İngiltere Büyücedünyası > Godric's Hollow
Kış Gündönümü
Kont Sati Von Richmond:
[spoiler][/spoiler]
Godric’s Hollow’da dingin bir geceydi. Aralığın kuru soğuğu kendisini usulca esen bir rüzgara kaptırmış, terk edilmiş bir evin bahçesindeki ahşap kapıyı gıcırdatarak yol alıyor, kaldırım kenarında sürüklenen bir gazete parçasını uçurduktan sonra, demir parmaklıkları yalayarak başka tenha sokaklara dağılıyordu.
Favorileriyle birleşen bıyıkları gümüşi renklerde seyreden ihtiyar bir adam, kalın, gri paltosunun içerisinde tüm heybetiyle bahçenin girişine dikilmiş, birisini bekler gibi yerini almıştı. Ne esintiye, ne de soğuğa aldırış etmez bir hali vardı. Öyle ki, beklediği kişi gelmediği takdirde sabaha kadar burada, aynı şekilde bekleyeceğini iddia edebilirdiniz. Arkasındaki harabe halini almış evin antika görüntüsü ile birleştirildiğinde, adeta tarihin başlangıcından beri buradaymış gibiydi.
Nihayet bomboş sokakta bir canlılık fark ettiğinde, sakin bir üslupla hareketliliğin olduğu yöne doğru çevirdi yüzünü.
Cwénhild Muirghéal:
"Bu gece ölebiliriz."
"Korkuyor musun?"
"Hayır."
Soğuktu. Parmağının olması gereken yerdeki yara esen rüzgarla birlikte iyiden iyiye sızlıyordu. Godric's Hollow. Uzun zamandır uğramadığı bir yerdi. Buluşma adresinden bir kaç sokak ötede indi süpürgesinden. Jack'ta öyle yaptı. Daha sonra süpürgeleri gözden ırak bir yere koydu Jack ve eve doğru yürüyen kadına yetişti. Herr von Motke. Heybetli bir dağ gibi oradaydı. Yalnızdı. Muhtemelen değildi. Eğittiği askerleri sağa sola dağılmış bekliyor olmalıydı. Onlar olmasa bile kendisi başlı başına büyük bir tehditti. Savaşmak için gelmemişti ama savaşmak zorunda kalırsa kendine eş sayabileceği bir düşmanla dövüşecekti. Adamın gözlerinin önüne geldi. Jack arkasındaydı. Bir sigara yaktı. Carmilla ise elini göğsüne koyarak adama selam verdi ve lafa girdi.
"Saygıdeğer Motke...iyi akşamlar. Bu havada buraya kadar geldiniz. Çok teşekkür ederim."
Kont Sati Von Richmond:
“Davetinizi nasıl reddedebilirdim Frau Carmilla...”
Adamın başındaki fötr şapka gözlerini kapatacak ölçüde öne eğilmişti. Yine de o şapkanın ardından bir anlığına Jack’i süzdüğünü hissedebilmek mümkündü. Kalın yün eldivenlerle kaplı elini kaldırıp arkada harabe halinde duran evi işaret etti.
“Gözlerden uzak bir yer arzu etmiştiniz. Burasını tetkik ettirdim. Herhangi bir sorun gözükmüyor. Bizim için yeterli olacaktır.”
Ruhsuz adımlarla evin kapısına doğru yol alırken bir yandan da arkasını dönüp kızıl cübbeli kadının takip edip etmediğini izliyordu. Carmilla ve Jack eve girdiklerinde çatıdaki deliklerden sızan ay ışığı haricinde evin içinde kör bir karanlıkla karşılaşacaklardı. Öyle ki önlerine dikkat etmeden ilerlemeleri hayli zor olacaktı. Nitekim zeminde de yıkık dökük mobilyalara, kullanılmamaktan toz yığınına bulanmış sandalyelere ve evin köşelerine yuva yapmış örümcek ağlarına denk gelecekleri kuşkusuzdu.
Cwénhild Muirghéal:
Kapalı bir alana girmek her zaman tehlikeliydi. Özellikle sizden önce gelen birinin sizi davet ettiği kapalı bir alana. Fakat bu adamın buraya gelmesi de tehlikeliydi. Bütün bu buluşma bu olay... hepsi çok riskli bir satranç hamlesi gibiydi. Adamı takip etti. Jackte aynı şekilde peşlerine düştü. Ev... Evden çok bir mağarayı andırıyordu. Sızan ışık, örümcek ağları. Jack ise bu arada gözleriyle sağı solu kontrol ediyordu. Herhangi bir tersliğe karşı. İçeri girdiklerinde hemen söze girdi. Pek vakitleri varmış gibi hissetmiyordu.
"Herr Motke. Türümüz belli bir soruna karşı fazlasıyla kör kalmış durumda. Uyuyoruz. Eğer bir şeyler yapmazsak. Uyandığımızda çok geç kalmış olacağız. Sizin başarılarınızı bilmeyen yok. O Vatikan azgınlarına nefes aldırmamıştınız. Buna tekrar ihtiyacımız var."
Yetenek 1d10 : 8, total 8
Destek 1d10 : 1, total 1
Talih 1d10 : 5, total 5
Kont Sati Von Richmond:
Bir eliyle paltosunun cebinden bir puro çıkardı yaşlı adam. Dudaklarına götürüp asasıyla tutuştururken ucunu, kadının sözlerine cevap vermeyi de ihmal etmedi yarım bir ağızla.
“İltifatlarınız için teşekkür ederim Frau Carmilla. Anlaşabileceğimizi biliyordum.”
Carmilla’nın etrafı süzen gözleri, puronun ateşinde bir anlığında giriş holünün arkasındaki odaya takıldı. Bir sandalye tam ortasına konulmuştu odanın ve üzerinde oturan bir adam. Sanki uyuyor, yahut baygın gibiydi. Ne yüzü seçilebiliyordu baktığı yerden ne de cismi. Kara bir cübbe vardı sanki üzerinde ama emin olamıyordu. Jack dikkatlice kulağına yaklaştı Carmilla’nın. “Birisi izliyor bizi, hissedebiliyorum.”
Jack’in Carmilla’ya anlık yaklaşmasını fark etmemiş gibiydi Von Motke. Sakince konuşmasını sürdürdü. “Ekibim sayesinde cadı avcılarından bir kaçını elimize geçirip konuşturmayı başardığımızı söylemem gerekir. Eğer beraber çalışacaksak... Bana çok ilginç bilgiler sağladıklarını itiraf etmeliyim. Örneğin sizin bir işkenceden geçirildiğinize dair. Yaşadıklarınız için ne kadar üzgün olduğumu anlatamam. Ancak bütün o yaşadıklarınız sayesinde sizin gibi bir kahramana kavuştuğumuz için de, o fanatik yobazlar kendileriyle ne kadar iftihar etse azdır.”
Yüzünü kadına dönmüştü şimdi. Eldiveninde tüten puro dumanı, ay ışığına karışıyor, gökyüzüne aheste aheste yükselip gecenin karanlığına karışıyordu.
Navigasyon
[0] Mesajlar
[#] Sonraki Sayfa
Tam sürüme git