17 Nisan, 2026 09:04:17 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Mahşer Gecesi - 1. Sezon Finali  (Okunma sayısı 338 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #15 : 21 Şubat, 2022 00:59:47 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Yetenek 1d10 : 9, total 9
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 2, total 2

Çevrimdışı Meredith Vivienne Boleyn

  • Hayalet
  • 6. Seviye
  • İleti: 24
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Meredith Vivienne Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Eski Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Travma: Umutsuz Vaka
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #16 : 21 Şubat, 2022 01:02:30 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Meredith, devasa giyotin fırladığında bir kez daha çığlık attı. Bay Carter’ın ona uyarıcı bir bakış atması üzerine hızla eliyle ağzını kapamış ve içeri koşmuştu diğerleriyle beraber. “İ-iyiyim!” dedi titrek bir sesle. Üzerlerine ok ve mermi yağmurunun yağmaya başlaması içeri girmeleriyle bir olmuştu neredeyse. Meredith asasına davrandı bir kez daha kendini korumak için. Bir kez daha şanslıydı fakat yaşlı Alfred kendisi kadar şanslı değildi. Mermilerden birkaçının hedefi olmuş ve bilinçsizce yere yığılmıştı. Kızı cadı hemen adamın yanına eğildi durumunu kontrol etmek için. Nefes alıyordu. Şimdilik. Bay Carter’sa bütün gücüyle Cadı Avcılarına karşılık vermeye devam ediyordu. Onlara gitmelerini söyleyince Meredith, asasını son bir kez çekti Bay Carter için. “Fianto Duri!” Başarılı olursa gücü yettiğince  Alfred’i bir kalkan gibi önüne alacak ardından boş görünen ancak boş olduğuna dair hiç umudu olmadığı koridora doğru koşacaktı.[/justify]

Yetenek 1d10 : 6, total 6
Destek 1d10 : 6, total 6
Talih 1d10 : 1, total 1

Çevrimdışı Raiden Minamoto

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 24
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Raiden Minamoto
  • Güç Puanı: 62
  • 自業自得
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 5
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #17 : 21 Şubat, 2022 01:03:09 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Yanındaki adını bile şu an hatırlayamadığı seherbaz yere yığılırken üzülmeden edemedi Raiden. Az önce birisi ölecekse onun ölmesi gerektiğini düşünmüştü tabii ama gerçekten böyle bir şeyin gerçekleşmesini ummamıştı. Odadaki çıkan yangına yakalanmadan odadan çıkabilmek için hemen kapıdan dışarı atıldı. Kendi girdiği odada olanlardan sonra sağdaki odaya ilerlemiş olan Cornelia’nın durumunu merak eden Raiden o tarafa yöneldi hızlıca. Kadının vurulmuş olduğu belliydi. Odadakilere asasını doğrulttup bir “Conjunctivitis” atmayı denedi.

Yetenek 1d10 : 4, total 4
Destek 1d10 : 4, total 4
Talih 1d10 : 2, total 2
[/justify]

Çevrimdışı Nicholas Ezra Urswick

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 21
  • 2280 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nicholas Ezra Urswick
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Baş Seherbaz
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #18 : 21 Şubat, 2022 01:24:16 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Büyüyü attım ama karizmamı bozdu bu karar, cılız bir ışıkla birlikte asamdan gelen çatırdama sesiyle bozulmuştum oldukça. Kimsenin bunu fark etmediğini umarak asamı kendime yaklaştırdım ve incelemeye başladım ne olduğunu. Lanet olsun ki çatlak derin duruyordu. Bu ortamda hiç de uygun değildi kullanmaya ama görevi bırakıp gidemezdim, en azından bir süre daha devam edecektim burada durmaya. Daha Seth'i görmemiştim bile. Cornelia'nın talimatları üzerine savrulan kumların üzerinden içeriye girdik. Girerken yüzüme yapışan kumları boştaki elimle silip bıyıklarıma takılan parçacıkları silkelemekle uğraşıyordum. "Off... Ne pis bir ortam!" diye söylenirken dilime de yapıştı! Tükürüp dilimi temizleyeyim derken Cornelia'nın bahsettiği koruma büyüsünü yapamadığımdan kadın, üzerine gelen oklardan kaçamamış. Karnına ve omzuna saplanan oklarla birlikte yere düştüğünü gördüğümde "Hayır ya amaann." diyerek önce kendimi korumak için tehlikenin geldiği tarafa baktım, ardından asamı herhangi bir saldırıya karşı büyü yapmak üzere önümüze doğru tutarak Cornelia'nın yanına eğildim. "İyi misin? Tam savuşturuyordum, son anda..."

Sonra baktım herkes dağılıyor etrafa, Raiden'ın girmeye çalıştığı karşıdaki odadan alevler geliyor. Alev de hiç sevmem ben, bıyıklarımı ve saçlarımı hiç tehlikeye atmak istemiyorum. Hem Raiden güçlüdür, halleder orayı. Cornelia da kendi canının derdine düşmüş, iyileştirmeye çalışıyordu yarasını. "Ben iyileştirme büyülerinde iyi değilimdir ama sen buradan uzaklaş, ben hallederim kalanını." diyerek göz kırptım kıza. Sonra da asam ile kendimi korumaya ve orta alandaki kalabalığa oldukça gözükmemeye çalışarak Raiden'ın sağındaki odaya koştum hızla. Ardından kapının kenarındaki kolona vücudumu gizlemeye çalışarak kenardan asamı uzattım ve içeride gördüğüm kişilere tek tek "Immobulus." diye bağırmadan büyümü tekrarlayarak durdurmaya çalıştım.

Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 7, total 7
Talih 1d10 : 7, total 7

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #19 : 21 Şubat, 2022 01:41:58 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Seth'in büyüsü işe yaramış gibiydi kısmen. Cadı avcıları arbaletlerini dolduramayınca bu sefer kısa bıçaklarını çekmiş ve onları fırlatmaya başlamışlardı. Seth'in çıkardığı rüzgar bıçakları durduramamıştı.

Neyse ki yardımına yetişen Meredith olmuştu. Ölü seherbaz Alfred'in cesedinden de destek alarak koruma büyüsü yapmaya kalkışmış, adamın vücuduna saplanan kısa bıçakların seslerini duymuştu birer birer. Cadı Avcılarının haykırışları kulağına çalınıyordu. "Bu Von Motke'yi öldüren cadı değil mi? Dikkatli olun kardeşlerim!"

Ancak büyünün yeterli olmaması sebebiyle Hoffman'ı koruyamamıştı. Hoffman'ın bacaklarına saplanan bıçaklar yürümesine engel olmuş ve yere kapaklanmasına neden olmuştu. Ölmemişti ama öfkeyle karışık bir haykırış koyuvermişti. Meredith ve Seth soldaki odaya vardılar. Odada yataklar ve ranzalar mevcuttu. Bir tanesinin üzerinde katlanmış bir mektubu andıran kağıt bulunmaktaydı.

Cornelia'nın asası o kadar etkili çalışmıştı ki, vücudundaki yaralar birer birer kapanıvermişti. Hatta üstüne üstlük üzerine cadı avcıları tarafından fırlatılan kısa okları birer birer savuşturmuştu asasıyla.

Raiden ise yanına kadar gelip Conjunctivitis savurarak, cadı avcılarını kör etmişti. Öyle ki sağa sola koşuşturan sivri şapkalı ve maskeli siluetler birbirlerine çarpıp engellere takılarak yere devrilmişlerdi.

Nicholas ise tören salonuna doğru koşarken sağa sola immobulus atmakla meşguldü. Odalardaki potansiyel cadı avcılarına yolladığı büyülerden birkaç tanesi birilerine isabet edince duraksadı. Hemen solundaki odadan bir vaaz işitir gibi olmuştu. "Evet çocuklar, unutmayın! Bugün kutsal bir savaş uğruna şehit olma-"

Bir kadın, kısa küt ve siyah saçları vardı. Gri gözlü ve üzerinde rahibe kıyafeti olan bir kadındı. Yaklaşık 4-5 adet çocuğun başına dikilmiş ve onlara vaaz vermekteydi. Çocukların ellerinde sivri, ince bıçaklar, gözlerinde yanan fanatik bir ateş ile kıpkırmızı yanakları ve ruhsuz bakışlar.

Nicholas farkında olmadan birkaç tanesini kıpırdamaz hale getirmişti. Ancak kalan 3 tanesi elinde bıçaklarla üstüne atılmıştı. Biraz geriye sıçrayıp çocukların bıçaklarından kaçınsa da, çocuklar üzerine gelmekte ısrarcıydı. Arkada ise rahibenin çığlıkları... "İşte melun cadı! Öldürün onu, Rab sizi kutsasın çocuklar. Öldürün!"


O sırada başka bir yerlerde...

Mahzenin öbür ucundaki gölgelerden bir siluet belirdi. Bay Twinkle’ın dünyası karanlığa boğulmadan evvel gördüğü son yüz idi bu. Bir kuşun gagasını andıran soluk maskesi ve çene kaslarının gerilmesine sebebiyet veren rahatsız edici sessizliğiyle belirmişti yine. Pierre dediklerini hatırlıyordu bu adama. Sesini ise hiç duymamıştı. Konuştuğunu da...

[spoiler]


Pierre - Soluk Doktor
[/spoiler]

Lenore’in yatıştırıcı sözlerini duyamıyordu artık. Hipnoz olmuş gibi dikmişti bakışlarını maskedeki gözlerin olması gerektiği yerde asılı iki dipsiz kuyuya. Soluk maskeli adam sessizce ve hiç konuşmadan yaklaştı Bay Twinkle’ın yanına. Elinde cam bir şişe vardı. İçinde ise siyah bir karışım. Başseherbazın kollarından akmakta olan kanı şişeye doldurmaya başladığında çukur halindeki gözlerini de cücenin gözlerine dikmişti. Merlin’in kanı... diye düşündü Bay Twinkle. Babası kudretli bir büyücü Galehodin Wyltt, bir cüceyle olan aşkını ve bu aşkın meyvesi olan oğlunu asla kabul edememişti. Bunda da en büyük etken, soylarının Kral Arthur dönemine kadar dayandığını iddia eden büyükbabasının o katır inadı olmuştu. Annesinin soy adını almıştı tam da bu yüzden. Egnast Twinkle... Belki de kendisi gibi ucubelere olan nefreti bu yüzdendi. Annesinin soyuna olan ve atalarından miras kalan nefreti.

Doktor şişenin yarısını doldurmuştu ki, tıpasını takarak şişenin uzaklaştı yanından başseherbazın. Lenore’un soğuk dokunuşunu hissetti yaralarının tam üzerinde Bay Twinkle. Yine o ürpertici soğuk... Acı giderek azaldı ve hemen ardından da yok oldu. Başını öne eğdiğinde yaraların giderildiğini gördü. Kapanmıştı her birisi. Durmuştu kanaması.

“Sen, büyü yapıyorsun?...”

“Şşşt...” Gülümsedi Beyaz Gelin. Ellerini önünde kavuşturdu. “Bu büyü değil, bir mucize sevgilim. Aşkımızın mucizesi...”

“Ne!?”

Jean’ın cırtlak sesi böldü konuşmalarını. “Evet, gelin hanım! Bu mucizelerinizi biraz da bizim işimize yarar şekilde kullanmak istemez misiniz?” Alaycı tonlamayla ettiği laflar, Lenore’un yüzünün düşmesine sebep olmuştu.

“Gecikiyoruz. Elini çabuk tutmalısın Lenore, her şey hazır.”

Beyaz Gelin yükseldi zarif ayak bileklerinden güç alarak. Mermer sunağı andıran yapının başına geldi. Soluk maskesiyle Doktor da yanında yerini almış, içinde Bay Twinkle’ın kanının bulunduğu karışım olan şişeyi sessizce uzatmıştı. “Bunu yapmak zorunda mıyım?” dedi gümüş rengi saçlarını savurarak arkasına son bir bakış fırlattığı esnada.

“Oyunbozanlığın sırası değil! Merlin’in mührünü kıran sen olacaktın.”

“Sonuçta liderimiz sensin değil mi?”

Jean ve Edgar’ın kıkırdımaları duyuldu.

Lenore çaresizce şişeye uzandı. Tıpayı çıkardı. Başseherbazın kanından birkaç yudum almak üzere dudaklarına götürdü şişeyi. Beyaz, ince dudaklara kan yürüdü. Sonra da o mermer sunaktaki yanıklarla çizilmiş sembole döktü aynı kandan.

“Et vidi quod aperuisset agnus unum de septem signaculis, et audivi unum de quattuor animalibus dicentem tamquam vocem tonitrui veni...”

Bir gök gürültüsü duyuldu gökyüzünde. İnledi yeryüzü. Kulakları sağır eden korkunç bir gürültüydü. Kilisenin camlarını titreten ve neredeyse zemini alıp götüren ayakların altındaki. Yanık mühür koparcasına söküldü mermer sunağın üzerinden. Kara bir dumana dönüşüp Lenore’a ulaştı. Ona bir nefes gibi yaklaştı ve içini doldurmaya başladı. Gümüş saçlarını savurdu Lenore ve alnı, ışıktan bir taç giymişçesine parıldadı. Mahzendekilerin gözleri kamaştı kısa bir anlığına. Lenore’un güçsüz çığlığı duyuldu peşinden de. Kilisenin duvarlarında yankılanmıştı adeta, yerlerini belli edercesine.

Sonra her şey eski haline döndü. Beyaz Gelin hariç. Dizlerinin üzerine çökmüştü ve ellerini yere dayamıştı. Zemini avuçlarcasına sıkıyordu.

“Sanırsam başardık!” diye kıkırdadı Kızıl Düşes. “Nasıl hissediyorsun, güzellik. Bir düzine soylu erkeğin verebileceğinden daha çok zevk aldığına eminim!”

“Sen, ahlaksız bir kadınsın Jean!” Edgar yadırgar şekilde başını iki yana salladı ve Lenore’un yanıbaşına kadar adımladı odayı. “Kalkabilecek kadar iyiysen artık yola düşmeliyiz. Sayımızın azalıp payımızın artmasını ne kadar istesem de, yukarıdaki sihirbazların bize birkaç metelikten fazlasını kazandıracağını sanmıyorum. Gerçi ölüm, senin için artık bir problem olmamalı değil mi?”

“Hah! Ölüm demişken...” Jean, sinsi bakışlarını Bay Twinkle’a çevirmişti. “Pierre... Senin sihirli yaratıklara ilgini düşünürsek, ayrılmadan önce bu cüceden birkaç hatıra almak isteyebilirsin. Sonuçta sevgili seherbazımız da, tıp biliminin ilerlemesine katkıda bulunmaktan çekinmez değil mi?”

“Onu serbest bırakacağınıza söz... vermiştiniz...” diyebildi Beyaz Gelin güçsüzce.

“Tabi ki serbest bırakacağız. Ama Doktor’un çalışmalarına da mani olmak istemeyiz değil mi Lenore?”

Soluk maskeli Doktorun kendisini süzerek yanına yaklaştığını dehşet içerisinde fark etmişti Bay Twinkle. Bu garabet dolu salonda her ne yaptılarsa, hiç hayra alamet olmadığı aşikardı. Kollarını saran bağlardan kurtulmaya çalıştı nafile bir çabayla. Bir şekilde bu sandalyeden kurtulmalıydı ama nasıl? Kendi kanının kokusunu hala almaktaydı. Elinde ucu son derece sivri ve ufak bir bıçakla üzerine doğru gelmekte olan Doktor’a çevirmişti bakışlarını. “Buradan kurtulduğumda üzerinize bir kabus gibi çökeceğime emin olabilirsin karga suratlı, gözsüz ucube seni! Hepinizi haklayacağım duyuyor musunuz!? Gecelerinize kabus gibi çöküp, sevdiklerinize kadar tüm o muggle soyunuzun peşine düşeceğim! Geceleri kabuslarınızda beni göreceksiniz! Gündüzleri korkunuzdan sokağa adım atamayacaksınız! Duyuyor musunuz beni, ha!? Duyuyor musunuz, AAGH! AAAĞHH!”

Neşter kana bulandı. Bay Twinkle’ın dünyası bir kez daha karardı.

[spoiler]


Çöp adamlar çocuklar.
Yuvarlakların olduğu yer ise Lenore'nin çığlığının duyulduğu yer
[/spoiler]


Not:
1- Gök gürültüsünü ve zeminin titremesini herkes, cadı avcıları da dahil olmak üzere hissetmiştir. Hatta bu çatışmanın bir an duraksamasına ve cadı avcılarının afallamasına sebebiyet vermiştir.

2- Lenore'un çığlığının geldiği yer haritada belirtilmiştir.

3- Yarın saat 21:00'a kadar RP'lerinizi bırakabilirsiniz. 21:00'dan sonra RP serimizin finaline geçeceğiz.

4- Herkese şimdilik geçmiş olsun!
« Son Düzenleme: 21 Şubat, 2022 03:45:59 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Kont Sati Von Richmond »

Çevrimdışı Redferne Amaranthe Roseborough

Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #20 : 21 Şubat, 2022 02:15:00 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
"Kâfirler üzerimize Sodom ve Gomore'ye düşen lanet gibi üşüştüler!" diye bağırıyordu gençlerden biri, bir başkası ise adamın tekinde isabet bulan oklarıyla şenleniyordu ötede. Azizler Mabedi'nden gelen yangının ışıltıları vitraylı camlardaz az da olsa yansıyordu ve kilisenin neredeyse ışıksız olan ortamında bile yaşanan kapışma her anlamıyla hissediliyordu iki tarafça da. Arka girişin güven vermeyici kolaylıkla ulaşılabiliyor oluşu nedeniyle ambondan ve Michael'in Altın Haçı'ndan uzakta kalan Redferne bu durumdan hoşnut kalmamış olsa da, bu hoşnutsuzluğunun yerini en az kendi kadar kana susamış olan Victoria'nın bileyli kenarlarındaki sabırsızlık takip ediyordu. Ön kapıdan girmiş olan kâfirlerden birine sol elini süsleyen gümüş işlemeli Selene ile kanama yaratıcı kıymıklı oklarından birini göndermiş ve karşılığında bir kadın çığlığını duymuş olmanın hazzı yaşlı savaşçının yüzünü güldürmüştü bile. Kilisenin ortasındaki ayin alanında bekliyordu Redferne. Bir tanecik bile olsa kâfirlerden birinin gelip kendisiyle aşık atmasını. Bir damlacık bile olsa kanla Victoria'yı sulamayı... Fakat beceriksiz kâfirler ortadaki ayin alanına inatla ulaşamıyorlardı sanki. Belli belirsiz sevindiriyordu bu durum Peder'i, hatta neredeyse tüm bu çılgınlık ve büyülerden etkilenen avcıların kaosu içinde kahkahalara boğulacak gibiydi. Derken sonra avcıların "Bu Von Motke'yi öldüren cadı değil mi? Dikkatli olun kardeşlerim!" nidaları birçok başı kilisenin arka girişine yöneltmişti. Sonrasında ise şeytanın elinden çıkma tabiat üstü büyüleriyle arbaletleri etkilenen avcılar, süngülerini fırlatmaya başlamışlardı. Süngü taşıyordu tüm avcılar, çünkü onların hepsi tanrının bir silahıydı... Her silaha da bir süngü yakışık gelirdi. Redferne çevresindeki fedailerin bu şevklerini görerek gurur duyarken, 4 Avcı'ların bulunduğu yönden Hemşire Lucille'in "İşte melun cadı! Öldürün onu, Rab sizi kutsasın çocuklar. Öldürün!" çığlıkları kulaklarına ulaşmıştı. Redferne kâfirlere cehennemi yaşatmak için bekliyordu. Zaman, ortam, düşman; hepsi uygun olmalıydı bu kıyımın azalmadan ilerlemesi için. Biraz önce yere süngülerle birlikte serilmiş imansıza doğru uzun ama sakin adımlarla ilerlemişti Peder, ağzından çıkan ".. ve teslim ediyoruz cesedini toprağa. Küller küllere, tozlar tozlara; insan geldi topraktan, döndüğü toza ve en sonunda da geri döneceğiz yine toza. Amin." sözleriyle. Bu sırada etraftaki olayları önemsemezcesine sağa sola savuruyordu kılıcını. Soldan kavis çizerek döndü kılıç, sağdan bir yarım ay daha çizdi... Sonra da daha önce duymamış birinin midesini kaldıracak bir sesle Peder Redferne Amaranthe Roseborough'un adının Hoffman olduğunu öğrenmeye tenezzül bile etmediği kâfirin omuriliğini parçalarcasına bel kemiğini delip geçti Victoria. Adamın boğuk inlemesiyle birlikte yaşama geri dönemeyecek olduğunu garantileyen son nefesiyle birlikte, Peder geldiği yere geri döndü kahkahalarıyla. Yerine geri döndüğünde korkunç bir gürültü, peşinden gelen kan dondurucu bir çığlıkla birlikte tüm kilise titremişti. Redferne görevlerinin yarı yarıya tamamlandığını anlamıştı şimdi.
« Son Düzenleme: 21 Şubat, 2022 02:35:28 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 Gönderen: Redferne Amaranthe Roseborough »

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #21 : 21 Şubat, 2022 19:51:45 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Mucize veya değil. Bir şans daha verilmişti Cornelia’ya. Vücut ısısındaki değişiklik, görüşünün düzelmesi, kapanan yaraları ve yere düşen oklar… Canı ve kanı tekrar birdi. Ayağa kalktığında dizlerinde gücü hissetmek bambaşka bir duyguydu. Yaşamayı bu kadar sevdiğini fark ettiği ilk andı belki de. İyileştirme büyülerinde bu kadar iyi olduğunu bilmiyordu ama Felix Felicis’in gücü kimse tarafından yadsınamazdı. Etkiyi belli ki arttırmış, yaralarını tamamen yok etmişti. Üstünde ve ellerinde kalan kandan başka hiçbir şey yoktu. Raiden’ın yanına yetişmesiyle daha bir rahat hissediyordu artık kendini. Seherbazın attığı büyüyle eş zamanlı olarak devrildi düşmanları. Kendisine bir söz vermişti, kalkabilirse eğer birkaç kişiyi götürecekti. Ama bu odada onu mıhlayanlar Raiden engeline takılmışlardı. Burada oyalanıp onlara işkence etme isteğini kontrol etmeliydi. Aralarında bakıştılar bir anlık. Sonrada koşmaya başladılar.

Az önce ortamı terk ederek şova kalkışan Nicholas’ın peşinden hızla giderek arayı kapatıyordular ki bir gök gürültüsü koptu. Nicholas’ın önünü kesmişti çocuklar. Yakındılar ona ama gök gürültüsü çok şiddetliydi. Yerin sallanmasıyla olduğu yerde afalladı herkes. Saliseler içinde akış donmuş gibiydi kendi kaotikliğinde. Hiç hayra alamet değildi. Her şeyin ekstrem derece hızlı gelişmesiyle algılamak veya durup düşünecek hiçbir vakitleri olmuyordu nihayetinde. “Neler oluyor?” diye sordu Cornelia ilk. Ama ne fayda? Tahmin yürütemeyecekleri kadar kötü bir durumdaydılar. Sarsıntının etkisini bir çırpıda silip harekete geçme vakti çoktan gelmişti. Karşısında görebildiği çoluk çocuk hiç umrunda değildi. Çocukları severdi. Hep sevmişti. Lakin boş bakışlarının ürperticiliği ve saldırganlıkları ahlaki ikileme sokmuyordu Cornelia’yı. Onlar artık yalnızca içi boş kabuklardan ibarettiler. O boşluktan faydalanarak da yolu temizlemeyi tercih edecekti. O esnada çocuklardan biraz olsun gerilemiş olan Nicholas’a baktı. Aklına ilk geleni yapacak ve çocukları öldürmeden sadece onlardan kurtulacak bir şey deneyecekti. Tuzaklara ve aniden çıkabilecek olan her şeye karşı hazırlıklı olmalıydık. Raiden’ın da bir hamleye kalkıştığını gördüğü sırada çocukların altını hedef alarak asasını savurdu. “Deprimo”. Atlatabilirlerse ve daha aksilik çıkmazlarsa ya seslerin geldiği odaya sapacak ya da tören alanına doğru ilerleyecekti. Kimseden ayrılmak yoktu. Zira, uyumlu hareket edilmediğinde ne gibi sonuçlar doğurabileceğini en acı şekilde öğrenmişti. [/justify]

Yetenek 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 2, total 2
Talih 1d10 : 10, total 10

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #22 : 21 Şubat, 2022 20:43:12 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Arbalet okları beklerken bıçaklarla karşılaşmıştım. Neyse ki Meredith bugün harika bir iş çıkarıyordu. Tek sorun zavallı Alfred'i bu şekilde görmek olmuştu. Yine de herkes buraya gelirken başlarına gelecekleri biliyordu. Birlikte sol tarafımızdaki odaya girdik. Birlikte derken... Bir eksik vardı. Odaya girdiğimde Hoffman'ın arkamızda kaldığını, gelen bıçaklardan biri yüzünden yürüyemediğini farkettim. "Hoffman!" diye bağırdım ona. Yardım etmek için bulunduğum yerden tam çıkacaktım ki saçları beyaz-kızıl, çirkin bir top sakal sahibi, daha sonra gördüğüm en itici insan olarak adlandıracağım cadı avcısı kılıcı ile yanına geldi. Hoffman'ın küfürleri arasından anlamadığım, o an anlamlandırmak istemediğim cümleler söyleyip daha ben bir şey yapamadan elindeki kılıçla çok eski dostumu ortadan ikiye ayırdı. "HAYIR!!" diye bağırdım acı içinde! Önce hayatımın aşkı Cwénhild'i almışlardı elimden. Şimdi de Hoffman'ı, en yakın arkadaşımı! Senelerdir aramızdaki şakalaşmalar böyle bir görüntünün gölgesinde kaldılar. Tüm renkler soldu sanki dünyada. Etrafın kan içinde kalması, cadı avcısının arkasını dönmesi ve sanki çok normal bir şey yapmış gibi davranması... Hoffman'ın o durumda bile dönüp bana bakması ve son nefesini vermeden önce göz göze gelmemiz. Kan dökülen dudaklarını sanki, "Sen devam et." der gibi hareket ettirmesi... Atılan çığlık kafamın içinde miydi? Başka bir yerde miydi? Alnımda atıyordu kalbim sanki. Bu insanlar ile barış yapmak istiyordum ben de. Diyordum ki savaş olmasın. Diyordum ki, sadece yargılansınlar. Onlar ise gözlerini kırpmadan öldürebiliyorlardı. Gözümü kan bürüdü. Sinirden titrediğimi fark edemedim bile. Hemen belime bağlamış olduğum mavi iksire gitti elim. Bu iksiri kızım olduğunu yeni öğrendiğim Mirabelle'den almıştım. Annesi gibi güzel, onun gibi zeki, onun gibi farklıydı. O kadar gurur duyuyordum ki. Şuan burada yapacağım en ufak dikkatsiz hareket kızımdan ayıracaktı beni. Buradan çıkıp Hoffman'ı kurbanlık gibi kesen bu adamı yumruklamak, beynini yerinden çıkarana kadar kafasını ezmek en fazla istediğim şey olsa da tuttum kendimi. Yanımda duran Meredith'e "Meredith! Kulağını kapat!" diye seslendim emir verir gibi. "HEMEN!"

Sonra da diktim iksiri kafaya. Boğazımda etkisini hissettiğim gibi başladım bağırmaya. İçimden gelen tüm nefret ile bağırdım "CANİLERRR!" diye. "KAFASIZLAR! AKILSIZLAR! YALANCILAR! HAYSİYETSİZLER!" Merak etmeyin ama! Halledeceğim! Ne siz mağdur olaraksınız ileride, ne biz.

Yetenek 1d10 : 9, total 9
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 9, total 9

Çevrimdışı Raiden Minamoto

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 24
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Raiden Minamoto
  • Güç Puanı: 62
  • 自業自得
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: wrula
  • Meslek: Uluslararası Sihirsel İşbirliği Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Amaterasu Büyücüler Sendikası
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 20
  • Tılsım Gücü: 5
  • İksir Kabiliyeti: 5
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #23 : 21 Şubat, 2022 20:52:23 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Raiden elinden geldiğince hızlı bir şekilde hareket etmeye çalışmış ve sağdaki odadaki iki sivri şapkalının devrilmesini sağlayabilmişti. O bunu yaparken birinin etrafa dondurma büyüsünün çeşitlerinden birini atarak ilerlediğini duyabilmişti. O kadar şeyin arasında önceliğinin etraftaki tehlikeden kurtulmaya verdiğinden Cornelia’ya bakmak için kafasını daha yeni eğebilmişti ki kadının yerden doğrulduğunu görmüştü. İyi misin gibi bir soru soracaktı ama oklar yerdeydi ve kadının yaralarından eser yoktu. Kadının kendisini iyileştirmiş olduğunu anlamasıyla az önce Nicholas olduğunu tahmin ettiği kişinin ilerlediği yöne koşmuşlardı.
 
Nicholas’ın önünde üç tane çocuk görmesiyle başta ne yapacağını bilemeyen Raiden’in çocukların elinde bıçakların olduğunu görmesiyle tüyleri diken diken olmuştu. Kirli işlerine çocuk karıştırabilmiş olmaları gerçekten mide bulandırıcıydı. Böyle bir şeyi masa başında çalışırken duymak ve sahadayken olduğunu görmek arasında dağlar kadar fark vardı. Ve her ne kadar kendisini aksine inandırmaya çalışsa da çocukların gözleri fazlasıyla boş bakıyordu. Kendine gelmeliydi Raiden, şimdi bunu düşünmenin vakti değildi. Ellerindeki bıçaklarla ne yapacağı belli olmayan bu çocuklar kim bilir ne tür bir beyin yıkamasından geçmişlerdi ki bu kadar ruhsuz bir hal almışlardı. Kendisini ve yanındaki bunca kişiyi düşünmeliydi öncelik olarak. Ölüm bu kadar yakınındayken durmamalıydı. Bir çocuk katili olursa bunun için kendinden daha sonra nefret ederdi. Asasını sıkıca tutan Raiden aklına son anda gelen fikirle en iyi yaptığı büyülerden birini yapma kararı aldı. Çocuklara asasını teker teker yöneltirken alışık olduğu “Stupefy!” sözcüğünün dudaklarından birkaç defa dökülmesine izin verdi.

Yetenek 1d10 : 8, total 8
Destek 1d10 : 10, total 10
Talih 1d10 : 7, total 7
[/justify]

Çevrimdışı Meredith Vivienne Boleyn

  • Hayalet
  • 6. Seviye
  • İleti: 24
  • 0 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Meredith Vivienne Boleyn
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Gül
  • Meslek: Eski Seherbaz
  • Cemiyet: Merlin Tılsım Kulübü
  • Biçim Değiştirme Gücü: 3
  • Lanet Gücü: 15
  • Tılsım Gücü: 15
  • İksir Kabiliyeti: 1
  • Travma: Umutsuz Vaka
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #24 : 21 Şubat, 2022 20:53:35 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]“Bu Von Motke'yi öldüren cadı değil mi?”

Genç Seherbaz, kendini bıçaklardan, oklardan ve mermilerin hedefi olmamak için yandaki odaya atmıştı Seth Carter’la birlikte. Ve beraberinde bir süredir tuttuğu gözyaşlarını serbest bıraktı. Bir katil olarak anılıyordu dışarıda, onlara itiraz edemezdi de, bu sıfatı hak etmişti çünkü. Motke, onun yüzünden ölmüştü, ve ekiplerindeki diğer iki seherbaz da onun yetersizliği yüzünden can vermişti bu görevde. Seherbaz’ların yüz karasıydı, nereye gitse işleri eline yüzüne bulaştırıyordu, bu rütbeye layık bir isim değildi. Eğer bugün, buradan sağ çıkarsa istifa edecekti. Daha fazla hata yapıp insanları yüz üstü bırakmak istemiyordu, Bakanlık’ın onun gibi birine ihtiyacı yoktu.

Elleriyle gözyaşlarını silecekken duraksadı, ellerine kan bulaşmıştı, Alfred’in kanı. Bir hıçkırık koptu boğazından, Alfred daima anlayışlı ve düşünceli bir dost olmuştu onun için. Ve Meredith, onu kurtarmaya çalışmak yerine oklara hedef yapmıştı. “Ben ölmeliydim,” diye mırıldandı cılız bir sesle. “Ne Hoffman, ne Alfred, burada ölmesi gereken biri varsa o da bendim.”

Bay Carter da en az kendisi kadar sarsılmış görünüyordu ancak kızıl cadı gibi dağılmak yerine halen görev odaklıydı. Meredith, onun bu kararlı halini gördüğünde toparlanması gerektiğinin farkına vardı. Hala yolun sonuna gelmemişlerdi, ellerindeki kanı eteğine sildi, buradan sağ çıkacaklardı. İçerisi yataklar ve ranzalar haricinde boştu, genç seherbaz, Cadı Avcılarına karşı kullanabilecekleri herhangi bir silah olup olmadığını tespit etmek için odaya göz gezdirirken yatakların üzerine bırakılmış kağıt parçasını fark etti.

İçgüdüsel bir hareketle o tarafa yöneldi ve içinde yazılar olduğunu öğreneceği kâğıdı avuçlarının içine aldı. O sırada Bay Carter, kulaklarını kapamasını söylemişti kendisine. Nedenini anlamasa da itaatkâr biçimde yatağın kenarına çöktü ve başını kollarının arasına aldı. Az sonra öğrenirdi nasıl olsa.
[/justify]

Yetenek 1d10 : 7, total 7
Destek 1d10 : 8, total 8
Talih 1d10 : 1, total 1

Çevrimdışı Nicholas Ezra Urswick

  • Bakanlık Çalışanı
  • 6. Seviye
  • İleti: 21
  • 2280 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Nicholas Ezra Urswick
  • Güç Puanı: 15
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Es
  • Meslek: Baş Seherbaz
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 10
  • Lanet Gücü: 30
  • Tılsım Gücü: 20
  • İksir Kabiliyeti: -
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #25 : 21 Şubat, 2022 21:02:11 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Geçtiğim köşeden önüme gelene başladım fırlatmaya  büyümü. Bazılarını tutturup oldukları yerde donmalarını sağlıyordum ama gözlerimi kırpıştırıp saldıranların kim olduğunu gördüğümde durdum istemsizce. Ulan çocuk bunlar! Ellerinde de hançerler, üzerime koşuyorlar! Arkaya doğru birkaç adım atmaya çalışırken "Veletlere bak sen!" diye de yanımdakilere sesleniyordum. Kafayı yemişler bunlar! Benim de bunlar yaşında çocuklarım var, hiç böyle asabi değiller. Arkaya zıplayarak hançer darbesinden kaçarken "Silahla- şaka- olmaz! Öğretmedi mi anneniz?" diye bağırarak durdurmaya çalışıyordum. Ama bunlar büyümüş de küçülmüş, bana mısın demiyorlar! Arkamdan da saldır, öldür falan diye ses geliyor. "Minicik çocukların yanında öyle mi söylenir!" diye kızmaya başladım arkama doğru ama kim bilmiyorum hiç. Hayır ben çocuğa da saldıramam ki şimdi bir şey yapacağım, başlayacak mesai: yok efendim siz evde çocuklarınıza da mı böyle davranıyorsunuz, siz bir de baba olacaksınız... Çok biliyorum ben yiyeceğim lafları. Valla bıçaklanırım da bunlara saldırmam... Derken benim yerime Cornelia yetişti kurtarıcım olarak. Kadın da az önce iki yerinden ok yedi, gelmiş beni kurtarıyor. Helal olsun, ne denir ki? O yetmedi Raiden de bunlar Sersemletmeye başladı. Uyusun bebeler. "Ekip işi dediğin budur işte." diye seslendim bunlara. Ardından da şu çocuklara kötü örnek olan, kafayı yemiş bağıran manyak sesi bulmak için ilerlemeye başladım. Onu gördüğümde çenesini kapatması için bir büyü fırlatmaya hazır asamı havada tutuyordum. Rahibe benzeri birini gördüğümde de hiç acımadan dosdoğru yolladım büyümü. "Flipendo!" Zamanım kalırsa Mimblewimble büyüsünü de atarak dilini dolayacaktım ki bağıramasın cırtlak sesiyle.

Yetenek 1d10 : 5, total 5
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 6, total 6

Çevrimdışı Redferne Amaranthe Roseborough

Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #26 : 21 Şubat, 2022 21:42:54 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Verilen görev yerine getirilmişti, kendilerinden istenilen oyalamayı yeteceği süreye kadar canlı tutabilmişlerdi Cadı Avcıları şu an için. Bundan sonrası artık zevke girerdi. Yine de aşırıya kaçmanın anlamsız olacağını düşünmeye ya zaman yoktu ya da tartışmak lazım değildi. Burada kalıp dövüşmeye ve şehit düşmeye karar verenler, bugün buradan ayrılamayacaklarını da biliyorlardı. Başlarında amirleri olmasa bile ölene dek çatışmayı sürdüreceklerdi...
Peki bu kâfirler? Kaçmayı düşünmüyorlar mıydı? Zaten kazanamadıkları bu muharebeyi sonuna dek sürdürecekler miydi ölümden korkmadan? Hodri meydan denilmeliydi öyleyse, Londra'nın sahipleri onlar değillerdi ya? Son ana dek kalmaya çalışacaktı Peder Redferne de onlarla. Engizitör Gabriel'in verdiği bilgilerde kâfirler arasında nüfuslu bir subayın bu gece burada olacağını öğrenmişti Redferne ve bu gece burada bir yılanın başı kesilmeliydi en azından!
"Ey Seth Carter adıyla bilinen şeytan zürriyetli kâfir! Şayet o imandan uzak yaşattığın varlığında onurdan, şereften söz edecek kelâmın lügatinde varsa çık karşıma! Bir adam gibi yoldaşının intikamını al, yoksa kaç bir enik gibi kuyruğun bacaklarının arasında!" diye bağırdı tüm karmaşanın içinden, fırtınanın tam kalbinde durup.

Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 8, total 8

Çevrimdışı Kont Sati Von Richmond

Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #27 : 21 Şubat, 2022 21:47:19 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[spoiler][youtube]https://youtu.be/_9TzXI0YjlQ[/youtube][/spoiler]

Seth gürültülü bir ciyaklama bırakmıştı salonun ortasına! Bir adamotunun çığlığını andıran bu haykırışlarla sersemlemiş olan cadı avcılarının 2 tanesinin kulaklarından kanlar akmış, acı dolu çığlıklar içinde bilinçsizce yere yığılmışlardı. 1 tanesi ise sersem bir halde oturaklara takılmış ve takla atarak baygın bir halde zeminde bulmuştu kendisini.

Meredith çabucak odanın bir köşesine sinmiş, ağlamaklı gözleriyle bulanık halde gördüğü mektubu okumaktaydı tüm gücüyle. Başını ellerinin arasına almış ve Seth'in gazabından sakınmaya çalışıyordu kendisini. Okuduğu mektup allanıp pullanmış, ancak belli ki gönderilememişti. İçinde ise şunlar yazıyordu.

“Sevgili Kardeşim Nicholas,

Umarım Massachusetts’te keyfin ve iştahın yerindedir. Gerçekten hem oraları, hem de sizleri ne kadar özlediğimi anlatamam. Beni soracak olursan, hala alışmaya çalışıyorum. Kardeşlerimiz sağ olsun, hiçbir ihtiyacımızı gidermekten katiyen imtina etmiyorlar. Gazetelerde gördüğün haberlerden ötürü sakın telaşa kapılmayasın. Bilirsin ki bu cadı sürüsü, kendi sapkın alemini bizlerin gözlerinden sakınmak için ellerinden geleni artlarına koymamakta dirayetliler. Ama tüm bunların üstesinden geleceğimiz günler yakındır.

Annemizin ve babamızın mezarlarını düzenli ziyaret etmeyi sakın unutma. Huzura kavuşamayan ruhlarını belki bu şekilde yad ederek, onların bir nebze olsun Rab’bın cennetine yakın hissetmelerini sağlayabilirsek ne mutlu bizlere.

Neredeyse iki asır boyunca adi birer suçlu gibi kovalandık. Gölgelerde, bizim gibi olmayanların arasında birer kaçak gibi yaşadık. Onlar bizi avladıkça biz kaçtık. Onlar soyumuzu kurutmaya çalıştıkça biz çoğaldık. Tanrının inayetiyle hayatta kaldık. Avdık, avcı olduk!

Neyse ki sürgün günlerimizin sona ereceği gün artık çok yakın. Mahşerin 4 Avcısı göründü. Kimi kardeşlerimiz, onların lanetimize nihayet son verecek elçiler olduğunu söylüyor. Ben de buna inanmak istiyorum. Bu yüzden sebat içerisinde bekleyiniz ve itidalinizi kaybetmeyiniz. Kurtuluşumuz yakındır.

Burada senin çok merak ettiğin Rahip Roseborough Kardeşimiz ile tanıştım. Kendisi çok cesur birisi ve iblisin yüreğine korku salacak kadar kudretli sözlerin sahibi. Bir gün onunla tanışabilmeni çok isterim.


Sevgilerle,
Biricik kardeşin.
Deodat Lawson”

Cornelia, asasıyla yerde devasa bir delik açarken Raiden ise başarılı bir sersemlet büyü serisi sayesinde deliğin açılacağı yerdeki çocukları teker teker süpürüyordu tehlikelerden. Cornelia'nın büyüsünün etkisiyle zemin yarılmış ve kilise ayaklarının altında zangır zangır titremişti. Açılan delikten aşağı baktıklarında ise korkunç bir manzara ile karşılaşacaklardı. Bir mahzendi burası. Karanlıktı. İkiye yarılıp parçalara ayrılmış bir heykelin parçaları seçilebiliyordu. Tam ortasında da bir büstü andıran mermer yapı. Duvarlarda sönmüş meşaleler. Ve bir sandalye. Üzerinde oturan kara cübbeler içerisinde bir adam. Kim olduğu seçilemiyordu. Ancak güçsüz bir biçimde öne çökmüştü ve başı öne eğik halde baygın bir hali vardı.

Nicholas potansiyel deliğin üzerinden atlayarak kısa saçlı rahibeyi tepe taklak edecek bir büyü yollamıştı. Ancak rahibe de belli ki çabuk bir kadındı. Masadan kaptığı hançerlerden birisini hızla Nicholas'a hedef aldı. Asadan yayılan ışık huzmeleri hedefini buldu. Bir demir parçası havada süzüldükten sonra kızıl bir renge boyadı duvarları. Rahibe gerisingeri takla atıp arkasındaki duvara bilinçsizce yapışıverirken, Nicholas gırtlağına saplanmış hançerin etkisiyle kanlar içerisinde yere yığılmıştı. Yutkunamıyor, nefes almaya dahi çalıştığında nefes borusuna dolan kanları hissedebiliyordu. Vücudu soğuyor, ayak parmaklarında bir uyuşukluk hissediyordu. Derhal müdahale edilmediği takdirde ruhunu teslim etmesi an meselesiydi.

Neyse ki Cornelia da tam peşindeydi ve odaya yakındı. Ancak yerdeki deliğin içinde gördükleri aklını bulandırmıştı. Aşağıda gördükleri ne olabilirdi?

Rahip Roseborough haykırışların etkisinden kurtulamamıştı diğerleri gibi. Yarı baygın, başı döner bir halde yere yığılırken düello teklifini gönderebilmişti ancak. Seth Carter için çok baştan çıkarıcı bir teklif olduğu su götürmezdi. Ancak yine de Rahip Roseborough'un ayaklanabilmesi ve tekrar mücadele içerisinde yer alabilmesi güç olacaktı. Engizitör Gabriel'in sözlerini hatırladı ve eli cebindeki altın haça gider gibi oldu. Durdurdu kendisini. Direnmeye çalıştı. Güç bela ayaklanıyordu. Mücadeleye devam edecekti.

[spoiler]
[/spoiler]


Not:
1- Bir dahaki GM metni saat 22:45 gibi atılacaktır.

2- Nicholas iyileşemediği takdirde ölecektir. Büyü yapabilir ancak zarlarına eksi alacaktır.

Çevrimdışı Cornelia Barthélemy

  • Bakanlık Çalışanı
  • 8. Seviye
  • İleti: 40
  • 1735 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Cornelia Barthélemy
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Sihirsel Yasal Yaptırım Dairesi Çalışanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 6
  • Lanet Gücü: 12
  • Tılsım Gücü: 12
  • İksir Kabiliyeti: 4
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 1. Seviye
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #28 : 21 Şubat, 2022 22:17:48 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify]Takım olmanın ilk defa iyi bir yanını görüyordu Cornelia. Daha önce birbirlerine uyumlanamasalar da şimdi birlikte kaliteli bir saha görevi çıkarıyorlardı. Sonunda rüzgârı arkalarına almışlar mıydı? Büyük bir muamma. Güçlü bir büyüyle yer bir daha sallandı. Zemin ayaklarının altından çekilip giderken Nicholas’ın da bir hamle yaptığı gördü Cornelia. Çok riskli hareketlerdi bunlar. Adamın tipine ve unvanına bakınca böyle şeyler yapacağını kimse tahmin edemezdi herhalde. Gitmemesini söylemek için geç kalmıştı Cornelia. Açılan deliğe doğru fırladı aniden kadın. Nicholas’ın büyüsünün tuttuğunu görmüştü ve bir daha adama bakmamıştı. Onun yerine delikten aşağı toz bulutlarının arasından baktı. Parçalar… Her yere saçılmışlardı. Kim olduğu belirsiz birisi orada öylesine duruyordu. Daha çok mecali onu terk etmiş gibiydi. Mermer parçayı inceleme çalıştı ancak karanlık buna izin vermiyordu. Raiden’a baktı. Aşağı atlamaları gerekiyordu.  Lakin, bir ses cadının yeni yeni aşina olduğu bir ses bunu bölecekti. Konuşma değildi asla. Boğuk bir kusma sesiydi. “Nicholas!?” diyebildi sadece. Ondan başkası olamazdı. Gördüğü manzara mıh gibi aklına kazınacaktı Cornelia’nın suçlulukla harmanlanarak.

Raiden’a, “Gidin. Nicholas ile ben ilgilenirim. Geri dönmeye çalışacağım.” diyordu bütün soğukkanlılığıyla ancak sesi fazlasıyla yüksek çıkıyordu gerilim ve endişe kaynaklı. Dizlerinin üstüne çöküp çekinmeden gırtlağını tuttu adamın.  Zamanı yoktu. Çocukları vardı bu adamın. Ona yardım edemezse bugün buradan sağ çıkmasının hiçbir anlamı olmayacaktı. Bir iyileştirme büyüsü daha. Zaman kaybetmeden asasını boğazına götürdü. “Vulnera Sanentur!” Cani gönülden kudretli bir sesle ağzından çıkan büyünün işe yarayıp yaramayacağını bilmiyordu. Azrail bugün zarlarını atıyordu, düşeni alacaktı. Kolunu alıp kaldırmaya çalıştı. Hareket ettirmek bile çok tehlikeliydi bu durumda. “İyi olacaksın.” dedi güven vermeye çalışarak. Bu söylediğine kendi de inanmayı çok istiyordu. Adamı tuttuğu gibi St. Mungo’ya doğru cisimlendi. Nicholas’ın durumuna ve ekibin durumuna göre Bakanlık’tan destek alarak geri dönebilirdi ama önceliği Nicholas’ı yetiştirmekti. [/justify]

Yetenek 1d10 : 1, total 1
Destek 1d10 : 1, total 1
Talih 1d10 : 8, total 8


ps:inş reklendireceğim bu akşam bir ara asdf

Çevrimdışı Seth Carter

  • Bakanlık Çalışanı
  • 14. Seviye
  • İleti: 100
  • 5 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Seth Carter
  • Güç Puanı: 5
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Ceren.
  • Meslek: Britanya Sihir Bakanı
  • Cemiyet: Matushka Üçüncü Enternasyonel
  • Biçim Değiştirme Gücü: 23
  • Lanet Gücü: 25
  • Tılsım Gücü: 30
  • İksir Kabiliyeti: -
  • Özel Yetenek: Zihinbend, 3. Seviye; Kehanet, 3. Seviye
Ynt: Mahşer Gecesi
« Yanıtla #29 : 21 Şubat, 2022 22:32:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
Bağırışlarım karşımdaki dört cadı avcısından üçü yere düştü. Güzel kızım yanımda olmuştu. Derin derin nefes alıyordum sinirimden. Peki ya asıl önemli olan kişi? Daha demin arkadaşımı iki parçaya ayırmış olan herife ne olmuştu? Odadan çıktım. Herif çaprazımda duruyordu. Diğerleri gibi bilincini kaybetmemişti ama güçten dolayı yere yığılmıştı. Bu sırada adımı söyledi. Seth Carter... Nasıl biliyordu? Şeytan ve kâfir dedi. İmandan uzak yaşattığım varlığım onurdan bahsedemezmiş. Yere yığılırken bile bu cümleleri söyleyebilmesi harikaydı gerçekten. Güçlü bir adamdı. Ya intikamını almamı, ya da kaçmamı söyledi.

İntikam almak yapılacak en yanlış seçimdi.

Ben de seçmedim.

Kaçmadım da.

Kendi seçeneğimi koydum ortaya.

Cwénhild’i seçtiğim gibi.

Ona olan aşkımın bu kadar önemli olmasının nedeni bana ait olmasıydı.

Bu seçenek de bana aitti. Belki ölecektim bu seçeneğimin sonunda. Cwénhild'in aşkıyla öldüğüm gibi. Peki pişman olmuş muydum onu sevdiğim için.

Asla.

Adamotunun yarattığı etkiden dolayı yerle bir olduğu için zamanım vardı. Meredith’e dönüp gülümsedim.

“Her şey iyi olacak.” dedim.

Ardından tekrar döndüm adama. “Ey, adını bilmediğim din adamı kimliği altına sığınan kendini bilmez! Gözlerine inen perdeleri arala. Silinip gitme başkalarının denizinde. Kendini düşün, beni düşün. Nefret etme. Kendi gözlerinle gör beni, şeytan olarak gördüğünü. Kendimi bildim bileli aşık olduğum kadını aldınız elimden, demin öldürdüğün adam en yakın arkadaşımdı. Sana saldırırsam, senden ne farkım olur söylesene? Ben size yapılan eziyetleri de biliyorum, bize yaptıklarınızı da! İkisinin de sonunu getireceğim! Sana söz veriyorum!”

Ayağa kalkmasın diye “Descendo!” dedim asamı adama doğrultarak. Ona zarar vermeyecektim. Gerekirse ölecektim ama bu adama doğruyu gösterecektim. Biz nefret edilmesi gereken kişiler değiliz. Onlardan da nefret etmemeliyiz. Şu dünyada iki taraf da yaşayabilir.

Yetenek 1d10 : 10, total 10
Destek 1d10 : 3, total 3
Talih 1d10 : 2, total 2