17 Nisan, 2026 09:41:05 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Perili kasaba...  (Okunma sayısı 17 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Fëanor Black

  • Ziyaretçi
Perili kasaba...
« : 17 Temmuz, 2022 13:43:21 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Öncesi: Ruhlar aleminden Ferruh!



Feanor'un gideceğinden haberi olan Bay Nilson ve diğer çalışanlar kendini bu katta beklemekteydi. Yüzüne kondurmaya çalıştığı sıcak bir gülümse eşliğinde Sebastián Nilson'ın karşısına geçerek; "Burada işim bitti Bay Nilson, bu süreçte beni en iyi şekilde ağırlamaya çalıştığınız için teşekkür ederim. İngiltere'ye döndüğüm zaman yapacağım araştırmada edindiğim bilgileri sizinle paylaşacağımdan hiç şüpheniz olmasın." diyerek elindeki eldiveni çıkarıp öne doğru uzatarak el sıkıştı. Bakan Nilson elde edilen sonuçtan oldukça memnun bir eda eşliğinde; "Asıl ben teşekkür ederim Bay Black. Muggle vatandaşları ve çalışanlarımı böyle bir ruhtan kurtardığınız için lütfen bu hediyemizi kabul edin." diyerek küçük bir kutuyu öne doğru uzatır.
Feanor kendisine doğru uzatılan minik kutuyu eline aldığında içinde minik ve önemsiz bir şey olduğunu tahmin etti ama yanılmıştı. Kutunun içinde bronz renkte bir broş bulunmaktaydı. Minik kağıtta yazılana göre İrlanda Sihir Bakanlığı tarafından en iyi Ruh Birimi Uzmanı seçilmişti. Bunu zaten kendi biliyordu ama bunun üzerine ödül verilmesi ve durumunun fark edilmesi egosunu tatmin etmişti. Hediyeyi beğenmenin verdiği mutluluk dolu ifadeyle; "Teşekkürler Bay Nilson en iyisi olduğumun sizin tarafından da bilinmesi hoşuma gitti." diyerek minik bir referans yaptı. "Beğenmenize sevindim Bay Black. Eh! artık veda vakti çalışanlarımız size yardımcı olacaktır." diyen Bakan Sebastián Nilson birkaç görevli eşliğinde oradan ayrıldı. Kendisine bu yolculukta eşlik edecek görevli ile şömineye doğru ilerlerken; "Sizden son bir ricada bulunabilir miyim hanımefendi?" diyerek kadını baştan sona süzüp minik bir tebessüm etti. Şöminenin yanındaki uçuç tozunu alıp ateşe atmaya hazırlanan görevli duyduğu cümle ile başını sallayarak; "Elbette Bay Black nasıl yardımcı olabilirim?" Görevlinin olumlu bir şekilde yanıt vermesi üzerine Feanor; "Duymuşsunuzdur belki Glengarriff denen kasaba perili olarak anılmaktaymış, oraya beni götürmenizi istiyorum. Bazı araştırmalar yapacağım belki bana yardımcı olursunuz." diyerek göz kırptı.
Görevli kafasını olumlu bir şekilde sallarken; "Evet bir tür yaratığın sayesinde öyle anılmaya başlamıştı orası." Tereddüt etse de Feanor'un ona ısrar ve edalı bakması üzerine kabul etmek zorunda kaldı. Uçuç tozunu kavanozunu Feanor'a uzatıp almasını işaret etti. "Sözlerinizi açık ve net biçimde söylemeyi ihmal etmeyin Bay Black. Size bir şey olursa Bay Nilson'ın dilinden kurtulamam." Şöminenin içine Feanor'un girmesini işaret ettikten sonra yeniden söze girdi. "Gitmek istediğiniz yeri söylemeniz yeterli, görev amaçlı oraya gidip geldiğimizde dolayı şöminenin halen açık olduğunu umuyorum." diyerek birkaç adım geri çıktı. Görevliyi kafasıyla onaylayan Feanor şöminenin içine girdikten sonra tozu elinden bırakırken açık bir şekilde "Glengarriff Kasabası" sözlerinin ağzından çıkmasına izin verdi. Birkaç saniye içinde yeşil alevler içinde yok olurken görevli de hiç zaman kaybetmeden arkasında gitti.

Tozlu ve küf kokan, küçük ve dar bir evin içinde belirdi. Üzerindeki toz ve örümcek ağlarında kurtulmak adına üzerini çırpmaya başladığında şömineden gelen sesler üzerine birkaç adım geri gitti. Kendisini anahtara ulaştırmak için görevlendirilmiş görevli de yanına gelmişti ve tıpkı Feanor gibi üzerini çırpmaya başladı. Bu baskın ve karanlık ortamdan bir an önce kurtulmak isteyen Feanor görevliye doğru birkaç adım yaklaşıp bluzunun yakalarını tutarak; "Bana eşlik ettiğiniz için teşekkürler hadi bir an önce aydınlığa çıkalım." deyip kadının yakalarını yukarı doğru biraz çektikten sonra sanki toz kalmış gibi parmaklarının ucuyla çırpıp çıkışa doğru yöneldi.

Eski püskü görünüme sahip olan evden dışarı çıktıklarında gördüğü manzara üzerine Feanor'un dudakları yukarı doğru kıvrılırken yüzünde belli belirsiz bir gülümseme oluşmuştu. Derin bir nefes aldıktan sonra gerisinde kalan görevliye kızıl saçlarını savurup bakarak; "Evet nerede görüldü bu gizemli yaratığımız? Umarım fazla uzakta değildir eve gitme saatimin geldiğine eminim." Feanor'un oldukça çekici olduğunu düşünen görevli onu incelemeye devam ederken kendisine sorulan ani soru üzerine afallamıştı bir şekilde. "Ah şey... evet yaratık. O... onun görüldüğü yer uzakta bu nedenle cisimlenmemiz gerek." diyerek üstünü başını düzeltip elini öne doğru uzattı. Cisimlenme işlemini görevlinin gerçekleştirmesi için ona doğru yaklaşan Feanor, kadının tam karşısında belirdi. Birkaç saniye gözlerine baktıktan sonra sağ elini kadının göğsüne koydu. Bu durum karşısında daha da afallamış olan görevli kafasını sağa sola hafiften salladıktan sonra gözlerini kapattı ve arkalarında kırbaç şaklatmayı andıran sesle cisimlendiler.

Kısa bir sürenin ardından boy boy gökyüzüne uzanan ağaçlar ve gözün görebildiği kadar yeşilliğe sahip olan ormana geldiler. Cisimlenmenin verdiği etkiden kurtulmak adına zaman kaybetmeden derin nefesler almaya başladı. Her ne kadar yıllar boyu cisimlenmiş olsa da lanet olası bulantı hissiyatından bir türlü kurtulamıyordu. Birkaç saniye süren nefes alma işlemini bittiğinde elinin halen kadının göğsünde olduğunu fark ederek çekti. Hiçbir şey olmamış gibi kızıl saçlarını kulağının arkasına iliştirdikten sonra "Hadi şu yaramazı bulalım artık, sabırsızlanıyorum." diyerek ilerlemeye başladı. Tahminen muhabbetle geçen beş dakikalık yürümenin ardından perili olarak adlandırılan bölgeye geldiler. Etrafa göz gezdirdiğinde buranın nasıl perili olarak adlandırıldığını çok merak ediyordu çünkü çeşit çeşit çiçek ve bitkiler ile bezenmiş bu yerde hangi yaratığın ortaya çıkıp buranın perili olarak anılmasını sağladığını merak ediyordu. Çantasını yere yerleştirip kendisine bakma olan merak doku gözlere aldırış etmeden çantanın içerisini karıştırmaya başladı. Tam ümidini kaybedip bulamayacağını anladığında elinde tuttuğu cam bir şişe ile ayağa kalktı. Kendisine bakan görevliye; "Yaratığın ortaya çıkmasını sağlayacak bir koku, Amortentia iksiri gibi düşünebilirsin. Yaratığın en sevdiği kokuyu almasını sağlayacak." diyerek etrafında yavaş yavaş dönerek kokuyu sıkmaya başladı. Paltosunun cebine şişeyi yerleştirip yerde bulunan bir kayanın üzerine oturdu ve asasını çıkarıp beklemeye başladı. "Yaratığın kokuyu alıp yanımıza gelmesini beklemeliyiz. Ne tür yaratıkla karşı karşıya olduğumuzu bilmediğim için asasını çıkarmanı öneririm. Tedbir amaçlı yani korkmana gerek yok." deyip minik bir kıkırtı eşliğinde kafasını çalılara çevirdi.

Tahmini olarak on veya on beş dakikalık bir bekleme meyvesini veriyor gibiydi. Çalıların arasında bir kıpırdanma ve hızla yer değiştiren bir nesne görmüştü. Hareketlenmenin etkisiyle yanındaki görevliyi dürtüp çalılara bakmasını işaret etti. Hareketlenme biraz daha kendisini belli ettiğinde bu sefer iki adet nesnenin havada yer değiştirdiğini fark etti. Böyle küçük ve hızlı bir şekilde hareket etmekte olan varlığın ne olduğu konusunda oldukça Meraklanan Feanor adımlarını çalılara yönlendirdi. Adımları çalılara yaklaşırken bazı konuşmaların kulağına geldiğini fark etti, arkasında bulunan görevlinin konuştuğunu sanıp susması için işaret edeceği zaman onun sessizce arkasından geldiğini gördü. Bu durum Feanor'u daha da heyecanlandırmıştı belli ki insan dilini pek iyi olmasa da konuşabilen bir yaratık ile karşı karşıyaydılar. Çalılara hızla yaklaşıp arasını araladığında yukarı doğru uçan biri mavi diğeri ve pembe olmak üzere iki perimsi varlığın arkalarında sarı bir toz bırakıp hemen yanlarında bulunan çiçeklerin arasına saklandığı gördü. Gördüğü bu yeni yaratık Feanor'u heyecanlandırırken onları daha yakından görmek adına çiçeğe ilerlediğinde güçlü bir hapşırık kendisi ve yanındaki görevliyi esir almıştı.

Birkaç dakika süren kuvvetli hapşırık etkisini azalırken asasını kendine doğrultup zor da olsa Reparifors büyüsünü yaptı. Asanın ucundan çıkan mor renkte ışık huzmesinden sonra hapşırık kesilmişti. Asasını görevliye doğrultup aynı büyüyü yaptıktan sonra çiçeklerin yanına doğru eğilerek ilerledi. Çiçeklerin yanına geldiğinde asasının ucuyla çiçekleri kenara çekip yaratığı görmeye çalıştı. Çiçeği kenara çekmesiyle birlikte yaratık ile göz göz gelmişlerdi, uçmak için kanatlarını açmaya başlayan yaratıktan daha önce davranmaya çalışarak asasını hafiften havalanmış yaratığa tutup; "Immobulus!" büyüsünü yaptı. Amacı yaratığa zarar vermemek olduğu için onun yavaşlaması en iyi çözümdü. Havada tıpkı ip tarafından asılı kalan bir kuklayı andıran yaratığı ayaklarının ucuna yükselerek elleri arasına aldı. Tıpkı bir peri görünümüne sahip olan bu canlıyı ondan ayıran özellik kafasının ortasındaki çıkıntıydı. Küçük mızırdanma seslerine aldırış etmeden ve Yaratığın yeniden o hapşırtan tozdan salgılamasını istemeyen Feanor çantasına doğru ilerledi. Yavaştan hareketlenmeye başlayan yaratığın kaçmasına izin vermeden Bakanlıktayken hazırlamış olduğu yaşam fanusu içine yaratığı koydu. Büyü ile içi genişletilmiş bu yaşam alanında canlının rahat edeceğini tahmin ediyordu. Görevlinin ne yaptığını görmek için baktığında diğerine göre mavi renkte olan yaratıkla yanına geldiğini gördü. Sergilemiş olduğu bu başarıyı kafasıyla onaylarken onu da diğerinin yanına koydu.



"Tebrikler, diğer Büyüzoologlara göre daha deneyimlisin. Böyle hınzır bir yaratığı yakalamak kolay değildir." diyerek çantası bir eline yaşam fanusunu da koltuğunun altına sıkıştırdı. "Övgüleriniz için teşekkürler Bay Black. Sizin kadar olmasa da bu mesleği elimden geldiğince iyi yapmaya çalışıyorum. Eğer sıkıntı olmazsa o yaratıkları neden yakaladığınızı öğrenebilir miyim?" Birkaç saniye fanus içinde bir o yana bir bu yana uçuşan ve kendilerini çıkarmaları için laflar sergileyen perimsi yaratıklara baktıktan sonra; "İncelemek için. Şu ana kadar böyle bir yaratık kayıtlarımızda yok. Yeni tür yaratıklar hakkında bir kitap yazmayı düşünüyorum, onlara da yer vermek isterim." Onaylarcasına kafasını sallayan görevli; "Gerçekten de alanında en iyilerden birisi olmayı hak eden kişisiniz Bay Black. Belki bir gün kitabınızda söz edeceğiniz yaratıkları yakalarken kader bizi yeniden bir araya getirir." derin bir iç çeken Feanor "Kaderin böyle cilveli bir oyun yapmasını dört gözle bekliyorum. Eh artık gitme vaktim geldi." diyerek görevlinin asıl amacını hatırlatmış oldu. Kafasıyla Feanor'u onaylayan görevli onun koluna dokunması üzerine ikisini anahtarın bulunduğu bölgeye cisimlendi.
Uçurum gibi bir bölgeye geldiklerinde denizin tuzlu kokusu ciğerlerine doldu. Hava ormana nazaran daha soğuk bir hal almıştı. Adımlarını kırık bir fincanın bulunduğu yere yönlendirdiklerinde aralarında bir sessizlik oluşmuştu. Fincanın yanına geldiklerinde görevli; "Sizinle görev yapmak büyük bir zevki Bay Black." Kadının söylediklerine gülümsemeyle karşılık veren Feanor adımlarını öne doğru yönlendirip ayakları üzerinde durarak soğuk ortama eşlik eden sıcak bir buseyi kadının yanağına kondurdu. Yeniden eski pozisyonuna geçip fincana dokunmadan önce; "Başka bir hikayede görüşmek dileğiyle" deyip fincana dokunarak Londra'ya cisimlendi.