Seth Carter'ın odasından çıktığımda kapının yanında duvara yaslanmış bekleyen yeni stajyerime içeriden aldığım dosyaları uzattım. "Küçüğüm, gel benimle." dedim gülümseyerek ve keyifli bir şekilde adımlamaya başladım koridoru. Kendi bölmeme geçtikten sonra üzerine çalışmaya başlayacaktım ama önce bir kahve molası... Ne var? Boğazıma iyi geliyor sıcak içecekler. Boğazım kesildi ulan benim! Ses tellerim iyileşsin diye aylarca konuşamadım, bu ne demek anlayamazsınız. Cynthia'yı susturamadan dakikalarca yediğim azarlar, sokakta dibim düşse de konuşamadığım kadınlar, gülemediğim espriler... Ağzımdan çıkan her söz çok kıymetli artık.
Seherbazların katına geldiğimizde ıslık öttürerek girmiştim kalabalığın arasına. "Bak şimdi nasıl da üşüşüyorlar başıma." dedim yanımdaki kıza şov yaparak. Aylar sonra ilk iş günüm. Gülümseyerek bıyıklarımı kıvırdım ve bekledim ofisin ortasında biri dönüp baksın diye. İş mi yapıyorlar nedir anlamadım ki? Çok yoğundu herkes, kafalarını kaldırıp da fark edemediler geldiğimi. Salaklar... Ne olabilir bu kadar önemli? Öksürdüm biraz dikkat çekmek adına. İşe yaramadı. "Ayh! Siz de ne iç karartırsınız be! Niye sıkılıyordum buradan hatırladım!" diye bağırdım iç geçirerek. "Bay Urswick!" şeklinde yanıma koşan sekreterimiz sayesinde çoğu kişinin ilgisini yakalamıştım. Telaşla yanıma gelip nasıl olduğumu soranlara sanki az önce bağıran ben değilmişim gibi sesimi boğuklaştırıp "Zorlamamaya çalışıyorum." diye işin şovunu yaptıktan ve herkesin hoş geldin hediyelerini kabul ettikten sonra stajyerimle birlikte kendi masama geçtim. Birkaç hediyeyi kendim taşımış olsam da büyük kutuları kızın elindeki dosyaların üzerine gelişigüzel fırlatmıştım.
"Şimdi güzel kız, neydi ya adın gerçekten? Hmm, Sophia, bomba gibi bir dava düştü elimize. Aslında çok izin vermiş olacağım karıştırmana ama söylemezsin kimseye. Güzelsin, akıllı duruyorsun, gizlersin bu kıyağımı." İyilik yapıyor gibi iş kitliyorum kıza, yavrum da inanıyor. Yazık valla yazık. "Elindeki şu kırmızı dosya- Ay hala ne yapıyorsun o kutularla ya? Fırlat şöyle," diye hediyelerimi masanın altına attım ve devam ettim. "Kırmızı dosyada tanıkların ifadeleri var. Onları okuyup olayı öğren iyice. Sonra da bana bir kahve yap. Hatta önce kahve yap, sonra çalış. Uykum açılınca gideriz fabrikaya, yolda da anlatırsın ayrıntıları. Tamam mı?" dedikten sonra ben de elindeki mavi dosyayı aldım ve o gün hakkında bildirilen güvenlik önlemlerini, vardiya planını ve sonrasında çıkan sorunları incelemeye başladım. Niye umursadım bu kadar onu da anlamadım, normalde okumazdım bile yazanları. Özledim mi ya işi? Yok artık. Seth'in dönüşümü kutlamak için büyük dosya vermesi gururumu okşamış olabilir. Bu adam işini iyi biliyor.
Kız dönünce özellikle incelemesini istediğim Seth'in de bahsettiği birkaç kişiden bahsedecektim. Bir yaratıktan bahsediliyordu. Kimin saldığını gördüğünü iddia eden biri vardı. Ayrıntısını bilmek istiyordum. Ayrıca süpürgelerle ilgilenmekti bizim görevimiz. Maç sırasında süpürgelere ne olduğunu görenler tarafından tescillemek güzel olurdu. Eridiğini, patladığını, yön değiştirdiğini, yok olduğunu bile söyleyen var. Okuduğum gazete haberlerinde de bütün takıma karşı yapılan bir suikast olduğu iddiasından bahsediliyordu. Her şey olabilir. Ama bizim önceliğimiz, gerçekten de seri üretim kısmında bir hata var olup olmadığını anlamak için fabrikaya gitmek.