • Güç Puanı: 38
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Sema
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Slytherin
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 4
  • Tılsım Gücü: 1
  • İksir Kabiliyeti: 6
Ynt: [Sabotaj Soruşturması] Nimbus Fabrikası
« Yanıtla #4 : 24 Ağustos, 2022 18:16:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bay Urswick kahvesini üflerken,  sakince onu dinliyordu sarışın cadı. Fakat onun gibi düşünmüyordu. Sophia'ya göre o canavar 10 metreden bile büyüktü. İnsanlara böylesine korku salabilen bu yaratık bundan daha  azı olamazdı. Hatta belki de diğer sihirli yaratıklar gibi özel güçlere de sahip olabileceğini tahmin ediyordu.

Bay Urswick'in iltifatını duyduğunda huzursuzca olduğu yerde kıpırdandı. Sonuçta kendisi yapmamıştı ama bunu söylemeye gerek yoktu. En azından şimdilik. Yüzünün önüne gelen dalgalı saçlarını kulağının arkasına sıkıştırdıktan sonra her zamanki kadife sesiyle konuştu.

"Teşekkürler efendim."

Sarışın büyücü kahvesini masaya bırakırken düşünceli gözüküyordu. Sophia onu düşünceleri ile baş başa bırakmaya karar verdi. Sonuçta kendisi düşünürken biri araya girseydi, sinirlenirdi. Bay Urswick sorusuna başka bir soruyla yanıt verdiğinde genç cadının kaşları hafifçe havaya kalktı. Biri gerçekten süpürgelere sabotaj yapmış olabilir miydi? Peki kim yapmıştı? Cadı avcıları mı? Korkuyla irkildi. Stajdayken karşılaşmak isteyeceği son şey bir cadı avcısıydı. Kendisine veya başkalarına zarar gelmesini istemezdi. Bu olan olaylar yüzünden ölen kişiyi düşünmek bile istemedi. Belki de oraya sadece eğlenmek veya kafa dağıtmak için gitmişti. Ama sonu ölüm olmuştu. Bu korkunçtu, ölümden daha kötü bir şey olmazdı.

Bay Urswick diğer seherbazlarla konuşurken, genç cadı da birkaçı ile tanışma fırsatı yakalamıştı ve onların yaşadıkları maceralarını dinlemek fena değildi. Fabrikaya gitmek için hazırlanırken Bay Urswick'in peşinden ayrılmadı. Sonuçta kalabalığın ortasında kaybolmak istemezdi. Kendisine soru yöneltiğinin farkına vardığında bakışlarını Bay Urswick'e doğru çevirdi.

"Bu sene yedinci yılıma başlayacağım efendim. Daha reşit olmadığım için cisimlenmeyi de  öğrenemedim."

Bay Urswick sözlerine kaldığı yerden devam ettiğinde genç cadı gözlerini adamın takımına çevirmişti. Onun yaşındaki adamlar böyle renkler mi tercih ediyordu emin değildi. Fakat karşısındaki büyücünün değişik bir moda anlayışı olduğu kesindi. Genç kız üzerindeki kıyafetlere baktı. Bu kıyafetler kendisini yaşından büyük mü göstermişti? Bir yetişkin gibi giyinmeye çalışmıştı. En azından bir ofis çalışanı gibi. Kıyafetlerini buraya gelmeden önce özenle seçmişti fakat başarısız olmuştu. Şimdi ne yapacaktı? Yarın ne giyip gelmeliydi? Sıkıntıyla iç çekerken, cevap vermede geç kaldığını fark etti çabucak konuştu.

"Evet, efendim. Yarınki kıyafetlerime dikkat edeceğim."

Bu sözleri söylerken elinden geldiğince gülümsemeye çalıştı. Yarın ne yapacağı konusunda hiçbir fikri yoktu. Bir seherbazın yardımıyla fabrikaya cisimlendiğinde endişelenmişti, biraz da midesi bulanmıştı. Cisimlenmek demek ki böyle bir şeydi. Etrafına bakınırken Bay Urswick'in arkasından ilerliyordu. Terk edilmiş gibi bir havası vardı fabrikanın. Toza bulanmıştı her taraf.  Bay Urswick ondan rica ettiğinde hemen harekete geçti. Büyük fabrikanın etrafında bakınmaya başladı.