İngiltere Büyücedünyası > Karanlık Sanatlar Dersliği
1865-66 Eğitim Yılı | Güz Dönemi Karanlık Sanatlar Dersi
Arthur F. Moore:
Ocak - 1866
Çarşamba sabahı yelkovan saniye kolunun her bir turuyla, akrep ise yelkovanın her bir adımıyla milim milim dokuza yaklaşırken derslikte önce renkli ışık huzmeleri, sonrasındaysa birer birer öğrenciler beliriyordu. Zira artık alışılageldiği üzere koyu saçlı adam, sınıfına giren her bir öğrencinin üzerine sersemletme, asasızlaştırma, gıdıklama gibi muhtelif lanetlerden bir tanesini gönderiyor ve öğrencilerinden kendilerini savunmalarını bekliyordu alternatif bir günaydınlaşma mahiyetinde. Aksiyonlu, eğitici ve bünyeyi uyku mahmurluğundan şu veya bu şekilde arındırıcı. Lanetlerin ise hedeflerine doğru ne zaman yola çıkacağı belirsizdi kürsüsünün başındaki profesörün asasından: Belki hedef öğrenci sınıfın avlusundayken, belki çantasından eşyalarını çıkartırken, belkiyse sınıfın kapısını araladığı ilk anda... Kendisini savunmayı başaranlara "Güzel", "Başarılı", "Aferin," misali tepkiler verirken başarısız olanlara da "Daha dikkatli olman lazım", "Asa hareketlerin yeterince temiz değil," gibi yapıcı ufak eleştirilerde bulunuyordu.
Tabii bu kuraldan ufak bir kesim muaf idi. Zira yalnızca korunma tılsımlarını bilen altıncı sınıflar değil, sınıfı fark etmeksizin muhtelif sınıflardan öğrenciler de davetliydi bugünkü derse ve bu sebeple o kişilerin üzerine daha çok bu disiplinle alakalı ufak bir ön gösterim mahiyetinde zararsız yeşil kıvılcımlar gönderiyordu.
Sınıfın muhtelif kenarlarında cam işçiliği şahane olan tılsımlı eşyalar, mercekler ve iksir şişeleri raflara, vitrinlere dizilmiş vaziyetteydi. Kürsünün başında bir saniye bile şaşmayan işlemeli, şık, meşe ağacından bir duvar saati asılıydı. Giriş kapısıyla sıraların başladığı yer arasında ise ders notlarını sınıfın önündeki tahtaya büyükçe gösterebilecek mercekli bir mekanizma mevcuttu kurulu vaziyette. Ancak tüm bunlar sıradan, alışılageldik detaylardı. Asıl dikkat çekici olan unsurlar; sınıfın genişliği, sıraların çokluğu ve kenarlarda bulunan ve varlıklarının sebebi muamma olan düz, ahşap platformlardı.
Kahverengi ceketinin iç cebinden çıkarttığı platin köstekli saati kontrol etti şık giyimli adam ve hem elindeki hem de arkasında, tepesinde asılı olan saatlerin tam olarak 9'u göstermesiyle son giren öğrenciden sonra açık kalan kapıyı asasının sert bir hareketiyle kapatıp sınıfta yankılanan tok adımlarla ilerlemeye başladı sınıfın ortasına doğru: "Herkese günaydın. Bugünkü derslikle ve öğrenci kitlesiyle alakalı eminim ki birkaçınızın aklında muhtelif soru işaretleri vardır," diyerek süzdü sınıfı kısa bir süre, birkaç göz temasında bulundu ve sınıfın arka tarafındaki mercekli mekanizmanın yanındaki ikinci kürsüye ulaştığında sözlerine devam etti: "Bugün, geçtiğimiz haftalarda birçoğunuzun duyduğu, ailelerinden endişe dolu mektuplar almasına sebep olan bir mevzuyu konuşacağız ve bunları öğrenmek için belli bir sınıfta olmanız gerektiğini düşünmüyorum."
Mekanik bir kolun çekilmesi sonucu büyülü bir ışık kaynağından, karanlık ayna mekanizmalarının arasında ilerleyen ışıltılar yola çıktı ve sınıfın karşısındaki kara tahtada ejderha, tek boynuzlu at ve re'em görselleri belirdi. "Tahtada gördüğünüz bu yaratıkların ortak özelliklerini ve bu derste neler işleyebileceğimizi bana söyleyebilecek olan var mı?" diyerek sözü sınıfa bıraktı ve öğrencilerden gelecek cevapları beklemeye koyuldu. Derse, vakit kaybedilmeden başlanmıştı.
1- Kendinizi savunabilip savunamadığınız tamamen size kalmış.
2- Sorduğum soruya cevap vermek zorunda değilsiniz ancak sıradan yahut orijinal cevaplarınıza açığım.
3- Dersten alacağınız bina puanları, dersteki başarınızdan ziyade RP'lerinizde karakterinizi yansıtış şeklinize bağlı olacaktır. Ama sınıf ile interaksiyonlarınız, derse katabilecekleriniz de gözümde ek puan olabilir.
4- Haylazlık yapmak isteyenler RP'lerinin altında Öğrenci Görev/Düello zarı atabilirler. Zar sonuçlarına göre ufaktan o anları GM'leyebilirim. Bu zar başarınızı etkilemek zorunda değil, yakalanıp yakalanmadığınızı da etkileyebilir.
5- Bir sonraki profesör metni, bu RP'den 35 dakika sonra paylaşılacaktır. Bu sebeple 30 dakika içerisinde RP'nizi yetiştiremezseniz sonraki profesör metnini beklemek isteyebilirsiniz. (Erken salıyorum RP'yi, 36 dakika diyelim.)
6- Dersin ilk RP'sinde de kasıtlı olarak geç kalabilirsiniz ama ilk RP'ye yetişemeyenleriniz geç kalmış bir şekilde yazarlarsa sevinirim. (Uyarı: Profesör Moore'un en rahatsız olduğu şeylerden biri geç kalınmasıdır)
7- RP'lerinizi uzun yazmanıza gerek yok, ortamı ilk defa verdiğim için bu metin uzun oldu ama 50-100 kelime bile yazıp geçebilirsiniz. Rahatınıza bakın.
Franziska Strömm:
Karanlık Sanatlar dersliğine girdi. Her zamanki gibi üzerine büyü gelip duruyordu. Manyak herif diye düşündü. Kendisini Protego ile korumaya çalışacaktı. Eğer başarılı bir şekilde koruyabilirse yerine geçecekti. Yeri Eadwig bebeğinin yanıydı. Üstünde yine pijaması vardı, uyanamamıştı zira. Yorgundu ve uykuluydu o yüzden sessiz sessiz uslu bir kız gibi profesörün sözlerini dinleyecekti oturabilirse yerine. Adamın sorusunu dinledi ve o an aklına ilk gelen şeyi hevesli hevesli söyledi.
"Hocam hepsi sihirli yaratık!"
Yetenek 1d8 : 1, total 1
Destek 1d8 : 4, total 4
Talih 1d10 : 2, total 2
Eadwig Alger Boleyn:
Profesör Moore'un bizi ormandan yaka paça ormandan dışarı çıkarmasının ardından haftalar geçmişti. Bu zamandan beri gözünün önünde olmamaya çalışıyordum. Yine aynı durumdan, desliğin arkasında bir yere pusup oturacağım diye düşünerek geldiğim dersliğe girmem ile profesörün üstüme lanet büyüsü fırlatması bir oldu. Asamı hemen çekip savuşturma büyüsü kullandım. ZIBAM! Benden hızlısı mezarda. Bir aferin kapıp en arkaya kuytuya köşeye geçtim. Her zamanki arkadaşlarım ve bu aralar nedense sürekli yanımda olan Franziska ile birlikte oturduk. Oturduğum yere iyice yayılıp bir kolumu da Franziska'nın omzuna attım. Profesör üç tane sihirli yaratık göstererek başladı derse. Aralarındaki ortak özelliği sorunca Franz hemen hepsinin sihirli yaratık olduğunu söylemek için atladı. Ondan sonra ben de elimi kaldırıp "Üçünün de üstüne binebiliriz." diye cevapladım.
Mirabelle Starlight:
Mirabelle'in sınıfa girmesiyle üstüne bir büyünün fırlaması bir olmuştu. Şanslıydı ki refleksleri iyiydi, anında yanındaki dünyadan haberi olmayan Lily'i önüne çekip kendini büyüden korumuştu. Zavallı kızın sersemlemesiyle birlikte "A-o..." diyerek kızı kucaklayıp en öne oturdu. Oturduktan sonra da hiçbir şey olmamış gibi 'Ennervate' diyerek sahtecikten kızgın bakan arkadaşından özür diledi. Hemencecik barışıverdiler, Lily Mirabelle'e küsecek bir tip değildi. Sınıfı inceliyorlardı, oldukça ilginçti. Geniş falan.
"Eee, en basitinden başlayacak olursak sihirli yaratıklar olmaları? Bir dakika, bunu Franziska söyledi. Onunla aynı cevabı vermek istemiyorum ben. Nadir olmaları veya? Kanlarının aşırı aşırı über süper değerli oluşu? Ya da aşırı sevimli olmaları? Bence aşırı sevimli olmaları. Müsaadenizle hemencecik aklıma takılan bir iki şey soracağım, neden bu kadar çok sıra var ve neden şurada platformlar var- kapışacak mıyız? Lütfen kapışalım. Ben Franziska'yı solucana çevirmek istiyorum!"
Théodore Reuben Chapdelaine:
[justify]Dersin olduğu sınıfa doğru ilerlerken bir yandan da eli cebinde asasını tutuyordu. Sınıfa girdiğinde üzerine gelecek olan lanete hazır olmalıydı. Bu olayın saçma olduğunu düşünüyordu ama sene 1866'ydı başka ne bekliyordu. En sonunda sınıfa girip üzerine gelen laneti yarım yamalak da olsa sektirebilmesinin ardından oturmak için sıralara doğru ilerledi. Profesör bir yorum yapmıştı ama dinlemiş gibi yapıp sadece başını salladı. En sonunda ders başladığında dikkati biraz profesörde biraz da yanında oturan kızdaydı. Profesör bir soru yöneltmişti öğrencilere ama daha yeni yeni tüm dikkatini verebilmeye başlayan Theo şimdilik sadece sınıftakilerin cevaplarını dinlemeye odaklandı.[/justify]
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
Tam sürüme git