17 Nisan, 2026 08:51:39 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866
Hoşgeldiniz Ziyaretçi. Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.

Gönderen Konu: Ne Hakla Bu Vahşet?  (Okunma sayısı 25 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı Charlotte Vera Rillian

  • Hufflepuff
  • 8. Seviye
  • İleti: 39
  • 295 Galleon
  • View Inventory
  • Send Money To Charlotte Vera Rillian
  • Güç Puanı: 0
    • Profili Görüntüle
  • Oyuncu Adı: Asu
  • Meslek: Hogwarts VII. Sınıf
  • Hogwarts Binası: Hufflepuff
  • Biçim Değiştirme Gücü: 7
  • Lanet Gücü: 3
  • Tılsım Gücü: 13
  • İksir Kabiliyeti: 3
Ne Hakla Bu Vahşet?
« : 19 Şubat, 2022 20:50:13 - Kurgusal Tarih: Ekim 1866 »
[justify][spoiler]Başlık adı bulma konusunda çok kötüyüm. Aklıma daha düzgün bir şeyler geldikçe mutlaka üç beş kez değişecektir o, kb ajdghf [/spoiler]

Yine akşam yemeğine geç kaldığım günlerden biriydi. Şu sıralar özellikle istemeden geç kalıyordum. Bütün gün okulun başını çeken müdireyi bulmaya çalışmıştım. Sebebim her zamanki gibi; temizlikti. Yaşıtlarımın ve daha küçüklerin yaşadığımız çevreye saygısızlık etmelerinden iyice bunalmıştım. Hele de şu Quidditch takımındaki çocukların pervasızlığından fazlasıyla bunalmış durumdaydım. Amacım müdireyi bulmak, onunla uzun uzadıya konuşup duyduğum rahatsızlığı paylaşarak bir çevre denetimi ekibi kurmasını rica etmekti. Ekibin başında olmak zorunda değildim tabi. Yaptırım uygulanması ile öğrencilerin bir noktada eğer ki keyfi olmuyorsa zorunlu bir şekilde çevreye gereken özen gösterilebilecekti. Birkaç arkadaşım da benim gibi gönüllüydü bu işi yapmaya. Ancak ben kadar duyarlı davranan birini de görmemiştim henüz. Bir süre ekibin başında kalacak sonra da diğer sorunlarla ilgilenecektim. Başkaları da sorumluluk almalıydı. Durum bu iken, müdireye ulaşmak zorlaştıkça da sinirlerim ayaklarımdan başıma kadar vuruyordu.

Gergin bir şekilde Hufflepuff masasının ucuna gelip oturdum. Kim var kim yok diye bakmadan hemen yemeğe girişecektim. Karnım zil çalarken kimse ile sohbet edecek enerjim yoktu. Masada ışıl ışıl parlayan lahana salatasına büyük bir hevesle kollarımı uzatıp önüme çektim. Kimsenin salata kasesine dokunmamış olmaması şaşırtıcı değildi. Kara fasulye köftesine de… Önümdeki tabağa köfteleri de boşaltırken yemeklerin görünüşü ile bile tadım yerine geliyordu. Güzel bir yemekten sonra sağlam bir uykuyla kendime gelebilirdim. Uykunun hayalini de kurmaya başlayarak yemeğin tadını çıkara çıkara yemeye koyuldum.

Ancak düşündüğüm kadar aç değil miydim emin olamadım üç beş lokmadan sonra. Yoksa biraz ötemden gelen hapur hupur ses mi beni rahatsız etmişti? Masaya oturduğumdan beri sesi kulaklarımdan alıkoymak için düşüncelerimle oyalanıyordum. Maalesef ki bir noktaya kadar idare edebiliyormuşum. Göz ucuyla böyle kaba bir şekilde yemek yiyenin kim olduğuna bakacaktım. Yargılamak haddime değil, çok aç olabilir tabi ama… Ne? But mu yiyor o? Böyle bir iştahla… Elimi karnımın üstüne götürdüm. Görüntüsü midemi ağrıtmıştı. Ölü sevici birisi… Kimmiş o? Başımı kaldırdım bileklerden. Gördüğüm yüz Chandler idi. Sinirime daha da dokunmuştu. Chandler ile arkadaş sayılırdık çünkü. Aynı binada olmamıza rağmen çok sohbet etme şansımız olmamıştı. Geçen sene ise iksir dersinde eşler değişmiş, biz de derste tanışıklık edinmiştik. İksir dersinde çok iyi olduğumu söyleyemem. O da ortalama bir öğrenciymiş. Kazanı felaket patlatmıştık. Nadiren de olsa ara ara sözleşip iksir çalışmaya çalışırdık. Bilen bilir, çalışmaya çalışmak dünyadaki en çirkin şeylerden bir tanesidir. Ona yakıştıramamıştım. Salata kaşığımı hışımla kâseden çıkartıp kenarına bıraktım. Otururken yanımdaki boşluğa koyduğum parşömenleri ve çantamı alıp bir solukta vardım çocuğun yanına. Arkasına zebellah gibi dikilip ensesine kalın parşömen tomarını geçirmeye başladım. “Ce-set-ye-di-ği-nin-far-kın-da-mı-sın?” Her heceye okkalı bir parşömen geçiriş. “İğrenç!” dedim. Yüzüm sinirden alev alıyor. “Resmen bedenini ve ruhunu zehirliyorsun! Bırak o et parçasını hemen. Yiyebileceğin daha bir sürü şey var. Çabuk bırak, çabuk.” diyerek istemsizce baskı uygulamaya çalışmıştım ama umurumda değildi. Hiç değilse ahlaki açıdan düşündüklerimi onunla paylaşmalıydım. Açıklamak için yanına çöktüm. [/justify]