İngiltere Büyücedünyası > İksir Dersliği
Andre-Iris | İksir
Iris Ashworth:
[justify]Iris başını can sıkıcı fasulyelerden kaldırıp partnerinin kafasını karıştıran ilk sorusunu cevapladı:”Nane konusu biraz karışık. Kimileri kullanıyor kimileri de kullanmıyor. Okuduğum eski bir kitapta nanenin hatta nane sapının iksirin yan etkilerini engellediği yazıyordu. Yine de çok bilinen bir bilgi değil. Koyacaksak….” derken rengi değişmeye başlayan kazana baktı bir ara. Kıvamı güzel gözüküyordu. Başlangıç için daha iyisini umamazdı kuzgun. “Rengi oturduğunda eklemeliyiz naneyi. Ne dersin? Deneyelim mi? Riskli olabileceğinin farkındayım ama bence bir sakıncası yok.” Alışılmışın dışına çıkmayı tercih ederdi. İksir sonuçta. Her an her şey değişebilir, gelişime açık bir alandı. Bir diğerinin peşinden gelen soruyla bıçağı kestiği tahtanın üzerine bırakarak içlerinden ölçülü şekilde ezdiklerini ayıklarken konuşmaya devam etti. “Doğru anımsıyorsun. O sebeple çok fazla ezmedim. İksir içinde hafıza sıvırlama özelliğini yitirmesi gerektiğinden ötürü endişe etmemiz gereken bir şey yok.” Ayırdıklarını kazadan doğrudan atmadan önce arkadaşının söylediklerine yanıtını beklemişti. Neyse ki André de Iris’le gidişat için aynı yolu kabul etmişti, ve bu da muhtemelen kitap bilgisi olduğunu ekleyince çocuğun kafasındaki endişeleri ekarte etmiş olmalıydı.
“Ş-şey, özür dilerim…. Tabii, öyle yapalım o zaman.” Yalnız bir şeyler saklama konusunda başarılı olduğunu söylenemeyen kumral saçlı oğlan dağınık saçlarını utangaçlıkla kaşımış, mahcup ama rahatlamış bir şekilde gülümsemişti. Iris de tebessüm ederek “Hayır hayır, sonuçta birlikte yapıyoruz bu iksiri. Dert etme.” diyebilmişti. Aslında sorgulanmak bir nebze hoşuna gitmişti. Bu konu üzerine birkaç şey daha söyleyebilirdi arkadaşına. Düşündüğü kadar kötü olmadığını sergileyen bir bilgi birikimi sunmuştu sonuçta Iris’e ama fazla vakitlerinin kalmadığını düşünerek iksir üzerine yoğunlaşmalıydılar.
“Evet, ilk aşama tamamdır. Naneyi ekleyebiliriz.”İksir yapımında en hoşlanmadığı şeydi: beklemek. Bir an önce sonucu görmek için sabırsızlanıyordu lakin iksirin emek istediğini biliyordu. O yüzden malzemelerle ilgilenmeye dönmek en makul seçenekti. Arada sırada meraklı şekilde minik minik fokurdayan kazanı kontrol etmeden geçmiyordu elbette. Partneri naneyi ekledikten sonra kısık ateşte bile hızlıca köpürmeye başlamıştı sıvı. Beklerken André ile fasulye sayılarının tariflere göre neden değiştiği hakkında biraz kafa patlatmışlardı da. Mantıklı bir sonuç bulamayınca en bilindik yöntemden şaşmak istemeyerek iksir sarı rengini alınca yedi adet fasulye eklemişti Iris.
“Sonuna geliyor gibiyiz. Kahverengi olunca Pelinotu’nu da ekleyip altı kere saat yönünün tersine çevirdik mi tamamdır.” diyordu. Arada sırada kazanı karıştırmak için yer değiştiriyorlardı ama çok da karıştırmamaya özen gösterip gerekli yerde önemli dokunuşu yapmaya özen gösteriyordu ikili. Renk değişimine göre sırası geldiğine inandığı malzemeleri eklemeye başladılar. Sırada kararlaştırılması gereken tek bir şey kalıyordu: sıkıntısız bir şekilde bitirmeyi başarabilirlerse kim deneyecekti iksiri? Han Hanedanı’nın hüküm sürdüğü zamanlardan çıktığı bilgisini Peter’dan öğrendiği bir oyunu André’nin de bildiğini varsayarak, hiç değilse mutlaka denk geldiğini düşünerek, sordu heyecanla:“Taş-kağıt-makas? Kimin içeceğini belirlemeyi şansa bırakalım mı?” Iris, porsuğun bilmeme ihtimalini de gözeterek daha çok mugglelar tarafından oynanan oyunu ve kurallarını açıklamaya girişmek için hazır bir tavırla bekliyordu ancak André’nin bilebileceğine dair de yüksek bir oran veriyordu kendi içinde.
Yetenek 1d8 : 8, total 8
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 2, total 2[/justify]
André Harris:
İksiri karıştırırken zaman zaman partnerinin kazana dönen bakışları sebebiyle tetikte olması gerektiğini hissediyordu André. Profesörün kendisine yönelen ifadesiz bakışlarıysa iyice gerilmesine sebep olmuştu. Aslında Iris kendisine karşı oldukça sabırlı yaklaşmıştı, tahmin edebileceğinden bile daha rahattı da ve bunların kesinlikle faydası oluyordu iksiri sakince yapmaya devam edebilmesine nitekim yine de dostunu yüz üstü bırakmak istemiyor, bu sebeple pür dikkat odaklanıyordu yaptığı işe. Evet, partnerinin sorun etmez tavrı iksiri daha da ciddiye almasına sebep oluyordu tam tersi bir etkiyle.
Şimdiye kadar iksirin renginin, en azından Iris'in bilgilerine göre bir an bile yanlış gitmemiş olması elbette ki rahatlatıcıydı, dostunu -en azından şimdilik- yüzüstü bırakmıyor gibiydi, haliyle de ilerleyen aşamalarda gülümseyebilmeye başlamıştı gerginliğini üzerinden atarak. Fasulyeler üzerine olan sohbet üzerine yaptığı yorum da rahatlayışını açığa çıkaran cinstendi: "Sayıları da az olmuyor ki neredeyse hiçbir zaman, suyunu çıkartmak için keseyim derken burnuna ağzına kaçıyor insanın bir de zıplayıp... Ve bunun en son ne zaman olduğunu ve kaç kere olduğunu sorma lütfen."
Pelinotlarını uygun renk değişimini sağlayana kadar düzenli temin etmek adına malzemelerin başına geçmiş, kazanı Iris'e emanet etmişti hassaslaşan ve renk değişimlerinin önemli olduğu aşamalarda. İksirin yapımının sonuna geldiklerinde duyduğu sözler bir anlığına şaşkınlıkla kaşlarının kalkmasına sebep olmuştu. "Taş-kağıt-makas? Bunu bilinirliğinin azlığına göre fazla heyecanlı sordun ama..." Neşeli hali alaycı üslubuna yansıyordu: "...Açıklamana gerek yok, merak etme. Ben varım buna kesinlikle. Yalnız... İksir sıkıntılıysa diye kaybedenimiz mi içsin ve mefta olsun yoksa çok iyi yaptığımız için kazanan daha da keyiflenmek için mi içiyor?.." Derslikte ilk defa, belki de göze batacak şekilde kıkırdamıştı kumral saçlı oğlan ama bunun pek bilincinde değildi: Iris'le bu sınav süresince deneyimlediklerinden mütevellit iksirden içmemiş olmasına karşın bir hayli keyifliydi zira.
Kurallar üzerine anlaşmalarının ardından kendinden uzun boylu cadının kazanması sonucu içi sarı sıvıyla dolu iksiri eline aldı ve karşısındaki kızın gözlerine baktı gözleri heyecanla parlayan bir şekilde. "Kendime zerre güvenmiyorum ama beni ölümümden azat etmişsindir, Iris, hatta bana sorarsan galibiyet ödülünü içiyorum," diyerek şişeyi fondipledi iksirlerinin başarılı olmuş olmasını ümit ederek.
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 2, total 2
Aldrik Solaris:
Kaşımızda hızlı ve becerikli bir ekip vardı. Oluşturdukları takım çalışması sayesinde akıllarındaki şüphelere rağmen her şeyi ile doğru gözüken bir iksir ortaya koymuştular. Peki gerçekten başarılı mıydı? Bunu kurbanımız ya da yakın geleceğin sebepsiz mutlu insanı gösterecekti. Andre iksiri kafasına diktiğinde beklemeye başladı. Bir şey olmuyordu. Başarısız mı olmuşlardı? Andre’nin beyni tam benim yüzümden yapamadık drama quennliğine bağlanıcakken kafasındaki olumsuz düşünceler bir an da uçup gitti. Andre adeta yapmacık whatsapp emojisi gibi gülümsüyordu. Sanırım konuşmaya daldıklarında fasulyelerin suyunu çok çıkarmamaya çalışırken biraz az çıkarmışlardı ve bu da Andre’nin yüksek sesli kahkahalarının bütün sınıfı doldurmasına sebep olmuştu. Fakat bu Aldrik tarafından göz ardı edilebilecek bir şeydi.
Yavaşça ikiliye yaklaşan Aldrik, ilk önce kazandaki kalan iksiri inceledi. Kaşıkla karıştırdı, ölçtü, biçti ve Iris için gergin bir ortam yarattı. (Andre için gerginlik kavramı şu an sözlüğünde yoktu) En sonunda kafasını kaldırdı ve “Başarılı, aferin.” dedi. Hafifçe gülümseyerek geri masasına yöneldi.
İksir serüveniniz burda bitmiştir. İkinize de bu güzel rpler için teşekkür ederim.
İsterseniz çıkış rpsi de yazabilirsiniz. Size kalmış bir şey.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git