17 Nisan, 2026 09:04:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: [Cadı Avcıları Soruşturması] Aziz Micheal Kilisesi  (Okunma sayısı 139 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
[Cadı Avcıları Soruşturması] Aziz Micheal Kilisesi
« : 22 Şubat, 2022 23:48:53 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Mahşer Günü konusundan sonra oluşmuş bir görevdir.

Bakanlık çalışanlarının ve Gazetecilerin yazma izni vardır. İzinsiz rütbelilerin güzel bir plan ile işe karışabilmesi de gayet tabi mümkündür.

En son yapılan baskından sonra kilisede başlatılan olay yeri inceleme konusudur. Girdiğinizde çevrede Sihirsel Yaptırım Dairesi elemanlarının olduğunu belirtebilirsiniz. Tuzaklar açığa çıkarılıyor, cesetler kaldırılmış olsa da kanlar ve bedenlerin bulunduğu yerler işaretlenmiş. Sayın adminlerimizden yardım alarak ilerlemeniz ve bulgularınızı özetlemeniz gerekmektedir.

Çevrimdışı Adelhard Foehrkolb

  • Cadı Avcısı
  • 2. Seviye
  • İleti: 5
  • 98 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Adelhard Foehrkolb
  • Güç Puanı: 0
  • Auf Wiedersehen!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: iskender
  • Meslek: Rahip
  • Cemiyet: Salem Cadı Engizisyonu
  • Tılsım Gücü: -
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, 1. Seviye
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Aziz Micheal Kilisesi
« Yanıtla #1 : 10 Mart, 2022 23:08:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Cam kırıkları, parçalanmış zeminden saçılmış tahta parçaları ve kapkara yanık iziyle ziftten hallice duran ahşap oturakların iç karartıcı görüntüsüyle, Aziz Michael Kilisesi sanki bir cehennem yeri gibi gözüküyordu. Üzerinde siyah cübbeleri ve altlarında takım elbiseleri ile gezen iki adam, akşam üzeri bir vakitte yıkıntılar arasında bulabileceklerini kurcalıyor, kimi evrak ve belgeleri ayıklamaya çalışıyorlardı. Pembe elbisesi ile oldukça şık görünümlü bir kadın ise pabuçlarının yerdeki kırıklara takılmaması için özenle ilerlemekteydi aralarında. Meraklı bakışlarını adamlara doğrultmuş, hemen yanında uçuşuveren not defterine sihirli tüy kalemiyle bir şeyler çiziktirmekteydi.

“Peki Bay Twinkle’ın nasıl kaçırıldığına dair bir şeyler öğrenebildiniz mi Bay Flower? Bay Carter’ın konuya ilişkin ketumluğu bizi-“

“Bunu sihirsel yasal yaptırım dairesi görevlilerine sormanız gerektiği defaatle belirttik Bayan Hazel. Ayrıca şu not defterinizi saklasanız iyi edersiniz. Muggle kurumlarında çalışan görevlilere veya köylülere yakalanmak istemezsiniz!”

“Buraya soruşturma amacıyla geldik bayan.” dedi, elindeki purosundan bir nefes daha alan diğeri. Şapkasının güneşliği, akşam üzerinin belirtisi sarı gün ışığında yüzünü gölgeliyordu. “Yoksa birkaç meraklı muggle daha ortadan kaldırmak zorunda bırakacaksınız bizi.”

Kadın endişeye kapılıp not defterini ve tüy kalemini çantasına tıkıştırırken, takım elbiseli olanlar incelemelerine devam etmekteydi. Amerika Birleşik Devletlerindeki kiliselerden gönderildiği çok bariz olan bir takım evraklara ellerini atıp incelemeye başlamışlardı ki, kilisenin girişinde tanıdık olmayan, garip aksanlı birisinin sesi duyuldu.

“Guten Abend, baylar!”

Her iki takım elbiseli de cübbelerini düzelterek sesin geldiği yöne dönmüşlerdi bir anlık afallamayla. Bu saatte kim olabilirdi bu döküntü yere uğrayan? Buraya son zamanlarda evsizler dışında kimsenin geldiğine şahit olmamışlardı oysa.

Karşılarında beyaz saçı ve sakalıyla, kara cübbenin içerisinde bir rahip olduğu kuşku taşımayacak, ince yapılı, yaşlı bir adam duruyordu. Kemikli yüzü ve sert mizacıyla pürdikkat etrafını gözlediği görülmekteydi. Yanında ise, başındaki Tirol şapkası, kısa pantolonu ve pantolon askılarıyla Alman yahut Avusturyalı olduğu şüphe götürmeyecek otuzlu yaşlarında, göz altlarındaki koyulukla gergin bir intiba uyandıran bir adam daha vardı.

Purosunu dudaklarına götüren takım elbiseli adamı takriben Bay Flower, ağır adımlarla birkaç adım öne çıktı konuşabilmek için. “Merhaba Peder Bey! Kilisenin yeni rahibi siz olmalısınız. Size nasıl yardımcı olabiliriz acaba?” Gözlerinde tedirgin bir ifade geziniyordu.

İhtiyar adam, karşısındaki üçlüyü baştan aşağı süzerken önüne çıkan yıkıntı halindeki engebeleri de yavaş yavaş aşarak yaklaşmaktaydı. Bir anlığına bakışları vitrayda açılmış olan deliklere takılmış olsa da, zemindeki camların üzerine basarak çıkardığı seslerden duraksamadığı belli olmaktaydı.

Öne çıkan takım elbiseliyle arasında birkaç adım kalıncaya kadar ilerledikten sonra bakışlarını oturakların bittiği yerde konuşlanmış ve İsa Heykeli ile haçın tam önünde yerlerini almış olan üçlüye çevirmişti. İngiliz Kilisesine püriten bir rahip atanacağını sanacak kadar cahiller! Bu sefer kanıt için uğraşmaya pek gerek kalmayacak... “Kasabaya yeni geldim evlatlar! Ne bu kilisenin bir rahibiyim, ne de İngiltere’nin bir vatandaşı. Yoldaşım Christoph ile-“ başıyla arkasında onu izlemekte olan Tirol şapkalı adamı işaret etti. “...çıkan dedikoduların aslını astarını soruşturmak için buradayız. Acaba siz centilmenlerin ve pek saygıdeğer hanımefendinin kim olduğunu öğrenebilir miyim?”

“Bizler... Bizler özel dedektifiz Peder bey. Benim adım Alan Flower ve ortağım Oliver Robin...” Arkasında purosunu tüttürmekte olan Oliver’ın parmakları çoktan cübbesinin içerisinden kemerine doğru kaymaktaydı. Adelhard’ın arkasında mevzilenmiş olan Christoph’un da aynı şekilde belindeki kemere doğru. Alan Flower sözlerine devam etti. “Hanımefendi de Almira Hazel, asistanımız ve katibimizdir. Tam da sizinle aynı sebepten buradayız. Olay yerini inceleme-“

“Britanya polis teşkilatının incelemeyi sonuçlandırdığını sanıyordum!” Sözü kesilen Bay Flower, arkasındaki Bay Robin’e doğru kaçamak bir bakış fırlattı. Bayan Hazel ise tedirgin adımlarla purosunu içmeye devam eden Bay Robin'e doğru yaklaşmaya başlamıştı.

“Soruşturmayı daha da detaylandırmak istiyoruz. Bu sebeple-“

“Şayet özel dedektif iseniz, birilerinin sizi tutmuş olması gerekiyor. Yanılıyor muyum? Yoksa Tanrı’nın evinde şehitlik mertebesine erişen kardeşlerimizin birisinin yakını tarafından mı görevlendirildiniz? Eğer öyleyse, bunu bilmem iyi olacaktır.”

“Ah, evet! Tabi ki... Ancak müşterimizin ismini gizlilik sebebiyle açıklayamayız, anlarsınız ya!”

“Tabi, anlıyorum.” Elini cebine götürdü yaşlı adam. Bir deste poker kartı çıkardı umursamaz bir tavırla. Kısa adımlarla oturakların önünde yanık izleri bulaşmış bir sehpaya doğru ilerlerken bir yandan da desteyi elinde karıştırmaya başlamıştı. “Kart oyunlarıyla aranız iyi midir dedektif?”

“Bunun konumuzla ne ilgisi var anlamadım ama-” Ortağı Robin’e çevirdiği bakışları onaylar bir ifadeyle karşılandıktan sonra da devam etti. “İyi sayılır.”

“O halde bir el oynamaya hayır demezsiniz!” Dedektiflerin bakışlarında bir şaşkınlık ifadesi aradı. Ancak daha çok tedirginlikti okuduğu. Benim gibi bir rahibin kilisede kumar oynama teklifine şaşırmayacak kadar cahil olamazlar dünyamız hakkında! Bizim hakkımızda bu kadar az şey bilmeleri zaaf değildir de nedir? “Kartlarımın Tanrı’nın iradesini taşıyan mesajlar olduğunu düşünmüşümdür hep. Ne zaman kararsız kalsam başvurma gereği duyarım. Ne kadar günah olduğunu bilsem de bunlara dokunduğumda... Nitekim benim için keyif veren bir iş değildir kart oyunları. O yüzden keyif veren bir günah da değildir. Hem, günah işlemeden tövbe etmenin değerini de bilemezsiniz değil mi? Mesele günahımızı seçebilmektir.”

Sehpanın hemen yanındaki sandalyelerden birisine yerleşti usulca. “Evet, bir oyuna ne dersiniz baylar?”

Flower ne diyeceğini bilemez bir üslupla bakakalırken arkasındaki Oliver Robin girdi söze. “Kusura bakmayın Peder Bey, ancak meşgul olduğumuz için bu davetinizi geri çevirmek zorundayız.” Purosunu yere atıp üstüne basarken, başıyla dışarıya doğru işaret ederek Bay Flower’a gitmelerini salık veren bir talimat verdi. Pembe elbisesindeki tozları silkelemekle meşgul olan Almira da tam onların peşinden hareketlenmişti.

Christoph sert bakışlarla hareketlenen üçlüyü gözlemlerken Adelhard konuşmaya kaldığı yerden devam etti. “Yerinizde olsam bahsi duymadan ayrılmazdım. Bu türden günahlar sizi şaşırtmasa gerek. Tanrının evinde kumar oynamak isteyen bir Rahibe şaşırmadığınız gibi...” Desteden rastgele bir kart seçti. König... Hareketlenen dedektiflerin kaskatı kesilmiş gibi duraksadıklarının ve kendisine döndüklerinin farkındaydı. Benim kartım...

“Bahis mi?” Bay Robin, yaşlı adamı sorgular bir halde, tetikte ve dikkat kesilmiş beklemekteydi.

“Bahis nedir, Peder?” demişti oldukça saf bir tonla Bayan Hazel. Tüm olanlara anlam vermeye çalışıyormuş gibi hala.

“Hayatınız...”

Meselenin ne olduğunu idrak etmeleriyle seherbazların asalarına uzanmaları bir olmuştu. Bir cadı avcısıyla karşı karşıyaydılar! En kötüsü de kendilerinin ne olduğunu bilen bir cadı avcısıyla...

Christoph bir eliyle kemerindeki kılıfta bekleyen çakmaklı tabancaya uzandı, diğer eli ise belindeki kemende. Tam bu esnada bir tabancanın ateşlendiğini duyuran bir gümbürtü koptu harabeye dönmüş kilisenin yüksek katlarından. Çakmaklı tabancanın sesi değildi bu, Adelhard’ın ayırt edebildiği kadarıyla. Colt marka olduğu belli bir tabancanın çıkardığı sesti bu. Tanıdık bir ses hem de...

[spoiler]
[youtube]https://youtu.be/F-2AOSIUpUE[/youtube]
[/spoiler]
« Son Düzenleme: 11 Mart, 2022 10:49:57 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Adelhard Foehrkolb »

Çevrimdışı Hızlıtetik J.V.

  • Cadı Avcısı
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Hızlıtetik J.V.
  • Güç Puanı: 0
  • Sağ revolver kanunsuzlara, sol revolver cadılara.
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Kelle Avcısı
  • Cemiyet: Salem Cadı Engizisyonu
  • Lanet Gücü: -
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Aziz Micheal Kilisesi
« Yanıtla #2 : 10 Mart, 2022 23:08:22 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Birinden 11.5 milimetrik bir kurşun, ötekinden kızıl bir ışık huzmesi fırlamış iki altıpatlarının ulaştığı kişilerden yalnızca biri yerdeydi mermer zemini kızıla bularken. Görmemişlikleri gözlerinden ve kararsızlıklarından okunan ikiliden biri hızlı davranmış, kızıl ışık huzmesini asasıyla savuşturmuştu: Bir kilisede yere puro izmariti atmaması gerektiğinin bilincinde olma ihtimali olan. Fakat peder, kilisenin henüz bozulmamış tuzaklarından birini kendini savunmaya davranan adamın şaşkın anında boynuna dolamıştı ve asasını elinden düşürerek havalanmaya başlamıştı takım elbiseli beden. Bu esnada "Daha yukarı!" diye bağırmaya bile başlamıştı yanındaki kendi yedeği olduğunu düşündüğü Christoph isimli adama.

İki silahını da parmakları arasında çevirip iki yanındaki kınlara soktuktan sonra avluya bakan bir pencereden fırlayıp önce yan tarafında kalan ufak çatıcığa, oradan da yere inen kadın sakin adımlarla pedere doğru ilerlemeye başladı.

"Eh, normalde sağ silahımı çekmezdim ama... Yalnızca olaylarla alakalı sorular soran sizin gibi yaşını başını almış saygıdeğer bir pedere asa çekmeye çalışmak... Bu adamları cadının yanında kanunsuz da kılar." Avluya inişinin ardından pembe elbiseli kadın korku içerisinde kaçarken kendisiyle pederin arasında kalmıştı. İrileşen gözbebeklerinden korku okunuyordu. "Ve sen! Yerinde olsam kaçmayı denemezdim!"

O sırada karşısındaki kadının bedeninin bir anlığına yuvarlak bir huzme oluşturmaya başladığını görmesiyle beraber sol tarafından muazzam bir hızla "cadılar için" olan silahını yeniden çekip kızıl bir ışık huzmesi daha gönderdi beyaz saçlı kelle avcısı. Cisimlenmeye başlar başlamaz sersemletme lanetiyle vurulan zarif kadının dikkati fazla dağılmış olsa gerek ki septirdi. Felaket bir şekilde septirdi. Sağ kolunun omzundan dirseğine kadar olan kısmı muhtemelen gitmek istediği yere varmış, vücuduyla bağlantısını kaybeden alt kolu bir patlama efektiyle kızıla bürünerek havaya fırlamış, devrilen kadından yaklaşık üç metre öteye düşmüştü. Acı ve kızıl bir havuz içerisinde kıvranıyordu gazeteci zat. Yüzü dehşet ve şaşkınlık içerisindeydi. Öyle ki yüzündeki dehşet çektiği acıya değil, şaşkınlığına ve ölebileceği korkusuna aitti biraz önceki. Henüz öldüğünü idrak edememişti bile.

"Yazık, kellesinde ödül henüz yoktu. Yani ölmesine de gerek..." diye mırıldandı içten bir hayal kırıklığıyla. Kafasıyla ayakları yerden kesilmiş olan çömez bakanlık çalışanını gösterip "Zaten bir tanesi yaşıyor," dedi. Manidar bir bakış gönderdi pedere ve hançeriyle yerde kıvranmakta olan adamın acısını nihayete erdirdi. Bunu yaparken üzerindeki kıyafetin lekelenmemesi için kesimine özen göstermeyi de ihmal etmedi.

Doğrulup pederin yanına tekrar geldiğinde usulca girdi söze: "Eski günleri yad ediyor insan, değil mi?" İmalı bir şekilde sırıttı. Bu kıyımla karşısındaki adamın sinirini bozacağını biliyordu ama az önceki kıyımın gerekli olduğunun bilincinde olduğunu da. Üç yıl önceki malum olaydaki gibi bir nutuk çekemeyecekti kendisine. Peder vaazlarına yeterince maruz kalıyordu orada burada. Kişisel bir vaaza daha ihtiyacı yoktu.

Pederin az önce avucuna aldığı iskambil kartını inceledi göz ucuyla. "İz sürücülüğünüz son görüşmemizden beridir daha da takdire şayan vaziyete gelmiş, Peder Kartenjager." Ak saçlı adamın peder kimliğine kumar bağımlılığını yakıştıramadığını bilecek kadar yakındı kendisine. Zamanında. Kendisine oldum olası saygı duyardı ve az önceki olaylar saygısını pekiştirir nitelikteydi de. Fakat vakti zamanında sinirini çokça bozmuş olan bu adama kumar masalarındaki namıyla hitap edip kendisinin biraz sinirini bozma fırsatını da kaçıracak değildi. "Önden buyurun, gözleriniz ve algınız benimkilerden daha keskin zira; biliyorsunuz bu, herkese karşı zikredeceğim bir iltifat değil."

Çevrimdışı Meredith Vivienne Boleyn

  • Hayalet
  • 6. Seviye
  • İleti: 24
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Meredith Vivienne Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Eski Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Travma: Umutsuz Vaka
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Aziz Micheal Kilisesi
« Yanıtla #3 : 11 Mart, 2022 00:55:49 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Aziz Michael Kilisesi’nde yaşanan o korkunç gecenin izleri hala tazeliğini korurken genç seherbaz, St Mungo’dan ayrılalı çok olmamış, yaraları aynı şekilde yenice iyileşmeye başlamıştı. Ona dinlenmesi söylenmişti, görevini yerine getirdiğini ve hatta belli bir süre izine bile çıkabileceğini… Fakat hiçbirini dinlememiş, taburcu olabileceği denir denmez yine saha görevlerine atmıştı kendini. Olabildiğince bir şeylere dâhil olmak, elinden ne geliyorsa yapmak istiyordu davanın ilerleyebilmesi için.

Takımına yeni eklenmiş seherbazlardan biri olan Cressida Aralinn Parkinson ile kilisenin harabelerine doğru ilerlerken geceleri onu uykusundan etmiş bütün o kötü anıları zihninden uzak tutmak için çabalıyordu. Yine de yıkıntı yapı görüş açısına girdiğinde kızgın yağların Bay Carter’ın üzerine döküldüğü anın gözlerinin önüne gelmesine engel olamadı. Meredith bunun intikamını almak istemiyordu, aksine olayların derinine inmek ve nasıl barışı sağlayacağını çözmekti onun ilgilendiği. Ancak bunu yapacak cesareti olup olmadığından emin değildi.

Patlama sesleri ve haykırışlar ulaştı kulaklarına. Cressida, kararlılıkla asasına uzanmış ve Meredith’in bir şey demesine fırsat bırakmadan kiliseye doğru koşmuştu.

Kızıl cadı harekete geçene kadar bir tur patlama sesi daha yankılandı.

Meredith, zihninde canlanan manzara ile karşılaşmamak için Tanrıya yalvarmıştı koştuğu süre boyunca. Sadece gizlenmiş tuzaklardan birine denk gelmiş olmasını istiyordu arkadaşı olan o insanların. Bir kişinin daha onun nöbetinde can vermesini kaldırabileceğini sanmıyordu.

Ve korktuğu manzara onu selamladı. Cressida'nın ince uzun bedeni cansız bir biçimde ayaklarının dibinde yatıyordu. Karşısındaysa... "Yü-yüce Tanrım!"
[/justify]
« Son Düzenleme: 11 Mart, 2022 02:08:42 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Meredith Vivienne Boleyn »

Çevrimdışı Adelhard Foehrkolb

  • Cadı Avcısı
  • 2. Seviye
  • İleti: 5
  • 98 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Adelhard Foehrkolb
  • Güç Puanı: 0
  • Auf Wiedersehen!
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: iskender
  • Meslek: Rahip
  • Cemiyet: Salem Cadı Engizisyonu
  • Tılsım Gücü: -
  • Özel Yetenek: Cadı Görüşü, 1. Seviye
Av Mevsimi - Şanslı Meredith!
« Yanıtla #4 : 11 Mart, 2022 02:40:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Hızlıtetiğin namına yaraşır bir hızla en iyi bildiği işi yerine getirdiği esnada, Adelhard da boynuna darağacı misali ipi geçirdiği seherbazın can havliyle haykırışları arasından, Christoph’un ipin ucunu çekerek adamı kilisenin tavanına asışını izliyordu. “Daha yukarı as Christoph! Bu manzaraya kiliseye adımını atan her bir iblis tohumunun tanık olabileceği kadar yukarıya!”

Silahşör kadının yanına vardıktan sonra tabancalarını kılıflarına yerleştirirken söylediği laflara soğuk bir gülümsemeyle yanıt verdi. “Bir tanesi sağ, evet... Ama çok uzun sürmeyecek Bayan J.” Ona Teksas’ta sürdürdükleri av esnasında bu şekilde seslenmeye alışmıştı. Lakin onunla burada karşılaşmak... Sıra dışı bir tesadüftü. “Eski günler gibi denebilir, evet. Christophla tanışmıştın sanırım, değil mi evlat?” Beyaz eldiveninin sardığı eliyle şapkalı yoldaşını gösterirken devam etti. “Görünen o ki, kiliseye benimle olduğun dönemden daha sık uğruyorsun!”

Christoph asılan büyücünün öldüğüne emin olana kadar ipi çekmeye çalışırken olanca gücüyle, başını saygıyla eğip Hızlıtetiğe kısa bir selam verebilmişti. “Britanya’ya hoşgeldiniz Bayan J. Umarım hediyemizi beğenirsiniz!” Adelhard, Bayan J.’nin vurduğu hedeflerin ölüp ölmediğini incelemeye koyulmak üzere hareketlenirken, beyaz saçlı silahşor de etrafta başka büyücülerin varlığını kontrol etmek üzere adımlamaya başlamıştı zemini kilisenin arkasındaki odalara doğru.

Derken bir kadının ön kapıdan içeriye doğru koşturarak girdiği görüldü. Elindeki asayı fark etmemek imkansızdı, nitekim ona arkası dönük halde duran Christoph’un üzerine doğrultmuştu. Kadının asasından çıkan ışıltılar Christoph'u vurup havaya savururken Adelhard da cübbesinin altındaki pantolon askılarında saklı bıçaklarına uzanmıştı çabucak. Havada uçuşan bıçakların sivri uçları hedefini buldu! Kadın, göğsüne saplanan bıçakların etkisiyle geriye doğru sertçe savrulmuş, düştüğü yerde çırpınırken zemini kana boğmaya başlamıştı.

Rahip hançerini sıyırarak yaklaştı yerde yatan kadına. Buraya hiç uğramamalıydın cadı! Hiçbiriniz uğramamalıydınız. Şimdi, Tanrının huzuruna çıkma vakti... Kurbanına yaklaştığı esnada, yakınında bulunan başka bir genç kadının daha varlığını fark etmişti salona giden holde. Yüzünde dehşete uğramış bir ifade vardı bu genç kadının. Kızıl saçlar, sivri yüz hatları, mavi gözler... Tasvire uyuyordu birebir. İlanındaki simanın tıpa tıp aynısıydı. Motke'nin katili... Kızıl cadı! Gökte ararken, yerde buldurmuştu Tanrı! Rahmeti ve bereketi üzerimize olsun... “Şanslı Meredith!”

Kadın gördüğü manzaradan mı, yoksa isminin beklemediği bir kişi tarafından çağrılmasından mı kaynaklandığı bilinmeyen bir şaşkınlıkla bakakalmıştı oysa ona. İstediği fırsat geçmişti Rahibin eline şimdi. Yaşından beklenmeyen bir çeviklikle üzerine atladı kızın. Aradaki mesafeyi hızla kat etmesiyle hançerini, onu hemen öldürmeyecek ve iç organlarını parçalamayacak, belinin üstündeki bir noktaya isabet ettirerek saplaması bir olmuştu. Auf Wiedersehen, hexe! Meredith canhıraş bir çığlık koyarak asasına uzanmaya çalıştı. Kadının kolunu kavrayan Adelhard ise hançerini daha derinlere sapladıkça saplamaktaydı. “Düşmanın öfkeli saldırılarına karşı inancın kalkanını kaldırdım ve elime Kutsal Ruh’un kılıcını aldım!”

Kadının uzandığı asasını kavrayıp uzak bir köşeye fırlattı ihtiyar rahip. Acıdan kıvranan cadıyı zümrüt yeşilinden cübbesini kavrayarak sertçe sürüklemeye başladı. “Tanrının sözünü kuşandım ve hayatımdaki tüm kötülüklere karşı bu sözü kullandım!”

Güçsüzce yere düşen kadının beline sapladığı hançerini çekmiş ve cebindeki kutsal suyun tıpasını çıkararak sürüklemeye başladığı kadının başından aşağı dökmeye başlamıştı. “Bu zırhı giyerim üzerime ve yaşar, dua ederim sana tamamıyla bağlı olarak...”

Nihayet az önce Christoph'un tuttuğu ipin yanına kadar yerde sürükledi kadını ve nihayet vardığında ise ipi kadının etrafında dolamaya başladı. Meredith'in arkasında bıraktığı kan izleriyle zemini ve zümrüt yeşili cübbesinin eteklerini en az saçının renginde bir kızıla boyamıştı. “Sen, mübarek Kutsal Ruh! Aydınlat yolumu...”

Kadından akan kanlara bulanmış eldiveniyle, uçtuğu yerden başını tutarak güç bela kalkmakta olan Christoph’a ve Hızlıtetiğe gelmelerini işaret etti. “Herr Motke’nin katilini bulduk evlatlar! O ikili ajanın kimlere uşaklık ettiğini ve nasıl öldürüldüğünü bu kadından öğreneceğiz nihayet! Tabi ona, cehennemi yaşattıktan sonra. Bin kere ölmek isteyeceksin Kızıl Cadı! Ama ne cehennemine, ne de iblisine kavuşman sandığın kadar kolay olmayacak!”

Üstü başı ıslak haldeki kadının kafasına, iç cebinden çıkardığı inciliyle sertçe birkaç kez vurduktan sonra, nihayet kan kaybının da etkisiyle kızcağızın bayıldığını fark etmişti. Christoph’un adamı astığı ipin oraya vardı çabucak. Astıkları büyücü çoktan iblisin cehennemine kavuşmuştu bile. Ölü adamın boynuna asılı ipi kanlı hançeriyle keserek avucuna aldı ve diğer ucunda kızıl saçlı cadı olduğu halde, kadını kiliseden sürükleyerek çıkarmak üzere hareketlendi. Kiliseden köy meydanına kadar sürükleyerek götürmeye niyeti vardı.

Bu köyün, cadılara karşı tedbiri elden bırakmamaları için ibrete ihtiyacı olduğu aşikardı...
« Son Düzenleme: 11 Mart, 2022 11:00:06 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Adelhard Foehrkolb »

Çevrimdışı Hızlıtetik J.V.

  • Cadı Avcısı
  • 2. Seviye
  • İleti: 3
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Hızlıtetik J.V.
  • Güç Puanı: 0
  • Sağ revolver kanunsuzlara, sol revolver cadılara.
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Turbo Nezir
  • Meslek: Kelle Avcısı
  • Cemiyet: Salem Cadı Engizisyonu
  • Lanet Gücü: -
Ynt: [Cadı Avcıları Soruşturması] Aziz Micheal Kilisesi
« Yanıtla #5 : 11 Mart, 2022 14:37:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Pederin kendisini adıyla çağırarak kışkırtmalarına gelmemesi bir yandan minik bir hayal kırıklığı olsa da ismiyle çağırılmadığı için memnundu halinden. Peder ve Christoph'un sözlerine yüzünde ince bir gülümseme ve başıyla verdiği onaylarla karşılık verdi.

"Civardaki asayiş mensupları en geç on dakikaya burada olur, karakol fazla uzak değil," diyerek bir uyarıda bulundu ortamdakilere. "Ben, buradaki işimizi halletmeye başlıyorum oyalanmadan," sözleriyle niyetini yanındaki ikiliye belli etti ve kiliseyi arşınlamaya meyil etti ki ansızın bir, hayır iki cadı daha belirdi kilisede ve yedeğini direkt paketlediler. Ne var ki peder onu tanımayan birinin kendisinden zerre beklemeyeceği lakin kendisinin çok iyi bildiği iştiyakı ile ikisini de alt etmeyi başarmıştı. İlk cadıyı tanıdığı söylenemezdi lakin ak saçlı adamın namıyla seslendiği kadının adını duyması ve kızıl saçlarını görmesiyle yüzüne geniş bir sırıtma yerleşti. Buraya geldikleri işten çok daha büyük bir ödül kendisini kucaklarına atıvermişti ve böylesi bir hadise sıkça yaşanır türden değildi.

Christoph'un kendi kendisine kalkabileceğine kanaat getirip peder ritüellerini icra ederken yoluna tekrar koyuldu. Kulağı ise arkasındaydı zira her an başka cadılar da belirebilir ortamda demekti. Odaları arşınlamaya başladı hızlıca. Gözleriyle sağı solu taradı, kilise mührünü barındıran ve benzeri belgeleri, gözlerine tanıdık gelen Salem teçhizatlarını toplamaya yahut yok etmeye başladı. Tam anlamıyla memnun değildi halinden nitekim korumaya çabaladığı bir namı vardı ve geniş kilise avlusunun yankı potansiyeli, gürültülü silahının sesine pek de olumlu yönde fayda etmemişti; kendilerini bir zaman yarışına sürüklemişti. En azından teselli ikramiyesi olarak bu işten çok daha büyük bir balık yakalamışlardı. Hoş, Şanslı Meredith'e teselli ikramiyesi gözüyle bakabilecek kadar kibirli bir tek kendisini tanıyordu solgun beyaz tenli kadın.

Pederin kendisiyle seslenmesiyle beraber üstünkörü hallettiği işlerini tamamladı ve yanlarına koyuldu. Christoph ile beraber takip etmeye başladı eski günlerde tetikçiliğini yaptığı meşhur kumarbazı. "Her zamanki gibi 'ibret' şovlarınıza devam ediyorsunuz, peder. Halen yaşıyor olmanıza şaşıyorum bazen," dedi yüzünde yarı saygılı, yarı alaycı bir ifadeyle. Pedere geçmişte bu cümleyi belki on altı kere kurmuştu. Lakin geçen tüm yılların ardından hala her şey aynıydı. Kendisi pedere aynı konular üzerinden sataşırdı, peder ise işini yapmaya ve ölmemeye devam ederdi. İster Iowa, ister Massachusetts, ister Britanya... Gün batımını arkalarına almış, önlerindeki üçer metrelik gölgeleriyle bir işlerini daha nihayete erdiriyorlardı. Eski günlerdeki gibi...



Bakalım ne kadar temiz kanıt yok etmişim... (bu RP'yi başta kazara yanlış hesapla attığım ve pek de yüksek olmadığı için zar sonucunu kopyalıyorum)
This dice roll has been tampered with!
Yetenek 1d10 : 3, total 3
Destek 1d10 : 8, total 8
Talih 1d10 : 9, total 9

[spoiler]Bir GM notu: Bu RP serisinin ardından halen bakanlık tarafından olay yeri incelenebilir ve atılan zarlara, kullanılan büyülere bağlı olarak muhtelif önemli kanıtlar bulunabilir.[/spoiler]