Dünya Ülkeleri > Boleyn Adası
Göklere Uzanan Altın Kuleler
Victoria Sanchez:
Leydinin dedikleri Victoria için hiçbir anlam ifade etmiyordu ancak yine de can kulağıyla dinlemişti. Anlattığı şeyler bambaşka bir dünyaymış gibi geliyordu. Hareket eden tablolar ve heykeller mi? Ne ilginçti! Heyecanını yüzünden silmese de ağzını kapalı tutmayı başarmıştı. Qiutiç (bilerek yanlış yazdım.) dediği neydi acaba?
“Tarihi çok genişmiş. Böyle bir okulda okumak güzel bir şey olsa gerek.”
Ardından kibarca gülümsedi. Daha fazla şey bilmeliydi. Dünyadaki tüm bilgileri sünger gibi emmeliydi, ancak o şekilde ailesini koruyabilirdi. Ve elbette kendisini. Genç hanımı burada tutmak için aklına gelen ilk şeyi yaptı.
“Çay içer misiniz leydim, Çin’den özel çaylar getirmiştim. Tabii arzu ederseniz İngiliz çayı da ikram edebilirim.”
Kendi evinde ona çay ikram etmesi komik bir durum olsa da asaletinden bir şey eksiltmemişti. Sıcak gülümsemesi gözlerine ulaşmıştı. Kadının cevabını beklerken evet demesi ve daha çok şey anlatması için dua ediyordu. Yüce Boleyn’in ona bir şey anlatacağından kuşkuluydu. Adını bile tam hatırlayamadığı bu genç leydi onun için bu koca adada konuşabileceği tek kişiydi. Tabii o da konuşmak isterse.
Regina Alexandrovna Romanovna:
[justify]Çay pek seven birisi değildi Regina. Konuşmayı istemediği zamanlarda konuşmaktan kaçınmak için kullandığı bir silahtı leydilerle oturduğu masalardaki çaylar. Ve aynı zamanda bu akşam yapması gereken başka şeyler de vardı. Diagon yoluna ufak bir kaçamak gibi. Annesi yakında gelecek gibi hissediyordu. O gelmeden kendine kaçacak bir yer hazırlasa iyi olurdu.
Fakat bunları daha sonra halletme kararı aldı Regina. Karşısındaki minikle bir müddet daha konuşmaya zaman ayırabilirdi. İşlerini yarın halletme kararı aldıktan sonra konuştu.
“Elbette Çin’den yanınızda getirdiğiniz çayları denemeyi çok isterim. Farklı kültürlere ait lezzetleri her zaman tatma şansı bulamayız pek tabii.”
Yüzündeki gülümsemesi ile çaya olan ilgisizliğinin üstünü kapatmaya çalıştı. Ne kadar kapatabildiği tartışmaya açıktı pek tabii. Fakat elinden geldiğince ilgili durmaya çalıştı. Ve çaylar gelmeden ise Hogwarts hakkında konuşmaya devam etti.
“Ah nerede kalmıştım...? Tabii ya- Binaların hayaletlerinden de bahsetmeden binalardan bahsetmek olmaz şimdi. Öncelikle kendi favorimden başlayacağım. Kanlı Baron...”[/justify]
~RP Sonu~
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git