Dükkana gelip beni zorla yıkanmaya zorlayan Merlin üyeleri ölü Chadwick’in yanından beni çekip çıkarmışlar ve Carmilla denen ruh hastası karının avukatlığını yapmam için görevlendirmişlerdi. Bir sürü şey anlattılar ama dinlemedim. Dedim hallederiz. Halletmediğim bir şey söyleyin bana? Evet, hayatımın düzeni. AMA OLSUN! Gittik Azkaban’a bu kadını koymuşlar bi hücreye. Anlatsın bana bir şeyler diye gelmiştim aslında ama şok oldum yüzünü görünce. Bu kadın baloda birlikte görev yaptığımız Cwénhild denen seherbazdı. O da kimliğini değiştirmiş baksana. Nereden nereye. Bunun bulunduğu hücrenin parmaklılarına yaslanıp
“Naber?” dedim gülerek.
“Beni gördüğüne sevineceğin aklından geçer miydi?”1 haftalık bir hazırlıktan sonra -ki nefret etmiştim düzenli çalışma durumundan- sonunda vakit geldi çattı. Ben haftalardır duş almamıştım, bir yıkandım çıkan kirleri görmeniz lazımdı! Yep yeni kıyafetler yollandı hizip tarafından ve pırıl pırıl bir genç adam olarak Bakanlık’a adımımı attım. Cornelia’nın şu halimi görmesi lazım! O kadar sevinir ki takım elbise + taranmış saçlarla gezdiğime. Parfüm kokuyorum parfüüüm... Önüme gelen herkese kocaman gülümsüyor selam veriyorum falan. Yanımda da hizipten bir iki yetkili abi var adları zerre umrumda değil. Birlikte çıktık mahkeme alanına yuvarlak bir alanda toplanmış herkes. Abi tam olmam gereken yer burası! Sahnedeyim ve bir sürü de seyircim var.
Parlama zamanın geldi Das.
Hizipçiler tarafından uzatılan kahveyi alıp içmeye başladım herkes otururken. İddia makamı olarak adlandırıldıkları yere baktığımda bir çançinçon, bir de- LAN? Cornelia? İçtiğim kahveyi burnumdan püskürtüp öksürmeye başladım. Arkamdan pıt pıt vuruldu ve elime peçete tutuşturuldu. Teşekkür ederek aldım peçeteyi. Ağzımı sildikten sonra elimi salladım kankaliçem bana baksın diye. Göz kırptım sonra tam bir kımıl zararlısı olduğumu düşündüğünü belli eden bakışlarına karşın. Her yerdeyim kızım ben. Ne sandın beni.
Bir süre sonra mahkemenin başındaki kadın, sanırım hakim diyorlar buna, başladı heyeti ve tarafları tanıtmaya. İşte bilmem ne dairesi çalışanı çançinçon var karşıda. Sıra bana gelince bir şovmen edasıyla öne doğru eğilip selamladım izleyicilerimizi. Oh bebeyim! Kendimi tekrar dirilmiş hissediyorum. Sanki beynim küflenmişti dükkanda boş boş oturduğumda. Artık çat çat karşımdaki kişiyi indireceğim şu tartışmada. Üstelik çinli kadın zeki de olur, ben bunun içinden, bu harika Amerikan zekamla geçince varmayın keyfime. Beni tanıttıktan sonra da ruh emici denen iğrenç varlıklar ile birlikte getirdiler Cwénhild’i. Döndüm buna, göz kırpıp
“Sen rahat ol anacım.” dedim.
“Kendini bana bırak.”Hakime hanım ilk sözü çançinçona verdi. Kadın da başladı işte ilk kendini tanıtmaya. Büyüceşuraya da yağ çekti. Benim de çekmem lazım galiba. Sihir Bakanlığını temsil ediyorlarmış. Ulan Cwénhild, nasıl başardın da tüm bakanlığı karşına aldın be kızım. Nasıl yaptın? İşte diyor ki teröristtir bu kadın. Tutuklattırmamış kendini, insanların canını tehlikeye atmış, affedilmez lanet kullanmış, Hogwarts’a dalmış falan... Lan tamam çok da bir şey değilmiş yaptıkları. Ben de çok aşırı bir şey yaptı sanmıştım. Azkabana atılsın dedi en son. Büyüceşuraya da güveni tammış.
[spoiler]

[/spoiler]
Boğazımı temizledikten sonra aşırı sakin hareketlerle
“Müvekkilime terörist dememenizi rica ediyorum bayan-” Çançinçon... Neydi lan adı?
“Minamoto.” Çok zeki olduğum için asyalıların isimlerini son söylediklerini de biliyorum ayıks. Olduğum yerden kalkıp yürümeye başladım büyüceşura üyeleri beni daha rahat görsün diye.
“Sayın büyüceşura üyeleri ve bakanlığın değerli çalışanları. Müvekkilimin geçmişine bakmanızı rica edeceğim. Şuan onu yargılamak isteyen bakanlık çalışanlarının yanında savaşıp tüm büyücedünya için kendi canını tehlikeye atmış olan bir kadın kendisi. Cwénhild Muirgheal! Onun eskiden bir seherbaz olduğunu biliyorsunuz. Çökerttiği suç çetelerini dosyasına bakarsanız görebilirsiniz. Peki bu kadın neden terörist diye adlandırılıyor?” Parmağımla çinliyi gösterdim.
“Çünkü siz, evet bakanlık çalışanları siz, görevinizi yapmadınız.” Sustum söylediğim şeyin tepkisini görebilmek için. Tekrar eski yerime, Cwénhild’in yanına döndüm sonra. Ellerimi önümde birleştirdikten sonra
“Balo zamanında kendisini tehlikeye atarak, TÜM HERKESİ KORUMAK İÇİN savaşmadı mı? Savaş sırasında İNSANLARI KURTARMAK İÇİN esir düşmedi mi? Peki siz ne yaptınız? O Cadı Avcılarının elinde işkence çekerken bakanlık çalışanları neredeydi? Başka büyücüler, cadılar ve çocuklar ele geçirildiğinde, onunla aynı kaderi paylaştıklarında kimse hiçbir şey yapmıyordu! Peki bunu değiştirmek için kollarını sıyıran kişiye terörist mi denilir? Yoksa KAHRAMAN mı sayın büyüceşura üyeleri? Elinizi kalbinize koyun.”