İngiltere Büyücedünyası > Kara Göl

Planlar Peşinde, İstikbal Göklerde

<< < (3/3)

André Harris:
Parmağını şıklatsa daha büyük bir farklılık yaratabileceği kadar etkisiz büyü girişimi, yüzünün düşmesine sebep olmuştu kumral saçlı oğlanın. Lakin William'ın başının bir yuvaya dönüşüşünü dostunun tepkileri sonrası fark ettiğinde, dudaklarını geniş bir tebessüm sarmalamıştı. Lakin asasının ucundan çıkan minik ışıklardan ötürü kendisine yönelen cızkıpırlar, az önceki fenomenden ötürü eğlenmeye vaktinin olmadığının habercisiydi. Iris, Peter, kendisi... Hepsinin üzerine, özellikle kalçalarına yönelen cızkıpırlar mevcuttu. Şu kalkanı yaratabilmiş olsaydı... Bir daha deneyecek cesareti yoktu ama. Bir saatin tik-takları nasıl daralan zamanı andırıyorsa üzerlerine yönelen cızkıpırların cız-vızları da tam olarak aynı anlamı taşıyordu. Üstelik standart bir saat tik-takından çok daha hızlı bir şekilde. Bir başarısızlığa daha vakit yoktu. Risk alamazdı. Hoş, André hayatında ne kadar risk alabilecek cesarete sahip bir insan olmuş ki sanki...

Cızz... Vızz... Kalp ritmi yükselmeye, soluk alışverişleri hızlanmaya, gözbebekleri irileşmeye ve görüşü kararmaya başlamıştı. Algıları da tüm bunlarla beraber açılmış olsa dahi harekete geçmekten acizdi dostu William'ın konuşmaları dikkatini çekene değin. Sert çene hatları, sözlerinin eyleme geçiriciliği ve saçlarının arasındaki cızkıpır üçlüsünün tümü adeta bir liderlik vasfı timsali eyliyordu binadaşını an içerisinde. Evet, eyleme geçmeliydi! Beyaz atına Alfred'ine binmiş şövalyelerinin öncülüğünde eyleme geçmesi gerekiyordu! Acilen bir şeyler düşünmeliydi. İşe yaratabileceği bir şeyler. Mahrem yerlerini cızkıpır taarruzundan koruyabilecek, kollayabilecek bir şeyler.

O noktada aklına gelen fikirle dostlarını da kendisini de kollayabileceği kanaatine vardı. Seslendi ortamdaki diğer herkese: "Kaçış planı lazım!" Bu konuda kendisini diğerlerine emanet edecekti ve onları kollayacaktı. Iris ve Peter'ın planlarına, Rose'un eylemlerine güveniyordu. Asasını bir "V" oluşturacak şekilde sallamaya başladı. Bu minik kanatlı yaratıklar, havayı kontrol ederek uçabiliyorlardı. Eğer havayı kontrol etmesi imkansız bir hale getirirse William'ın peşine takmadığı cızkıpırların uçuşunu önleyebilirdi. Hatta eğer büyünün üzerinde hakimiyetini yeterince sürdürebilirse her birinin arkasını kurtarabilirdi. Önce Iris'e, sonra Rose ve Peter'a, en son kendisine yöneltecekti rüzgarlarını başarabildiği müddetçe. Kuvvetli -en azından kuvvetli olmasını umduğu- bir türbülans yaratmasına vesile olacak büyülü sözleri söyledi bu esnada: "Ventus!"

Yetenek 1d8 : 7, total 7
Destek 1d8 : 5, total 5
Talih 1d10 : 5, total 5

Iris Ashworth:
[justify]Iris yaptığı büyüyle cızkıpır ordusunu Peter ile birlikte kısa bir süreliğine durdurabilmiş olsa da tehlike henüz geçmiş değildi. Alfred'in kendilerini sürüklediği Hogwarts macerasının eğlenceli olduğu asla inkar edilemezdi, lakin; havada bir süre asılı kaldıktan sonra bütün gününü hastane kanadında geçirmek gibi bir niyeti yoktu. Ne yazık ki göz ucuyla onca telaşe içerisinde görebildiği kadarıyla Alfred'in geleceği için pek iç açıcı şeyler düşünemiyordu. Birkaç gün kadar onu hastanede ziyaret edeceklerine hiç şüphe yokken tanıdık bir sesle bölündüğünde bakışlarını sesin geldiği yöne çevirdi. Hufflepufflı çocuğun şaşkınlığı sesine yansıyordu adeta. Andre'nin gelişiyle yüz ifadesi karmaşık bir hal alan Iris arkadaşını aydınlatmaya çalıştı: "Dikkat et! Cızkıpırlar... Özellikle de küçükleri görmesi daha zor." Ne olduğunu hızlıca çözebilecek birisiydi Andre her halükarda. Tılsım konusunda bir hayli başarılı olan Andre'nin uzatacağı yardım elini bir avantaj olarak görülebilirdi Çoğunlukla beklenmedik şekillerde insanları şaşırtmayı başaran Andre'den gelecek hamlenin birçok kişinin aksine her daim iyi bir şey olacağına inanıyordu genç kuzgun, Andre'nin de bireysel olarak çevreye yansıttığı çekimserliğine karşılık.

Bir çılgınlığın peşinde eğlenmenin yanı sıra her türlü bir durum kontrolü yapılması gerekliydi. Aynı zamanda görünmez tehlikeye karşı atakta olmak. Böyle durumlarda ilk önce Alfred'i kontrol ederdi Iris. William ile birlikte üstesinden geleceklerinden kuşku duymuyordu, yalnızca; ne şekilde olacağından ve ne tür zaiyatlar verebileceklerinden hiçbir zaman emin olmamıştı. O an içerisinde, Alfie'nin çaresizlikle karışmış yüz ifadesi ile acısını derinlerde hisseden Iris'in yüzüne bir "Hay aksi!" ifadesi çoktan yerleşmiş ve saniyesinde Alfred dışında kimin başına bu gelebilirdi diye düşünmekten kendini alıkoyamayarak yüzüne belirsiz bir gülümseme yerleşmişti. Bu da yetmezmiş gibi arkadaşının alacağı ardı arkası kesilmeyecek olan son derece sızlatıcı darbelerden haberdar değildi elbette, henüz.

Akışta bir ruh haliyle Rose'un sesli uyarısına dürtüyle cevap verip arkasını sağlama almaya çalışmak adına bir hışımla dönmek zorunda kalmıştı. Döndüğünde ise kendisi ve yumuşak dokusunu hedef almış şekilde ilerleyen cızkıpıra doğru Rose'un çoktan bir "Everte Statum" yolladığını görmüştü. Asanın ucundan çıkan ışıltılar doğrultusunda büyünün tutup tutmadığını henüz bilmiyorlardı cızkıpırların boyutlarından ötürü, bilmeseler de kıpırdanmanın tam vakti gibi gözükmüştü Iris'e. Bir kirpik kırpımı kadar zamanda şaşkınlıktan ziyade daha çok olağan bir manzarayla karşılaştığında, Iris'e göre William'ın Alfred'i bir bineğe çevirmesiyle gönüllü olsun veya olmasın hak ettiği övgüyü almalıydı hastane kanadına varmayı başarabildiklerinde. William yaratıcılığı ile muzip, işe yarar ve ender bir şeyi gerçekleştirse de Alfred'e de kompliman yapılmalıydı. Iris cümlesini kurarken Alfred'in işitebilecek ya da algılayabilecek durumda olduğunu pek zannetmese de es vermemişti."Bu kahramanlığı yıllarca unutulmayacak."

Iris, William'ın ters oturuşunun aksine aynı zamanda William'ın elinde bir kementinin eksik olduğu kanısındaydı, aklına düşen büyüyle görebildiği bir cızkıpıra doğru bir an için denemek istese de William'ın alacağını çoktan almış olduğunu da belirtmesiyle daha fazla riske girmemek en doğrusu gibi geliyordu. Şanslarını mütemadiyen zorlamışlardı doğrusu. "Acele edelim!" nidaları eşliğinde; Rose ve Peter ile birlikte, açtıkları ufak adım mesafeleri kapatmak için ilerlemeye başlayacaklardı William'ın onlara sağlamaya çalıştığı boşluktan. André'nin havayı kontrol etme ve peşlerindeki cızkıpırları savuşturma fikrine destek olmalıydı. Parlak fikirlerini hiçbir zaman eksik etmeyen sevgili arkadaşları Andre büyüsünü gerçekleştirir gerçekleştirmez eğer ki bir aksilik çıkmazsa hava akımının gerisinde kalan cızkıpırlara yolunu kaybettirmekten daha güzel ne olabilirdi? Sırası geldiğinde hiç oyalanmadan ilerlediği yönün tersine bir an durup sisin yayılmasını istediği alanı asasıyla işaretleyerek efsunu dile getirdi: "Nebulus!"

Yetenek 1d8 : 6, total 6
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 7, total 7

Lady MacDeath:
[justify]Yasak ormandaki cızkıpır-öğrenci arbedesi almış başını giderken Minik Şapşal halinden çok mutluydu. Sadece çok iyi bir yuva bulmakla kalmamış, saçlarına konduğu insan bildiğin onun üzerini örterek ona güvenli ortam yaratmıştı. Artık kesindi, şapşal burada yaşayacaktı.

O burada mutlu mutlu yatadursun, dışarıdaki Cızkıpırlar onun kadar şanslı değildi, havada uçuşmaya ve var güçleriyle bölgelerini korumaya devam ediyorlardı. Genç büyücü William, zavallı arkadaşını bacak arasına almış ortamdan uzaklaşmaya çalışıyordu. Kimin aklına gelirdi? Bir bakmışsın beş çayı içtiğin arkadaşın seni havada tutup kalkan gibi kullanmıştı. Ve bu da yetmezmiş gibi yaptığı yapıştırma büyüsü yüzünden Alfred’in kalçası çivili bir tabutun içinde gibiydi artık. İğneler o kadar çoklardı ki cızkıpırlar bile o bölgeyi sokmayı bırakmışlardı. Zavallı gencin çektikleri yetmezmiş gibi bir de üstüne kafası William’ın bacakları arasında kalmıştı. Adam bildiğin ona biniyordu yahu! İşler daha fazla garipleşemezdi heralde, duruma ayak uydurması gerektiğini düşünerek o da bir at oluvermişti. William üstte, Alfred altta hafif hafif süzülmeye başladılar havada.

William ile gaza gelmiş olan sarı cübbeli kumral öğrenci de bir hışımla asasını çekmişti büyüsünü yapmak adına. Büyü oldukça iyiydi. Cızkıpırların bir kısmı havada savrulmaya başlamış, saldırılarını yapamaz hale gelmişlerdi.

Chad sinirle bağırdı: “Şerefsizler! Hadsizlerrr! Siz görürsünüz pislikler!”

Okuduğu bu lanette yalnız da değildi. Cızkıpır halkı havayı bozan bu kalçadan bacaklı çocuğa inanılmaz sinirlenmişlerdi. O kadar ki, saldırdıkları diğer çocukları bırakıp ona doğru yönelttiler cızırdayan kanatlarını. Ah! André’nin şansına büyüsü iyiydi ancak bir sorun vardı ki bu büyü bir gazla bir araya gelmiş sinirli cızkıpır sürüsünün tamamını püskürtecek kadar güçlü değildi. Derken bir yardım eli uzandı genç büyücüye o anda, André’nin kalçası (gerçek anlamda) kısa süreliğine de olsa kurtulmuş oldu bu sayede.

Iris’ti kahramanının adı. Asasıyla yaptığı sis tabakası, büyük sürünün kafasını karıştırmış, yollarını şaşırmalarına ve gördükleri karaltılara -buna kendileri de dâhildi- rastgele iğnelerini batırmaya başlamalarına neden olmuştu. Aralarından kurtulan yalnızca bir kişi vardı: Chad.

Chad sinirle bir kez daha lanet okumuş ancak saldırıya koşmamıştı. Aksine karısını kontrol etmek için yukarı çıkmıştı. Karısı iyi durumdaydı lakin az rüzgâr çarpmıştı. Çok büyük bir sorun değildi bu tabii, bölgelerini işgal etmiş insan topluluğu kadar değil. Chad, sisin yayıldığını fark ettiğinde hızla harekete geçti. Hiç yolunu değiştirmeden dosdoğru André’nin alnına çarptı var gücüyle. Bir sonraki hamlesi bundan daha ilginçti: Chad, André’yi sokmak yerine yüzüne yaklaşıp ona kanatlarıyla tokat atmaya başlamıştı. “Bu karımın huzurunu bozduğun için!” Eh, tabii, insanlar bunu nasıl anlasın Chad? Ama Chad sinirliydi. Sinirliydi ve lanet okumaya devam ediyordu. Belki genç insan onunla iletişime geçildiğini hararetle vızlaması ve küçük kollarını sinirli İtalyan şefi gibi sallamasından anlar ve derdini öğrenmeye çalışırdı kim bilir?

Bir gerçek vardı: sahada savaşan bütün cızkıpırlar erkekti. Dişiler geride kalmıştı yuvalarını korumak için ancak erkekler bu kadar sarsılmışken artık harekete geçme zamanları gelmiş gibi görünüyordu. Bu kararı almalarını André’nin büyüsüyle karısının yanına geri savrulan Barry sağlamıştı. Barry zemine çakıldığında bütün umudunu kaybetmiş gibiydi, kaybedeceklerine inanmaya başlamıştı. Karısıonun bu haline dayanamazdı, bir şeyler yapılması gerekiyordu ve yapacaklardı da.

“Dişi cızkıpırların gücünü onlara göstereceğiz!” diye haykırdı dişi cızkıpırları coşturmak adına. Hep bir ağızdan tezahürat yaparak kaosa doğru çırptılar ince kanatlarını. İlk hedefleri kocalarının büyük çoğunluğunun düşmesine neden olan kızların yanına gitmekti. Iris’in üzerine gelen en az önceki sürü kadar kalabalık bir cızkıpır ordusu vardı şimdi. Rose ile birlikte kaçsalar iyi olacaktı, bu dişilerin hiç şakası yoktu. Savaşmak da bir seçenekti tabii. İşler çığırından daha fazla çıkamazdı ya![/justify]


[justify]Notlar;
-İnanın bana şu an sahada ne yaşandığını ben de bilmiyorum kdhkdsh
-Sırasıyla gidecek olursam William-Alfred ikilisine doğrudan bir saldırı şu anda yok. William dilerse arkadaşlarına yardıma gidebilir. Ayrıca ricası üzerine bu görseli bırakmazsam olmaz, çizimi için Ada’ya çok teşekkür ediyorum ben görünce gülmekten altıma edecektim[/justify]
[spoiler][/spoiler]
[justify]-André’ye gelecek olursak girdabı sayesinde pek çok cızkıpır düşürdü ancak şu an Chad ile karşı karşıya ve bilmesini isterim ki Chad sürüsü için her şeyi yapmaya hazırdır kalçasını kollasın
-Ve Iris, sis gerçekten kaçmak için mantıklı bir hamle idi ancak şu an üzerine gelen bir dişi ordusu varken görüşünün kısıtlanmış olması onun lehine olmayabilir. Ona da aynı André gibi kalçasını kollamasını tavsiye ediyorum
-Sorunuz olursa bana nerden ulaşabileceğinizi biliyorsunuz keyifli roller dilerim ^^
[/justify]

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git