İngiltere Büyücedünyası > Karanlık Sanatlar Dersliği
1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi Karanlık Sanatlar Dersi
Aethelwulf Ares Caldecott:
[justify]Ocağın ilk Karanlık Sanatlar dersi için o sabah erkenden hazırlanmıştı genç büyücü. Şu sıralar yataktan veyahut Ortak Salonlarından ayrılmak bir işkence gibi olsa da Profesör Moore’u sever ve ona saygı duyardı. Bu yüzden derslere zamanında katılmaya da özen gösterirdi. İleride bir Seherbaz olmayı hedeflediği için bu derste de öne çıkan öğrencilerden biri olmayı hedefliyordu mavili oğlan.
Dersliğe girdiğinde oldukça hoş bir uyandırma servisi karşılamıştı onları. Profesör Moore, sınıfa giren öğrencilere beklemedikleri anlarda çeşitli büyüler gönderiyordu. Ares, üzerine gelen büyüleri çoğu kişi gibi “Protego” yardımıyla savuşturmaya çalışmıştı.
Çok geçmeden derse geçmişlerdi. Şık giyimli profesörleri bir mekanizmayı harekete geçirerek karşılarındaki tahtaya üç sihirli yaratık belirmesini sağlamıştı. Sınıfın bir kısmı hemen yorum yapmaya başlamıştı bile fakat söz alanların odakları soruyu yanıtlamaktan çok uzun tahta platformlarda gibiydi. Ares söz hakkı kendine geldiğinde sakince soruyu yanıtladı. “Efendim, evet gerçekten tahtadaki canlılar birer sihirli yaratık olsa da benim düşüncem hepsinin ortak özelliğinin asa özü olarak kullanılmaları olduğu yönündedir.”[/justify]
Yetenek 1d8 : 2, total 2
Destek 1d8 : 2, total 2
Talih 1d10 : 6, total 6
Rebecca Olineaux:
Karanlık sanatlar dersi var diye bugün erkenden kalktım, hazırlandım, büyü müyü tekrarladım falan.. Şimdi geç kalmayalım bir de bu derse, zaten çoğuna geç kalıyorum
Her şeyi halledip ortak salondan çıktım, dersliğin kapısına vardığımda asamı çıkardım.
Merlin, bana yardım et...
Bizim profesörün tuhaf bi alışkanlığı var, herif hoşgeldiniz demek yerine üzerimize büyü fırlatıp kendinizi savunun diyor. Tamam dersinin konsepti bu, uygulamalı eğitim önemli falan ama dersliğe girer girmez çarpılmak pek hoş olmuyor ya.. Bir de zaten iyi değilim karanlık sanatlarda..
İçimden bildiğim tüm tanrılara, tanrıçalara ve kutsal varlıklara dua ederek içeri daldım
Daldığım gibi de asam elimden uçtu gitti. Of ya, hazırlıklıydım da bu sefer. Profesörün yüzüne 'ehehe olmadı bu sefer de' temalı bir gülüşle bakıp çabucak asamı yerden aldım. Oturacak bir yer ararken sınıfın bugün normalden geniş olduğunu fark ettim. Bizim binadan birkaç alt sınıf da vardı.
Ay bizim veletler de gelmiş? Neyse, vardır profesörün bir bildiği diye düşünüp oturdum, ders başladı. Tahtadaki şeylerin isimlerini söylememiz gerekiyordu. Of ne ki bunlar? Biliyorum bunları ama hatırlayamıyorum isimlerini, of dilimin ucunda!
Eh neyse napalım, birisi söyler artık.
Regina Alexandrovna Romanovna:
[justify]Sınıfa dalgın dalgın ilerleyen Regina önüne gelen birkaç kişiyle çarpışmış ve özür dilemeden ilerlemeye devam etmişti. Kafası yine ablasından aldığı mektuplar yüzünden doluydu. Derse girmeyecekti ama bunu bir şekilde öğrenebilecek lan ablası bunun için de bir mektup yollardı kesin. Böyle dalgın dalgın yürürken sınıfın kapısına varmış olan Regina derse giriş selamlaşmasını da tabii unutmuştu. Üzerine gelen laneti direkt bir savunma olmadan yiyen Regina'nın yediği lanet ise sersemletti. Kendini birkaç saniyeliğine yerde bulan kız Profesörün söyledikleri karşısında sadece başını eğip tüm dalgınlığı üzerinden gitmeden sırasına doğru ilerlemeye devam etmişti. Boş bir sıraya doğru ilerlerken Sophia'yı görünce de yolunu değiştirip dünyanın en uyuşuk selamını verdikten sonra kısın yanına oturmuştu. Profesör konuşa dursun Regina kendi dünyasına dalmış ve dersi dinliyormuşçasına profesöre doğru bakıyordu.[/justify]
Lilith Louvremont:
Lilith dersliğe girmiş, masum masum oturacakken ne olduğunu bile anlayamadan bir büyü yemiş, üstüne bir de profesörden de laf yemişti. Yazık... Büyünün etkisi geçene kadar bekledi... Bekledi... Biriyle konuştu o esnada. Dışarıdan kendi kendine konuşuyor gibi dursa da aslında sevgilisiyle konuşuyordu. Sonra profesör soru sordu, takır takır cevaplar...
"...Ölünce güzellikleri gitmiyor." dedi boş bakışlarıyla. "Gerçi ölmeleri biraz zor ama olsun."
Iris Ashworth:
[justify]Iris, dün gece geç saatlere kadar kütüphaneden aldığı kitaplarla ortak salonda neredeyse sabahlamıştı. Yumuşak koltukta belinde bir ağrıyla uyandığında derse geç kalabileceğini fark ederek apar topar yatakhaneye dönmüş, üstüne çeki düzen vermiş ve Profesör Moore’un dersine geçmeden önce büyük salondan kendisine bir elma kapmıştı. İki dakika soluklanmak adına oturarak elmasından birkaç ısırık aldığı esnada boşalmaya başlamış olan salonda tanıdıklara selam veriyordu başıyla veya gülen gözleriyle. Hufflepuff masasını kontrol ederken Alfie’nin gür sesiyle olduğu tarafa yöneldi. Derse bugün kendisinin gelemeyeceğini ama diğerlerinin çoktan William ile dersliğe geçtiğini söylemişti. Büyük ısırıklarla yarıladığını elmasını tabağın üzerine bırakıp ayaklandığında Alfie ile kısa bir sohbet edip bir sorunu olup olmadığını kontrol etmişti. Fazla vakti kalmadığını düşünüyor olsa da hala erkenciydi. “Öğle arasında görüşürüz o zaman.” dedi her zamanki sıcakkanlılığıyla ve hızlı adımlarla sınıfa doğru yürümeye başladı.
Diğer öğrencilerin ağır aksak adımlarına karşılık hala büyük adımlar atıyor sayılırdı. Profesöre çok büyük bir saygısı vardı ve geç kalınmasından hiç hoşlanmadığını biliyordu. Tam vaktinde gelmek en doğrusu olur diye düşünürdü hep Iris. Sınıfın kapısından girdiğinde uyku mahmurluğunu çoktan atmış, önündeki uzun boylu çocuk ile içgüdüsel bir şekilde mesafeyi açıp görüş açısını kısıtlamaktan kurtarmıştı kendini. Son anda gafil avlanmak yerine profesörün gönderdiği sersemletme büyüsünü hızlı bir asa çekiş ile savurmayı başarmıştı. Bilinmezliğe karşı her an tetikte olmak, korumak ve korunmak… Her zaman sevmişti böyle şeyleri. Profesörden güzel bir tepki aldığında da gülümseyerek William’ın yanına geçti. “Günaydın. Kahvaltıyı atlamak zorunda kaldım. Kütüphaneden aldığım son kitaba kendimi fazlasıyla kaptırmışım.” dedi kısık bir ses tonuyla ders başlamadan hemen önce. Profesör kara tahtaya üç sihirli yaratığın tasvirini bize sunduğunda sorusuna karşılık iki üç öğrencinin cevaplarını dinledi bir an önce atlamak yerine. Sonra da izin alarak kendi düşüncesini emin olmamakla belirtti: “Karanlık Sanatlar yalnızca büyülerden oluşmaz. Oldukça kapsamlıdır. Misal; tahtadaki üç sihirli yaratıktan iksir yapımında da faydalanabiliriz. Özellikle de bu üç sihirli yaratığın kanlarının büyük bir değeri vardır. [/justify]
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
[*] Önceki Sayfa
Tam sürüme git