İngiltere Büyücedünyası > Black Malikanesi
İçimizdeki İrlandalı
Maskeli Kişi:
Npc:Kaithlyn Strange
Parşömene özenle yazılmış satırları dikkatle okuduktan sonra elinde bir kuş tüyünü andıran parçayı yavaşça masanın üzerine bıraktı. Dirseğini farkında olmadan masada açık duran romanın üzerine koydu, çenesini avucunun içine yerleştirdi. Derin bir nefes ciğerlerinden salınırken gözleri duvardaki kabartmalarda gezindi. Zarafetle işlenmiş desenler kadına her zaman olduğu gibi bu odanın önceki sahiplerinden birinin zevkli bir kadın olduğunu düşündürdü. Sıkıntıyla bir nefes daha veren kadın istemsizce masaya vurmakta olan parmaklarını fark edince başını hafifçe iki yana sallayıp sandalyesinde doğrultu. Arka tarafında kaynamakta olan kazandan gelen çıtırtılarla yerinden kalktı. Suyu bitmiş kazanın içinde kızaran papatyalara kısa bir bakış atıp kazanın yanan alevini söndürdü. Tekrar masaya döndüğünde daha fazla oyalanmadan Bay Black'in isteğini yerine getirmesinin daha sağlıklı olacağına karar veren cadı minik adımlarla ahşap dolaba doğru ilerledi; gözleriyle rafları taradıktan sonra ince bir dosyayı kağıt yığınları arasından çekip çıkardı. Eteği yere uzanan siyah elbisesini bir çırpıda düzelttikten sonra koridora doğru adımladı. Yanından geçen aile fertlerinin selamlarını yüzünde hoş bir tebessümle kabul ederken bir yandan da beynini tırmalayan huzursuzluk hissiyle savaşıyordu. Ne gereği vardı şimdi bu görüşmenin? İzin verdiği basın mensuplarından da özellikle bahsedilmesi hoşuna gitmemişti zira bunun ne gibi bir zararı olabilirdi? Hele de geçen yılki kâbusları andırmayan aile kargaşasından sonra? En azından ailenin çocuk yaşta üyeleri kriz geçirip ölü siluetler görmemişti.
“Bayan Gess, merhabalar.” Üzerine alınmadığı selamlama direkt olarak kendine yapıldığı için duraksadı cadı. Sesin geldiği yöne dikkatli bakınca seslenenin Black malikanesinde bulunan en sevdiği meşhur tablo olduğunu görünce gülümsedi. “Gess?” Kafası karışan kadının kaşları hafifçe çatılmıştı ancak gülümsemesinden bir şey eksilmemişti. “Araştırmamı yaptım, bundan sonra sen benim için Gess'sin. Kıymetli ilk kurbanım, güzel Gess'im. Beğendin mi?” Tarih bilgileri birkaç saniye sonra zihninin aydınlık kısımlarına çıkıverdi. Tabii, onun bilinen ilk kurbanı talihsiz fahişeydi. Kahkahası koridoru çınlattı. “Doğrusunu söylemek gerekirse biraz alındım, David. Ayrıca burada çarpık bir ironi yatıyor.” Esmer adamın yine aklı karışmış olacak ki bıkkınlıkla iç çekip cadıya dikkatle baktı. “Neymiş o ironi?” Birkaç saniye gülümseyerek çerçeveye zaman tanıdı ancak hiçbir aydınlanma belirtisi gelmeyince gülerek boğazını temizledi. “Ben yaşıyorum ama sen ölüsün, David.” Bunu olabildiğince tatlı bir ses tonuyla söylemeye dikkat etmiş olsa da adam gözlerini devirmekten alamadı kendini. “Mugglelar, lanet mugglelar.” Bir kez daha kıkırdayan kadın başıyla adamı selamladı. “Hoşça kal, David.” Koridoru arşınlarken tok sesi ardından duydu. “Hoşça kal, Gess.”
Cübbesinden asasını çıkarırken düşüncelerinin gençlik anılarının saldırısına uğramamak için el çabukluğuyla asasını yuvaya ittiriverdi. Merdivenleri andıran ses kulaklarını tırmalıyor olsa da gözlerini kısmakla yetinen kadın birkaç adım daha ilerledi. Derin bir nefesi içine çektikten sonra içeri adımını attı. “Bay Black,”
Fëanor Black:
Yola çıktığından beri yıllardır amaçsız yürüyüşünü her şeyin başladığı ve sonsuzluğun büyüsünün kalbine düştüğü yerde pusulasının tüm parçalarını tamamlamıştı. Onun izinde Black malikanesinin ihtişamından hiçbir şey kaybetmeyen korunaklı duvarları arasında bulmuştu kendisini Fëanor. Özel olanların kendisine bahşedildiğini öğrendiği anda aidiyet duygusuna ilk sahibi olan yere, gizli bir mabedette yeni başlangıçlar yapmak üzere kaderin ve zamanın ittifaklığında geri çağrılmıştı. Adımlarını geleceği bekleyişle şimdi malikane'nin en görkemli makamında ailenin lideri olarak beklemediği bir görevin sorumluluğu ışığında adımlıyordu, tüm benliğini kendinden büyük şeylere adamaya ilk adımını attığı anın gölgesinde...
"Merlin'in kutsal poposu!"
Zamanın ondan çaldıklarını hızla kapatmaya çalışırken, güneşin ilk ışıklarıyla giriştiği yarışta galibiyetini, temellerini atacağı düşüncelerde kutlamaya karar vermişti Fëanor. Henüz tüm malikanenin rem uykusuna yeni geçtiği sırada tozlu kitaplar ve sıkıcı bir oda atmosferinde kendi kendine söylenmişti, sesi içten gelmesi gerekirken istemsizce gür bir tonla dışarıya çıktığında! Kendinden önceki dönemlerde ve hatırladığı geçmişte kendi döneminde büyünün en önemli ve temel taşlarının anlatıldığı kitabın sıkıcı ve tozlu havası birçok kişinin erken pes edişlerini beraberinde getirmişti. Fëanor, kitabın derinliğine adımını attığı ilk anda buradan geçmiş tüm aile liderlerine saygı maiyetinde asasını cübbesinin cebinden çıkararak odasında derin uykuda olan liderlerin tozlarını temizledi. Zamanının ne kadarını burada geçireceğini bilmeyerek zamanın üstünlüğünü büyük bir nezaket ve onurla selamlayarak dönemin olağan planlarını gözden geçirmek için masasının üzerinde duran dağının parşömen yığınlarına kendisini gömmek için harekete geçti!
Kendisini içinde bulunduğu zamandan azade ettiği sırada yanında duran asasının ucundan belirlen mavi bir ışığın çevresinde dolanmasıyla kendine geldi. Zamanın epey ilerlediğini fark ettiğinde yüzünde hafifi bir gülümseme belirerek, mavi ışığın merakına duygularını bıraktı. Bu büyü makamının ilk protokollerini oluşturduğunda ailenin en kısa liderliğini yapmış olan Finwe'nin tablosundan kendisine hediye edilmişti. Odasına kimin geldiğini düşünürken birden aklına sabah Kaithlyn'e gönderidği mesaj aklına gelmişti. Kafasını önündeki parşömenlerden kaldırıp odanın ahşap kapısına yöneldiğinde içeriye giren silüetin kim olduğunu anlamadan kendisine doğru nüks eden sessin önce gelmesiyle beklediği kişinin olduğunu anladı. "Hoşgeldiniz bayan Kaithlyn, lütfen oturun!" İçeriye giren genç kadının hafif telaşlı sessinin ardından oturduğu yerden kalkarak masanın önüne geçen Fëanor, sağ elini cam kenarında duran tekli koltuklara işaret ederek kadına oturmasını söyledi. Sessizliğin ortama hakim olacağı sırada Fëanor, kadının oturmasını bekledikten sonra kendiside karşısına oturdu ve gözlerini kadının yüzüne doğru yöneltti. "Sizi biraz acil çağırdığımın farkındayım Kaithlyn, yalnız konuşmamız gereken çok fazla konu var ve bunları ivedi olarak sizinle paylaşmak istedim. Ancak konuşmamıza başlamadan önce size ne ikram edebilirim?"
Maskeli Kişi:
Fëanor'un tanıdık simasında eğreti duran şey yorgunluk muydu yoksa Kaithlyn'e öyle mi geliyordu? Belki de titrek sarı ışıkların altında teni normalden daha soluk göründüğü için böyle bir izlenime kapılmıştı kadın; ancak, yine de içini kaplayan huzursuzluğa engel olamadı. Büyücünün yazdığı mektuptaki nahoş hava da düşünülürse bir an için yolunda gitmeyen bir şeylerin olduğunu varsaydı lakin o şeylerin ne olduğunu bulamadı. Ailenin küçük üyeleri ile alakalı bir sorun olduğunu hatırlamıyordu, keza malikane çalışanları kadrosuyla ilgili bir tatsızlık da çıkmış değildi. Belki de bakanlıkla ilgili bir takım prosedür noksanlıkları vardı? Cadının gözleri istemsizce kısılırken masasının önüne doğru ilerleyen büyücüye gülümsemeye çalıştı. Fëanor'un talimatıyla cam kenarındaki tekli koltuklardan birine otururken Fëanor'un da karşısında geçişini sakince bekledi. “Açıkçası mektubunuz beni biraz ürküttü.” Çok da ciddi olmayan bir ses tonuyla gelecek muhabbetlere karşı ortamı biraz olsun yumuşatmayı amaçladı. “Varsa rezene fena olmazdı,” minik bir duraksamadan sonra ekledi. “yoksa kahve de alabilirim.” Nazikçe tekrar gülümsedikten sonra bacaklarının üzerinde birleştirdiği ellerine döndü gözleri. Fëanor'un bir an evvel konuşmak istediği şeyleri dökmesini temenni ediyordu. Tek bildiği şey iki basın mensubuna verdiği iznin önüne koyulacak olmasıydı ki bunun neden önüne koyulacak bir mesele olarak göz önünde bulundurulduğunu bile bilmiyordu. En azından aile çocuklarının psikolojisini bozmamıştı. Derin bir nefesi ciğerlerine çekti ve odasından çıkmadan önce sigara içmediği için kendine bir miktar kızdı; hâlbuki tam vaktiydi. Gözleri tekrar Fëanor'u bulduğunda sükûnetini koruyarak bekledi.
Fëanor Black:
Zaman sürekliliğini korurken ikili karşılıklı birbirlerini süzmeye devam ediyordu. Kaithlyn merakının cazibesinde zihninde oluşturduğu anlamlı kelimeler bütününü karşısında oturan genç adama ilettiğinde Fëanor çok hafif bir tebessümle karşılık verdi. O kadar karışık bir zamanın içinden geçiyordu ki, uğraşması gereken işlerle peşini bırakmayan soru işaretlerinin gölgesinde sonsuzluk ormanında çıkmaz bir labirentin ortasında hissediyordu kendisini! Şimdi ise elinde olan ve ona destek veren tek zaman kırıntısının kavramında Kaithlyn'i çağırdığı mesajını düşündü..
Kızgın mıydı? Öfkeli mi? Yoksa sadece olması gerekenle olanlar arasında sıkışıp kalmışmıydı, bilmiyordu! Kısa bir beklemenin ardından sorduğu soruya cevap alan Fëanor, bir an duraksadı ve şaşkın bir bakışla kadına baktı. "Rezene mi? Hmmm sanırım en son ev cini wood kullanıyordu onu Kaithlyn. En iyisi ikinci alternatif olan kahveyi tercih edelim!" son derece nazik ve durgun bir ses tonuyla konuştuktan sonra oturduğu sandalyeden kalkan Fëanor, odanın sol köşesinde duran küçük masasının üzerinde duran malzemelerle kahveyi hazırladıktan sonra, yavaş adımlarla genç kadının zarif bakışlarının eşliğinde porselen fincandaki kahveyi ortalarındaki sehbaya bırakarak tekrar yerine oturdu. Sıcak olan ve ellerinde ruhundaki yanma hissini oluşturan reel bir sızlamayla kahvesinden bir yudum alan Fëanor, gözlerini pencereden dışarıya doğru çevirdi ve konuşmaya başladı. "Bugünler havanın değerlendirilmesi gereken eşsiz günler Kaithlyn. Sanırım birkaç zaman sonra bu günleri özleyeceğiz. Umalım da Black malikanesi kendini gelecek kötü havalardan koruyabilsin!" sözlerindeki mecazların ardından gerçekliğin içinden geçen Fëanor, ellerini önünde birleştirerek hafifçe boğazında düğümlenen kelimeleri temizledi ve genç kadının bakışlarının kadrajında konuşmasına devam etti.
"Sanırım haklısın, sana gönderdiğim mesaj biraz tedirgin edici olmuş olabilir. Ancak seni buraya bir değil birden fazla konuyu konuşmak üzere davet ettim. İlk olarak biraz beni tedirgin eden konuyu açmak istiyorum. Bu konunun ardından asıl önemli olanları konuşabiliriz. Öncelikle görevin gereği vermiş olduğun izni sorgulamak veya itiraz etmek saçmalık olur. Ancak eve basının girişine izin vermiş olman, birkaç soruyu beraberinde getirdi Kaithlyn! Biliyorsun bir resim tablosunun içinde karmaşık bir dönemden geçiyoruz. Görenlere huzur veren bu resim her şey yolundaymış gibi tamamlansa da, aslında çizgilerde çok kesin bir gümbürtü hala devam ediyor. Bu nedenle ki benim aile lideri pozisyonunda olmam ve ailenin dışarıda kalan üyelerinden bazılarından gelen çok ciddi kısık sesler olsa da, aile içinde en ufak bir karışıklıkta başımıza büyük işler açılabilir. Ayrıca basını sende biliyorsun ve ben bu konuda büyücedünya bu dönemdeyken hiçbir basın kuruluşundan emin değilim. Bu konuda önlemler aldın mı? Ve en önemlisi neden böyle bir izne gereksinim duydun?"
Maskeli Kişi:
Sakinleştirici etkisiyle bilinen rezeneyi tercih edecek olmasına bu denli şaşıran Fëanor, sağ kolunun da en az kendisi kadar şaşırtmıştı. Kadının içinde bulunduğu gergin durumu göz önünde bulunduracak olursak gayet yerinde bir karar bile sayılabilirdi. Kahve hazırlamak için ayaklanan büyücüyü sessizce izlemekle yetindi bir süre. İçten içe merakını bastırmakta güçlük çekse de sorular sorarak savunma yapıyormuş gibi bir görüntü çizmek istemedi; bunun yerine kolay kolay bozulmayan ifadesini takınmakla yetindi. Aynı zamanda büyücünün mimiklerinden bir şeyler çıkarmaya çalıştıysa da pek başarılı olamadı; gördüğü yegâne şey yorgunluğun bıraktığı belirgin izlerdi. Daha kırklarına yeni gelmiş birinin yüzünde bu izlere rastlamak hüznü sözlerini aşmış bir melodiyi andırıyordu. Belli belirsiz bir iç çekerek Fëanor'un getirdiği porselen bardağı yavaşça kendine doğru çekti. Kahve hiçbir zaman için ilk tercihi değildi, zira zaten hali hazırda rahatsız edici bir uyku problemi varken kafein hiç yardım etmiyordu doğrusu. Bunun yerine rahatlatıcı özelliğiyle bilinen rezene gibi bitkileri karıştırarak yaptığı çayları içmeyi yeğliyordu. Hoş, bu çayların da ne kadar iyi geldiği odasındaki asma saatin ahşap kabartmalarına sorulacak olursa cevap pek de olumlu yönde olmazdı. Yine de kahveden iyi olduğunu düşünüyordu genç kadın.
Gözleri pencereden uzaklara dalmış Fëanor'un dudaklarından dökülen kelimeler bile cadının içini üşütmeye yetti. Kışın en sevdiği mevsim olduğu söylenemezdi. Soğuk olan her şeye mesafeli olduğu gibi yağmur ve kar fikri de kadının içindeki yaşam enerjisini söndürmeye yetiyordu. “Umalım da kış sadece Black malikanesinde değil hiçbir yerde sert geçmesin.” Kendi de ister istemez pencereden dışarı göz gezdirdi. Usul usul kıpırdayan dallar kuvvetli bir rüzgârın habercisi olabilirdi. Ne zaman kış gelse cadının aklından Sozopol’un fakir mahalleleri çıkmıyordu. Isınmak için yakacak bulmakta güçlük çeken aileler için her gece dua ettiği kış geceleri dün gibi canlıydı zihninde. Kendi durumları dört dörtlük olmasa da babasının elinden geldiğince yardım etmeye çalıştığı aileler olduğunu anımsıyordu. Derin bir iç çeken kadın dumanı tüten kahveden minik bir yudum aldıktan sonra fincanı geri bıraktı. Fëanor tekrar konuşmaya başlayınca birbiri ardına dizilen cümlelere karşılık dudaklarına gelen hafif tebessümü engelleyemedi. Bu konuşmanın geldiğini koridordan bile görebilmişti zira.
“Açıkçasını söylemek gerekirse hepimizin bildiği üzere Black ailesi her zaman için basının bir numaralı haber kaynaklarından biri olmuştur bu zamana dek. Aleyhimize yapılacak herhangi bir haber Malikane sınırları dışından da pekâlâ yapılabilirdi; bunun örneklerini geçmişte birçok kez gördük. Ve hatta geçen yıl ailenizin başına geçtiğinizde birçok gazete manşetinde bol bol yer aldı. Sonrasında gelen okuyucu yorumlarına dikkat etmemiş olsam da olumlu yazıların azlığını tahmin edebiliyorum. Tüm bunlar basın evin sınırları dışındayken yaşandı. Oysa bu yıl sorunsuz geçen günlerimizin ardından basın mensupları sanmıyorum ki nahoş içerikler hazırlasın. En azından benim gördüğüm kadarıyla bu gerçekleşmedi. Dediğim gibi, Black ailesi aleyhine haber yapmak isteyen her kuruluş bunu oturdukları yerden de yapabilir. Ayrıca bu yıl aile balosuyla bizzat ilgilenerek mutfağı bile gözlemledim. Ah, tabii, bir de asıl basına izin vermemin sebebi malikane dışındaki aile üyeleriniz içindi. Malikanenin güvenliği konusunda aklında soru işareti olan birçok aile üyesinin yüreğine su serpmenin daha etkili bir yöntemi sanıyorum ki olamazdı.”
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
Tam sürüme git