This dice roll has been tampered with!Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 1, total 1
Talih 1d10 : 2, total 2
Nasıl oldu bilmiyorum ama belli ki bu kalabalıkta yarışmak gerçekten de mantıklı bir fikir değildi çünkü o kadar beklemiş ve zaman kaybetmiş olmama rağmen sonunda herkese yetişmiştim. Aynı sırada uçtuğumuzu fark ettiğimde gözüme Andre'nin çarpmasıyla
"Dostum, siz mi çok kötüsünüz yoksa benim hızıma yetişilmiyor mu?" diye bağırarak bir kahkaha patlatmaktan kendimi alamamıştım. Tekrar gaza gelmemi sağladı tabi, efsaneyim lan çünkü. Hem teyzeyi mutlu ettim, hem Eadwig'e fatura kitledim, hem de yarışta öne geçme şansım var. Gerçi etrafıma baktığımda Eadwig'i ve Charlotte'ı görememiştim, belki de çoktan geçip gitmişlerdi. Bunu düşünmüş olsam da bir yanım da diyordu ki bu ikilinin ne yapacağı belli olmaz. Kimsenin görmediği anlarda neler yaptıklarını bir Merlin bilir. Yine arkamızdan bir iş çevirdiklerini düşünmek çok da zor değildi. Ama bunu düşünerek sinirlenmeyeceğim. Umurumda değil artık, istediklerini yapabilirler. İster gizli, ister göz önünde. Sonuçta kuzenim bütün okulun önünde kızı öperken gizlemeyi önemsemiyordu. Charlotte'ın da bir açıklaması olmadığına göre aynen dediğim gibi, istediklerini yapabilirler bundan sonra. Buna daha fazla aklımı yormayacağım.
Kalabalıktan kaçmaya çalışarak süpürgeme sarılmış ilerliyordum. Başka bir peruk misafiri kabul etmeye hiç niyetim yoktu. Olabildiğince insanlardan uzak kalmaya çalışarak hız kazanıyordum. Bu sırada aşağıdan birkaç laf işitti kulaklarım.
"Okuldakilerle yetinemedin galiba Samu, sınırlarını aşmışsın!" diye bağırıyordu arkamdan biri. Kim lan o? Dönüp bakmadan tutamadım kendimi.
"Ne demek o?" diye bağırdım omzumun üstünden çocuğu görmeye çalışırken ama çoktan uzaklaşmıştım yanından. Adım mı çıkmış nolmuş!
"Ulan dedikodumu yapmadan duramıyorsunuz siz de ha." diye bağırdım ortalığa.
Neyse döndüm önüme. Yarış diyorduk. Çevremizden dumanlar yükselmeye başladı. Beş süpürgeli, hepimizi çevreleyen kapkara duman, kalabalıktan çığlıklar yükseliyor.
"N'oluyor ya..." diye mırıldanıyorum. Bitireceğimiz yeri de görüyor sayılırdım aslında, hiç sorgulamadan kaçmak istedim ama... Kulağımda duyduğum vızıltıyla buz kesildim. Sağ elimi süpürgemden çekip kulağımın yanında savurdum rahatsızlıkla. Ses kesilmişti, çok çok kısa bir süreliğine de olsa rahatlamıştım. Derken diğer kulağıma arı vızıltıları dolmaya başladı, bir tane değil sanki binlerce arı kulağıma girmeye çalışıyorlardı. Bu sefer diğer elimi de bıraktım ve etrafa savurmaya başladım ama birkaç taneyle bitmiyordu. Bütün çemberi doldurmuşlardı. Dumanlardan daha karanlık bir çember oluşturmuşlardı. NERDEN GELİYOR BUNLAR ABİCİİİİMMM? Sokmasını istemiyorum, hiç istemiyorum. Kıyafetlerimden içeri girdiklerini hayal ediyorum, hatta en hassas yerimden soktuğunu düşünüyorum, vücudumun kabarmasını, iğnelerini çekişlerimizi...
"AAAAAAAAA SİKTİRİN GİDİN!" Vücudumda arı iğnesi kalırsa zehirlenirim. Hareket etmeyi bırak kolumu kaldıramam günlerce. İstemiyorum. Hastaneye götürmek zorunda kalacaklar. Ne yapacağım onu da bilmiyorum anasını satayım. Bu vücut iki kere aynısını kaldıramaz.
"BİRİ BİR ŞEY YAPSIN! ÖLECEĞİZ OĞLUM ÖLECEĞİZ!" Kollarımla arıları savurmaya çalıştığım için süpürgenin kontrolünü de tamamen yitirmiştim. Bir sağa bir sola savruluyor, tabelalara çarpmamaya çalışarak arada kafamı eğiyordum. Şansıma arılar şimdiye kadar sokmamışlardı hiçbir yerimden, o yüzden doğru bir şey yaptığımı düşünüyordum ama böyle sonuna kadar gidemezdim. İmkansız yani, arılar değilse de süpürgem hazırlayacaktı benim sonumu. Asamı çıkardım bin bir zorlukla. Düşün düşün, nasıl kurtulmuştum bir öncekinden? Eadwig'le koşuşumuzu düşünüyorum. Çamura batmıştık ardından... Üzerime oturmuştu. Beni koruyan kuzenimdi. Ki şu an ne burada olduğu vardı ne de beni koruyacağı. Nereden geldiyse bu kadar arı da bir anda!
Diana'nın bana bağırdığını duyunca gözlerimi kapattım. O güzel yüzünü arıların soktuğu gelmişti gözlerimin önüne.
"Diana, dayan..." diye bağırmaya çalıştıysam da çok güçlü çıkmamıştı sesim. Çok canı yanıyor olmalıydı. Bir çözüm bulamıyordum. Kolumla yüzümü kapatmıştım ve derimin üzerine sürtündüklerini hissediyordum. Ama hiçbiri sokmuyordu hala. Diana'dan cevap alamadığım için bağırdım bu sefer daha yüksek.
"İyi misin?!" Cevap gelmeyince gözümü açtım ve arkama baktım zorlanarak. Yanıma doğru geliyordu. İyi olduğundan emin olmam gerekiyordu. Değildi. Gözleri dolmuş, burnu kızarmış...
"Ağlama..." diyebildim sadece. Korkumu yenmeye ve ona yardımcı olmaya çalışıyordum ama her şey birlikte inanılmaz zordu. Tek şansım arıların zarar vermemesiydi. Kollarını açtı ve bana uzandı Diana. Dudakları arasından çok yumuşak bir
"Lütfen." çıkmıştı. İçimin yağları erimişti bu sese. Güçlü, hırçın kız yerine minik ve bana ihtiyacı olan bir çocuk duruyordu karşıma. Onu böyle görmeye dayanamıyorum. Güçlü olmam lazım. Kendi sorunumu bir kenara bırakıp yardım etmem lazım. Ben dayanabilirim.
Kollarını uzatırken onu yanıma mı almamı istiyordu? Etrafımızda bir sürü şey dönüyor. Aşağı baktım derin bir nefes alarak, dumanlardan gözükmüyordu nerede olduğumuz. Eğer yanlış bir hareket yaparsam onu düşürebilirdim. Bana uzattığı ellerinden birini tuttum ve sıktım tüm gücümle.
"Yanındayım güzelim." dedim.
"Sakin ol. Kurtulacağız burdan." Daha iyi olmasını istiyordum.
"Yavaşça gideceğiz buradan, tamam mı? Elini bırakmayacağım. Güvendesin. Bak, arılara zarar vermedikçe sokmuyorlar. Çok sakin ilerleyeceğiz." Söylediklerimin onu yatıştırmasını istiyor olsam da kalbimin küt küt attığı 1 metre öteden duyulabilirdi. Ödüm bokuma karışmıştı. Şuradan bir kurtulalım soracağım hesabını kim yaptıysa. Ama önce, Diana'nın elini sarmaladım parmaklarımla ve önümüzdeki tek açık noktaya, bitişe doğru süpürgemi sürmeye başladım.
Elimden sadece bunun geleceğini düşünmüştüm ama Diana'nın hala ağladığını düşündükçe içim rahat etmedi. Hala zarar görebilirdi.
"Bu mu lan senin koruman?" dedim kendi kendime. Elini tutmak mı aklına gelen en iyi çözüm? Eadwig gelmişti aklıma. Beni korumak için üzerime yatan kuzenim 12 yaşında bile arılardan daha az korkmuştu. Bense şu an hoşlandığım kıza bu fedakarlığı bile yapamıyorum.
Derin bir nefes aldım.
"Diana." dedim.
"Bana bak." Dikkkatini kendime çekmiştim.
"3 dediğimde, önüme zıpla. Süpürgeyi sen kontrol edeceksin. Tamam mı? Yapabilirsin." dedim ve süpürgemde biraz geriye çekildim ona yer açarak. Koskoca teyzeyi bile taşıyabilmiştim, Dianayı haydi haydiye taşırdım.
"Hazır mısın?" dedim ve ona güven veren bir bakış attıktan sonra 3'e kadar sayıp o hareketlendiğinde ben de kendime doğru çektim kızı. Önüme oturduğunda bir kolumla onu tamamen saracak ve üzerine iyice eğilerek arılardan uzak tutmaya çalışacaktım, böylece acısı azalacaktı. Hemen ardından da arılara boştaki elimle asamı uzatacak ve cansız hale gelmeleri için
"Resifors!" diye bağıracaktım. Eğer işe yaradığını görürsem, bütün arı gruplarına gücüm yettiğince bu büyüyü atmaya devam edecek ve hepsini tek tek küçük boklara çevirecektim.
Yetenek 1d8 : 4, total 4
Destek 1d8 : 6, total 6
Talih 1d10 : 2, total 2