[justify]Bir Perşembe gecesiydi.
Mag Mell’in, müşterilerine kapılarını kapamasına yarım saat vardı yalnızca. Gerçi, içerisi boştu, haftalar önce yapıyı onarmış ve tekrar insanlara açmış olmasına rağmen uğrayanı tek tüktü. Kapıya geleni “Bugün Perşembe değil, defol!” diye kovaladığı için de olabilirdi bunun nedeni tabii. Müşteri gelip gelmemesini umursamıyordu artık Isolde, bar boşken deneylerine odaklanacak vaktinin arttığını keşfetmişti, öyle ortadan kaybolmasına gerek de kalmıyordu. Malzemelerini karşılayabilmek içinse balodan aldığı hasarı bahane edip arttırmıştı içki fiyatlarını. Daha önce tavernaya bağımlı ettiği müşterilerini etkilememişti bu zam neyse ki, hayati ihtiyaçları haline gelmiş içkiler için ne kadar gerekiyorsa hazırdı pek çoğu vermeye. “Enayiler,” diyordu Isolde onlara. “İradesiz asalaklar.”
Kadehlerin sonuncusunu da yerine kaldırdığında hazırdı barı kapatmaya, bu saatte kimsenin kaldığını da düşünmüyordu, eğer kuytu bir yerde sızdıysa da ne acı, cüppesinden tuttuğu gibi dışarı fırlatırdı. Tam da o sırada -hep böyle olurdu zaten, Tanrı tesadüfleri severdi çünkü- barın kapısının açıldığını haber veren çanın sesini duydu. Elindeki kadehi bırakıp, menekşe rengi bakışlarını gelene çevirdi.
“Kapatıyoruz beyefendi, haftaya gelin.”
[/justify]