Dünya Ülkeleri > Mali-Phali-Ty-Co Pub

Rüyandaki beyaz unicornlu prens

<< < (2/2)

Alpharian/Omegan Av Thrawsunblat:
Alpharian'la ilgili yalnızca "Tanıdık aracılığıyla." demiş olması Omegan'ın bir kaşını havaya kaldırarak salladığı yalana inanmadığını ortaya koymuş olsa da, sonrasında adamın "Sevdiğim biriyle aramı yaptı. Az çöpçatan değil." diyerek sözlerini daha inanılabilir bir yola sokmasıyla birlikte şimdilik inanmış gibi yapabilirdi. Adamın gerçek adını, ya da en azından gazetelerde yazılmış olan adının kulaklarına varmasıyla birlikte hatasından çekinip utanması yerine Omegan'ı aptal yerine koymuş olmasının sonucuna pis bir gülümseme biçiminde evrilen mimikleri kadının gözünde yarattığı ilk izlenimini daha da aşağılara çekmekten geri kalmamıştı.
"Ah... İsmim. Kim bulmuş ki kendini? Gabriel, Alexander, Lucian... Bir isim beni ne kadar tanıtabilir ki size, Meghan Necramyth. Garip bir soyad. Soyadları oldum olası sevmemişimdir hem. İnsanları-.." Bir an önceki kabalığının görmezden gelinmesi için yeterli bir bahane ortaya koymadan adamın konuyu başka bir yöne çekmeye çalışmasına içerleyip "İngiliz kültürüne olan yabancılığından olsa gerek." diye düşüncelerini içinden geçirdi kadın. Adamın sözlerine devam etmesiyle birlikte Omegan'ın o Migren denilen saçmalığın pençelerine düşmesi de bir olmuştu beklenmedik bir anda. Adamı duyabiliyordu, evet ama, sözlerini boğuk bir gıcırtıymışçasına algıladığı için içeriklerini tam anlayamıyordu. Özgürlükle, seçimlerle ilgili sözler gelip geçmişti sanki. Boşta kalan elinin parmaklarını şakağına dayayarak kısa bir süre için gözleri kapalı durduğunda adam sözlerini bitirmişti bile: ".. benlik değil."
Gabriel'in sonrasında Korone ile ilgilenmeye başlayıp "Peki ya siz, Megan olmasaydınız ne olmak isterdiniz?" diye sorduğu sorusuna yanıt verebilecek gücü vardı Omegan'ın ama adamdan güvenebileceğini düşünmeyeceği ya da bir yalan olduğunu anlayabileceği bir saçmalık daha duyarsa baş ağrısının nedeni oymuşçasına ters davranabilirdi...
"Kesinlikle bir avukat ya da çöpçatan olmazdım; bunu kesinlikle biliyorum Gabriel, Alexander, Lucian... Ya da hangi ad şu an yavru bir köpek seven ve sokaklarda bir Unicorn'a binip hediyeler getiren kişiliğine uygunsa?" diye söze başladı Omegan, bir eliyle hayvanın yularından tutup diğeriyle şakağını ovmaya devam ederken.
"Yine de günlerini kitap okuyarak ve işinde hatasız olmaya çalışan Meghan olmak bana yeterli geliyor. Ah, bir de ikiz kardeşinin hediyesi olan Unicorn'a göz koyan Meghan" dedi kadın zorla yüzüne kondurabildiği bir gülümsemeyle. "Korone sizi sevmiş gibi duruyor, yoksa şimdiye çoktan ayakabılarınıza işemişti... İyi terbiye vererek eğitiyorum ama son zamanlarda böyle bir huy edinmeye başladı. Siz onunla biraz ilgilenirken ben bu güzel yaratığı koyacak bir yer bulayım izninizle." dedikten sonra yuları çekerek barın arkalarına doğru yollandı Omegan. Tüm bu yaşananları en başından beri "keskin" gözetimi altında tutan Faruk'un Gabriel'e pis pis bakışını görmemiş gibi davranarak Gabriel'e dönüp "Hemen geri dönerim!" dedi. Çoğu kişi kendini peşisıra takip eden Unicorn'la birlikte sahneden uzaklaşan Omegan'ın arkasından bakarken; kapıdan içeri girdiğinden beri suskunluğunu koruyan yaşlı adam, misafirin odağını üzerine çekmekte başarısız kalan bir boğaz temizleme girişiminin sonrasında Pub'ın içindeki çok da fazla müşterinin duymayacağı biçimdeki ses tonuyla:
"Necisin oğlum sen?" diye sordu Faruk büyük bir kuşkuyla.

Navigasyon

[0] Mesajlar

[*] Önceki Sayfa

Tam sürüme git