[Bir gün sonra, Sabah Saatleri]Dün gece Bakan Nilson'ın ofisinden ayrıldıktan sonra kendi için ayrılan odaya gelmişti. Sıcak bir duşun tenine verdiği huzurdan sonra viski eşliğinde yaratık hakkında daha fazla bilgi edinmek için çalışmalara başlamış oldukça da yok kat etmişti... Birkaç saat önce uyanarak günlük rutinlerini yerine getirip sabah kahvesi eşliğinde bilgileri gözden geçiriyordu. Kağıtta ruh hakkında gerekli olan bütün bilgilere son kez göz geçirirken bazı yerlere de eklemeler yapıyordu.
Banshee
~ Banshee (ölüm Perisi veya inleyen kadın da denir) zemine kadar uzanan siyah saçlara, yeşile çalan iskelet gibi bir görünüme sahiptir.
~ Bansheeler, bir çok şekile girebilir veya kendini başka şekillerde gösterebilir. Bazen yırtık elbiseler giymiş yaşlı bir kadın bazen genç ve güzel bir kız bazen de kanlı giysileri olan bir çocuk şeklinde insanların karşısına çıkabilir.
~ Ortalama bir insan boyuna sahip olan Banshee ölümcül çığlıklarla sahiptir. Bu çığlıklardan korunmanın en iyi yolu koruyucu kulaklık takmaktır.
~ Ağlayışları ve inleyişleri çok keskin ve rahatsız edicidir. Genelde geceleri duyulan Ölüm Perileri’nin çığlıkları, bir ölümlünün yakında öleceğine ya da çoktan öldüğüne işarettir, nadiren de olsa sırlarla dolu ölümünden geriye kalan yerleri korumak amacıyla da bulunurlar.
Not: Ruh yakalanıp etkisiz hale getirildiğinde çığlığından etkilenmeyecek bir cam korumaya ve oldukça sağlam ses geçirmeyen kulaklıklara ihtiyaç var.Kağıdın arkasına ruhu temsilen bir fotoğraf ve gerekli olan eşyalar listesini de iliştirerek kapıdaki görevlilerden birisine parşömeni vererek hazırlıklarını yapmaya başladı.

Aradan geçen saatler sonucunda gökyüzünde ay bütün asaleti ile yerini almış bekledikleri vakit sonunda gelmişti. Yanında bulunan ve Bay Nilson'ın en iyi!! dediği Büyüzoologları ile birlikte Bakanlığın özel olarak kendileri için ayrılmış arabası ile yola koyuldular. Yolculuk devam ederken işi hakkında sohbet ediliyor bir yandan da yaratık hakkında görevlilerin aklına takılan sorulara yanıt veriyordu. Arabanın yavaşlaması üzerine ruhun göründüğü kiliseye geldiklerini anladı. Arabadan inmeden önce bütün planı baştan sonra tekrar ettiler. Birkaç kişi Feanor ile birlikte içeride ruhu avlamaya çalışırken birkaçı da dışarıda bekleyecekti. Ruhu avladıklarını işaret eden kıvılcımlar dışarıdan göründüğü zaman cam koruma ile diğerleri içeri girecek ve ruhu bölmeye hapsedeceklerdi. Seyahat halindeyken yakınlık kurduğu iki kişiyi işaret ederek;
"Sizler benimle geliyorsunuz Baylar." biri kadın biri erkek diğer ikiliye bakarak da;
"Sizler de bizi bekleyeceksiniz, işareti gördüğünüz an zaman kaybetmeden yanımıza geleceksiniz." kulaklıkları her ne olursa olsun çıkartmamalarını tembih eden konuşmanın ardından temkinli adımlarla kiliseye doğru ilerlemeye başladılar.
İrlanda'nın soğuk havasından olsa gerek Feanor'un içini kiliseye doğru yaklaşırken soğuk bir his kaplamıştı. Her ne kadar koruyucu kulaklık takmış olsalar da ayakları altında ezilen yaprak ve dal yığınlarının sesini duyabiliyordu. Kendisi önde diğer iki kişi de yanında ağır ve tedbirli bir şekilde giriş kısmına geldiler. Feanor temkinli bir şekilde derin nefes aldıktan sonra demir kapıyı biraz güç kullanarak araladı. Aralanan kapıdan yavaşça içeri girerken ayakları altında gıcırdayan tahta zeminde tedbirle ilerlemeye devam ettiler. Ruhun nerede ve nasıl karşılarına çıkacağını bilmedikleri için her adımlarını dikkate alarak atıyorlardı. Uzunca ve geniş koridor boyunca ilerlerken önlerini görmelerine yarayan tek şey ellerindeki cılız asadan çıkan ışık huzmesi ve gökyüzünden evin puslu camlarından içeri girmeye çalışan ay ışığıydı. Koridorun sonuna geldiklerinde iki adet kapı karşılarında durmaktaydı, el işaretiyle her birine birisinin girmesini söyledikten sonra Feanor'da üst kat merdivenlerinden çıkmaya başladı. Birkaç adım çıkmıştı ki tahta zeminin çökmesi ile ayağı tahtaların arasına sıkıştı. Çöken zeminden ayağına batan tahta parçaları Feanor'a acı verirken yüzünde minik bir gülümseme oluşmuştu. Acı çekmenin hiçbir şey hissetmemekten daha iyi olduğu düşüncesindeydi Feanor. Parçalanmış zeminden ayağını yavaşça çekip baktığında yer yer kanama ve soyulmalar olduğunu gördü, derisine batmış olan birkaç kıymık parçasını çıkardıktan sonra fazla oyalanmadan yürümeye devam etti.
Merdivenlerin sonuna geldiğinde alt katta olduğu gibi kendini bir koridor ve sonunda bir kapı karşıladı. Adımlarını oraya doğru yönlendirirken hiç beklenmedik bir şekilde kapının aralanması ile kalp ritmini değiştiğini fark edebiliyordu. Derin nefesler alıp vererek ilerlemeye devam ederken aralanan kapının ardındaki kapalı olan diğer kapıların da birbiri ardınca açıldığını gördü. Belli ki ruh buralarda bir yerde ve kendine karşı oyun oynamaktaydı, sesini yüksek bir tona getirerek
"Oyun mu oynamak istiyorsun? oynayalım o zaman. Yalnız tek bir kazanan olduğunu hatırlatayım" sesini yeniden normal bir tona getirip
"O kazanan da ben olacağım" diyerek aralanan kapıdan içeri girdi.

Odanın içerisine birkaç adım atmıştı ki arkasındaki kapı sert bir şekilde kapandı. Çıkan ses odanın içinde yankılanırken sakinliğini korumak isteyen Feanor derin nefesler almaya devam ediyordu. Asasından çıkan cılız ışık huzmesi ile etrafı incelemeye başladı. Zeminde bulunan bir kitap dikkatini çekmişti eğilip aldıktan sonra üzerindeki tozları üfleyerek yazanları okumaya başladı. Tahminen yazılanlar Latince olmalıydı bazı kelimeler tanıdık gelse de bazılarını da hiç anlamamıştı. Kitabı yangından oldukça fazla hasar görmüş kitaplığa yerleştirip siyah dumanlar ile kaplanmış resimlere bakmaya başladı. Masada duran resimlerden birisi kilisede yapılan bir ayinden çekilmiş olmalıydı, birkaç kişi mutlu mutlu objektiflere poz verirken aralarından birisi başını öne doğru eğmişti. Yangından çıkan duman resimdeki kişinin yüzünü kapatmıştı, Feanor bu kişinin yüzünü daha iyi görebilmek için elinin ucuyla kadının yüzünü sildi. Gördüğü bu güzel kadının oldukça duru bir güzelliği vardı, elindeki fotoğrafı bırakıp bir diğerine bakmak için hamle yaptığında arkasından duyduğu sesle birlikte elindeki resim yere düşmüştü. Dönüp baktığında arkasındaki duran sandalyenin yere düştüğünü gördü, o yöne doğru adımlarını yönlendirirken arkasındaki eski pencere açılıp kapanmaya başlamıştı.
Belli ki Feanor'un bu odada bulunması ruhu oldukça rahatsız ediyordu ve bu davranışları da onun buradan gitmesi içindi. Ama Feanor'un böyle bir şeye niyeti yoktu, her zaman olduğu gibi başladığı işi bitirmeye kararlıydı. Odanın içinde minik adımları ile gezinmeye devam ederken bir yandan da ruhun açığa çıkması için onu kışkırtmaya çalışıyordu. Bansheeler diğer ruhlara göre daha zeki olduğu için bunun işe yarayacağını temenni ediyordu.
"Ne yani saklambaç mı oynuyoruz şimdi? hadi ama mızıkçılık yapma, çık ortaya ortaya artık. Akşama bir buluşma sözüm var geç kalmak istemem." sözlerini söyledikten sonra yerinde durarak ortamı dinlemeye başladı, duyduğu tek şey gecenin sessizliğiydi. Kışkırtmanın dozunu biraz daha artırarak konuşmaya devam etti;
"Eğer ortaya çıkmayı düşünmüyorsan ben gidiyorum, böyle korkak birisi ile iş..." sözlerini tamamlayamadan kendisine doğru gelmekte olan küçük bir çiçek vazosuna karşılık ani bir refleks ile kollarını kafasına siper yaptı. Konuşma ruh üzerinde işe yaramış olmalıydı ki saldırıya geçmesini sağlamıştı. Kendisine çarpan omuzunda parçalanırken cam parçaları etrafa sıçramıştı. Kollarını yavaş yavaş yere indiren Feanor üzerindeki camlardan kurtulurken daha ilk saldırıda giymiş olduğu ceketin yırtıldığını gördü.
"Hadi ama bu en sevdiğim ceketimdi yazık oldu." derken kendisine doğru yaklaşmakta olan ve şu an genç bir kadının görünümüne sahip, beyazlar içindeki Banshee'nin kendine yaklaşmakta olduğunu gördü.
"Ah sonunda! buradasın bebeğim hoş..." yeniden olmak üzere lafı yarıda kesildiği zaman bütün gücü ile kulaklarına baskı yapmaya başladı. Banshee'yi kızdırmış olacak ki ölüm dolu çığlıkları odanın dört bir yanında yankılanmaya başladı. Zor da olsa Metamorfmagus özelliğini devreye sokarak kulaklarını daha küçük bir hale getirerek çığlıkların tonunu azaltmaya çalıştı. Bu aşama oldukça başarılı bir şekilde etkisini gösterirken Feanor bir yandan da asasını başının üzerinde çevirerek
"Cave Inimicum" sözlerinin ağzından çıkmasına izin verdi. Büyünün etkisiyle karşısındaki kişi tarafından görünmemeye, kokusu alınmamaya ve duyulmamaya başlamıştı. Büyü etkisini kaybetmeden hemen ruhun yanından arkasına geçti. Asasını Banshee'ye doğru tutup havada bir tik gibi sallayıp ucuna küçük bir u harfini andıran şekil çizerken;
"Flipendo!" sözlerini söyledi. Asanın ucundan çıkan turuncu plazmik top Banshee'ye isabet ettiğinde ruhun geriye doğru savrularak yere düşüp sersemlemesini sağlar. Hiç zaman kaybetmeden asasını göğe doğru tutar ve;
"Periculum" büyüsünü yapar. Havaya doğru yükselen kırmızı kıvılcımlar belli bir yüksekliğe ulaştıktan sonra patlar. Dışarıdaki kişilerin temkinle yanına gelmesini beklerken asasını ruhtan ayırmaz ve herhangi bir hareketine karşı temkinle bekledi.
Adamların cam bölme ile içeri girmesinden sonra hiç zaman kaybetmeden asasını ruha doğrultup;
"Mobilicorpus" büyüsünü yaptı. Banshee'nin hareketsiz bedenini havaya kaldırıp dikkatle hareket ettirerek cam korumanın içine girmesini sağladı. Kulağındaki kulaklığı çıkarıp siyah saçlarını düzene soktuktan sonra;
"İyi ki size sağlam kulaklıklar bulun dedim. Bunlar kadar işe yaramayan bir kulaklık görmedim sağır etmeye mi çalışıyordunuz beni yoksa?" Büyüzoologlar anlam veremeyen gözler ile birbirine bakarken ellerini birbirine vuran Feanor;
"Evet burada işimiz bitti" asasının ucuyla cam bölmeye birkaç kez hafifçe vurarak.
"Umarım bu cam bölme sağlamdır yoksa yine iş çıkaracaksınız bana." diyerek adımlarını çıkışa doğru yönlendirdi. Birkaç adım gitmişti ki omuzunun üzerinden geriye bakarak;
"Ne bekliyorsunuz hadi gidelim, bu yer beni sıkmaya başladı." diyerek odadan çıktı.
Kısa bir süre sonra İrlanda Sihir Bakanlığı'na geri döndüler. Kendisi önde diğer Büyüzoologlar da Banshee ile arkadan gelirken herkes meraklı gözler ile kendilerine bakmaktaydı.Bay Nilson'ın mutluluk dolu gözler ile kendilerini beklemekte olduğunu gören Feanor yüzüne minik bir tebessüm yerleştirdi. Bakanın kendisine doğru uzatmış olduğu elini sıkarken bir yandan da sözlerini dinliyordu.
"Bay Black tebrikler, alanınızda iyi olduğunuzu duymuştum ama bu kader kısa bir süre ruhu yakalayacağınızı tahmin etmedim, iyi bir ekip çalışması oldu ha?" Ekip çalışması? bütün işi kendi halletmişti ama bakan kendi çalışanlarına da bir pay çıkarmak istiyordu, söylediği sözlere göz devirerek;
"Ekip çalışması anlayışınızı değiştirmeniz gerek Bay Nilson, ruh ile sadece benim mücadele ettiğimi söylemek isterim. Tabii diğerlerinin de payı yok sayılmaz, biraz da olsa.""Eğer izin verirseniz Banshee'yi İngiltere Sihir Bakanlığı'na götürüp alanında uzman birisi olarak incelemek isterim. Elde ettiğim bilgileri sizinle paylaşacağımdan emin olabilirsiniz." Feanor'un ruhu İngiltere'ye götürmesi için gerekli olan belge işlemleri birkaç saat sürmüş ama bu beklemenin de meyvesini almıştı. İngiltere'ye döndüğü zaman ruh üzerinde incelemeler yapacak ve elde ettiği verileri İrlanda Bakanlığı ile paylaşacaktı.En sonunda kendi için ayrılmış odaya geldi ve kapıdan girmeye başlarken ayakkabılarını daha sonra kıyafetlerini çıkarmaya başladı. Odanın içinde bulunan banyoya girip bedeninin rahatlaması için duş aldıktan sonra kendini uykunun kollarına teslim etti.