Tam şu sıralar bir uğursuzluktur almış gidiyordu. Edith'in söylediğine göre Kenneth'ın Gank (ya da öyle bir şey) Yıldızı bir tür devirdaime girmekteymiş ve bu da Kenneth'ın sosyal hayatında tıkanmalara, yine Edith'in söylemiyle doğum sancılarına neden oluyormuş. Bu süreci olumlu atlatırsa birkaç hafta içinde her şey eskisinden de güzel bir hâl alacakmış. Kenneth genelde Edith'in yıldız falı merakına burun kıvırır, tepeden tırnağa saçma sapan bir şey olduğunu düşünüyor olsa da sevgili karısını üzmemek için ses etmezdi. Fakat bu sefer şu uğursuz donemden öyle bunalmıştı ki ve her şeyin böyle üst üste gelmesinin nedeni olarak elindeki biricik açıklama da bu olduğundan Edith'in söyledikleri zihninde dönüp duruyordu. Muhtemelen sunduğu açıklamadan çok vaat ettiği olumlu gelecek için buna sığınıyordu ve bunun da gayet farkındaydı.
Yarasalar ligde pek iyi gitmiyordu ve Kenneth takımın son üç maçından tamamen uzak kalmıştı. Edith'le evlendikleri sene araya sayısız farklı telaşe girdiğinden neredeyse bir buçuk ay Quidditch'ten uzak kalmıştı. Hem bunun öncesinde, ta çocukluğuna kadar hem de sonrasında, Yarasalar'dan kopuk kaldığı en uzun donem işte tam bu dönemdi. Bakanlık'ta da işler karmakarışık ilerliyordu. Son bir hafta içinde Kenneth'ın asistanı tam üç kez değişmiş, en sonunda iki hafta önceki sevimsiz asistanı Barney'nin en doğru seçenek olduğunda karar kılınmıştı. On gün önce bir mini diploması sürecinde yer alacak heyetin bir üyesi olarak Edinburgh'a gideceği ve en azından üç gün orada kalacağı söylenmiş, sonra bu seyahat 5 gün öne çekilip Edinburgh yerine Brighton'a gidileceği bilgisi verilmişti. Kenneth Brighton'da bir gün geçirdikten sonraysa Bakanlık'tan yine bir haber gelmiş, heyetin acilen Edinburgh'a gitmesi gerektiği söylenmişti. Fakat hemen hemen aynı dönemde Ray hastalanmıştı ve hem Phali'nin hem de Scrinium'un işletmesinde Kenneth ve Ryan Ray'e vekalet ediyordu. Bunu bahane göstererek Edinburgh ziyaretini kısa tutmak isteyen Kenneth Edinburgh'ta görüşmesi gereken heyetin ciddi bir gıda zehirlenmesi geçirmesi sayesinde bu amacına ulaşmıştı ama acilen yapılması gereken bu diplomatik görüşme resmi olarak ertelenmişti artık, yani tüm evrak işleri zamani geldiğinde en baştan yeniden düzenlenecekti. Sevgili Ray'in durumuysa ayrıca canını sıkıyordu Kenneth'ın. Hogwarts yıllarından beri tanıdığı Ray'in bir kez olsun hasta olduğunu görmemişti, özellikle Norveç'ten döndüğünden bu yana Ray'in Phali'ye hiç ayak basmadığı tek bir gün olmuşsa dişini kırardı Kenneth. Fakat işte, Jane'in söylediğine bakılırsa Ray bulaşıcı bir hastalık kapmıştı. Bu yüzden kendini karantinaya almıştı ve pubın işlerini koşturmak için Ryan ve Kenneth'tan, tabi Finn ve Morgan'dan da ricada bulunmuştu. Bunlar, ilk bakışta çok normal gibi görünen ama çok tuhaf şeylerdi işte. Kenneth kendine sormadan duramıyordu: Ray bu bulaşıcı hastalığı nereden kapmıştı? Phali'de kapmış olamazdı, çünkü buranın eşrafından başka kimsede benzer bir rahatsızlık yoktu. Ve neden Ryan ve Kenneth'ın tüm ısrarlarına rağmen iki haftadır Ray'in sesini bile duyamamışlardı? Hayır, bir şeyler ters gidiyordu. Ya da en azından her şey göründüğü kadar basit açıklamalara sahip değildi.
Tüm bunlara Gank Yıldızı neden oluyordu işte, en azından Edith'in iddiası bu yöndeydi. Kenneth bugün haftasonu olduğu için sabahın köründe doğruca Phali'ye giderken yolda bunları düşünüp durmuştu. Phali'nin bulunduğu dar sokağa vardığında pubın kapısından girmek üzere olan Ryan'i görmüştü. Bugün niyeti ön tarafta hiç oyalanmamak, doğruca Scrinium'a geçip Finn'den görevi devralmak ve gece geç saatlere kadar zamanını orada geçirmekti. Fakat Ryan'ı görünce bu düşüncesinden bir anda vazgeçti. Ryan da onu görmüş, eli kapı kolunda öylece durmuş Kenneth'ı bekliyordu.
"Selam" dedi Kenneth, Ryan'in de benzer bir yorgunluk dönemi geçirmekte olduğunu düşündü. Gözleri ve yüzü her zamankinden daha sakin, daha duruydu. "Ray'den bir haber var mı?"
Tam bu sırada Ryan kapıyı açmıştı ve ikili beraberce içeri girdi. İkisi de o anda donup kaldı. Ray işte orada, pubın küçük barının arkasında oturmuş onlara bakıyordu ve ağzından kıvılcımlar saçılıyordu. Eğer bu sırada yüzünde bir gülümseme olmasaydı Kenneth en kötüsünü düşünürdü. Ray kapıda duran Kenneth'la Ryan'e ve onların şaşkın yüz ifadelerine baktıkça daha da keyiflendi sanki. Kenneth da bir süre sonra şoku atlattı, şimdi o da gülümsüyordu.
"Şurada duran bizim İşgüzar-Ray değil mi?" diye sordu Ryan'e. "Güya iki haftadır hasta yatağında olan. Yoksa, ağzından çıkan kıvılcımlara bakarsak, Ray'e feci biçimde benzeyen bir ejderha mı?"